![]() |
![]() |
Adres :Sinan Mah. Arık Cad. No:35/4 Gerçek Apt.Kat:1 Antalya Sayı : 3 Tlf:0.242.3117273 Fax :0.242.3117246 Web :http://antrotar.s5.com E-mail: antalya.@rotary2430.org.tr |
| G E Ç E N H A F T A | Talya Oteli - 12.07.2001 - 1194/2 |
|||||
Toplam Üye |
46 + 10 |
KONUŞMACI : Başkan & Komite Görevlileri | ||||
Katılan Üye |
32 + 3 |
KONU : Kulüp Asamblesi | ||||
Katılım |
% 71 |
KONUKLAR | ||||
TELAFİ KARTI GETİRENLER |
Rtn.Zeynep Gülcan | 10.Grup Yardımcı Guvernörü | ||||
| Aytaç Küçükünal | Perge R.K. | Onur Yazıcı | Kulüp Konuğu | |||
| Vedat Ilıkan | “ | Burak Gönen | Rtn.Ahmet Gönen’in Konuğu | |||
| Mustafa Yapan | “ | |||||
| İbrahim Coşar | “ | |||||
| TOPLANTI NOTLARI : Bu bölümün daha kolay okunmasına yardımcı olacağını düşünürek bir dostumuzun yaptığı öneriyi dikkate aldık ve adına uygun olarak notlar biçiminde aktarmaya karar verdik :
|
| B U H A F T A | “EŞLİ GECE” Ship-in Restaurant - 19.07.2001 - 1195/3 |
||||
| KONUŞMACI : Kenan Işık | MÖNÜ : | ||||
| KONU : Tiyatro ve Medya | Ordövr Tabağı, Ispanaklı Biliniz, Piliç Şaşlık, Dond.Fırın Sütlaç | ||||
DOĞUM GÜNLERİ |
EVLENME YILDÖNÜMLERİ |
||||
19.07 |
Yasemin Akaydın | 20.07 |
Nazmiye – Levent İçel | ||
25.07 |
Seçkin Güvenç | 24.07 |
Hülya – Naci Yazıcı | ||
25.07 |
Senay Dodanlı | ||||
25.07 |
Serdar Akaydın | ||||
| YUSUF KENAN IŞIK 19 Mayıs 1919’da Malatya’da doğdu. İlk ve Orta Okulu orada, Lise’yi Ankara Atatürk Lisesi’nde okudu. Ankara Hukuk ile Hacettepe Tıp Psikolojisi öğrenimlerini yarıda bıraktı. 1975 yılında Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademi’sinden mezun oldu. Onun tiyatroculuğu, İlk ve Orta Okullar’ın Malatya’da rakipsiz “Bayram şiiri okuyuculuğu” ile başlar ve ilk sahne “mikrobunu” Malatya Lisesi’nin “Hürrem Sultan” oyunuyla kapar. Üniversite öğrenimi sırasında çizdiği dalgalanmaların nedeni de, yüreğine yapışan bu tiyatro tutkusudur. O süreçte “Eşeğin Gölgesi” ile oyuncuları arasına katıldığı Ankara Meydan Sahnesi’ni ve özellikle “büyük usta” dediği Yıldırım Önal yönetimindeki Türk Ocağı günlerini ve turnelerini hiç unutmaz. Bu deneyimlerin getirdiği başarı nedeniyle “Kenan Işık” adı da Türk tiyatro tarihine, Cüneyt Gökçer’in en uzun Genel Müdürlüğü döneminde Devlet Tiyatroları kadrosuna dışardan alınan tek “alaylı” olmasıyla ayrıcalıklı yazılır. İlkin, 1973’de, Bursa Ahmet Vefik Paşa Tiyatrosu’na atanır. Oyunculuğunun yanısıra, “Keloğlan ile Zülfüsarı” ve “Behçet Bey’in Fötr Şapkası” adlı tiyatro oyunlarıyla yazarlığa ve ikincisi ile yönetmenliğe de ilk orada başlayacaktır. 1978’de askerlik görevi sonrasında Ankara Devlet Tiyatrosu’na geçer ve “Eski Fotoğraflar” daki oyunu ona ilk ödülü getirir; Ulvi Uraz Ödülü’nü. O ara Bursa’da yazdığı iki oyun kitabı da ard arda ödüller kazandıracaktır. Ancak hedefi kültür başkentidir O’nun ve 10. yıl sonunda da Istanbul Devlet Tiyatrosu kadrosundadır. Ve orada yönetmen olarak imza attığı hemen her oyundan gelen hakedilmiş büyük ödüller, O’nu Cumhuriyet Tiyatrosu’nun gelmiş geçmiş en iyileri arasına katacaktır. Bunlar arasında Atatürk Kültür Merkezi sahnelerinde izlenme rekorları kıran Aziz Nesin’in “Yaşar, Ne Yaşar Ne Yaşamaz”ı, Turhan Selçuk’un “Abdülcanbaz”ı ve hiç kopamadığı Kilayik köyündeki soy atalarının öyküsü olan “Bebek Uykusu”, ulusal tiyatronun unutulmazları arasına girer. “Olmayan Kadın” ve “Aşk Hastası”nı yazan ve yöneten de kendisidir. “Machbet”, “Afife Jale” ve “Kıyamet Suları”nda cesur ve çağdaş yorumlar dener. Ve Istanbul Büyükşehir Belediye’sinin ısrarcılığına “özgürce yönetim” vaatleri de eklenince ve bunun garantisi verilince fazla direnemez, 1996 yılında Devlet Tiyatrosu’ndan izinli olarak Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmenliği gibi zor bir görevi üstlenir. Tez zamanda dolmaya başlayan sıralar, sahnelenen oyun, oyuncu ve yönetmenlerinin seçimine yönelik olarak verilebilen özgürce kararların ve yılların deneyiminin ürünüdür. Görevde kaldığı beş yıl boyunca Istanbul Şehir Tiyatroları’na altın çağını yaşatmış, ancak kendi “adı” bu başarı arkasında da saklı kalmıştır. Yılların tiyatrocusunu adıyla ön plana çıkararak, toplumun “gözdesi” yapan da, içinde ukde olarak kalan bir “Binboğalar Efsanesi”nin sahnelerden getirdiği ses değil, O’nun hiç akla gelmeyen bir “rol”de, bir yarışma programında, sunucu olarak sergilediği alışılmamış tavrı, yakışığı, karizması ve de “emin misin?”, “son kararın mı?” sorularındaki ısrarcılığı olmuştur. Olay yaratan bir emekliliğin ardından gelen bir diziyle doruğa tırmanan bu çekiciliğin geçmişin bilinmeyeninde gizli sanatsal özü, çekimlerine yakında Urfa’da başlanacak olan bir filmdeki ve onu izleyecek olan başkalarındaki oyun gücüyle tam bilinecektir. Kimbilir belki de biz gibi toplumlarda, halka sanatın gücünü anlatmanın tek yolu da budur: Tiyatroyu “artizce” tanıtmak... Prof.Dr.Fahri Işık |
ÜYELERİMİZDEN
HABERLER ...
|
PROJELER
...ETKİNLİKLER ...
|
| POLİO ve ROTARY... Aşağıda aylık çeviri tıp dergisi Literatür’ün Mayıs sayısında yer alan bir yazının özetini bulacaksınız:
|
Polio’nun Varlığını Sürdürdüğü Ülkeler: |
| SERBEST KÜRSÜ ... ya da SİZİN KÖŞENİZ... Geçen sayımızda Rotkoçların içler acısı durumuna değinmiş ve Rotaryen dostlarımızın konuyla ilgili destek ve yardımlarını beklediğimizi duyurmuştuk. İlk tepki sevgili Hülya’nın eşi Naci Yazıcı’dan geldi. Değiştirmeksizin yayınlıyoruz. Sn. Bülten Komitesi,Üzülerek söylemeliyim ki ancak geçen gün sevgili eşimin beni uyarmasıyla(!) bizim de teknoloji özürlüsü olduğumuzu bildiğinizden her zaman kağıda bastığınız ve seneler itibarıyla sanırım anlatacak bir şeyiniz kalmadığından gittikçe küçülerek şey gibi kalan (yanlış anlaşılmasın şey felsefi bir kavramdır) bülteninizi sanal ortama taşıyarak bizi sanal olarak suçlamışsınız. Bugünden itibaren Antalya Rotary Rotkoçları yönetimine el koyarak kendi kendimi “En Büyük Rotkoç Başkanı” olarak atadım. Bundan sonra sizlere bizi haksız olarak suçlama imkanı veren içimizdeki pasifistlerin yerine; en sert yanıtlarımı elinizdeki silahla vereceğimden emin olabilirsiniz.Pardon eşim bulaşıkları yıkamam için beni çağırıyor. GELİYORUM TATLIM!!! Karizma gitti galiba? Kalın sağlıcakla, Rtkç.Naci Yazıcı |
| Sevgili dostumuz Orhan Şenoğlu’dan da hepinizin ilgisini çekeceğini
düşündüğümüz güzel bir yazı aldık. Buna benzer katkıların giderek artması
dileğiyle aktarıyoruz. “Dün dündür cancağzım, bugün yeni şeyler söylemek gerek” MEVLANA DÜN Yaptıklarımızın tam tersini yapmalıyız. DÜN Evet dediklerimize bugün Hayır demeliyiz. DÜN Çalıştığımız gibi değil daha verimli çalışmalıyız. DÜNKÜ Bakış açımızı değiştirmeliyiz. Olaylara yeni bir bakış açısı ile yaklaşmalıyız. DÜN Değer verdiğimiz şeylere ( Kişiler v.s. çok geniş anlam yüklenebilir) değer vermemeliyiz. DÜN Değer vermediğimiz şeylere bugün değer vermeliyiz. DÜN İş yapma tekniklerini terketmeliyiz. İş yapma şeklimizi yeniden yapılandırmalıyız DÜNÜN Verimsizliğini terk edip verimlilik ilkesinden hareket etmeliyiz. DÜN Geyik muhabbeti ile geçen günleri terk etmeliyiz DÜN Değer vermediğimiz bilime değer vermeliyiz DÜN Okumadığımız kitapları bugün baştacı etmeliyiz. DÜNKÜ Düşüncelerimizi terk etmeliyiz DÜN Değer vermediğimiz yaratıcı, ilkeli, üretken insanımıza değer vermeliyiz. DÜN Prim yapan anlayışı terk etmeliyiz. DÜNKÜ Şark kurnazlığı düşüncesinden uzaklaşmalıyız. “Dün dündür cancağzım,bugün yeni şeyler söylemek gerek” demiş MEVLANA 1300’lü yılların başında. 700 yıl sonra bugün aynı şeyi söylemek gerekiyor. Hepimiz ; Yeni şeyler söylemeliyiz. Yeniden yapılanmalıyız. Yeni düşünceler üretmeliyiz. Ama önce , KENDİMİZDEN BAŞLAYARAK. Sonra ailemizi, Sonra işimizi, Sonra her olaya bakışımızı, Yeniden yapılandırmak gereklidir. Ama önce , KENDİMİZDEN BAŞLAYARAK. Aynaya baktığımızda gördüğümüz o iki gözün sahibi, dünyayı değiştirebilecek güce sahiptir. Önce o insandan başlayarak......... 17/07/2001 Orhan ŞENOĞLU |
| HAFTANIN
PORTRESİ .............................................. ya da HOŞGÖRÜNÜZE SIĞINDIK Rtn.İbrahim Coşar “Can Dostları” derneğinin kurucu başkanı olan sevgili dostumuz, bu kuruluşu gelecekteki olası iktidar çekişmelerinden uzak tutabilmek amacıyla müstesna bir yönetmelik hazırlatıp, iç tüzüğe kendi buluşu “Başkan olunmaz, başkan doğulur” maddesini koydurtarak, başkan seçimiyle ilgili her türlü dernek içi tartışmanın bir daha açılmamak üzere son bulmasını sağlamıştır. Birçok mesleki ve gönüllü kuruluşta aktif görevler üstlenerek, sergilediği özverili ve güler yüzlü tutumuyla takdir toplayan İbrahim Coşar, yakın dostları tarafından bugüne dek ne psikologların, ne de sosyolog ve filozofların tam olarak açıklamayı başaramadıkları “Kalbi Ilık İnsan” benzetmesiyle tanımlanmaktadır. Kara ve sualtı avcılığındaki hünerini yakından bildiğimiz, ancak havadaki performansı hakkında internet de dahil olmak üzere yeterince bilgi toplayamadığımız dostumuzun taşıdığı “Gazi” sıfatının avcılığıyla ilgili olmadığını ve bu ünvanı katıldığı Kıbrıs barış harekatına borçlu olduğunu düşünüyoruz. Şu günlerde Rtn.Osman Berberoğlu ile ortaklığının 25. yıldönümünü kutlayan gelecek dönem başkanımızın yeni Rotary yılına bir yıl kala çalışmalarını yoğun bir biçimde başlattığını ve devir teslim törenindeki konuşmasını bile şimdiden hazırladığını memnuniyetle öğrenmiş bulunuyoruz.
|
| ELEŞTİRİLER ...
ÖNERİLER ... Bültenle ilgili bize yansıyan çeşitli görüşleri aşağıda bilgilerinize sunuyoruz:
|