blt_log4.gif (10576 bytes) rot_logo[1].jpeg (22655 bytes)

Adres :Sinan Mah. Arık Cad. No:35/4 Gerçek Apt.Kat:1   Antalya                                               Sayı : 23 Tlf:0.242.3117273 Fax :0.242.3117246  E-mail: antalya.@rotary2430.org.tr Web :http://www.antalya-rotary.org.tr

 

G E Ç E N   H A F T A

Tenis İhtisas Kulübü - 06.12.2001 - 1214/22

Aspendos ve Olimpos Kulüpleriyle Ortak İftar Yemeği

Toplam Üye

50 + 11

KONUŞMACI Prof.Dr.Osman Zümrüt

Katılan Üye

32 + 3

KONU İnsan Sevgisi ve İslam’da Kadının Yeri

Katılım

% 64

KONUKLAR

TELAFİ KARTI GETİRENLER

Rtn.Zeynep Gülcan 10.Grup Yardımcı Guvernörü

Ramazan ya da başka etkenler nedeniyle bu hafta telafi anlamına gelebilecek herhangi bir kayda rastlanmadı.

Rtn.Hilmi - Gülsüm Ünsal Kaleiçi R.K. Başkanı
Zerrin – Erol Elgin Süleyman Çevik’in Konukları
Mehmet Akbaş Ahmet Ünsal’ın Konuğu
Şahin Aydın
İsmihan Gönen Ahmet Gönen’in Konuğu
Ramazan Akçakuş ve Eşi Fatma Kızılırmak’ın Konukları
Halil Ağur ve Eşi
Hatice – Ali Güleç İbrahim Coşar’ın Konukları

 

TOPLANTI NOTLARI :
  • Her yıl ramazan ayında düzenli olarak tekrarlanan ve kulüp geleneklerinden biri haline gelen iftar yemeği bu kez üç kulübün ortak organizasyonu biçiminde ve haliyle daha yüksek bir katılımla gerçekleşti. Fena da olmadı doğrusu.
  • İftarın ardından resmi bölümü 18.00 gibi başlayan toplantıda, bizim başkanımızın çana vurup açılışı yapmasıyla birlikte ayaklanıp mekanı terkeden dostlarımız olduğu gözlerden kaçmadı. Kimileri buna şaşırdı; yanlış anlayıp, üzülenler de oldu. Oysa durum farklıydı: Rotaryenler çok meşgul insanlardı; ne de olsa her zaman yetişmek zorunda oldukları işleri vardı...
  • Açılış ve duyuru bölümlerinin hemen ardından konuşmacı konuğumuz 19 Mayıs Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof.Dr.Osman Zümrüt kürsüye geldi. Samsun’dan bu toplantı için gelen ve aynı zamanda Rotaryen olan konuğumuz, konuşmasının ilk bölümünde Tanrı’dan sonra en yüce varlığın insan olduğunun Kuran’da net bir biçimde açıklandığına işaret etti. Bilginin her şeyden önce geldiğini, onu sevgi ve imanın izlediğini hatırlatan Zümrüt’ün, “Cennete gitmek için kuşkusu olan var mı?” sorusunun hemen ardından İslam’da kadının yeri konusuna geçmesi ilgiyle karşılandı. Neden Rotaryen olduğu sorusuna da açıklık getiren konuğumuz, almak ya da vermek için Rotary’ye gelmediğini, inananların birarada olduğu yerde bulunmaktan her zaman mutluluk duyduğunu ifade etti. Değerli konuşmacımızın özgeçmişi ve çalışmaları için tıklayınız.

 

B U   H A F T A

Talya Oteli - 13.12.2001 - 1215/23

KONUŞMACI : Rtn.Günseli Oral MÖNÜ :
KONU : Grup Davranışı Talya Salatası, Piliç Kadınbudu Köfte, Badem Ezmesi

DOĞUM GÜNLERİ

EVLENME YILDÖNÜMLERİ

17.12

Baha Kızılırmak

17.12

Berna – Osman Bilgen

20.12

Seçkin – Nuri Güvenç

GGiysi toplama kampanyamız sürüyor... Toplum Hizmetleri Komitemiz, Şafak mahallesinde ihtiyacı olanlara ulaştırmak üzere kullanmadığınız giysilerinizi bekliyor...

ÜYELERİMİZDEN HABERLER...

Hülya Yazıcı 19 Aralık Çarşamba günü Antalya Koleji öğrencilerine mimarlık mesleği üzerine bir konferans verecek.

PROJELER ...ETKİNLİKLER ...
  • Yıl bitmeden Ocakbaşı toplantılarının ikincisi gerçekleşecek. 24 Aralık Pazartesi için başka kimselere lütfen randevu vermeyin... Geniş bilgi için Rotary Bilgileri köşesine göz atmanız yeterli.
  • 19 Ocak 2002 Cumartesi günü B-tipi Rotary Bilgileri Semineri gerçekleşecek. Antalya’daki tüm kulüplere yönelik bu çalışmada GDG Akın Gökyay, GDB Malik Aviral, GDB Ufuk Ataç ve GDB Ferit Gönen görev alacaklar. Yeni ajandalarınıza bu tarihi kaydetmeyi lütfen unutmayın.
  • 18-22 yaş grubundaki gençlere yönelik RYLA Semineri Güney Rotary Kulübü tarafından 14-17 Şubat 2002 tarihlerinde Adana’da düzenlenecek. Tam pansiyon konaklamayı da içeren katılım bedelinin 200 Milyon TL olduğunu iletelim ve çevrenizdeki gençlerin bu program için aday olmalarını teşvik etmeniz gerektiğini hatırlatalım.

 

BEN KİMİM?... Kendi Kaleminden Rtn.Hulki Demirel

1962 yılının fevkalade sıcak bir ağustos ayında güzel yurdumuzun fevkalade sıcak köşelerinden Mersin'de dünyaya geldim. Birilerinin işini bilir memurlarından olmayan annem ticaret lisesinde öğretmenlik yapıyor babam ise bir devlet bankasında çalışıyordu. Biri benden sekiz diğeri ise on yaş büyük olan ve ben neysem o olmamda müspet menfi büyük katkıları olan ağabeylerimle beraber keyifli bir dönem geçirdik Mersin'de hatırlayabildiğim kadarıyla. Tam ilkokula başlama yaşına geldiğimde büyük bir şans eseri babamın İstanbul'a tayini çıktı ve ben ilkokula böylece Göztepe Yeşilbahar ilkokulunda başladım. Sene 1968'di ve İstanbul'un Asya yakası hâla bir sayfiye yeri görüntüsündeydi. İlkokulda oldukça başarılı bir öğrenci ve aynı zamanda ciddi bir baş ağrısıydım öğretmenlerim için. Benden oldukça büyük iki ağabeyin ve o zamanlar parlak gibi görünen bir zekânın (aradan fazla uzun bir zaman geçmeden bu parlaklığın son derece gelip geçici bir parlaklık olduğu ortaya çıktı) sonucu olarak hem annemi, hem öğretmenlerimi hem de arkadaşlarımı çok yorduğumu ancak şimdi idrak edebiliyorum. Her neyse! 1973 senesinde ilkokulu bitirip İstanbul Erkek Lisesi'nde okumaya başladım. 7 senelik orta öğretim hayatımın 6 senesini Cağaloğlu'ndaki bu görkemli ve korkutucu binada yatılı okuyarak tamamladım. İlk yıllarda bu binanın asıl yapılma amacının ne olduğunu da bilmiyorduk ki bence bu her Türk vatandaşının bilmesi gereken bir şeydir. Henüz orta sonun yazında sonradan hayatımı belirleyecek bir adım attım büyük ağabeyimin önerisiyle ve Turizm sektöründe çalışmaya başladım. Böylece Turizm virüsü kanıma girmiş oldu ve bir daha da vücudumu bu virüsten hiç kurtaramadım. Bundan sonraki yıllarda yaz tatillerinde mümkün olan ölçüde turizm sektöründe çalışıyor kışları da yazın başımdan geçenleri arkadaşlarıma abartıyla anlatarak onları da düştüğüm bu kötü yolun yolcusu haline getirmeye çalışıyordum. Bu dönemde bütün bunların yanında rahmetli babamın liseliliğinden gelen Galatasaray tutkusunu yıldız ve genç voleybol takımlarında forma giyerek iyice pekiştirdim. 1980 senesinin sonunda İstanbul Erkek Lisesi'ni bitirip Boğaziçi Üniversitesi işletme Fakültesi'nde okumaya başladım. Başlarda son kerte ciddiye aldığım üniversite öğrenimi 1982 senesinde Profesyonel turist rehberliği sınavlarını kazanmamı müteakiben gözümdeki önemini maalesef gün geçtikçe kaybetti. Rehberlik benim yaradılışıma ve ilgi alanlarıma herhalde çok uygun bir işti ki geçici bir aktivite olarak başlayan bu iş zaman içersinde üniversitenin önüne geçti ve hatta bitirmeme üç sömestre kala 1987 senesinde onu tamamıyla bir kenara atmama neden oldu. Her ne kadar meslek hayatımda bu kararım nedeniyle yaşadığım handikaplar olmadıysa da bence yine de başlanmış bir işi bitirmemiş olmak veçhile en büyük hatalarımdan biridir. Hayatımı 1994 yılına kadar rehberlik yaparak sürdürdüm. Bu sene 1990 yılından beri arkadaşlığımı sürdürdüğüm eşim Monika ile beraber Antalya'ya taşındım ve rehberliğe ara vererek Net turizm bünyesinde çalışmaya başladım. 1995 yılı benim için bir dizi önemli gelişmeye sahne oldu. Sevgili eşim Monika’yla evlendim, Şarap isminde nurtopu gibi bir Cocker Spanier’im oldu ve yaşadığım topluma faydalı olabilmek hususunda öncülüğünden faydalanmak amacıyla Antalya Rotary kulübüne girdim. 1995 senesi sonunda alışveriş sektörünün benim mutlu olacağım bir sektör olmadığını nihai olarak tespit edip Airtour Tourism Antalya bölgesi müdürlüğünü deruhte etmeye başladım. 1999 yılı mayıs ayına kadar bu görevde devam ettim. Bu dönem, hayatımı sadece para kazanmaya vakfederek hayallerimi sürekli olarak erteleyerek geçirdiğimi anladığım dönem oldu. Bu nedenle özünde çok keyifli bir iş olan acentacılığa iki seneyi geçkin bir zaman dilimi için veda ettim ve eski işim olan rehberliğe geri döndüm, bu tercihle kazandığım zamanı da saksafon çalmayı, yelken yapmayı öğrenmek gibi küçük yaşlardan beri hayal ettiğim işler için kullanabildim ve hepsinden önemlisi gerçekten çok keyif aldığım kitap çevirme meşgalesine cüretkâr bir şekilde girebildim. Şu an maalesef bu güzel günler bitmek üzere ve tekrar yoğun bir çalışma ortamına girmek üzereyim. Ama bu arada hiç olmazsa üç kitap çevirebildim,bir dördüncüsünü halen çevirmekteyim, yelken yapmayı öğrendim, yıllardır elime almadığım raketim tekrar temiz havaya alıştı ve saksafonumdan ,maalesef henüz ne ifade ettiklerini benim dışımda kimse anlamasa da, bir takım sesler çıkıyor.

Benim kendimle ilgili söyleyebileceklerim bundan ibaret. Sürç-ü lisan ettiysem affola. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Rtn.Hulki Demirel

 

ROTARY BİLGİLERİ...

OCAKBAŞI TOPLANTILARI İÇİN ÖNERİLER

  • Her toplantının
  1. Bir Gündemi,
  2. Bir Başkanı,
  3. Bir Raportörü,
  4. Sonuç İçeren Bir Raporu

mutlaka olmalıdır.

  • Ev sahipleri ve eşleri, konuklarını mümkünse bir hafta önceden davet etmelidir.
  • Katılamayacak olanlar durumlarını ev sahiplerine yeterince erken bildirmelidir.

OCAKBAŞI GRUPLARI için lütfen tıklayınız

24 Aralık Pazartesi akşamı Ocakbaşı toplantılarının ikincisi gerçekleşecek. Yanda bu konuyla ilgili temel bazı hatırlatmalarda bulunmak istedik. Bunun yanı sıra, 13 no’lu bültenimizde yer verdiğimiz ve bu işin nasıl yapılmaması gerektiği konusuna gönderme yaptığımız bölümü, aldığımız yoğun istek üzerine aşağıda bir kez daha yayınlıyoruz.

Bir Bilene Sorduk : OCAKBAŞI NASIL YAPILMAZ?

  • “Ev sahibi olur musunuz?” diye sorulmaz.
  • Ev sahiplerinden “Kimleri isterdiniz?” diye görüş alınmaz.
  • Ev sahibi olarak konuklara bir gün kala “Yarın bekliyoruz!” diye davette bulunulmaz.
  • Konuk olarak ev sahibine aynı gün mazeret bildirilmez.
  • Haber vermeksizin katılmamak hiç olmaz.
  • Önceden belirlenmiş bir tartışma konusu yoksa, o toplantı ocakbaşı olma özelliğini taşımaz.

 

rotlog1.gif (4932 bytes)

SEVGİLİ ROTARYEN DOSTLAR,

İnanın şu anda büyük bir şok yaşıyorum, bu kadar sevildiğimi, bu kadar çok okuyucum olduğunu inanın bilmiyordum. Bir önceki hafta, yazımda e-mail adresimi verdiğimde bu kadar çok mail alacağım aklıma bile gelmemişti. Ben bu bülteni, birkaç kişinin özverisiyle basılan ve sadece belli kişilerin okuduğu, diğerleri için olsa da olur , olmasa da olur denilen bir bülten zannediyordum. Fakat geçen hafta gelen mailleri görünce bunun tamamen yanlış olduğunu, aslında bülteni herkesin okuduğunu, çok iyi takip ettiğini gördüm ve dediğim gibi çok şaşırdım ve de çok sevindim. İnsanların üye oldukları kulübün dergisine, böyle sahip çıkmaları, onun yaşatılması için çalışmaları ne kadar güzel değil mi sevgili dostlarım.

Bildiğiniz gibi geçen hafta yazamadım, aslında bilerek yazmadım. Çünkü eski başkanımız Sayın Baha Kızılırmak yazı yazmak istiyordu, onu kırmamak için yazımı yetiştiremedim, sen yazar mısın dedim, tabii ki bu köşede gözü olan diğerleri gibi (Naci Yazıcı vs.) çok sevindi. Tabii ki böyle bir köşenin yazarı olmak çok güzel, insana çok itibar kazandırıyor ama bunun için en yakın arkadaşlarının kuyusunu kazacak kadar bir maddi getirisi yok. Açıkçası şimdiye kadar hiçbir maddi getirisi olmadı. (Sorması ayıp ama Sayın Hülagu Şencan bu Rotary’de maaşlar ne zaman ödeniyor?) Bazı zamanlar maddiyat ikinci planda kalıyor ama inanın dostlarım zaman o zaman değil.

Aslında bugün e-maillere cevap yazacaktım ama bu köşe ona yetmeyeceği için cevaplayamadığım dostlarımı kırmamak için bu işi haftaya bıraktım. İsteyen arkadaşlar tekrar yazsınlar haftaya toplu cevaplayacağım.

Sevgiyle kalın,

Rtkç.ERKAN DODANLI

edodanli@superonline.com

 

SİZİN KÖŞENİZ...

Albrecht Durer


Aşağıdaki resmi çizen, Albrecht Durer isimli 1471-1528 yılları arasında yaşamış bir ressam. 18 çocuklu bir ailenin resimle ilgilenen 2 erkek çocuğundan biri. İki kardeşin de resme karşı olağanüstü bir ilgileri ve yetenekleri var. Her ikisi de sanat okuluna gidip büyük bir ressam olma hayali kuruyorlar. Aile ise bu durum karşısında çaresiz. Madencilik yaparak geçinmeye çalışıyorlar ve karınlarını zor doyurabilmekteler. Bu durumda iki kardeş kendi aralarında kura çekmeye ve kazananın sanat okuluna gitmesine, geride kalanın daha çok çalışıp diğer kardeşi okutması yönünde bir karar alıyorlar. Albert ve Albrecht arasındaki bu kurada okula giden dönüşte diğer kardeşi okuması için okula gönderecek ve kendisi de madende çalışacaktı. Kurayı kazanan Albrecht okula gider ve bütün öğretim görevlilerini kendine hayran bırakarak çok büyük başarılar elde eder. Okulu birincilikle bitirdiğinde yöredeki bütün okullarda ismi bilinmektedir. Eve büyük bir gururla döner. Ailesi Albrecht onuruna güzel bir yemek verir. Kendisini öven konuşmalardan sonra Albrecht söz alır ve kendisine bu başarıları yaşatan kardeşine teşekkür eder. Şimdi sıranın kardeşinde olduğunu ve okumaya göndereceği kardeşi için madende çalışmaktan büyük gurur duyacağını söyler. Kardeşinin yanıtı ise "İmkansız sevgili kardeşim" şeklindedir. "Seni okulda okutabilmek için çalıştığım senelerde bütün parmaklarım madende defalarca kırıldı ve değil kalem tutmak, senin şerefine şu şarap kadehini bile zor tutuyorum."

Kardeşinin durumuna gerçekten de üzülen Albrecht ise kendisini dünyanın en ünlü ressamları arasına sokan o ellerin, kardeşinin ellerinin resmini çizer. Aşağıda gördüğünüz ve bütün dünyanın Praying Hands (Dua Eden Eller) olarak bildiği, oysa asıl adı Hands (Eller) olan yapıt, Albrecht Durer'in kardeşinin ellerinin resmidir.

 

bktkom.gif (10343 bytes)

İnsanlık tarihi çeşitli nankörlük örnekleriyle doludur sevgili dostlar; araştırın, fazlasıyla tanık olursunuz. Ancak bu kadarına da pes doğrusu. Rtkç.Erkan Dodanlı’nın yaptığına bakın... Herkes malum köşede yazısı çıksın diye deli divane olup, birbirini engellemeye çalışırken, komitemiz kendisine büyük bir lütufta bulunarak yazılarına yer verme nezaketini göstermiş ve bu tutumumuz tüm Rotary dünyasında takdir ve hayranlık uyandırmıştır. Hal böyleyken ve yatıp kalkıp bizlere şükretmesi gerekirken bir de ne görelim? Tutturmuş “para isterim” diye... Ne kadar üzücü değil mi? Oysa bizler onun için ne de olumlu düşünceler beslemiş ve kendisini geleceği parlak bir yazar adayı olarak değerlendirmiştik. Ve fakat yanılmışız dostlar, hem de çok yanılmışız... Bu tutumuyla hem kariyerine gölge düşürdü, hem de yüce Rotkoç davasına ihanet etmiş oldu. Bu vahim gelişmeler üzerine olağanüstü toplanan bülten komiteniz, herhangi bir kargaşaya yer vermemek ve piyasaları bir ölçüde de olsa rahatlatmak amacıyla acil olarak aşağıdaki kararları alma yoluna gitmiştir :

  • Bundan böyle Rotkoç köşesinde yazısı çıkacak şahıslardan döviz bazında ücret alınacaktır.
  • Uzun uzadıya maksadını aşacak yazıların önüne geçmek amacıyla şu tarife uygulanacaktır:
  1. 50 sözcüğe kadar olan yazılarda sözcük başına 0,1 USD,
  2. 50-100 arası sözcük içeren yazılar için sözcük başına 0,15 USD,
  3. 100 sözcüğü aşan yazılarda, her fazladan sözcük için 1 USD talep edilecektir.
  • Yazı göndermek isteyen Rotkoçlar, en geç Salı günleri mesai saati bitimine kadar web sayfamızda duyuracağımız komitemize ait döviz hesabına gerekli miktarı yatıracaklar ve dekontu e-posta yoluyla tarafımıza ileteceklerdir.
  • Sözkonusu hesapta biriken dolarlar, herhangi bir yanlış anlamaya neden olmamak ve komiteler arasında çıkar çatışmasına yer vermemek için hizmet projeleri ya da benzer çalışmalarda kullanılmayacak, daha iyi bültenler üretebilmek amacıyla komitemizin kişisel harcamalarında değerlendirilecektir.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

   [Tracked by Hitmatic]