![]() |
![]() |
Adres :Sinan Mah. Arık Cad. No:35/4 Gerçek Apt.Kat:1 Antalya Sayı : 10 Tlf:0.242.3117273 Fax :0.242.3117246 E-mail: antalya.@rotary2430.org.tr Web :http://www.antalya-rotary.org.tr |
|
| G E Ç E N H A F T A | Club Hotel Sera/Tuğra Mağazası - 06.09.2001 - 1201/9 |
|||
Toplam Üye |
47 + 10 |
iŞYERi GEZiSi |
||
Katılan Üye |
27 + 0 |
|||
Katılım |
% 57 |
KONUKLAR | ||
TELAFİ KARTI GETİRENLER |
Jak Kohen | Tuğra Genel Müdürü | ||
| Rotaryen Eşleri | ||||
| TOPLANTI
NOTLARI : |
| B U H A F T A | Talya Oteli - 13.09.2001 - 1202/10 |
|||
| OLİMPOS ROTARY KULÜBÜ İLE ORTAK TOPLANTI | ||||
| KONUŞMACI : Rtn.Hülagu Şencan | MÖNÜ : Yeşil Salata – Piliç Izgara – Kup Talya | |||
| KONU : Üyelik, Üyelik Geliştirme ve Muhafaza – Tüzükle İlgili Yenilikler | ||||
DOĞUM GÜNLERİ |
EVLENME YILDÖNÜMLERİ |
|||
17.09 |
Gülderen – Ferit Selekler | |||
19.09 |
Sevgi – Duran Çiftçi | |||
| ÜYELERİMİZDEN
HABERLER ... Mert Küçükünal .....Boğaziçi Üniv. Makine Fak.. Meral Kaplan .........Marmara Üniv. Hukuk Fak. Volkan Güvenç ......Doğu Akd.Üniv. Bilgisayar Müh. Mehmet Bilgen ......Bahçeşehir Üniv. Mimarlık Fak. Kendilerini ve ailelerini kutluyor, üniversite yaşamlarında başarılar diliyoruz.
|
PROJELER ...ETKİNLİKLER ... |
Tüzük değişikliği ile ilgili bilgilere burada ulaşabilirsiniz.
ROTARY BİLGİLERİ... Rotary’de gençlik ayı olan Eylül’e girmemize rağmen üyelikle ilgili konulardan vazgeçemiyor ve önerilen yeni tüzükteki bazı değişiklikleri sizlere aktarmak istiyoruz. Üyelik türleriyle birlikte faal ve onur üyeliğiyle ilgili farklılıkları eski ve yeni halleriyle aşağıda özetlemeye çalışacağız. |
|
E S K İ |
Y E N İ |
ÜYELİK TÜRLERİ |
|
|
1. Faal (Etkin) Üyelik 2. Onur Üyeliği |
FAAL ÜYELİK - SINIFLANDIRMA |
|
| Faal üyeliğe her işkolundan yalnızca bir tek kimse alınabilir; daha fazlası ek faal üye olarak alınabilir ve belirli kısıtlamalara tabidir. | Her kulüpte herhangi bir meslek veya iş grubunun hakim olmadığı bir üye yapısı sağlanmalıdır. Bir kulüpte aynı sınıflandırmaya sahip üye sayısı beş veya daha fazla sayıda olduğu takdirde, o kulüp üye sayısı 50’ye ulaşana kadar bu sınıflandırmadan başka bir kimseyi üye olarak kabul etmemelidir. Kulüplerin aynı sınıfa kabul edeceği faal üye sayısı yüzde on oranını aşmamalıdır. |
ONUR ÜYELİĞİ |
|
|
|
AĞUSTOS AYINDA %100 DEVAM SAĞLAYANLAR ALTINPINAR,Tunay BERBEROĞLU,Osman COŞAR,İbrahim ÇEVİK,Süleyman DODANLI,Senay GÖNEN,Hasan Ali GÜLLÜPINAR,Salim ILIKAN,Vedat İÇEL,Levent İŞKAN IŞIK,Havva KAPLAN,İlhami KARATAŞ,Muharrem KIVRAK,Mustafa KIZILIRMAK,Fatma KÜÇÜKÜNAL,Aytaç ÖZ,Fehim SÖZEN,Mustafa SÜER,Teoman SÜZEN,Yaşar ŞENCAN,Hülagu YAPAN,Mustafa YAZICI,Hülya |
AĞUSTOS AYI DEVAM RAPORU... Temmuz ayına göre küçücük de olsa bir düşüşle %72’lik bir ortalama sağladık. Özellikle ayın ikinci yarısında birçok dostumuzun tatil ya da farklı nedenlerle kent ve yurt dışına çıkmış olmaları, ilk iki haftadaki yüksek oranı sürdürmemizi engelledi. İlginç olan, %100 devam sağlayan üye sayımızın çokluğu. Telafi kartlarındaysa düşüş var; Kaleiçi ve Perge kulüplerinden getirilen sadece üç atendans görünüyor. Eylül ayıyla birlikte geleneksel çıkışımızın başlamasını bekliyoruz. Birkaç istatistik verelim :
Üzüldüğümüz konuysa, bu ay üç üyemizi hiçbir toplantımızda görememiş olmak. Yönetim Kurulu kararıyla iki dostumuzun izinli olduklarını da hatırlatalım. 1 TEMMUZ’DAN BU YANA... Sağdaki sütunda da gördüğünüz gibi iki aylık süreyi firesiz geçiren 17 üyemiz var. Bu sayının dönem sonuna kadar korunmasını diliyor ve bu dostlarımıza olduğu kadar, devam konusuna duyarlılık ve ilgi gösteren diğer üyelerimize de teşekkürlerimizi sunuyoruz. |
DÖNEM BAŞINDAN BU YANA %100 DEVAM SAĞLAYANLAR ALTINPINAR,Tunay COŞAR,İbrahim ÇEVİK,Süleyman GÖNEN,Hasan Ali ILIKAN,Vedat İÇEL,Levent KAPLAN,İlhami KARATAŞ,Muharrem KIZILIRMAK,Fatma KÜÇÜKÜNAL,Aytaç ÖZ,Fehim SÖZEN,Mustafa SÜER,Teoman SÜZEN,Yaşar ŞENCAN,Hülagu YAPAN,Mustafa YAZICI,Hülya |
SİZİN KÖŞENİZ... Çetin Altan’ın beğeniyle okuyacağınızı umduğumuz bir yazısını yayınlıyoruz. Bu yazıyı bize gönderen başkanımıza teşekkür ederiz. BİRŞEYLER YAPMANIN SIRASI
Anneannem: "Simdi sırası değil, birazdan yemek yiyeceğiz", derdi. Yemekten sonra ise yavaş yavaş herkes öğle uykusuna yatardı. Şayet "Belki sırası gelmiştir" diye yine pestil istersem, anneannem ; "Simdi sırası değil. Bak herkes yattı. Sen de yat. Ondan sonra..."derdi. Öğle uykusundan sonra pestil istediğim zaman da cevap yine aynıydı: "Simdi sırası değil. Aç karnına dokunur. Nerdeyse aksam oluyor.Birazdan yemek yiyeceğiz..:" Bir türlü sırasına rastlatamamıştım pestil istemeyi. Bir gün babam bos bulunup bana iki çam ağacının arasına, kolan vurdukça göklere uçacak bir salıncak kurmayı vaadetmişti. Ama bir daha bu vaadini hiç anımsamaz göründü. İkide bir anneme gider: "Haydi söyle babama, salıncağı kursun", derdim.Annem: "Simdi sırası değil, başı ağrıyor," derdi. Başı ağrımazsa gazete okuduğu için salıncak kurmasını istemenin zamanı değildi. Gazete okumuyorsa banyoya gireceği için... Salıncak istemenin de bir türlü sırasını getiremedimdi. Yaz günleri bahçe kapısının önünden, "Vişnee kaymak" diye bağırarak dondurmacılar geçerdi. Koşa koşa içeri gelir: "Dondurma alayım mı," diye sorardım. "Şimdi sırası değil," derlerdi. Birlikte çocuk dergilerinin bulmacalarını çözmeyi önerirdim:" Şimdi sırası değil," derlerdi. Bir şeytan uçurtmasısın kuyruğunu bile yapmaya yanaşmazlardı: " Şimdi sırası değil," derlerdi. Okulda öğretmen ders anlatırken, aklıma gelen bir şeyi sormak
için parmağımı kaldırırdım. Öğretmen bir süre görmezlikten gelirdi
parmağımı. Kolum yanlış yere dikilmiş fasulye sırığı gibi öyle havada
kalırdı. Sonunda öğretmen: " Şimdi sırası değil, indir bakayım parmağını
aşağıya," derdi. Etütlerde gizli gizli roman okurken de, bir müdür muavini
başıma dikilir: "Simdi sırası mı roman okumanın, kapat onu da dersin
çalış," derdi. Aşık olduğum zamanlar yemekte, yahut yürürken, yahut otururken, canim birden öpüvermek isterdi yanımdaki sevgiliyi. Kursağımda kalırdı arzum. Bir el, vagon tamponu gibi yavaşça iterdi yüzümü. "Hişşt yapma, simdi sırası değil," Parlamentoda konuşurken de sık sık bağırırlardı "Amma yaptın yahu, Şimdi sırası mı bunun?" Velhasıl hiç bir şeyin sırasını tam getiremedim. Ama sırasız mırasız bir şeyler yapmaya çalıştım kendimce. Bir şey yapmak için sırasını bekleyenler ise, genellikle hiç bir şey yapamadılar. Öteden beri aklıma takılıp kalmıştır, bir şeyi yapıp yapmamanın "sırası"nı kimin saptadığı... Ve kendimce söyle demişimdir: BİR ŞEYİ YAPMANIN SIRASI, ONU YAPMAK ISTEDİGİN ANDIR. Zaman ayarını ters kullanmışsan zaten toz olur gidersin. Yok ters kullanmamışsan, "simdi sırası mıydı" diyenlere uzaktan nanik yaparsın. Sırasında mi doğup ölüyoruz ki, her şeyi sırasında yapabilelim... Başarırsan "sırası", başaramazsan "sırası değildi" oluyor ve insanlık böyle bir çalkantı içinde akıp gidiyor.
|
| Rotkoç’lara haftalardır çeşitli göndermeler yapıp, bol bol
eleştirdik. Sonunda darbeci başkanlarından yanıt özelliği taşımamakla birlikte bir
mektup aldık. Aynen yayınlıyor ve devamını beklediğimizi iletmek istiyoruz. Sayın Antalya Rotary Kulübü Bülten Komitesine; Geçen hafta günlerden bir gün sevgili eşim Hülya ile birlikte kendisini ofisine bırakmak üzere iki elim direksiyonun üzerinde yola koyulduk. Şimdi diyeceksiniz ki herkesin iki eli araç kullanırken direksiyon ( minibüs ve taksi sürücüleri hariç ) üzerindedir, ne gereksiz teferruat ! Ben de o zaman size Hülya’yı yeterince tanımadığınızı beyan ederim. Efendim; sevgili eşim biriktirip buzdolabında sakladığı tüm eleştirileri ile vereceği kötü bir haberi ya da kesinlikle itirazımla karşılaşacağını düşündüğü tüm talimatlarını, sıkışık bir trafikte iki elim direksiyon üstünde yani bir anlamda kendimi iki elim ve kolum bağlanmış hissettiğim zaman dilimlerinde söyler. Nedense böyle bir durumda iken de aklım da pek çalışmaz. İşte ben bu halde seyrüsefer halinde iken; sevgili Hülya ; bu hafta işyeri ziyareti olarak Sera Otel Tura Jewellery’e gidiyoruz seninde mutlaka gelmen gerekiyor dedi. Ben de boş bulunarak; ne yani otel odaları ile kazan dairesini mi? gezeceğiz demişim. Cehaletime çok kızdı. Tura Jewellery değerli maden ve taşlardan oluşturulmuş ve genellikle kadınların takı olarak kullandığı materyallerin yani mücevheratın sergilendiği ve kibar beylerin de buradan eşlerine naif hediyeler almak imkanı bulduğu bir mekanmış. Bu özlü açıklamasından hemen anladım ki; sevgili eşim, benim de kibar bir bey olmamı ya da benim kendimi kibar bir bey gibi hissetmemi sağlamak için bu muhteşem fırsatı kaçırmamamı istiyor. Bir ara duygulandım ve gözlerim yaşardı. Nihayet ben de kibar bir bey olabilecektim. Ancak bu mutluluktan büroma döndüğümde uyandım. Bir kere altın suyuna batırılmış ve üstüne kırılmış buzlu camdan bir parçanın monte edildiği yüzüğü ben nadide bir parça sanacak kadar bu konulardan uzağım. Hatırlayabildiğim kadarıyla bu güne değin Hülya’ya aldığım en değerli takı nikah yüzüğü idi. Hemen son zamanlarda elimden düşürmediğim NİETZSCHE’ye beni bu durumdan belki kurtarabilir düşüncesiyle müracaat ettim “ Sizler kartal değilsiniz ; ( bana ve benim gibilere söylüyor ) Bu nedenle mutluluğu zihnin şiddetiyle öğrenmediniz. Kuş olmayan biri yuvasını uçurumların üzerine yapmamalıdır.” ifadesi çok hoşuma gitti ve itinayla Lap-Top’uma kaydettim. Hemen zoraki başkanları olduğum tüm kadın rotaryenlerin kocalarını aradım. Yukarıdaki özdeyişi hepsine teker teker okudum, hepsi de anladıklarını söylediler. Sevgili eşime sonradan sordum. İfadesine binaen söylüyorum, tanrıya şükürler ki bizde bir zayiat yokmuş. O gün sevgili eşim Hülya’ya sarı-lacivert renkli çiçeklerden oluşan bir buket ve bir de öpücük verdim. Saygılarımla, Rtkç.Naci Yazıcı Tayini Kendinden Başkan |
| ELEŞTİRİLER ...
ÖNERİLER ... Sizlerden eleştiri ya da öneri gelmediği sürece bu köşe “KAPALI” kalmaya devam edecektir. Bunun kaçınılmaz bir sonucu olarak günün birinde “HER TÜRLÜ ELEŞTİRİYE KAPALI” duruma geleceğimizi hatırlatalım ve bu olası vahim gelişmenin sorumluluğunun bülten komitesine ait olmayacağını da şimdiden duyuralım. |