![]() |
![]() |
Adres
:Sinan Mah. Arık Cad. No:35/4 Gerçek Apt.Kat:1 Antalya Dönem: 2003-2004
Sayı :
38 |
| 2003-2004
Dönem Başkanı Aytaç KÜÇÜKÜNAL As Başkan Havva İşkan IŞIK Sekreter Salih PEKER Sayman Ege ALTAY Üye Yavuz CANÖZ |
Meslek
Hizmetleri Ana Komite Başkanı Ahmet FIĞLACI Toplum Hizmetleri Ana Komite Başkanı M.Oktay YİĞİTBAŞI Gençlik Hizmetleri Ana Komite Başkanı Melike YÜCEL Uluslar Arası Hizmetler ve Rotary Vakfı Ana Komite Başkanı Levent İÇEL |
2003-2004
Dönem UR Başkanı Jonathan B. MAJIYAGBE 2003-2004 Dönem UR 2430. Bolge Guvernörü Yılmaz ÖNEL 2003-2004 Dönem X. Grup Guvernör Yardımcısı Osman BERBEROĞLU |
| G E Ç E N H A F T A |
SHERATON VOYAGER 29.04.2004 - 1332/38 |
|||||
| Toplam Üye |
54 + 12 |
KONUŞMACI |
MEHMET KÖRK Antbirlik Gn. Md. |
|||
| Katılan Üye |
35 + 03 |
KONU | ANTBİRLİK | |||
|
Katılım |
% 65 |
KONUKLAR | ||||
| TELAFİ KARTI | SERHAN GÜLLÜPINAR | ANTALYA ROTARACT KULÜBÜ | ||||
| MUSTAFA YAPAN | OLİMPOS ROTARY | ALİ KEMERLİ | | |||
| MAZERET BİLDİRENLER | SÜNDÜZ AKAY | ŞAFAK TOPLUM MRK. MD. | ||||
| YAVUZ CANÖZ | ANTALYA DIŞI | SEMA ÖGEL | HİMMET ÖCAL MİSAFİRİ | |||
| FATMA KIZILIRMAK | | |||||
|
TOPLANTI NOTLARI Bu hafta konuşmacımız Antbirlik Genel Müdürü ydü. Sayın Mehmet Körk. 1953 yılında Antalya nın Serik ilçesinde doğdu. İlk ve orta öğrenimini Serik te, liseyi Antalya Lisesi nde tamamladı.1975 yılında İstanbul İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi Galatasaray İşletmecilik Yüksek Okulu ndan mezun oldu. 1976 yılında Antbirliğe bağlı Serik Kooperatifleri nde memur olarak göreve başladı. Üretici ve yöneticiler tarafından çalışmaları takdir edilen ve şahsiyetine güven duyulan Mehmet Körk bundan sonra da Birliğin çeşitli işyerlerinde sorumluluk taşıyan değişik görevlerde bulundu. 1981-1982 yıllarında Yeniköy kooperatifinde sırasıyla muhasebeci, 1982-1983 yılları arasında kooperatif müdürü , 1983-1989 yılları arasında Serik Kooperatifi nde kooperatif müdürü olarak görev yaptı. 1989-1995 yılları arasında Birlik Genel Müdürlüğü nde yönetim kurulu büro müdürü, ticaret müdürü, 1995-2000 yılları arasında genel müdür yardımcılığı yaptı. 2000 yılından itibarende genel müdür olarak görevini sürdürmektedir. Evli ve bir çocuk babasıdır.Aynı zamanda Serik kooperatifi ortağıdır. Mehmet Körk ün konuşmasını aşağıdaki sütunlarda okuyabilirsiniz. |
||||||
|
B U H A F T A |
SHERATON VOYAGER 06.05.2004-1333/39 |
|||||
|
|
KONUŞMACI |
HAVVA İŞKAN IŞIK |
MÖNÜ |
|||
KONU |
Gelecek Dönem |
Günün mönüsü |
||||
|
DOĞUM GÜNLERİ |
EVLENME YILDÖNÜMLERİ |
|||||
08.05.2004 |
İPEK ŞENCAN ( İBRAHİM ŞENCAN EŞİ) |
12.05.2004 |
BENGİ- KAYHAN ÖNDEMİR |
|||
|
HAFTANIN KONUŞMASI
ANTBİRLİK AHMET KÖRK
Başdöndürücü gelişmeler gösteren iletişim çağında, bilginin çokluğu , içeriği, boyutlarının insan bilincinin ötesine geçtiği günümüzde, mekan kavramı internet gibi araçlarla yavaş yavaş önemini yitirmekte, buna karşılık zamanın son derece önemli bir unsur olduğu bilinciyle, yöremizin ve ülkemizin en güçlü kuruluşlarından biri olmamıza rağmen, sesini yeteri kadar duyuramayan Birliğimizin tanıtımı için, kulübümüzün değerli kurucularına, yöneticilerine ve üyeleri olarak sizlere bize ayırdığınız bu çok kıymetli vaktiniz için şimdiden teşekkür eder, sözlerime başlamadan önce kuruluşum adına saygılar sunarım. Burada, öncelikle, Birliğimizin 50 yılı aşkın bir süreçte nereden gelip nerede bulunduğunu, gelecekteki hedeflerinin ne olduğunu anlatabilmek için kısaca yapısını, özelliklerini çevre ile olan ilişkileri ile kısa bir tanıtımını yapmanın yararlı olacağını düşünüyorum. Aranızda oldukça genç ve yeni simalar bulunmasına rağmen, bu güzel kentimizin kalkınmasına direkt katkıları olan aşağıda sayacağım insanların yakınları ile tanıdıklarının da olacağı umuduyla, geçmişten geleceğe yönelik yapılan iyi kaliteli çalışmarın bizlerin ne gibi faydalar sunduğunu göreceksiniz. Antbirlik, Antalya bölgesi pamuk, muz ve narenciye üretisinin ürünlerini değerlendirmek, ihtiyaç maddelerini zamanında ve ucuz olarak temin ederek üreticinin çıkarlarını korumak gayesiyle 1952 yılında toplam 212 müteşebbis ortaklı Antalya, Serik, Manavgat,Finike ve Alanya Kooperatiflerinin biraraya gelmesiyle kurulmuştur.Kurucularımız arasında olan merhum Mahmut Konuk'u, Hüseyin Öz'ü, Hatem Atamer'i, Dr. Asım Okur'u, Veli Şekerci'yi, Fuat Salur'u, Zihni Açıkalın'ı ve diğerlerini bu vesileyle buradan rahmet ve saygıyla bir kez daha anıyorum. Bu 50 yılı aşkın süreç içerisinde birçok aşamadan geçerek belli dönemlerde de kendi kaynaklarını kullanarak ticari hayatta kalabilme başarısını gösteren ve 2000'li tıllara gelebilen Antbirlik, gerek sahipleri olan üretici ortaklarımız, gerekse çalışanları olarak dar ve sabit gelirli kesimleri oluşturmaktadır. Birlikler yasa gereği aynı amacı güden en az 3 kooperatifin güç birliği yapması anlamına gelmektedir.16 Haziran 2000 tarihine kadar 2834 ve 3186 sayılı yasalarla çalışmalarını sürdürmüş, bu tarihten sonra 4572 sayılı Tarım Satış Kooperatifleri ve Birliklerinin yeniden yapılandırılmasına yönelik yeni yasa ile özerk ve mali yönden bağımsız olarak etkin bir şekilde faaliyetlerine devam etmektedir. Önceleri sadece depolama ve çırçırlama işlemleri yaparken şun anda bünyemizde 6 kooperatif , sezonda 60.000 ton kütlü pamuk işleme kapasitesine sahip 5 çır çır, 40.000 ton pamuk çekirdeği işleme ve 5.000 ton yağ, 100.000 iğlik, 15.000 ton kapasiteli iplik fabrikası ile saattte 14 ton narenciye işleme paketleme tesisimiz ve saatte 1.200 dekar zirai ilaçlama yapabilen uçak filomuz bulunmaktadır. Mümkün olduğunca standart şekilde, üstün kalitede ve üstün verimde ürünler elde edilmesi için kuruluşumuz, ana gayesi olan üretici ortaklarımızın piyasa şartlarında ürünlerinin tam değerini bulmasını sağlamak yönünde, üyelerine üretim sürecinde gübre, ilaç, tohum, akaryakıt, uçakla ilaçlama, nakdi kredi gibi ihtiyaç duydukları her türlü ayni ve nakdi yardımın tedarik ve dağıtımını üstlenerek ürünün tarlaya ekiminden hasatına kadar olan süreci finanse etmektedir.Genel görünüm açısından kısaca özetlediğimiz Birliğimiz,bu özellikleri ile tamamen özel kişilerin güç birliği yaparak bir sinerji yaratmasından doğan bir kuruluştur. Bu bağlamda ilk kuruluşunda 212 kişi olan ortaklarımız,yaklaşık 30.000 üyeye ulaşmış ve Bölgemizde üretilen pamuğun neredeyde tamamını alan dev bir kuruluş haline gelmiştir. Özel bir kuruluş olmamıza rağmen, 16 Haziran 2000 den önceki dönemlerde yasal yetkilerle devlet adına alım yapma görevinde bulunduğumuzdan, toplumda yanlış bir kanı ile kamu kurumu niteliğindeymiş gibi düşünülmüştük.Devlet o dönemde özel yasalarla sermayemiz üzerinde hakimiyet kurarak özel bir kuruluş olmamıza rağmen kontrol mekanizmasını murakıplar ve genel müdürleri atama yoluyla çalıştırmıştır.Oysa gerek yönetimi,gerekse ticaret hacmi ve şekli itibariyle tamamen özel sektör statüsündeydik.16 Haziran 2000 günü yürürlüğe giren Birlik ve kooperatifler hakkındaki 4572 sayılı yasa ile devletin vesayiti üzerimizden kalkmış, tamamen kendi kendine yeten bir kuruluş olma yönünde alternatifli projeler geliştirerek, Dünya Bankası kaynakları ile (Türkiye Tarım Reformu Uygulama) Projesinden yararlanılarak kriz dönemi içerisinde bir çok tasarruf tedbirleri uygulanarak kriz dönemi içerisinde bir çok tasarruf tedbirleri uygulanarak varolma savaşını sürdürmüştür. Bilindiği gibi bütün dünyada beyaz altın olarak adlandırılan lif ve çekirdekten oluşan kütlü pamuktan yaklaşık 15 çeşit ürün elde edilebilmektedir.Hiçbir kısmı yok olmayan çok değerli hammadde ve ara madde elde edebilen bu ürün, üstelik doğal ve sıhhi yönüyle sentetik maddelere göre oldukça avantajlıdır.Teknik açıdan ise çok meşakkatli bir üretim tarzı bulunmakta,üreticiye maliyeti oldukça yüksek gerçekleşmektedir.Pamuğun en iyi şekilde, en verimli ve stratejik bir ürün olarak değerlendirilebilmesi sadece bölgemiz için değil tüm ülkemiz için önemlidir.Zira tekstil sektörünün hammadde ihtiyacı ülkemiz üretiminin çok üzeindedir.Zaman zaman kalitesiz ürünler de getirilerek bu açık kapatılmaya çalışılmakta, bu durum ülkemizin döviz kaybına neden olduğu gibi stoklarımızı da arttırmaktadır. Lif üretimi (ton) Antalya.......14.000.......Türkiye İçinde %1,5 Türkiye......900.000....Dünya İçinde %4,5 Dünya.......20.000 Türkiye Tüketimi (lif) Ton..........1.500.000 Bölgemiz rekoltesine göre her yıl preseli pamuk üretimimiz yaklaşık olarak önceden belirlenebilmekte, üreteceğimiz preseli pamuğun bir kısmı iç piyasaya satılmakta, bir kısmı da iplik fabrikamızdaki iplik üretimi genelde siparişlere göre düzenlenmektedir.1975 yılı teknolojisi ile 100.000 iğlik oldukça büyük bir kapasitesi bulunan işletmemizde penye,karde ve triko olmak üzere 8/1 ile 40/1 aralığında iplik çeşitleri üretimi yapılabilmektedir.İpliğimiz özellikle havlu ve bornoz üretiminde dünya çapında öem arz etmektedir. Lifli kısmı bu şekilde değerlendiren Birliğimiz, çekirdekler için kurduğu Yağ Kombinamızda bu çekirdekleri işleyerek küspe,kapçık,linter,yağ ve sabun elde etmektedir.Küspe, hayvan yemi olarak yem sanayinin ana hammaddelerindendir.Kapçık yakacak ve hayvan yemi olarak kullanılmakta, yağ; nötr pamuk yağı olarak margarin ve diğer yağ fabrikalarının ara hammaddesi olmaktadır. Sabun yine sabun fabrikalarında değerlendirilmekte, çoğunlukla da direkt üreticiye satılmaktadır.Doğal bir ürün olması nedeniyle,saçlar ve cilt üzerinde besleyici ve canlandırıcı etkisi bulunmaktadır. Alanya,Serik,Manavgat ve Antalya Kooperatiflerince alınan, narenciyeler Serik'te kurulu tesisimizde sarartma, mumlama ve standartlaştırma işlemlerinden geçilerek paketleme yapabilmektedir.Ancak narenciye ürününün özelliği gereği alıcıların halen komisyoncu tavrını göstermelerinin yanında sistemin tamamen konsinye şekilde çalışması Birliğin imkanlarını zorlayabileceği kaygısı ile bu tesisimiz kiraya verilerek değerlendirilmiştir. Buraya kadar anlattıklarımdan ilk planda Birliğimizi modern bir kabzıman olarak düşünmüş olabilirsiniz.Oysa kuruluşumuz,ekonomik tarihi süreçte tarım,sanayi ve hizmetler olarak belirlenen 3 ana sektörde birden işlem yapmaktadır.Amacımız dünyada da hızla gelişen hizmetler sektöründe daha etkin bir şekilde çalışmalarda bulunmaktır.Ürettiğimiz malların en iyi şekilde değerlendirilmesinin bu yönde mümkün olacağı düşüncesindeyiz.Örneğin son zamanlarda ortaya çıkan forward yani vadeli işlemler borsalarında çalışmak. Bilindiği gibi yöremizde ekili alanlar yüksek verimli topraklardan oluştuğundan, zaman zaman üreticilerimizin alternatif ürünlere yönelmesi yanında,turistik bölgelere yakın topraklarda kalıcı yatırımlara yönelinmesinden dolayı,pamuk rekoltesinde ve ekim alanlarında yoğun şekilde daralmalarla karşılaşılmaktadır.Tabi ki sadece turizm ve alternatif ürünlerin olumsuzluğunun yanında pamuk üretiminin oldukça meşakkatli, uzun zamana ihtiyaç duyan ve coğrafik değişimlerden çok çabuk etkilenen nazik bir ürün olması yüksek tutarda bir harcama gerektirmesi rekolte düşünüğünün diğer önemli nedenleri arasındadır. Bu durumda Birliğimiz 'de oluşmakta olan atıl kapasite bizi pamuk ve narenciye dışında mısır gibi ürün çeşitlemesine de yönlendirmektedir. Bu alanda henüz uygulamasına geçmediğimiz çalışmalarımız bulunmaktadır. Bunların yanısıra belki 5-10 yıl daha uzun bir zaman diliminde önümüze gelecek bir diğer sorun, bugünkü toprak mülkiyeti ve tapu kadastro sisteminden doğan parçalanmanın yaratacağı üretim kaybı olacaktır. Bunların nasıl bir hukuki düzene ulaştırılıp, toprağın parçalanmaması yönünde görüşler ortaya konması, mülkiyet sahiplerinin topraklarını bir A.Ş'nin verasete girmesinin uygun olup olmayacağı gibi yolların şimdiden düşünülmesi gerektiği kanısındayım.çünkü nesiller arttıkça,topraktaki küçülme devam edecek, araziler artık arsa parçası haline dönüşecektir.Bu durumda üretim yapılmayacağıda aşikardır. Daha önce belirttiğimiz gibi 30.000 ortağı, yaklaşık 1000 'e yakın çalışanı ile 400 km.lik mesafede faaliyetlerini sürdürmekte olan Birliğimiz 500.000.-USD'lik ihracatı da dahil olmak üzere 50 trilyonluk iş hacmi ve 70 trilyonu aşkın nakit giriş çıkışı ile oldukça büyük tarımsal sanayi ve ticari hacme ulaştırmıştır. 2002 yılında 35 trilyon TL'lik üretimden satışları ile ikinci 500 büyük sanayi kuruluşu arasında 78. sırada yer alan Birliğimiz, zaman zaman ilk 500 firma arasında üst sıralarda yer almış, kriz dönemlerinde ise maalesef alt sıralara inmiştir.Böylesine yüksek hacme rağmen önceleri, giderlerin fazla olmasından dolayı hep zarar etmekte olan Birliğimiz, 2 büyükkrizi atlatmasına rağmen, son birkaç yıldır uyguladığı reformlarla giderlerini azaltmış, işçiliği birim başına en alt seviyeye kadar indirmiş, % 17 özel sektör standartlarına ulaşmış, yasa gereği tahkime tabi tutulacak kredi faizlerinden arındırılmış şekliyle 2002-2003 sezonunu 8 trilyon karlılıkla kapatmıştır. Ancak tahkim aşaması henüz sonuçlanmadığından, 92 trilyonluk tahkime tabi borcumuza isabet eden 15 trilyonluk finansman gideri,bilançomuzda negatif bir görüntü oluşturmaktadır. Bu borçlarımız aslında devletin popilist alım politikasından kaynaklanmıştır.Öylesine tuhaftır ki, ürün bedelini devlet direkt olarak üreticiye öderken vorçlanan hep Birlik olmuştur.Devlet, yüksek tutarda açıkladığı alım fiyatlarıyla tarımsal desteklemeyi bir nevi birlikler üzerinden borçlandırarak gerçekleştirmekteydi.Buna karşılık alınan ürünler de piyasa satışlarında ve yoğun rekabet ortamında maliyetlerinin çok altında fiyatlarla satılabilmekteydi.Dolayısıyla oluşan bu borçları devletin tahkime tabi tutması da kendi borcu olduğundan dolayı son derece normal bir işlemdir. Ancak tarımsal desteklemede en sağlıklı yol, tüm dünyada uygulandığı gibi prim sisteminin devamlılığıdır.Bu yolla kayıt dışılık da ortadan kalkmaktadır. Tabi bunların haricinde Birliğimiz varlıkları arasında yer alan atıl vaziyette bir takım gayri menkulleri de bulunmakta, bazıları kiralanarak bazıları nasıl değerlendirileceği konusunda projeler geliştirilerekçalışmalar yapılmaktadır.Bunlar belki ilginizi çekebilir diye belirtmek istiyorum.Şu anda şehrin içerisinde topçular mevkiinde bulunan yağ kombinasının İplik Fabrikası sınırları içerisine taşınılması düşünülmekte, yanındaki boş arsa ile birlikte 65.000 m2 ye ulaşan bu alanda gerek yap-işlet-devlet şeklinde gerekse kat karşılığı konut ve işyeri yapılması gündemdedir.Bunun yanında stadyum yakınında ve denizle Fevzi Çakmak Cad. arası bulunan Genel Müdürlük Birliğimizin ikametinde olan ,6.000 m2 lik alanTurizme yönelik E:2,30 inşaat alanlı ve deniz'e 132 metre yola 98 metre cepheli aynı zamanda plajı 1200 yataklı 5 yıldızlı otel ruhsatlı gayrimenkul mevcuttur. Gelecekte ise biraz önce anlattığım tabi borçlarımızın kapanmasıyla oldukça büyük mali bir mali bir güce kavuşacak olan Birliğimiz, mali yönden özerk kendi kendine yetebilecek tam bir özel sektör anlayışıyla maliyetlerini en aza indirerek marjinal gelirini en yükseğe çıkartacak yapıya bir kaç yıl içerisinde ulaşacak olup, yörenin en büyük sanayi ve ticari kompleksi olarak aranızda yer alacaktır. Nasıl ki tek başına bir şey yapılmazsa tüm çevre örgütleri ile birlikte Antalya'mızın kirlenmeden sanayileşmesine ve iyi bir ticaret hacmine ulaşmasına hep birlikte katkıda bulunacağız.Umarım o günlerde oldukça yakındır.Biz açığız, aleniciyiz, geneliz şeffafız. Ülkemizde sahip olduğumuz bereketli topraklar, bizi bir tarım ülkesi yapmıştır.Tarımdan elde edilen ürün, aynı zamanda sanayinin alt yapısı ve vazgeçilmezi olmuştur.Pamuk ürünü Amerika ,Çin,Avrupa Birliği ülkelerinin aşırı fiyat baskısı ve üretim hacmi nedeniyle marjinalliğini kaybetmekte,üretici ortaklarımıza getirisi azalmakta hatta zaman zaman zararlara dahi yol açmaktadır. Oysa içinde bulunduğumuz coğrafik konum ve dünyada eşi benzeri olmayan toprak yapısı ve verimliliği ile iklim, bizlere yei tarımsal sanayi ürünlerinin değerlendirilip değerlendirilemeyeceği hususlarında çalışmalar yapmaya zorlamaktadır. Sözlerime son vermeden önce reel sektörde çalışmakta olan sizlerin yeni önerilerinize her zaman açık olduğumuzun bilnmmesini ve ileride yapacağımız çalışmalarda katkılarınızında olacağı umuduyla yine bana ayırdığınız bu değerli zamanınıza teşekkür eder, saygılarımı sunarım.
|
|
DUYURULAR
1- Geleneksel hale getirdiğimiz bir bahar şenliğimiz var. 16. 05.2004 Pazar günü sevgili abimiz Rtn. İbrahim Şencan ın tesislerinde yapılacaktır. Guvernörümüz sayın Yılmaz Önel de, Başkan Aytaç Küçükünal tarafından davet edilmiştir. Guvernörümüz fırsat bulursa katılabileceğini söylemiştir. Herkesin katılımını bekliyoruz.
|
|
OCAKBAŞI TOPLANTISI RAPORU
Sayın Guvernör Yardımcım, 13 Nisan 2004 Salı gecesi saat 8.45 civarında eşim Sedef'le birlikte ev sahiplerimiz Sn.Nevin-Yaşar Süzen çiftinin kapısını çaldık. Sn.Gönül Mutlu ve Figen-Sinan Ebren'in bizden biraz önce geldiklerini, Sn. Çiğdem-Fikri Zaman çiftinin ise oğullarının doğum günü nedeniyle mazeret bildirdiklerini öğrendik. Ev sahibimiz Sn.Yaşar Süzen'in yönlendirdiği güzel bir sohbet ve ev sahibemiz Sn.Nevin Süzen'in muhteşem ikramlarından sonra, toplantının ana konusu olan 'Gelecek Dönem Projeleri ' le ilgili fikirlerimizi tartışmaya başladık. Genel olarak önerilen fikirleri şu şekilde özetleyebilirim: 1-Antalya Rotary Kulübü nün kalıcı ve ses getiren bir aktivitesi olmalıdır.(Kaleiçi Rotary Kulübü'nün Üniversite Tanıtım Günleri gibi) 2-Uluslararası ilişkilerimizi geliştirmeli, İkizleştirilmiş Bağış konusuna önem vermeliyiz. 3-Üyelerimizin kulübe ısndırılmaları ve kulüp aktivitelerine katılmaları önemlidir. Bunun sağlanması için yönetimin ilgisi ve üyelerin bilgilendirilmesi ihmal edilmemelidir. 4-Bu sene düzenlediğimiz RYLA konferansı kulübümüzün yüz akıdır.Üyelerin daha fazla katılımı ve çabasıyla standartlaştırarak kalıcı aktivite haline getirilebilir. 5-Toplum merkezimize daha fazla önem vermeliyiz. 6-Eş ve çocuklarımızın katılımıyla Antalya içi ve çevresini gezmeye , tanımaya yönelik geziler düzenlenebilir. 7-Toplantıya katılan üyeler bireysel uğraş ve becerilerine yönelik kendilerine düşen her görevi yerine getirmeye hazır olduklarını belirterek yeni yönetim kurulumuzun başarılı olması dileğinde bulundular. Bu güzel gecede bize muhteşem ev sahipliği yapan ve kulüp projeleri konusunda aktif fikirler üreten eski başkanlarımızdan Sn.Yaşar Süzen'in istifasını bir hafta sonraki toplantımızda öğrendiğimizdeki şaşkınlığı ve üzüntüyü, gecenin tüm katılımcılarının yaşadığını sanıyorum.
En derin Roteryen sevgi ve saygılarımla, Rtn. N.Nezihi BAYIK
|
|
HUZURLU OLMAK İÇİN 100 ÖNERİ 4
61. Ruh durumunuzu dikkate alın: Moralinizin bozuk olduğu zamanlar sizi yanıltmasın. 62. Hayat bir sınavdır. Altı üstü bir sınav. 63. Herkesin onayını alamayacağınızı unutmayın. Övgü ve yergi aynı şeydir. 64. Rasgele iyilikler yapın. 65. Bir davranışın ardındakini görmeye çalışın. 66. Gönlü bol olmayı haklı olmaya yeğleyin. 67. Bugün üç kişiye onları ne çok sevdiğinizi söyleyin. 68. Alçak gönüllü olmaya çalışın. 69. Kışa hazırlık (eksikleri gedikleri kapatma) telaşından kaçının. 70. Her gün birkaç dakikanızı sevecek birini düşünmeye ayırın. 71. Antropolog olun: Ön yargınızdan uzak, başka insanların yaşam ve davranış tercihlerini inceleyin. 72. Herkesin farklı olabileceği gerçeğini anlayın ve saygı gösterin. 73. Kendinize bir kamusal yardım konusu seçin. 74. Her gün en az bir kişiye beğendiğiniz bir özelliğini söyleyin. 75. Sınırlarınızı öne sürmeyin, yoksa sınırlı olursunuz. 76. Gördüğünüz her şeyde tanrının parmak izi vardır. 77. Başkalarının fikirlerinde biraz olsun doğruluk payı arayın. 78. Bardağın (ve başka her şeyin de) kırılmış olduğunu varsayın: Her şeyin bir başlangıcı ve bir sonu vardır. 79. Bu ifadeyi iyi anlayın: Nereye giderseniz siz oradasınız. 80. Kendinizi iyi hissettiğiniz zaman şükredin, kötü hissettiğiniz zaman ılımlı olun.
|
|
ESTETİK AMELİYATLA BABA OLMAK Münir Arıkan (NLP Trainer, Düşünce koçu)
Aslında çocukluğumdan beri kafamı kurcalar bu estetik ameliyat meselesi. Yok yok, korkmayın hemen. Medyada çarşaf çarşaf orasını nasıl gerdirdiğini, burasını nasıl kestirdiğini, şurasını nasıl şişirttiğini anlatan çıtır mankenlerin estetik operasyonlarını anlatmayacağım, bu hafta. Evet estetik ameliyatlarla ilgili bir yazı okuyacaksınız ama, bir anlamda hem kişilerin hem de yaşamların estetik ameliyatına değineceğim.
Annesi, babası ya da çocukları ölenlere, estetik ameliyat yapsak gibi garip bir düşünceye kapılırım zaman zaman. Bin bir senaryo geçer aklımdan. Kendim yazıp, kendim oynadığım kısa metrajlı filmler kurgularım. Sonu en mutlu sonla bitecek senaryolar. Bazı küçük ve belki de yaşamda karşılaşılabilecek en büyük fedakarlıklarla oynanan en büyük küçük senaryolar. En büyük. Çünkü bir kişinin yaşamını değiştirmek, bütün insanlığın yaşamına katkı sağlamak kadar kutsal. Küçük, başkaları, kim olursa olsun bize göre hep küçük. (maalesef) Kimse bir kişinin yaşamını değiştirme işini büyük bir mesele olarak görmüyor. Ne önemi var diyip geçtiğimiz, basit olaylar olarak kalır başkalarının oynanmamış ve yaşanmamış senaryoları.
Bir düşünsenize. Siz daha o masum çocuk idrakiyle olanları fark edemeyecek kadar minicikken, kaybetmişsiniz babanızı. Zavallı anneniz bağrına taş basıp, sırf siz babasızlık nedir bilmeyin, babasızlık derdi çekmeyin diye hemen o ay evleniyor. Hemen canım ne var bunda demeyin ne olur. Var, var. Hem de çok şeyler var bunda.
Evet bir düşünsenize. Zavallı dul kadın. Bütün özlemini 3 metre kefen bezinin içinde toprağa gömen taze dul. Sevgilisi ile doya doya bakışamamış, gülüşememiş, sevgilisine ve ona olan sevgisine doyamamış bir kadın. Bilirsiniz işte. Özlemleri kalbine gömer insanlar. Bağrına taş basar. Yüreğini kavuran ateşten, dışa vuran buruk bir tebessüm ve derin bir bakıştır görebildiğiniz. Ve yanaklardan aşağıya süzülen göz yaşları parıltısı. Ateş gibi yanan kalbi söndürmek için, geçtiği her yeri yakıp aşağılara inen akkor damlaları.
Sırf siz babasızlık çekmeyin diye evleniyor anneniz ya. Bu nedenle düğün gizli yapılıyor, haliyle. Sizden habersiz. Siz, babam attaa gitti diye biliyorsunuz. Ve bir de bakıyorsunuz ki, gelmiş 1 ay sonra.
Çocukluğumdan beri kafamı kurcalar bu mesele. Acaba ne olurdu bu durumda? Kabullenir miydi çocuk yeni babasını? Ya, yeni baba da nereden çıktı canım şimdi. 1 ay sonra gelen adamcağız, yeni baba filan değil ki. Resmen eski baba. Eski babanın tıpa tıp aynısı.
Yüzü en deneyimli plastik cerrahların ellerinde, tıpkı ölen babanızın yüzüne benzetilmiş. Aile toplanıp, boyu boyuna, tipi tipine, huyu huyuna uygun bir baba bulmuş, sizin için. Akrabalar, başta taze dul, yüreğine taş basan anne olmak üzere, bütün akrabalar meseleye hakim.
Yeni damatla konuşup anlaşmışlar. Roller en ince ayrıntısına varıncaya kadar ezberlenmiş. Bir tiyatro gibi çalışılmış bütün her şey. Rahmetli hangi yemeği severse, yeni gelen babamız da o yemeği seviyor, çaresiz. Hangi kıyafetleri giyiyorsa, o kıyafetleri giyiyor. Hangi parfümü kullanıyorsa o parfümü kullanıyor.
Nasıl traş olur? Nerelere gider? Kimleri sever? Hatta nerede çalışıyorsa, orada çalışmak için, onun yaptığı işi yapmak üzere, bir ön eğitimden bile geçirilmiş yeni damat.
Size biraz bilim kurgu gibi mi geldi bu senaryo? Ya da film kurgu? Sahi kim yapar bunca organizasyonu? Kim çeker bunca kahrı? Kim kabullenir bu ızdırabı? Kim? Kim? Kim? Ve kimin için, kim girer bunca yükün altına?
Bir küçücük çocuk için değer mi bunca zahmete? Bunca eziyete girilir mi? Yaşam bir tiyatro gibi yeni baştan yazılıp, sırf bir ölü ve hayatta kalan bir diri uğruna, bunca detayına varıncaya kadar oynanır mı, yeniden? Şöyle böyle bir şekilde giden hayat geminizin rotası, bir küçük çocuk için batıdan doğuya çevrilebilir mi sizce?
200 kişi ölen babanın akrabası, 200 kişi taze dul annenin akrabası, 200 komşu, 200 kişi yeni damat rolünü kabul edecek kişinin akrabası. 200 işyerindeki çalışanlar, müşteriler, tedarikçiler. Nerden bakarsanız bakın en az, minimum bin kişinin yaşamını değiştirecek bir tiyatro olurdu bu. 1000 kişiye biçilen yeni bir hayat? Bir küçük çocuk için bunca zahmete değer mi sizce?
Tiyatronun senaryosu tamam da, benim merak ettiğim bunu oynamaya gönüllü oyuncular bulabilir miyiz acaba? Bir kişinin mutluluğu için, bin kişiyi seferber edebilir miyiz? Şanlıurfadaki nesli tükenen Kelaynak kuşları için her yıl ülkemize gelen Alman profesörlere, araştırmacılara bile bu gözle bakıyorum. Onlar bir kuşun yaşamına bunca değer verip, el ele verip, seferber olurken Biz adına insan denen kendi hemcinslerimiz için bir şeyler yapabilir miyiz acaba?
Edirnekapıdaki Şehitliğe bir gidin isterseniz? Şehit olan babalarının resimlerini, sanki babalarının elinden tutuyormuşçasına sımsıkı tutan minik eller göreceksiniz orada. Gözleri kan çanağına dönmüş annesine, anne babam ne zaman gelecek diye soran minicik masum yavrular göreceksiniz. Mezar başında bir mucize bekleyen, şehidin mezardan kalkıp doğrulması için bütün yüreğiyle dua eden minik eller göreceksiniz. Ve o küçücük dudaklara ağır gelen büyük büyük dualar duyacaksınız. Allahım ne olur babam gelsin. Gelsin. Gelsin Bir sene öncesine kadar ellerini yana açıp, geeel-geeel-geeel-gel yapan babasına nazire yaparcasına, geel-geel diyen yavrucaklar göreceksiniz. Yukarıda yazdığım senaryonun oynanıp, oynanamayacağına o zaman karar verin isterseniz. Saçma sapan ödüller ve abuk sabuk idealler uğruna, evi-barkı-işi-gücü bırakıp aylarca bir eve kapanan yarışmacılara bakınca, sanki benim yazdığım senaryo, biraz daha oynanabilir gibi geliyor bana.
Ve nerede bir yetim yavru görürseniz, boynu bükük, onun babası, onun annesi olmak isteyip istemediğinizi şöyle bir düşünün dostlar hızlıca. Yaşama bir reset çekip, yeni bir hayat kurmak isteyip istemediğinizi, şöyle hızlı bir şekilde sorun vicdanınıza. Bir kişinin canına can katmak isteyip istemediğinizi? Bir kişinin hatırına hayata yeniden ve yenibaştan başlayıp başlayamayacağınızı? Sorun ve dinleyin.
Resetlemek mümkün hayatı mümkün olmasına da. Ah bir de şu olmazcılar takımının hiçbir senaryoyu beğenmeyen, kendilerini beğenmiş oyucuları olmasa.
Ya da olsa olmasına da. Problem yapmasa? Ne dersiniz? Olabilir mi acaba? Birimiz hepimiz içini başarabilir miyiz? Birimiz için, hepimiz, bütün kaynaklarımızı seferber edebilir miyiz? Yoksa yine banane canımcığım oyununun son perdesini sahnelemeye devam mı?
|
|
YURDUM İNSANI, 2003'TE 'FORMUNDAYDI'... Samsun'da bir bankanın Mecidiye Şubesi'ni soyan Mehmet Murat Pas iki ay sonra aynı şubeye para yatırmaya kalkınca yakalandı. 14 OCAK Bursa'da manavda sivribiber kalmadığını öğrenen Sezer Kırbıyıklı 'Bu nasıl manav?!' diyerek domatesleri kurşunladı. 22 OCAK Erzurum'da tarihi koç heykelini evinin önüne çeşme yapmak isteyen adam yakalandı. Adapazarı'nda İnsan Hakları Ulusal Komitesi Başkanlığı'nca mahkûmlar arasında düzenlenen resim yarışmasında mansiyon kazanan Gültekin Toker'in ödülü, tahliye olduğu için evine götürüldü. Polisi gören Toker kaçtı, ödül için geldiklerini öğrenince döndü. 28 ŞUBAT Samsun'da otobüs durağı çalındı. 24 MART Adana Kümes Hayvanlarını Koruma Derneği horoz dövüşü yaptırırken yakalandı. 3NİSAN Erzurum'un Boşçakmak köylüleri, dört katlı apartman büyüklüğündeki kayayı, köylerine düşmesin diye halatla bağladı. 24 NİSAN Sivas'ta 732 yıllık tarihi bir mermer, kimliği meçhul 'meraklılar' tarafından, plastik olup olmadığının anlaşılması amacıyla kırıldı. 28 NİSAN Bursa İnegöl'e bağlı 3 bin nüfuslu Cerrati Beldesi'ne 3 bin kişilik cami yapıldı. 29 NİSAN Antalya'da iki kızıyla evden kaçan oryantal Hatice Topçu, eşi Celal Topçu'nun pantolonlarını, 'Takip etmemesi için' yanında götürdü. 2 MAYIS Radarı önceden haber veren ve kendisine yurtdışından gelen aleti gazete ilanıyla satmak isteyen adam yakalandı.25 MAYIS Trabzon'da bir hastaneye gidip, bugüne kadar hiç cinsel ilişkiye girmediğine dair rapor isteyen Mehmet Mısırlı'ya (46) 'deli raporu' verildi. Zonguldak Limanı'na sığınan kuğuyu yediler. Savaş Ay, programına ünlü benzerlerini çıkardı, araya gerçek Ciguli'yi de soktu. Ciguli, benzerlik yarışmasında üçüncü oldu. 24 HAZİRAN Fransa'da oynanan Türkiye - Brezilya maçında, fotoğraf makinesini sahaya fırlatan Türk'ü, polis filmi tab ettirerek buldu. 8 TEMMUZ 178 ALO - RTÜK hattına başvuran biri, Sütaş reklamında gol atan inek Ayraniç'in memelerinin görünmesinden şikâyetçi oldu. 16 TEMMUZ POPSAV'ın 'Korsana Hayır!' eylemine katılan şarkıcılar Cağaloğlu'ndaki valilik binasına yürüme kararı aldı. Ancak sıcak yüzünden vazgeçip taksiye bindi. 31 TEMMUZ Umut Sanat, Lara Croft filmi tanıtımı için 'Türk Croft' yarışması başlattı. Kadın kahramanı canlandırmak için siteye 19 erkek başvurdu. Asuman Krause, '1. Geleneksel Boru Döşeme Yarışması'na hakem oldu. Malezya Kralı Kapalıçarşı'dan halı aldı. Kral'a ikram olarak çay getiren garsonlar, halılara çay döktü. 15 EYLÜL Sakarya Devlet Hastanesi Acil Servisi'nde görevli sağlık memuru Serkan Atasoy, eski gemi tayfası Cüneyt Veli'den iki saat yerine bakmasını istedi. Veli, elini kesen bir adama dikiş atarken bir doktor tarafından yakalandı. 4 EKİM İzmir'de, İzmir ve Nürnberg Emniyet Güçleri arasındaki 'dostluk' maçı 3 - 0 devam ediyordu. Ancak Emniyet Müdürü Halil Tataş, 'Dostluk maçı berabere bitmeli' diyerek takıma yenilme talimatı verdi. Bu da olmayınca kaleciye 'Gol ye!' diye bağırdı. Maç 3 - 3 bitti. 5 EKİM Düzenleyen: Rtn.Hülagu ŞENCAN |
|
|
|
İŞİN KOMİK TARAFI
HAYAT TECRÜBESİ
|
|
KİTAP KÖŞESİ KAOS - JAMES GLEICK Kaos, adeta her yerde ortaya çıkmaktadır. Sigara dumanı birtakım düzensiz helezonlar şeklinde dönerek yükselir. Musluktan damlayan su önce düzenli aralıklarla düşerken sonra düzeni bozulur. Havanın davranışında, otoyolda birbiri peşi sıra giden arabaların davranışında, kaos ortaya çıkar. İçinde bulunulan ortam ne olursa olsun, davranış biçimi yeni keşfedilmiş bulunan bu yasaya uyar. Bu anlamda kimi fizikçilere göre, kaos bir durumun bilimi değil, bir sürecin bilimi, bir varoluşun bilimi değil, bir oluşumun bilimidir. Kaosu keşfetmeye çalışanlar, sahip çıktıkları bu yeni bilim dalının soy kütüğü üzerine eğilmeye başladıklarında, geçmişten bugüne gelebilmiş birçok düşüncenin izini buldular. Bunlardan bir tanesi, diğerlerinden ayrılarak hemen farkedilmekteydi. Devrimin öncülüğünü yapan genç fizikçi ve matematikçiler için çıkış noktalarından biri kuşkusuz ''Kelebek Etkisi'' olmuştur. Kelebek Etkisi, bugün Pekin'de kanatlarını çırpan bir kelebeğin havada oluşturduğu dalgaların gelecek ay New York'ta fırtınaya dönüşebilmesidir. Yani öngöremeyeceğimiz küçük olaylar büyük değişikliklere yol açabilir. Akıcı bir dille yazılmış, Tübitak yayınlarından çıkan bu kitabı okurken birçok soruya cevap bulabileceksiniz: Neden hava tahminleri uzun vadeli olamıyor, Sıcak kahve ile ılık kahvenin soğuma hızı neden aynı değildir... gibi. Eğer
fiziğe ve/veya matematiğe ilginiz varsa bu kitap size göre... |
|
|
|
Sevgili Dostlar,
09.MAYIS 2004. Mayıs ayının ikinci haftası. Anneler günü. Her sene tüm
dünyada ve bizde Mayısın ikinci haftasında kutlanıyor. Peki nasıl başlamış
bu kutlamalar diye baktık ve şu bilgilere ulaştık.
Yunanlılar, her yıl düzenledikleri "Bahar Bayramı"nı yeryüzünün annesi
olarak tanımladıkları ana tanrıçaları Rhea'ya adarlar. 1907 yılında Philadelphia'da Ana Jarvis, annesinin ölüm yıldönümü olan Mayıs ayının ikinci pazarının Anneler Günü olarak kutlanması için bir kampanya başlatmış. Bir sene sonra Philadelphia'da kutlanan Anneler Günü Ana Jarvis'i izleyenler tarafından bakanlara, işadamlarına ve politikacılara ulaştırılarak ulusal olarak kutlanmaya başlanmış. 1910'lu yılların başında hemen hemen dünyanın her yerinde kutlanmaya başlanan bu özel gün, 1914 yılında ABD başkanı Wilson tarafından resmi bir açıklamayla her yıl Mayıs ayının ikinci pazarı Anneler Günü olarak ilan edilmiş. TÜM ANNELERİN BU MUTLU GÜNÜNÜ KUTLUYORUZ.
Hepinize Sevgi ve Saygılar... |