![]() |
![]() |
Adres :Sinan Mah. Arık Cad. No:35/4 Gerçek Apt.Kat:1 Antalya Sayı : 23 Tlf:0.242.3117273 Fax :0.242.3117246 E-mail: antalya.@rotary2430.org.tr Web :http://www.antalya-rotary.org.tr |
| G E Ç E N H A F T A | Tenis İhtisas Kulübü - 06.12.2001 - 1214/22 |
||||
Aspendos ve Olimpos Kulüpleriyle Ortak İftar Yemeği |
|||||
Toplam Üye |
50 + 11 |
KONUŞMACI | Prof.Dr.Osman Zümrüt | ||
Katılan Üye |
32 + 3 |
KONU | İnsan Sevgisi ve İslam’da Kadının Yeri | ||
Katılım |
% 64 |
KONUKLAR | |||
TELAFİ KARTI GETİRENLER |
Rtn.Zeynep Gülcan | 10.Grup Yardımcı Guvernörü | |||
|
Rtn.Hilmi - Gülsüm Ünsal | Kaleiçi R.K. Başkanı | |||
| Zerrin – Erol Elgin | Süleyman Çevik’in Konukları | ||||
| Mehmet Akbaş | Ahmet Ünsal’ın Konuğu | ||||
| Şahin Aydın | “ | ||||
| İsmihan Gönen | Ahmet Gönen’in Konuğu | ||||
| Ramazan Akçakuş ve Eşi | Fatma Kızılırmak’ın Konukları | ||||
| Halil Ağur ve Eşi | “ | ||||
| Hatice – Ali Güleç | İbrahim Coşar’ın Konukları | ||||
| TOPLANTI
NOTLARI : |
| B U H A F T A | Talya Oteli - 13.12.2001 - 1215/23 |
||||
| KONUŞMACI : Rtn.Günseli Oral | MÖNÜ : | ||||
| KONU : Grup Davranışı | Talya Salatası, Piliç Kadınbudu Köfte, Badem Ezmesi | ||||
DOĞUM GÜNLERİ |
EVLENME YILDÖNÜMLERİ |
||||
17.12 |
Baha Kızılırmak | 17.12 |
Berna – Osman Bilgen | ||
20.12 |
Seçkin – Nuri Güvenç | ||||
G
| ÜYELERİMİZDEN HABERLER... Hülya Yazıcı 19 Aralık Çarşamba günü Antalya Koleji öğrencilerine mimarlık mesleği üzerine bir konferans verecek. |
PROJELER
...ETKİNLİKLER ... |
BEN KİMİM?... Kendi Kaleminden Rtn.Hulki Demirel1962 yılının fevkalade sıcak bir ağustos ayında güzel yurdumuzun fevkalade sıcak köşelerinden Mersin'de dünyaya geldim. Birilerinin işini bilir memurlarından olmayan annem ticaret lisesinde öğretmenlik yapıyor babam ise bir devlet bankasında çalışıyordu. Biri benden sekiz diğeri ise on yaş büyük olan ve ben neysem o olmamda müspet menfi büyük katkıları olan ağabeylerimle beraber keyifli bir dönem geçirdik Mersin'de hatırlayabildiğim kadarıyla. Tam ilkokula başlama yaşına geldiğimde büyük bir şans eseri babamın İstanbul'a tayini çıktı ve ben ilkokula böylece Göztepe Yeşilbahar ilkokulunda başladım. Sene 1968'di ve İstanbul'un Asya yakası hâla bir sayfiye yeri görüntüsündeydi. İlkokulda oldukça başarılı bir öğrenci ve aynı zamanda ciddi bir baş ağrısıydım öğretmenlerim için. Benden oldukça büyük iki ağabeyin ve o zamanlar parlak gibi görünen bir zekânın (aradan fazla uzun bir zaman geçmeden bu parlaklığın son derece gelip geçici bir parlaklık olduğu ortaya çıktı) sonucu olarak hem annemi, hem öğretmenlerimi hem de arkadaşlarımı çok yorduğumu ancak şimdi idrak edebiliyorum. Her neyse! 1973 senesinde ilkokulu bitirip İstanbul Erkek Lisesi'nde okumaya başladım. 7 senelik orta öğretim hayatımın 6 senesini Cağaloğlu'ndaki bu görkemli ve korkutucu binada yatılı okuyarak tamamladım. İlk yıllarda bu binanın asıl yapılma amacının ne olduğunu da bilmiyorduk ki bence bu her Türk vatandaşının bilmesi gereken bir şeydir. Henüz orta sonun yazında sonradan hayatımı belirleyecek bir adım attım büyük ağabeyimin önerisiyle ve Turizm sektöründe çalışmaya başladım. Böylece Turizm virüsü kanıma girmiş oldu ve bir daha da vücudumu bu virüsten hiç kurtaramadım. Bundan sonraki yıllarda yaz tatillerinde mümkün olan ölçüde turizm sektöründe çalışıyor kışları da yazın başımdan geçenleri arkadaşlarıma abartıyla anlatarak onları da düştüğüm bu kötü yolun yolcusu haline getirmeye çalışıyordum. Bu dönemde bütün bunların yanında rahmetli babamın liseliliğinden gelen Galatasaray tutkusunu yıldız ve genç voleybol takımlarında forma giyerek iyice pekiştirdim. 1980 senesinin sonunda İstanbul Erkek Lisesi'ni bitirip Boğaziçi Üniversitesi işletme Fakültesi'nde okumaya başladım. Başlarda son kerte ciddiye aldığım üniversite öğrenimi 1982 senesinde Profesyonel turist rehberliği sınavlarını kazanmamı müteakiben gözümdeki önemini maalesef gün geçtikçe kaybetti. Rehberlik benim yaradılışıma ve ilgi alanlarıma herhalde çok uygun bir işti ki geçici bir aktivite olarak başlayan bu iş zaman içersinde üniversitenin önüne geçti ve hatta bitirmeme üç sömestre kala 1987 senesinde onu tamamıyla bir kenara atmama neden oldu. Her ne kadar meslek hayatımda bu kararım nedeniyle yaşadığım handikaplar olmadıysa da bence yine de başlanmış bir işi bitirmemiş olmak veçhile en büyük hatalarımdan biridir. Hayatımı 1994 yılına kadar rehberlik yaparak sürdürdüm. Bu sene 1990 yılından beri arkadaşlığımı sürdürdüğüm eşim Monika ile beraber Antalya'ya taşındım ve rehberliğe ara vererek Net turizm bünyesinde çalışmaya başladım. 1995 yılı benim için bir dizi önemli gelişmeye sahne oldu. Sevgili eşim Monika’yla evlendim, Şarap isminde nurtopu gibi bir Cocker Spanier’im oldu ve yaşadığım topluma faydalı olabilmek hususunda öncülüğünden faydalanmak amacıyla Antalya Rotary kulübüne girdim. 1995 senesi sonunda alışveriş sektörünün benim mutlu olacağım bir sektör olmadığını nihai olarak tespit edip Airtour Tourism Antalya bölgesi müdürlüğünü deruhte etmeye başladım. 1999 yılı mayıs ayına kadar bu görevde devam ettim. Bu dönem, hayatımı sadece para kazanmaya vakfederek hayallerimi sürekli olarak erteleyerek geçirdiğimi anladığım dönem oldu. Bu nedenle özünde çok keyifli bir iş olan acentacılığa iki seneyi geçkin bir zaman dilimi için veda ettim ve eski işim olan rehberliğe geri döndüm, bu tercihle kazandığım zamanı da saksafon çalmayı, yelken yapmayı öğrenmek gibi küçük yaşlardan beri hayal ettiğim işler için kullanabildim ve hepsinden önemlisi gerçekten çok keyif aldığım kitap çevirme meşgalesine cüretkâr bir şekilde girebildim. Şu an maalesef bu güzel günler bitmek üzere ve tekrar yoğun bir çalışma ortamına girmek üzereyim. Ama bu arada hiç olmazsa üç kitap çevirebildim,bir dördüncüsünü halen çevirmekteyim, yelken yapmayı öğrendim, yıllardır elime almadığım raketim tekrar temiz havaya alıştı ve saksafonumdan ,maalesef henüz ne ifade ettiklerini benim dışımda kimse anlamasa da, bir takım sesler çıkıyor. Benim kendimle ilgili söyleyebileceklerim bundan ibaret. Sürç-ü lisan ettiysem affola. Hepinizi saygıyla selamlıyorum. Rtn.Hulki Demirel |
ROTARY BİLGİLERİ... OCAKBAŞI TOPLANTILARI İÇİN ÖNERİLER
mutlaka olmalıdır.
OCAKBAŞI GRUPLARI için lütfen tıklayınız |
24 Aralık Pazartesi akşamı Ocakbaşı toplantılarının ikincisi gerçekleşecek. Yanda bu konuyla ilgili temel bazı hatırlatmalarda bulunmak istedik. Bunun yanı sıra, 13 no’lu bültenimizde yer verdiğimiz ve bu işin nasıl yapılmaması gerektiği konusuna gönderme yaptığımız bölümü, aldığımız yoğun istek üzerine aşağıda bir kez daha yayınlıyoruz. Bir Bilene Sorduk : OCAKBAŞI NASIL YAPILMAZ?
|
SEVGİLİ ROTARYEN DOSTLAR, İnanın şu anda büyük bir şok yaşıyorum, bu kadar sevildiğimi, bu kadar çok okuyucum olduğunu inanın bilmiyordum. Bir önceki hafta, yazımda e-mail adresimi verdiğimde bu kadar çok mail alacağım aklıma bile gelmemişti. Ben bu bülteni, birkaç kişinin özverisiyle basılan ve sadece belli kişilerin okuduğu, diğerleri için olsa da olur , olmasa da olur denilen bir bülten zannediyordum. Fakat geçen hafta gelen mailleri görünce bunun tamamen yanlış olduğunu, aslında bülteni herkesin okuduğunu, çok iyi takip ettiğini gördüm ve dediğim gibi çok şaşırdım ve de çok sevindim. İnsanların üye oldukları kulübün dergisine, böyle sahip çıkmaları, onun yaşatılması için çalışmaları ne kadar güzel değil mi sevgili dostlarım. Bildiğiniz gibi geçen hafta yazamadım, aslında bilerek yazmadım. Çünkü eski başkanımız Sayın Baha Kızılırmak yazı yazmak istiyordu, onu kırmamak için yazımı yetiştiremedim, sen yazar mısın dedim, tabii ki bu köşede gözü olan diğerleri gibi (Naci Yazıcı vs.) çok sevindi. Tabii ki böyle bir köşenin yazarı olmak çok güzel, insana çok itibar kazandırıyor ama bunun için en yakın arkadaşlarının kuyusunu kazacak kadar bir maddi getirisi yok. Açıkçası şimdiye kadar hiçbir maddi getirisi olmadı. (Sorması ayıp ama Sayın Hülagu Şencan bu Rotary’de maaşlar ne zaman ödeniyor?) Bazı zamanlar maddiyat ikinci planda kalıyor ama inanın dostlarım zaman o zaman değil. Aslında bugün e-maillere cevap yazacaktım ama bu köşe ona yetmeyeceği için cevaplayamadığım dostlarımı kırmamak için bu işi haftaya bıraktım. İsteyen arkadaşlar tekrar yazsınlar haftaya toplu cevaplayacağım. Sevgiyle kalın, Rtkç.ERKAN DODANLI |
SİZİN KÖŞENİZ... Albrecht Durer
Kardeşinin durumuna gerçekten de üzülen Albrecht ise kendisini dünyanın en ünlü ressamları arasına sokan o ellerin, kardeşinin ellerinin resmini çizer. Aşağıda gördüğünüz ve bütün dünyanın Praying Hands (Dua Eden Eller) olarak bildiği, oysa asıl adı Hands (Eller) olan yapıt, Albrecht Durer'in kardeşinin ellerinin resmidir.
|
İnsanlık tarihi çeşitli nankörlük örnekleriyle doludur sevgili dostlar; araştırın, fazlasıyla tanık olursunuz. Ancak bu kadarına da pes doğrusu. Rtkç.Erkan Dodanlı’nın yaptığına bakın... Herkes malum köşede yazısı çıksın diye deli divane olup, birbirini engellemeye çalışırken, komitemiz kendisine büyük bir lütufta bulunarak yazılarına yer verme nezaketini göstermiş ve bu tutumumuz tüm Rotary dünyasında takdir ve hayranlık uyandırmıştır. Hal böyleyken ve yatıp kalkıp bizlere şükretmesi gerekirken bir de ne görelim? Tutturmuş “para isterim” diye... Ne kadar üzücü değil mi? Oysa bizler onun için ne de olumlu düşünceler beslemiş ve kendisini geleceği parlak bir yazar adayı olarak değerlendirmiştik. Ve fakat yanılmışız dostlar, hem de çok yanılmışız... Bu tutumuyla hem kariyerine gölge düşürdü, hem de yüce Rotkoç davasına ihanet etmiş oldu. Bu vahim gelişmeler üzerine olağanüstü toplanan bülten komiteniz, herhangi bir kargaşaya yer vermemek ve piyasaları bir ölçüde de olsa rahatlatmak amacıyla acil olarak aşağıdaki kararları alma yoluna gitmiştir :
Kamuoyuna saygıyla duyurulur. |