![]() |
![]() |
Adres :Sinan Mah. Arık Cad. No:35/4 Gerçek Apt.Kat:1 Antalya Sayı : 17 Tlf:0.242.3117273 Fax :0.242.3117246 E-mail: antalya.@rotary2430.org.tr Web :http://www.antalya-rotary.org.tr |
| G E Ç E N H A F T A | Tenis İhtisas Kulübü - 28.10.2001 - 1208/16 |
||||
CUMHURİYET BALOSU |
|||||
Toplam Üye |
50 + 11 |
KONUŞMACI | GDG Akın Gökyay | ||
Katılan Üye |
21 + 2 |
KONU | Cumhuriyet Rejiminin Türkiye İçin Önemi | ||
Katılım |
% 42 |
KONUKLAR | |||
TELAFİ KARTI GETİRENLER |
Rtn.Akın – Birten Gökyay | Onur Konukları | |||
HİÇ KİMSE |
Rtc.Sibel – Harun Doğan | Antalya Rotaract Kulübü | |||
| Rtc.Berrin – Süleyman Evren | “ | ||||
| Rtc.Mustafa Kaçar | “ | ||||
| Rtc.Akın Taşkın | “ | ||||
| Mustafa Burak Kalender | Kemal Kalender’in Konuğu | ||||
| Dilara Şencan | Hülagu Şencan’ın Konuğu | ||||
| Eşlerimiz ve Çocuklarımız | |||||
TOPLANTI
NOTLARI :
|
| B U H A F T A | Talya Oteli - 01.11.2001 - 1209/17 |
||||
| KONUŞMACILAR : Komite Görevlileri | MÖNÜ : | ||||
| KONU : 2.Kulüp Asamblesi | Yeşil Salata, Balık Tava, Kup Talya | ||||
DOĞUM GÜNLERİ |
EVLENME YILDÖNÜMLERİ |
||||
01.11 |
Meral Sözen | ||||
04.11 |
Mustafa Yapan | ||||
05.11 |
Teoman Süer | ||||
| Meslek
Ödülü Sahibi İbrahim Şencan’ı tanıyalım... 1931 yılında Bucak/Ürkütlü köyünde doğan İbrahim Şencan, ilk, orta ve lise tahsilini Antalya'da, yüksek tahsilini İ.T.Ü. İnşaat Fakültesinde tamamlamış, 1953 yılı Haziran ayındaki mezuniyetinin ardından 1955-1956 yıllarında da askerlik görevini yapmıştır. İŞ HAYATI 1- İBRAHİM ŞENCAN Firması Kasım 1953'den bu yana faaliyettedir. 2- ÇALLIOĞLU İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş Nisan 1976'dan bu yana faaliyettedir. 3- ŞENCAN İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş. Mayıs 1982'den bu yana faaliyettedir. 4- ÇALLIOĞLU Beton Sanayi ve Ticaret A.Ş. Kasım 1991'den bu yana faaliyettedir. 5- ÇALLIOĞLU Prefabrik İnşaat San.ve Tic.A.Ş. Ocak 1995'den bu yana faaliyettedir. 6- ÇALLIOĞLU Yapı ve Ticaret A.Ş. Haziran 1994'den bu yana faaliyettedir. 7- ÇAP İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş.-İSTANBUL Kasım 1995'den bu yana faaliyettedir. Bu şirketler vasıtası ile yurtiçinde ve özellikle Antalya bölgesinde sulama tesisleri, barajlar, köprüler ve bina inşaatları ile İstanbul, Antalya, Burdur, Isparta ve Eskişehir’de muhtelif sanayi tesislerinin prefabrik karkas inşaatlarını yapmıştır. SOSYAL HAYATI 1951 - 1953 İ.T.Ü. Talebe Birliği Yönetim Kurulu Üyesi 1968 - 1970 AP (Adalet Partisi) Antalya İl Başkanı 1973 - 1977 Antalya Belediye Meclisi Üyesi 1974 - 1975 Antalya Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi 1968- Çallıoğlu Camii ve Külliyesi Vakfı Kurucusu ve Mütevelli Heyet Başkanı (1969 yılında caminin yapımını gerçekleştirmiştir.) 1978 - Antalya Rotary Kulübü Üyesi 1987 - Amatör Çallıspor Kulübü ve Satranç Kulübünün Kurucusu Çallıspor Kulübü’nde, diğer amatör spor kulüplerinden farklı olarak, özellikle gençlerin yetişmesine önem verilmekte olup, halen futbolda 280, satrançta ise 120 lisanslı genç sporcuya eğitim verilmektedir.Çallıspor Satranç takımı, Türkiye 1. ligini geçen sene 5. olarak bitirmiş, 2001 yılında ise kendi grubunun lideri olmuş ve Türkiye şampiyonluğu için iddialı olarak mücadele vermektedir. 1993 Nisan - İNTES (Türkiye İnşaat ve Tesisat Müteahhitleri İşveren Sendikası) Yönetim Kurulu Başkanı (Halen Başkanlığı sürdürmektedir) İNTES ülkemizin önde gelen ve büyük kısmı uluslararası üne sahip müteahhit firmaların üye olduğu saygın bir İşveren kuruluşudur. 1995 Nisan – 1999 Şubat BELKÖY (Antalya Beldibi Turizm Yatırımları ve İşletmeciliği A.Ş.) şirketinin Yönetim Kurulu Başkanlığı 234 ortaklı halka açık bu şirketteki başkanlığı döneminde 1.200 yataklı tatil köyü ile 127 dubleks apartın yapımı gerçekleştirilerek, işletmeye açılmaları temin edilmiştir. 1995 Aralık - TİSK (Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu) Yönetim Kurulu ve Yürütme Komitesi Üyesi (Halen sürdürmektedir) 1996 Ağustos-Ocak 2000 TÜSİAD (Türkiye Sanayici İş Adamları Derneği) Y. İstişare Kurulu Üyeliği 1998 Temmuz-Haziran 1999 AGH (Antalya Güçbirliği Holding) Kurucu Yönetim Kurulu Başkanı. EĞİTİME KATKILARI 1999 yılında Mezun olduğu İTÜ İnşaat Fakültesinde kendi adını alan dersliğin tefriş ve tezyinini yaptırmıştır. 2001 yılında Manavgat ODAÖNÜ köyünde yaptırdığı ve kendi adını alan 15 derslik ilköğretim okulu eğitime açılmıştır. ROTARY HAYATI 1978 yılında Antalya Rotary Kulübüne üye olmuştur. 1980/1981 döneminde Antalya Rotary Kulübünün başkanlığını yapmıştır. Bu kulüpteki başkanlığı sırasında, Türkiye’de yeni kurulmuş olan 243. Bölgenin yıllık konferansının, o zamanın kısıtlı imkanları içinde, ilk defa bir tatil köyünde yapılmasını organize etmiştir. Daha sonraki yıllarda gerek 243. (2430) Bölgenin, gerek Antalya Rotary Kulübü’nün muhtelif komitelerinde görev almıştır. 1989 yılında Guvernör Özel Temsilcisi olarak Alanya Rotary Kulübü’nün kuruluşunu yapmıştır. 1991/1992 Rotary yılında 3. Grup Guvernör temsilciliği yapmıştır. Halen Antalya Rotary Kulübü’nde Kıdemli Faal Üyedir. |
| ÜYELERİMİZDEN HABERLER... |
PROJELER
...ETKİNLİKLER ... |
GENÇLİK PANELİ 3 Kasım Cumartesi günü saat 14.00’de Antalya Koleji konferans salonunda “GENÇLİK SORUNLARI” konulu paneli düzenliyoruz. Eğitimci, psikolog ve sosyologların panelist olarak katılacakları bu etkinlikte sizleri mutlaka aramızda görmek istiyoruz. |
ROTARY BİLGİLERİ... GRUP İNCELEME MÜBADELE (G.İ.M.) AMAÇ :
SÜRE :
EKİP :
GRUP ÜYELERİNDE ARANAN ÖZELLİKLER NELERDİR?
GİDERLER NASIL KARŞILANIR ?
ADAYLAR NASIL BELİRLENİR ?
|
KASIM = “ROTARY VAKFI” AYI Rotary’de vakıf ayı olarak bilinen Kasım’a girmemizle birlikte G.İ.M. programıyla ilgili hazırlıklar da başlamış oldu. Biz de bu vesileyle bu çok önemli vakıf programını tanıtmak ve Bölge’den gelen duyuruya da bu çerçevede yer vermek istedik. 2430.BÖLGE’DEN DUYURU 20 Nisan – 26 Mayıs 2002 arasında beş hafta süreyle Norveç’e gidecek olan GİM ekibine başkanlık etmek isteyecek Rotaryen dostlarımıza önemli bir hatırlatma: GİM Başkanı olmak isteyen Rotaryen’de bulunması gereken özellikler :
İlgilenen dostlarımızın başkandan temin edebilecekleri başvuru formlarını en geç 16 Kasım Cuma akşamına kadar bölge komitesine ulaştırmaları gerekiyor. |
Sevgili Rotaryen Dostlar, Eğer son anda bir aksilik çıkmaz da bu yazım yayınlanırsa çok uzun süredir arzuladığım bir olayı gerçekleştirmenin gurur ve mutluluğunu duyacağım. Evet çok çok uzun bir süredir sizlere seslenmek, sizlerle birlikte olmak istiyordum ama bu emelimi gerçekleştirebilmek için çok çok zorlandım. Bültene yazı yazma görevini ,bülten komitesi başkanı olarak Sayın Hülagu Şencan’ın verdiğini ve bu işi Naci’den kapmak için Hülagu’ya yakın olmam gerektiğini biliyordum. Ne yapıp edip bu işi Naci’den kapmanın yollarını düşünmeye başladım ve çeşitli planlar kurdum. İlk olarak Hülagu’nun yemeğe olan düşkünlüğünü bildiğim için olaya yemek kanalından girmeyi düşündüm ve her Çarşamba işimi gücümü bırakıp Konyaaltı’ndan kalkıp Fener mahallesine giderek "Cafe Corner " e gelip, kendim diyette olmama rağmen "Geleneksel Çarşamba Öğlen Yemeği " ısmarlamasını yaptım. (Laf aramızda mutlaka gitmenizi tavsiye ederim, muhteşem ev yemekleri ve tatlıları var.) Sevgili Hülagu rutin olarak üç porsiyon yemeğini ve tatlılarını yerken ben de salata ve sudan oluşan yemeğimi yiyordum ve maruzatımı kibar bir dille anlatmaya çalışıyordum. Fakat her seferinde yemeğin sonuna doğru aldığım cevap "bakarız Erkan" oluyordu. Bu lafı 2 ay boyunca bıkmadan usanmadan üç porsiyon yemek ve tatlı üstüne kahvesini yudumlarken söyledi. Bu konuda bir ilerleme kaydedemeyince onun diğer bir tutkusu olan Galatasaray’ı düşünerek evime digitürk bağlattım ve her maç günü birlikte maç seyretmek bahanesiyle evime yemeğe davet ettim, fakat bu konuda da sonuç yine kocaman bir "bakarız Erkan" oldu. Tabi bu arada diğer bir tutkumuz olan Dünya tatlısı köpeğine aldığım değişik mamaları ve yurtdışından getirttiğim oyuncakları söylemiyorum. Canım küçücük köpek, lokma kadar midesi var, bunun lafını etmek bile çok ayıp diye düşünüyorsanız, size sadece şunu söyleyeyim; onun bir öğünde yediğini asgari ücretli 4 kişilik bir aile 1 ayda yemiyordur. Bütün hayatım bu "bakarız Erkan"daki tonlamalardan ve vurgulardan değişik ümitler çıkartarak geçerken karşıma son bir fırsat olarak "Geleneksel Cumhuriyet Balosu" çıktı. Bir punduna getirip Hülagu’yla yanyana oturmayı başardım. Bütün amacım diğer bir tutkumuz olan alkolden yararlanmaktı ve içki limitli olduğu için kendi içkimi Hülagu’ya vererek ona şirin gözükmekti. Fakat bu arada Naci de boş durmadı ve o da tam karşısına oturdu ve benim rakı ataklarıma kontr ataklarla karşılık veriyordu. (peynirlerini vererek ve purosunu herkesten önce yakarak) Tam herşeyden ümidimi kesmiş ve Türk basınının bensiz neler kaybettiğini düşünüyordum ki, hayatımın bütün akışını değiştiren o sihirli sözcükleri duydum "Naci,sen çok yoruldun, bu hafta biraz dinlensen", ardından bana doğru yarım dönerek ve ağzındaki puroyu yüzüme üfleyerek "Erkan sen de birşeyler karala da bi bakalım". Kulaklarıma inanamıyordum, hayallerim gerçek olmuştu, aylardır peşinden koşturduğum işi sonunda bağlamıştım. O hızla birden ayağa fırlayarak o sırada çalmakta olan "Onuncu Yıl Marşını" öyle bir coşkuyla söylemişim ki herkes çok duygulanmış. Ayağa kalktıktan sonra fikir değiştirmesin diye bir daha hiç oturmadım ve gecenin geri kalan kısmını ayakta geçirdim. Bu arada masada benim hakkımda "basuru var onun için uzun süre oturamıyor; yok yok adam kurtlu ondan oturamıyor; gibi çeşitli şeyler söylendi ama hiçbirine aldırmadım, olsun işi kapmıştım ya bu bana yeterdi. Evet sevgili dostlar, işi kapma hikayesi bu kadar. Eğer devam edebilirsem sonraki haftalarda görüşmek umuduyla sevgiyle kalın. Rtkç.Erkan Dodanlı Bülten Komitesinden Zorunlu Bir Açıklama Bildiğiniz üzere bu kutu bültenimiz içinde yer almakla birlikte, kendi çapında “yarı özerklik” taşıyan bir bölümdür. Prensip olarak buraya gönderilen yazılara müdahalede bulunulmaz. Komitemiz, doğrudan doğruya değerli çalışanlarımızı hedef alan ve tüm yurtta olduğu gibi, KKTC’nde ve dış temsilciliklerimizde de infial yaratan yukarıdaki tüyler ürpertici yazıyı her şeye rağmen yayınlamaya karar vermiş bulunmaktadır; üstelik de virgülüne bile dokunmadan. Böylece çalışmalarımızı ne derece demokrat ve uygar bir anlayış içinde sürdürdüğümüzü siz değerli okurlarımıza bir kez daha gösterme fırsatı da doğmuş olmaktadır. Bundan böyle de bu bölüme gönderilecek yazılara herhangi bir sansür uygulanmayacaktır; olsa olsa iki tuş darbesiyle bu kutunun varlığına son verilip, Rotkoç köşesinin ebediyete intikali sağlanacaktır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur... |
| SİZİN
KÖŞENİZ... Havva İşkan Işık’tan gelen son derece ilginç bir öyküyü “derinliğine binaen” yayınlıyoruz .Bu soru Kopenhagen’daki bir
Üniversitenin fizik sınavından alınmıştır: Bu oldukça orijinal cevap hocayı çileden çıkartmaya yetti ve öğrenci dersten
kaldı. Öğrenci cevabının doğruluğu konusunda itirazda bulundu ve Üniversite durumu
çözmek için başka bir hoca gönderdi. İlk beş dakika genç sessizliğe gömüldü. Alnı düşünceden kırış kırış olmuştu. Hoca zamanın tükenmekte olduğunu hatırlattığında genç çeşitli cevaplarının olduğunu fakat hangisini kullanacağına karar veremediğini söyledi. Tekrar acele etmesi tavsiye edilince genç şöyle cevapladı: "İlk olarak, barometreyi gökdelenin tepesine çıkartıp kenarından aşağı bırakıp yere inene kadar geçen süreyi ölçersiniz. Binanın yüksekliği (H=0.5x g x t kare) formülü uygulanarak hesaplanabilir. Fakat barometre için kötü bir secim..." "Veya güneş parlıyorsa, barometrenin yüksekliğini ölçersiniz. Sonra onu bir yere dikip gölge uzunluğunu ve sonra da gökdelenin gölge uzunluğunu ölçebilirsiniz. Bundan sonrası basit bir orantıyı çözmek olacaktır". "Fakat bu konuda gökbilimsel bir cevap istiyorsanız, barometrenin ucuna bir sicim bağlayıp, onu bir sarkaç gibi sallandırabilirsiniz; önce yer seviyesinde, daha sonra da gökdelenin tepesinde. Yüksekliği T=2pi kare kvk (I/g) formülündeki farktan yararlanarak bulabilirsiniz.". "Yahut da gökdelenin dışarısında bir yangın çıkış merdiveni varsa barometreyi bir cetvel gibi kullanarak yukarıya çıkarken gökdelenin boyunu barometre yüksekliği biriminden sayıp bunları toplayabilirsiniz.". "Eğer ille de sıkıcı ve ortodoks olmak istiyorsanız, tabii ki barometre ile gökdelenin tepesindeki ve yer seviyesindeki basıncı ölçer milibar cinsinden çıkan farkı feet'e çevirebilirsiniz ve yüksekliği bulursunuz.". "Ancak bizler daima zihnin bağımsızlığı ve bilimsel metotlar kullanma
konusunda teşvik edildiğimiz içindir ki en iyi yol şüphesiz hademenin kapısını
çalmak ve yeni bir barometre isteyip istemediğini sorarak gökdelenin yüksekliğini
söylemesi durumunda ona bu barometreyi vereceğimizi söylemek olurdu." Öğrencinin adi : Niels Bohr... Fizik'te Nobel ödülü kazanan tek Danimarkalı... "Zekanın bir sınırı vardır ama ahmaklığın yoktur." Einstein |
| ELEŞTİRİLER ...
ÖNERİLER ... Bu bölüm büyük bir olasılıkla önümüzdeki hafta yayın hayatına son verecektir. “Neden acaba?” diye düşünenler olabileceği gibi, vicdanı sızlayan ya da pişmanlık duyup, bir şeyler göndermek isteyen dostlarımız bulunabileceğini düşünerek, işte size son fırsat diyoruz. Yazılarınızı bekliyoruz. Yıllar sonra “bültende ne de güzel bir köşe vardı, bizim yüzümüzden kapandı” diye düşünüp, kendinizi suçlamak istemiyorsanız, acele edip bize yazın. Bunun size neler kazandıracağını önümüzdeki haftalarda somut bir biçimde göreceksiniz. Üstelik kazanan yalnızca siz olmayacaksınız; kulüp de, Türk Rotary’si de, hatta insanlık da bu girişiminizden kazançlı çıkacaktır. Tabii ki gene de siz bilirsiniz... |