![]() |
![]() |
Adres :Sinan Mah. Arık Cad. No:35/4 Gerçek Apt.Kat:1 Antalya Sayı : 35 Tlf:0.242.3117273 Fax :0.242.3117246 E-mail: antalya.b@rotary2430.org.tr Web :http://www.antalya-rotary.org.tr |
| G E Ç E N H A F T A | Talya Oteli - 07.03.2002 - 1226/34 |
||||
Toplam Üye |
47 + 11 |
KONUŞMACI | Rtkç.Prof.Dr.Fahri Işık | ||
Katılan Üye |
36 + 4 |
KONU | İkinci Truva (Kültür) Savaşları | ||
Katılım |
% 77 |
KONUKLAR | |||
TELAFİ KARTI GETİRENLER |
Rtc.Özlem Çakır Çölkesen | Antalya Rotaract Kulübü | |||
W A N T E D |
Rtc.Serkan Güvenç | “ | |||
| Dilek Tecimer | Fatma Kızılırmak’ın Konuğu | ||||
| Taşkın Tecimer | “ | ||||
| Zafer Özkan | Ahmet Ünsal’ın Konuğu | ||||
| TOPLANTI NOTLARI :
|
| B U H A F T A | Atan Park Ocakbaşı - 14.03.2002 - 1227/35 |
||||
| KONUŞMACI | Saz Heyeti | EŞLİ GECE |
|||
| KONU | Vur Patlasın, Çal Oynasın | ||||
DOĞUM GÜNLERİ |
EVLENME YILDÖNÜMLERİ |
||||
15.03 |
Ayşe Şenoğlu | ||||
19.03 |
Serpil Küçükünal | ||||
| ÜYELERİMİZDEN HABERLER... |
PROJELER...
ETKİNLİKLER... |
| ORKUN & OZAN SANAT GALERİSİ Süleyman Saim Tekcan “BRONZ ATLAR”
Sergi : 15 Mart – 05 Nisan 2002 Açılış Kokteyli : 15 Mart Cuma Saat: 17.30 |
Süleyman Saim Tekcan sanatını, zamanın sarı sayfalarına kazınan gizli okumalara bırakıyor. Böylece, duygu dünyasında gezinen gizleri doğanın sunduğu malzemeyle yoğurarak her yeni sergisinde farklı heyecanların tadını, coşkusunu yaşatıyor bizlere... Yıllardır doğanın kusursuz yaratıkları atlara, tek boyutlu resim düzeyinde kan, can, ruh veriyor. Şaha kalkan, dört nala koşan, yeleleri rüzgarla savrulan atların kıvrak hareketleri incecik kıvrımlı hatların armonisiyle bütünleşiyor. Sihirli parmaklar, kah çinkonun soğuk yüzüne, kah tuvalin dokulu yüzeyine işliyor atları ve onlara eşlik eden hatları sevgiyle... Bu sergisinde ise toprağın, ateşin ve bronzun büyülü bileşimine dokunuyor aynı parmaklar. Hem de tutkuyla, büyük bir aşkla... Atları bir de parmaklarının ucuyla dokunarak görüyor... |
BEN KİMİM?... Kendi Kaleminden Rtn.Süleyman Çevik1945 yılının soğuk bir kış günü, Batı Toroslar’ın oldukça yüksek kesimlerinde, Elmalı’nın ücra bir dağ köyü olan Macun’da dünyaya gelmişim. Ben henüz 1 yaşlarında iken ailem ilçe merkezine taşınmış. 18 yaşıma kadar Elmalı’nda yaşadım. Dolayısıyla ilk ve orta eğitimimi Elmalı’da bitirdim. Ortaokulu bitirdikten sonra öğrenimime 3 yıl ara vermek zorunda kaldım. Ardından 1967 yılında Antalya Akşam Ticaret Lisesini, 1971 yılında da Eskişehir İTİA ni bitirdim. Gerek lise ve gerekse yüksek öğrenimim sırasında sürekli iş hayatının da içinde oldum. Çeşitli özel ve kamu kuruluşlarında çalıştım. Bu arada sendika yöneticiliği de yaptım. Yüksek öğrenimimi tamamladıktan sonra kısa bir süre Çalışma Bakanlığı Müfettiş Yardımcılığı’nda bulundum. Ardından 1972 yılında Maliye Bakanlığı Gelirler Kontrolörlüğü’ne geçtim. 1973 yılında Mebrure ile evlendim. 1974 yılında İbrahim, 1978 yılında Can aileye katıldılar. 1979 yılında Maliye Bakanlığı tarafından yetiştirilmek amacıyla ve 2 yıl süreyle Fransa’ya gönderildim. Strasbourg Üniversitesi Ekonomi Fakultesi’nde “Diplome Etüde Superieur” derecesi aldım. 1990 yılında kamu görevinden ayrılarak Antalya’da Yeminli Mali Müşavirlik yapmaya başladım. Şimdiye kadar iş meslek yaşamımda elde ettiğim pozitif sonuçlara, teorik bilgilerimle pratik hayattaki birikim ve tecrübelerimi harmanlayarak ulaştım diyebilirim. Şimdilerin moda deyimiyle işin mutfağında (devlet hizmetinde) uzunca süre bulunmuş olmam, burada edindiğim tecrübe ve bakış açıları iş yaşamımda karşılaştığım sorunların çözümünde bana önemli yararlar sağlamıştır. Hayatı belli bir düzen ve disiplin içinde yaşamayı severim. Sadece iş yaşamımda değil özel ve sosyal yaşamımda da bu böyledir. Bence başarılı ve mutlu bir yaşamın önde gelen koşullarından biri ve belki de en önemlisi düzenli bir yaşam tarzıdır. Yaşamın her safhasında üretmeyi ve üretimi seven birisi olarak çalışmaktan hiçbir zaman bıkmadım, kaçınmadım. Bedenimin bana verdiği gücü her zaman bir şeyler ortaya koymak için kullanacağım. Ta ki bedenim buna izin vermeyinceye kadar..... Bir başka inandığım gerçek bilim ve bilginin gücüdür. Başarıyı yakalayabilmek için kişisel ilişkilerimin bana sağlayacağı avantajlara güvenmedim ve bunları ciddiye almadım. Sık sık kendi çocuklarıma da söylediğim bir söz olan “Bilenle bilmeyen asla bir olmaz” özdeyişi benim için bir parola sayılabilir. Şans ve tesadüfler günümüzde zaman zaman bilenle bilmeyeni aynı çizgide karşılaştırabilir, ancak bu asla kalıcı olamaz. Haklıyken bunu sonuna kadar savunan doğru olduğundan emin olduğum yoldan asla dönmeyen bir yapım vardır. Yakın çevremde, ikili ilişkilerde, kamu kurumlarında hakkını ısrarla savunan ve talep eden, mümkün olduğunca da bunu elde eden bir kişi olarak tanınırım. Bu yanlarımın beni hırçın, kavgacı ve agresif yapılı bir insan olarak tanınmama sebep olmasından korkarım. Zira benim bu tarafım kuralcı olmamın bir sonucudur. Başka bir şekilde algılanmaması gerekir. Her türlü soruna neden – sonuç ilişkisi içinde analitik çözümler üretmeye çalışmak da bir başka yanımdır. Bence her sorun için bir çözüm yolu vardır, uzlaşma vardır, bütün bunlar bir uyum sürecinin geçmesini gerektirir. Her hangi bir olay karşısında takınacağım tavır ve alacağım kararlara mümkün mertebe duygularımı karıştırmam ve kararlarımın objektif doğruluk kazanması için tamamıyla mantık süzgecinden geçirir ve mantığın gösterdiği gerçekler doğrultusunda karar alırım. Geçirmiş olduğum onca zaman geride tozlanmış onca acı tatlı hatıra bırakırken, bu günlerde biri 28 diğeri 23 yaşında olan iki oğlumu topluma en iyi şekilde kazandırma çabalarım yaşam gündemimin önemli bir parçasıdır. Bu çerçevede ailemin fertlerine beslediğim sevgi ve iyi niyeti gösteriye dönüştürmekten çok düşünce ve tavırlarımı açıkça ortaya koyma ve ifade etme yolunu seçmişimdir. İçtenliğe ve dürüstlüğe çok önem veren bir insan olarak bunu sadece yakın çevreme değil etrafımdaki her insana sergilemekten de kaçınmam. Gündeme ayak uyduran, popülist davranış kalıpları takınmayı beceremem. Bunlar yerine dürüstlüğü ve içtenliği içeren yaklaşımlar sergilemek benim değişmez karakterimdir. Bu vesileyle hepinize Rotaryen sevgi ve saygılarımı sunarım. Süleyman Çevik |
![]() Kaleiçi Rotary Kulübü, ilkini geçtiğimiz yıl büyük bir başarıyla gerçekleştirdiği “Akdeniz Uluslararası Yükseköğrenim Tanıtım Günleri” adlı etkinliğin ikincisini Mart ayının son günlerinde tekrarlamaya hazırlanıyor. Yanda afişini gördüğünüz bu büyük proje hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak isteyen dostlarımızın, web sayfalarını ziyaret etmelerini öneriyoruz. http://www.kaleici-rotary.org.trKaleiçi’li dostlarımız, bu etkinliğin yanı sıra bir de Eşleştirilmiş Bağış projesini de realize etmenin mutluluğunu yaşıyorlar. Başkanları Hilmi Ünsal’ın bu önemli gelişmeyle ilgili davet mektubunu aşağıda yayınlıyoruz: Sevgili Dostlar, Uluslararası Rotary Vakfı ile Eşleştirilmiş Bağış kapsamında 2420. Bölge’den Fındıklı ve Sarıyer, 2430. Bölge’den de Kaleiçi Rotary Kulüpleri ile 2560. Bölge (Japonya) ortak olarak “Finike Devlet Hastanesi’ne Tam teşekküllü Ambulans Sağlanması” projesi hayata geçirilmiştir. Projenin toplam değeri 34.000 $’dır. Ambulansın teslimi için 22 Mart 2002 Cuma günü saat 15:00’de Finike Devlet Hastanesi’nde bir tören düzenlenecektir. Tüm Rotaryen Dostlarımız davetlidir. Rtn.Hilmi Ünsal Dönem Başkanı
|
![]() |
ŞUBAT AYINDA %100 DEVAM SAĞLAYANLAR |
ŞUBAT AYI DEVAM RAPORU Birinin bayram tatiline kurban gitmesi nedeniyle ancak üç toplantı yapabildiğimiz Şubat ayında, bir de işyeri gezisi gerçekleşince % 65 gibi düşük bir ortalamada kalıverdik. Talya’daki iki toplantıda % 74 oranında katılım sağlandığını dikkate alırsak, çok da şikayetçi olmayalım diye düşünüyoruz. İşte aylık performans tablosu: %100 = 17 Üye % 67 = 16 Üye % 33 = 8 Üye Altı üyemizin bu ay üç toplantıya da katılmadıklarını hatırlatalım ve ilginç bir noktaya dikkatinizi çekelim. Uzun zamandır aramızda göremediğimiz bazı dostlarımızın, “kimse bizi aramıyor” şeklinde yakındıkları kulağımıza geliyor. Siz ne düşünürsünüz bilemeyiz; ama biz devam komitesi olarak bu yorumu pek de anlamlı bulmadık. Daha doğrusu Rotary çatısı altında böyle bir alınganlığa gerek olmamalı diye düşündük. Keşke bu konuları bu platformda tartışmayı başarabilseydik... |
1 TEMMUZ’DAN BU YANA %100 DEVAMLILAR
%90 VE ÜSTÜ
%80 VE ÜSTÜ
|
ALIŞILMADIK BİR OCAKBAŞI RAPORU... Yedi Cihan Hakimi Saygıdeğer Gelecek Dönem Başkanımızın Yüksek Katına, Direktifleriniz doğrultusunda 11 Mart Ocakbaşı toplantımızın bir kısa tutanağını şöylece derlemeye çalıştım. 11 Mart pazartesi akşamı genç Rotaryen arkadaşımız sevgili Fatma'nın evinde misafir olabilme şansını yakaladık. Fatma ve eşi bizi gerçekten çok iyi ağırladılar, kendilerine bir kez daha teşekkür etmek istiyorum. Son derecede başarılı bir toplantı oldu kanaatimce. Hararetli tartışmalar Mao'nun, diğer konulardaki görüşlerine katılmasak da, "bin çiçek açsın bin fikir yarışsın" sözünde ne kadar haklı olduğunu bir kez daha ortaya çıkardı. Gerçekten çok ilginç fikirler geldi gündeme. Bunların bir kısmını yazımın devamında kısaca özetlemeye çalışacağım. Toplantının ısınma turları, aramızda olması bizim için başlı başına bir mutluluk kaynağı olan sevgili Fahri Hocamızdan, karınca kararınca feyz alabilme çabalarımızın doğrultusunda kültür ve Anadolu kavramları bağlamında başladı. Dostlar, hep birlikte bir kez daha karar verdik ki bu ülkenin en erken dönemlerinden itibaren bütün tarihine, geçmişte bu ülkede yaşamış ve izlerini bırakmış bütün halklara bizim sahip çıkmamız gerekiyor, biz sahip çıkmazsak sahip çıkan birileri oluyor. Isınma turlarında üzerinde önemle durulan bir nokta da çok uzun bir zamandır bir ulusal kültür politikasının yoksunluğu içinde olduğumuzun tespiti oldu. Bu sırada nazik ev sahiplerimiz zengin ikramlarıyla bizi bir kere daha mutlandırdılar. Bundan sonra demir yumruklu gelecek dönem başkanı ve toplantı sorumlusu saygıdeğer İbrahim Coşar dizginleri ele alıp bu kaos ortamına noktayı koydu. Gecenin gündemi belirlenmişti artık: Gelecek dönem nasıl bir Antalya Rotary Kulübü arzuluyoruz. Hepimiz katılımın fazla olması hayalimizi dile getirdik. Bendeniz vak-a nüvisiniz Hulki kulunuz ve Fahrettin Hocamız eski bir Rotary bilgeliği olduğu dilden dile dolaşan "Rotary'de göreve talip olunmaz, görev verilir" düsturunun tam anlamıyla doğru olmadığını ve üyelerimizin kendi yeteneklerini, zamanlarını enine boyuna kendileri düşünerek görevlere talip olmalarının gerektiğini savunduk. Buna karşın eski başkanlardan Yaşar Süzen ve sevgili Rotaryen dostumuz Süleyman Çevik görev dağılımının kesinlikle başkan tarafından yapılması gerektiği ve Rotary'nin kesinlikle bir başkanlık sistemiyle yönetilebileceğini savundular. Kanımca gecenin yıldızı olan Yaşar Bey özellikle İbrahim Coşar'a karşı çok acımasızdı ve demir yumruklu gelecek dönem başkanımıza yönelttiklerine eleştiri okları değil olsa olsa eleştiri mızrakları denilebilirdi. Bu konuşmaların ardından kulübümüzde heyecan eksikliği dile getirdi ve Havva Hanım toplum hizmetlerinde yapılanların bile bir çok üyemizi heyecanlandırmaktan uzak olduğunu ifade etti. Daha büyük, daha ses getiren projelerin gerekliliğini, özellikle bize gelir getirecek ve süreklilik niteliği de olan Üniversite Tanıtım Fuarı'na benzer özelliklerde bir organizasyona girişilmesinin faydalı olacağında hem fikir olundu. Bu arada Yaşar Bey külümüzün bir meslek kulübü olduğunu, heyecan ve klüp etkinliklerine sahip çıkma bazında herkesin aynı performansı göstermesinin mümkün olmadığı gibi haklılığı tartışılamayacak saptamalar yaptıktan sonra, zaten kaç üyemizin bir memur zihniyetle Toplum Hizmetleri Merkezi'nde çalışılmasının düşünülebileceği gibi bir soruyu ortaya atınca fevkalade alınganlık gösteren anası ve rahmetli babası memur bendeniz "bize lâzım olan Kuvayi Milliye ruhudur, Cumhuriyet çocuğu memurların ruhudur " diye bu alınganlığımı hiç çekinmeden ortaya koyma cüretini dahi gösterdim. Konuşmalar bu minval üzerine devam ederken, geçmiş senelerde gerçekleştirdiği yönetici sekreter organizesi ve şu günlerde hayata geçirdiği Adana seyahati organizesindeki olağanüstü başarıları ile çelik bilekli gelecek dönem başkanımızın gelecek sene katılımı ve heyecanı arttırma konusunda da ne kadar başarılı olacağından bir kere daha emin olduk. Bu aşamadan sonra konu gayrı ihtiyari magandalar kulübüne geldi. Süleyman Çevik dostumuz bu kulübün lağv edilmesinin zamanı geldiğini söyledi. Bizler önce Süleyman Bey'in bu beyanı hanımlardan tarafa bir tavır koymak için yaptığını düşündük sonra iş anlaşılıp Süleyman Bey'in bu işe kendisinin davet edilmemesi nedeniyle karşı olduğu ortaya çıktığında ben de kendisine aynı dertten muzdarip bir kulunuz olarak gücüm yettiğince destek çıktım. Gecenin en büyük bombası da gecenin ilerleyen saatlerinde saygıdeğer Fahrettin Hocamızdan geldi. Fahrettin Hocamız gelecek dönemde, bir şimşekten daha hızlı ve yedi kaplandan daha güçlü gelecek dönem başkanımızın bayan Rotaryen arkadaşlarımıza bir sene izin vermesi ve onların yerine Rotkoçlar’ın kulübü devamını sağlamasını önerdi. Gerçekten çığır açabilecek bu öneri yedi iklimin en güçlü gelecek dönem başkanı olan İbrahim Coşar tarafından derhal benimsendi, kendisine Yaşar Süzen ve Süleyman Çevik tarafından gerekli destek hemen verildi, sadece bendeniz, Monika'nın korkusundan olsa gerek, cesaretimi toplayarak bu ulvi fikre hakkettiği desteği veremedim. En derin hörmetlerimle, Rtn.Hulki Demirel |
TEKRAR MERHABA Efendim...hepinizin bildiğini sizlerden saklayacak değilim. Bu haftalık olarak yayınlanan, sanal ceridenin boynuzlu koç ve çark tasviriyle simgelenen bölümünde yazdığım yazıların; gerek genel ahlak ve adaba aykırılığı ile geçerli anlayışa şiddetli muhalefet ve gerekse de kendimin aile mahremiyetinin alenen genelde kamuya özelde ise sizlerin oluşturduğu ve çok sevdiğim camianıza ifşa edilmesi ve yine bu çerçeveden olmak üzere başkanları olduğum R. Kocalarının dahi bu yazıları okurken çektikleri çile nedeniyle ( her hal ve şekilde okumama özgürlükleri mevcutken niye kullanmadıklarını hala anlamış değilim ) söz konusu ceridenin genel yayın yönetmeni ve baş muharriri; pek bir sayın H.Şencan bey tarafından, gece yarısı operasyonu ile diyemeyeceğim, çünkü; vakit gündüz idi; istifaya zorlandım ve görevime resen son verilerek yaka paça bu sütunlardan atıldım. İnanın ayrılırken özel eşyalarımı bile almama izin verilmedi. Masamda bulunan ve yazılarımı yazdığım çok sevgili Lap Topumun bile lapını aldılar da bana yalnızca topunu verdiler. Bütün bu üzücü gelişmeler; başkanları olduğum arkadaşlarımın beni zehirlemek üzere bir balık aşevinde düzenledikleri geleneksel aylık RK toplantısında balık yemeyerek suikasttan kurtulmam üzerine; aman Hülagu beyefendi adamın yazdıklarından daha kalitesini biz göbeğimizin kenarıyla yazar, aramızda iş bölümü yapmak suretiyle de mesela; ayak tarağı kırıklarının tedavisinde yeni gelişmeler, genel cerrahide anestezinin önemi, ülkemizin Avrupa Birliğine duhul etmesinin Osmanlı döneminde Avrupa ülkelerince yağmalanan tarihi mirasımız üzerindeki olası etkileri, ana okullarının çocuğun psikolojik gelişimi üzerindeki olumlu yansıları, evde bilgisayar onarmanın bin bir pratik yolu, kepçe kulak ile zeka arasında bir bağlantı var mı dır ya da acaba avukatınız olsa dahi hukuk bizi her zaman hukuka karşı korur mu? gibi kamuyu bilgilendirici konularda anlamlı yazılar yazarak RK köşesini hiç bir zaman boş bırakmayız lütfen endişelenmeyiniz ve defterini dürünüz şeklindeki ifadelerine binaen; oluştu maalesef. Boş ve aç karnına gezdiğim günlerde; bana ekmek arası ızgara sucuk, döner dürüm göndermek suretiyle, yazılarımı beğendiklerini ve özlediklerini ifade ederek beni bizzat ziyaret veya gerek faks gerekse de e-mail yoluyla arayarak teşvik ve teselli eden Rotaryen dostlarıma da bu sütunlardan teşekkürlerimi sunmayı vefa duygusu taşıyan mümtaz bir şahsiyet olarak borç bilirim. Şimdiye değin ; yukarıda andığım lafta görev tutkunu ancak icraatta kof, arkadaşlarımca haftalarca boş bırakılan RK sütununa hüzünlü gözlerle bakarak sustum. Bazı geceler; burnumu çekerek ve de salya sümük gizlice ağladım. Naif ve nazik şahsiyetim dolayısıyla; kadınlara ve onların yapıp ettiklerine yani eylemlerine olan saygımı beni tanıyan herkes bilir. Ancak; geçen hafta, koç gibi arkadaşlarımın RK sütununu etkinlik ve eylem fukaralıkları nedeniyle hepinizin bildiği üzere sevgili Deniz olsa dahi bir kadına kaptırmış olmalarının şahsımca kabul edilebilir olmadığını beyan etmek isterim. Kendilerine yazıklar olsun diyorum. Ayak oyunlarında gösterdikleri tez canlılıklarını görev aşkı ve bilincine de taşımaları hususunda kendilerini uyarmayı bir görev addettiğimi bilgilerinize sunarım. Saygılarımla; Rtkç. Naci YAZICI |
SİZİN KÖŞENİZ... Hülya Yazıcı’dan gelen “filozofik” bir iletiyi yayınlıyoruz: Sıraya Geçme Üzerine Felsefi Bir Yaklaşım
|
Birbirinden ilginç katkıların ve güzel yazıların yer aldığı zengin içerikli bir sayı daha sunuyoruz sizlere. Sevgili Hulki’nin kaleme aldığı toplantı raporunun ocakbaşı prosedürü konusunda yeni bir çığır açacağını tahmin ediyoruz. Nasıl ele geçirdiğimizi sormayın lütfen. Naci Yazıcı uzunca bir sürgün döneminin ardından yeniden bizlerle. “Gidişim suskun olmuştu... dönüşüm muhteşem olacak” demişti. Satır aralarını dikkatlice gözden geçirmenizi öneririz. Dileriz Rotkoç dostlarımız da kendilerine yoğun göndermelerin yer aldığı bu hoş yazıyı okuma fırsatı bulurlar. |