![]() |
![]() |
Adres :Sinan Mah. Arık Cad. No:35/4 Gerçek Apt.Kat:1 Antalya Sayı : 15 Tlf:0.242.3117273 Fax :0.242.3117246 E-mail: antalya.@rotary2430.org.tr Web :http://www.antalya-rotary.org.tr |
| G E Ç E N H A F T A | Sheraton Oteli - 11.10.2001 - 2006/14 |
|||
Toplam Üye |
51 + 11 |
KONUŞMACILAR : Rtn.Asuman Tarıman , Rtn.Zeynep Gülcan | ||
Katılan Üye |
34 + 6 |
KONU : Rotary Bilgileri | ||
Katılım |
% 67 |
KONUKLAR | ||
TELAFİ KARTI GETİRENLER |
Rtn.Hasan Abat | Aspendos Rotary Kulübü | ||
| Muharrem Karataş | Aspendos R.K. | Süreyya Ünsal | Ahmet Ünsal’ın Konuğu | |
| TOPLANTI
NOTLARI : |
| B U H A F T A | ALTIN ET Tesisleri - 18.10.2001 - 2007/15 |
|||
İŞYERİ GEZİSİ ALTIN ET TESİSLERİ / ORGANİZE SANAYİ SİTESİ |
||||
DOĞUM GÜNLERİ |
EVLENME YILDÖNÜMLERİ |
|||
20.10 |
Ayşe Cantez | 24.10 |
Nevin - Yaşar Süzen | |
21.10 |
Süreyya Ünsal | 27.10 |
Şenay – Fehim Öz | |
24.10 |
Didem Erbaş | |||
PAZAR KAHVALTISI 21 Ekim Pazar sabahı saat 10.00’dan itibaren “bazlama” ve “gözleme” gibi sağlıklı ürünlerin de yer alacağı genişletilmiş bir kahvaltı için KEZBAN YENGE’NİN YERİ’nde buluşuyoruz.(Hacıveliler – Geyikbayırı çatalından Hacıveliler yönüne doğru döndükten hemen sonra) - Bakalım kaç kişi olacağız - |
CUMHURİYET BALOSU Antalya ili sınırları içinde faaliyet gösteren yedi Rotary kulübünün ortaklaşa düzenleyecekleri Cumhuriyet Balosu, 28 Ekim Pazar akşamı Antalya Tenis İhtisas Kulübü’nde gerçekleşecek. Profesyonel bir şirket tarafından işletmesi üstlenilen bu tesisin yenilenmiş çehresi ve servisiyle bu geceye özenle hazırlandığını özellikle hatırlatmak istiyoruz. 19.30’da bir kokteylle başlayacak olan kutlamada Geçmiş Dönem Guvernörü Akın Gökyay da kısa bir konuşma yapacak. Bu organizasyon aynı zamanda haftalık resmi toplantı olarak geçerlilik kazanacağı için, 25 Ekim Perşembe günü toplantı yapılmayacak. |
| THE ROTARY WORLD Dergisinden Alıntılar
|
PROJELER
...ETKİNLİKLER ...
|
| YENİ BİR
KÖŞE... BEN KİMİM? Fatma
Kızılırmak Sevgili Dostlar, Hangi başkanın başlattığını hatırlayamadığım, ancak Tuncay Başkan tarafından da yürütülen bir etkinliğimiz vardı, hatırlayacaksınız, kendimizi tanıtalım. Üye dostlarımızdan bu etkinliği devam ettirmek talebi gelince Duran dostumuza üyelerimizi, daha önce kendini tanıtmayanlardan başlamak üzere, görevlendirmesini rica etmiştim. Ve sevgili Duran Çiftçi, 3 hafta kadar önce beni görevlendirdi. İlk toplantıda hazır değildim, (mazeret tabii ne hazırlık gerekecek ki), ikincisinde Tayfun Talipoğlu’nun önünde olmaz dedim kendi kendime, koskoca meşhur adam şimdi çık sen şurda doğdum falan de, boşverdim. Ee,bu haftada Rotary Bilgileri gibi ciddi işlerle uğraşırken bi dakka ben kendimi tanıtıcem demek hem Olimpos Rotary’ye hem de konuşmacılara ayıp olacaktı. Sonunda çıkar yolu bu etkinliği bültene taşımakta buldum. İsteyen dostlarımız kendini kürsüden tanıtmakta serbest tabii, kimsenin konuşma özgürlüğünü kısıtlamıyoruz. Efendim, bendeniz diye başlanır ya, ben de öyle başlayayım. Bendeniz 1958 yılında, o tarihlerde Türkiye’de nadir Antalya’da çok daha nadir, belki de ilk, çift milliyetli bir evlilikten doğmuşum. Ana dilim almanca olduğu gibi ana okuma yazmam da almanca. Ancak çok erken konuşmuşum ve anlatılanlara göre 2 yaşında anneme simültane tercümanlık yaparmışım. İlkokula Antalya’da İnönü ilkokulunda başladım ancak Malatya’da bitirdim. 3 yıllık bir Malatya macerasından sonra Ankara’ya yerleştik, annem ve babam halen orada otururlar.Önce Ankara Kız Lisesi’nden ve daha sonra Dokuz Eylül Üniversitesi tıp fakültesinden mezun oldum. 12 eylülden sonra mezun olan tüm doktorlar gibi, zorunlu hizmetimi yaptım, Trakya’da Çorlu’da.. İki yılın ilk yedi ayını, bana mı sordular evlenirken dönemine denk geldiğinden eşimden ayrı ve kelimenin tam anlamıyla sürünerek geçirdim. Kah hemşire odalarında, kah otel odalarında. Eşimin ihtisası için ve bana vaat edilen ihtisas hayalleriyle 1985’de Antalya’ya döndük. İhtisas hayalleri hayalde kaldı, kimse beni beğenmedi, sonrada TUS (tıpta uzmanlık sınavı)çıktı. Akdeniz Üniversitesinde fizyoloji ana bilim dalında doktora yapma hakkını kazandım. Kazandım derken yanlış anlamayın, zaten benden başka talibi yoktu. Kadrolu asistan olarak çalıştım, araştırmayı pek de sevdim, yeterlilik sınavına girdim ve geçtim, tez projemi hazırladım ve hala çok iyi açıklayamadığım, ancak klinisyen olamamamın kompleksiyle belki de, yeniden TUS’a hazırlanmak üzere istifa ettim. Şimdiki aklım o zaman olsaydı, ah, orada memnuniyetle öğretim üyesi olmak istediğimi söyleyebilirdim. Tabii yeniden TUS daha uzak bir hayal oldu ve ben kendimi birdenbire Anteks’te akreditifin, ATR belgesinin, ya da ipliğin ne olduğunu öğrenmeye çalışırken buluverdim. O gün bugündür önce Anteks’te sonra Antalya Koleji’nde yöneticilik yapıyorum. Hekimlik işini de hiç bırakmadım, dokuma fabrikasının iş yeri hekimiyim aynı zamanda. Eşimle filimlerdeki gibi tanışamadık, ÖSYM’nin yarattığı tesadüflerle aynı sınıfta idik. Yağmurlu bir kasım günü ve de tam 21 yıl önce, bir pediatri grand vizitinde sevgili Baha bana çıkma teklif etti. Vizit sonrası havuz başında ayrıntıları konuşurken birbirimize evlilik baskısı yapmama kararı almıştık, ne de olsa ben Almanya’ya o ABD’ye gidecektik, gerçi ABD nişanlılara da vize veriyormuş falan, kısacası gelecek çok teferruatlı, 1982 yılının çok sıcak bir haziran günü evleniverdik. İlk bebeğimiz Deniz 1984’de çok karlı bir 28 kasım günü, ikinci bebeğimiz Ataman tam 10 yıl sonra, ve annesi çiçeği burnunda bir Rotaryenken , çok yağmurlu bir kasım sabahı doğdular. Şimdi yazarken fark ettim bizde kasım saplantısı var galiba. Hiç olağan dışı bir özelliğim yok, doğru düzgün bir hobim bile yok. Okulların çok sık kapandığı dönemlerde biçki dikiş kursuna bile gittim, hayatımda diktiğim ilk ve tek etek biraz yamuk oldu, özellikle yurtlu günlerimde örgü örmeyi denedim, başladığım bütün kazaklar sonuçta atkı oldu, o zamanlar oldukça geniş bir atkı koleksiyonum oluşmuştu. Çok okurum, özel ilgi alanlarım islamda kadın, islam ülkelerinde yaşayan kadın, islam hıristiyan evlilikleri ve nazi Almanya’sı. Bu konularda bulduğum her şeyi okurum hemen hemen. Piyano çalarım. Gezmeyi, yurt dışına seyahati ve Almanya’yı çok severim. İnternetin keşfiyle bir ilgi alanımı daha buldum .Kitaplara yorum yazmak. Sık sık amazona takılıyorum. Oldukça iyi almanca ve ingilizce hem konuşurum hem okur yazarım. Fransızcam da yolumu bulabilecek aç kalmayacak kadar idare eder. Eskiden çok hayal kurardım, artık ayaklarım biraz daha yere basıyor. İşte sevgili dostlar ben buyum. Haftaya huzurlarınızda İbrahim Coşar olacak.Duran Çiftçi öyle dedi. Kalın sağlıcakla..... Fatma Kızılırmak |
| ROTARY
BİLGİLERİ... Meslek Hizmetleri ayında “Dörtlü Deney” ve dilimize tercümesi üzerine Rtn.Turhan Sözen’in beğeneceğinizi umduğumuz ve saklamanız gerektiğini düşündüğümüz çok güzel bir yazısını yayınlıyoruz. DÖRTLÜ DENEY 1954-1955 Uluslarası Rotary Başkanı Herbert J.Taylor tarafından yaratılarak
Rotary’ye kazandırılan “ Dörtlü Deney” veya “Dörtlü Test veya Sınama”
aslında dört sorudan ibaret ve kişiyi ahlaken yükseltme amacı güden bir sorgulama
türüdür ve sadece “Meslek Hizmetleri” için değil hayatın her alanında da
uygulanabilir. Bu yüzden yalınız Rotaryenlere değil her kese hitap eden bu değerli
mesajın Türk Rotary’sinde hak ettiği ilgiyi gördüğünü söylemek oldukça
güçtür. Bunda kısmen yetersiz tercümenin payı olduğunu düşünüyorum. Bu yüzden
doğru tercümenin nasıl olması gerektiği gibi bu yazının da amacı olan bir soruyu
karşılayabilmek için orijinal metnine bir göz atmak doğru olacaktır. “The Four Way Test”
1-İs it The Truth? Bu metin aşağıdaki şekilde tercüme edilmiştir. “Dörtlü Deney” Mesaj başlığı bilimsel anlamı sebebiyle “Dörtlü Deney” yerine “Dörtlü
Test veya Dörtlü Sınama” denilmeli idi. Bu o kadar önemli olmamakla beraber birinci
yol için “gerçeğe uygun mudur” tercümesi tümü ile yetersizdir ve bir iz
bırakmamaktadır. “The Truth” özel yazılış biçimi ile “Gerçeğin” olduğu
kadar “Doğru”nun da karşılığıdır ve “Gerçek” sözü Türkçemizde
düşündüğümüz, söylediğimiz şeyler için olsa bile yaptığımız şeyler için
uygun bir deyim teşkil etmez. Ayrıca bilimsel gerçek ile karıştırılabilir ki
sorgulamanın amacı bu değildir. Yine bu cümleden olarak “Gerçeğe” eklenen
“Uygun mu?” kelimesi de sorunun etkisini büyük ölçüde zayıflatmaktadır. İkinci yol için yapılan tercüme ise hatalıdır.”Fair”, daha ziyade
dürüstlük, temizlik” anlamındadır. Bunun yerine kullanılan “Adil midir?”
tercümesi bu anlamda kullanılmış ise belki düşünülebilirse de “Adil” teriminin
bu günkü kullanılışı ve ortaya koyduğu “ her kese layığını vermekten
ibaret” muğlak anlamı itibariyle doğrudan dürüstlük manasında anlaşıldığını
söyleyebilmek oldukça zordur. Üçüncü yol için yapılan tercümede ayni durumdadır ve tümü ile yanlıştır. Orijinal metinde yer alan “Better Friendships”, hiç bir zaman “ Daha iyi bir anlaşma” manasında değildir. Burada doğru bir tercümeden ziyade mütercimin kişisel anlayış ve yorumu ile karşı karşıya bulunuyoruz ki mesajın etksini ve anlamını tamamile değiştirmektedir. “Goodwill” ise ayni zamanda dostça duygular ve içtenlik anlamındadır; ve bu yolda tercümesi orijinal metnin amacı itibariyle daha üstün bir yer işgal eder. Dördüncü yol için seçilen “Beneficial” karşılığı olarak “Hayırlı” kelimesinin “Meslek Hizmetlerine” has bir mesajın ruhu ile bağdaştığı söylenemez. Sorunun ifade ettiği anlam itibariyle ayni kelime yerine “Yararlı olacak mıdır?” kelimesinin kullanılması daha yerinde ve doğru olurdu. Yukarda belirttiğim kaygılar göz önünde tutularak tercümenin yeniden yapılması gerektiği takdirde aslına daha yakın olacağını düşündüğüm “Dörtlü Test veya Sınama”yı yeni şekli ile sunuyorum: “Dörtlü Test veya Sınama” “Düşündüğünüz, söylediğiniz veya yaptığınız şeyler; Bundan daha iyi bir tercüme her zaman yapılacaktır; ve fakat bu gün
kullanıldığı halile kaldığı takdirde kendisine duyulan ve tercümeden payını alan
ilgisizliğin daha da süreceği kansındayım. A.Turhan Sözen |
BİZDEN HABERLER Geçtiğimiz hafta sanırım salı günü akşamı idi. Sevgili karım Hülya için; terbiye edilmiş mantar soslu Paris usulü kırlangıç çorbası, napoliten soslu karides salatası, sebze ile marine edilmiş kağıtta levrek ızgara ve krem şantili ekzotik meyva salatasından oluşan akşam mönüsünü henüz hazırlamıştım ki gel buraya ! diye bana seslendi. Hemen yan odaya seyirttim. İnanın korkudan emret komutanım!... demişim savaş ortamındayız ya. Hışımla o haftaki bülteni önüme koydu daha doğrusu lap-top ekranında görünen bültenin önüne beni koydu. Baktım benim her hafta saçmaladığım bölüm Baha tarafından işgal edilmiş,yalnızca işgal edilse iyi; en acımasız eleştiri füzelerini Cruıse füzeleri etkinliğinde ateşlemiş. Benim karizma yıkılan toprak Afgan evleri gibi adeta yerle bir olmuş. Bir tek kırmızı berelilerin sızma ve imha operasyonu eksik kalmış. Hülya bunun bir savaş nedeni olduğunu söyledi. Savaş dedim de aklıma geldi. Bildiğiniz üzere lig maçları bir kanalda naklen yayınlanıyor. Ve yayın anında maçı bize naklen anlatan spikere ilaveten, o kanalın kadrolu ve mesleği tekaüt futbolcu veya hakem olan bir “her şeyi biliri” ya da popüler bir futbol yazarı bizim için pozisyonları değerlendirip, eleştiriyor yani yorumluyor. Şimdilerde bilişim ve iletişim çağında yaşıyoruz ya... Günümüz savaşları da aynen futbol maçları gibi alenen ve aynı zamanda naklen TV’ler de yayınlanıyor. Bu naklen yayınlarda sunucunun yanı sıra ; çok sayıda ve de her kuvvetten ( hava,deniz, kara... gibi ) emekli olmuş genarellerin oluşturduğu savaş yorumcuları ekibi var. Örneğin; bir gemiden Kabil kentindeki önemli bir Taliban hedefini vurmak üzere bir füze ateşleniyor. Biz bu füzeyi; aynen, Revivo’nun frikik vuruşunda topun karşı takım müdafaasının kurduğu barajı aşıp süzüle, süzüle kalenin mesela; sağ üst köşesine gitmesini GOOOL!!! diye bağırmaya yetecek kadar miktarda nefesimizi ciğerlerimizde hazır tutar olarak ve topa, aynı zamanda aynen; mayo defilesinde en göz alıcı mayoyu sunan mankeni izler gibi kilitlenmişken...hop ıska...Füze Taliban hedefini değil de Gariban’ın toprak evini vuruyor. İşte bu yeni ve başka ülkelerde görülmedik bu yorumcular; bizim ne olacak şimdi ? dediğimiz bu anlarda devreye giriyorlar. Efendim... füze ateşlenirken bu füzeyi ateşleyen miyop füzeci; herhalde gözlüğünü takmamış olduğundan, hedefin koordinatlarını bu akıllı füzeye tam olarak hem gösterememiş ( kendisinin de göremediğinden ) hem de öğretememiş. Çünkü bunlara bir şeyi gösterdiğin zaman; aynen Amerikan filimlerindeki hapishane kaçkınlarını kovalayan gardiyan köpekleri gibi unutmazlar, mutlaka hedefi bulurlarmış. Bir de ateşleme anında; falsonun da yeterince verilmemiş olması imkan dahilindeymiş. Bu söylemi de kanıtlamak için Uğur’cuğum geri sar... yavaş... yavaş oynat, tam topun ayaktan... pardon rampadan çıktığı anı görelim gibi tatbiki uygulamalarla, görsel teknolojiden yararlanıyorlar ki yanılmış olmayalım diye. Savaş dedim de gevezelikten nerelere geldim. Baha’nın yazısı üzerine kendisiyle de mutabık kalarak RK’lar umumi heyet toplantısını kentimizin mümtaz şahsiyetlerinin genellikle akşam yemekleri için seçtiği Alara ‘da yemekli olarak yaptık. Hoş bir sonbahar akşamı idi. Rotaryen eşlerimiz sanki şıklık yarışındaydılar. Her birisi günümüz modasının zarif temsilcileriydiler adeta. Zaten müessese de bu toplantının her anını; hiç bir fedakarlıktan kaçınmayarak, İstanbul’dan özel olarak getirttiği moda fotoğrafçısı Erol Atar vasıtasıyla ölümsüzleştirdi. Doğal olarak; bu ölümsüzleşme, ödediğimiz hesaba da yansıdı tabi ki. Beni Baha ile yan yana oturttular. Sanırım kavga çıkar ise arada kalıp, dayak yemeyelim düşüncesiyle. Toplantı başlar başlamaz önce iyice bir tıkındım ki kafam iyi çalışsın diye. Sonra da söz alarak Nietzsche’den “ Nerede canlı gördüysem orada güce yönelmeyi gördüm; hizmet edenlerin muradı bile efendi olmaktı “ özdeyişini okudum. Arkasından da; RK’ların sanal ortamdaki bu dağınık görüntüsüne son vermeliyiz arkadaşlar dedim. Bilahare; Baha’nın sandalye üzerinde uyuklamasından da yararlanarak seçimlere geçildi. Yokluğunda Fahri Işık ve varlığında Hülagu Şencan Onursal Başkanlıklara, Sinan Ebren sekreterliğe, Kemal Kaptan murakıplığa, Erkan Dodanlı As Başkanlığa, Can Altay Saymanlığa; uyur iken; Baha Kızılırmak Geçmiş Dönem Başkanı sıfatıyla Başkan Baş Danışmanlığı ile motosikletli RK’lar komitesi başkanlığına; ben de uyanık iken; demokratik şahsiyetim de göz önüne alınarak RK Dönem Başkanı seçildim. Hayırlı uğurlu olsun. Son söz : “İyi üslup için ilk kural, aslında tek başına yeterli koşul, söyleyecek bir şeye sahip olmaktır.” Bunu da Schopenhauer’den aşırdım. Rtkç.Naci YAZICI
Kısaltmalar hakkında “belki de gereksiz” bir açıklama : RK = Rotkoç |
| SİZİN
KÖŞENİZ... AH ŞU KADINLAR... Kadınların erkekleri avuçlarında oynatmak için programlanmış bir toplumsal bilinçaltları var. Bu kurallar her kadına kadınlık hormonlarıyla birlikte geçiyor, genetik olarak devam ediyor. Bilim adamları sonunda kadın genlerindeki kodların şifrelerini çözmeyi başarmışlar. Bilim dünyasında herhangi bir tartışma yaratması beklenmeyen bu kodların deşifre edilmiş halini aşağıda yayınlıyoruz.
9. Ağla. Bu yazıyı gönderenin adı tabii ki bizde saklı... |
| ELEŞTİRİLER ...
ÖNERİLER ... Her şey öylesine normal, öylesine “her zamanki gibi” ki... Belki de bu yüzden hiç kimse herhangi bir şey söylemeye ihtiyaç bile duymuyor... |