![]() |
![]() |
Adres
:Sinan Mah. Arık Cad. No:35/4 Gerçek Apt.Kat:1
Antalya
Sayı : 7 |
| G E Ç E N H A F T A | Talya Oteli - 08.08.2002 - 1248/06 |
|||||||||
Toplam Üye |
47 + 13 |
KONUŞMACI | AZİZ ERTAŞ | |||||||
Katılan Üye |
32 + 03 |
KONU | FORMULA - 1 YARIŞLARI ve ANTALYA | |||||||
Katılım |
% 68 |
KONUKLAR | ||||||||
TELAFİ KARTI |
Albert Çernişev Rusya Büyükelçisi | Kulübümüzün Konuğu | ||||||||
| Cansel Çev. Tuncer | Aspendos Rt. |
Tatyana Çernişev Rusya –Türkiye Ekonomik ve Kültürel ilişkiler Bşk. | “ |
|||||||
| MAZERET BİLDİRENLER | Hakan Çelik | İstanbul Boğaziçi Rotary Kulübü | ||||||||
| Güray Parlak | Antalya Dışında | Asuman Tarıman | Ahmet Ünsal’ ın Konuğu | |||||||
| Gönül Mutlu | “ | Deniz Kızılırmak | Fatma Kızılırmak’ın Konuğu | |||||||
| Ege Altay | “ | Özlem Çakır | Antalya Rotaract Kulübü Başkanı | |||||||
| İzzet Uzun | “ | Süleyman Evren | Antalya Rotaract Kulübü | |||||||
| Ahmet E. Kurşun | “ | Hakan Zaro | “ |
|||||||
| Salih Peker | “ | Semih Beken | Kaleiçi Rotaract Kulübü | |||||||
| TOPLANTI
NOTLARI : “ Ben bayağı eski bir Rotaryenim. Ankara da Rotary üyesi oldum. Daha sonra Moskova Rotary Kulübüne girdim ve halen üyeliğim devam etmektedir. Bize şimdi Dinazor diyorlar. Bizim tarihimizde Çarlarımız devamlı olarak size ait olan boğazları ele geçirmeye çalışmışlardır. Ama biz şimdi boğazları istemiyoruz. Ancak başka bir yerde gözümüz var. Biz Antalya’ yı istiyoruz. Antalya’ya bir milyon dan fazla Rus vatandaşı Turist olarak geliyor. Her yıl bu sayı daha da artıyor. Bu nedenle Rusya’ da Antalya çok iyi biliniyor. Mal mübadele anlaşması yapıldığı taktirde bir çok Rus vatandaşı Antalya’dan mülk almak ve yerleşmek istiyor. Türkiye ve Rusya arasında ki ticaret ( Bavul ticareti dahil ) 9 milyar dolar civarındadır. 150 milyon nüfusu geçen Rusya ile ticaret hacminin daha da geliştirilmesi mümkündür. Birlikte çalışmayı geliştirerek ticaret hacmimizi karşılıklı olarak geliştirebiliriz.”Aralık ayında AB. Türkiye ye kesin olarak tarih verecektir. Seçimlerin sonucu ne olursa olsun Türkiye’nin önü açık diye düşünüyorum. İyi senaryo sayesinde faizlerde düşme var ve daha da düşecek. 2002 yılında %3 büyüme ve %35 enflasyon rakamlarına ulaşılacağına inanıyorum. IMF nin baskısı nedeniyle 788 Kamu Bankası Şubesi kapatıldı. Programa göre bu sayı 800 şube olması gerekiyordu. Görülen o ki programdan fazla bir sapma yoktur. Para – Dövüz kur politikası aynen devam edecektir. Yani dalgalı kur politikası değişmeyecektir. 26 adet sermaye açığı bulunan bankaların takibi ciddi olarak devam etmektedir. Devlet Bankaları programa uygun olarak özelleşecektir. Hazırlıkları devam etmektedir. Vakıflar Bankasının blok olarak satışı şu ana kadar yapılamadı ama ben yapılabileceğini ümit ediyorum. Önümüzdeki sene Halk Bankası satışa çıkarılacak ve Ziraat Bankasında da hazırlıklar devam ediyor. Bu iyi senaryo’ ya bende inanıyorum. Olaylar bu şekilde gelişmezse Türkiye’ de kaos olur. IMF nin de bu anlamda bizi yalnız bırakmayacağına inanıyorum.” 1955 yılında Antalya’da doğan Aziz Ertaş, Gazi Üniversitesi İngilizce Bölümünden mezun oldu.Evli ve iki çocuk babası olan konuğumuz, Antalya Havalimanı Baş Müdürlüğü, Serbest Bölge Genel Müdür Yardımcılığı görevlerinden sonra, 2000 yılında Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Genel Sekreterliğine getirildi. Halen aynı görevi yerine getirmektedir. Konuşmacımız konuşmasının başlangıcında, Formula 1 Yarışlarının neden Antalya da yapılması gerektiğini daha iyi anlatabilmek için bir tanıtım filmi izlettirdi. Daha sonra konuşmasına geçen konuşmacımız, Türk Hava Kurumuna Kepez bölgesinde tahsis edilen 8.500 dönüm arazinin atıl durumda olduğundan bahisle pist ve yapılacak diğer yatırımlar için ideal bir yer olduğunu ifade etti. Bu arazide Formula Köyü kurmak istiyoruz. Bu yatırımın gerçekleşmesi için 250 milyon $ ihtiyaç bulunmaktadır. Sadece pist inşaatı için 60 milyon $ gereklidir. Bu yatırımın Antalya ya verilmesi için garanti verilmesi gerekiyor. Bu garanti’ yi de, Antalya Valiliği, Antalya Büyük Şehir Belediye Başkanlığı, Antalya Borsası ve Antalya Ticaret ve Sanayi Odası vermektedir. Yapılacak ilk yarışta yatırım maliyeti geri dönmektedir diyen konuşmacımızın konuşmasının detayını merak ediyorsanız lütfen tıklayınız...
|
||||||||||
ANTALYA ROTARY KULÜBÜ MESLEK HİZMETLERİ KOMİTESİ 2002 – 2003 DÖNEMİ ÇALIŞMA PROGRAMI
Rtn. Süleyman Çevik ve Rtn Salih Peker’in katkılarıyla muhasebeciler odası ve Üniversite ile ortaklaşa yapılacak projede Antalya işverenlerin en çok ihtiyacı olduğuna inandığımız bu kurslar düzenlenecektir. elemanı yetiştirmek için de Rtn. Ahmet Fığlacı Damat’ dan, Rtn. Vedat Ilıkan Vakko’ dan, Rtn. İzzet Uzun’ un Carlsberg’ den ve Rtn. Güray Parlak’ ın turizm okulundan eğitim departmanlarından temin edilecek eğitimcilerle kursiyerler yetiştirilecek, sertifikaları Antalya Tenis Kulübü’nde verilecek olan kokteyl’ den sonra taktim edilecektir.
|
| Ankara, 10 Ağustos 2002
Rtn. İbrahim Coşar
Değerli Başkanım, Kulübünüzün bünyesinde bir interact kulübü kurma arzu ve talebiniz olduğunu öğrenmiş bulunuyorum. Gerek kulübünüzün deneyimi gerekse yöreniz itibari ile talebiniz tarafımdan uygun görülmüş olup, şahsınızda kulübünüzü interact kulübü kurmak üzere görevlendiriyorum. Yarınlarımızın aydınlık teminatları olan gençlerimize yönelik her türlü harcanacak emek taktire değerdir. Eminim ki kulübünüze ve bölgemiz Rotary’ sine yakışır bir duyarlılık ve özveri ile mükemmel bir interact kulübü kuracaksınız. Bu amaçla kulübünüzden görevlendireceğiniz bir Rotaryen Dostum’ un ismini Bölge Gençlik Hizmetleri Grubu Interact Komite Başkanıma bildirmenizi, ihtiyaç duyacağınız her türlü desteğin komitemiz tarafından sağlanacağının bilinmesini rica ederim. Gerçekleştireceğimiz hizmetlerin güzellikleri yaşamak ve yaşatmak dileğiyle rotaryen sevgi ve saygılarımı sunarım. O.Müfit METİN |
| B U H A F T A | Talya Oteli - 15.08.2002 - 1249/07 |
|||
| KONUŞMACI | Ziya Buyuk | Mönü : | ||
| KONU | Antalya Resim Festivali | Mercimek çorba, Korsan kebap – şehriyeli pilav, Bahçıvan salatası ve Badem tatlısı | ||
DOĞUM GÜNLERİ |
EVLENME YILDÖNÜMLERİ |
|||
BUNLARI
BİLİYORMUSUNUZ ?
|
Bir papatya ile anlatılan TUTKU, AŞK ve SEVGİ ... Sizler şairin düşüncelerine ne kadar katılırsınız bilmiyorum, ama ben beğendim., Rtn. Osman Berberoğlu |
İNTERNET... ve huzurlarınızda bir kez daha ANARŞİ Kapitalizmin uzun yolculuğunda son teknolojik yenilik olarak tanımlanıyor internet. Hatta bunun da ötesinde, tarım ve endüstri devrimlerinin ardından üçüncü devrim olma özelliğinden bile söz ediliyor. Bir iletişim aracı olarak kullanılmaya başlanmasının kısa süre sonrasında, bir ekonomik ve siyasal, daha da önemlisi bir kültürel ve kimliksel araç olarak insanlığın gündemine sanki bir daha çıkmamacasına oturmuş görünüyor. İnternet, yarattığı ortamın sanallığına rağmen, hiçbirimizin yadsıyamayacağı bir gerçek. Her birimiz yararlanmasak da... İnternet teknolojik altyapısıyla kullananlara kolaylık sağlamakla kalmıyor, giderek toplumun tüm bireylerinin yaşamını kuşatan bir iletişim ağı olma yolunda ilerliyor. Gerek eşzamanlı haberleşme olanakları, gerekse son derece seri bilgi dönüşümüyle buna işlerlik kazandırıyor. Ve adını ister dönüşüm, isterseniz devrim koyun; bu hızlı teknolojik dönüşüm, tıpkı diğerleri gibi ciddi adaptasyon sorunlarını da beraberinde getiriyor. Yalnızca toplumsal uyumsuzluğu değil, başta hukuk olmak üzere birçok üstyapısal “ayak uyduramama” sorununu da ortaya koyuveriyor. Yasal düzenlemelerin bu teknolojik hıza yetişemediği herkesçe biliniyor. Hatta bu gecikmeyi internetin hızlı gelişimine olduğu kadar, yasa koyucuların eskimiş ve yaşlı kafalarına bağlayanlar da var. Konunun hukuksal boyutu üzerine yorum yapmak elbette bana düşmez; ancak bu durumun neden olduğu bazı tartışmalara kısaca dikkat çekmek istiyorum. Bazı çevreler internetin mutlak demokrasiye ulaşmadaki en önemli silah olabileceğini düşünürken, kimileriyse ondan ve sınırsızlığından ürküp, dehşete kapıldılar. “Böyle şey olur mu? Kontrol elden gidiyor!” diye söylendiler ve gördükleri tablonun adını koymakta gecikmediler: “Bu bir kargaşa ortamıdır; bu bir kaostur; kısacası bunun adı anarşidir!!!!” Buyrun bakalım... Bir kez daha anarşiyle ve bu derin sözcüğün hakkının yenmesiyle karşı karşıya kalmış bulunuyoruz. Gelin şimdi bunu fırsat bilelim ve çok kısa bir anarşik gezi yapalım. Sonunda tekrar sanal ortama dönmek şartıyla tabii...Anarşi ve anarşizm kadar olur olmadık yerde sıkça başvurulup, böylesine yanlış kullanılan kaç sözcük ya da kavram var acaba? Özellikle Türkçe’deki “anlam zenginliği” gerçekten de ürkütücü boyutta. Eşanlamlılarından hatırlayabildiklerimizi hemen sayalım: Kargaşa, gürültü, disiplinsizlik, yasal boşluk, terör, başıboşluk, komünizm, kural tanımazlık, inatçı muhalefet, vb... Örnekleri çoğaltmak mümkün. Ülkemiz insanının anarşizmle ilgili bildiği belki de en iyi şey, ondan hoşlanmadığıdır. Başta siyasal olmak üzere ekonomik, sosyal, kültürel her türlü tartışma, anarşi sözcüğü geçince sona erer ve onun iyi bir şey olmadığı konusunda uzlaşmaya varılır. Tarihe göz attığınız zaman da benzer yaklaşımı görürsünüz. Anarşistler burjuva ve kapitalistlerden gördükleri tepki ve nefreti komünistlerden de görmüşlerdir. Birbirlerinin can düşmanı olan kapitalizm ve komünizm, faşizm karşısında sergiledikleri ruh birlikteliğini anarşizm söz konusu olunca da esirgememişlerdir. Hareketin isim babası Proudhon, lideri Bakunin ve teorisyeni Kropotkin farklı görüşler ortaya koymuş olsalar da, tarihsel ya da klasik anarşizmi şu ortak temel ilkelerle tanımlamak mümkündür: “İnsanın özgürlüğü ve eşitlik idealinden asla ödün verilemez. Her türlü egemenlik ilişkileri dışlanmalıdır ve devletin meşruiyeti tümüyle yadsınmalıdır. Yöneticileri ve yönetenleri barındıran tüm politik yapılar adaletsizdir.” Tarihçiler, 1939 yılında Franco’nun taburlarının Barcelona’ya girmesiyle anarşizmin öldüğünü yazmışlardır. Yaşayan bir dava olarak anarşizmin varlığı o gün sona ermiştir. Geriye yalnızca tüm dünyaya bireyler ve küçük gruplar halinde dağılmış anarşistler ve anarşist düşünce kalmıştır. Toplumun yapısında temel değişiklikler yapmayı, özellikle otoriter devletin yerine özgür bireyler arasındaki hükümet olmayan bir işbirliği biçimini koymayı hedefleyen bir toplumsal düşüncedir bu; ve uygulama alanı olamayacağı için de başarısızlığa mahkum olmuştur. Bununla birlikte anarşizm dogmayı kesinlikle reddeden, katı sistematik teoriden uzak duran ve bireysel yargının üstünlüğüne önem veren özellikleriyle “Bakış Açılarının Çeşitliliği” imkanını yaratmıştır. Bu da bir doktrin olarak sürekli değişim ve gelişim içinde olmasını sağlamıştır. Yeni anarşizmin bu süreçte anarşist toplum ve otorite kavramlarına yaklaşımı da farklılaşmıştır. Anarşizm artık gelecekteki toplum hakkında spekülatif bir görüş olmak bir yana, toplumumuzun egemen akımlarıyla bir arada ve onlara rağmen işleyen günlük yaşam deneyimine dayalı bir insan davranışıdır; ya da bu tarzın bir tanımıdır. Her şeyin sorumlusu olarak devleti ve otoriteyi görüp sorumlu tutan geleneksel yaklaşım da revizyona uğramıştır. Bu düzende devletin tek başına sorumlu olmadığı, devletin gücünün en mutlak diktatörlükte bile hükmedilenlerin kabulüne dayandığı düşünülmektedir. İnsanların kendilerine hükmedenlerle aynı değerleri paylaştıkları, yönetenler gibi yönetilenlerin de otorite, hiyerarşi ve güç ilkesine inandıkları kabul edilmektedir. Yeniden başladığımız yere, yani sanal ortama dönelim. Özgür düşünce ve ifadenin en geniş biçimde yer aldığı alan olan internetin en önemli özelliklerinden birisi de, ulusal sınırları reddetmesi. Ortak ilgi alanları olan insanları hiçbir fark gözetmeksizin aynı sanal çatı altında toplayabildiğini göz önüne alırsak, giderek küresel bir sivil toplum oluşturduğunu söyleyebiliriz. Bir başka deyişle küresel kapitalizmin gelişmesine büyük katkı sağlayan internet, hiç hesapta olmayan yeni oluşumlara da altyapı sağlayabiliyor. Hatta ulus devletlerin kapitalist dinamiklerinin bir sonucu olan küreselleşmeye olduğu kadar, küreselleşme ve kapitalizm karşıtlarının örgütlenmesine de ivme kazandırabiliyor. Son iki yıldır tanık olunan küresel kapitalizm karşıtı dev direniş eylemlerinin internette programlandığını hatırlatalım ve 11 Eylül saldırısının hazırlığında sanal ortamın bulunmaz olanaklar sağlamış olabileceğini de aklımıza getirelim. Bu açıdan bakıldığında, internet anarşizm için de önemli bir kilometre taşı olarak görülebilir. Bugüne kadar doktrinlerini uygulayabilecekleri, söylemlerini eyleme dönüştürebilecekleri herhangi bir platform bulamayan anarşistler, yıllardan beri arayıp da bulamadıkları ortama sanki bu kez kavuşmuş gibiler. Neydi yıllardır istedikleri? “İnsanların özgür ve eşit olduğu, her türlü egemenlik ilişkilerinin dışlandığı ve devletin meşruiyetinin tümüyle yadsındığı” bir ortam değil miydi? İşte size tüm bu kriterleri bünyesinde toplayan sanal ortam... Bugüne dek her bilimsel ve teknolojik ilerlemenin katkıda bulunduğu ve giderek tek bir dünya yaratan merkezileşme sürecini protesto eden anarşistler; modern toplumun maddeciliğine, katı disiplinine ve konformizmine sürekli meydan okudular. Yani hep günü eleştirdiler. Bu da kimilerine göre onların en büyük gücüydü. Yeni anarşistler bununla da kalmayarak, pastoral bir geleceğe bakarken, aynı zamanda ölmekte olan bir geçmişin iyi yönlerini de savunuyorlar. Modern toplumun ezberletilmiş kalıpları içinde sıkışıp kaldığını düşünen bugünün bireylerini belki de bu özellikleriyle kendi saflarında görmeye başlayabiliyorlar. İfade özgürlüğü ve otorite baskısına direnme gibi klasik söylemleriyle de, aynı dertten muzdarip gençliğe hitap edebiliyorlar. Adları hala anarşist de olsa... Ve sonuç: Küresel kapitalizmin yeni oyuncağı, hatta küreselleşmenin ta kendisi olan internet, bu yeni düzenin baş düşmanı anarşizmin de hizmetinde. Böyle bir aşamada çağdaş anarşist Paul Goodman’ın, anarşizmin yeni versiyonunu net bir biçimde yansıtan 1960’lı yıllardaki tezini bir kez daha hatırlamakta yarar var: “Özgür bir toplum, eski düzenin yerini yeni düzenin alması olamaz. Özgür bir toplum, özgür eylem alanlarının toplumsal yaşamın çoğunu oluşturuncaya dek yayılmasıdır.” Ne dersiniz? Üstat özgür eylem alanlarını tanımlamaya çalışırken, istemeden de olsa interneti işaret etmiş olmasın... Rtn. Hülagu Şencan |
| GÜZEL BİR SÖZ
! Eğer insanlara boş elimi uzatır ve bir şey alamazsam çok üzücü; ama asıl ümitsiz durum, dolu elimi uzatıp kabul edecek kimseyi bulamamamdır. Halil Cibran (1883-1931) |
| ANTALYA HAKKINDA BİLGİLER | ||||||
| PERGE Antalya'nın 18 km. doğusunda Düden ve Aksu akarsuları arasında kurulmuştur. Antalya'dan Alanya yönüne giden yolda Aksu'dan kuzeye dönülür ve 2 km. sonra Perge' ye ulaşılır. Deniz kıyısında bulunmadığı için Korsanların baskı ve yağmalarından uzak kalmıştır. Bu nedenle gelişme sürecinde duraklamalar görülmez. Kuruluşu İ.Ö. 1200 yılındadır. İ.S. 334 yılında Side gibi Perge de Büyük İskender ile antlaşma yapmıştır. Böylece kent savaşmamış, yakılıp yıkılmamıştır. Helen, Roma ve Bizans dönemini yaşamıştır. 15000 kişilik tiyatrosu İ.S II. yüzyılda yapılmıştır. Tiyatronun hemen yakınındaki stadyum 12000 izleyici alır. Ege bölgesinde Aphrodisias' taki hariç tutulacak olursa en iyi korunmuş Stadyumdur. Stadyumun oturma yerlerinin altında dışa açılan ve dükkan olarak kullanıldığı sanılan 30 adet oda vardır. Son yıllarda yapılan kazılarda çok sayıda heykel ve sanat eseri bulunmuştur. Kapıları, Agorası, Nymphaeumu, Sütunlu caddeleri, Mezarlığı, Bazilikası ve Akropolu Perge' nin görülmeye değer yerlerinden bazılarıdır.
Sevgili Dostlarım, Antalya hakkında sizlere her hafta aktardığım bilgiler www.antalya-ws.com adresinden alınmıştır.Sevgi ve saygılarımla.. Rtn. Osman Berberoğlu |
| TEŞEKKÜRLER...
Kızımız Ceren'in doğumu öncesi ve
sonrasında manevi desteğini esirgemeyen geçmiş dönem başkanımız Rtn. Fatma
Kızılırmak' a, doğum sonrası Antalya Rotary Kulübü adına bizi ziyaret eden Rtn.
Fatma Kızılırmak'a, Rtn. Hülya Yazıcı' ya, Rtn. Senay Dodanlı' ya eşim ve ben en
içten teşekkürlerimizi sunarız. |
| ROTARY
DÜNYASINDAN İZLENİMLER The Rotarian Ekim 1995 sayısından ; YÖNETİCİLERE 100 ÖĞÜT 21. Kendi kahvenizi kendiniz alınız. 22. Yüz yüze ilişkileri arttırınız. 23. Telefon konuşmalarını kendiniz yapınız. 24. Dostların gidip geldiğini, fakat düşmanların toplandığını hatırlayınız. 25. Kesin kararlı olunuz. 26. Eğitim toplantılarından öğrendiklerinizi, işe döner dönmez uygulamaya başlayınız. 27. İyimser olunuz. 28. Alanınız dışındaki insanlarla da kaynaşınız. 29. Meraklı ve açık fikirli olunuz. 30. Geçici işçilerinize de, devamlı personeliniz gibi muamele ediniz. 31. Personelinizin devamlı öğrenimine önem veriniz. 32. Gözetmenleri etkili tekniklerde eğitiniz. 33. Düşünmek ve planlamak için serbest veya sakin zaman ayırınız. 34. İyi bir dinleyici olunuz. 35. Risk almaya alışınız ve cesur olunuz. 36. Birisinin yükselmesini destekleyiniz. 37. Erişilebilir olunuz. 38. Personelinizin kişisel ve mesleki başarılarını kutlayınız. 39. Firmanız hakkında konuşurken daha çok ben değil, biz ifadesini kullanınız. 40. Vaatlerinizi tutunuz. Verebileceğinizden fazlasını vaadetmeyiniz. Daha sonraki sayılarda devam edecek.. |
ROTARACT'LARI TANIYALIMYönetim Kurulu Üyesi ; Banu SAĞIROĞLU 1972 Yılında Antalya'da dünyaya geldim. İlk orta ve lise öğrenimimi Antalya'da tamamladım. 1990 yılında Ankara Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat bölümünde yüksek öğrenimime başladım. Lise ve üniversite yıllarında aktif olarak atletizm, yüzme ve basketbol sporları ile uğraştım. 1994 yılında yüksek öğrenimimi bitirerek Antalya'ya döndüm ve 1995 yılında Demirbank' ta göreve başladım. 1998 yılında bir arkadaşımın davetiyle Antalya Rotaract kulübü ile tanıştım ve aynı sene üye oldum. Sırasıyla Yönetim Kurulu üyeliği, saymanlık ve genel sekreterlik görevlerini yerine getirdim.Halen yönetim kurulu üyesi sıfatı ile üyeliği geliştirme komitesinde görevime devam ediyorum. Şu anda Şekerbank Lara şubesinde yatırım uzmanı olarak meslek yaşamıma devam ediyorum. |
SEVGİLİ ROTARACT’LARIMIZDAN !
BAŞKANIN MEKTUBU Hizmet yoluyla dostluk...Rotaract'ın Sloganı...Biz de salı günü 246. toplantımızda dostluklarımızı pekiştirmek için farklı doğum günü kutlamalarına başladık. ''Rotaract penceresinden... '' adlı bir bölüm başlattık toplantılarımızda.Bu hafta Serkan Güvenç arkadaşımızın çocukluğunu, annesinin anılarını ve iyi dileklerini, okul arkadaşlarının anılarını izledik. Sanıyorum herkes için, ama özellikle Serkan arkadaşımız için keyifli oldu. Bundan sonra hemen her toplantımızda bir arkadaşımızın görüntülerini izleyeceğiz. Sırada başka sürprizler de var. Geçtiğimiz hafta Temmuz ayının bültenini çıkardık. Bu sene bülten konusunda yoğun çalışıyoruz. Hem haftalık, hem aylık bülten çıkarıyoruz .Önümüzdeki hafta Ceyhan Bulut arkadaşımız ''Kültür ve Sanat Köşesi'' ne tekrar başlıyor. Gerçekten yeni döneme atak ve yoğun projelerle başladık. Ama şu anda öncelikli hedefimiz Interact kulübümüzü kurabilmek... Bu sütundan sizlere Interact Kulübümüzün kurulduğunu ve başka nice projelerimizi duyurabilmek dileğiyle... Rotaract sevgi ve saygılarımla... Özlem M.ÇAKIR(ÇÖLKESEN)
TEKNOLOJİ TEMBELLİĞİ Çağ uzay çağı olunca teknoloji biz insanlığa her türlü imkanı sunuyor. Hayatımız o kadar kolaylaştı ki artık çay bile demlemiyoruz. Suyu kaynatıp bardağımıza alıyoruz, içine bir poşet sallıyoruz ve iste çayımız hazır. İnsan gücünü neredeyse hiç kullanmıyoruz, oturduğumuz yerden o kadar çok işi halledebiliyoruz ki vücudumuz hareketsiz kalmaktan yoruluyor. Ve anlam veremediğim bir şekilde herkes halsizlikten, yorgunluktan bahsediyor. Bu nasıl iştir? Her şeyi bilgisayarla, telefonla yada özel makinelerle yaparken neden ve nasıl bu kadar yorgun olabiliriz? Eskiden insanlar her işlerini kendileri yaparlarmış. Ekmeklerini kendileri pişirir, çamaşırlarını derelerde kendileri yıkarlarmış. Temiz havanın etkisi büyük olsa da 100 yılı aşkın yaşamalarının vücutlarının sürekli hareket halinde olmasının da faydası var şüphesiz. Ve bizler teknoloji tembeli insanlar o kadar çok şeyi yapmaya üşeniyoruz ki. Giderek o kadar tembelleştik ki sabahları kalkınca yüzümü yıkayabilecek bir makine üretseler - tembellik burada da kendini gösteriyor işte kendimiz üretmeyi düşünmeyip başkalarının üretmesini bekliyoruz- diye düşünüyoruz. Ne kadardır uzaktaki bir dostunuza mektup yazmıyorsunuz, kendi el yazınızla? Çok oldu değil mi? Çünkü telefonlar var, e-posta var, sms var. Ne gereği var beyaz dosya kağıtlarını doldurmaya sonra PTT’ye gidip o pulu yalayıp zarfa yapıştırmaya! Zor işler bu işler. Otur pc başına iki tuşa dokun bir fareyi oynat tamam dünyanın neresine istersen anında ulaşsın. Evimizdeki en büyük kolaylıklardan biride kumanda aygıtları. Televizyona yada kaset çalara kadar gidip düğmeye basmaya üşendiğimizden oturduğumuz yerden basıyoruz o minik tuşlara ve istediğimiz film yada müzik karşımıza çıkıyor. Birde çamaşır ve bulaşık makineleri var tabi. Büyük kolaylık. Çamaşırları atıyorsun tertemiz çıkıyor. Hele birde bazıları kurutmalı; çamaşırlar hem kuru hem de temiz çıkıyor makineden. Bulaşık makineleri benim favorim ama birde içindeki temiz bulaşıkları kendisi yerleştirebilse. Kirli bulaşıkları koyuyorsun yıkıyor da temizleri yerlerine koyma işi bana zor geldiğinden kardeşime devrediyorum bu zor isi(!) Internet dünyasına adım attığımızdan beri bu dünyanın büyüklüğü ve imkansızlıkları yok etmesi çok hoşumuza gitti. Bundan 25 yıl önce Türkiye de yaşayan bir insana faturaları oturduğun yerden, kuyruğa girmeden ödeyebileceksin deselerdi kim inanırdı? Oysa simdi öyle mi; ne faturası ödemek istiyorsan iki fare hareketiyle ödüyorsun. Ödeme kuyruğu yok, git gel yok. Bir kitap okumak istediniz bunun için internet bağlantılı bir bilgisayarınız bir de banka hesabınızda para olmalı. Kitabi yayınlayan yayın evinin internet adresine girin, yazarı ve kitap adını yazın ,işlem tamam! Kitap karşınızda tabi parası hesabınızdan kesildi ve siz kitapçı dükkanlarının o kokusunu hissetmeden, başka kitaplara dokunmadan, kitabınızın sayfalarını hissetmeden kitabınızı okumaya başladınız. Artık alış- verişlerde internet ten. Giriyorsun marketin internet adresine, istediklerini tıklıyorsun, kapına kadar geliyor. Üstelik istediğin ülkeden istediğin ürünü alabiliyorsun yeter ki internetin ve paran olsun! Yani o süper marketlerin kasa çilelerini çekmeden ,raflarda ürün aramadan ve markette karsılaşabileceğin dostuna selam veremeden alış verisini yapıyorsun. Yakında çocuklarımız okula da gitmeyecekler. Hepsinin internet üzerinden bir öğretmeni olacak ve onlar istedikleri zaman istedikleri gibi öğretmenlerini bilgisayarlarından dinleyebilecekler. Okul yok, üniforma yok ,kitap yok ,kalem yok ,defter yok. Ne kadar güzel değil mi? Ama arkadaşta yok. En güzel arkadaşlıklar okul sıralarında yaşanır ki günümüz çocuklarının oyun arkadaşları da bilgisayarları. Bilgisayar oyunları ile büyüyen çocuklar saklambaç oynamayı bilmiyorlar. Sanal bir gençlik yetiştiriyoruz, arkadaşsız, evinden ve bilgisayarından başka kimseyi bilmeyen, hareket etmeye korkan insanlar oluyoruz. Teknolojinin gücü bizi kullanmaya başladı. Dijital yaşıyoruz. Basit işleri bile teknolojiyle çözüyoruz. Bu bağnazlık değil. Ama halı yıkama makinesiyle halılarını yıkayanlar o kocaman halıları elleriyle yıkayanları da düşünmeli ve bugün hali yıkadım, çok yoruldum – demeye utanmalıdır. Teknoloji geliştikçe ve biz teknolojiyi kötü kullandıkça hastalıkların arttığını düşünenlerdenim. Vücut hareket ister, ruh yeni yerler yeni insanlar tanımayı. Evet internetten de yeni insanlar tanıyabilirsiniz ama merhaba derken elini sıkmak mümkün olmaz! Eskilerin dediği gibi : Amacına uygun kullanılmayan güç; güç değildir. BURCU DİLEK /ANTALYA ROTARACT |
Bülten’ in hazırlanmasında bazı dostlarımız bize çok destek veriyorlar. Onlara teşekkür ediyoruz. Bu gün için çok az sayıdaki dostumuzun verdiği desteğin artacağını ümit ederek ben sizlere bültenin hazırlanma programını vermek istiyorum. Rotary toplantısının hemen arkasından o hafta sonuna kadar toparlanan bilgi ve döküman’ lar hafta sonu word ortamında yazılıyor. Hafta başı itibariyle Bülten Komitesinin diğer üyelerine ve Başkana aktarılan bülten Salı günü web sayfası haline dönüştürülüp en geç Çarşamba sabahı yayınlanıyor. Sevgi ve saygılarımızla.. Bülten Komitesi |