Adres :Sinan Mah. Arık Cad. No:35/4 Gerçek Apt.Kat:1   Antalya          Dönem: 2003-2004         Sayı : 21
Tlf:0.242.3117273 Fax :0.242.3117246  E-mail: antalya_rotary@yahoo.com Web :http://www.antalya-rotary.org.tr

2003-2004 Dönem Başkanı
Aytaç KÜÇÜKÜNAL
As Başkan 
Havva İşkan IŞIK
Sekreter
Salih PEKER
Sayman
Ege ALTAY
Üye
Yavuz CANÖZ
Meslek Hizmetleri Ana Komite Başkanı
Ahmet FIĞLACI
Toplum Hizmetleri Ana Komite Başkanı
M.Oktay YİĞİTBAŞI
Gençlik Hizmetleri Ana Komite Başkanı
Melike YÜCEL
Uluslar Arası Hizmetler ve Rotary Vakfı Ana Komite Başkanı
Levent İÇEL
 
2003-2004 Dönem
UR Başkanı
Jonathan B. MAJIYAGBE

2003-2004 Dönem
UR 2430. Bolge Guvernörü
Yılmaz ÖNEL


2003-2004 Dönem

X. Grup Guvernör Yardımcısı
Osman BERBEROĞLU  

 

G E Ç E N       H A F T A

Antalya Tenis İhtisas Kulübü 04.12.2003   -   1314/23    

Toplam Üye

55 + 12

 

KONUŞMACI

GÖKSEL  KUMSAL

Katılan Üye

38 +03

KONU

SOKAK ÇOCUKLARI

Katılım

% 69

KONUKLAR

TELAFİ  KARTI

EVREN VECEL

BASIN

HAVVA IŞIK

MÜNSTER RÜCHHAUS

SÜLEYMAN EVREN

ANTALYA ROTARACT BAŞKANI

    MAZERET BİLDİRENLER

BARIŞ YILMAZ

ANTALYA RTC. KULÜBÜ

SALİH PEKER

   ANTALYA DIŞI

CAN TUNCAY

ANTALYA İNTERACT BAŞKANI

SERDAR AKAYDIN

     “             “

 

ORHAN ŞENOĞLU

 

 

TOPLANTI   NOTLARI

 

BAŞKAN AYTAÇ KÜÇÜKÜNAL:“Değerli Rotary Ailem !

Açlığı, sefaleti, cehaleti ortadan kaldırmak, sağlıklı bir toplum yaratmak için uzatalım ellerimizi diyerek 1314.nci toplantıyı açıyorum.”

Öncelikle hepinizin geçmiş bayramlarını tekrar kutluyorum.

İki duyurum var.

İlki 6 – 7 Aralık’ ta Ankara’ da vakıf eğitim seminerimiz var. Bu seminere Levent İçel ve Oktay Yiğitbaşı katılacaklar.

İkinci olarak  uzun ve kısa dönem gençlik değişim programıyla ilgili 10 Aralık 2003 tarihine kadar olan başvuru süresi araya bayram girmesi nedeniyle guvernörlük tarafından 05 Ocak 2004 tarihine kadar uzatılmıştır.”

Başkan duyurulardan sonra bir süredir yurtdışında bulunan üyemiz Havva Işık’ a söz verdi. Havva Işık Almanya’ daki çalışmalarını ve Rotary izlenimlerini aktardı bizlere.

 

Antalya Rotary Kulübü’nün 4 Aralık 2003 Perşembe günkü toplantısının konuğu Best Haber Ajansı sahibi Celal VECEL’di.

Celal VECEL’i konuk olarak toplantıya davet eden Rtn. Göksel KUMSAL konuşma konusunu “SOKAK ÇOCUKLARI” olarak belirledi...

Toplumda giderek büyüyen sosyal bir sorun haline gelen SOKAK ÇOCUKLARI ile ilgili kapsamlı bilgiler sunan Göksel KUMSAL; Antalya’nın turizm ile ışıldayan yüzünü ve sokak çocuklarının yarattığı kent terörü ile karanlıklaşan diğer yüzünü gözler önüne serdi...

Antalya’nın ılıman ikliminin sokakta yaşamayı hedeflemiş ya da başka illerden evden kaçan çocuklar için ideal bir ortam yarattığının altını çizen KUMSAL; tüm Türkiye’de kayıtlara geçmiş 34.000 sokak çocuğunun olduğunu belirtti...

Her yıl bu sayıya 4.000 sokak çocuğunun eklendiğini belirten KUMSAL; önlem alınmadığı takdirde sorunun artan bir trend sergileyeceğine dikkat çekti... Konuşmasına Antalya özelinde devam eden KUMSAL; Antalya Valiliği’nin Sokak Çocukları için başlattığı planlı mücadeleden başlıklar halinde bilgi verdi...

 

Önce sorunu tanımlayan, daha sonra da sorunun çözümüne yönelik eylem planı tasarlayan Antalya Valisi Alaaddin YÜKSEL’in çalışmalarını aktaran KUMSAL “SOKAK ÇOCUKLARI REHABİLİTASYON PROJESİ üst başlığında yürütülen çalışmaların ana eksenini “kaynağın kurutulması” oluşturuyor. Bu kapsamda Antalya Otogarına eğitimli bir ekip konuşlandırıldı. Bu ekip; diğer illerden gelen yolcular arasındaki potansiyel sokak çocuklarını tespit ediyor ve çocukdan ailesine ulaşan bir zincir oluşturuluyor. Ve çocuk ailesine teslim edilerek aileye eğitim veriliyor; gerekirse Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı’ndan maddi yardım sağlanarak çocuğun sokağa düşme riskleri en aza indirgeniyor. Bununla birlikte sokakta yaşayan ve evi/adresi bulunmayan çocuklar için yapımı devam eden “Sevgi Köyü” projesi de çocukların sokaktan alınarak psikolojik tedavileri ile birlikte meslek sahibi yapıldığı ve her türlü sosyal aktivite olanağı sağlanan çok amaçlı bir kompleks. Bu kompleksin önümüzdeki aylarda tamamlanması ile Sn. Vali YÜKSEL Antalya’ya mükemmel bir tesis armağan etmiş olacak. Böylece Sn. VALİ’nin bir önceki görev yeri İZMİR’de olduğu gibi; kentimizde de SOKAK ÇOCUKLARI sendromu sona erecek. Toplumda yaşayan herkesin sosyal sorumluluk duygusu ile Sn. VALİ’ye destek vermesi geleceğimizi kurtaracaktır.” diyerek sözlerini tamamladı...

 

Daha sonra sokak çocukları ile ilgili Farkındalık yaratmak üzere hazırlanan 18 dakikalık belgesel izlendi.

Belgesel izlencesinden sonra kürsüye gelen, belgeselin kameramanı Sn. Celal VECEL; sokak çocuklarını kendi yaşam alanlarında görüntülerken yaşadığı anları nakletti.

Sn. VECEL yaşamsal riskleri göze alarak bu görüntüleri çektiklerini anlatırken; bir birey olarak kendisinde hissettiği toplumsal sorumluluk duygusu ile hiçbir maddi bedel olmadan bu belgeseli Antalya Valiliği’ne sunduğunu açıkladı. 

 

 

 

 

   B U   H A F T A

       Talya Oteli - 11.12.2003 - 1315 / 24

 

KONUŞMACI

Prf.Dr.MEHMET AKTEKİN

MÖNÜ

KONU

TIP EĞİTİMİNDE YENİ YAKLAŞIMLAR VE TÜRKİYE

KÖFTE, ÇOBAN SALATA,BADEM TATLISI

DOĞUM GÜNLERİ

EVLENME YILDÖNÜMLERİ

17.12.2003

BAHA KIZILIRMAK (FATMA KIZILIRMAK EŞİ)

 17.12.2003

  BERNA-OSMAN BİLGEN

 

  

 

                         

                     ROTARY  YAZILARI- DUYURULAR

 

DUYURU - 1

 

Değerli Başkanım,

Mersin Kız Kalesi Rotary Kulübü tarafından 20 – 25 Nisan 2004 tarihleri arasında Antalya – Belek Gloria Golf Resort ve Xanadu Otellerinde düzenlenecek olan UR. 2430. Bölge BES – Asamblesinin katılım formları en son düzenlenen bölge kılavuzuna göre kulüp üye sayısınca size ekte gönderilmiştir.

 Rotary ailemize yeni katılan üyelerimiz için isimsiz 3 adet katılım formu ilave edilmiştir.

100. Yıl. Evet Başkanım... Yüzyıldır yorulmadan, bıkmadan dünyaya hizmet eden bir organizasyonun 100 yıllık birikimlerini yüreğimizde hissetme fırsatını bulacağız. Dünyanın bir çok ülkesinden Rotaryen dostlarımızın da bize eşlik edeceği katılımı ve heyecanı yüksek bir organizasyonda  buluşmak en büyük dileğimizdir.Unutmayalım ki,bu buluşma,100 yılın toplam buluşmasıdır. Rotaryen Sevgi ve Saygılarımla,

 

                                                                                        Rtn.Mesut ÖZCÖMERT

                                                                                           U.R 2430.Bölge

                                                                            Asamble Organizasyon Komite Başkanı

 

DUYURU –2

 Değerli Başkan’ım,

 Ankara Emek Rotary Kulübü tarafından 17-20 Haziran 2004 tarihleri arasında Antalya-Lara Titanic ve Lares Otellerinde düzenlenecek olan UR.2430.Bölge Konferansının katılım formları en son düzenlenen bölge kılavuzuna göre kulüp üye sayısınca size ekte gönderilmiştir.

Ayrıca Rotary ailemiz içerisine yeni katılan üyelerimiz için isimsiz üç adet katılım formu ilave edilmiştir.

Kayıt formlarını sevgili üyelerimize teslim ederken ekte gönderilen imza föyünü imzalatmanızı ve bu föyleri 0312 446 63 92 nolu telefona fakslamanızı önemle rica ederim.

Ümit ederim ki nice güzelliklerle dolu bir Bölge Konferansını üyelerinizin yüksek katılımlarıyla birlikte yaşarız.

Sizleri en iyi şekilde ağırlayabilmek için Kulüp Başkanım Devrim EROL şahsım Ankara Emek Rotary Kulübünün Bütün üyeleri ve eşlerimizin şimdiden çalışmalara başladık.

Doğabilecek ufak tefek yanlışlarımız için başta siz başkanlarım olmak üzere tüm üyelerimizin  Rotary hoş görünüze sığınıyoruz.

 

                   Rotaryen Sevgi ve Saygılarımla

 

                   GDB.Yalçın AKÇAY

                   UR 2430.Bölge Konferans Organizasyonu

                   Komite Başkanı

                   2003-2004         

 

          

 

 

 

 

 

 

DUYDUNUZ MU ?

 

KİTABA NE KADAR PARA VERİLİYOR  

 

Bir istatistiğe göre dünyada kitaba ödenen paranın oranları şöyle:

Bir Norveçli  137 dolar

Bir Alman     122 dolar

Bir Belçikalı, İsviçreli ve Avusturyalı 100 dolar

Bir Amerikalı 95 dolar

Bir İngiliz, Fransız, İtalyan, Singapurlu, Japon, Güney Koreli,İspanyol  39 dolar

 

Dünyada kişi başına kitap harcaması 1.3 dolardır.

 

Bir Türk ise kitaba 45 sent veriyor.

 

Kişi başına bir yılda;

 

İsrail’de 1169 kişiye 1 kitap

Almanya’da 1022 kişiye 1 kitap

Japonya’da 600 kişiye 1 kitap

 

Türkiye’de 10.600 kişiye 1 kitap düşüyor.

 

1999 yılında yapılan bir araştırmada gazete okuma alışkanlığı ile ilgili bazı ülkelerin durumu şöyledir:

1000 Norveçliden 558’i,

1000 Japondan 557’si,

1000 Finliden 443’ü,

1000 İsveçliden 430’u

1000 Kostarikalıdan  412’si,

1000 Arjantinliden 62’si,

1000 Türkiyeliden 61,

1000 Çinliden 36’sı,

1000 Hintliden 28’i,

1000 Ukraynalıdan 3’ü gazete okuyor.

 

TÜRK HALKININ YÜZDE 12’Sİ OKUMA YAZMA BİLMİYOR

 

A&G Araştırma Şirketi’nin Türkiye genelinde yaptığı araştırma sonuçlarına göre, Türk halkının yüzde 12’si lise, yüzde 13’ü ortaokul, yüzde 7’si ise üniversite veya yüksek okul mezunu.

 

Türkiye genelinde yüzde 12 olan okuma yazma bilmeme oranı erkeklerde yüzde 5 iken, kadınlarda yüzde 19’a kadar yükseliyor. Yüzde 7 olan üniversite veya yüksek okul mezunluğu, kadınlarda yüzde 5, erkeklerde ise yüzde 9 oranında.

 

44 yaş ve üstü grupta yüzde 27 olan okuma yazma bilmeme oranı orta yaş grubunda yüzde 8’e genç yaş grubunda ise yüzde 3’e kadar düşüyor.

 

Düşük gelirlilerde binde 4 olan üniversite veya yüksek okul mezunluğu gelir yükseldikçe yüzde 3.0’lere ve en yüksek gelir grubunda yüzde 17’ye çıkıyor. Türkiye genelinde yüzde 12 olan okur yazar olmama durumu ise, düşük gelirlerde yüzde 21 iken, gelir arttıkça yüzde 3’e kadar düşüyor.

 

Kırsal bölgelerde yaşayan halk, kentlilere ve büyük şehirlilere oranla ortalamanın üzerinde eğitimsiz ya da düşük eğitimli. Kırsal alanda yaşayan halkın yarısı (yüzde 49) ilkokul mezunu iken, yüzde 16’sının okuma yazması yok. Büyük şehirlerde yaşayanlara yüzde 14 olan üniversite/yüksek okul mezunluğu, kırsal alanda yüzde 3’e kadar düşüyor.

 

Coğrafi bölgeler açısından halkın eğitim durumuna bakıldığında, okur yazar olmama durumu Güneydoğu Anadolu’da yüzde 30’a kadar çıkıyor. Diplomasız okur yazarlık Doğu Anadolu’da yüzde 9 oranıyla, Türkiye genelinin yüzde 5.2 üzerinde. Marmara ve İç Anadolu ise, Türkiye ortalamasının üzerinde üniversite veya yüksek okul mezunlarının yaşadığı bölgeler.

 

1992 yılının Kasım ayında Türkiye genelinde 2535 kişiyle yapılan araştırmada Türk halkının yüzde 17’sinin okuma yazmasının olmadığı ve yüzde 7’sinin diplomasız okur yazar olduğu ortaya çıkmış. Nisan 1999’da 3 bin 565 kişiyle görüşülen araştırmada ise bu oranların sırasıyla yüzde 12 ve yüzde 5’e düştüğü görülüyor.

 

 

 

 

 

 

 

    SİZİN KÖŞENİZ

İçsel internetiniz – Your InnerNet (1)

 


1960 yılında daha biz henüz parkalı komünizmi, üniversite işgallerini, yokluğu, açlığı, sefilliği, karaborsayı, benzin, gazyağı ve tüp kuyruklarını, muhtırayı ve darbeyi tartışırken Amerika’da Len Klainrock diye bir araştırmacı ‘Man Computer Symbiosis’ adı ile sonu internete varacak dünyanın ilk ‘packet switching’ kitabını çıkartmıştı. (Packet Switching, mesajların gönderilmeden önce paketlere bölünmesini ve her mesajın ayrı bir paket olarak yollanmasını ve hedefe ulaştıktan sonra yeniden bir araya getirilerek orjinal mesajı oluşturmasını ifade eder. Symbiosis ise, birbirinden farklı canlıların ortak yaşayışı demektir.)
 

Düşünebiliyor musunuz? Yıl 1960. Bizim takvimlerde 27 Mayıs 1960 askeri darbesi ve 17 Eylül 1961 İmralı Adası’nda bir başbakanın idam edilişi gösteriliyorken, elin oğlu ‘insan ve bilgisayarın ortak yaşayışı’ adıyla kitaplar basıp, değil canlıların canlılarla iletişimi, canlıların cansızlarla iletişiminde yeni yeni teoriler geliştirip, hayatı kolaylaştıran buluşlara imza atıyordu.

 

Adına insan denilen, aynı etnik kökene ve hatta daha ileriye gideyim aynı vatana, bayrağa ve dine sahip canlılar olarak burada biz birbirimizi boğazlarken, cansız, ruhsuz, kalpsiz, gönlülsüz, kafasız, geri zekalı aptal makineler, insanla tam da onun isteği ve ihtiyacı doğrultusunda iletişime geçmesi için programlanıyordu. Bizlerse, her ne hikmetse bir türlü karşılıklı iletişime geçmeye programlayamadık kendimizi. Ne de başkalarını programlayabildik. 

 

Bundan tam 38 yıl önce 1960 yılının tatlı bir sonbahar ekimi sabahı Lincoln Labs’ta dünyada ilk kez 2 bilgisayar karşılıklı olarak konuştular. Biz ise o sıralar karşımızdakileri susturma savaşındaydık. Ne pahasına olursa olsun sadece ve sadece konuşma ve ne pahasına olursa olsun karşımızdakileri susturma savaşındaydık. Hatta ebediyyen susturma savaşındaydık demem daha doğru olur. Elalem cansız maddelere hayat verme savaşı verirken, biz resmen adam öldürüyorduk yahu.

 

1 yıl sonra 1966 yılında Bob Taylor 3 bilgisayarın karşılıklı konuşabileceğini iddia etti. Biz ise daha iki kişiyle bile karşılıklı konuşma yeteneğine sahip değilizdir, o zamanlar. Konuşanı sustur, iş yapanı durdur dönemidir, yaşadığımız. Daha henüz iki kişi karşılıklı bir araya gelme özürlü bir millet, nasıl üç kişinin karşılıklı konuşması ve iletişime geçmesini sağlayabilir ki? Bizim karşı karşıya gelmemiz, birimizden birimizin yok olması ve hatta ölmesi anlamına geliyordu. Ve bunun içindir ki, gözüm görmesin seni,  gözüme gözükme sakın laflarının revaçta olduğu dönemlerdi.

 

1969’da internetin müjdecisi olan ARPAnet (United States Defense Advanced Research Project Agency) kuruldu. İlk mesajı California Universitesinde UCLA kampüsü ile Stanford Research Institute arasında gerçekleştirildi. İlk mesaj Log-in... Crash’dı. Bildiğim kadarıyla login bir bilgisayar veya network siteminin sizi tanıması ve farkınıza varmasıyla işleme başlamanızı sağlaması anlamına geliyor. Mesajın son kısmındaki ‘crash’ ise çarpışmayı, patırtıyı, gürültüyü, çökmeyi ve parçalanmayı ifade ediyor. O tarihlerde biz daha çok mesajın ikinci kısmı ile ilgileniyorduk. Küüüütttt! Crash... Kim olursa olsun karşımızdaki, göçertme yarışındaydık. Çarpışmalar, patırtılar, gürültüler gırla gidiyordu.

 

ARPA 1969’da üçüncü bağlantısını Kasım ayında University of California, Santa Barbara’da ve  dördüncü bağlantısını Aralık ayında University of Utah’da yapmayı başardı. Dikkat ediyor musunuz değerli okurlarım. Bizdeki rektörlerin gündemi ile eldeki rektörlerin gündem farklılığını. Bizde yıl 2003 ve hala üniversitelerimizi teslim ettiğimiz rektörlerimizden şöyle yüreğimizi serinleten bir buluş, bir icat bir müjde alamıyoruz. Amerikalılar 1969’da 4’lü interneti başarıyorlar ama biz 2003 yılında dörtlü konuşmayı başaramıyoruz.

 

Merhum Özal’ın en büyük heyecanı dört eğilimi bir araya getirmekti. Sağlığında ve ANAP’ın yükselme döneminde bunu biraz başardı da. Ama şimdi halimiz içler acısı. Üniversitelerimizi savaş alanına çevirmişiz. Basına sadece laik anti-laik kavgası yansıyor. Ama içeriye girdiğinizde daha vahim kavgalara şahit oluyorsunuz. Peki bu mu olmalıydı bizim kaderimiz? Hem bir arada duramayan dört eğilim, adına ilim yuvası denilen yerlerde bir arada duramıyor da, her ne hikmetse iş yerlerinde 104 eğilimi bile bir arada görebiliyoruz. İş yerlerinde oluyorsa, sanatta, sporda, müzikte oluyorsa, siyasette ve üniversitede niçin olmuyor bu iş acaba?

 

1971’de TIP (terminal interface processor) ve NCP (Network Control Protokol) Ağ Kontrol protokolü ismi verilen bir protokol ile çalışmaya başlandı. Ve ARPANET içinde ilk e-mail gönderimi başarıyla gerçekleştirildi. 1972’de ilk basit e-mail programı SNDMSG (Send Message – mesajını yolla) ve READMAIL, (mesaj oku), 1978’de TCP ve IP protokolü, 1983’de edu-gov-com-org-net ve int olmak üzere 6 domain adı sistemi gerçekleştirildi.

 

Ve 1981 yılında IBM PC geliştirildi. 2 yıl sonra  NCP'den  daha fazla yeni olanaklar getiren yeni bir protokol, 1 Ocak 1983 tarihinde İletişim Kontrol Protokolu (Transmission Control Protokol/ internet protokol - TCP/IP) adıyla ARPANET içinde kullanılmaya başladı. TCP/IP bugün varolan internet ağının ana halkası olarak yerini aldı.

 

Bu protokol ile network’e bağlı olmayan bilgisayarlar arasında da bilgi alışverişi ve iletişim mümkün olmaktaydı. Aman dikkat can dostlarım. Dünyayı değiştiren en büyük buluştur bu. Aynı networke bağlı olmayan bilgisayarlar arasında bilgi alışverişi mümkün olmasaydı, interneti filan unuttuğumuzun resmiydi.

 

Bu teknolojik olguyu, insan ilişkilerine uyarladığınız zaman ortaya müthiş bir sır çıkar. Aynı network’e bağlı olan insanların da uyumla, ahenkle, sevgiyle, kardeşlikle birbiri ile iletişime geçmesi. Aynı network. Yani aynı aile, kan bağı, dil bağı, din bağı, cinsiyet bağı, milliyet bağı, hemşehrilik, kurumdağlık, takımdaşlık v.s. daha bir sürü ortak paydanın olmadığı bir ortamda, sizinle aynı ortak özelliklere sahip olan kişi ve kurumlarla da insanca iletişebiliyorsunuz. Dünyamızın kurtuluşu anlamına gelen bu yeteneğe kavuştuğumuz an, daha huzurlu bir yaşantımız olacak inanın.

 

Haftaya your inner net 2’de görüşünceye dek, iletişime geçmek için aynı network’ün içinde hapis kalmayın. Dışa açılın. Yeni dostluklar, yeni görüşler, yeni kitaplar, yeni bilgiler kazanın. Sanal bile olsa, sevgi yayın dünyaya. Aranızdaki dostluğu arttırın. Ve aranızda bana da bir kişilik yer ayırın, olmaz mı

 

Münir Arıkan

 

 

 

 

 

 

    SİZLER’DEN


HAYATA BAKIŞ AÇISI

 

Bir zamanlar, büyük bir dağda kartallar yuva yapmışlar.

Bir kartalda 4 tane yumurtası ile bu dağda yaşıyormuş. Bir gün deprem olmuş ve yumurtalardan bir tanesi dağdan yuvarlana, yuvarlana, vadide yer alan bir çiftliğe kadar gitmiş.

Bu çiftlik tavuk çiftliğiymiş. Çiftlikte tavuklar, bu değişik ve normalden büyük yumurtayı sahiplenmeye karar vermişler. Yaşlı bir tavuk bu yumurtayı ve içinden çıkacak yavruyu, koruması altına almış.

Bir gün, küçük kartal doğmuş . Çevresinde tavuklar görmüş ve kendini bir tavuk zannetmiş. Bütün tavuklar da ona bir tavuk gibi davranmışlar. Ailesini de çok seviyormuş. İçinden bazen kimim? Sorusu geçiyormuş ama o bir tavukmuş. Bunu böyle bilmeliymiş. Bir gün çiftlikte oyun oynarlarken, yukarı baktığında bir grup kartalın özgürce uçtuğunu görmüş.

"Aman Allahım, ne kadar güzel uçuyorlar. Bende onlar gibi uçmayı çok isterdim" demiş.Tavuklar,bu düşünceye hep birlikte gülmüşler. "Sen bir tavuksun ve tavuklar uçamazlar" demişler. Küçük kartal, artık daha sık gökyüzüne bakıyor ve uçan kartallar gibi uçmak, özgür olmak istiyormuş.

Ne zaman bu düşüncesinden arkadaşlarına, ailesine bahsetse, hep şu cevabı alıyormuş "Sen bir tavuksun. Bırak bu hayalleri." Zamanla, küçük kartal da bu düşünceyi kabul etmiş. Hayal kurmaktan vazgeçmiş, ve hayatını bir tavuk olarak yaşamaya karar vermiş.

Ve hayatının sonu geldiğinde de bir tavuk! olarak ölmüş.

 

Mesaj: Ne olduğunu düşünürsen, o olursun. Eğer, hayatınızın herhangi

bir zamanında , kartal olma hayalini kurarsanız, hayallerinizi takip

edin. Tavukların sözlerini değil...

 

Yaşar SÜZEN

 

 

 

BİR  ŞİİR


KARINCANIN ÖLÜMÜ

Bir acı duyulmalı
Karıncanın ölümüne
Küçükte olsa
Kara da olsa
Bir yokluğu olmalı
Karınca kararınca

Ekmeksiz bırakmadı
Çocuklarını
Bazen topallarkan bile
Karınca yüklendi
Kararınca
Boy boy taşıdı yuvasına
Yiyeceklerini

Sürüklene yuvarlana
Gün doğmadan uyanırdı karınca
Çalışırdı
Şu topraktaki yuvasında

Şu minicik deliğinde
Karıncanın alın teri vardı.
 
Öldü karınca yol kenarında
Delik bir pabucun tam topuğunda
Sebebi sorulmadı
Katili aranmadı
Karıncanın

Küçük ufacık olunca
Ölümü de hoş görüldü.
Eşi dostu toplanıp
Sıra sıra
Sürüklediler kara bedenini
Bilinmeyen topraklara.
Bir acı duyulmalı
Ölümüne karıncanın
Yuvasına bakardı demeli
Çalışırdı, tapınırdı
Severdi elbet
Kendi kararınca
Küçük karınca.  

Ve karınca mutlaka
Bilmeden ezilmeli.

 Rengin Nadir 

 

 SİZLER’DEN

 

 

   KİTAP KÖŞESİ
  VERONİKA ÖLMEK İSTİYOR - PAULO COELHO

   Veronika Ölmek İstiyor, Brezilyalı yazar Paulo Coelho'nun en güzel
kitaplarından... Yayınladığımız öbür romanlarında olaylar hep geçmiş
dönemlerde geçiyordu, oysa bu romanda olaylar günümüzde geçiyor, hem de oldukça yakınımızda: Bosna ile sınır komşusu olan Slovenya'da...

Veronika, görünüşte, her istediğine sahip bir genç kadındır; renkli bir yaşam sürer, yakışıklı erkeklerle gezip tozar, ama mutlu değildir. Yaşamında bir şeylerin eksikliğini hissetmektedir. Bir gün ölmeye karar verir. Aşırı dozda ilaç alınca hastaneye kaldırılır. Orada kendisine birkaç günlük ömrü kaldığı
söylenir. Akıl Hastanesinde kaldığı sürece çeşitli insanlarla, çeşitli
dünyalarla tanışan Veronika, yabancısı olduğu yeni duyguları keşfeder: kin,
korku, aşk, hatta cinsellik. Ölümü beklerken çevresindeki insanları
gözlemlerken, Veronika, varoluşunun her dakikasının yaşamla ölüm arasında  bir seçim olduğunun farkına varır.

 Paulo Coelho, bu kitabında, çağımız insanını rahat bırakmayan delilik olgusunu işliyor; toplumun normal kabul ettiği kalıpların dışına düşen insanları anlatıyor.

Veronika Ölmek İstiyor, farklı düşünceleri yüzünden sık sık başka insanların önyargılarını göğüslemek zorunda kalanlar için değişik bir yaşam tarzı bulma ihtiyacını irdelerken, insanlığın temel sorunlarından birini  içeriden bir yaklaşımla ortaya koyuyor

Hazırlayan: Rtn. Özlem  ÇÖLKESEN  

 

  SEVGİLİ ROTARACT’LARIMIZDAN


KERTENKELENİN AŞKI


Bu aşağıda anlatacağım hikaye Japonya'da yaşanmış gerçek bir olaydır. Evini yeniden dekore ettirmek isteyen Japon bunun için bir duvarı yıkar. Japon evlerinde genellikle iki tahta duvar arasında çukur bir boşluk bulunur. Duvarı yıkarken, orada dışardan gelen bir çivinin ayağına battığı için sıkışmış bir kertenkele görür. Adam bunu gördügünde kendini kötü hisseder ve aynı zamanda meraklanır da kertenkelenin ayağına çakılmış çiviyi görünce. Muhtemelen bu çivi 10 yıl önce, ev yapılırken çakılmıştı.Nasıl olmuştu da kertenkele bu pozisyonda hiç kıpırdamadan 10 yıl boyunca yaşamayı başarmıştı ? Karanlık bir duvar boşluğunda hiç kıpırdamadan 10 yıl boyunca yaşamak çok zor olmalıydı. Sonra bu kertenkelenin 10 yıldır hiç kıpırdamadan nasıl 10 yil yaşadığını düsündü. Ayak çivilenmisti!!
Böylece çalışmayı bırakır ve kertenkeleyi izlemeye başlar, ne yiyor acaba?
Sonra nereden çıktığını farkedemediği baska bir kertenkele gelir ağzında taşıdığı yemekle...
İnanilmaz!!! Adamı sersemletir gördüğü manzara. Bu nasıl bir sevgi? Ayağı çivilenmiş kertenkele, 10 yıldır diğer kertenkele tarafindan beslenmekteydi...
Bu hikayeyi ilk duyduğumda çok etkilendim ve aralarındaki muhtemel ilişki turunu düsünmekten vazgeçtim: eş, arkadaş,sevgili,abi, kızkardeş.......
Teknoloji ilerledikçe bilgiye ulaşmamız hızlandıkça hızlanıyor. Fakat insanlar arasındaki mesafe, o da aynı hızda birbirine yaklaşıyor mu acaba?

SiZi SEVENLERi ASLA TERKETMEYiN, UNUTMAYIN ONLARI.
 
Rtc.Ali KEMERLİ

 

 

 

 

Sevgili Dostlar,  

Uzun bir bayram tatilinden sonra ilk toplantımızı yaptık bu hafta.

Yeni üyelerimizden sevgili Göksel Kumsal’ ın konuğumuz Evren Vecel‘ le hazırlayıp sunmuş olduğu sokak çocukları belgeseli gerçekten çok etkileyici ve güzeldi.Toplumumuzun önemli bir sorununu böyle etkili bir şekilde bizlere sundukları için kendilerine sonsuz teşekkürler ediyoruz.

Bayramda birçok dostumuz yurtdışındaymış duyduğumuza göre. Dubai ve Fas gezileri yapmışlar. Bu gezilerle ilgili izlenimlerini bültende yayınlamak istiyoruz. Bişeyler yazarlarsa çok sevineceğiz.

Ayrıca bu hafta “Ocakbaşı “ toplantıları başlıyor.Bu toplantılarla ilgili yazılarınızı da bekliyoruz.

 

Hepinize Sevgi ve Saygılar...

 

Bülten Komitesi.