Adres :Sinan Mah. Arık Cad. No:35/4 Gerçek Apt.Kat:1   Antalya          Dönem: 2003-2004         Sayı : 20
Tlf:0.242.3117273 Fax :0.242.3117246  E-mail: antalya_rotary@yahoo.com Web :http://www.antalya-rotary.org.tr

2003-2004 Dönem Başkanı
Aytaç KÜÇÜKÜNAL
As Başkan 
Havva İşkan IŞIK
Sekreter
Salih PEKER
Sayman
Ege ALTAY
Üye
Yavuz CANÖZ
Meslek Hizmetleri Ana Komite Başkanı
Ahmet FIĞLACI
Toplum Hizmetleri Ana Komite Başkanı
M.Oktay YİĞİTBAŞI
Gençlik Hizmetleri Ana Komite Başkanı
Melike YÜCEL
Uluslar Arası Hizmetler ve Rotary Vakfı Ana Komite Başkanı
Levent İÇEL
 
2003-2004 Dönem
UR Başkanı
Jonathan B. MAJIYAGBE

2003-2004 Dönem
UR 2430. Bolge Guvernörü
Yılmaz ÖNEL


2003-2004 Dönem

X. Grup Guvernör Yardımcısı
Osman BERBEROĞLU  

 

G E Ç E N       H A F T A

Tayla Oteli  20.11.2003   -   1313/22    

Toplam Üye

55 + 12

 

KONUŞMACI

Prf.Dr.Hayrettin ÖKÇESİZ (DEKAN)

Katılan Üye

33 +03

KONU

ANTALYA HUKUK FAKÜLTESİ

Katılım

% 60

KONUKLAR

TELAFİ  KARTI

IŞIL ÇELEBİ

KOYE EĞİTMENİ

 

 

SADIK BAŞARAN

    “            “

    MAZERET BİLDİRENLER

ITIR YÜCEL

    “            “

HİMMET ÖCAL

   ANTALYA DIŞI

ULAŞ CEYHANLI

VEDAT ILIKAN MİSAFİRİ   

FATMA KIZILIRMAK

     “             “

BARIŞ YILMAZ

SALİH PEKER MİSAFİRİ

 

 

RAELOF TEMPEL

BURAK GÖNEN

TOPLANTI   NOTLARI

 

BAŞKAN AYTAÇ KÜÇÜKÜNAL:“Değerli Rotary Ailem !

Açlığı, sefaleti, cehaleti ortadan kaldırmak, sağlıklı bir toplum yaratmak için uzatalım ellerimizi diyerek 1313.nci toplantıyı açıyorum.”

 

Başkan, ilk olarak KOYE ile ilgili açıklamaları için Oktay Yiğitbaşı’ na söz verdi.

 

OKTAY YİĞİTBAŞI (Toplum Hizmetleri Ana Komite Başkanı): “Bugün KOYE eğitim seminerine katılan 3 öğretmen arkadaşımız aramızda bulunuyor. Şu ana kadar 5 adet kurs açtık. 5 adet kurs daha planladık. Bunlar bayramdan sonra açılacak. Kurslar başlamadan önce katılımcılara ayni yardımda bulunacağımız sözünü vermiştik. Sözümüzü yerine getirebilmemiz için desteklerinize ihtiyacımız var. Katkıda bulunacaklar benimle irtibat kurarsa sevinirim.

        Toplum merkezi ile ilgili bir haberim var. Bayramdan sonra Toplum Merkezi park inşaatı başlayacak. Bizim yapacağımız bir sergi ve satış reyonu bölümü, bir basketbol sahası ve yürüme yolları var. Bu konuda da desteklerinizi bekliyoruz.

         KOYE kapsamındaki eşleşmiş bağışla ilgili cevap geldi. Japonya’ nın 2541. bölge Aiova Rotary Kulübü ile eşleştirildik. Sanırım önümüzdeki günlerde Uluslar arası Rotary’ nin onayı gelecek. Eşleşmiş bağışla ilgili detaylar bültende yer aldı. Önümüzdeki dönem yönetimde görev alacak arkadaşlarımızın gelecek döneme ait eşleşmiş bağış çalışmalarını şimdiden hazırlayıp göndermeleri gerekiyor.”

 

Oktay Yiğitbaşı’ ndan sonra KOYE seminerine katılan eğitmenlerden Işıl Yücel, Antalya Rotary’ e bu organizasyon için bir teşekkür konuşması yaptı. Sırayı günün konuşmacısı Hayrettin Ökçesiz  aldı.

 

HAYRETTİN ÖKÇESİZ:” Nazik davetinize çok teşekkür ederim. Antalya Hukuk Fakültesi’ nin durumu ve fakültenin gelişimi için kurulmuş olan derneğimizin yapısı, işlevi konularında sizlere açıklamalarda bulunacağım.

        Ülkemiz şiddetin gürültüsü içinde bulunmaya başladı. Şiddetle hukuk arasındaki ilişkiyi zihnimizin bir tarafında tutmak zorundayız. Genel olarak şöyle betimlenebilir. Şiddeti insan için kontrol eden, kullanılabilir hale getiren, denetleyen fakat asla insana karşı örgütlenmesine izin vermeyen toplumsal varoluş tarzı diyebiliriz hukuk için. Hukukun bozulduğu yerde  şiddet artıyor. Şiddete karşı olmak istiyorsak hukukun yanında yer  almalıyız.

        Ülkemizin hukuk fakültelerine  bakarsak, toplam 350- 400 öğretim üyesi var. 33- 35 civarında hukuk fakültesi mevcut. Fiilen eğitimde olan 26 adet hukuk fakültesi var.

Öğretim üyesi sayısı çok az. Bir hukuk fakültesinde ortalama  60 ders var, 16- 18 civarı ana bilim dalı var. Bir hukuk fakültesinde asgari 30 öğretim üyesi gerekiyor.

Halbuki şu an 10- 15 kadar  öğretim üyesi düşüyor. Bu durumda eğitmenler kendilerine düşen ders sayısının çok üstünde ders vermek durumunda kalıyorlar.    Öğretim üyesine düşen ortalama ders sayısı haftada 7 saattir. Biz haftada ortalama 20- 30 saat ders veriyoruz. Zevahiri kurtarıyoruz ama özü hiçbir zaman gerçekleştiremiyoruz.

         Altyapı sorunları çok önemli. Bunların başında fiziki şartlar geliyor. Türkiye’ deki hukuk fakülteleri öğretim üyelerinin sadece ders vermek için gelip gittiği kurumlar haline geldi. Halbuki fakülteler öğretim üyelerinin bir araya gelip, bir atölye gibi çalıştıkları, birlikte iletişim kurup ürettikleri dinamik bir yapı oluşturmalıdır. Ne yazık ki şu anki tablo bu değil. Bu yapının değişmesi lazım.

        Araştırmalar için gerekli olan kütüphaneler de önemli bir altyapı sorunu oluşturuyor. Ülkemizde hiçbir fakültenin kitap stoğu yeterli değil. Çağdaş, güncel yayınlara ulaşmak çok zor. Araştırmacıların değerli kaynaklara ulaşmak için şansları çok düşük. Bunlar bir araştırmacının kaderi olmamalı.

        Mali problemler çok önemli. Bir araştırma görevlisinin aldığı maaş 650 milyon TL. civarında. Maaş yetmeyince ek olarak dışarıda başka işler yapılmak zorunda kalınıyor. Zamanla bu başka işler daha önem kazanır hale geliyor ve bilim adamında kendi asıl işine karşı yabancılaşma başlıyor. Ek işler zamanla hukukçuları piyasa adamına dönüştürüyor ve kişilerde başlayan yozlaşma bir süre sonra kurumları da etkilemeye başlıyor.

        Bir başka önemli sorun vakıf üniversitelerinin hukuk fakülteleri. Bunlar kamu hukuk fakültelerindeki öğretim üyelerini yüksek paralar vererek vakum gibi çektiler.

Bu haksız rekabet sonucu kamunun içi boşaltıldı. Gidenler memnun, kalanlar belki sıra bize de gelir diye bekliyor.

        Hukuk fakülteleri Türkiye’ ye yetersiz. Yapılacak şey hem yeterli sayıda fakülte oluşturmak hem de onları çağdaş bir yapıya kavuşturmak. Bu konuda tek sorumlu merci  toplumun kendisidir.

        Antalya Hukuk Fakültesi hakkında şunları söyleyebilirim. 10 yıl önce Antalya’ da Akdeniz Üniversitesi bünyesinde kuruldu. 3 yıl önce öğrenci almaya başladı. Bu sene ilk mezunlarımızı vereceğiz. Şartlarımız kolay değil. 226 m2.lik alanda çalışıyoruz. 60 ders yapıyoruz. 16 ana bilim dalı ve 30 hocamız var. Eğitim düzeyimiz çok yüksek. 26 fakülte içinde 7.nci sıradayız. Fakülte binamız bitmek üzere. Temmuz ayında 3500 m2.lik fiziki altyapıya kavuşacağız. Bir diğer amacımız uzmanlık kütüphanesini kurmak. 30.000 kitaplık bir kütüphaneye 5 yıl içinde kavuşmak zorundayız.

      En zoru hocayı bulmak. Özel hukuk fakültelerinde ders ücreti 100- 150 milyon TL. arası değişirken bizde bu para 10 milyon TL. civarında.  Bu durumda ders için gelen hoca cebinden de para harcıyor. Bu özveriyi daha fazla zorlamamalıyız. Onlara cazip imkanlar yaratmalıyız.

           Antalya’ nın kardeş şehri olan  Nürnberg ile aramızda bağ kurarak buradaki hukuk fakültesi ile işbirliği yapacağız. Ve çağımızın insan haklarını bu geniş ağda araştıracağız. İspanya’da Onyati şehrinde Uluslararası Hukuk Sosyoloji Enstitüsü var. Dünyada 2000 kadar üyesi bulunuyor. Ampirik hukuk sosyolojisi alanında çok başarılı. Bunun bir benzerini Antalya’ da gerçekleştireceğiz.

           8- 10 ay önce Antalya Hukuk Fakültesi’ ni geliştirme derneği kuruldu. Bu derneğin amaç maddesinin 2.nci cümlesinde Akdeniz Üniversitesi bünyesinde Türkiye’ ye örnek bir hukuk fakültesinin gerçekleştirilmesinin amaçlandığı belirtilmektedir. Bu amacımıza tam anlamıyla ulaşmak için çalışıyoruz. 43 üyemiz var. Sizleri de bu derneğe üye olmaya davet ediyorum.

           Türkiye Barolar Birliği’ ne örnek bir pilot hukuk fakültesi önerisinde bulunduk.

Barolar Birliği 50.000 üyeli bir çatı organizasyon konumunda bulunuyor. Çağdaş, dinamik bir kurum. Önerimizi görüşüp onaylamışlar. Şimdi bize bu yapıyı Antalya’ ya kazandırmak kalıyor. Bu bağlamda değerli katkılarınızı bekliyoruz. İlgilerinize teşekkür ederim.”

 

Değerli Rotary Ailem !

 

Açlığı, sefaleti, cehaleti ortadan kaldırmak, sağlıklı bir toplum yaratmak için uzatalım ellerimizi diyerek 1313.nci toplantıyı kapatıyorum. Hepinize iyi tatiller diliyorum.”

 

 

 

 

 

       B U   H A F T A

       Talya Oteli - 04.12.2003 - 1314 / 23

KONUŞMACI

GÖKSEL  KUMSAL

                   MÖNÜ

KONU

SOKAK ÇOCUKLARI

Tavuk şiş, Salata, Sütlaç

DOĞUM GÜNLERİ

EVLENME YILDÖNÜMLERİ

07.12.2003

MUSTAFA  SÖZEN

 

08.12.2003

MUSTAFA  KIVRAK

 

 

 

 

                      

                         ROTARY  YAZILARI

 

 

Sevgili Başkanım, Sevgili Rotary Ailesi,

Uluslararası Rotary Başkanı Jonathan Majiyagbe bu görev yılında, Rotary’ de birlik ve beraberliği daha güçlendirmek için kulüplerde Rotary Aile Komitesinin kurulmasını öngörmektedir.

UR 2430. Bölge Guvernörümüz Yılmaz Önel, birbirine saygı, sevgi ve ilgiyle bağlanarak güçlenen Rotary ailesinin bu yılki “UZAT ELİNİ” temasını daha keyifli, daha doğru, verimli değerlendirerek toplumda öncü ve örnek olacağımızı düşünmektedir. Bu doğrultudaki önerilerimiz;

  1. Rotary aile komitesi oluşturunuz,
  2.  Kulüp projelerinde eş ve çocuklarınızla birlikte çalışınız, eşlerinizin bilgi ve deneyimlerinden yararlanınız,
  3.  Ailelerimizde eksik olan Rotary işleyişi ve bilgilerini arttırmak için fırsat yaratınız,
  4. Kulüpten ayrılmak zorunda kalan üyelerin geri dönüşünü sağlamaya çalışınız,
  5. Vefat etmiş üyelerin eşlerini kulübe üye yapmaya veya projelerinizde birlikte çalışmaya ve onları onur konuğu olarak ağırlamaya özen gösteriniz.,
  6. Telafilerin diğer Rotary kulüplerinde yapılması veya uzun süre katılımı olmayan üyelerinize mümkünse başkanınız eşliğinde ocakbaşı toplantısı oluşturunuz.,
  7. Eski üyelerinizi konuşmacı olarak çağırınız,
  8. Kuruluş gecenizde veya dönemin ilk toplantısında ölen kişilerin anılmasını sağlayınız,
  9. Üyelerin, eş ve çocuklarının mutlu günleri, hastalıkları ve mesleki başarıları ile ilgileniniz,
  10. Tüm projelerinizi, Rotary ailesi teması açısından zenginleştirerek yapmayı deneyiniz,
  11. Yeni giren üyelerin iş yerlerine ziyaret yapınız, oryantasyon ve eğitim proğramı düzenleyiniz,
  12. Rotary ailesini genişletmek için en az net % 10 üye artışını hedef alınız,
  13. Kardeş kulüpler edininiz. Kurmuş olduğunuz kulüp varsa, onların desteklenmesine özen gösteriniz,
  14. Kulüp üye eş ve çocukların, en az beş toplantı veya etkinliğe katılmasını destekleyiniz,
  15. Rotaract ve Interact kulüplerine aile yaşantısı ve birlik beraberlik konusunda konuşmalar yapılmasını sağlayınız,
  16. Aile bursiyerliği oluşturarak, burs verdiğiniz çocuklar ile yakından ilgileniniz,
  17. Rotary ailesine, proje ve burs konusunda katkıda bulunan kişileri onurlandırınız,
  18. Bizim geleceğimizde de bulunan, büyüklerimize saygıyı göstermek için her türlü fırsatı ( yaşlılar günü, anneler günü...... ) değerlendiriniz,
  19. Kardeş veya guruptaki kulüpleriniz ile ortak toplantı, proje ve geziler yapınız, tanışıklığı arttırmak için fırsatlar yaratınız,
  20. Rotary’ nin 50. yıl kutlamaları çerçevesinde faaliyetler yapınız ( Deneyimli Rotaryenlerin anılarını, Türkiye’ye Rotary tarihçesini anlatan konuşmalar ve benzeri gibi ). Aynı amaçla Bölge tarafından yapılacak kutlamalara katılınız,
  21. Bu öneriler eşliğinde, Rotary ailesi temasını zenginleştirecek yeni projeler geliştiriniz, uygulayınız ve bizlere de bildiriniz.

 

İsteyerek ve seçilerek katıldığımız Rotary Ailesinde bize yakışan, verimli olmamız yolunda sevgi ve saygı birliğini oluşturmaktadır. Crescenzo’ nun söylediği gibi “Her birimiz tek bir kanadı olan meleğiz ve bizler ancak birbirimizi kucaklayarak uçabiliriz.” İhtiyacı olan herkese elimizi uzatmak üzere Rotaryen saygı ve sevgilerimle,

GDB Zerrin Ateş UR 2430. Bölge Rotary Ana Komitesi, 2003/04 

          

 

 

 

 

                    EKİM  AYI  DEVAM  RAPORU

   

  %100DEVAM EDEN ÜYELER

 

  • EGE ALTAY,
  • OSMAN BERBEROĞLU, SÜLEYMAN ÇEVİK,
  • HULKİ DEMİREL,
  • SENAY DODANLI,
  • HAKAN EYİCAN,
  • FATMA KIZILIRMAK,
  • AYTAÇ KÜÇÜKÜNAL,
  • GÖNÜL MUTLU,
  • FEHİM ÖZ,
  • SALİH PEKER,
  •  TEOMAN SÜER,
  • ORHAN ŞENOĞLU,
  • HÜLYA YAZICI,
  • OKTAY YİĞİTBAŞI.

 

 

 %80 DEVAM EDEN ÜYELER

 

  • SERDAR AKAYDIN,
  • DURAN ÇİFTÇİ,
  • KADİR DURSUN,
  • SALİM GÜLLÜPINAR,
  • NURİ GÜVENÇ,
  • LEVENT İÇEL,
  • KEMAL KALENDER,
  • SEMİN KAPTAN,
  • MUHARREM KARATAŞ,
  • MUSTAFA KIVRAK,
  • HİMMET ÖCAL,
  • GÜRAY PARLAK,
  • HÜLAGU ŞENCAN,
  • DİLEK TECİMER,
  • MUSTAFA YAPAN,
  • ŞENOL YAVUZ.

 

 

TOPLAMDA %100 DEVAM EDENLER

 

  • OSMAN BERBEROĞLU,  HAKAN EYİCAN, AYTAÇ KÜÇÜKÜNAL,
  • SALİH PEKER, TEOMAN SÜER, HÜLYA YAZICI, OKTAY YİĞİTBAŞI.

 

 

  • BU AY  %100 DEVAM EDEN DEVAMDAN MUAF ÜYELER

 

  • A.TURHAN SÖZEN

 

 

  • ANTALYA ROTARY KULÜBÜ, 07.08.2003 İLE 28.08.2003 TARİHLERİ ARASINDA DÖRT  RESMİ  TOPLANTISINI  TALYA  OTEL’DE  GERÇEKLEŞTİRMİŞTİR.

 

  • ANTALYA ROTARY KULÜBÜ 02.10.2003 İLE 30.10.2003 TARİHLERİ ARASINDA
  • DÖRT RESMİ TOPLANTISINI TALYA OTELDE VE BİR TOPLANTIYI ATİK TESİSLERİNDE GERÇEKLEŞTİRMİŞTİR.

 

  • 1306. toplantı : katılan üye ; 30 + 2 ; devam oranı : % 61.22
  • 1307. toplantı : katılan üye ; 49 + 12 ; devam oranı : % 100
  • 1308. toplantı : katılan üye ; 49 + 12 ; devam oranı : % 100
  • 1309. toplantı : katılan üye ; 28 + 2 ; devam oranı : % 57.14
  • 1310. toplantı : katılan üye ; 32 + 3 ; devam oranı : % 65.30

 

  • AYLIK ORTALAMA DEVAM ORANI % 76.72 OLARAK GERÇEKLEŞMİŞTİR.

 

 

 

 

 

 

DUYDUNUZ MU ?

 

 

Acemi yöneticiler için başarı garantili stratejiler

 

 

Yüksek bir pozisyona yeni terfi ettiniz ve karşılaşacağınız zorluklar sizi ürkütüyor. İşleri bir an önce yoluna koymaya hevesli olabilirsiniz, fakat pek de alışkın olmadığınız yöneticilik işinde emin adımlar atmanız gerekir. Başarıyı garantilemek için başlangıçta temkinli davranmakta yarar var.

 

Bir enkaz devralmış olabilirsiniz, satışları artırmak veya elemanların moralini yükseltmek için işe alınmış olabilirsiniz; bu önerileri dikkate alırsanız başarıyı yakalayacaksınız.   

 

Az konuşun, çok dinleyin

 

Yarbay Mike Abrashoff USS Benfold adlı geminin başına getirildiğinde, bu gemi Amerikan Donanması’ndaki en belalı araç olarak biliniyordu. Abrashoff birkaç yıl sonra bu görevi bıraktığında ise USS Benfold donanmanın en iyi yönetilen gemisi ödülünü aldı. Abrashoff bu muhteşem değişimi, insanları sabırla dinlemesine borçlu. Göreve gelince Abrashoff’un ilk işi, mürettebatın her üyesiyle özel bir görüşme saati ayarlamak oldu. Böylece gemide neler olup bittiğini yakından takip edebiliyor, şikayetleri ve önerileri dinleyebiliyordu. Abrashoff’un gemideki herkesle tek tek konuştuğu haberi yayılınca, davranış bozuklukları birden kesildi ve takım ruhu inanılmaz biçimde canlandı. Abrashoff kopuk iletişimin, tek yönlü yönetimin işareti olan ben / onlar ayrımını donanmada bile kırmayı başardı.   

 

Dışarı çıkın ve ziyaretler yapın

 

Ofisi düzenlemeyi bir süreliğine unutun, takip edilmesi gereken işler, ziyaret edilmesi gereken kişiler var. Yeni işinizdeki ilk aylarınızda dost canlısı olmak en büyük yardımcınız olacaktır. İşlerin nasıl gittiğini kendi gözlerinizle görmeniz ve elemanlarınıza kendilerine yakın olduğunuzu hissettirmeniz gerekiyor. İnsanlar, aranızdaki mesafenin ne kadar olduğuna bakar ve bu mesafeyi kısa tutmak en iyisidir.  

 

Elemanlarınızın her birini tanıyın

 

Hem kendi edindiğiniz izlenimlerle, hem de çevreden duyduklarınız yardımıyla aklınızda elemanlarınızın her biriyle ilgili bir fikir oluşturun. Güçlü ve zayıf yönlerini, genel kişilik özelliklerini öğrenin. Unutmayın ki zayıflıklarımız, güçlü yönlerimizin aşırısıdır.  Personelinizi mümkün olduğu kadar kısa sürede tanıyın ki hangi işi kime vereceğinizi, hangi elemanın ne konuda eğitime ihtiyacı olduğunu bilin. İnsanlara kendilerini anlatmaları için birer şans verin; bu kesinlikle hoşlarına gidecek ve siz de yönetici olarak çok değerli bir bilgiye sahip olacaksınız.     

 

İki tarafı da unutmayın

 

İşinizde yenisiniz ve kendinizi kanıtlama konusunda biraz gerginsiniz. Bu duruma ilk tepkiniz sürekli ortalığı idare etmek olacak, üstünüzdekilerin her istediğini yapmaya çalışacaksınız. Kötü fikir değil, fakat bütün zamanınızı ve enerjinizi patronlarınızı memnun etmeye harcamayın. Zamanınızı üstünüzdekiler ve altınızdakilere eşit olarak bölerseniz en iyi sonucu elde edersiniz. Acemi yöneticilerin çoğu patronların gözüne girmeyi başarır, fakat üstündekilerin takdirini kazanmak uğruna farkında olmadan altındakileri kaybeder.     

 

Liderlik kolay değildir. Beth Israel Hastanesi’nin başkanı Dr Mitch Rabkin’in söylediği gibi liderlik “diplomasız psikiyatristliğe” benzer. Fakat bu dört öneri ekibinizin size karşı değil, sizin hedefleriniz için mücadele etmesini sağlayacaktır.

 

 

Barbara Reinhold 

 

 

 

 

 

 

    SİZİN KÖŞENİZ

 

 

Rakı Nasıl İçilir......

 

Rakı içmek, her insanın, hayatının her noktasında bulunan, yaşama dair

ve yanındaki duruşlarından biridir.

 

Rakı içmek, mideye alkol göndermek ve damarlarda dolaşmasını sağlamak değildir.

Rakı içmek için, kocaman yürek, akıl, sevgi ve dolu bir yaşam gerekir.  İçmeyi ve felsefesini bilmek gerekir.

İçtikten sonra, nara atmışsan, ona buna saldırmışsan, zor kullanmışsan,  rezil olmuşsan; sadece , alkol seni kötü yapmış demektir.

 

Rakı içmek başka şeydir. Bir şölen gibidir. Bilinçtir. Bilinci hiç   kaybetmemektir. Kendini daha bir disipline edebilmek, saygına daha bir dikkat etmek, sevgine daha bir coşku katmak, dünya görüşünü at gözlüğünden kurtarmak demektir.

 

Meyhaneden çıkınca , direksiyona geçmemeyi bilmek ,eğer varsa, sağlamını evde bırakmak demektir. Kendine ve insanlara bu saygıyı göstermek demektir.

 

Rakı içmek sohbettir, sabırdır, sevmektir..Karşındakini dinleyebilmek,  hoşgörüdür.Kalbini açmak, samimi olmak demektir. İnsana saygı demektir.

 

Çoğu insan, yaşama dair ve birlikteki duruşunda, bir rakı sofrasının   sohbetinin tadını, çoğu kez, başka yerde bulamamıştır. Oradaki eğitimi

de...

 

Uzayıp giden gecede, masadaki meze, esen rüzgar, bir vapurun çığlığı,  yanımdaki dostlar, bir dostun dilinden dökülen mısralar, sohbetin coşkusu ve keyfi, şu hicaz şarkı, çiçekçi kızın yüzündeki çaresizlik,

"buzlu bademci"nin kurnazlığı, Despina'nın yaşam öyküsü ; beni, eğiten,  yücelten, duruşumu sağlamlaştıran hayat bağlarım olmuştur.

 

Rakı içmek sarhoş olmak demektir.

Sallanmışım; kime ne !.., dilim dolanmış; kime ne!..,sevgiliyi anmışım; kime ne!..,eli elimde, Aşiyan'da,sarmaş dolaş, bir o yana, bir bu yana;

kime ne!.., yağmur başlamış; ayakkabılar, çoraplar fora, sağnakta

yalınayak; kime ne!.....

Sevgim coşmuş, saygımda kusur yok, kafamda,yüreğimde insanlar, içimde sevgileri; gerisinden ;bana ne !...

Ben rakıyı hiçbir zaman "sarhoş olmak" için, "unutmak" için, "sevgili"

için,"şuna buna kızdığım" için, "üzüldüğüm" için, "hasret" için,"yandığım"

için,"keşke" için içmedim.

 

Arabeskin çıkmazında hiç olmadım..Olanlara da aslında hiç kızmadım.......

 

Her şey nasıl idiyse ; rakı sonrasında da öyle kaldı. Acizleri güçlü,   güçlüleri zavallı, küçükleri büyük, büyükleri küçük,imkansızları mümkün  görmemeyi bildim.........

 

Rakı sonrası benim için,hep tatlı bir hüzün,keyifli bir yorgunluk,mutlu bir  yaşam parçası olarak kaldı.....

 

Bütün bu düşüncelerle sofraya oturduğunda; önce minik bir yudum   alacaksın.Dilinle,bir yudum rakıyı, ağzının her noktasına ulaştırıp,  damağında da gezdirdikten sonra; dilinin altına saklayacaksın. Sonra,

derin bir nefes alıp minik yudumu yutacaksın.

Koklamadan olmaz; koklayacaksın.... Göreceksin....

Normal ısıdaki rakıya buz atmak olmaz. Soğukça rakıya attığın bir parça  buzun çözülmesini seyredeceksin. Büyük keyiftir. Bir yerlere alır,götürür  insanı.

 

Biraz beyaz peynir şart, mezeler; gerekli. Mezeci ruhunu katmış mı,

katmamış mı; bakacaksın.. Katmamışsa sorumlusu; meyhaneci. Atacaksın fırçanı. Ama o anda değil; birdahaki gelişinde.. Meyhaneci seni  anlar,kızmaz.........

Çok çeşide gerek yok. Bir tekinin dahi olsa,tadı damağında kalmışsa;

yeter.

 

Masada büyükler varsa; rakıya elini süremezsin. Biri başladımı da, artık  serbestsin. İlk yudumu, ben, şükrederek ve Tanrı'mın beni affetmesini  dileyerek alırım.

Bir de ne için kaldırılıyorsa.

 

Rakı bardağı gece boyu değişmez.. Kirlense de değişmez.. Aslında

kirlenmez ya.. Neyse.. Bütün gecenin tek tanığı odur.. Dolar, boşalır..

 

Rakı içmek yarış değildir.. Bazen bir tek.. Bazen bir şişe.. Zorlama olmaz..  Sofrada tartışma,iddia hiç olmaz. Sohbet vardır, paylaşım vardır..

Gülmek vardır.. Keyif vardır..

Sohbetin derinliklerinde, huzur dolar içine..

Bak bakalım neler aldın bu sofradan.. Bunu soracaksın kendine.. Sormazsan olmaz, bulamazsan hiç olmaz..

Sohbete rakı, rakıya sohbet eşlik eder.

Gece bitmeye yüz tuttuğunda, komşu masalardan korolar başladığında;

ben,bu mutluluğu yaşadığıma, sevdiğime, sevildiğime, yanımda güzel insanların bulunmasına; bir kez daha şükrederim.

Yüreğimin biraz daha büyüdüğünü farkederim...

 

Ben rakıyı işte böyle içerim.

  

Düzenleyen: Rtn. Yaşar SÜZEN 

 

 

 

 

      SİZLER’DEN

 

 İŞ ORTAMINDAKİ İNSANLAR

 

ASLAN

Şirketin Sahibidir O Kadar

 

BUKALEMUN

Bulunduğu ortama göre farklı davranan

nabza göre şerbet veren ve bu şekilde

başarı sağlamaya çalışan insan tipidir.

 

ÇAKAL

Katırlara yük yükleyip kendileri yapmış

gibi gözükerek bir yerlere gelmeye

çalışan, kendileri hakkında anlatacak çok

şeyi olan ve başarılarını büyüte büyüte

anlatan, aslında bomboş olduklarının

ortaya çıkmasından çok korktukları için

vahşi gülme çığlıkları atıp duran

insanlardır.

 

DEVE

Geçmişteki 1-2 başarısını hörgüçlerine

yükleyip yıllarca onunla hayatta kalmaya

çalışan insan tipidir.

 

DEVEKUŞU

Hiçbirşeye bulaşmadan kafasını kuma

gömüp, sorunlar yokmuş gibi yapan ve

"başkaları çözsün" deyip elindeki işten

başkasına bulaşmayan insan tipidir.

 

DİNOZOR

Çok tecrübeli olmasina rağmen

teknolojiyle tecrübeyi birleştiremeyen,

atsan atılmaz satsan satılmaz insan

tipidir.

 

DOMUZ

Sürekli çamura yatıp başka işlere köstek

olmaktan başka işi olmayan sorunlu

insanlardir.

 

FİL

Çok kaynak tüketmesine rağmen çok güçlü

olduğu için aslanın bile birşey diyemediği

insan tipidir.

 

İNEK

Bu tipteki insanlar tek bir işte çok iyidir

ve o işi yaparak firmaya iyi para

kazandırır. Genelde yeniliklere kapalı,

gözlüklü ve kilolu bir tablo çizerler. Bu tip

insanlara sağmak dışında kimse fazla

dokunmaz,yapılmak üzere iş verilir o kadar.

 

KARINCA

Son derece düzenli ve disiplinli çalışırlar

ve teknik bir alanda iyi bir uzmanlığa

sahiptirler...Çok iyi çalışırlar ve başarılı

sonuçlar alırlar, ancak liderlik vasıflarına

sahip değildirler; bu insanlar şirketlerin

gizli lokomotifleridir...Ayrıca ineklerin

aksine, kendilerini yenileyip yeni şartlara

ayak uydurabilirler.

 

KARTAL

Gerçek liderlerdir...Daha yukarıda

uçarlar, yukarıda olmayı hakedecekleri

kanatları vardır, geniş resmi, geçmişi ve

geleceği herkesten daha iyi görürler ve

güçlü gibi davranmaya ihtiyaç duymadan

güçlü ve asildirler...

 

KATIR

Başkalarının yüklediği binbir türlü işi

yapıp durur...Bu arada kendi işlerini de

yapar...Yükü hep ağırdır ve başkalarının

yüklerini taşımaya devam ettikçe daha da

yüklenir...

 

KEDİ

Yerine çok bağlıdır...Şirkete kök salmıştır

ve orada ölmeye niyetlidir...

 

KÖPEK

Sadece yaltaklanarak yer edinmeye

çalışan insan tipidir...

 

KOYUN

Hiçbirşeye Gıkı çıkmaz, katır kadar çok

çalışmazlar ve inek kadar para

getirmezler, genelde günlük işleri yapan

vasat pasif çalışanlardır...

 

MAYMUN

Papağanlara çok yakındır, tek farkları,

konuşmalarının arasında sürekli komiklik

yapmaya çalışmalarıdır.

 

PAPAĞAN

Çok ve boş konuşmaktan başka hiçbir işe

yaramazlar...

 

SİNEK

Zarif olmasına rağmen tavırlarıyla mide

bulandıran insan tipidir...

 

TİMSAH

Genelde üst kademede olurlar ve işlerine

gelmeyenleri dişleri arasında

sıkıştırıverirler; ve bu işe mutlaka

bürokratik bir kılıf bulurlar...

 

YARASA

Önünü göremeyecek kadar kördür ama

duyduklarıyla yolunu bulur. Yanlış birşey

duyacak olursa duvara toslar. Genelde

papağanlar tarafından kolayca manipule

edilebilir.

 

YILAN

Sinsice kuyu kazan insan tipidir,

domuzların aksine oldukça tehlikelidirler.

 

İNSAN

Ne yazık ki çok azdır... 

 

 

 

BİR  ŞİİR


ÇAĞRIŞIMLAR  

Çok küçük bir yalanı
Çok büyük bir orantıda
Dinlediniz mi?

Çok büyük bir yalanı
Çok yalın bir doğrultuda
Söylediniz mi?

Gecikmiş bir gizlemi,
Birikmiş bir özlemi
Sakladınız mı?

Gelmeyecek bir gideni,
Olmayacak bir nedeni
Beklediniz mi?

Bir gerçeği erken,
Bir açlığı tokken
Anladınız mı?

Hep mi hep ölecekmiş gibi,
Hiç mi hiç ölmeyecekmiş gibi
Yaşadınız mı?

Yalanı sürmeye sürmeye,
Yanlışı görmeye görmeye
Saklandınız mı..

Doğruluğun yönünde,
Doğruların önünde
Aklandınız mı..

Ortamsız bir yaşamda,
Yaşamsız bir ortamda
Harcandınız mı..

Özdemir Asaf

 

      SİZLER’DEN

 

 

   KİTAP KÖŞESİ

   KÜÇÜK SIRLAR - CARMEN POSADAS

   Bir öykü yazmak için sarhoş olmak, bin kadınla yatmak, bir cinayet
işlemek ya da saatte iki yüz kilometre hızla ölüme meydan okumak gerektiğine inanan kardeşinin yarım bıraktığı öyküyü yazmaya soyunan Chloe, yaşamın ağırlığı ve hafifliğini bütünüyle şöyle bir cümleye yüklemek ister :
''Ölümün yarım bıraktığı bir kaderi tamamlamanın yolu var mıdır?''

  
Zaten yaşam bir bakıma yemek tariflerine benzemektedir. Çünkü herkesin
bazen yaşamının tadı tuzu olan, bazen de tadını kaçıran gizli ve küçük
sırları vardır. Dünyada kirli çamaşırı olmayan kimse de bulunmadığına göre,
bu sırlar bir süre sonra gerçek ve tehlikeli bir silaha dönüşürler. Hele de
doğası gereği teşhir edici bir yönü olan aşk sözkonusuysa... Bu yüzden
sırların mutlaka gizli kalmaları istenir.

   Yaşam ile yemek arasında bir benzerlik daha: Rastlantılar da tıpkı
sufleler gibidir. Kimse yumurtanın akını çırpmazsa, sufle kabarmaz ve
tutmaz. Bu nedenle yaşamda kimi zaman susmak gerekir, insanın yanıtın işine gelmeyeceği sorular sormaması gerekir; ama dedikodu ve sohbet öylesine tatlıdır ki! İnsanlar en büyük günahları hiç de kötü niyetli olmayan
boşboğazlıkları sırasında işlemezler mi?

   Küçük Sırlar, tüm bunların bir arada pişirildiği lezzetli bir yemek
tadında... Sırrı son sayfaya kadar çözülmeyen karmaşık bir entrika,
başrollerini bir aşçının, zengin bir koleksiyoncuyla eşinin, Praglı bir
gencin, bir hikaye yazmak uğruna cinayet işlemeye hazır bir kızın ve
yakışıklılar yakışıklısı Carlos'un paylaştıkları çok eğlenceli çağdaş bir
roman... Çok seveceksiniz...


 

Hazırlayan: Rtn. Özlem  ÇÖLKESEN

 

 

   

          SEVGİLİ ROTARACT’LARIMIZDAN


  Dağlık bir bölgede adam küçük oğluyla yürürken,oğlan ayağını taşa çarpar ve can acısıyla "Ahhh!"diye bağırır. Dağdan "Ahhh!" diye bir ses gelir ve bu sesi duyan çocuk hayret eder.

Merakla ,"Sen kimsin?"diye bağırır;ama aldığı tek yanıt"Sen kimsin?" olur.    Çocuk bu yanıta kızar ve "Sen bir korkaksın!"diye bağırır.Dağdan aldığı yanıt"Sen bir korkaksın!" dır.

Babasına bakar ve "Baba ne oluyor diye sorar?"
"Oğlum dikkat et!" diyen baba,vadiye doğru "Sana hayranım!" diye bağırır.    Ses "Sana hayranım!" diye yanıtlar.

Baba "Sen harikasın!" diye yine bağırdığında ,bu kez dağdan,"Sen harikasın!" yanıtı gelir.

Çocuk şaşırmıştır,ama hala ne olduğunu pek anlayamamıştır.

Baba oğluna durumu açıklar:"Oğlum,insanlar buna yankı derler; ama gerçekte yaşamın kendisidir.Yaşama ne verirsen sana onu yansıtır.Yaşam senin davranışlarının bir aynasıdır.

Eğer yaşamında daha çok sevgi istiyorsan,insanları daha çok sev.

Eğer sana saygılı davranılmasını istiyorsan,insanlara saygılı davran.

Eğer başkaları tarafından anlaşılmak istiyorsan,önce başkalarını anlamaya gayret göster.

Eğer insanların sana hoşgörülü ve sabırlı davranmasını istiyorsan,önce sen insanlara karşı hoşgörülü  ve sabırlı olmalısın.

Oğlum ,yaşamda ne ekersen onu biçersin.Bu doğa yasası,yaşamının her yönü için geçerlidir."

İnsanların yaşamı tesadüfler sonucu oluşmaz;insanların yaşamı onların davranışlarının yansımasından başka bir şey değildir.

HAYAT

Hayat; ne verdiğinin fazlası ne de azıdır aslında,
Hayat; saf ve de gerçek düşüncelerinin aynasıdır

aslında,
Nötrlemediğin,gerçekten inandığın düşlerindir bunlar.
Hayat,kimseyi ayırmaz aslında,
Herkes başka başka düşünür o kadar.
Ve başka başka hayatlar yaşar haliyle.
Hayat; sevgidir,sevgi ile düşünüyorsan eğer,
Hayat, sana sevgileri verir, sevgiler yayıyorsan
çevrene,
Sen ne dersen de, hayat birtanedir aslında,
Sevsen de, sevmesen de..

YUNUS EMRE

 

Rtc. Nazik ERDOĞAN

 

 

 

Sevgili Dostlar,  

Geçen hafta Ramazan Bayramı nedeniyle toplantımız bu haftaya ertelenmişti. Dolayısıyla bültenin yayınlanmasına da bir hafta ara vermiştik. Biraz geçmiş de olsa Ramazan Bayramınızı kutluyor, sağlık, mutluluk ve başarı dolu nice bayramlar diliyoruz.

Sevgi ve saygılarımızla..

Bülten Komitesi.