![]() |
![]() |
Adres
:Sinan Mah. Arık Cad. No:35/4 Gerçek Apt.Kat:1 Antalya Dönem: 2003-2004
Sayı :
20 |
| 2003-2004
Dönem Başkanı Aytaç KÜÇÜKÜNAL As Başkan Havva İşkan IŞIK Sekreter Salih PEKER Sayman Ege ALTAY Üye Yavuz CANÖZ |
Meslek
Hizmetleri Ana Komite Başkanı Ahmet FIĞLACI Toplum Hizmetleri Ana Komite Başkanı M.Oktay YİĞİTBAŞI Gençlik Hizmetleri Ana Komite Başkanı Melike YÜCEL Uluslar Arası Hizmetler ve Rotary Vakfı Ana Komite Başkanı Levent İÇEL |
2003-2004
Dönem UR Başkanı Jonathan B. MAJIYAGBE 2003-2004 Dönem UR 2430. Bolge Guvernörü Yılmaz ÖNEL 2003-2004 Dönem X. Grup Guvernör Yardımcısı Osman BERBEROĞLU |
| G E Ç E N H A F T A |
Tayla Oteli 20.11.2003 - 1313/22 |
|||||
|
Toplam Üye |
55 + 12 |
|
KONUŞMACI |
Prf.Dr.Hayrettin ÖKÇESİZ (DEKAN) |
||
|
Katılan Üye |
33 +03 |
KONU |
ANTALYA HUKUK FAKÜLTESİ |
|||
|
Katılım |
% 60 |
KONUKLAR |
||||
|
TELAFİ KARTI |
IŞIL ÇELEBİ |
KOYE EĞİTMENİ |
||||
|
|
|
SADIK BAŞARAN |
“ “ |
|||
|
MAZERET BİLDİRENLER |
ITIR YÜCEL |
“ “ |
||||
|
HİMMET ÖCAL |
ANTALYA DIŞI |
ULAŞ CEYHANLI |
VEDAT ILIKAN MİSAFİRİ |
|||
|
FATMA KIZILIRMAK |
“ “ |
BARIŞ YILMAZ |
SALİH PEKER MİSAFİRİ |
|||
|
|
|
RAELOF TEMPEL |
BURAK GÖNEN |
|||
|
TOPLANTI NOTLARI
BAŞKAN AYTAÇ KÜÇÜKÜNAL:“Değerli Rotary Ailem ! Açlığı, sefaleti, cehaleti ortadan kaldırmak, sağlıklı bir toplum yaratmak için uzatalım ellerimizi diyerek 1313.nci toplantıyı açıyorum.”
Başkan, ilk olarak KOYE ile ilgili açıklamaları için Oktay Yiğitbaşı’ na söz verdi.
OKTAY YİĞİTBAŞI (Toplum Hizmetleri Ana Komite Başkanı): “Bugün KOYE eğitim seminerine katılan 3 öğretmen arkadaşımız aramızda bulunuyor. Şu ana kadar 5 adet kurs açtık. 5 adet kurs daha planladık. Bunlar bayramdan sonra açılacak. Kurslar başlamadan önce katılımcılara ayni yardımda bulunacağımız sözünü vermiştik. Sözümüzü yerine getirebilmemiz için desteklerinize ihtiyacımız var. Katkıda bulunacaklar benimle irtibat kurarsa sevinirim. Toplum merkezi ile ilgili bir haberim var. Bayramdan sonra Toplum Merkezi park inşaatı başlayacak. Bizim yapacağımız bir sergi ve satış reyonu bölümü, bir basketbol sahası ve yürüme yolları var. Bu konuda da desteklerinizi bekliyoruz. KOYE kapsamındaki eşleşmiş bağışla ilgili cevap geldi. Japonya’ nın 2541. bölge Aiova Rotary Kulübü ile eşleştirildik. Sanırım önümüzdeki günlerde Uluslar arası Rotary’ nin onayı gelecek. Eşleşmiş bağışla ilgili detaylar bültende yer aldı. Önümüzdeki dönem yönetimde görev alacak arkadaşlarımızın gelecek döneme ait eşleşmiş bağış çalışmalarını şimdiden hazırlayıp göndermeleri gerekiyor.”
Oktay Yiğitbaşı’ ndan sonra KOYE seminerine katılan eğitmenlerden Işıl Yücel, Antalya Rotary’ e bu organizasyon için bir teşekkür konuşması yaptı. Sırayı günün konuşmacısı Hayrettin Ökçesiz aldı.
HAYRETTİN ÖKÇESİZ:” Nazik davetinize çok teşekkür ederim. Antalya Hukuk Fakültesi’ nin durumu ve fakültenin gelişimi için kurulmuş olan derneğimizin yapısı, işlevi konularında sizlere açıklamalarda bulunacağım. Ülkemiz şiddetin gürültüsü içinde bulunmaya başladı. Şiddetle hukuk arasındaki ilişkiyi zihnimizin bir tarafında tutmak zorundayız. Genel olarak şöyle betimlenebilir. Şiddeti insan için kontrol eden, kullanılabilir hale getiren, denetleyen fakat asla insana karşı örgütlenmesine izin vermeyen toplumsal varoluş tarzı diyebiliriz hukuk için. Hukukun bozulduğu yerde şiddet artıyor. Şiddete karşı olmak istiyorsak hukukun yanında yer almalıyız. Ülkemizin hukuk fakültelerine bakarsak, toplam 350- 400 öğretim üyesi var. 33- 35 civarında hukuk fakültesi mevcut. Fiilen eğitimde olan 26 adet hukuk fakültesi var. Öğretim üyesi sayısı çok az. Bir hukuk fakültesinde ortalama 60 ders var, 16- 18 civarı ana bilim dalı var. Bir hukuk fakültesinde asgari 30 öğretim üyesi gerekiyor. Halbuki şu an 10- 15 kadar öğretim üyesi düşüyor. Bu durumda eğitmenler kendilerine düşen ders sayısının çok üstünde ders vermek durumunda kalıyorlar. Öğretim üyesine düşen ortalama ders sayısı haftada 7 saattir. Biz haftada ortalama 20- 30 saat ders veriyoruz. Zevahiri kurtarıyoruz ama özü hiçbir zaman gerçekleştiremiyoruz. Altyapı sorunları çok önemli. Bunların başında fiziki şartlar geliyor. Türkiye’ deki hukuk fakülteleri öğretim üyelerinin sadece ders vermek için gelip gittiği kurumlar haline geldi. Halbuki fakülteler öğretim üyelerinin bir araya gelip, bir atölye gibi çalıştıkları, birlikte iletişim kurup ürettikleri dinamik bir yapı oluşturmalıdır. Ne yazık ki şu anki tablo bu değil. Bu yapının değişmesi lazım. Araştırmalar için gerekli olan kütüphaneler de önemli bir altyapı sorunu oluşturuyor. Ülkemizde hiçbir fakültenin kitap stoğu yeterli değil. Çağdaş, güncel yayınlara ulaşmak çok zor. Araştırmacıların değerli kaynaklara ulaşmak için şansları çok düşük. Bunlar bir araştırmacının kaderi olmamalı. Mali problemler çok önemli. Bir araştırma görevlisinin aldığı maaş 650 milyon TL. civarında. Maaş yetmeyince ek olarak dışarıda başka işler yapılmak zorunda kalınıyor. Zamanla bu başka işler daha önem kazanır hale geliyor ve bilim adamında kendi asıl işine karşı yabancılaşma başlıyor. Ek işler zamanla hukukçuları piyasa adamına dönüştürüyor ve kişilerde başlayan yozlaşma bir süre sonra kurumları da etkilemeye başlıyor. Bir başka önemli sorun vakıf üniversitelerinin hukuk fakülteleri. Bunlar kamu hukuk fakültelerindeki öğretim üyelerini yüksek paralar vererek vakum gibi çektiler. Bu haksız rekabet sonucu kamunun içi boşaltıldı. Gidenler memnun, kalanlar belki sıra bize de gelir diye bekliyor. Hukuk fakülteleri Türkiye’ ye yetersiz. Yapılacak şey hem yeterli sayıda fakülte oluşturmak hem de onları çağdaş bir yapıya kavuşturmak. Bu konuda tek sorumlu merci toplumun kendisidir. Antalya Hukuk Fakültesi hakkında şunları söyleyebilirim. 10 yıl önce Antalya’ da Akdeniz Üniversitesi bünyesinde kuruldu. 3 yıl önce öğrenci almaya başladı. Bu sene ilk mezunlarımızı vereceğiz. Şartlarımız kolay değil. 226 m2.lik alanda çalışıyoruz. 60 ders yapıyoruz. 16 ana bilim dalı ve 30 hocamız var. Eğitim düzeyimiz çok yüksek. 26 fakülte içinde 7.nci sıradayız. Fakülte binamız bitmek üzere. Temmuz ayında 3500 m2.lik fiziki altyapıya kavuşacağız. Bir diğer amacımız uzmanlık kütüphanesini kurmak. 30.000 kitaplık bir kütüphaneye 5 yıl içinde kavuşmak zorundayız. En zoru hocayı bulmak. Özel hukuk fakültelerinde ders ücreti 100- 150 milyon TL. arası değişirken bizde bu para 10 milyon TL. civarında. Bu durumda ders için gelen hoca cebinden de para harcıyor. Bu özveriyi daha fazla zorlamamalıyız. Onlara cazip imkanlar yaratmalıyız. Antalya’ nın kardeş şehri olan Nürnberg ile aramızda bağ kurarak buradaki hukuk fakültesi ile işbirliği yapacağız. Ve çağımızın insan haklarını bu geniş ağda araştıracağız. İspanya’da Onyati şehrinde Uluslararası Hukuk Sosyoloji Enstitüsü var. Dünyada 2000 kadar üyesi bulunuyor. Ampirik hukuk sosyolojisi alanında çok başarılı. Bunun bir benzerini Antalya’ da gerçekleştireceğiz. 8- 10 ay önce Antalya Hukuk Fakültesi’ ni geliştirme derneği kuruldu. Bu derneğin amaç maddesinin 2.nci cümlesinde Akdeniz Üniversitesi bünyesinde Türkiye’ ye örnek bir hukuk fakültesinin gerçekleştirilmesinin amaçlandığı belirtilmektedir. Bu amacımıza tam anlamıyla ulaşmak için çalışıyoruz. 43 üyemiz var. Sizleri de bu derneğe üye olmaya davet ediyorum. Türkiye Barolar Birliği’ ne örnek bir pilot hukuk fakültesi önerisinde bulunduk. Barolar Birliği 50.000 üyeli bir çatı organizasyon konumunda bulunuyor. Çağdaş, dinamik bir kurum. Önerimizi görüşüp onaylamışlar. Şimdi bize bu yapıyı Antalya’ ya kazandırmak kalıyor. Bu bağlamda değerli katkılarınızı bekliyoruz. İlgilerinize teşekkür ederim.”
Değerli Rotary Ailem !
Açlığı, sefaleti, cehaleti ortadan kaldırmak, sağlıklı bir toplum yaratmak için uzatalım ellerimizi diyerek 1313.nci toplantıyı kapatıyorum. Hepinize iyi tatiller diliyorum.”
|
||||||
|
B U H A F T A |
Talya Oteli - 04.12.2003 - 1314 / 23 |
||||
|
|
KONUŞMACI |
GÖKSEL KUMSAL |
MÖNÜ |
||
KONU |
SOKAK ÇOCUKLARI |
Tavuk şiş, Salata, Sütlaç |
|||
|
DOĞUM GÜNLERİ |
EVLENME YILDÖNÜMLERİ |
||||
07.12.2003 |
MUSTAFA SÖZEN |
|
|||
08.12.2003 |
MUSTAFA KIVRAK |
||||
|
ROTARY YAZILARI
Sevgili Başkanım, Sevgili Rotary Ailesi, Uluslararası Rotary Başkanı Jonathan Majiyagbe bu görev yılında, Rotary’ de birlik ve beraberliği daha güçlendirmek için kulüplerde Rotary Aile Komitesinin kurulmasını öngörmektedir. UR 2430. Bölge Guvernörümüz Yılmaz Önel, birbirine saygı, sevgi ve ilgiyle bağlanarak güçlenen Rotary ailesinin bu yılki “UZAT ELİNİ” temasını daha keyifli, daha doğru, verimli değerlendirerek toplumda öncü ve örnek olacağımızı düşünmektedir. Bu doğrultudaki önerilerimiz;
İsteyerek ve seçilerek katıldığımız Rotary Ailesinde bize yakışan, verimli olmamız yolunda sevgi ve saygı birliğini oluşturmaktadır. Crescenzo’ nun söylediği gibi “Her birimiz tek bir kanadı olan meleğiz ve bizler ancak birbirimizi kucaklayarak uçabiliriz.” İhtiyacı olan herkese elimizi uzatmak üzere Rotaryen saygı ve sevgilerimle, GDB Zerrin Ateş UR 2430. Bölge Rotary Ana Komitesi, 2003/04
|
|
EKİM AYI DEVAM RAPORU |
|
|
%100DEVAM EDEN ÜYELER
|
%80 DEVAM EDEN ÜYELER
|
|
TOPLAMDA %100 DEVAM EDENLER
|
|
|
|
|
|
|
|
|
DUYDUNUZ MU ?
Acemi yöneticiler için başarı garantili stratejiler
Yüksek bir pozisyona yeni terfi ettiniz ve karşılaşacağınız zorluklar sizi ürkütüyor. İşleri bir an önce yoluna koymaya hevesli olabilirsiniz, fakat pek de alışkın olmadığınız yöneticilik işinde emin adımlar atmanız gerekir. Başarıyı garantilemek için başlangıçta temkinli davranmakta yarar var.
Bir enkaz devralmış olabilirsiniz, satışları artırmak veya elemanların moralini yükseltmek için işe alınmış olabilirsiniz; bu önerileri dikkate alırsanız başarıyı yakalayacaksınız.
Az konuşun, çok dinleyin
Yarbay Mike Abrashoff USS Benfold adlı geminin başına getirildiğinde, bu gemi Amerikan Donanması’ndaki en belalı araç olarak biliniyordu. Abrashoff birkaç yıl sonra bu görevi bıraktığında ise USS Benfold donanmanın en iyi yönetilen gemisi ödülünü aldı. Abrashoff bu muhteşem değişimi, insanları sabırla dinlemesine borçlu. Göreve gelince Abrashoff’un ilk işi, mürettebatın her üyesiyle özel bir görüşme saati ayarlamak oldu. Böylece gemide neler olup bittiğini yakından takip edebiliyor, şikayetleri ve önerileri dinleyebiliyordu. Abrashoff’un gemideki herkesle tek tek konuştuğu haberi yayılınca, davranış bozuklukları birden kesildi ve takım ruhu inanılmaz biçimde canlandı. Abrashoff kopuk iletişimin, tek yönlü yönetimin işareti olan ben / onlar ayrımını donanmada bile kırmayı başardı.
Dışarı çıkın ve ziyaretler yapın
Ofisi düzenlemeyi bir süreliğine unutun, takip edilmesi gereken işler, ziyaret edilmesi gereken kişiler var. Yeni işinizdeki ilk aylarınızda dost canlısı olmak en büyük yardımcınız olacaktır. İşlerin nasıl gittiğini kendi gözlerinizle görmeniz ve elemanlarınıza kendilerine yakın olduğunuzu hissettirmeniz gerekiyor. İnsanlar, aranızdaki mesafenin ne kadar olduğuna bakar ve bu mesafeyi kısa tutmak en iyisidir.
Elemanlarınızın her birini tanıyın
Hem kendi edindiğiniz izlenimlerle, hem de çevreden duyduklarınız yardımıyla aklınızda elemanlarınızın her biriyle ilgili bir fikir oluşturun. Güçlü ve zayıf yönlerini, genel kişilik özelliklerini öğrenin. Unutmayın ki zayıflıklarımız, güçlü yönlerimizin aşırısıdır. Personelinizi mümkün olduğu kadar kısa sürede tanıyın ki hangi işi kime vereceğinizi, hangi elemanın ne konuda eğitime ihtiyacı olduğunu bilin. İnsanlara kendilerini anlatmaları için birer şans verin; bu kesinlikle hoşlarına gidecek ve siz de yönetici olarak çok değerli bir bilgiye sahip olacaksınız.
İki tarafı da unutmayın
İşinizde yenisiniz ve kendinizi kanıtlama konusunda biraz gerginsiniz. Bu duruma ilk tepkiniz sürekli ortalığı idare etmek olacak, üstünüzdekilerin her istediğini yapmaya çalışacaksınız. Kötü fikir değil, fakat bütün zamanınızı ve enerjinizi patronlarınızı memnun etmeye harcamayın. Zamanınızı üstünüzdekiler ve altınızdakilere eşit olarak bölerseniz en iyi sonucu elde edersiniz. Acemi yöneticilerin çoğu patronların gözüne girmeyi başarır, fakat üstündekilerin takdirini kazanmak uğruna farkında olmadan altındakileri kaybeder.
Liderlik kolay değildir. Beth Israel Hastanesi’nin başkanı Dr Mitch Rabkin’in söylediği gibi liderlik “diplomasız psikiyatristliğe” benzer. Fakat bu dört öneri ekibinizin size karşı değil, sizin hedefleriniz için mücadele etmesini sağlayacaktır.
Barbara Reinhold
|
|
Rakı Nasıl İçilir......
Rakı içmek, her insanın, hayatının her noktasında bulunan, yaşama dair ve yanındaki duruşlarından biridir.
Rakı içmek, mideye alkol göndermek ve damarlarda dolaşmasını sağlamak değildir. Rakı içmek için, kocaman yürek, akıl, sevgi ve dolu bir yaşam gerekir. İçmeyi ve felsefesini bilmek gerekir. İçtikten sonra, nara atmışsan, ona buna saldırmışsan, zor kullanmışsan, rezil olmuşsan; sadece , alkol seni kötü yapmış demektir.
Rakı içmek başka şeydir. Bir şölen gibidir. Bilinçtir. Bilinci hiç kaybetmemektir. Kendini daha bir disipline edebilmek, saygına daha bir dikkat etmek, sevgine daha bir coşku katmak, dünya görüşünü at gözlüğünden kurtarmak demektir.
Meyhaneden çıkınca , direksiyona geçmemeyi bilmek ,eğer varsa, sağlamını evde bırakmak demektir. Kendine ve insanlara bu saygıyı göstermek demektir.
Rakı içmek sohbettir, sabırdır, sevmektir..Karşındakini dinleyebilmek, hoşgörüdür.Kalbini açmak, samimi olmak demektir. İnsana saygı demektir.
Çoğu insan, yaşama dair ve birlikteki duruşunda, bir rakı sofrasının sohbetinin tadını, çoğu kez, başka yerde bulamamıştır. Oradaki eğitimi de...
Uzayıp giden gecede, masadaki meze, esen rüzgar, bir vapurun çığlığı, yanımdaki dostlar, bir dostun dilinden dökülen mısralar, sohbetin coşkusu ve keyfi, şu hicaz şarkı, çiçekçi kızın yüzündeki çaresizlik, "buzlu bademci"nin kurnazlığı, Despina'nın yaşam öyküsü ; beni, eğiten, yücelten, duruşumu sağlamlaştıran hayat bağlarım olmuştur.
Rakı içmek sarhoş olmak demektir. Sallanmışım; kime ne !.., dilim dolanmış; kime ne!..,sevgiliyi anmışım; kime ne!..,eli elimde, Aşiyan'da,sarmaş dolaş, bir o yana, bir bu yana; kime ne!.., yağmur başlamış; ayakkabılar, çoraplar fora, sağnakta yalınayak; kime ne!..... Sevgim coşmuş, saygımda kusur yok, kafamda,yüreğimde insanlar, içimde sevgileri; gerisinden ;bana ne !... Ben rakıyı hiçbir zaman "sarhoş olmak" için, "unutmak" için, "sevgili" için,"şuna buna kızdığım" için, "üzüldüğüm" için, "hasret" için,"yandığım" için,"keşke" için içmedim.
Arabeskin çıkmazında hiç olmadım..Olanlara da aslında hiç kızmadım.......
Her şey nasıl idiyse ; rakı sonrasında da öyle kaldı. Acizleri güçlü, güçlüleri zavallı, küçükleri büyük, büyükleri küçük,imkansızları mümkün görmemeyi bildim.........
Rakı sonrası benim için,hep tatlı bir hüzün,keyifli bir yorgunluk,mutlu bir yaşam parçası olarak kaldı.....
Bütün bu düşüncelerle sofraya oturduğunda; önce minik bir yudum alacaksın.Dilinle,bir yudum rakıyı, ağzının her noktasına ulaştırıp, damağında da gezdirdikten sonra; dilinin altına saklayacaksın. Sonra, derin bir nefes alıp minik yudumu yutacaksın. Koklamadan olmaz; koklayacaksın.... Göreceksin.... Normal ısıdaki rakıya buz atmak olmaz. Soğukça rakıya attığın bir parça buzun çözülmesini seyredeceksin. Büyük keyiftir. Bir yerlere alır,götürür insanı.
Biraz beyaz peynir şart, mezeler; gerekli. Mezeci ruhunu katmış mı, katmamış mı; bakacaksın.. Katmamışsa sorumlusu; meyhaneci. Atacaksın fırçanı. Ama o anda değil; birdahaki gelişinde.. Meyhaneci seni anlar,kızmaz......... Çok çeşide gerek yok. Bir tekinin dahi olsa,tadı damağında kalmışsa; yeter.
Masada büyükler varsa; rakıya elini süremezsin. Biri başladımı da, artık serbestsin. İlk yudumu, ben, şükrederek ve Tanrı'mın beni affetmesini dileyerek alırım. Bir de ne için kaldırılıyorsa.
Rakı bardağı gece boyu değişmez.. Kirlense de değişmez.. Aslında kirlenmez ya.. Neyse.. Bütün gecenin tek tanığı odur.. Dolar, boşalır..
Rakı içmek yarış değildir.. Bazen bir tek.. Bazen bir şişe.. Zorlama olmaz.. Sofrada tartışma,iddia hiç olmaz. Sohbet vardır, paylaşım vardır.. Gülmek vardır.. Keyif vardır.. Sohbetin derinliklerinde, huzur dolar içine.. Bak bakalım neler aldın bu sofradan.. Bunu soracaksın kendine.. Sormazsan olmaz, bulamazsan hiç olmaz.. Sohbete rakı, rakıya sohbet eşlik eder. Gece bitmeye yüz tuttuğunda, komşu masalardan korolar başladığında; ben,bu mutluluğu yaşadığıma, sevdiğime, sevildiğime, yanımda güzel insanların bulunmasına; bir kez daha şükrederim. Yüreğimin biraz daha büyüdüğünü farkederim...
Ben rakıyı işte böyle içerim.
Düzenleyen: Rtn. Yaşar SÜZEN |
|
ASLAN Şirketin Sahibidir O Kadar
BUKALEMUN Bulunduğu ortama göre farklı davranan nabza göre şerbet veren ve bu şekilde başarı sağlamaya çalışan insan tipidir.
ÇAKAL Katırlara yük yükleyip kendileri yapmış gibi gözükerek bir yerlere gelmeye çalışan, kendileri hakkında anlatacak çok şeyi olan ve başarılarını büyüte büyüte anlatan, aslında bomboş olduklarının ortaya çıkmasından çok korktukları için vahşi gülme çığlıkları atıp duran insanlardır.
DEVE Geçmişteki 1-2 başarısını hörgüçlerine yükleyip yıllarca onunla hayatta kalmaya çalışan insan tipidir.
DEVEKUŞU Hiçbirşeye bulaşmadan kafasını kuma gömüp, sorunlar yokmuş gibi yapan ve "başkaları çözsün" deyip elindeki işten başkasına bulaşmayan insan tipidir.
DİNOZOR Çok tecrübeli olmasina rağmen teknolojiyle tecrübeyi birleştiremeyen, atsan atılmaz satsan satılmaz insan tipidir.
DOMUZ Sürekli çamura yatıp başka işlere köstek olmaktan başka işi olmayan sorunlu insanlardir.
FİL Çok kaynak tüketmesine rağmen çok güçlü olduğu için aslanın bile birşey diyemediği insan tipidir.
İNEK Bu tipteki insanlar tek bir işte çok iyidir ve o işi yaparak firmaya iyi para kazandırır. Genelde yeniliklere kapalı, gözlüklü ve kilolu bir tablo çizerler. Bu tip insanlara sağmak dışında kimse fazla dokunmaz,yapılmak üzere iş verilir o kadar.
KARINCA Son derece düzenli ve disiplinli çalışırlar ve teknik bir alanda iyi bir uzmanlığa sahiptirler...Çok iyi çalışırlar ve başarılı sonuçlar alırlar, ancak liderlik vasıflarına sahip değildirler; bu insanlar şirketlerin gizli lokomotifleridir...Ayrıca ineklerin aksine, kendilerini yenileyip yeni şartlara ayak uydurabilirler.
KARTAL Gerçek liderlerdir...Daha yukarıda uçarlar, yukarıda olmayı hakedecekleri kanatları vardır, geniş resmi, geçmişi ve geleceği herkesten daha iyi görürler ve güçlü gibi davranmaya ihtiyaç duymadan güçlü ve asildirler...
KATIR Başkalarının yüklediği binbir türlü işi yapıp durur...Bu arada kendi işlerini de yapar...Yükü hep ağırdır ve başkalarının yüklerini taşımaya devam ettikçe daha da yüklenir...
KEDİ Yerine çok bağlıdır...Şirkete kök salmıştır ve orada ölmeye niyetlidir...
KÖPEK Sadece yaltaklanarak yer edinmeye çalışan insan tipidir...
KOYUN Hiçbirşeye Gıkı çıkmaz, katır kadar çok çalışmazlar ve inek kadar para getirmezler, genelde günlük işleri yapan vasat pasif çalışanlardır...
MAYMUN Papağanlara çok yakındır, tek farkları, konuşmalarının arasında sürekli komiklik yapmaya çalışmalarıdır.
PAPAĞAN Çok ve boş konuşmaktan başka hiçbir işe yaramazlar...
SİNEK Zarif olmasına rağmen tavırlarıyla mide bulandıran insan tipidir...
TİMSAH Genelde üst kademede olurlar ve işlerine gelmeyenleri dişleri arasında sıkıştırıverirler; ve bu işe mutlaka bürokratik bir kılıf bulurlar...
YARASA Önünü göremeyecek kadar kördür ama duyduklarıyla yolunu bulur. Yanlış birşey duyacak olursa duvara toslar. Genelde papağanlar tarafından kolayca manipule edilebilir.
YILAN Sinsice kuyu kazan insan tipidir, domuzların aksine oldukça tehlikelidirler.
İNSAN Ne yazık ki çok azdır... |
|
BİR ŞİİR
Çok küçük bir yalanı
Çok büyük bir yalanı
Gecikmiş bir gizlemi,
Gelmeyecek bir gideni,
Bir gerçeği erken, Hep mi hep ölecekmiş
gibi, Yalanı sürmeye
sürmeye, Doğruluğun yönünde,
Ortamsız bir yaşamda,
Özdemir Asaf |
|
|
SEVGİLİ ROTARACT’LARIMIZDAN
Merakla ,"Sen kimsin?"diye bağırır;ama aldığı tek yanıt"Sen kimsin?" olur. Çocuk bu yanıta kızar ve "Sen bir korkaksın!"diye bağırır.Dağdan aldığı yanıt"Sen bir korkaksın!" dır.
Babasına bakar ve "Baba ne oluyor diye sorar?" Baba "Sen harikasın!" diye yine bağırdığında ,bu kez dağdan,"Sen harikasın!" yanıtı gelir. Çocuk şaşırmıştır,ama hala ne olduğunu pek anlayamamıştır. Baba oğluna durumu açıklar:"Oğlum,insanlar buna yankı derler; ama gerçekte yaşamın kendisidir.Yaşama ne verirsen sana onu yansıtır.Yaşam senin davranışlarının bir aynasıdır. Eğer yaşamında daha çok sevgi istiyorsan,insanları daha çok sev. Eğer sana saygılı davranılmasını istiyorsan,insanlara saygılı davran. Eğer başkaları tarafından anlaşılmak istiyorsan,önce başkalarını anlamaya gayret göster. Eğer insanların sana hoşgörülü ve sabırlı davranmasını istiyorsan,önce sen insanlara karşı hoşgörülü ve sabırlı olmalısın. Oğlum ,yaşamda ne ekersen onu biçersin.Bu doğa yasası,yaşamının her yönü için geçerlidir."
İnsanların yaşamı tesadüfler sonucu oluşmaz;insanların yaşamı onların
davranışlarının yansımasından başka bir şey değildir.
aslında,
YUNUS EMRE Rtc. Nazik ERDOĞAN |
|
Sevgili Dostlar, Geçen hafta Ramazan Bayramı nedeniyle toplantımız bu haftaya ertelenmişti. Dolayısıyla bültenin yayınlanmasına da bir hafta ara vermiştik. Biraz geçmiş de olsa Ramazan Bayramınızı kutluyor, sağlık, mutluluk ve başarı dolu nice bayramlar diliyoruz. Sevgi ve saygılarımızla.. Bülten Komitesi. |