![]() |
![]() |
Adres
:Sinan Mah. Arık Cad. No:35/4 Gerçek Apt.Kat:1 Antalya Dönem: 2003-2004
Sayı :
27 |
| 2003-2004
Dönem Başkanı Aytaç KÜÇÜKÜNAL As Başkan Havva İşkan IŞIK Sekreter Salih PEKER Sayman Ege ALTAY Üye Yavuz CANÖZ |
Meslek
Hizmetleri Ana Komite Başkanı Ahmet FIĞLACI Toplum Hizmetleri Ana Komite Başkanı M.Oktay YİĞİTBAŞI Gençlik Hizmetleri Ana Komite Başkanı Melike YÜCEL Uluslar Arası Hizmetler ve Rotary Vakfı Ana Komite Başkanı Levent İÇEL |
2003-2004
Dönem UR Başkanı Jonathan B. MAJIYAGBE 2003-2004 Dönem UR 2430. Bolge Guvernörü Yılmaz ÖNEL 2003-2004 Dönem X. Grup Guvernör Yardımcısı Osman BERBEROĞLU |
| G E Ç E N H A F T A |
Talya Oteli 05.02.2004 - 1322/29 |
|||||
|
|
55 + 12 |
|
KONUŞMACI |
SERBEST KÜRSÜ |
||
|
|
23 +02 |
KONU |
||||
|
Katılım |
% 42 |
KONUKLAR |
||||
TELAFİ KARTI |
FAHRİ IŞIK |
HAVVA IŞIK EŞİ |
||||
|
|
|
|
||||
MAZERET BİLDİRENLER |
||||||
EGE ALTAY |
ANTALYA DIŞI |
|||||
NEZİHİ BAYIK |
|
|||||
İBRAHİM COŞAR |
|
|||||
AHMET GÖNEN |
|
|||||
ZEYNEP IŞIK |
|
|||||
FATMA KIZILIRMAK |
|
|||||
GÜRAY PARLAK |
|
|||||
CANSEL TUNCER |
|
|||||
AHMET ÜNSAL |
|
|||||
|
TOPLANTI NOTLARI
Bu hafta toplantı konumuz serbest kürsü olarak belirlenmişti. Tartışma konuları yaklaşmakta olan Ryla semineriyle ilgili gelişmeler ve 11 Eylül 2004 tarihinde Aspendos ta düzenlenecek Barış Konserine ilişkin düşüncelerdi. Fakat Başkan Aytaç Küçükünal başka önemli bir konuyu daha gündeme getirdi.Talya Oteli yönetimi ile olan ilişkiler. 2003 yılı sonuna kadar 16.500.000 TL olan yemek fiatının Talya Yönetimi tarafından yeni dönemde 19.500.000 TL ye arttırılmak istendiğini ancak kendilerinin yönetim kurulu olarak 17.500.000 TL.lik bir fiyat önerdiklerini, buna karşılık Talya Yönetiminin son olarak 18.500.000 TL.lik bir fiyat önererek ya bunu ödeyin ya da buradan gidin tarzında bir yaklaşımda bulunduklarını anlatan Başkan, buna benzer tutumların geçmişte de yaşandığını ve sorunun çok fazla uzatılmadan halledildiğini ama artık giderek artan Antalya Rotaryi yük gibi gören aksi bir tavrın artık çok rahatsız edici olduğunu, gerekirse olağanüstü bir genel kurulla üyelerin görüşleri alınarak toplantılarımız için başka bir yer aramanın zorunlu hale geldiğini aktardı. Konuyla ilgili olarak birçok üye de görüşlerini belirtti.
Havva Işık otel idaresinin yaklaşımının çok yanlış olduğunu, Antalya Rotary Kulübü bu otelin bir onuru olarak muamele görmelidir diyerek, bu koşullarda istenmediğimiz bir yerde daha fazla durmamamız gerektiğini ifade etti.
Osman Berberoğlu, konunu parasal yönünün önemli olmadığını, otel idaresinin Rotary e bakışının olumsuz olduğunu söyleyerek gerçek böyleyse tartışmaya girmeden genel kurul yapmak suretiyle tartışıp,görüşüp başka bir yere gitmenin daha doğru olacağına inandığını belirtti. Genel kanaat belli olduktan sonra otel idaresiyle tekrar yüz yüze görüşmenin de faydalı olabileceğini sözlerine ekledi.
Adres ve toplantı yer bilgileri değişecekse Uluslararası Rotarye bildirileceği için alınacak kararın olağanüstü toplantıyla belirlenmesinin doğru olacağını düşündüğünü söyleyen Başkan, birçok ülke otellerinin toplantı yapan Rotary kulüplerinin amblemlerini girişlerine asmalarına rağmen bunu Talya ya anlatamadıklarını, Antalya Rotary topluluğunun burada toplanmasının burası için bir onur olduğunu sözlerine ekledi.
Turhan Sözen, yapılacak değişiklikler tüm dünyaya bildirileceği için resmi hüviyeti olan bir toplantı yapmak gerektiğini belirterek sorunu otel yukarı yönetimine bildirerek oradan gelecek tepkiye göre asıl tavrı belirleyelim diyerek düşünülen yeni yerin de bu arada netleştirilmesinin gerekliliğine dikkat çekti.
Hülagu Şencan, 13 yıl önce bu kulübe geldiğini, o zamanlar Rotary e karşı ilginin çok iyi olduğunu anlattı. Fakat son dönemlerde onur kırıcı bir tavrın egemen olduğunu, bugün sorun çözülmüş gibi olsa da bir süre sonra aynı tavrın yine tekrarlanacağını o yüzden fazla zaman kaybetmeden buradan gitmek gerektiğini söyleyerek yöntem konusunda da iç tüzükteki haftalık toplantıların Talya da yapılacağını belirten maddenin genel kurul yapılmasını gerektirebileceğini belirtti.
İbrahim Şencan, daha önceleri aynı sorun yaşandığında genel müdürle konuştuğunu, yukarı yönetimin Rotary den yana bir düşünce yapısı içinde olduğunu aktardı.Bu sebeple önemli olanın yukarının tavrı olduğunu belirtti.Bu konuda bir karar için genel kurula gerek olmadığını düşündüğünü aktaran Şencan, Rotary İnternasyonal in yayınladığı kitapta toplantı yer bilgileri olacağı için kitap basılmadan önce kararı netleştirmek gerektiğine dikkat çekti.
Süleyman Çevik daha yoğunluklu bir toplantıyla alınacak karara göre hareket edelim dedi.
Yeni guvernör yardımcımız Mustafa Yapan kendisine gelecek dönemin tüm görevlilerini ve 2004-2005 te toplantıların yapılacağı yer ve saat bilgilerinin 10 Şubat a kadar bildirilmesini isteyen bir guvernörlük yazısının geldiğini belirtti.
Gelecek hafta bu konuyla ilgili tüm üyelerin katılımıyla gerçekleştirilecek bir toplantı düzenleyelim diyen Başkan Ryla ile ilgili konuşması için Himmet Öcal a söz verdi.
İstenilmeyen yerde hiçbir canlı durmaz ama genel kurulun vereceği karar saygılıyız diyerek söze başlayan Öcal, Çankaya Rotary Kulübünün Ryla toplantısına katıldığını, burada düşünmediğimiz ve yapılması gereken bazı uygulamaları gördüğü gibi yapılması gereken ama eksik olan uygulamaları da görüp, notlarını aldığını belirtti.Bize öğrenci gönderecek kulüplerle sıkı bağlantı kurarak gelecek öğrencileri sağlama almalıyız diyen Öcal, geçen hafta dağıtılmış bulunan taslak programın kesinlik kazandığını, ancak özellikle Antalya dışından gelecek olanların henüz kesin teyidlerini yaptırmadıklarını söyleyip Salı gününe kadar hem bunların hem de mali konuların netleşmesi gerektiğini sözlerine ekledi.
Başkan 1322. nci toplantıyı Ryla da hep beraber olalım diyerek sona erdirdi.
|
||||||
|
BAŞSAĞLIĞI Sevgili Dostumuz Rtn. Ahmet Esat Kurşun un kayınpederi 08.02.2004 tarihinde vefat etmiştir. Merhuma Allahtan rahmet, kederli ailesine ve sevgili dostumuz Ahmet Esat Kurşun a başsağlığı dileriz.
|
|
BAŞSAĞLIĞI Sevgili Dostumuz Rtn. Havva Işık ın kayınvalidesi 09.02.2004 tarihinde vefat etmiştir. Merhume ye Allahtan rahmet, kederli ailesine ve sevgili dostumuz Havva Işık a başsağlığı dileriz.
|
|
B U H A F T A |
Kışlahan Oteli - 12.02.2004 - 1323/30 |
|||||
|
|
KONUŞMACI |
SERBEST KÜRSÜ |
MÖNÜ |
|||
KONU |
Piliç şiş,salata,sütlaç |
|||||
|
DOĞUM GÜNLERİ |
EVLENME YILDÖNÜMLERİ |
|||||
12.02.2004 |
Çiğdem Zaman (Fikri Zaman eşi) |
12.02.2004 |
Şule-Mustafa Sözen |
|||
13.02.2004 |
Mebrure Çevik (Süleyman Çevik eşi) |
12.02.2004 |
Neriman-Himmet Öcal |
|||
15.02.2004 |
Feray Altınpınar(Tunay Altınpınar eşi) |
14.02.2004 |
Nurten-Mustafa Kıvrak |
|||
17.02.2004 |
Olcay Parlak (Güray Parlak eşi) |
17.02.2004 |
İnci-Kemal Kalender |
|||
|
BİR ROTARYENiN ULUSLARARASI SORUMLULUKLARI
|
|
OCAKBAŞI TOPLANTISI RAPORU
Ev Sahibi: Rtn. Muharrem Karataş ve Eşi Toplantı Sorumlusu: Rtn. Serdar Akaydın ve Eşi Konuklar: Rtn. Melike Yücel, Eşi ve kızı Ece Rtn. Şenol Yavuz (gelmedi) Rtn. Ahmet Koç (mazeret bildirdi, katılamadı) Konu: Rotary nin 100.yılı nedeniyle uluslararası düzeyde 11 Eylül 2004 tarihinde Aspendos ta yapılabilecek Barış Konseri hakkında düşünceleriniz nelerdir? Toplantı Tarihi: 09.01.2004, Cuma
Uluslar arası bir barış konserinin düzenlenmesinin çok olumlu ve güzel olduğu yönünde ortak bir görüş oluştu. Düzenlenmesi arzu edilen konserin, Rotary kulüplerinin ulusal düzeyde tanınmasına katkıda bulunacağı, keza konserin uluslararası olması ve 11 Eylül gibi anlamlı bir tarihte yapılmasının, Türkiye ve Antalya yı bir kez daha dünya gündemine alacağı vurgulandı.
Bu görüşlerin yanısıra, bazı endişeler de dile getirildi. Örneğin 11 Eylül gününde bir açık hava konseri düzenlemenin riskli olabileceği, bu nedenle geçmiş yılların istatistiklerine bakılmasında fayda olacağı düşünüldü.
Konserin 11 Eylül günü olmasının, güvenlik açısından bir riski de beraberinde getirdiği, ancak bu gibi özel günlerde yapılan organizasyonlarda güvenlik güçlerinin gösterdiği fedakarlık ve yerel yönetimler ile emniyet teşkilatının vereceği destek sayesinde, güvenlik sorununun aşılabileceği varsayıldı.
Diğer önemli konunun, bu tür büyük bir organizasyonun başarılı olabilmesi için, komite kurulması gerektiği ifade edildi. Ancak kulübümüzde üyelerimizin aktivitelere ve projelere katılımının genelde zayıf olmasının organizasyonun başarısını engelleyebileceği, bu nedenle üyelerimizin çalışmalara özveriyle katılmaları ve zaman ayırmaları gereği; özellikle üzerinde durularak vurgulandı. Bu genel sorunun bilincinde olan Başkanımız Rtn.Aytaç Küçükünal Bey in, yeni, kolay ulaşılabilir, otopark sorunu olmayan, geniş, konforlu ve her türlü donanıma sahip bir büro ile, bu büroda istihdam edilecek deneyimli, yabancı dil bilen ve bilgisayarı iyi kullanan bir sekreter projesinin hayata geçmesini müteakip, çalışma ve koordinasyon sorununun da ortadan kalkacağına inanıldığı, önemle vurgulandı.
Rtn. Serdar Akaydın
|
|
DUYDUNUZ MU
YASAKLAR
Arabasının altında
birinin bulunduğunu gören sürücünün otomobilini çalıştırması yasaktır.
(Danimarka)
|
|
Hiç tek başına ıssız bir adada kaldığınızı düşündüğünüz oldu mu? Çocukluğumuzda hepimiz en az bir kez, en azından Daniel Defoenun eşsiz klasiği Robinson Crusoeini okurken bunu düşünmüşüzdür. Ya da büyüdüğümüzde Cast Awayde (Yeni Hayat) ıssız bir adaya düşen Chuck Nolandı (Tom Hanksi) izlerken... Bir de Fransızların klasik sorusu olan, ıssız bir adaya düşseniz yanınızda ne almak isterdiniz sorusuna muhatap olurken. Issız bir ada. Yanımıza alacağımız 3 şey? Bilmem. Herkesin fantezileri çok değişik. Bir düşünsenize.
Yıllık izinlerinizde bile cep telefonunu yanında ayırmayan GSM loverı iseniz, ıssız adada cep telefonu bir numaralı tercihiniz olurdu. İyi de, cep telefonunuz var, ama arayacağınız kimse yok. Adada cep telefonunun ne olduğunu anlayan hiç kimse yok. Sizde de dünyanın en pahalı cep telefonu var. Aman ne komik. Telefonu şarj edecek elektrik yok. Sizi aradığınız aboneye ulaştıracak, baz istasyonu yok. Elinizde pahalı cebinizle, çektiğiniz iri balık resimlerini (en azından şarjı bitene kadar) adadaki ayılara gösterir ve böylesine muhteşem bir telefona sahip olma zevkinizi tatmin edersiniz, artık.
Bir de, radyoyu bedenin ruhu gibi gören FM kuşağı var. Yanınızda ruhunuzu serinleten canınız radyonuz var. Issız adada radyonuz var ama radyo vericisi olmadığı için dinleyeceğiniz bir bant yok. Best FM çekmiyor. Power FM yok. 24 saat canlı canlı yayınlar yapan NTV radyo da yok. Eeee? En güzelinden, en minisinden, en kalitelisinden radyonuz var. Onu da portatif yastık olarak kullanırsınız artık.
Elleri, beyni ve şeyi televizyon kumandası şeklini almış TV kuşağı var bir de. Issız adada yanlarına aldıkları ilk ve tek şey; TV. TV olsun yeter. İyi de, ıssız adada televizyonunuz var ama TV anteni olmadığı için izleyebileceğiniz bir kanal yok. TVnin fişini takacağınız bir priz yok. Hem priz olsa bile, başta söylemiştim, bu adada elektrik yok...
Çakmağınız var sigaranız yok, el feneriniz var piliniz yok, cüzdanınız var paranız yok gibi bir şey. Örnekleri çoğaltabilirsiniz.
Sonuçta ister fiziksel ister ruhsal, bütün her şey insan için. Ama insanın tek başına kendisi için değil. Arkadaşları, dostları, komşuları, akrabaları ve ailesiyle beraber olan insanın her şeyi için.
Bu sözü biraz abartılı bulanlarınız olabilir.
21. yüzyılın küresel dünyasında, bir küçücük köy haline gelen dünyada, eş dost, hısım akraba ziyaretlerini kesenleriniz olabilir. Sandra Bullockun The Net filminde canlandırdığı tamamen sanal alemde yaşayan bilgisayarcı kız Angela Bennett gibi yaşayanlarınız olabilir. Yiyeceği pizzayı bile internet üzerinden veren, çalıştığı şirkete işleri e-mail olarak yollayan Angelanın başına gelenleri biliyorsunuz. FBIın değiştirdiği daha doğrusu sildiği kimlik bilgileri yüzünden, Angela olduğunu isbat edecek Alzheimer hastası annesinden başka kimse kalmamıştı. Gerçi annesi de onu tanıyamadı ya, neyse. Bunun gibi, dostluğu, komşuluğu ve akrabalığı kendisi için fazla lüks gören, yalnız kovboylar olabilir.
Olabilir biraz fazla. Olur. Vardır. Var.
Yanında gezdirecek bir dostu olmadığı için araba sürmeyi, E-5 kenarından fahişe toplamak olarak gören magandalar yok mu?
Ya da yanına insan gibi birini almadığı için, yolun bir bölümünde yanındaki yareninle sohbet edemediği için, içindeki canavarı durduramayıp, Bağdat Caddesi canavarına dönüşen kepazeler yok mu? Önü çamur birikintisi ile dolu otobüs durakları önünde lastik sörfü yapıp, etrafına çamur sıçratmayı araba kullanmak olarak algılayan reziller yok mu? Arkasından edilen sülale boyu küfürleri, günün madalyası olarak boynuna takan sünepeler yok mu? Issız Ada Sendromu. Bunların hepsi Issız Ada Sendromuna yakalanmış zavallılardır. Öyle olmayıp, yanlarında eş dost, hısım akraba, birileri olsa, hiç yaparlar mı? Bu zavallılar, kendilerini yapayalnız hissettikleri için, kendilerince ve kıt akıllarınca yalnızlığın keyfini çıkartıyorlar. Onların bu yalnızlığı yaşamaları için Robinson Crusoein adasına gitmelerine gerek yok. Yapayalnız yaşadıkları şu kalabalık dekorda, tek kişilik oyunlarını oynamaya devam edecekler ne de olsa.
Örnekler o kadar çok ki.
Tek başına geldikleri lüks restoranları, otelleri, barları, kız tavlama mekanı olarak algılayan zavallılar var. Neyse, en azından tek kişilik oyunlarına zaman zaman, çok kısa süreli de olsa ikinci bir kişiyi dahil etmeyi başarıyorlar. Bazıları bunu da yapamıyor. Ya da bunu yapacak kadar bile cesur değil. Issız Ada Sendromuna o kadar çok kaptırmışlar ki kendilerini. İkinci bir kişi girdiği anda, hayatları zehir oluyor. Tıpkı ışığa duyarlı emphosis hastalığına yakalanan hastaların, aslında bir yaşam kaynağı olan ışığı gördükleri anda vücutlarının şişmesi, kabarması ve ölümcül yaralara maruz kalmaları gibi. Bu tekil yaşamlarında ikinci bir şans yok asla onlara. İkinci kişi şans yerine ölüm getiriyor onlara. Zavallı ipek böcekleri olarak, kendi kozalarını örüp, haşlanacakları günü bekliyorlar. Sularının ısındığını bir türlü bilmedikleri için de haşlanmaları kaçınılmaz oluyor. Gerçi ipek böcekleri en azından o harika saf ipeğe dönüşüp, başka kişilerin hayatlarına renk katıyor. Bunlarda o da yok. Yaşa ve öl. Halbuki araya bir de yaşat ibaresini ekleyebilsek. Yaşa, yaşat ve öl. Daha iyi olmaz mı?
Yapayalnız. Öylesine yapayalnızlar ki. En cazdıraklısından cep telefonu almış. Masaya kendi yerleşmeden önce, itina ile cep telefonunu yerleştiriyor. Bari biri arasa gam yemem. Sofrada geviş getirdiği 2 saat boyunca, ikide bir eline alıp oynaması dışında cep telefonunda bir hareket yok. Allah bilir, her gece şarjdan çıkartmıyordur bir de. Evladım senin arkadaşın yok ki. Ev telefonunun ahizesi zaten örümcek evi olmuş. Cep telefonu senin neyine ki? Bu tipler, psikolojik olarak yolda giderken, karşı tarafta kimse olmasa da, sürekli ceple konuşuyormuş imajı vermek için, hayaletlerle konuşurlar. Keşke hayaletlerle konuşsalar. En azından medyum filan deriz. Bunlar resmen sapık. Telefon kapalı. Bunlar tek kişilik oyunlarında, bulamadıkları ikinci bir hayatı sanal olarak canlandırıyorlar. Kendilerini, kişiliklerini ve yeteneklerini öldürdüklerini bilemeden...
George Bernard Shaw ile İngilizlerin ünlü başbakanı Winston Churchill hiç geçinemez ve sık sık birbirlerini iğnelermiş. G. Bernard Shaw, bir oyununun ilk gecesine, Churchill'i davet etmiş ve davetiyeye de bir pusula iliştirmiş: - "Size iki kişilik davetiye gönderiyorum. Bir dostunuzu alıp gelebilirsiniz. Tabii dostunuz varsa." Churchill, hemen cevap göndermiş: - "Maalesef o gece başka bir yere söz verdiğim için oyununuzu seyretmeye gelemeyeceğim. İkinci gece gelebilirim, tabii oyununuz ikinci gece de oynarsa." İşte aynen böyle. Birisi tek kişilik oyunu, diğeri tek kişilik yaşam sürmeye mahkum kürekçiler gibi. Yaşar gibi yapıp, geçiyoruz hayatı.
Kıyafet, hayır hayır marka giyenler var bir de. Giyinmek için değil, tek kişilik yaşamları ile gün geçtikçe değersizleştirdikleri kişiliklerini, marka ile daha donanımlı hale gelmek için giyinen acubeler. Marka düşkünü olmak suç değil. İtirazım sonradan görmeliğe. 1930 Chateau Petrusun değerini (Bordonun Merlot üzümleri yerine) tarihi önemine bağlayan bir zontanın içtiği şarap, ne tad verebilir? Ya da yediği Beluga havyarının tadını iri tanelerine bağlayan bir zevksize ne demeli? Puronun Cohibasını, küpenin Bulgarisi, yüzüğün De Beersi, parfümün Kanebosunu, saatin Rolexini ve mücevherin Tiffanysini tercih etmek suç değil. Hele hele bunu bir yaşam bilinci haline getirmişsen.
Ama Suşi ile kokareçi birbirinden ayıramayan yeni yetmelerin, üstlerine başlarına etiket yapıştırma merakına acayip gıcık oluyorum. Kıyafet, bedeni örtmek için değil ki. Üstelik her tarafın giyinik çıplakken. Kıyafet, kendimize olduğu kadar eşe dosta da güzel görünmek için değil midir?
Eskiden bir yeni kıyafet alınınca, (daha henüz Fashion TV yokken) kıyafetleri büyük bir heyecanla giyip, odada büyüklerimizin önünde arzı endam eder, nasıl yakıştığına dair hayır dualarını alır ve yeni bir kıyafet giyme zevkine varırdık...
Fellik fellik, yeni alınan bayramlık iskarpinlerimizi, kolalı gömleklerimizi ve ütülü pantolonlarımızı gösterecek arkadaş arardık. O cicili bicili kıyafetlerimizi gösterecek arkadaşlarımızı bulana kadar, ne aldığımız bayram harçlıklarının ne de giydiğimiz bayramların tadına varamazdık. Çünkü eskiden yaşam tek kişilik bir oyundan ibaret değildi. Bire bin verirdi sevinçler. Acılar binde bire inerdi. Çünkü dostlarım, eskiden dostlarla yaşamak bir hüner, yalnızlık garabetti. Şimdi ne yapmanız gerektiğini bu sefer söylemeyeceğim. Siz anlarsınız.
Sevgililer Gününüz kutlu, yüreğiniz mutlu ve yaşamınız umutla dolsun... Ve sizi bütün bunlara eriştirecek sevgili düşünceleriniz hep sizinle olsun. :)
Düzenleyen: Rtc.Nazik Erdoğan
|
|
Bende kabahat
Kırk yaşımın karşısına da, ben geçtim...
Yirmi yaşım, otuzbeş yaşımı tutucu buldu... Kırk yaşım ikisinin de salak olduğunu söyledi... Yatıştırayım dedim... "Sen karışma moruk" dediler... Büyük bir hır çıktı. Komşular alttan üstten duvarlara vurdular...
Bende kabahat. Ne
çağırıyorsun tanımadığın adamları evine!!!...
|
SOFT BİR MESAJ
Hayata hiç isyan etmeyin.
Zira, siz bu iletiyi
okuduktan sonra içinizdeki çocuk, özgürlüğüne kavuşmak isteyip başınıza
dert açabilir.
Özür dilemenin, teşekkür
etmenin ve şükretmenin "ERDEM" olduğunu,
Rtn. Hülagu Şencan Rtc. Ceyhan Bulut |
|
|
BALIKÇI
|
|
Sevgili Dostlar, İki haftalık bir aradan sonra tekrar yayınlarımıza başladık. Gerek hava koşulları nedeniyle bir toplantının iptal edilmesi gerekse araya bayram girmesi nedeniyle oluşmuştu bu kesintiler. Umarız bundan sonra kesintisiz devam ederiz. Bu hafta bayramın hemen ertesi günü ve hafta arası olması sebebiyle herhalde toplantı yüzdemiz düşüktü. Fakat toplantı notlarından da göreceğiniz gibi önümüzde önemli günler var. Ryla günlerine çok az kaldı. Kulüp olarak iyi bir seminere ev sahipliği yapacağımız anlaşılıyor. Bir diğer sorun Talya Oteli ile ilişkilerin gerginleşmiş olması. Toplantı notlarında bu konudaki görüşleri ve gelişmeleri okuyabilirsiniz. 12.02.2004 tarihli toplantımızı ağırlıklı olarak bu konuda ve Ryla konusunda görüşmek üzere Serbest Kürsü olarak yapacağız. Toplantı yeri: Kışlahan Oteli. Bu haftaki toplantıda Başkan iki duyuru yapmıştı. Sevgili abimiz Ahmet Ünsal biraz rahatsızlanmıştı. Ayrıca sevgili dotumuz Hulki Demirel in annesi başarılı bir ameliyat geçirmişti. Her iki dostumuza da geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Bülten için yazılarınızla desteklerinizi bekliyor, yazılarını eksik etmeyen dostlarımıza da tekrar tekrar teşekkür ediyoruz. Son olarak 14 Şubat Sevgililer Gününüzü kutluyoruz.
Hepinize Sevgi ve Saygılar... |