![]() |
![]() |
Adres :Sinan Mah. Arık Cad. No:35/4 Gerçek Apt.Kat:1 Antalya Sayı : 27 Tlf:0.242.3117273 Fax :0.242.3117246 E-mail: antalya.@rotary2430.org.tr Web :http://www.antalya-rotary.org.tr |
| G E Ç E N H A F T A | Talya Oteli - 03.01.2002 - 1218/26 |
|||
Toplam Üye |
50 + 11 |
SERBEST KÜRSÜ / Kulübümüzün Sorunları |
||
Katılan Üye |
32 + 4 |
KONUKLAR | ||
Katılım |
% 64 |
Rtc.Canan Gökalp | Antalya Rotaract Kulübü | |
TELAFİ KARTI GETİREN |
Rtc.Banu Sağıroğlu | “ | ||
W A N T E D |
Rtkç.Naci Yazıcı | Kulüp Konuğu | ||
| Erhan Şenoğlu | “ | |||
TOPLANTI
NOTLARI :
|
| B U H A F T A | Anteks Konfeksiyon Fabrikası - 10.01.2002 - 1219/27 |
|||
İŞYERİ GEZİSİ / Serbest Bölge |
||||
DOĞUM GÜNLERİ |
EVLENME YILDÖNÜMLERİ |
|||
10.01 |
Süleyman Çevik | 12.01 |
Neşe – Salim Güllüpınar | |
14.01 |
Himmet Öcal | |||
14.01 |
Fatma Arıca Ertaş | |||
| ÜYELERİMİZDEN HABERLER... |
PROJELER
...ETKİNLİKLER ... |
Bir süredir çevirmenliğe soyunan Hulki Demirel’in ikinci kitabı da çıktı. Yanda kapağını gördüğünüz bu yapıtla ilgili tanıtıcı bir yazıyı aşağıda yayınlıyoruz. Sevgili Hulki’nin bundan önceki çeviri kitabı hakkında bilgi edinmek isteyenler için aşağıdaki siteyi öneriyoruz. Dostun Alın Yazısı Viyana'da bilgisayar uzmanı bir genç kadın (Anna), Hikmet adlı bir Türkiyeli adamla tanışır. Apansız, hayal gibi, uçucu kaçıcı bir tanışıklıktır bu. "Platonik" bile olamayan bir aşk. Lakin, genç kadının, İçişleri Bakanlığı'nda yüksek bürokrat olan orta yaşlı sevgilisi, mesafeli dursa da hep gözetimi altında bulunduğu uçuk kaçık aile fertleri, küçük işyeri didişmeleri ve arkadaşlarının (Avusturyalı, Arap ve Yugoslav...) acı tatlı aşk hikayeleriyle salınıp giden yaşamını alt üst eden bir tanışıklık. Bu hikmetli tanışıklık, ortaya çıktığı kadar çabuk yiten aşkının peşinden koşan Anna'yı kentteki göçmen Alevilere, komşusu olan bir münzevi Sufi'ye ve onların fikir alemine doğru çeker. Sadece fikir alemine değil, aynı zamanda silahlı külahlı, kaçaklı göçekli işlerin ortasına düşer. "Eski" sevgilisinin aşk rekabetine ilişkin gerginliğini, mesleki ("asayiş") kaygılarıyla depreştiren alengirli işler... Günümüz Avusturya edebiyatının ilgi gören yazarlarından Barbara Frischmuth, hikayesini, zor ama akıcı, özgün bir dille anlatıyor. |
HİMMET ÖCAL’A TEŞEKKÜRLERİMİZLE... Sevgili dostumuz Himmet Öcal’dan bu hafta çok anlamlı birer yılbaşı hediyesi aldık. Sevgili Havva’nın ve Rotkoçlar’ın isim babası Fahri Işık dostumuzun değerli katkılarıyla hazırlanan ve Anadolu Sanatı Tarihi’nden çeşitli yapıtlar yansıtan çok özel bir bir ajandaydı bu. Emeği geçen dostlarımızla birlikte Himmet Öcal’ı ve titiz çalışma konusunda bir marka haline gelen “ORKUN-OZAN” ı kutluyor ve her ne kadar hakettikleri desteği alamasalar da, bu yoldaki mücadelelerini sonuna kadar sürdürmelerini diliyoruz. Bu son derece güzel çalışmanın iç kapağındaki yazıyı, taşıdığı mesajın önemi nedeniyle bir kez daha hatırlamanızı istedik : “Bu bereketli toprak üzerinde batı kültürünü ve sanatını yaratan insanların mirasçıları olarak, bize emanet bırakılan evrensel değerlerimize sahip çıkmak ve onları güncel yaşantımızla bütünleştirmek her kişi ve kurumun kaygısı olmalıdır.” ORKUN & OZAN SANAT GALERİSİ’NDE RESİM SERGİSİ 11 Ocak – 08 Şubat 2002 tarihleri arasında Bulgar asıllı ressam Yaşar Ali Güneş’in yapıtlarının sergileneceği resim sergisinin açılış kokteyli 11 Ocak Cuma günü saat 17.30’da gerçekleşecek. |
BEN KİMİM?... Kendi Kaleminden Rtn.Mustafa YapanDoğum 4 Kasım 1954 Antalya, ilkokul ve ortaokul Antalya, lise 1 Ankara (yatılı), lise mezuniyetim Antalya, yüksek okul Ankara 1977. Aynı yıl Mimarlık ofisimi açmış olmama rağmen bir yıl reçel imalatı işi ile uğraştım. Kazancı iyi olmasına rağmen proje işim ağır basınca reçel imalatı işinden ayrıldım. Dede, baba mesleğim inşaat işini küçük yaşta benimsemiş ve özümsemiş olmalıyım ki mimarlık yüksek okulunda çok severek okuyup mezun oldum ve hala mesleğimi çok severek devam ettiriyorum. Bugüne kadar yaşamımda önemli birkaç son kararım olmuştur. Bunlardan bir tanesi mimarlık okuyabilmek için 3 yılda 4 kez üniversite sınavlarına girdim. İlk yıl Pangaltı İ.T.İ.Y.Okulunu, ikinci yıl İ.Ü. Fen. Fak. Matematik bölümünü, üçüncü yıl A.D.M.M.A. (Gazi Üniversitesi) Mimarlık bölümünü kazandım. (1973) İkinci son kararım maddi imkanım yok denecek kadar az iken babamızdan kalan arsamıza inşaat yapma kararım.(1980) Kararı verdiğim gün bir başka Müteahhit ile inşaat sözleşmesi imzalıyor idik. O güne kadar önemli son kararım Demet ile bir yuva kurmak oldu. Sonsuz şükürler olsun ki bütün bunlar ve bundan sonraki kararlarımda hep kendimden emin oldum. Üniversiteye hazırlanan 18 yaşındaki kızımız Irmak,13 yaşında sekizinci sınıftaki oğlumuz Ali, 7 yaşında birinci sınıftaki kızımız Ela ile Demet ve ben hepimiz denizi çok seviyoruz. Hepinizin bildiği gibi Rotary'ye o tarihte boş bulunan Mimarlık mesleğim sayesinde katıldım. Dostlarım, Rotary bana çok güzel şeyler verdi. Hepinizi seviyorum. Şu anda Rotary'de meslek dalım Akaryakıt satıcılığı, bu mesleğimi de çok severek yapıyorum. Hizmet sektöründe önemli bir iş olduğunu düşünüyorum. İnsanları memnun edebiliyor iseniz siz de memnun oluyorsunuz; her bakımdan. Tüm insanların iyiye ve güzele layık oldukları kanaatindeyim. İşimde de bu düşünce ile gayret ediyorum. İtiraf etmeden geçemeyeceğim, Ortağım sevgili Mustafa'nın tabiri ile işcinsel olduğumu kabul ediyorum. Rotaryen sevgi ve saygılarımla. |
ROTARY BİLGİLERİ... Son toplantımızdaki tartışmalarda söz alan dostlarımız, kulübümüz ve Rotary ile ilgili farklı vurgulamalarda bulunmuş olsalar da, hepsinin bir konuda görüş birliği içinde olduğu dikkati çekti. Devam, devam ve gene devam!!! Bir Rotaryen’in kulübüne karşı taşıdığı birçok sorumluluk içinde ilk sırayı devam konusunun aldığı, üzerine basa basa hatırlatılmış oldu. O halde bu haftaki konumuz da bir kez daha devam olmalı diye düşündük. Kulübümüzde ciddi devamsızlık sorunları bulunan 7-8 üye bulunmakta. İlk altı ayda kaydedilen %68’lik ortalamada bunun önemli bir etkisi olduğunu yadsıyamayız. Geçen ay yayınlanan Guvernör Mektubu incelendiğinde, bölgemizdeki 80 kulüp arasında 64.sırada yer aldığımız görülmekte. Bir başka deyişle, bizden kötü durumda sadece 15 kulüp bulunuyor. Yandaki maddeleri özellikle sıraladık. Bir kulüpte devamla ilgili bir sorun varsa, bundan elbette ilgili komitenin de sorumlu olduğunu hatırlatmak için. Ancak en alttaki notu dikkatle incelediğinizde, karar alma konumundaki yetkili dostlarımızı da unutmamamız gerektiğini göreceksiniz. Buna isterseniz gönderme yapmak deyin, ya da uygun görürseniz eleştiri olarak tanımlayın. |
DEVAM KOMİTESİNİN GÖREVLERİ
“DEVAMSIZLAR İÇİN İDARİ KARAR ALAMAZ, ANCAK DURUMU YÖNETİM KURULUNA RAPOR EDER.” |
AKILLI UŞAK Nihayet Hülya’nın baskı ve zulmünden kısa bir süre için de olsa kurtuldum. Aklımı seveyim. Meşhur varlığımın ve onun mütemmim cüzisi; mümtaz şahsiyetimin yazarlık vasfımla birleştiği günlerden önce; Hülya beni evde akıllı uşak yerine kullanıyordu, ancak akıllı uşak oluşum aklımdan değil akılsızlığımdan kaynaklanıyordu. Yeni muttali oldum; ceket giydirilmeye mahsus ahşap ve benzeri materyalden mamul bir nevi ayakları olan elbise askısına da akıllı uşak diyorlarmış. Bu alete bu ismi koyanlar acaba benim ebedi dönüşümü ( sonsuz bengi de denebilir) çekemeyen muhaliflerim mi? şeklinde düşünüyorum. Efendim nereden nereye geldim. Hülya’yı, sevgili oğlum; Onur’un banka hesabına, aylık maaşına ilaveten gönderdiğim külliyatlı miktarda para ile tesis edebilmeyi sağladığım; işbirlikçiliği münasebetiyle ve bu işbirlikçiliğinin gereği olarak; onun, annesini ısrarla çağırması üzerine İstanbul’a gönderdim. Sözde annesi olmadan sınavlarına hazırlanamıyormuş. Ulan..! ben senin yaşında evlenmiş bir de çocuk sahibi olmuştum. Ne demek yalnız ders çalışamamak; senin işin bu be! Hay Allah gaza geldim; kendim uydurduğum palavra hikayeye, az kalsın kendim inanıyordum. Demek ki artık akıllandım; sürü insanı olmaktan kurtulup, kendim olmak istedim ve de kendi yani; bana münhasır yaşamımı istedim. Galiba filozof oluyorum ben.Şimdilerde kendimi; bir el telefonu firmasının reklamındaki özgür kız gibi, pardon yani; tabi ki de ( bu tabi ki de; ifadesi kullanılacak daha uygun bir ifade bulunamaz ise veya söyleyecek bir şeyiniz yok ya da kafa tamtakır ise konuya muttali imişsiniz havası vermek için moda olsa gerek bu günlerde yoğun olarak kullanılır ve dahi duyulur oldu. Ben kullandım; aman siz kullanmayın diye uyarmak maksadıyla ) onun erkek olmuş hali gibi hissediyorum. Gerçi onun gibi; orada burada şarjı biten abonman biletli telefonum, şurada burada düşürdüğüm beyaz hasır şapkam ve sırt çantam yok ama; her akşam bir dostumun kapısını çalıyorum. Beni görmesinler diye gözetleme deliğine parmağımı sokarak; beni görürler ise evde yoklarmış gibi davranmaları riskini bertaraf etmek için ve yemek vaktine denk getirmeye özen göstererekten tabi ki de. Önceden telefon ile arayarak müsait olup olmadıklarını sormuyorum ki gafil avlayayım diye. Çünkü bazı uyanıklar yüzünden böyle bir önlem almam gereği doğdu. Kapı açılınca; bahane uydurmalarına vakit bırakmadan içeri dalıyorum, içeriden gelen mis gibi yemek kokularını koklayarak. Mecburen ve de mecburiyetten yemeğe davet edildim mi beni başlarına bela almış oluyorlar doğal olarak. Önce bir güzel tıkınarak rakı altı yapıyorum. Umarsız bir tavırla bir kadeh rakı lütfen diyorum. Genellikle; dört kadeh domuz sıkısı kıvamında, lakin medeni insan ölçüsünde rakı içerim. Dolayısıyla hır çıkarmam ama gevşemişlikten olsa gerek dilimin frenleri tutmaz olur. Bir Mozart senfonisi kıvamında daldan dala konudan konuya uçuşurum. Son zamanlarda kafasını ütülediklerim evde rakı kalmamış ayağına yatıyorlar. Bu nedenle; çantamda böyle bir halin hasılı halinde, kullanmak üzere bir büyük Tekirdağ rakısı taşıyorum. Ancak; artık, çalacak kapı kalmadı galiba bizim evin kapısından gayri. Burada alenen ilan ediyorum ki; sevgili Hülya seni seviyorum ve karnım aç! acele dön. Kendim olmak bana göre değilmiş. Seni seven kocan. Saygılarımla Rtkç. Naci YAZICI |
SİZİN KÖŞENİZ... Bu hafta Baha Kızılırmak’ın gönderdiği ilginç bir iletiyi yayınlıyoruz. LÜTFEN ÖNCE SONUNA KADAR OKUYUNUZ .......GEORGE W.BUSH ; Türkiye bizim her zaman dostumuz olan bir ülkedir. Hep onurlu ve bizimle eşit olmak istemiştir, bunu biliyoruz. Çıkarlarımız her şey demek değil. Dünya barışının sürekliliği için Türkiye'yi de diğer yoksul ülkeleri de dostça selamlıyoruz. Bu yolda tüm birikimimizi kullanmak zorundayız. Türkiye bizim kö- tü ve iyi günde müttefikimizdir, bir nevi ai- lemizdir. SÜLEYMAN DEMİREL; Koltuğumda biraz daha oturmak için kimseden istekte bulunmam. Demokrasi için ne gerekirse yaparım çünkü hırstan arınmak zorundayız. Çağdaş uygarlık yolunda coşmuş bir insanim. Bensiz bir Türkiye de pekala güzel yönetilebilir. Bunun aksini düşünemiyorum. Kendim için bir şey istiyorsam namerdim.Tersi olsaydı derdim ki; istiyorum, evet sürem uzatılsın ! ! DEVLET BAHÇELİ; Bizim amacımız bu yoksul halkın şikayetlerini dinlemek ve çözmektir. Asla şovenizm duygularını kabartmak davası gütmeyiz. Kardeş kavgasını körüklemek ve bu yolda kadrolaşmayı sağlamak- tan kaçınırız. Hedefimiz umut aşılamak- tır. Bize faşist diyerek saldıranların haksızlık ettiklerini düşünüyoruz. Onların siyasal hayati bitecek. BÜLENT ECEVİT; Benim solcu bir politikacı olduğuma kuşku duyulamaz. Yolumdan döndüğüme hala inananlar varsa, onların akıllarına hayret ederim. Her kesimden sabit fikirlilere şaşarım. Aslolan her zaman ve her konuda halkın isteğidir. Sağcıların kıblesi ise hep Amerika Birleşik Devletleri'dir. Ben de halkım için varım ve tüm hizmetlerimle onların bir memuru olmaktan kıvançlıyım. MESUT YILMAZ; Benim dürüst parti lideri imajım her şeyden önemlidir. Ben başka liderler gibi halkı kandırmak amacıyla tasarlanmış oyunlara girmem. Bu benim için sakınılacak bir görünümdür. Ekonomiyle ve borsayla görevim gerektiği kadar ilgiliyim. Halkımla içli dışlıyım ve bu ilişkilerim sayesinde toplumda değerli bir yerim var. Sanılmasın ki yakın çevremi ihya ederim... ŞİMDİ iLK SATIRDAN İTİBAREN BİRER SATIR ATLAYARAK OKUYUN |
Bu köşenin umduğumuzdan fazla okuyucusu olduğunu öğrenmenin derin ve tanımlanamaz mutluluğunu komitece yaşıyoruz. Bu gelişme bizleri sevindirmekle kalmadı; motive bile etti. Bununla birlikte, dostlarımıza buradan bazı mesajlar gönderirken, ilginin günün birinde tepkiye de dönüşebileceğini unutmayarak, biraz daha dikkatli ifadeler kullanmamız gerektiğini de hatırlattı. Bu nedenle bu hafta herhangi bir kişi ya da kuruluşa dokunmadan, sadece “Rotary ne kadar da iyi bir şey” ya da “Ne güzel şey Rotaryen olmak ” türünden yanlış anlaşılma ihtimali olmayan ve asla mesaj anlamına gelemeyecek kendi halinde ve iddiasız deklarasyonlarda bulunmaya karar verdik. Belki de böylesi daha iyi olacak; en azından bir süre için... |