![]() |
![]() |
Adres
:Sinan Mah. Arık Cad. No:35/4 Gerçek Apt.Kat:1
Antalya Dönem: 2002-2003
Sayı :
33 |
|
G E
Ç E N
H A
F T A |
İş
Yeri Ziyareti -
20.02.2003- 1274/32
|
|||
|
Toplam
Üye |
51
+ 13 |
TOPLUM MERKEZİ ZİYARETİ VE İNŞAATIN YERİNDE İNCELENEREK BİLGİ ALINMASI |
||
|
Katılan
Üye |
51
+ 13 |
|||
|
Katılım |
%100 |
KONUKLAR |
||
|
TELAFİ
KARTI |
Mehmet
ATAY |
Kepez
Belediye Başkanı |
||
|
|
|
Serhan
GÜLLÜPINAR |
Antalya
Rotaract Kulübü
|
|
MAZERET BİLDİRENLER
|
Süleyman
EVREN |
Antalya
Rotaract Kulübü |
||
|
|
|
Çok
sayıda Bölge de oturanlar |
|
|
|
TOPLANTI
NOTLARI : ·
Başkanımız
toplantının yapılacağı TOPLUM MERKEZİ İnşaatının bulunduğu
yere Kepez Belediye Başkanı Sn. Mehmet Atay’ ı ve bölge
sakinlerinden bir grup vatandaşı da toplantıya davet etmiş. Bu
nedenle kalabalık bir toplantı gerçekleşti. İnşaatın boya, kapı
montajı ve bahçe tanzimi kalmış. Bahçe tanzimi işi için Kepez
Belediye Başkanı Sn. Mehmet Atay’ ın projesine göre birlikte
yapabiliriz ifadesi bizleri memnun etti. Başkanımız Belediye Başkanı
ile yapılan sohbet esnasında arsanın müsait olmasından dolayı müsait
bir noktasına büfe yapılması için izin istedi. Belediye Başkanı
Sn. Mehmet Atay da burada meydana getirilen bir takım eşyanın büfe
de satılması kayıt şartıyla olabileceğini söyledi. Toplum
Merkezinin daimi giderlerinin karşılanması için böyle ek bir
gelirin oluşması son derece faydalı olacaktır. ·
Belediye
Başkanı toplantıdan erken ayrıldı. Daha sonra Başkanımız Toplum
Merkezi’nin son durumu hakkında bilgi verdi. İnşaatın bu noktaya
kadar gelmesinde para ve malzeme desteği sağlayan üyelerimizle bizzat
inşaatla ilgilenen arkadaşlarımıza teşekkür etti. Gelen
misafirlere ve üyelere pide ve ayran ikramı yapıldı. ·
Gelen
misafirlerden birisinin sofra duası okumasından sonra Başkan toplantıyı
kapattı. |
||||
|
|
||
|
Ev
Sahibi ; Nuri GÜVENÇ
Top.
Sor. ;
Salih ÇOPUR |
Ev
Sahibi ; Yavuz CANÖZ Top.Sor.
; Hülagü ŞENCAN |
Ev
Sahibi; Ferit SELEKLER Top.
Sor. ; Fikri ZAMAN |
|
Ev
Sahibi ; Himmet ÖCAL Top.
Sor. ;
Mustafa SÖZEN |
Ev
Sahibi: Osman BERBEROĞLU Top.
Sor. ; Fehim ÖZ
|
Ev
Sahibi ; Süleyman ÇİL Top.
Sor. ; Tunay
ALTINPINAR |
|
Ev
Sahibi ; Günseli ORAL Top.
Sor. ;
Ahmet ÜNSAL |
Ev
Sahibi; Cansel ÇEVİK TUNCER Top.Sor.
;Yaşar SÜZEN |
|
|
NOT
: 1
- Mart ayının birinci haftasını aşmaması kaydı ile ev
sahipleri misafirleriyle görüşerek toplantıyı farklı bir tarihte
gerçekleştirebileceklerdir. 2-
Mazereti nedeniyle toplantıya katılamayacak olan misafir,
ev sahibinden davet aldığı anda veya toplantı saatinden en az 12
saat önce, mazeretini belirtmek suretiyle durumdan ev sahibini haberdar
etmelidir.
3
- Kulüp Başkanı İBRAHİM
COŞAR, Kulüp Sekreteri LEVENT
İÇEL ve Ocakbaşı Sorumlusu SÜLEYMAN
ÇEVİK çizelgeye dahil edilmemişler, toplantıların iştirak yoğunluğuna
göre uygun görecekleri ev sahibinde yapılan toplantıya katılacaklardır. |
||
|
BARIŞ BİZİM ELLERİMİZDE Sevgili
Dostlarım, Sevgili
Havva Işık’ın gönderdiği mail’ i sizlerin ilgisini çekeceğini
ümit ettiğim için aktarıyorum. |
|
KİMDEN
: GM CLUB
– GELİDONYA İŞ GÜVENCESİ YASASI SEMİNERİ 28
/ 02 / 2003 ADONİS
OTEL 15
MART’TA İŞ GÜVENCESİ YASASI GELİYOR.
İş Güvencesi Yasası doğru anlaşıldığı ve
uygulandığı takdirde bir FIRSAT
olarak çıkıyor işverenlerin karşısına. Siz
değerli yöneticiler, İş Güvencesi Yasasını bir FIRSAT
olarak kullanmaya hazır mısınız? GM CLUB – Gelidonya tarafından organize edilen
bu seminer ile iş güvencesi yasasına ne kadar hazır olduğunuzu,
eksiklerinizi, bu eksiklerinizi nasıl giderebileceğinizi bir yönetici,
işveren bakış açısı ile görme ve fikir alışverişinde
bulunma fırsatı elde edeceksiniz. YER
: Adonis Otel Daha
fazla bilgi için lütfen Özlem
Soylu Meral’i arayınız veya mail atınız. Tel
: 0242 – 814 50 41 |
| B U
H A
F T A |
Talya
Oteli - 27.02.2003
- 1275/33 |
||||
|
|
KONUŞMACI |
Prof. Dr. İSRAFİL KURTCEPHE | Mönü
: |
||
| KONU |
TÜRKİYE'
NİN MUSUL, KERKÜK POLİTİKASI
VE IRAK |
Yayla Çorbası,
Yoğurtlu Dolma Tabağı, Yeşillik, Cevizli Kadayıf |
|||
|
DOĞUM
GÜNLERİ |
EVLENME
YILDÖNÜMLERİ |
||||
|
28.02 |
Nurten
KIVRAK |
04.03 |
Meziyet
– Ahmet Esat KURŞUN |
||
|
01.03 |
Şenay
ÖZ |
||||
|
03.03 |
Kubilay
YÜCEL |
||||
|
03.03
|
Kemal
ORAL |
||||
|
03.03 |
S.Fikri
ZAMAN |
||||
|
BUNLARI BİLİYORMUSUNUZ ?
|
|
KAYGI
KAVRAMINA “KAYGI DOLU” BİR BAKIŞ -
1.BÖLÜM -
BİR
SÖZCÜK OLARAK KAYGI BİR ÖYKÜ OLARAK KAYGI Yunanlılar tarafından benimsenen klasik-antik düşünce korku kavramını konu edinirken, kaygıyı hiç dikkate almamıştır. Korkunun kaynağı, insanın düşmanı tarafından yok edileceği ya da en azından zarar göreceği duygusudur. Bu insan olmanın bir parçasıdır, çünkü tanrıdan farklı olarak insan tehlikelerle dolu bir yaşam sürmektedir. İnsan korkuyu ancak cesur olmakla önleyebilir; dolayısıyla bu çağda korku ahlaki bir kavram olarak karşımıza çıkar. Belirli bir nesneye bağlı olan korkunun nedeni bellidir ve onu yenecek cesaret gösterilmelidir. Korku Yunanlılar’ da hiçbir zaman nedeni belirsiz bir dünya kaygısına dönüşmemiştir. Yunan felsefesine göre dünya bütünlüğü olan bir düzendir ve bu kozmos “İyi” tarafından yönlendirilmektedir. Stoacılara dek gelen ve dünyaya güveni esas alan bu tavır, belirsiz bir dünya korkusunun da sürmesini sağlamıştır. Dünya kaygısının temeli tarihte ilk kez antik dönemin sonunda, inanç çağının doğuşu ile Hristiyanlık’ın ilk yıllarında atılır. Yeryüzü tanrı tarafından reddedilmiş bir yerdir; üzerinde düşmanca, şeytansı ve karanlık güçlerin egemenliği hüküm sürmektedir. “Dünyanın içinde olmak” olgusu tek başına kaygı doğurmaktadır. Bu dönemde dünyaya yaklaşım biçiminde köklü bir dönüşümle belirsiz ve nesnesiz bir kaygılanma kavramının ortaya çıktığı görülür. Bu kaygı Hristiyanlık’ın ön koşuludur. İsa’nın inancı sayesinde insanın bu dünyayı aşacağı ve böylelikle dünya kaygısından kurtulacağı savunulur. Yeniçağın başlangıcında bu Hristiyan bilinci geri planda kalır. Dünyaya karşı yeni ve o güne dek bilinmeyen bir güven doğmaya başlar. Dünya akıllıların anlayabileceği, yalnızca akılcı yolla anlaşılabilecek bir düzen olarak görülür. Genel bilince şekil veren, Descartes ve Galilei’den başlayarak, Alman idealizmine dek uzanan bu temel inanıştır. Aydınlanma, karanlık inançların günden güne çöküşünü hızlandırıp tarihin sürecinde her zaman olagelmiş kurallarla ilerlemeye olan güvenci güçlendirmiştir. Bir anlamda kaygı bu iyimser atmosferin etkisiyle güncelliğini yitirmiş gibi görünür. 19.yüzyılla birlikteyse kaygının felsefe için farklı bir sorun oluşturmaya başlaması sözkonusudur. Bu yüzyıl bilimin, özellikle de doğa bilimlerinin ve tekniğin zaferinin doruk noktasına ulaştığı bir dönemdir. Ancak güvensizlik duygusunun görülmemiş boyutta kendini hissettirdiği de görülmektedir. Başlayan endüstrileşmeyle birlikte siyasal ve toplumsal sorunlar oluşmakta ve bunlar beraberinde son derece somut yaşam kaygısını getirmektedir. Dünyaya olan güvensizliği açık bir şekilde ilk ifade eden düşünürlerden birisi Schelling’tir. Her şeyin akıldışı ve mantıksız olduğunu savunan Schelling, kendi başına bir kargaşa ve düzensiz bir zorlama olarak görüp, “kör bir irade” biçiminde tanımladığı doğanın insan tarafından açık olarak ele alınamayacağı düşüncesini ortaya atar. İnsan karşı koyamadığı bu karanlık kargaşanın giderek kendisini alt edeceğinden kaygı duymaya başlar. Bir başka anlamda insanın artık aklıyla kendi kendisinin efendisi olamayacağının kaygısına kapılmaya başlaması sözkonusudur. (Yaşamın ve varoluşun temel taşı, korkunç olandır!) Kant, Schoppenhauer ve
Nietzsche’nin de katkıları gözardı edilmemekle birlikte, felsefede
kaygıyı biçimlendirme çabalarının, Schelling’le daha bir anlaşılır
duruma geldiği kabul edilir. Onun ardından kaygıyı temel sorun
olarak alan tüm düşünürler, nesnesi olmayan bir dünya kaygısından
yola çıkmakla birlikte, bunu genel ve daha belirgin bir kaygı olarak
somutlaştırmaya başlarlar. Ve beklendiği üzere bundan böyle bu
konuda söz varoluşçuların olacaktır. Hülagu Şencan |
| GÜZEL
BİR SÖZ
Politika kansız
savaş, |
|
GENEL
BİLGİLER BARBUNYA: TEKİR: ÇİPURA: KARAGÖZ: DİL
BALIĞI: HAMSİ: Karadeniz
hamsisi Azak ve Karadeniz olmak üzere ikiye ayrılır. Azak hamsisinin
burnu daha küttür. Azak Denizi’nde üreyip kışlamak üzere güneye,
bizim Orta ve Doğu Karadeniz bölgesine inerler; Nisan sonunda da
kuzeye göç ederler. Karadeniz hamsisi ise Kuzeybatı Karadeniz’de ürer,
kışlamak üzere Kasım’dan Şubat’a kadar Trakya kıyılarına ve
Marmara’ya göç eder. Nisan ayında da yumurtlamak üzere
Karadeniz’e çıkar. Ayrıca Marmara Hamsisi denilen, yalnız
Marmara’da çıkan, daha küçük ve göç etmiyen bir hamsi türü de
vardır. Aynı tür Kuzey Ege’de de bulunur. Bu hamsinin sırt rengi
daha açıktır. Hamsi özellikle
Karadeniz yöremizin temel gıdası, temel protein kaynağıdır. Fiyatının
ucuz olması nedeniyle çok geniş kitleler tarafından tüketilir.Hamsinin
hemen her türlü yemeği yapılır. Izgara, tava, fırın, kağıt
kebabı,buğulama, pilaki, yahni gibi. Siyah etli balık olmasına rağmen
buğulamaya son derece uygundur.Yaz aylarında yağsız olduğu için ızgara
yerine tava veya buğulaması tercih edilmelidir. Çeşitli yemek
tariflerini "Hamsi Yemekleri" bölümünde bulabilirsiniz. Kış
aylarında yakalanan hamsi tuzlanıp saklanır. Buna ançovi tabir
edilir. Ayrıca balık yağı ve balık unu üretiminde de kullanılmaktadır.
SARDALYA: Sardalya
Akdeniz’de 15-20 cm dolaylarındadır. Okyanusta ise 30 cm’ye kadar
büyürler. Hamsi Karadeniz için neyse sardalya’da Portekiz, İspanya’nın
Atlas Okyanusu kıyıları, Sicilya ve Malta için de aynı şeydir. Bu
ülkelerde birçok yemek sardalya üzerine kurulmuştur. Ülkemizde
Kuzey Ege’de bolca yakalanan sardalyanın en lezzetli mevsimi
Temmuz-Ekim aylarıdır. Bu sürede çeşitli ızgaraları, fırını ve
kağıt kebabı, buğulaması ve pilakisi yapılabilir. Kasım-Haziran
arasında ise ancak pilaki ve buğulaması yapılabilirse de bir önceki
döneminki kadar lezzetli olmaz. Sardalyanın
küçüğüne papalina tabir edilir; ayıklamadan yemeği yapılır.
Tirsi ise sardalya azmanıdır. Kıl tarzında çok kılçığı vardır
ve sardalya kadar lezzetli değildir. USKUMRU: Uskumrunun
kolyostan önemli farklılıkları aşağıdadır. KOLYOS: Sevgili
Dostlarım, Sevgili
dostumuz Gönül Mutlu balık’ lar ile ilgili olarak çok geniş
bilgilerin olduğu bir kitabı mail olarak aktardı. Bende sizlere
faydalı olacağına inandığım bazı balık ve balık yemekleri hakkındaki
bilgileri aktarmaya çalışacağım.
Umarım faydalı olur ve beğenirsiniz. Sevgi ve
saygılarımla. |
|
ANTALYA
HAKKINDA BİLGİLER |
|
Ardıç
tepe (1960 m.) Bakır dağları'
nın en küçük üyesidir. Ala belenin kuzeyinde yükselmektedir. Bakır
dağlarının öteki üyelerine oranla en fazla orman alanına sahip
olanıdır. Halk arasında "Baklacık dağı", "Aktepe"
diye adlandırılan, haritalarda da "Karadağ" diye gösterilen
Ardıç tepe' nin zirvesi tamamen çıplaktır. Ardıç
tepenin adı, neredeyse zirvesine yakın kısımlara kadar dağı örten
ardıç ağaçlarının bolluğundan gelmektedir. Çamlar sadece kuzey
eteklerinin çok aşağı kısımlarında görülürler. Dağ
Antalya'dan bakıldığında sivri gibi görünmesine karşın aslında
sivri değildir. Ala belen yönüne doğru giden sırta sahiptir. Ala
belen' e bakan güney yüzü dışında bütün cepheleri yalçın
kayalarla çevrilidir. Ardıç
tepe' ye çıkmak için ilk gelinecek yer, denizden 650 metre yükseklikte
olan Geyik bayırı kasabasıdır. Eğer stabilize yol açıksa Geyik
bayırı' ndan Feslikan (Fesleğen) Yaylasına giden yolda araçla veya
yaya olarak gidilir. Şekerevler - Sakarpınarı mevkiileri geçildikten
sonra Feslikan yaylasına varmadan güneye dönülerek kısa sürede
1960 metrelik ana doruğa çıkılabilir. Ardıç
tepe' nin zirvesine ulaşanlar güzel manzaralarla ödüllendirilirler.
Aşağılarda Antalya halı gibi uzanıp gider. Hele Geyik sivrisi' nin
görkemli kayalıklarını seyretmek için Ardıç tepe' den daha elverişli
doruk yoktur. Sevgili
Dostlarım, |
|
BAŞKANIN MEKTUBU
KİTAP KÖŞESİ
Bu aralar kitap okuyamadım diyenlerdenseniz, sizlere bir kitap
tavsiyem olacak. Umuyorum ki; sizler de kendinizden birşeyler bulacaksınız.
Çünkü, hepimiz birer ışığın savaşçısıyız. Rotaract sevgi ve saygılarımla...
Rtc.Ecz.Özlem M.Çakır(Çölkesen)
''IŞIĞIN
SAVAŞÇISININ ELKİTABI-PAULO COELHO'' Işığın
savaşçısı, başkalarının kendisine biçtiği rolü oynamaya çalışarak
zaman harcamaz. Işığın
savaşçısı, kışkırtmalara kulak asmaz; onun, gerçekleştirmesi
gereken bir yazgısı vardır. Işığın
savaşçısı, kendi kusurlarının farkındadır, ama erdemlerini de
bilir. Işığın
savaşçısı, her zaman elinden gelenin en iyisini yapar ve başkalarından
da aynı şeyi bekler. Işığın
savaşçılarının gözlerinde hep belli bir ışıltı bulunur. Bu
dünyaya aittirler, başkalarının hayatlarının bir parçasıdırlar.
Çoğu kez cesaretsizdirler. Her zaman doğru kararı almazlar. En
önemsiz şeyler için üzülürler, düşünceleri sıradandır, bazen
de büyüyemeyeceklerine inanırlar. Çoğu kez lütuf görmeyi ya da
mucizeyi hak etmediklerini düşünürler. Bu
dünyada ne yaptıklarına her zaman emin olamazlar. Hayatlarının
anlamsız olduğuna inanarak uykusuz geceler geçirirler. İşte
bu yüzden ışığın savaşçısıdırlar. Hata yaptıkları için...
Kendilerine soru sordukları için... Bir neden aradıkları için... Ve
onu kesinlikle bulacakları için...
Işığın
savaşçısı, kendi düşümüzü yaşamamız, hayatı kucaklamamız ve
yazgımızla yüz yüze gelmemiz için bir çağrı. Paulo Coelho,
benzersiz üslubuyla, herkesin kendi içindeki Işığın Savaşçısı'nı
keşfetmesine yardımcı oluyor; hepimizi Savaşçı'nın yoluna davet
ediyor: Hayatta olmanın mucizesinin değerini bilenin, yenilgisini
kabullenenin ve kişisel arayışının sonunda olmak istediği insan
olabilen kişinin yoluna. Işığın savaşçısı, bizlere Simyacı'nın
yazarından bilgelik dolu bir armağan...
Işığın Savaşçısının elkitabı -
Paulo Coelho
Can Yayınları - ISBN 975-07-0262-X
Fiyatı : 7.000.000 TL Nietzsche'
nin, Sevgilisi
Salome’ ye gönderdiği bir mektuptan alıntı. |
|
Sevgili
Dostlar, Uzun
süredir sizlerden destek beklediğimizi ifade etmedik. Her sayıda bu
anlamda sizlerden destek beklediğimizi ifade etmenin doğru olmadığını
düşündüğümüz için sizleri rahatsız etmiyoruz. Ancak her hafta
sizlere yeni ve taze bir takım bilgileri aktarmaya çalışırken
devamlı desteğe ihtiyacımız olduğunu unutmamanızı rica ediyoruz.
Bu sayı ya kadar bazı arkadaşlarımız bizlere devamlı destek
verdiler, onlara sonsuz teşekkürlerimizi sunuyor ve siz sevgili
dostlarımızdan destek beklediğimizi bir kez daha yeniliyoruz. Bülten
Komiteniz.. |