![]() |
![]() |
Adres
:Sinan Mah. Arık Cad. No:35/4 Gerçek Apt.Kat:1 Antalya Dönem: 2003-2004
Sayı :
42 |
| 2003-2004
Dönem Başkanı Aytaç KÜÇÜKÜNAL As Başkan Havva İşkan IŞIK Sekreter Salih PEKER Sayman Ege ALTAY Üye Yavuz CANÖZ |
Meslek
Hizmetleri Ana Komite Başkanı Ahmet FIĞLACI Toplum Hizmetleri Ana Komite Başkanı M.Oktay YİĞİTBAŞI Gençlik Hizmetleri Ana Komite Başkanı Melike YÜCEL Uluslar Arası Hizmetler ve Rotary Vakfı Ana Komite Başkanı Levent İÇEL |
2003-2004
Dönem UR Başkanı Jonathan B. MAJIYAGBE 2003-2004 Dönem UR 2430. Bolge Guvernörü Yılmaz ÖNEL 2003-2004 Dönem X. Grup Guvernör Yardımcısı Osman BERBEROĞLU |
| G E Ç E N H A F T A |
ŞAFAK TOPLUM MERKEZİ 03.05.2004-1336/42 |
||||
| Toplam Üye |
52 + 12 |
|
KONUŞMACI | KOYE PROJESİ | |
| Katılan Üye |
52 + 12 |
KONU | SERTİFİKA TÖRENİ | ||
|
Katılım |
% 100 |
KONUKLAR | |||
| TELAFİ KARTI | |||||
| MAZERET BİLDİRENLER | |||||
|
TOPLANTI NOTLARI Şafak Rotary Toplum Merkezinde yaptığımız toplantıda toplum merkezinin hazırlıklarını görünce çok gururlandık. 9 Martta Dünya kadınlar günü için oynadıkları tiyatronun dışında bu sene dikiş nakış kursiyerlerinin açtıkları sergiler görülmeye değerdi. Gelecek dönem Başkanımız Havva Işkan hemen bir kermes hazırlığını girişti bile. Hazırladıkları yemeklerle dostlarımıza ziyafet çeken toplum merkezi gönüllüsü kadınlarımıza bir kez daha teşekkür ediyoruz. Yemekten sonra KOYE sertifika törenine geçildi. Yeni göreve başlayan Sosyal Hizmetler il Müdürü Ramazan Beyin de katıldığı toplantıda işbirliğimizin artarak devam etmesi Goverör yardımcımız Rtn.Osman Berberoğlu ile yaptığı görüşmede her iki tarafında ortak arzusu idi. Parkında düzenlenmesi ile yeni çevresi ile dahada güzelleşen toplum merkezimizde gelecek döneme hazırlıkların planlandığı bir toplantı geçirdik. Toplum Merkezine destek veren tüm dostlarımıza bir kez daha teşekkür ederiz. |
|||||
|
B U H A F T A |
SHERATON VOYAGER 0TELİ 10.06.2004-1337/43 |
|||||
|
|
KONUŞMACI |
Genel Kurul |
MÖNÜ |
|||
| KONU |
Günün mönüsü |
|||||
|
DOĞUM GÜNLERİ |
EVLENME YILDÖNÜMLERİ |
|||||
| 10.06.2004 | İBRAHİM COŞAR |
14.06.2004 |
KADER-MUHARREM KARATAŞ |
|||
| 14.06.2004 | GÜRAY PARLAK |
|
||||
| 15.06.2004 | FERİT SELEKLER | |||||
|
ROTARY YAZILARI BÖLGE GUVERNÖRÜ Rotary dünyasında Rotary Bölge Guvernörünün çok seçkin ve belirgin bir görevi vardır. Yaklaşık 45 adet Rotary Kulübünü kapsayan ve adına Rotray Bölgesi denilen coğrafi bölgesi içerisinde Rotary International'ın tek yetkilisi Bölge Guvernörüdür. Dünya çapında yapılan uluslararası asamblelerde eğitim görüp uzmanlaşan 500 kadar bölge guvernörü tüm dünyadaki sayılar 27.000'i aşkın Rotary kulübü için bir tür "Kalite Kontrolü" işlevi sağlarlar. Guvernörler kendi bölgeleri içerisindeki kulüplerde yüksek bir performans sağlamakla yükümlüdürler. Bölge guvernörü her ne kadar kendi bölgesindeki kulüpleri resmi olarak ziyaret etmekle görevli ise de kesinlikle bir "Müfettiş" değildirler. Tam aksine, bu ziyaretlerin amacı kulüp işlerine yardımcı ve dost bir danışman gibi çalışmak bölge içerisindeki kulüpler arasında Rotary amacı doğrultusunda yararlı bilgileri arttırıcı çalışmalar yapmak ve Rotary programını güçlendinci bir katalizör görevini yürütmektir. Bölge guvernörü, bu lider görevini gönüllü olarak yürütebilecek çok deneyimli ve ömrünün bir yılını bu görev için adayabilecek özverili bir Rotaryen olmalıdır. Guvernörün günce Rotary programları, amaçları, politikaları ve hedefleri hakkında çok birikimli bir bilgi dağarcığı bulunmalı, kendi mesleğinde, toplumda ve Rotary kulübünde yüksek konumda bir kişiliğe sahip olmalıdır. Guvernör, bölgesinde kurulacak yeni kulüplerin örgütlenmesini gözetmeli ve kurulu olan kulüpleri de güçlendirme yönünde gayret göstermelidir. Bölgesindeki Rotary Kulüplerinin duraksamamaları için özel görevler üstlenip üstün kaliteyi tutacak çalışmalar organize etmelidir. Rotary lnternational başkanı ve R. 1. yönetim kurulunun tüm program ve faaliyetlerinin geliştirmek ve tamamlayarak uygulamaktan da yine Bölge Guvernörü sorumludur. Bölge Konferanslar düzenlemek ve başka özel etkinlikler ve kutlamalar planlayıp yönetmek de Bölge Guvernörünün görevleri arasındadır. Rotary'nin dünya çapındaki çalışmalarında her bölge guvernörü çok önemli bir rol oynar. Bölge Guvernörü kendi kişiliğinde gerçekte "kendinden önce hizmet" prensibini sevgi dolu çalışmalarıyla, kendisi önce buna örnek olarak göstermelidir.
|
|
İNSAN HAKLARI
Bireylerin yalnızca insan olmakla kazandıkları haklardır. İnsan olmak yeterlidir, başka gerekçe aranamaz. Bunlar doğal, vazgeçilmez/devredilemez haklardır.
Temel insan hakları nelerdir? Yaşama hakkı Özgürlük ve kişi güvenliği hakkı Adil olarak yargılanma hakkı Düşünce ve vicdan özgürlüğü hakkı İfade özgürlüğü hakkı Eğitim hakkı Özel yaşama ve aileye saygı hakkı
İnsan haklarının temel ilkesi: İnsanlar yapı bakımından aynı ve eşittir. Kişiler siyasal iktidar karşısında cins,ırk, yaş, düşünce farkı gözetilmeksizin eşittirler.
Hak nedir? Tartışılmaz olan ve herkes tarafından kabul edilmesi gereken şeye hak denir. Her hak, kendine saygı gösterilmesini de zorunlu kılar. Bu ise, ahlaki sorumluluk ve hukuksal yaptırımlar yoluyla sağlanır.
Geçmişten geleceğe bir ideal İnsan hakları bir idealdir. Günümüzde bu konuda mükemmele erişmiş bir ülke/devlet yoktur. İnsan haklarının eğitim ve uygulamalarla korunup güçlendirilmesi gereklidir.
İnsan haklarının gerekleri nelerdir? Hukukun türetilebileceği temel ilke ve koşullardır. Çağdaş devletler bu haklara uymakla ve bunları korumakla yükümlüdür. Çağdaş devlet insan haklarına saygılıdır Yurttaşları birbirine karşı korur. Adalet düşüncesiyle hareket eder. Hukuk devletinde yöneticiler diledikleri gibi davranamaz. Bireyler ve yurttaşlar da her yerde her şeyi yapamazlar.
Haklar ve ödevler İnsan hakları bireye ödevler yükler. Bir çocuğun eğitim hakkı ailesine ve devlete, işçilerin çalışma hakkı işverene yükümlülükler getirir. Devletin ve temsilcilerinin görevi bu hakları koruyup geliştirmektir. İnsan devletten daha önemli ve değerlidir. İnsan en yüce değerdir. İnsanların ırkı, dili, inancı, cinsiyeti veya kişilik özellikleri farklı olabilir. Ama insan hakları açısından; insanlar arasındaki farklılıklar ne olursa olsun, ahlaki değer bakımından eşitlik söz konusudur.
İNSAN HAKLARI EĞİTİMİNİN ÖNEMİ Teoman KÖYLÜ Milli Eğitim Bakanlığı Müşaviri
İnsanlığın 21. yüzyıla taşıdığı yüksek ve ortak değerlerinden biri insan haklarıdır ve yüzyıla damgasını vuracaktır. Her gün yeni boyutlar kazanan insan haklarının, gelecek kuşaklara üstün ve tartışmasız değerler olarak intikal ettirilebilmesi için, insan hakları eğitiminin yaygın ve etkin bir şekilde gerçekleştirilmesi gerekir.
İnsan haklarının korunması ve yaşama geçirilmesi için kişilerin insan haklarının farkında olmaları, onları kullanma ve korumayı samimiyetle istemeleri, bu hakların neden korunması gerektiğinin bilincine vararak benimsemeleri yönünde eğitim gereklidir. İnsan hakları eğitimi; insan haklarına saygıyı gerçekleştirmenin, insan haklarını kullanma ve korumanın, demokrasiyi iyi bir yaşam biçimine dönüştürmenin, ihtiyaç duyulan "özgür, etkin ve katılımcı yurttaş" yetiştirmenin temel amaçlarındandır. Bilgilendirmenin yanı sıra ihmallere yol açan tutum ve davranışları değiştirme ve kaldırma açısından da son derece önemlidir. Günümüzde ülkelerin insan haklarına verdiği önem gelişmişlik düzeyinin temel ölçütü hâline gelmiştir.
Birleşmiş Milletler Avrupa Konseyi ve Avrupa Güvenlik ve İş Birliği Teşkilâtı başta olmak üzere, çeşitli uluslar arası kuruluşlarca hazırlanan insan hakları ile ilgili sözleşmeler ve kabul edilen belgelerde insan hakları eğitimine yer verilmiştir. İnsan hakları eğitimine yer veren ilk uluslar arası belge, 10 Aralık 1948 tarihinde Birleşmiş Milletler Genel Kurulunca kabul edilen İnsan Hakları Evrensel Beyannamesidir. Beyannamenin başlangıç bölümünde, toplumdaki tüm birey ve organların eğitim ve öğretim yoluyla iki amacı gerçekleştirmek için çaba göstermeleri istenmiştir: -İnsan haklarına ve temel özgürlüklere saygıyı geliştirmek, -İnsan haklarının ve temel özgürlüklerin evrensel ve eylemsel olarak tanınmasını ve uygulamasını sağlamak.
İnsan hakları eğitimi alanındaki en kapsamlı uluslar arası belge ise UNESCO Genel Konferansınca 1974 tarihinde kabul edilen; uluslar arası anlayış, iş birliği, barış, eğitim, insan hakları ve temel özgürlüklere ilişkin eğitim tavsiyesidir. Avrupa Güvenlik ve İş Birliği Teşkilâtı (AGİT) çerçevesinde 1975 tarihli Helsinki Son Belgesi, 1976 yılından bu yana Avrupa Konseyinin yıllık çalışma programlarının özel bir bölümü, 1978 ve 1985 tarihlerinde Bakanlar Komitesinin kabul ettiği iki kararında, insan hakları eğitimine ilişkin somut önerilere yer verilmiştir.
İnsan hakları eğitimi ve öğretimi konusunda yapılan uluslar arası toplantılarda çeşitli öneriler kabul edilmiştir. Bu çerçevede 1993 yılında Viyana'da yapılan İnsan Hakları Dünya Konferansının sonuç belgeleri olan Viyana Bildirgesi ve Eylem Programında; "insan hakları eğitim-öğretiminin, halkın bilgilendirilmesi, topluluklar arasında uyumlu ve istikrarlı ilişkileri gerçekleştirmek, güçlendirmek, karşılıklı anlayış, hoşgörü ve barışın gelişmesinde yardımcı olmak açısından zorunlu olduğu" belirtilmiştir. Konferansta, ülkelerin cehaletin ortadan kaldırılması çalışmaları ve eğitimi, insan kişiliğinin tam geliştirilmesi, insan hakları ve temel özgürlüklere saygının güçlendirilmesi için doğru yönlendirilmeleri gereği vurgulanmış, ülkelere ve kuruluşlara, resmî-özel bütün öğrenim kurumlarının müfredatlarına insan hakları, insancıl hukuk, demokrasi ve hukukun üstünlüğü konularını dahil etmeleri için çağrıda bulunulmuştur.
Bu çağrıya karşılık olarak Birleşmiş Milletler Genel Kurulu 23 Aralık 1994 tarihli kararıyla, 1994-2005 yıllarını İnsan Hakları Eğitimi On Yılı ilân ederek bir Eylem Plânı kabul etmiştir. Eylem Plânında İnsan Hakları Eğitimi On Yılı çalışmalarının uluslar arası insan hakları belgeleri hükümlerine dayalı olduğu belirtilmiştir. Bu belgeler; İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi (26. md.), Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Uluslar Arası Sözleşmesi (12. md.), Çocuk Hakları Sözleşmesi (29. md.), Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Kaldırılması Sözleşmesi (10. md.), Her Türlü Irk Ayrımcılığının Kaldırılması Uluslar Arası Sözleşmesi (7. md.), Viyana Bildirgesi (33. ve 34. Prg.) ve Viyana Eylem Programı (78-82. Prg.) olarak sıralanmıştır. Bu belgelerdeki hükümler uyarınca İnsan Hakları Eğitimi On Yılı Eylem Plânının amaçları, "Eğitim, bilgilendirme ve bilgi yayma yoluyla bilgi ve beceriler kazandıracak tutum ve davranışlar şekillendirerek evrensel insan hakları kültürünü oluşturmak" olarak tanımlanmıştır. 3 Eylül 1998 tarihinde çalışmalara başlayan İnsan Hakları Eğitimi On Yılı Uluslar Komitesi, çeşitli kamu kuruluşlarının insan hakları eğitimi ile ilgili sürdürdükleri çalışmaları değerlendirerek, kısa ve orta vadeli program hazırlığında öncelikli hedef kitleleri olarak; eğiticileri, yasa uygulayıcılarını, kitle iletişim araçları mensuplarını, sivil toplum kuruluşlarını saptamıştır. Geniş bir kesimin insan hakları eğitiminden geçirilmesini hedefleyen Komite, bu hedef kitlelere yönelik gerçekleştirilebilecek insan hakları eğitimi programının hazırlık çalışmalarını sürdürmektedir.
Türkiye'de insan hakları eğitiminin ulusal hukuktaki ilk dayanağı Anayasa'dır. Anayasa'nın Cumhuriyetin niteliklerine ilişkin 2. maddesi "insan haklarına saygı", 50. maddesi doğrudan insan hakkı olan "öğretim hakkı" ilkelerine yer vermiştir. Bu ilkeler çerçevesinde insan hakları eğitimi bir anayasal yükümlülüktür. Demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti'nde kuvvetler ayrılığı ilkesine göre, hukukun üstünlüğü, ülke yönetiminin olduğu gibi eğitim-öğretim hizmetlerinin de vazgeçilmez en temel unsurudur. Anayasamızda; bireylerin dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez, temel hak ve özgürlüklere sahip olduğu, eğitim-öğretim hak ve ödevlerinin bulunduğu ifade edilmektedir. Anayasamızın bu hükümlerine dayalı olarak Türk eğitim sisteminin genel amaç ve temel ilkelerini belirleyen 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu, 1973 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi'nce kabul edilerek uygulamaya konulmuştur. Bu kanunla; bireylerin yetiştirilmesi, eğitim hakkının kullanılması, bu hak kullanılırken, genellik ve eşitlik ilkesi çerçevesinde her bireye fırsat ve imkân eşitliğinin sağlanması, demokrasi ve lâik eğitimin düzenlenmesi ile ilgili esaslar belirtilerek özgür ve bilimsel düşünme gücü olan, kişiliği gelişmiş, "insan haklarına" saygılı bireylerin yetiştirilmesinin amaçlandığı belirtilmiştir.
İnsan hakları eğitimi alanında Türkiye'de son yıllarda olumlu adımlar atılmıştır. Bu çerçevede, İnsan Haklarından Sorumlu Devlet Bakanlığı ile Millî Eğitim Bakanlığı nın hazırladığı İnsan Hakları Eğitimi Protokolü, 14 Mart 1995 tarihinde Başbakan ve ilgili bakanlar tarafından imzalanmıştır. Protokolde, ilköğretimin ikinci kademesinde okutulan "Vatandaşlık Bilgileri" dersinin yeniden düzenlenmesi, ayrıca tüm orta öğretim kurumlarının programlarına "seçmeli" olmak üzere, "Demokrasi ve İnsan Hakları" adıyla yeni bir dersin eklenmesi öngörülmüştür. Bu süreç içerisinde insan haklarının çağdaş, evrensel ölçülere uygun bir anlayışla korunması ve geliştirilmesine yönelik çalışmalarda bulunmak amacıyla, Başbakanlığın 9/4/1997 tarih ve 1997/17 sayılı genelgesiyle oluşturulan İnsan Hakları Koordinatör Üst Kurulu, insan hakları bilincinin ülke çapında yaygınlaştırılmasına önem vermiştir.
Bu bağlamda; Öğrencilerin demokratik düşünce sistemini benimsemelerini sağlamak amacına yönelik olarak, insan hakları eğitimi, gerek disiplinler arası gerekse bağımsız ve seçmeli dersler olarak okul programlarında yer almıştır. 1997-1998 öğretim yılından itibaren uygulamaya konulan Kesintisiz Sekiz Yıllık Zorunlu Eğitimle birlikte, ilköğretim okullarında öğrencilere yurttaşlık bilinci ve demokratik davranışlar kazandırmak üzere 7. ve 8. sınıfların ders programlarına haftada birer saat"Vatandaşlık ve İnsan Hakları Eğitimi" dersi konulmuştur. Ayrıca; öğrencilerin insan hakları ve özgürlüklerini kavrayarak, kendi hakları ile toplumdaki tüm bireylerin haklarının farkında olmaları, bu hakları korumaları ve gerçekleştirmelerini sağlamak amacıyla Liselerin 3. sınıfına ait ders çizelgesinde seçmeli olarak"Demokrasi ve İnsan Hakları" dersine yer verilmiştir.
İlköğretim okullarında okutulan"Vatandaşlık ve İnsan Hakları" ile Liselerin 3. sınıfında seçmeli olarak okutulan"Demokrasi ve İnsan Hakları" derslerinde öğrencilere; * Anayasa ve Millî Eğitim Temel Kanunu'nda ifadesini bulan insan haklarına saygı ilkesinin eğitim süreci içerisinde bireylere kazandırılması, *Demokrasi ve İnsan Hakları Öğretim programında öğrencilerin; cumhuriyet rejimini benimseyen, insan hakları ve demokrasi ilkelerini, günlük yaşamlarını gerçekleştirebilen ve koruyabilen bireyler olarak yetişmeleri, *Öğrencilerin hakları ve özgürlüklerini kavrayarak, kendi hakları ile toplumdaki tüm insanların haklarının farkında olmaları, bu hakları korumaları ve gerçekleştirmeleri, *Öğrencilerin katılımcı, sorumluluk sahibi olmaları, insana, insan onuruna saygı duymaları, böylece kendileri ile barışık, toplum değerlerini benimsemiş, çağdaş uygarlık değerlerini kavramış, dünya ile barışık insan ve yurttaşlar olmaları, *Öğrenciyi merkeze alan, girişimci, üretken, kendini ifade edebilen, hoşgörülü, yeniliklere açık bireyler olarak yetiştirmek hedeflenmiştir.
Cumhuriyetimizin kuruluşunun ilk yıllarından itibaren, demokratik bir yapılanma sürecini sürekli geliştirerek yaşayan Türkiye Cumhuriyeti Devleti, uygar dünyanın benimsediği "insan hakları, demokrasi" gibi insanlığın evrensel değerlerine sahip çıkmakta ve demokrasiyi daha çok geliştirmeyi arzulamaktadır. Devletimiz, insan hakları konusunda milletimizi lâyık olduğu en yüksek düzeye çıkarma kararındadır. Demokrasi ve insan haklarına inanan dinamik bir gençlik yetişmektedir. Atatürk'ün Türkiye Cumhuriyeti'ni emanet ettiği bu gençlik, Türk toplumunun lokomotifi olacaktır. İnanıyoruz ki Türkiye, 2000'li yıllarda insan hakları alanında mevcut sorunlarını ve sıkıntılarını büyük ölçüde gerilerde bırakmış olacaktır.
|
|
+ ACELE KARAR VERMEYİN...
Çin düşünürü Lao Tzu'nun öyküsü...
Köyün birinde bir yaşlı adam varmış. Çok fakirmiş ama Kral bile onu kıskanırmış... Öyle dillere destan bir beyaz atı varmış ki, Kral bu at için ihtiyara nerdeyse hazinesinin tamamını teklif etmiş ama adam satmaya yanaşmamış..
"Bu at, bir at değil benim için; bir dost, insan dostunu satar mı" dermiş hep. Bir sabah kalkmışlar ki, at yok. Köylü ihtiyarın başına toplanmış: "Seni ihtiyar bunak, bu atı sana bırakmayacakları, çalacakları belliydi. Krala satsaydın, ömrünün sonuna kadar beyler gibi yaşardın. Şimdi ne paran var, ne de atın" demişler...
İhtiyar: "Karar vermek için acele etmeyin" demiş. "Sadece at kayıp" deyin, "Çünkü gerçek bu. Ondan ötesi sizin yorumunuz ve verdiğiniz karar. Atımın kaybolması, bir talihsizlik mi, yoksa bir şans mı? Bunu henüz bilmiyoruz. Çünkü bu olay henüz bir başlangıç. Arkasının nasıl geleceğini kimse bilemez."
Köylüler ihtiyar bunağa kahkahalarla gülmüşler. Aradan 15 gün geçmeden at, bir gece ansızın dönmüş... Meğer çalınmamış, dağlara gitmiş kendi kendine. Dönerken de, vadideki 12 vahşi atı peşine takıp getirmiş. Bunu gören köylüler toplanıp ithiyardan özür dilemişler. "Babalık" demişler, "Sen haklı çıktın. Atının kaybolması bir talihsizlik değil adeta bir devlet kuşu oldu senin için, şimdi bir at sürün var.."
"Karar vermek için gene acele ediyorsunuz" demiş ihtiyar. "Sadece atın geri döndüğünü söyleyin. Bilinen gerçek sadece bu. Ondan ötesinin ne getireceğini henüz bilmiyoruz. Bu daha başlangıç. Birinci cümlenin birinci kelimesini okur okumaz kitap hakkında nasıl fikir yürütebilirsiniz?"
Köylüler bu defa açıkça ihtiyarla dalga geçmemişler, ama içlerinden "Bu herif sahiden geri zekalı" diye geçirmişler... Bir hafta geçmeden, vahşi atları terbiye etmeye çalışan ihtiyarın tek oğlu attan düşmüş ve ayağını kırmış. Evin geçimini temin eden oğul şimdi uzun zaman yatakta kalacakmış. Köylüler gene gelmişler ihtiyara. "Bir kez daha haklı çıktın" demişler.
"Bu atlar yüzünden tek oğlun, bacağını uzun süre kullanamayacak. Oysa sana bakacak başkası da yok. Şimdi eskisinden daha fakir, daha zavallı olacaksın" demişler. İhtiyar "Siz erken karar verme hastalığına tutulmuşsunuz" diye cevap vermiş.
"O kadar acele etmeyin. Oğlum bacağını kırdı. Gerçek bu. Ötesi sizin verdiğiniz karar. Ama acaba ne kadar doğru. Hayat böyle küçük parçalar halinde gelir ve ondan sonra neler olacağı size asla bildirilmez."
Birkaç hafta sonra, düşmanlar kat kat büyük bir ordu ile saldırmış. Kral son bir ümitle eli silah tutan bütün gençleri askere çağırmış. Köye gelen görevliler, ihtiyarın kırık bacaklı oğlu dışında bütün gençleri askere almışlar. Köyü matem sarmış. Çünkü savaşın kazanılmasına imkân yokmuş, giden gençlerin sonunda ya öleceğini ya da esir düşeceğini herkes biliyormuş.
Köylüler, gene ihtiyara gelmişler... "Gene haklı olduğun ortaya çıktı" demişler. "Oğlunun bacağı kırık, ama hiç değilse yanında. Oysa bizimkiler, belki asla köye dönemeyecekler. Oğlunun bacağının kırılması, talihsizlik değil, şansmış meğer..."
"Siz erken karar vermeye devam edin" demiş, ihtiyar. "Oysa ne olacağını kimseler bilemez. Bilinen bir tek gerçek var. Benim oğlum yanımda, sizinkiler askerde... Ama bunların hangisinin talih, hangisinin şanssızlık olduğunu sadece Allah biliyor."
Lao Tzu, öyküsünü şu nasihatla tamamlamış: "Acele karar vermeyin. Hayatın küçük bir dilimine bakıp tamamı hakkında karar vermekten kaçının. Karar; aklın durması halidir. Karar verdiniz mi, akıl düşünmeyi, dolayısı ile gelişmeyi durdurur. Buna rağmen akıl, insanı daima karara zorlar. Çünkü gelişme halinde olmak tehlikelidir ve insanı huzursuz yapar. Oysa gezi asla sona ermez. Bir yol biterken yenisi başlar. Bir kapı kapanırken, başkası açılır. Bir hedefe ulaşırsınız ve daha yüksek bir hedefin hemen oracıkta olduğunu görürsünüz."
|
|
İŞİN KOMİK TARAFI Bazı çocuklara evlilik ile ilgili sorular sorulmuş. Cevaplar aşağıda... - KİMİNLE
EVLENECEĞİNİZE NASIL KARAR VERİRSİNİZ? - EVLENMEK
İÇİN EN UYGUN YAŞ KAÇ OLMALI? - ANNENLE
BABANIN ORTAK YÖNÜ NEDİR? - BİR KIZLA
BİR ERKEK ÇIKTIKLARI ZAMAN NELER YAPARLAR? - İLK
RANDEVUDAN MEMNUN KALMAZSAN NE YAPARSIN? - BİRİNİ
ÖPMEK HANGI ŞARTLARDA DOĞRUDUR? - EVLİLİK
DİYE BİRŞEY OLMASAYDI NELER OLURDU? - BİR
EVLİLİĞİ, SONSUZA KADAR SÜRDÜRMEK İÇİN NE GEREKİR? Hazırlayan: Rtn. Özlem ÇÖLKESEN |
|
90/10 SIRRINI KEŞFEDİN 90/10 Sırrını keşfedin : Bu hayatınızı değiştirecek. Bir örnek verelim. Ailenizle kahvaltı yapıyorsunuz. Kızınız, kahve fincanına çarpıyor ve bir fincan kahve gömleğinizin üzerine dökülüyor. Biraz önce olan olay üzerinde hiç bir kontrolünüz yok. Sonradan olacaklar ise sizin davranışınıza göre belirlenecek. Lanet ediyorsunuz. Kahveyi üzerinize döktüğü için kaba bir şekilde kızınızı azarlıyorsunuz. Kızınız üzülüyor ve ağlamaya başlıyor. Kızınızı azarladıktan sonra eşinize dönüyor ve kahve fincanını masanın kenarına çok yakın koyduğu için eleştiriyorsunuz. Bunu kısa bir sözlü tartışma takip ediyor. Öfkeyle üst kata çıkıyor ve gömleğinizi değiştiriyorsunuz. Aşağıya indiğinizde Kızınızı, ağlamaktan dolayı kahvaltısını bitirememiş ve okul için hazırlanamamış bir halde buluyorsunuz. Kızınız otobüsü kaçırıyor. Eşinizin işe gitmek için hemen çıkması gerekiyor. Hemen aceleyle arabanıza koşuyorsunuz ve kızınızı okula bırakmak üzere hareket ediyorsunuz. Geç kaldığınız için, saatte 30 mil hız sınırlaması olmasına rağmen saatte 40 mil hızla gidiyorsunuz. 15 dakikalık gecikmeden ve hız limitini aştığınız için ödediğiniz 80 milyon TL. trafik cezasından sonra okula ulaşıyorsunuz. Kızınız size Hoşçakal demeden binaya koşuyor. Ofise 20 dakika gecikmeyle geliyorsunuz ve evrak çantasını evde unuttuğunuzu anlıyorsunuz. Gününüz korkunç bir şekilde başladı! Devam ettikçe, kötüleşiyor, daha da kötüleşiyor sanıyorsunuz. Eve gitmeyi dört gözle bekliyorsunuz. Eve ulaştığınızda eşiniz ve kızınızla olan ilişkilerinizde araya sıkıştığınızı sanıyorsunuz. Neden? Sabahleyin nasıl tepki verdiğinize bağlı olarak! Neden kötü bir gün geçirdiniz? A) Kahve sebep oldu B) Kızınız sebep oldu C) Polis sebep oldu D) Siz sebep oldunuz Cevap D şıkkı. Kahvenin dökülmesinde sizin bir kontrolünüz yoktu. Sizin gününüzün kötü geçmesine o 5 saniye içindeki davranışlarınız sebep oldu. Olabilecek ve olması gereken ise şöyleydi. Üzerinize kahve sıçradı. Kızınız ağlamak üzere. Siz nazikçe Tamam tatlım, bir dahaki sefere biraz daha dikkatli olman gerek diyorsunuz. Havluyu kaptığınız gibi üst kata çıkıyorsunuz. Gömleğinizi değiştirip, evrak çantasını aldıktan sonra aşağıya iniyorsunuz ve aynı anda pencereden kızınızın otobüse bindiğini görüyorsunuz. Kızınız geri dönüp el sallıyor. Siz ve eşiniz ise gitmek için birlikte çıkmadan önce öpüşüyorsunuz. 5 dakika önce işe geliyorsunuz ve çalışma arkadaşlarınıza neşeli bir şekilde selam veriyorsunuz. Patronunuz ne kadar güzel bir günde olduğunuz hakkında konuşuyor. Farka bakın! İki farklı senaryo. İkisi de aynı başladı. İkisi de farklı bitti. Neden? 90/10 sırrı inanılmazdır! Çok azımız bunun farkındadır. Sonuç? Pek çok insan gereksiz yere stresten, dertlerden, problemlerden ve başağrısından acı çekmektedir. Bu sır nedir? Hayatın %10u, sizin başınıza gelenlerden oluşur. Hayatın diğer %90ına ise sizin bu başınıza gelenlere nasıl davrandığınızla karar verilir. İnsanlar anlamsız şeyler söyler ve yaparlar. İnsanlar hasta olurlar. Arabalar bozulurlar. Uçaklar geç kalır ve bütün planlarımızı alt üst ederler. Trafikte bir sürücü canımızı sıkabilir v.s. Bu %10luk kısım tamamen bizim kontrolumüz dışında gerçekleşir. Diğer %90lık kısım farklıdır. Diğer %90lık kısmı siz belirlersiniz. Nasıl? Olaylara yaklaşımınızla! Nasıl tepki verdiğinize bağlı olarak. Gerçekten olanların %10unda hiç bir kontrolünüz yok. Diğer %90ı ise sizin tepkinizle belirlenir.
|
|
TÜRKLERİN ÇOĞU OĞLAK BURCU
Türkiyede 9.801.112 kişi, Oğlak burcunu kapsayan 20 Aralık-20 Ocak günlerinde dünyaya geldi.
Bunu 7.222.148 kişiyle 20 Şubat-20 Mart günleri arasında doğanların oluşturduğu Balık burcu izliyor.
Nüfus Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü istatistiklerinden derlenen bilgiye göre, 30 Haziran 2003 tarihi itibariyle Türkiyede 9.801.112 kişi 20 Aralık-20 Ocak günlerinde (Oğlak burcu), 7.222.148 kişi de 20 Şubat-20 Mart arasında (Balık burcu) dünyaya geldi.
21 Ocak-19 Şubat günleri arasında (Kova burcu) 6 milyon 640 bin 951 kişi doğarken, bunu 21 Nisan-21 Mayıs arasında doğan 6 milyon 440 bin 253 kişiyle (Boğa burcu) izledi.
21 Mart-20 Nisan günleri arasında (Koç Burcu) 5 milyon 853 bin 771, 22 Mayıs-21 Haziran arasında (İkizler burcu)a 5 milyon 614 bin 298 kişi bulunurken, 22 Haziran-23 Temmuz arasında (Yengeç burcu) 5 milyon 103 bin 557, 24 Temmuz-23 Ağustos arasında (Aslan burcu) 4 milyon 986 bin 604, 24 Ağustos-23 Eylül günleri arasında da (Başak burcu) 5 milyon 393 bin 837 kişi yer alıyor.
İstatistiklere göre, 24 Eylül-23 Ekim günleri arasında (Terazi burcu) olanların sayısı 5 milyon 314 bin 695, 24 Ekim-22 Kasım arasında (Akrep burcu) olanların sayısı 4 milyon 282 bin 547, 23 Kasım-22 Aralıkta (Yay burcu) ise 4 milyon 127 bin 795 kişi dünyaya geldi.
ASTROLOG GÖRÜŞÜ Astrolog Özden Görsev, Türkiyede oğlak ve kova burcundaki kişi sayısının çok olmasının iyi olduğunu bildirdi. Oğlak burcunda doğanlar arasında geri planda güçlü liderlerin çıktığını belirten Görsev, oğlakların genellikle yapılandırıcı, yapıcı, ciddi çalışma karakterine sahip olduğunu söyledi.
Kova burcu insanının, Neptünün sert etkilerinden çok etkilendiğini, bu yüzden uyuşturucu ve alkole daha kolay bağımlı olduklarını öne süren Görsev, şunları söyledi: Renkli boş hayal dünyasına yatkınlardır. Kovalar rahatlığı sever, marjinalliğe açıktık. Keşke ülkemizde Yay ve Aslan burcu doğumlular çok olsaydı. Aslan, cesur yürekli, serin kanlı, hedefe kilitlenen ve lider kişilerin özelliğidir. Yaylar da işbirliğine açık, toplumcudur.
Yorum : ------------- Bu toplumun neden hep kurbanlık olarak görüldüğü artık tamamen ortaya çıktı.. Yoruma ne gerek var.. |
|
KİTAP KÖŞESİ KÜÇÜK ADIMLAR BÜYÜK SONUÇLAR - ROGER FRITZ Hayat bir dizi küçük olaydan ibarettir. Bunlardan herhangi biri büyük sonuçlar getirebilir. " Durup hayatımdaki dönüm noktalarını düşündüğümde,birçoğunun o anda neredeyse farkına bile varmadığıma hayret ederim." Dic Murphy, DLP Coatings Ltd. Kurucusu ve Başkanı " İnsan ne yaratıyorsa, odur." Yani, ne olduğumuz başımıza gelen küçük şeyleri ilerlemek için fırsatlara nasıl dönüştürdüğümüze bağlıdır. Elimizdeki kitap bunu destekleyen örneklerle dolu. Kişisel gelişimin iş hayatındaki ilerlememizden ayrılamayacağı görüşüyle, Dr. Fritz birey, aile, dostluklar, çevreye katkı; sporda, iş hayatında başarı gibi hayatın bütününü oluşturan parçalara yaptığı yumuşak geçişlerle, küçük şeylerin büyük sonuçlarına değiniyor. Dr. Roger Fritz'in yayınlanmış otuz sekiz adet kitabı on yedi dile çevrilmiş ve otuz bir ülkede basılmıştır. Bunların içinde, çok satanlar listesine girmiş ve ayın kitabı seçilmiş olanlar, ödül kazananlar bulunmaktadır. Fritz, Amerika'nın önde gelen Performansa Dayalı Yönetim ve bireyler için değişim gereklilikleri otoritelerinden biridir. Fortune 500 şirketlerinden aile şirketlerine kadar pek çok kuruluş onun önerilerinden yararlanmıştır. Dr. Fritz 300' aşkın müşterisine hizmet sunarken , her ay seminerler vermeye de vakit ayırıyor. İş hayatına yönelik aylık ve haftalık dergilerdeki makale ve yazılarıyla milyonlarca okura ulaşmaktadır. Roger, " yaşam beklentidir" sözüne kuvvetle inanır ve bu ilkenin nasıl hayatları değiştirdiğini ve başarı getirdiğini çarpıcı biçimde anlatır. Sunumları , kendine özgü mizah, esin kaynakları , pratik öneriler ve kişisel sorumluluğun etkisi üzerine kendine özgü bir karışım sergiler. " Küçük Adımlar, Büyük Sonuçlar kitabını okuduktan sonra , hayatınızdaki pek çok şeyin kıymetini bilmezlik edemeyeceksiniz; bunu garanti veririm." John Gifford , Equipment Manufactureres Institute Danışmanı Hazırlayan: Rtn. Özlem ÇÖLKESEN |
|
SEVGİLİ ROTARACTLARIMIZDAN
HAYATIN ALTIN KURALLARI
*Yeniliklere
açık ol, ama ille de değişmeye çalışma. Hazırlayan : Rtc. Nazik Erdoğan |
|
Sevgili Dostlar, Bu hafta her zamanki saatte Sheraton Oteldeyiz. Toplantımız GENEL KURUL olarak yapılacak. İlginizi çekeceğini düşündüğümüz yazılar derledik sizlere. Umarız beğenirsiniz.
Hepinize Sevgi ve Saygılar... |