![]() |
![]() |
Adres :Sinan Mah. Arık Cad. No:35/4 Gerçek Apt.Kat:1 Antalya Sayı : 34 Tlf:0.242.3117273 Fax :0.242.3117246 E-mail: antalya.b@rotary2430.org.tr Web :http://www.antalya-rotary.org.tr |
| G E Ç E N H A F T A | Talya Oteli - 28.02.2002 - 1225/33 |
||||
Toplam Üye |
47 + 11 |
KONUŞMACI | Rtn.Hulki Demirel | ||
Katılan Üye |
35 + 4 |
KONU | Turizm ve Küreselleşme | ||
Katılım |
% 74 |
KONUKLAR | |||
TELAFİ KARTI GETİRENLER |
Rtn.Yalçın Gökhan | Topkapı Rotary Kulübü | |||
Yaşar Süzen |
Perge R.K. |
Taylan Orhan | Öğrenci - RYLA Katılımcısı | ||
| Sündüz Akay | Toplum Merkezi Sorumlusu | ||||
TOPLANTI
NOTLARI :
|
|||||
Saygıdeğer Dostlar, Bu kadar kapsamlı bir konuda bu derece yetkin bir dinleyici topluluğu önünde bir şeyler anlatmak hiç de kolay değil doğrusu. Kulübümüzde kürsüye çıkıp bir şeyler anlatmayı , bu cesareti gösterebilmeyi zorlaştıran bir kaç özel neden de var. Bunların başında gerek üslup gerek içerik açısından son derece üst düzeyden konuşmalar yapan sevgili ağabeyimiz Turhan Sözen geliyor. Sevgili Turhan Sözen çıtayı o derecede yükseğe çıkarttı ki sohbetleriyle kulaklarımızda ve zihnimizde bıraktığı tadın yanına yaklaşmak dahi mümkün değil, bu da bendeniz gibi kürsüye çıkıp naçizane bir şeyler anlatmaya çalışacaklara hayatı zindan ediyor. Turizm konusunda bir şeyler anlatmak zaten biraz tereciye tere satmak gibi oluyor Antalya'da. Diyeceksiniz ki hepimiz turizmci değiliz. Bu doğru doğru olmasına ama sizlere sormak isterim, son 5 sene içersinde, hangi iş kolunda çalışırsanız çalışın, ne kadar zamanınızı turizm üzerinde fikir teatisi yaparak, hatta fikir üreterek geçirdiniz? Bu bir zorunluluk, çünkü hangi iş kolunda çalışırsanız çalışın işinizin nasıl bir çizgide gelişeceği Antalya'da doğrudan doğruya turizmin izleyeceği trendle ilişki içersinde, hatta turizmin trendine bağlı. Bu fikir yürütme ve fikir üretme süreci içersinde, benim kanaatimce, hep kendi gerçekliğimizden yola çıkarak, ilişki içersinde olduğumuz partnerlerimiz ve rakiplerimizin gerçeklerini göz önüne almadan veya onları stratejileriyle genellikle bizim aleyhimize olma gayreti içersinde kurumlar olarak, etrafımızda ya düşmanlar ya da dostlar görerek düşünüyoruz. Ben bu konuyla alakalı olduğunu düşündüğümde kısa bir fıkrayı anlatmadan geçemeyeceğim. Çokuluslu bir yayınevi uluslararası bir yazarlar yarışması düzenliyor. Her ülkeden yazarlar fil konusuyla ilgili bir makale yazacaklar. Ülke birincileri seçilecek. Daha sonra ülke birincileri arasında dünya çapında bir seçmeye gidilecek. Bir kaç yazarın konuya bakış açıları enteresan: İtalyan yazar - Fil Erkeği ve Aşkları İngiliz: Bir Centilmen Olarak Fil Alman: Filin Sömürgelerde Üretim Süreçlerinde Kullanımının Maksimizasyonu ve Bunun Sosyolojik Etkileri. Türk: Fil, Dost mu Düşman mı? Böyle siyah beyaz dengeler benim naçizane görüşümce yok. Herkes, biz de dahil olmak üzere kârını maksimize etmek istiyor, çok kazanmak istiyor rakiplerinin bir adım önünde olmak istiyor. Yani TUI, Neckermann, Alltours, ITS bizim iş adamı olarak yaptıklarımızdan daha farklı şeyle yapmaya çalışmıyorlar, sadece daha güçlü ve büyükler. Bu nedenle de onlar nezle olduğunda bizler zatürree oluyoruz. Şimdi işin tabiri caiz ise felsefi tarafını bir kenara bırakalım ve pratik boyutuna dönelim. Öncelikle terminoloji bazında bazı sorunlar yaşayacağım. Pek öztürkçeci olmasam da turizmle ilgili konuşurken kullandığım yabancı kavramların bolluğundan da hiç hoşnut değilim.Bu hususta bana anlayış göstermenizi rica ediyorum. İkinci ricam da genel olarak bu konuşmalar tek taraflı bir bilgi ya da fikir aktarımı olarak tecelli ediyor. Bu konuşma inşallah böyle olmaz,ben size birtakım gerçekleri, gözlemlerimi mütevazı bilgilerimi aktaracağım ve kafanızda yeni soru işaretleri oluşmasını sağlamaya çalışacağım. Lütfen bana sorularınız ve fikirlerinizle destek olun. Türkiye'de yaşadığımız problemleri irdelemek için önce " ülkemize turist gönderen ülkeler ne durumda? " ya bakarak başlamalıyız. En büyük müşterimiz ve benim en iyi tanıdığım ülke olduğu için Almanya'yı örnek alalım. Almanya'da insanlar her geçen sene refah seviyeleri ve gelecekleri ile ilgili daha fazla kaygı içersine düşüyorlar. Bir kaç örnek vermek gerekirse sağlık hizmetlerinde sigortalıların payının artması, emekli maaşlarının azalması, kreşlerin pahalılanması, çocuk yardımlarının azalması yani sosyal devlet kavramının kapsadığı alanın git gide kısıtlanması. Bunun yanında tüketicinin cebine göz dikenlerin yarattığı yeni ihtiyaçlar, cep telefonları, internet, her konuda gerekli olup olmadığı ciddi tartışma konusu olan yeni harcama alanları, yeni lüks giderler aile bütçelerinde yeni delikler açıyor. Alışılmadık düzeyde yüksek seyreden işsizlik endişe veriyor insanları. Bu seneye özel olarak, 11 Eylül sonrasında terör ve özellikle uçmaktan duyulan korku ya da hiç olmazsa çekingenlik. Göz önüne alınıp irdelenmesi gereken ikinci kesim rakip destinasyonlar. Bizim rakiplerimiz öncelikle Akdeniz çanağındaki ülkeler: Mısır, Tunus, İspanya, Fas, Yunanistan. Bunların çoğunda aynı Türkiye'de olduğu gibi bundan on onbeş sene evvel kayda değer bir yatak sayısı yoktu. Bunun yanında eskiden sadece çok pahalı destinasyonlar olarak gündemde olan Karaipler, Maledivler gibi destinasyonlar uçak fiyatlarındaki azalmalar nedeniyle potaya girdiler. Sıradan Avrupalılar için gidilmesi sadece hayal olan ülkeler sınıfından çıktılar. Bize turist gönderen ülkeler ve rakipleri bu şekilde irdelediğimizde varacağımız sonuç şu: Arz artıyor, dev adımlarla artıyor hem de. Buna karşın herkesin sebeplenmeye düşündüğü pasta, yani talep pastasında Eski Doğu Bloku ülkelerindeki kısmi hareketlilik dışında kayda değer bir büyüme yok denilebilir. Şimdi bu durum tespitinin hemen arkasından yine sizle paylaşmak istediğim ve maalesef Turizm sektöründe olan bir çok dostumuzun, bir çok yetkilinin de ayırdında olmadığı bir gelişme var. Özellikle Almanya'da turizm sektörü iki boyutta hayata geçirmeye çalıştığı bir entegrasyonun peşinde. Yatay ve dikey entegrasyon. Bu kavramları birbiri ardına ele alalım. Yatay entegrasyon iki boyutta incelenebilir: Bir, arkalarında sigortalar ya da bankalar gibi finans devlerinin bulunduğu büyük tur operatörlerinin kendi ülkelerindeki pazar paylarını normal olarak kendi hitap ettikleri segmentte olmayan ürünleri piyasaya sunan daha ufak tur operatörlerini satın alarak büyütmeleri. Örneğin orta sınıfa hitap NUR TOURISTIK şirketinin üst gelir grubuna hitap edebilmek için TERRAMAR şirketini satın alması, LTU grubunun uzak destinasyonlara kültür seyahatları düzenleyen MEIER'S WELTREISEN'i satın alarak hem büyümesi, hem de uçak koltuklarının müşterisini kendi bünyesine bağlayarak sağlama alması. İki, yabancı ülkelerde başarılı ya da gelecek vaat eden tur operatörlerinin satın alınarak o ülkelerin pazarlarında da pay sahibi olunması. Örneğin normal olarak Alman pazarında çalışan NUR TOURISTIK'in Belçika pazarına girmek için SUNSNACKS adlı tur operatörünü satın alması. Dikey entegrasyon aslında bu iki kavramın bizi daha doğrudan doğruya ilgilendireni. Bu kavramı açıklarken bildik kâr merkezleri kavramını gündeme getirmek gerekiyor. Müşteriye satılan ürünü biz sıklıkla otel olarak algılıyoruz. Bu aslında doğru değil. Ürün daha karmaşık bir yapı arz ediyor. Sadece otel değil ürün, koca bir paket. Bir anlamda o ülkedeki diğer servisler ve ülkenin nitelikleri de buna dahil, ki bu bence başka bir sohbet konusu olabilir, ama ticari olarak hemen görülüyor ki bu paketin bileşkenleri transfer, uçuş, seyahatin satın alındığı shopların (Travel Shop ya da Reisebüro diyorlar) verdiği hizmetler ve konaklama. Bu bileşkenlerin her biri geleneksel yapıda ayrı bir girişimcinin para kazandığı birer bölüm. Dikey entegrasyonda bu bileşkenleri bir araya getirip ürün haline sokan tur operatörünün iddiası bu ürünün her bileşkesinden payını almak. Bu nedenle yerel acentalara ortak oluyor ya da daha ileriye gidip onları satın alıyorlar, kendi otel zincirlerini kurup Dünya'nın her ülkesinde oteller işletiyorlar, kendi uçak şirketlerini kuruyor ya da var olan uçak şirketlerinin sahibi oluyorlar ve seyahat satan dükkanlarını oluşturuyorlar. Bu globalizm, küreselleşme ya da emperyalizm gibi, nereden baktığımıza göre farklı şekillerde adlandırdığımız fenomenin turizmdeki yansıması. Hem koşulsuz globalleşme taraftarı olmak hem de kıyılarımıza yabancı sermaye hakim oluyor diye çığlık atmak ciddi bir tenâkus oluşturuyor. Ne yapmalı? Bu sorunun cevabını isterseniz hep tartışalım aramızda.Benim tek istediğim bu tartışmalar sırasında sizlerin konuya bakışınıza karıca kararınca yeni bir perspektif getirmekti. Bir nebze başarılı olabildiysem ne mutlu bana, bu arada sürç-ü lisan ettiysem affola. Saygılarımla, Rtn.Hulki Demirel |
|||||
| B U H A F T A | Talya Oteli - 07.03.2002 - 1226/34 |
||
| KONUŞMACI | Rtkç.Fahri Işık | Mönü : | |
| KONU | Truva Üzerine Kültür Savaşları | Rokalı Çoban Salata, Piliç a la Kral, Dond.Kazandibi | |
DOĞUM GÜNLERİ |
EVLENME YILDÖNÜMLERİ |
||
- |
- |
||

| PROJELER...
ETKİNLİKLER... |
OCAKBAŞI TOPLANTILARI / 3 11 MART PAZARTESİ |
||
|
||
|
||
|
||
|
||
BARIŞ KONFERANSI Değerli Yardımcı Guvernörlerim ve Kartal Başkanlarım, Bildiğiniz üzere PRESIDENTIAL WORLD PEACE SUMMİT 8-10 Mart tarihleri arasında İstanbul’da yapılacaktır. UR Başkanı Richard King’in katılımı ile gerçekleşecek olan bu toplantı bizlerin gerek temsil gerekse Rotary’nin daha iyi anlaşılması yönünden önemli bir fırsatıdır. Sizleri ve Rotaryen arkadaşlarımı bu toplantıya katılmaya bir kez daha davet ediyorum. Ülkemizin daha ileride alacağı görevler, bu toplantıya katılımınızla orantılı olarak değerlendirilecektir. Katılımla ilgili detayların size ulaştırılmasında Organizasyon Komitesinin yoğun çalıştığını biliyorum. Yakın bir zamanda bunları alacağınızı umuyorum. Lütfen yukarıda belirtilen tarihleri bu toplantıya ayırınız. Yüzümüzün akıyla temsil edilebilmemiz sizin duyarlılığınıza bağlıdır. Rotaryen sevgi ve selamlarımla, Ömer Tezcan UR 2430. Bölge Guvernör 2001 - 02 |
EKOS Değerli Yardımcı
Guvernörlerim ve Kartal Başkanlarım, |
| Batı’da Uyanan Anadolu GerçeğiTruva üzerine kültür savaşları
‘DÜŞ ya da gerçek-Troia...’ Türk ve Alman Devlet Başkanları'nın 17 Mart 2001'de Stuttgart'ta birlikte açtıkları çok ayrıcalıklı bir serginin adı... Taşındığı Braunschweig kentinde de izleyici rekorlarını kırmıştı bu etkinlik. Şimdilerde Bonn'da ‘‘Hititler ve İmparatorluğu’’ ile ‘‘Pers Sanatında 7000 Yıl’’ gibi dünya sanat tarihinin devleriyle aynı sanat galerisinde yarışmakta, herİkisini de gölgeleyen ilgi çokluğuyla yarışı açık ara önde götürmekte... Bu ilgi birilerini çok rahatsız etmişe
benziyor. Çünkü Truva'nın Alman kazıcısı Prof. Dr. Manfred
Korfmann'ın on yıldır yazdıkları, ne hikmetse, ilk kez bu muhteşem serginin
gördüğü benzersiz ilgiyle birlikte sert eleştiri oklarına hedef olmaktadır. Ve bir Anadolu
prehistoryacısı ‘‘arkeolojik bulguları çarpıtarak sunmakla’’ suçlanmaktadır.
Almanya'nın en eskilerinden olan Tübingen Üniversitesi'nin bu iki eskiçağ bilimcisini ve eski dostunu Temmuz 2001'den bu yana karşı karşıya getiren, salt bu ‘‘tartışılabilir’’ gerçekler değildir. Prof. Korfmann'ın -sözde- ‘‘kazı sonuçlarını saptırma’’ nedeninin, ‘‘Türklere yaranmak için bilime politika karıştırıyor’’ gibi yakışıksız bir gerekçeye dayandırılmasıdır da... Anıtlar ve Müzeler Genel Müdürümüz Dr. Alpay Pasinli'nin Prof. Kolb'tan istediği yanıt da, maksadı aşan bu bilim dışı davranışa yönelik olmuştur. Konu, Temmuz 2001'den beri usandıran aynı demeçlerle ‘‘Yeni Truva Savaşı’’ olarak medyada sıcak tutulunca ‘‘savaş’’ rektör tarafından üniversiteye ‘‘çekilmiş’’; 15-16 Şubat 2002 günlerinde ‘‘Geç Tunç Çağ’da Truva’nın Önemi” başlıklı sıradışı bir sempozyumla “sulha” bağlanmak istenmiştir. Her iki düşünceden eşit sayıda, toplam 13 arkeolog ve eskiçağ tarihçisinin bildiriler sunduğu, Amerika'dan ve Avrupa'nın çok ülkesinden gelen çok sayıda eskiçağ bilimcisinin tartışmalarla katıldığı toplantı, benzeri yaşanmamış bir ‘‘bilimsel arenaya’’ dönüşmüştür. Türkiye'den ben ve Prof. Dr. Coşkun Özgünel çağrılıydık... 800 kişilik salonda üç saat süren ‘‘final’’ eyalet TV'sinden naklen yayınlanmış; Akha Helenleri'ne kaybedilen gerçek savaştan 3200 yıl sonra kazanan bu kez ‘‘Truvalılar’’ olmuştu. Şimdiki bir ‘kültür savaşıydı’, Avrupa Uygarlığı'nın ‘‘köken savaşı’’. Çünkü ‘‘Truvalı’’ Korfmann, ‘‘Avrupa'yı Truva'dan başlatmakla’’ da suçlanmaktaydı; yani Anadolu'dan başlatmakla. Birilerini çok rahatsız eden de, Türkiye'ye AB kapılarını açacak olan “kilit” bu olmamalıydı... DÜNYA KABULLENMEDEN TÜRKİYE KABULLENMEZ Bonn'da Hitit Sergisi'nin tanıtım filminde Prof. Dr. Tahsin Özgüç, ‘‘Anadolu bizlerin anayurdudur, tüm kültürel hazinesi bizlere mirastır, çağdaş Avrupa Uygarlığı bu mirasın ürünüdür’’ demekteydi. Yaşayan en ünlü Homeros araştırmacısı sayılan Prof. Dr. Joachim Latacz, 9.10.2001 günlü Frankfurter Allgemeine Zeitung'ta tam sayfa yayınlanan Truva makalesinde ‘‘Avrupa kültürünün en güçlü kökleri Anadolu'dadır; çünkü gerçekte Avrupa'nın anakenti Atina değil Milet'tir’’ diye yazmaktaydı. ‘‘Batı Uygarlığının Yaratıcıları’’ içerikli konferans dizilerinden birinde ben, Fazıl Say'ın ‘‘Dünya kabullenmeden Türkiye kabullenmiyor” özdeyişiyle yakınmıştım.Ve Türkiye'nin genelde habersiz olduğu ‘‘Truva-Kültür Savaşı’’nın zamanlaması, Truva Sergisi'ne ‘‘Yunan'dır’’ diye giren Avrupalı'nın, ‘‘Anadolu'ymuş’’ diye çıkmasıyla örtüşmektedir. Bizde ise zaman, kültür politikasının rotasını bu bilimsel gerçeğe çevirme zamanıdır. Türkiye Mimarlar Odası'nın 9-10 Mart 2002 günü İstanbul'da öngördüğü ‘‘Anadolu Uygarlıklarından 3. Binyıla Mesajlar” sempozyumunun hedefi budur. Prof. Dr. Fahri IŞIK * Bu yazı 02.03.2002 tarihli Hürriyet Gazetesi’nde Yalçın Bayer’in köşesinde yayınlanmıştır. |
BEN KİMİM?... Kendi Kaleminden Rtn.Salih Peker30.06.1963 yılında Antalya'da doğdum. İlk, orta ve lise öğrenimimi Antalya'da tamamladım. Daha sonra A.Ü. Ziraat Fakültesini kazandım. Fakülte yıllarımda Demet'le tanıştım, uzun bir beraberlikten sonra evlendik. Okul bittikten sonra bir süre tarım şirketinde çalıştım. Daha sonra Birgül dünyaya geldi. Ama çocukluktan beri istediğim birşey vardı. İnsaat yapmak. Ve BİLEYDİ İNŞAAT adı altında yaklaşık 10 sene inşaat yaptım. İnşaat sektöründeki kriz nedeni ile GSM sektörüne girmeye karar verdim. PEKER TELEKOM adında bir şirket kurdum. Ve 10 aydır bu işi yapıyorum. İnsanları çok seviyorum. Bir de Galatasaray'ı çok seviyorum. Benim fanatik olduğumu söyleseler de aslında öyle değilimdir?!Üniversite yıllarımda profesyonel basketbol oynadım. Spor yapmayı çok seviyorum. Ama vakit bulamıyorum. Rotary'nin bana verdiği tek şeyin dostluklar olduğuna inanıyorum. Sizlerle birlikte olmaktan mutluyum.Orhan Veli'nin bir şiirini sizlerle paylaşmak istiyorum.
Ne kağıt yeter ne kalem, Mesut sanmam için kendimi, Bunların hepsi..hepsi fasafiso. Ne takayım, ne tekneyim. Öyle bir yerde olmalıyım, Öyle bir yerde olmalıyım ki. Ne karpuz kabuğu gibi. Ne ışık, ne sis, ne buğu gibi... İNSAN GİBİ. |
BAŞKANIN MESAJI Sevgili dostlar, Aileden Sorumlu Devlet Bakanlığı’nın başlattığı bir milyon çocuğa süt kampanyasını duyduktan sonra, bir milyon çocuk olmasa da seksen beş çocuğun bu ihtiyacını tespit etmiş olmamızdan büyük mutluluk duydum. 58 üyeli Antalya Rotary kulübü olarak yöremizdeki 85 çocuğu, yalnızca sütle değil, yumurta ve peynirle de besleyerek protein ihtiyaçlarını bir nebze karşılayabilmiş olmanın huzurunu duyuyorum. Bir milyon çocuğa bakamasak da her birimiz 1,46 çocuğun bir öğün beslenmesini sağlıyor durumdayız. Bizim bu vesile ile yaptığımız çok daha önemli bir hizmet var. Biz 85 çocuğun okullaşmasını sağladık bu projemizle. Yapılan bilimsel çalışmalar bireyin aldığı eğitimin, dışsallığının, yani topluma katkısının en yüksek olduğu dönemin 3-10 yaş arası dönem olduğunu göstermiş. Bu dönemin ilk yarısı ise insan eğitiminin en önemli süreçlerinden. Bu da okul öncesi eğitimin ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. Ülkemizde okul öncesi okullaşmanın yalnızca %9,8 oranında gerçekleştiği dikkate alınırsa, yaptığımız hizmetin önemi daha da çarpıcı bir şekilde gözler önüne serilmiş olur. Toplum merkezimizde 120'nin üzerinde kadın ve genç kıza okuma yazma öğretmişiz, üç yıla varan sürede. Okuma yazma oranının %84 olduğu, ve bu %84'ün yarıdan fazlasının kadın olduğu düşünülürse, yine ülkemizin önemli bir yarasına, karınca kararınca merhem olmaya çalıştığımız görülüyor. 2000 verilerine göre ülkemizdeki kız çocuklarının yalnızca %45'i orta öğrenime devam ediyor, yani bir mesleğe yönelme çabasında. Var olan anlaşılması güç sistem sayesinde mesleğe yöneliyorlar demek ne yazık ki olası değil. İstatistiksel verileri bilemiyorum ama yarısının yolda kaldığını söylemek çok yanlış olmaz sanırım. Çalışma bakanının söylediğine göre 29 yaş altı gençlerimizin %32,3'ü vasıfsız işçi pazarında yerlerini alıyorlarmış. Geri kalan kızlarımızın üretime katkıları yok ya da bakış açısına göre minimal düzeyde. Sonuçta ev işi yaparak, ya da yemek pişirerek diğer aile bireylerine hizmet etmek de bir üretim sayılabilir. Toplum merkezimizle, 1298 kadın ya da kızın bir şekilde ufkunu açmışız, dağarcığına bir şeyler katmasını sağlamışız. Meslek edindirmeye yönelik biçki dikiş kursları sürüyor. Şehirle entegrasyonları düzenlenen gezilerle sağlanıyor. Aile planlamasından koruyucu hizmetlere kadar her türlü sağlık sorunu destekleniyor. Önümüzdeki dönem tamamlayacağımızı umduğumuz daha çağdaş bir binada, daha genişletilmiş olanaklarla hizmetten yararlanma oranının da artacağı kanaatindeyim. Hepimize teşekkürler....... Hep birlikte daha güzel daha yararlı işler dileğiyle.... Rtn:Fatma Kızılırmak |
| ROTARY BİLGİLERİ...
Bu hafta, genç dostumuz Taylan Orhan’ın toplantımızda yaptığı güzel konuşmayla tekrar gündeme gelen RYLA hakkında kısa hatırlatmalarda bulunmak istedik. RYLA NEDİR? Genç liderleri bulup, yetiştirmeye yönelik, Rotaryenler tarafından organize edilen ve yürütülen, kulüplerin özel dikkatiyle, yetenekli, liderlik vasıflarına sahip 18- 22 yaşlarındaki gençlerin katılımcı olarak seçildiği, katılanların ücretlerinin, teklif eden Rotary Kulübü tarafından ödenmesiyle, yetenekli, fakat dar gelirli gençlerin de yararlanabildiği, grup çalışması ortamında, seminer veya kamplar şeklinde gerçekleştirilen, gençlerin mesleki sorumluluk ve insan ilişkileri ile ilgili sorunları tartışmalarına, öğrenmelerine ve bu arada eğlenerek arkadaşlıklar kurmalarına olanak sağlayan, yoğun bir eğitim ve uygulama programıdır. RYLA, Rotaryenler’e de liderler ve iyi yurttaşlar
yetiştirilmesine yardımcı olmak ve nesiller arasında köprü kurma
RYLA’NIN AMAÇLARI NELERDİR?
Bölgemizde düzenlenen RYLA Seminerleri’nin ülkemize özel ek amaçları nelerdir? RYLA hakkında daha geniş bilgi almak isteyen dostlarımız, Tandoğan Rotary Kulübü’nün RYLA için özel olarak hazırladığı web sayfasını ziyaret edebilirler. http://www25.brinkster.com/tandogan |
Sevgili Dostlar, Bu hafta alışageldiğiniz gibi Rotkoçlar’dan bir yazı ile karşılaşmayacaksınız bu köşede; çünkü, bir bayan Rotaryen eşi olarak bu köşeyi ele geçirmiş bulunuyorum. Aslına bakarsanız bülten çıkmaya başladığından beri 34üncü sayıya ulaştı ve bildiğim kadarıyla henüz biz bayanlar olarak buradan sesimizi duyuramadık. Oysa ben hepimizin paylaşmak isteyeceği şeyler olduğunu düşünüyorum ve önümüzdeki haftalarda sizleri burada görebilmeyi umuyorum. Bildiğiniz gibi 8 Mart ‘Dünya Kadınlar Günü’. Erkeklere oranla çoğu hala eğitimsiz hatta okuma yazma bilmeyen, sosyal ve siyasal hakları yeterince iyileştirilmemiş, ekonomik bağımsızlığı olmadığı için yaşamını yönlendiremeyen ve dolayısıyla boyun eğen kadınların çoğunlukta olduğu bir toplumda yaşıyoruz. Özellikle kadınların, çocuklarını yetiştirmek ve yaşama hazırlamak gibi en ağır sorumluluğu da üstlendiğini dikkate alacak olursak, toplumun şanslı sayılabilecek kadınları olarak mutlaka bir şeyler yapmamızın gerekli olduğunu düşünüyorum. Bunun için çok da uzağa gitmeye gerek yok. Yakın çevremiz içinde de yapabileceğimiz çok şey var. Örneğin kulübümüzün toplum yararına düzenlediği projelere destek verebiliriz. Mayıs ayı içerisinde toplu nikah töreni yapılacak. Bu bence çok önemli bir etkinlik. Resmi nikah toplumumuzda kadınların medeni kanunun getirdiği haklardan yararlanmalarını sağlayacak önemli bir güvence. Ayrıca kulübümüzün RCC bünyesinde kurduğu ve destek sağladığı Ahatlı toplum merkezinde de gönüllü çalışabilecek kadınlara ihtiyaç var. İlaç ve kitap toplama kampanyaları sürüyor... Kulübümüzün Ahatlı’da bulunan Yıldırım Bayezid, Turgut Reis ve Ahatlı ilköğretim okullarının ana sınıflarına uzun süredir devam eden destek çalışmalarını yerinde izlemeye ne dersiniz? Kulübümüzde yaklaşık 45 dolayında bayan Rotaryen eşiyiz. Birlikte ya da bireysel olarak yapacağımız yardım ve destek çalışmalarının küçük de olsa bir katkısı olacağına inanıyorum. Eğer toplumumuzda bir şeylerin değişmesini gerçekten istiyorsak elimizi taşın altına koymalıyız. 14 Mart akşamı, eşli toplantıda görüşmek dileğiyle... Sevgiler, Deniz Şencan Rotaryen Eşi |
SİZİN KÖŞENİZ... Bildiğiniz gibi 8 Mart “Dünya Kadınlar Günü”. Böylesine önemli bir günün yer aldığı haftada konuya duyarsız kalamadık ve komite olarak onların duygularını dile getirmelerine aracı olmaya karar verdik. Lütfen biraz tebessüm!!!!!!! Ünlü Amerikalı komedyen Rita Rudner, kadınların erkekler hakkında gözlemlerini derlemiş; ne de güzel (!?) derlemiş:
Bunlar da bazı ünlü kadınlar tarafından erkekler üzerine söylenmiş önemli(!?) sözler...
|
İlginç bir haftayı geride bırakmak üzereyiz. 4 Mart Dünya Laiklik Günü, daha doğrusu “World Secularism Day” olarak kutlandı; her ne kadar laiklik ile Anglo-Sakson “Secularism” sözcükleri birebir örtüşmese de... Bu kadar derin konulara girmektense, gene aynı ölçüde derinlik taşıdığını düşündüğümüz 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü daha bir dikkate almayı ve küçük de olsa bazı göndermeler yapmayı tercih ettik. Bu bağlamda kendilerine tahsis ettiğimiz köşelerini bir haftalığına da olsa kaptırmak durumunda kalan sevgili Rotkoç dostlarımızın, böyle bir eyleme alınganlık göstermek yerine gerekli mesajları çıkarıp, en kısa sürede “organize olma” yolunda gerekli girişimleri başlatacaklarına gönülden inanıyoruz. |