blt_log4.gif (10576 bytes) rot_logo[1].jpeg (22655 bytes)

Adres :Sinan Mah. Arık Cad. No:35/4 Gerçek Apt.Kat:1   Antalya                                               Sayı : 15 Tlf:0.242.3117273 Fax :0.242.3117246  E-mail: antalya.@rotary2430.org.tr Web :http://www.antalya-rotary.org.tr

 

G E Ç E N   H A F T A

Sheraton Oteli - 11.10.2001 - 2006/14

Toplam Üye

51 + 11

KONUŞMACILAR : Rtn.Asuman Tarıman , Rtn.Zeynep Gülcan

Katılan Üye

34 + 6

KONU : Rotary Bilgileri

Katılım

% 67

KONUKLAR

TELAFİ KARTI GETİRENLER

Rtn.Hasan Abat Aspendos Rotary Kulübü
Muharrem Karataş Aspendos R.K. Süreyya Ünsal Ahmet Ünsal’ın Konuğu

 

TOPLANTI NOTLARI :
  • Antalya’nın en genç kulübüyle bir kez daha biraraya geldik. Dört haftalık bir aradan sonra tekrarladığımız ortak toplantıda bu kez Olimpos Kulübü başkanı ve üyeleri bizleri ağırladılar. Doğrusu pek de iyi baktılar bize; özellikle yediğimiz yemek son derece leziz ve “değişikti”. Katılım yoğunluğundan neredeyse salona sığamadık.
  • Uzun zamandır aramızda göremediğimiz dostları gördük. İlhami Gönen belki de bir yılı geçen bir aradan sonra haftalık bir toplantımıza katıldı. Ali Rıza Balcı da Haziran ayından bu yana ilk kez aramızdaydı. Kayhan Öndemir’in de bu dönem ilk defa gündüz gözüyle bir toplantıya geldiği dikkati çekti.
  • Konu Rotary Bilgileri, konuşmacılarımız da Aspendos Kulübü’nden sevgili dostlarımız Rtn.Asuman Tarıman ve Yrd.Guv.Zeynep Gülcan’dı. “Rotary nedir?” sorusuyla başlayıp “Guvernör kime denir?” diye son bulan eğitim seminerinin özellikle aramıza yeni katılan üyelerimiz için son derece yararlı olduğunu düşünüyoruz. Deneyimli Rotaryen dostlarımızın bu eğitimle bilgilerini ne derece tazelemiş ya da güncelleştirmiş olduklarınıysa bilemiyoruz. Çoğu aşina gelen bildik temel konuları uzun uzadıya hazırlanmış Ankara patentli metinlere sadık kalarak sunmayı başaran konuşmacı dostlarımızı gönülden kutlamak istiyoruz. İşleri gerçekten de zordu; ancak başarıyla bunun üstesinden geldiklerine hep birlikte tanık olduk.

 

B U   H A F T A

ALTIN ET Tesisleri - 18.10.2001 - 2007/15

İŞYERİ GEZİSİ

ALTIN ET TESİSLERİ / ORGANİZE SANAYİ SİTESİ

DOĞUM GÜNLERİ

EVLENME YILDÖNÜMLERİ

20.10

Ayşe Cantez

24.10

Nevin - Yaşar Süzen

21.10

Süreyya Ünsal

27.10

Şenay – Fehim Öz

24.10

Didem Erbaş

 

 

PAZAR KAHVALTISI

21 Ekim Pazar sabahı saat 10.00’dan itibaren “bazlama” ve “gözleme” gibi sağlıklı ürünlerin de yer alacağı genişletilmiş bir kahvaltı için KEZBAN YENGE’NİN YERİ’nde buluşuyoruz.

(Hacıveliler – Geyikbayırı çatalından Hacıveliler yönüne doğru döndükten hemen sonra)

- Bakalım kaç kişi olacağız -

 

CUMHURİYET BALOSU

Antalya ili sınırları içinde faaliyet gösteren yedi Rotary kulübünün ortaklaşa düzenleyecekleri Cumhuriyet Balosu, 28 Ekim Pazar akşamı Antalya Tenis İhtisas Kulübü’nde gerçekleşecek. Profesyonel bir şirket tarafından işletmesi üstlenilen bu tesisin yenilenmiş çehresi ve servisiyle bu geceye özenle hazırlandığını özellikle hatırlatmak istiyoruz. 19.30’da bir kokteylle başlayacak olan kutlamada Geçmiş Dönem Guvernörü Akın Gökyay da kısa bir konuşma yapacak. Bu organizasyon aynı zamanda haftalık resmi toplantı olarak geçerlilik kazanacağı için, 25 Ekim Perşembe günü toplantı yapılmayacak.

 

THE ROTARY WORLD Dergisinden Alıntılar
  • Rotary International Konvansiyonu Barcelona'da 23-26 temmuzda yapılacak.
  • Polio için geçen yıl 400 milyon USD para harcandı, geçen yıl yalnızca 550 milyon beş yaşın altında çocuk aşılandı, ancak hastalık eradike edilemedi. 2000 yılında 3500’den az olgu bildirimi oldu. 1988'deyse bu sayı 350000 civarındaydı. Irak, Afganistan, Hindistan, Pakistan, Bangladeş, Mısır ve Orta Afrika ülkelerinin tamamında 2000 yılında Polio görüldü. Türkiye 1988'de kırmızı kuşakta yer alırken, 2000'de gri kuşağa terfi edebildi. 2005 yılında Polio’nun dünyadan tamamen silineceği tahmin ediliyor.
  • 2000-2001 döneminde 2323 eşleşmiş barış projesi teyit edildi.
  • Diyarbakır Rotary Kulübü kurduğu 75.yıl Gençlik Merkezi bünyesinde sokak çocuklarına öğle yemeği veriyor. Ayrıca 275 çocuğun da okula devamını sağlamayı başardılar.

 

PROJELER ...ETKİNLİKLER ...
  • Başkanımız Ahatlı Toplum Birliği bünyesinde bugüne dek gerçekleşen hizmet çalışmalarını ve planlanan yeni projeleri özetliyor : Tıklayın : Ahatlı Toplum Birliği
  • Toplum Hizmetleri Komite Başkanı Rtn.Hülya Yazıcı, komitesinin gerçekleştirdiği çok önemli bir çalışma hakkında bilgi veriyor. Tıklayın : Bir Toplum Hizmeti
  • Uzun Dönem Gençlik Mübadele programıyla ilgili formlar geldi. İlgilenen dostlarımız bunları başkandan ya da komite başkanı Ege Altay’dan temin edebilirler. Aday öğrencinin 20/08/1984 - 20/08/1988 arasında doğmuş olması gerekiyor. Yıllardır süregelen bu başarılı değişim programının benzerleri arasında en ucuzu ve en güvenlisi olduğunu lütfen unutmayın.
  • 1.Ocakbaşı Toplantıları bu hafta başladı. Büyük bölümü 15 Ekim Pazartesi akşamı gerçekleşen bu toplantılarla ilgili geniş bir değerlendirmeyi, tüm raporları da kapsayacak biçimde önümüzdeki haftaya yetiştirmeyi umuyoruz. Bazı evlerde tam katılım sağlanırken, daha önce de zaman zaman tanık olunduğu gibi bazılarında ev sahiplerini hayal kırıklığına uğratacak derecede fire verildiğini üzülerek öğrenmiş bulunuyoruz.
  • “Teke Zortlatması” etkinliği sürüyor. 16 Ekim Salı akşamı gerçekleşen ikinci çalışmada Havva İşkan Işık’ın yeteneği, Süleyman Çevik’in hırsı, Yavuz Canöz’ün performansı ve İbrahim Coşar’ın da motivasyon gücüyle dikkatleri üzerlerinde topladıkları duyuldu. Bu çalışmanın saymakla bitmeyecek yararlarını daha kapsamlı görmek isteyenlerin www.tekezortzort.com.tr adlı siteyi ziyaret edebileceklerini hatırlatalım.

 

 

YENİ BİR KÖŞE... BEN KİMİM? Fatma Kızılırmak

Sevgili Dostlar,

Hangi başkanın başlattığını hatırlayamadığım, ancak Tuncay Başkan tarafından da yürütülen bir etkinliğimiz vardı, hatırlayacaksınız, kendimizi tanıtalım. Üye dostlarımızdan bu etkinliği devam ettirmek talebi gelince Duran dostumuza üyelerimizi, daha önce kendini tanıtmayanlardan başlamak üzere, görevlendirmesini rica etmiştim.

Ve sevgili Duran Çiftçi, 3 hafta kadar önce beni görevlendirdi. İlk toplantıda hazır değildim, (mazeret tabii ne hazırlık gerekecek ki), ikincisinde Tayfun Talipoğlu’nun önünde olmaz dedim kendi kendime, koskoca meşhur adam şimdi çık sen şurda doğdum falan de, boşverdim. Ee,bu haftada Rotary Bilgileri gibi ciddi işlerle uğraşırken bi dakka ben kendimi tanıtıcem demek hem Olimpos Rotary’ye hem de konuşmacılara ayıp olacaktı. Sonunda çıkar yolu bu etkinliği bültene taşımakta buldum. İsteyen dostlarımız kendini kürsüden tanıtmakta serbest tabii, kimsenin konuşma özgürlüğünü kısıtlamıyoruz.

Efendim, bendeniz diye başlanır ya, ben de öyle başlayayım. Bendeniz 1958 yılında, o tarihlerde Türkiye’de nadir Antalya’da çok daha nadir, belki de ilk, çift milliyetli bir evlilikten doğmuşum. Ana dilim almanca olduğu gibi ana okuma yazmam da almanca.

Ancak çok erken konuşmuşum ve anlatılanlara göre 2 yaşında anneme simültane tercümanlık yaparmışım. İlkokula Antalya’da İnönü ilkokulunda başladım ancak Malatya’da bitirdim. 3 yıllık bir Malatya macerasından sonra Ankara’ya yerleştik, annem ve babam halen orada otururlar.Önce Ankara Kız Lisesi’nden ve daha sonra Dokuz Eylül Üniversitesi tıp fakültesinden mezun oldum. 12 eylülden sonra mezun olan tüm doktorlar gibi, zorunlu hizmetimi yaptım, Trakya’da Çorlu’da.. İki yılın ilk yedi ayını, bana mı sordular evlenirken dönemine denk geldiğinden eşimden ayrı ve kelimenin tam anlamıyla sürünerek geçirdim. Kah hemşire odalarında, kah otel odalarında. Eşimin ihtisası için ve bana vaat edilen ihtisas hayalleriyle 1985’de Antalya’ya döndük. İhtisas hayalleri hayalde kaldı, kimse beni beğenmedi, sonrada TUS (tıpta uzmanlık sınavı)çıktı. Akdeniz Üniversitesinde fizyoloji ana bilim dalında doktora yapma hakkını kazandım. Kazandım derken yanlış anlamayın, zaten benden başka talibi yoktu. Kadrolu asistan olarak çalıştım, araştırmayı pek de sevdim, yeterlilik sınavına girdim ve geçtim, tez projemi hazırladım ve hala çok iyi açıklayamadığım, ancak klinisyen olamamamın kompleksiyle belki de, yeniden TUS’a hazırlanmak üzere istifa ettim. Şimdiki aklım o zaman olsaydı, ah, orada memnuniyetle öğretim üyesi olmak istediğimi söyleyebilirdim. Tabii yeniden TUS daha uzak bir hayal oldu ve ben kendimi birdenbire Anteks’te akreditifin, ATR belgesinin, ya da ipliğin ne olduğunu öğrenmeye çalışırken buluverdim. O gün bugündür önce Anteks’te sonra Antalya Koleji’nde yöneticilik yapıyorum. Hekimlik işini de hiç bırakmadım, dokuma fabrikasının iş yeri hekimiyim aynı zamanda.

Eşimle filimlerdeki gibi tanışamadık, ÖSYM’nin yarattığı tesadüflerle aynı sınıfta idik. Yağmurlu bir kasım günü ve de tam 21 yıl önce, bir pediatri grand vizitinde sevgili Baha bana çıkma teklif etti. Vizit sonrası havuz başında ayrıntıları konuşurken birbirimize evlilik baskısı yapmama kararı almıştık, ne de olsa ben Almanya’ya o ABD’ye gidecektik, gerçi ABD nişanlılara da vize veriyormuş falan, kısacası gelecek çok teferruatlı, 1982 yılının çok sıcak bir haziran günü evleniverdik. İlk bebeğimiz Deniz 1984’de çok karlı bir 28 kasım günü, ikinci bebeğimiz Ataman tam 10 yıl sonra, ve annesi çiçeği burnunda bir Rotaryenken , çok yağmurlu bir kasım sabahı doğdular. Şimdi yazarken fark ettim bizde kasım saplantısı var galiba.

Hiç olağan dışı bir özelliğim yok, doğru düzgün bir hobim bile yok. Okulların çok sık kapandığı dönemlerde biçki dikiş kursuna bile gittim, hayatımda diktiğim ilk ve tek etek biraz yamuk oldu, özellikle yurtlu günlerimde örgü örmeyi denedim, başladığım bütün kazaklar sonuçta atkı oldu, o zamanlar oldukça geniş bir atkı koleksiyonum oluşmuştu. Çok okurum, özel ilgi alanlarım islamda kadın, islam ülkelerinde yaşayan kadın, islam hıristiyan evlilikleri ve nazi Almanya’sı. Bu konularda bulduğum her şeyi okurum hemen hemen. Piyano çalarım. Gezmeyi, yurt dışına seyahati ve Almanya’yı çok severim. İnternetin keşfiyle bir ilgi alanımı daha buldum .Kitaplara yorum yazmak. Sık sık amazona takılıyorum. Oldukça iyi almanca ve ingilizce hem konuşurum hem okur yazarım. Fransızcam da yolumu bulabilecek aç kalmayacak kadar idare eder. Eskiden çok hayal kurardım, artık ayaklarım biraz daha yere basıyor.

İşte sevgili dostlar ben buyum. Haftaya huzurlarınızda İbrahim Coşar olacak.Duran Çiftçi öyle dedi.

Kalın sağlıcakla.....

Fatma Kızılırmak

 

ROTARY BİLGİLERİ...

Meslek Hizmetleri ayında “Dörtlü Deney” ve dilimize tercümesi üzerine Rtn.Turhan Sözen’in beğeneceğinizi umduğumuz ve saklamanız gerektiğini düşündüğümüz çok güzel bir yazısını yayınlıyoruz.

DÖRTLÜ DENEY

1954-1955 Uluslarası Rotary Başkanı Herbert J.Taylor tarafından yaratılarak Rotary’ye kazandırılan “ Dörtlü Deney” veya “Dörtlü Test veya Sınama” aslında dört sorudan ibaret ve kişiyi ahlaken yükseltme amacı güden bir sorgulama türüdür ve sadece “Meslek Hizmetleri” için değil hayatın her alanında da uygulanabilir. Bu yüzden yalınız Rotaryenlere değil her kese hitap eden bu değerli mesajın Türk Rotary’sinde hak ettiği ilgiyi gördüğünü söylemek oldukça güçtür. Bunda kısmen yetersiz tercümenin payı olduğunu düşünüyorum. Bu yüzden doğru tercümenin nasıl olması gerektiği gibi bu yazının da amacı olan bir soruyu karşılayabilmek için orijinal metnine bir göz atmak doğru olacaktır.

“The Four Way Test”


To the things you think, say or do;

1-İs it The Truth?
2-İs it Fair to all concerned?
3-Will it build Goodwill and Better Friendships?
4-Will it be Beneficial to all concerned?

Bu metin aşağıdaki şekilde tercüme edilmiştir.

“Dörtlü Deney”

Düşündüğünüz, söylediğiniz veya yaptığınız şeyler;
1-Gerçeğe uygun mu?
2-İlgililerin hepsi için adil mi?
3-İyi niyet ve karşılıklı daha iyi anlaşma doğuracak mı?
4-İlgililerin hepsi için hayırlı mıdır?

Mesaj başlığı bilimsel anlamı sebebiyle “Dörtlü Deney” yerine “Dörtlü Test veya Dörtlü Sınama” denilmeli idi. Bu o kadar önemli olmamakla beraber birinci yol için “gerçeğe uygun mudur” tercümesi tümü ile yetersizdir ve bir iz bırakmamaktadır. “The Truth” özel yazılış biçimi ile “Gerçeğin” olduğu kadar “Doğru”nun da karşılığıdır ve “Gerçek” sözü Türkçemizde düşündüğümüz, söylediğimiz şeyler için olsa bile yaptığımız şeyler için uygun bir deyim teşkil etmez. Ayrıca bilimsel gerçek ile karıştırılabilir ki sorgulamanın amacı bu değildir. Yine bu cümleden olarak “Gerçeğe” eklenen “Uygun mu?” kelimesi de sorunun etkisini büyük ölçüde zayıflatmaktadır.

İkinci yol için yapılan tercüme ise hatalıdır.”Fair”, daha ziyade dürüstlük, temizlik” anlamındadır. Bunun yerine kullanılan “Adil midir?” tercümesi bu anlamda kullanılmış ise belki düşünülebilirse de “Adil” teriminin bu günkü kullanılışı ve ortaya koyduğu “ her kese layığını vermekten ibaret” muğlak anlamı itibariyle doğrudan dürüstlük manasında anlaşıldığını söyleyebilmek oldukça zordur.

Üçüncü yol için yapılan tercümede ayni durumdadır ve tümü ile yanlıştır. Orijinal metinde yer alan “Better Friendships”, hiç bir zaman “ Daha iyi bir anlaşma” manasında değildir. Burada doğru bir tercümeden ziyade mütercimin kişisel anlayış ve yorumu ile karşı karşıya bulunuyoruz ki mesajın etksini ve anlamını tamamile değiştirmektedir. “Goodwill” ise ayni zamanda dostça duygular ve içtenlik anlamındadır; ve bu yolda tercümesi orijinal metnin amacı itibariyle daha üstün bir yer işgal eder.

Dördüncü yol için seçilen “Beneficial” karşılığı olarak “Hayırlı” kelimesinin “Meslek Hizmetlerine” has bir mesajın ruhu ile bağdaştığı söylenemez. Sorunun ifade ettiği anlam itibariyle ayni kelime yerine “Yararlı olacak mıdır?” kelimesinin kullanılması daha yerinde ve doğru olurdu.

Yukarda belirttiğim kaygılar göz önünde tutularak tercümenin yeniden yapılması gerektiği takdirde aslına daha yakın olacağını düşündüğüm “Dörtlü Test veya Sınama”yı yeni şekli ile sunuyorum:

“Dörtlü Test veya Sınama”

“Düşündüğünüz, söylediğiniz veya yaptığınız şeyler;
1- Doğru mudur?
2- İgililerin tümüne karşı dürüst müdür?
3- Dostca duygular ve daha iyi dostluklar sağlayacak mıdır?
4- İlgililerin tümüne yararlı olacak mıdır?

Bundan daha iyi bir tercüme her zaman yapılacaktır; ve fakat bu gün kullanıldığı halile kaldığı takdirde kendisine duyulan ve tercümeden payını alan ilgisizliğin daha da süreceği kansındayım.

A.Turhan Sözen

* *2430.Bölge Guvernörü Ömer Tezcan’ın Antalya’ya geleceği 13 Kasım Salı akşamı ortak bir eşli toplantı düzenlenecektir. * * 

rotary_logo.gif (13997 bytes)

BİZDEN HABERLER

Geçtiğimiz hafta sanırım salı günü akşamı idi. Sevgili karım Hülya için; terbiye edilmiş mantar soslu Paris usulü kırlangıç çorbası, napoliten soslu karides salatası, sebze ile marine edilmiş kağıtta levrek ızgara ve krem şantili ekzotik meyva salatasından oluşan akşam mönüsünü henüz hazırlamıştım ki gel buraya ! diye bana seslendi. Hemen yan odaya seyirttim. İnanın korkudan emret komutanım!... demişim savaş ortamındayız ya. Hışımla o haftaki bülteni önüme koydu daha doğrusu lap-top ekranında görünen bültenin önüne beni koydu. Baktım benim her hafta saçmaladığım bölüm Baha tarafından işgal edilmiş,yalnızca işgal edilse iyi; en acımasız eleştiri füzelerini Cruıse füzeleri etkinliğinde ateşlemiş. Benim karizma yıkılan toprak Afgan evleri gibi adeta yerle bir olmuş. Bir tek kırmızı berelilerin sızma ve imha operasyonu eksik kalmış. Hülya bunun bir savaş nedeni olduğunu söyledi.

Savaş dedim de aklıma geldi. Bildiğiniz üzere lig maçları bir kanalda naklen yayınlanıyor. Ve yayın anında maçı bize naklen anlatan spikere ilaveten, o kanalın kadrolu ve mesleği tekaüt futbolcu veya hakem olan bir “her şeyi biliri” ya da popüler bir futbol yazarı bizim için pozisyonları değerlendirip, eleştiriyor yani yorumluyor. Şimdilerde bilişim ve iletişim çağında yaşıyoruz ya... Günümüz savaşları da aynen futbol maçları gibi alenen ve aynı zamanda naklen TV’ler de yayınlanıyor.

Bu naklen yayınlarda sunucunun yanı sıra ; çok sayıda ve de her kuvvetten ( hava,deniz, kara... gibi ) emekli olmuş genarellerin oluşturduğu savaş yorumcuları ekibi var. Örneğin; bir gemiden Kabil kentindeki önemli bir Taliban hedefini vurmak üzere bir füze ateşleniyor. Biz bu füzeyi; aynen, Revivo’nun frikik vuruşunda topun karşı takım müdafaasının kurduğu barajı aşıp süzüle, süzüle kalenin mesela; sağ üst köşesine gitmesini GOOOL!!! diye bağırmaya yetecek kadar miktarda nefesimizi ciğerlerimizde hazır tutar olarak ve topa, aynı zamanda aynen; mayo defilesinde en göz alıcı mayoyu sunan mankeni izler gibi kilitlenmişken...hop ıska...Füze Taliban hedefini değil de Gariban’ın toprak evini vuruyor.

İşte bu yeni ve başka ülkelerde görülmedik bu yorumcular; bizim ne olacak şimdi ? dediğimiz bu anlarda devreye giriyorlar. Efendim... füze ateşlenirken bu füzeyi ateşleyen miyop füzeci; herhalde gözlüğünü takmamış olduğundan, hedefin koordinatlarını bu akıllı füzeye tam olarak hem gösterememiş ( kendisinin de göremediğinden ) hem de öğretememiş. Çünkü bunlara bir şeyi gösterdiğin zaman; aynen Amerikan filimlerindeki hapishane kaçkınlarını kovalayan gardiyan köpekleri gibi unutmazlar, mutlaka hedefi bulurlarmış. Bir de ateşleme anında; falsonun da yeterince verilmemiş olması imkan dahilindeymiş. Bu söylemi de kanıtlamak için Uğur’cuğum geri sar... yavaş... yavaş oynat, tam topun ayaktan... pardon rampadan çıktığı anı görelim gibi tatbiki uygulamalarla, görsel teknolojiden yararlanıyorlar ki yanılmış olmayalım diye.

Savaş dedim de gevezelikten nerelere geldim. Baha’nın yazısı üzerine kendisiyle de mutabık kalarak RK’lar umumi heyet toplantısını kentimizin mümtaz şahsiyetlerinin genellikle akşam yemekleri için seçtiği Alara ‘da yemekli olarak yaptık. Hoş bir sonbahar akşamı idi. Rotaryen eşlerimiz sanki şıklık yarışındaydılar. Her birisi günümüz modasının zarif temsilcileriydiler adeta. Zaten müessese de bu toplantının her anını; hiç bir fedakarlıktan kaçınmayarak, İstanbul’dan özel olarak getirttiği moda fotoğrafçısı Erol Atar vasıtasıyla ölümsüzleştirdi. Doğal olarak; bu ölümsüzleşme, ödediğimiz hesaba da yansıdı tabi ki.

Beni Baha ile yan yana oturttular. Sanırım kavga çıkar ise arada kalıp, dayak yemeyelim düşüncesiyle. Toplantı başlar başlamaz önce iyice bir tıkındım ki kafam iyi çalışsın diye. Sonra da söz alarak Nietzsche’den “ Nerede canlı gördüysem orada güce yönelmeyi gördüm; hizmet edenlerin muradı bile efendi olmaktı “ özdeyişini okudum. Arkasından da; RK’ların sanal ortamdaki bu dağınık görüntüsüne son vermeliyiz arkadaşlar dedim. Bilahare; Baha’nın sandalye üzerinde uyuklamasından da yararlanarak seçimlere geçildi. Yokluğunda Fahri Işık ve varlığında Hülagu Şencan Onursal Başkanlıklara, Sinan Ebren sekreterliğe, Kemal Kaptan murakıplığa, Erkan Dodanlı As Başkanlığa, Can Altay Saymanlığa; uyur iken; Baha Kızılırmak Geçmiş Dönem Başkanı sıfatıyla Başkan Baş Danışmanlığı ile motosikletli RK’lar komitesi başkanlığına; ben de uyanık iken; demokratik şahsiyetim de göz önüne alınarak RK Dönem Başkanı seçildim.

Hayırlı uğurlu olsun. Son söz : “İyi üslup için ilk kural, aslında tek başına yeterli koşul, söyleyecek bir şeye sahip olmaktır.” Bunu da Schopenhauer’den aşırdım.

Rtkç.Naci YAZICI

 

Kısaltmalar hakkında “belki de gereksiz” bir açıklama : RK = Rotkoç

 * *Biliyor musunuz? İlaç toplama kampanyamız hala sürüyor... * *

SİZİN KÖŞENİZ...

AH ŞU KADINLAR...

Kadınların erkekleri avuçlarında oynatmak için programlanmış bir toplumsal bilinçaltları var. Bu kurallar her kadına kadınlık hormonlarıyla birlikte geçiyor, genetik olarak devam ediyor. Bilim adamları sonunda kadın genlerindeki kodların şifrelerini çözmeyi başarmışlar. Bilim dünyasında herhangi bir tartışma yaratması beklenmeyen bu kodların deşifre edilmiş halini aşağıda yayınlıyoruz.


1. Asla gerçekten düşündüğün şeyi söyleme. Asla!
2. Her zaman anlaşılmaz ol.
3. Aylar evvel tartışılmış bir konuyu gündeme getir, hır çıkar. Yıllar evvelki bir olayı gündeme getirerek devam et.
4. Her şey için özür dilemesini sağla.
5. Ağla ve "Hep senin yüzünden" de.
6. Gözlerinin içine bak, sonra bir kahkaha at, ne olduğunu anlayamasın, bir kahkaha daha at.
7. "Güzel gözlerin var" dediğinde "O kadar mı?" diye sor.
8. Her yere ve her şeye geç kal. O gecikecek olursa bas bas bağır.

9. Ağla.
10. "Bilmem anlatabiliyor muyum" de gözlerine bak, sonra söyleyeceği her şeye "Anlamamışsın" cevabını ver.
11. Babanın silah koleksiyonundan, ağabeyinin kara kuşak karateci olduğundan bahset.
12. Ailedeki herkes bana "Prenses" der diye anlat.
13. Göbeği olmayan erkeklerin kadınlara daha çekici geldiğini her fırsatta ima et.
14. Ağla.
15. "Bil bakalım canım ne istiyor" diye sor, bilemediğinde azarla.
16. Her şeyi dakikası dakikasına planla, sonra asla o plana uyma.
17. Kız arkadaşlarını eve çağır, balkonda avaz avaz "Kapı açık, arkanı dön ve çık" diye şarkı söyle.
18. "Kilo mu aldım" diye sor, cevabı beklemeden tereyağlı ekmeği yemeye başla.
19. Ağla.
20. Fıkraların sonunu unut.
21. Giyimine sürekli karış, üç dakikada bir "Dik yürü" diye uyar.
22. "Neyin var senin?" sorusuna "Madem anlamıyorsun ben de söylemiyorum" cevabını ver.
23. Onunla ilgileniyor gibi görün, o sana ilgi duyduğu anda azarla.
24. Beş saniyelik bir sessizlik olduğu anda "Ne düşünüyorsun" diye sor.
25. Saçlarının uçlarını düzelttirdiğinde, o bunu farketmezse bütün gece somurt.
26. "Meclis'te kadın kotası" fikrini aç, bütün gece bu konuyu anlat, başka konuya geçmek isterse "Maço" ilan et.
27. Ağla.
28. Kızarmış patatesleri onun tabağına koy, bunun bir sevgi gösterisi olduğunu söyle, sonra “Biraz kilo aldın" de.
29. Tuzluğa bak ve ona "Bu tuzluk sana neyi hatırlatıyor?" diye sor. Bilemediğinde "Daha doğru dürüst tanışmıyorduk bile... Ben senden tuz istemiştim, tuzluğu verdiğinde küçük parmağın küçük parmağıma
değmişti" diye anlat ve “aramızdaki elektrik bitti" de, tuvalete git. Döndüğünde masada şampanya yoksa olay çıkart.
30. Ağla.
31. Kulağında kaç delik olduğunu sor, bilemezse yüzünü buruştur. Ve bütün günü ona zehir et.
32. Gece kulübünde kapıdaki korumalarla tartış, sonra ona "Bir şey yapsana" de ve sonuçlarını bekle.
33. Ağla.
34. Bu listeyi ona oku, dudaklarında bir gülümseme başlangıcı olduğu an olay çıkart ve mümkünse hıçkır.

Bu yazıyı gönderenin adı tabii ki bizde saklı...

 

ELEŞTİRİLER ... ÖNERİLER ...

Her şey öylesine normal, öylesine “her zamanki gibi” ki... Belki de bu yüzden hiç kimse herhangi bir şey söylemeye ihtiyaç bile duymuyor...

    [Tracked by Hitmatic]