blt_log4.gif (10576 bytes) 2002c_TR_small.gif (6710 bytes)

Adres :Sinan Mah. Arık Cad. No:35/4 Gerçek Apt.Kat:1   Antalya                                               Sayı : 18
Tlf:0.242.3117273 Fax :0.242.3117246  E-mail: antalya.b@rotary2430.org.tr Web :http://www.antalya-rotary.org.tr

CUMHURİYET BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN !

G E Ç E N   H A F T A

İş Yeri Ziyareti - 24.10.2002 - 1259/17

Toplam Üye

52 + 13

ÇALLIOĞLU HAZIR BETON TESİSLERİ İŞ YERİ ZİYARETİ

Katılan Üye

28 + 05

Katılım

%54

KONUKLAR

TELAFİ KARTI

Tahsin Aksoy Kaleiçi Rotary Kulübü
Zeki Akbaş Aspendos Rotary Kulübü

MAZERET BİLDİRENLER

İstemihan Ataç Teoman Süer’ in konuğu
Havva İşkan Işık

Yurtdışında

Özlem Çölkesen Çakır Antalya Rotarct Kulübü Başkanı
İbrahim Coşar Süleyman Evren Antalya Rotarct Kulübü
Salim Güllüpınar Akın Taşkın Antalya Rotarct Kulübü
Muharrem Karataş Serkan Güvenç Antalya Rotarct Kulübü
İlhami Kaplan Gülnur Koçer Antalya Rotarct Kulübü
Kadir Çeliktürk Hatice Karabacak Gülnur Koçer’in konuğu
Ege Altay Antalya dışında
Hülagu Şencan

TOPLANTI NOTLARI :
  • Ekim ayının güzel bir gününde yapılan iş yeri ziyareti programına bayan üyelerimizin katılımı dikkat çekiciydi. Bunun nedeni olarak Başkanın halen yurtdışında olmasından dolayı, toplantıya Fatma Başkanın Başkanlık yapacak olması ifade edildi.
  • Bizleri konuk eden sevgili dostumuz Ziya Erbaş, Antalya usulü yaptırdığı Pide, Piyaz ve Tulumba tatlısını sıcak sıcak yenmesi için gelen her dostumuzu hemen yemeğe doğru yönlendirdi. Çallıoğlu Hazır Beton Tesislerinin idare binalarının arkasındaki alanda ağaçların altında hazırlattığı masalarda güneşli ve çok güzel havada yenen yemek büyük bir dostluk yumağı içersinde gerçekleşti.
  • Yemek sonunda Başkanımız, Ev sahipliğini ve sevgisini bizlere sunan Ziya Erbaş’ a teşekkürlerini bildirdi. Daha sonra Genel Sekreterimiz Levent İçel Mutlu Günler’ i anons etti. Başkan Ziya Erbaş dostumuza tesisle ilgili olarak konuşmasını rica etti.
  • Sevgili Ziya konuşmasına espiri yaparak başladı.

“Biz burada kum, çakıl, su ve çimentoyu karıştırıp satıyoruz . Yaptığımız işin hepsi bundan ibarettir, daha sonra da parasını tahsil ediyoruz dedi.

1991 yılında ilk defa Manavgat ilçesinde kurulduk. Daha sonra Antalya da şu anda içinde bulunduğunuz tesis kuruldu ve bu senede Korkuteli İlçesinde Beton Santral tesisi kurduk. Davetimi kabul ederek gelen sevgili dostlarıma çok teşekkür ediyorum. Ben çok konuşmayı sevmem sizlerin sormak istediği varsa ben cevaplandırayım,” diyen sevgili Ziya’ dan sonra sevgili İbrahim Şencan söz aldı.

“Çallıoğlu Kanalet için Manavgat İlçesinde kurduğumuz Beton Santralının fazla imalatını dışarıya satmaya başladık. Biz işe ilk defa o şekilde başladık. Ama sattığımız betonun parasını tahsil etmekte çok zorlandık. Sattığımız betonun neredeyse %25 lik bir bölümünün parasını tahsil edemedik. Daha sonra oğlum Mehmet Şencan ve Ziya Erbaş ortak olarak bu işi ele aldılar Ve Ziya Erbaş bu tesislerin hem ortağı olup hemde tek sorumlusudur. Ve de çok başarılı olmuştur. Ben kendisine huzurunuzda teşekkür etmek istiyorum. Antalya’daki beton santral’ larının hazır beton üretimi piyasasında, ciddi bir paya sahip duruma geldiler.En önemlisi bizim yapamadığımız tahsilat konusunda çok başarılı olan sevgili Ziya Erbaş’ ı bir kez daha kutluyorum. Daha önceki yıllarda işyeri ziyareti olarak bizim diğer tesisimiz olan Çallıoğlu Prefabrik Beton Yapı Elemanları Fabrikasına gelmiştiniz. Ancak bayağı zaman geçti. Ben sizleri tekrar uygun olan bir zamanda davet ediyorum.” diyerek sözlerini tamamladı.

  • Başkanımız Fatma Kızılırmak toplantının çok güzel geçtiğini ifade etti. Sevgili Ziya Erbaş’ ın ev sahipliğine çok teşekkür ederek Sevgili İbrahim Şencan’ ın davetini unutmayacaklarını ifade etti ve çok teşekkür ederek toplantıyı kapattı.

 

BAŞSAĞLIĞI

Sevgili dostumuz Hülagu Şencan’ ın sevgili eşi Deniz Şencan’ ın babası Atila ATALAY 24.10.2002 Perşembe günü öğle saatlerinde kalp krizi sonucunda vefat etmiştir.

58 yaşında hayata veda eden merhuma Allahtan Rahmet diliyor ve sevgili Deniz ile Hülagu başta olmak üzere tüm aile fertlerine başsağlığı diliyoruz.

Bülten Komitesi

 

DUYURU !

Sayın Rotaryen Dostum,

Antalya Ytong ve Ticaret A.Ş. ve Mimarlar Odası Antalya Şubesi İşbirliği ile gerçekleştirilecek olan
Akdeniz Bölgesi’nde Depreme Dayanaklı Binalar”
konulu panele katılımınızdan onur duyarım.

Saygılarımla.
Rtn. Şafak Demirayak

Program;

Tarih : 31 Ekim 2002. Perşembe
Saat : 14.00
Yer : Anfaş Fuar Alanı Konferans Salonu

Konuşmacılar;
Prof. Dr. Naci GÖRÜR     : TÜBİTAK – MAM Başkanı
Mimar Mehmet ÖZKURT : Mimarlar Odası Antalya Şube Başkanı
F.Fethi HİNGİNAR           : Antalya Ytong Sanayi ve Ticaret A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı

 

B U  H A F T A

Talya Oteli - 31.10.2002 - 1260/18

KONUŞMACI Prf. Dr. Ali ERDOĞAN Mönü :
KONU Türkiye Kuşları Domates Çorba, Salata, Levrek, Dondurmalı Kazandibi

DOĞUM GÜNLERİ

EVLENME YILDÖNÜMLERİ

O1.11

Meral SÖZEN

04.11

Mustafa YAPAN

05.11

Teoman SÜER

 

BUNLARI BİLİYORMUSUNUZ ?
  • Sevgili Ziya Erbaş’ ın konuğu olarak geçen hafta yapmış olduğumuz iş yeri ziyaretinde, bu dönem Senay Dodanlı dostumuzun iş yeri ziyaretlerindeki katılımcı tek bayan üye unvan’ ını kaybettiğini !
  • 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı için Kaş İlçesine giden dostlarımızın Yavuz Canöz’ ün 27 Ekim de ki yaş gününde hep beraber eğlendiklerini ve sevgili Yavuz’un hayatımın en güzel yaş günü kutlaması bu akşamki yaş günü kutlaması oldu dediğini !
  • 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Kutlama programına geleceğini bildiren ve yer ayırtan birçok Rotaryen dostumuzun son gün gelmekten vazgeçtiklerini !
  • 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nı Kaş İlçesinde kutlayan dostlarımızın İbrahim Başkan tarafından dağıtılan Türk Bayrakları ile meydandaki yerli ve yabancıların dikkatlerini çektiklerini !
  • Antalya’daki Rotary Kulüplerinin müşterek etkinliği olarak programlanan 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamalarına son anda bazı kulüp başkalarının dahi katılmadığını biliyormusunuz ?

 

  SİZİN KÖŞENİZ

Sevgili Osman Bey,
Değerli Bülten Komitesi Başkanım,

Yağmurlu ve soğuk Bir Berlin sabahında güne Sizin yeni bülten haberinizle günaydın deyince;
kulübümü ve dostlarımı ne denli özlediğimi fark ettim ve duygularımı Sizlerle paylaşmak istedim.

Esim ve ben 15 Ekim'den itibaren iki ay süre ile Berlin'deyiz. Alman Arkeoloji Enstitüsü'nün dünyadaki tüm lahitleri bünyesinde toplayan bir alt organizasyonu var ve Fahri ile ben burada Türkiye malzemelerinin bilimsel yayını ile görevliyiz. Ülke adına da onur verici bir durum; ayrıca bir misyoner gibi "ex oriente lux" bilimsel gerçeğinin tanıtımı için de gerekli konferansları veriyoruz.

Bulunduğumuz ülkenin bilime, araştırmaya ve bilim insanlarına duyduğu saygı ve onlara sunduğu olanaklar karşısında, her defasında bir kez daha üzülüyor ve kendi ülkemizde insana yapılan yatırımın neden böylesine düşük düzeyde seyrettiğini anlamakta zorlanıyoruz. Hem ilerlemek, gelişmek istiyoruz; hem bu ülküye giden yolu kapamak için ne mümkünse yapıyoruz. Bu ikilemi anlamak mümkün değil ! Öyle ya, insan beyninde bilimsel ilerlemeyi, vizyonu, çağdaşlığı yakalamadan hangi konuda nereye gideceğiz?

Ülkeden umudu kesmediysek, bu aslında bir mucize ve galiba her şey bizler gibi, sizler gibi bir avuç idealistin omuz unda yürüyor.

Bülten' de değinilen devam azlığı konusunda kendi adıma duyduğum rahatsızlığı belirtmeden geçmek istemiyorum. Yazdan bu yana süregelen yoğun bilimsel aktivitelerin neden olduğu bu "devam yetersizliği" konusunda Kulübümün anlayışına güveniyorum.

25-28 Ekim tarihleri arasında Kuzey Ren - Westfalya Eyaleti Eğitim Bakanlığı tarafından düzenlenen bir başka kongreye katılıyoruz. Burada amaç, bu eyaletin eğitim kurumları ile Türkiye arasında bilimsel işbirliği yapabilmek. YÖK Başkanı da katılımcılar arasında. Biz de Eskiçağ Bilimlerini temsil en Türkiye'den seçilen üç Üniversite arsında Akdeniz Üniversitesi'ni orada temsil etmekten onur duyacağız.

Sevgili Başkanım, nezninizde Kulübümüzdeki tüm dostlarımıza en içten selamlarımızı iletiyoruz. Sevgiyle kalın.

Havva İşkan IŞIK + Fahri IŞIK

 

GÜZEL BİR SÖZ

Davranışın altın kuralı karşılıklı hoşgörüdür.
Çünkü biz hiçbir zaman aynı biçimde düşünmeyiz.
Gerçeğin yalnız bir parçasını değişik açılar altında görürüz.

M.GANDHİ

 

ANTALYA HAKKINDA BİLGİLER
Ulu burun Antik Batığı

Kaş ilçesinin 8.5 kilometre güney doğusunda uzanmakta olan Uluburun'un doğu kıyısından sadece 60 metre açıkta 1982 yılında bir sünger dalgıcı tarafından Genç Tunç Devrine ait bir batık bulunmuştur. 1984 yılında başlanılan çalışmaların ve onbir sezon boyunca yapılan binlerce dalışın sonucunda M.Ö 14. yüzyılın sonlarında kaybolmuş eşsiz bir yük gün ışığına çıkarılmıştır.Yaklaşık 15 metre boyunda olan ve Sedir ağacından yapılan geminin kıç tarafı 44 metre, pruvası ise 52 metrede bulunmaktaydı. Taşımakta olduğu malzeme 61 metre derinliğe kadar yuvarlanmıştı.

Gemideki malzemeyi genelde hammaddeler oluşturmasına rağmen üretilmiş mallar da bulunmuştur. Sayıları yüzelliyi aşan, kobalt mavisi, turkuvaz ve lavanta renklerindeki yuvarlak, yassı ham cam külçelerinin, Ugarit ve el-Amarna tabletlerinde Suriye-Filistin kıyılarından geldiği belirtilen mekku ve ehlipakku oldukları düşünülmektedir. Bu külçeler bilinen en eski ve eksiksiz cam külçelerini oluşturmaktadır. Diğer eşsiz arkeolojik buluntular arasında Eski Mısırlıların Abanoz adını verdiği ve tropik Afrika'da yetişen siyah renkli bir ağaç ile Sedir ağacını sayabiliriz. Diğer hammaddeler ise tam ve kesilmiş fildişleri ile bir düzineden fazla suaygırı dişi, tütsü katkısı olarak kullanıldığı sanılan bir tür deniz salyangozunun kapakcıkları, müzik aletlerinin ses kutusu olarak kullanıldıkları sanılan kaplumbağa kabukları ile fayans veya metalden ağız, kulp, kaide gibi parçaların takılmasıyla vazo veya kapların yapımında kullanılmak üzere taşınan deve kuşu yumurtalarından oluşmaktadır.

Gemide hammaddelerin dışında üretilmiş mallar da bulunmaktaydı. Dokuz büyük küpten en az ikisinde Kıbrıs üretimi ihraç seramiği ile kandiller ve ne amaçla kullanıldıkları kesin olarak bilinmeyen ancak duvara asarak kullanıldıkları düşünülen eserler bulunmaktaydı. Kenan takılarını gümüş bilezikler ve ayak bilezikleri ve altın pendatifler oluşturmaktadır. Kulpsuz bir altın kadehin ise kaynağı bilinmemektedir. Çeşitli malzemelerden yapılmış boncuklar arasında akik, altın, fayans, cam ve Baltık kehribarı boncuklar bulunmaktadır. Diğer eserler arasında ördek biçiminde ve menteşeli kanatları kapak işlemi gören iki adet fildişi kozmetik kutusu, bakır kazan ve kaseler, suaygırı dişinden bir borazan ve Tunç devirlerinin tamamından bilinen kalay eserlerinden daha çok sayıdaki kalay kaplar yer almaktadır. En yakın benzerlerini Romanya'daki tek bir örneğin oluşturduğu taştan törensel amaçlı bir asa, batıktaki diğer buluntular arasındadır.

Gemideki bronz silahlar, ok ve mızrak uçları ile kamalar dışında Kenan, Miken ve olasılıkla İtalyan yapımı kılıçlardan oluşmaktadır. Yük veya gemide yiyecek olarak taşınan maddeler arasında badem, incir, zeytin, üzüm, çöre otu, sumak, kişniş, nar ile birkaç buğday, arpa tohumu bulunmuştur. Balık ağı kurşunları, ağ onarımında kullanılan mekikler, olta iğneleri ile ucu çatallı bir balık zıpkını, gemide balık avlandığını göstermektedir.

Geminin milliyetinin tanımlanmasında güçlük çekilmesine rağmen orta doğu kökenli olduğu tahmin edilmektedir. Çıkarılan eserler günümüzde Bodrum sualtı arkeoloji müzesinde sergilenmektedir.

Sevgili Dostlarım,
Antalya hakkında sizlere her hafta aktardığım bilgiler www.antalya-ws.com adresinden alınmıştır.
Sevgi ve saygılarımla..

Rtn. Osman Berberoğlu

 

  ROTARACT'LARI TANIYALIM

GÜNNUR KOÇER :

22.04.1980 tarihinde Marmaris'te doğdum. İlkokulu Marmaris Atatürk ilkokulunda, ortaokulu Kenan Evren İlköğretim okulunda ve liseyi Marmaris Sabancı lisesinde okudum. 1998 yılında, Akdeniz Üniversitesi Biyoloji bölümünü kazanarak Antalya'ya geldim. Mezun olduktan hemen sonra, Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyoloji Ana Bilim Dalında yüksek lisansa başladım. Yaz tatilinde tanıştığım Marmaris Rotaract Kulübüne üye oldum, ancak Antalya'da yaşadığım için şu an Antalya Rotaract Kulübü üyesiyim ve burada olmaktan dolayı çok keyifliyim.

Annem ev hanımı, babam yat işletmeciliği yapıyor. Dört kardeşiz. Kitap okumayı, yüzmeyi ve dans etmeyi çok seviyorum.

 

 

  SEVGİLİ ROTARACT’LARIMIZDAN !

Türk aklı
Türk'e sormuşlar:
”Yarın dünyaya dev bir meteor çarpacak. Okyanuslar taşacak, dünya nüfusunun yarısı o anda ölecek. Havaya yükselen tozlar dünyayı karanlığa gömecek. Buzul çağı başlayacak. Kalanlar da bu çağda ortadan kalkacaklar. İnsanlığın sonu gelecek. Böyle bir felaketi önceden haber alsan ne yaparsın???
Türk hiç düşünmeden yanıtlamış:
    - ”Bütün paramla dolar alırım...”

Cinsiyet tartismasi
Kadınlar diyor ki;
Bilgisayar erkektir. Çünkü bilgisayar sorunları çözmek için yaratılmasına rağmen ömürlerinin dörtte üçünü sorun yaratarak geçirirler.
Daha da önemlisi bunlardan bir tane aldığınız an, biraz daha sabretmiş olsaydınız daha gelişmiş bir modeline sahip olabileceğinizi görüp pişman olursunuz.
Erkekler diyor ki;
Bilgisayar dişidir. Çünkü onun mantığını yaratıcısından başka kimsenin anlaması mümkün değildir. Yaptığınız en ufak hatayı bile hafızasına kaydedip tekrar tekrar önünüze koyar.
Ve bir bilgisayar aldıktan kısa bir süre sonra fark edersiniz ki, asıl parayı ona gereken aksesuarlar için harcamak zorundasınız.
(Kaynak: milliyet.com.tr)

Pazarlamacının inadı
Wilson adında bir adamın bir çivi fabrikası vardır ve reklama ihtiyaç duymaktadır. Pazarlamacı bir arkadaşı ile konuşurken arkadaşı "Wilson Çivileri" diye bir reklam ayarlayabileceğini ifade eder.
"Bana bir hafta ver" der arkadaşı, "sana bir kasetle döneceğim". Bir hafta sonra pazarlama uzmanı Wilson’u görmeye gelir. Kaseti videoya koyar ve çalıştırır.
Romalı bir asker İsa'yı Çarmıha çivilemekle meşgul, Yüzünü kameraya çevirir ve "Wilson çivileri kullanın, onlar her şeyi taşırlar" der. Wilson çılgına döner ve bağırır "Senin problemin ne? Bunu asla TV de göstermezler, sana ikinci bir şans veriyorum, ama kesinlikle Romalıların İsa'yı çarmıha germesi gibi şeyler istemiyorum"
İkinci hafta pazarlamacı elinde başka bir kasetle gelir, Yine kaseti videoya koyar ve çalıştırır. Bu sefer kamera Romanın dışından merkeze doğru yakınlaşır ve çarmıha asılı İsa'nın önünde durur. Romalı bir asker yukarı bakar ve 'Wilson çivileri, her şeyi taşır'.
Wilson kendini tutar bu sefer. "Sen beni anlamıyorsun, Çarmıhta bir İsa istemiyorum. Sana son şans veriyorum bir hafta içinde yayınlanabilecek bir reklamla gelmeni istiyorum!"
Bir hafta daha geçer. Wilson sabırsızlıkla beklemektedir. Pazarlama uzmanı yeni kasetiyle gelir. Saçları uzamış, çıplak bir adam nefes nefese koşmaktadır. Bir düzine Romalı askerde peşinden kovalamaktadır.
Tepenin başına gelirler ve askerlerden biri kameralardan birine dönerek söyle der: 'Keşke Wilson çivileri kullansaydık!'.

(kaynak:www.milliyet.com.tr)

 

bktkom.gif (1427 bytes)

Sevgili Dostlar;

Bu hafta bülteni biraz geciktirerek yayınlayabildik. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nı Kaş İlçemizde kutlayan gurubun içersinde bulunmam nedeniyle bültenin hazırlanması gecikti. Kaş’ da yapılan kutlamalara katılamayan dostlarıma tek kelime ile kaçırdınız diyebilirim. Halkın Cumhuriyet Bayramını isteyerek, sevgiyle ve o anda orada bulunan yerli ve yabancı tüm insanlarla bütünleşerek kutladığını görmek beni ve tüm dostlarımızı duygulandırdı.

Sizlere yaşadığımız duygu yüklü anıları sözlerle ifade etmem pek mümkün olamayacak. O nedenle ben siz sevgili dostlarıma ilk fırsatta Kaş İlçesinde Cumhuriyet Bayramını Kutlamanızı tavsiye ediyorum.

Bülten komitesi adına,

Rtn. Osman Berberoğlu