![]() |
![]() |
Adres
:Sinan Mah. Arık Cad. No:35/4 Gerçek Apt.Kat:1 Antalya Dönem: 2003-2004
Sayı :
35 |
| 2003-2004
Dönem Başkanı Aytaç KÜÇÜKÜNAL As Başkan Havva İşkan IŞIK Sekreter Salih PEKER Sayman Ege ALTAY Üye Yavuz CANÖZ |
Meslek
Hizmetleri Ana Komite Başkanı Ahmet FIĞLACI Toplum Hizmetleri Ana Komite Başkanı M.Oktay YİĞİTBAŞI Gençlik Hizmetleri Ana Komite Başkanı Melike YÜCEL Uluslar Arası Hizmetler ve Rotary Vakfı Ana Komite Başkanı Levent İÇEL |
2003-2004
Dönem UR Başkanı Jonathan B. MAJIYAGBE 2003-2004 Dönem UR 2430. Bolge Guvernörü Yılmaz ÖNEL 2003-2004 Dönem X. Grup Guvernör Yardımcısı Osman BERBEROĞLU |
| G E Ç E N H A F T A |
SHERATON VOYAGER 08.04.2004 - 1329/36 |
|||||
| Toplam Üye |
54 + 12 |
KONUŞMACI | ERHAN BAYRAMOĞLU | |||
| Katılan Üye |
32 +3 |
KONU | FOTOĞRAF GÖSTERİSİ | |||
|
Katılım |
% 59 |
KONUKLAR | ||||
| TELAFİ KARTI | SÜLEYMAN EVREN | ANTALYA RTC. KULÜP BŞK. | ||||
| GÖNÜL MUTLU | OLİMPOS ROTARY | SERHAN GÜLLÜPINAR | ANTALYA RTC. KULÜBÜ | |||
| MAZERET BİLDİRENLER | YASEMİN AKAYDIN | SERDAR AKAYDIN KONUĞU | ||||
| HAKAN EYİCAN | ANTALYA DIŞI | KUBİLAY YÜCEL | MELİKE YÜCEL KONUĞU | |||
| NURİ GÜVENÇ | | |||||
| ZEYNEP IŞIK | | |||||
|
TOPLANTI NOTLARI
Bu hafta 1330. ncu toplantımızda birçok duyuru yapıldı.
15 Nisan toplantımız iptal edildi. 16 Nisan Cuma saat 20.00 de Rotarynin kuruluşunun 50. yıl balosu Kale içi Rotary Kulübü nün organizatörlüğünde yine Sheraton Otel de yapılacak. Kişi başı 27.500.000 TL.
17-18 Nisan tarihinde Tekirova Ünsafir Otel de gece yapılacak. Kişi başı 30 milyon TL. Bunun için en geç 14 Nisana kadar katılım bilgisini sekreterimize bildirmemiz gerekiyor.
Aramıza yeni bir Rotaract kulübü geliyor. 26 nisan 2004 tarihinde Olimpos Rotary nin Rotaract Kulübü nün kuruluş balosu var.
Gelecek dönem guvernör yardımcımız Mustafa Yapan ın bir duyurusu vardı. Sevgili dostlarım, gelecek dönem Guvernörümle son birkaç gündür yaptığım konuşmalarda, Antalya Rotary Kulübü nden özellikle bahsederek Asambleye katılımın çok düşük olduğunu ancak herhalde programın bilinmediğinden dolayı böyle bir durum hasıl olduğunu bana iletti ve ben kendisine programı erken gönderebilir misiniz diye sordum. Tam saatleriyle değil ama isimlerle çok önemli bir toplantı olacağını ve bu asamblenin tam Kıbrıs'daki referandum oylamasıyla aynı güne denk gelmesi dolayısıyla özellikle önem verildiği hatta asamblenin çok görkemli geçeceği için Uluslararası Rotary'den bir de temsilcinin geldiğini söyledi. Ayrıca yurt dışından ve yurt içinden gelecek kişileri söylemek istiyorum. Konuşmacı konuk A.B. genel sekreteri Murat Sungar, Yunanistan gelecek dönem guvarnörü Michael Varatsos, Yunanistan geçmiş dönem guvarnörü G.Hatzakis, Yunanistan gelecek dönem 2. bölge guvarnörü Kalpov Hinov, İsrail gelecek dönem guvarnörü Gat Shapper, A.B. parlementeri Christian R. - Türkiye konusunda olumsuz görüşleri olan bir parlamenter ama Türkiye'de olması ve bizim asamblemize katılmış olması onu Türkiye lehine çekme konusunda bir avantaj - Almaki gelecek dönem başkanı, Bakü gelecek dönem başkanı misafirlerimiz olacak. Asamble gerçekten çok önemli. Bu asambleye katılımın artması konusunda ,en azından kayıt yaptırmasanız bile asambleye günü birlik gelmenizde fayda var.Teşekkür ediyorum.
Gelecek dönem başkanı Havva Işık ın asambleye ilişkin sözleri vardı. Ben de gelecek dönemin başkanı olarak Erhan guvernörümüzden böyle bir telefon aldım ve kendisi Antalya Rotary Kulübü nden asambleye katılımın çok az olduğunu iletti bana. Ben de katılmasını gerekli gördüğüm bütün dostlarıma telefonla ulaştım. Asambleye katılmalarını özellikle rica ettim. Mutlaka katılmalarını düşündüğüm, öncelikli olarak kulübümüze son 3 yıl içinde alınmış olan yeni ve genç üyelerdi bu kişiler. Bu arkadaşlarımdan ve tabi ki kulübümün tamamından, özellikle Rotary'nin 100. yılının kutlanacağı, geleceğe yönelik çok önemli persfektiflerin konuşulacağı bu asambleye katılmalarını rica ediyorum. Bana güven duymanızı, bana destek olmanızı istiyorum.Telefonla ulaşmaktan öte yapılacak fazla birşey olduğunu da sanmıyorum ama elbirliğiyle böyle bir asamle ortamından geçtikten sonra gelecek dönem düzgün birşeyler yapacağımızı umuyorum.Teşekkür ediyorum.
Aytaç Başkan ın Koye ile ilgili bir duyurusu vardı. Değerli dostlarım bildiğiniz gibi Koye projesiyle ilgili çalışmalarımız devam ediyor. 7 Nisan yani dün itibariyle valimiz sayın Alaaddin Yüksel beyefendi bir sertifika töreni düzenledi. Antalya daki sivil toplum kuruluşlarının yapmış oldukları okumaz -yazmazlara dayalı çalışmaların neticesini küçük de olsa gösteren bir toplantı oldu ama toplantı görkemliydi. Sivil toplum kuruluşularının yapmış olduğu seminerlerde katılan 20 kursiyere sertifika verildi. Önümüzdeki günlerde Suna - İnan Kıraç Merkezi nde, toplum merkezimizde Koye ile ilgili yapılan çalışmalar neticesinde katılanlara sertifika töreni düzenleyeceğiz. Bunu sizlere önümüzdeki günlerde ulaştıracağız. Diliyorum ki bu törene katılırsınız.
Bu haftaki konuğumuz Erhan Bayramoğlu bize martılar ve güvercinlerle ilgili bir fotoğraf gösteri sundu.
Sizlere çok sevdiğim yaratıkları tanıtmak istiyorum. Martılar ve Güvercinler. diyerek sunumuna başlayan Bayramoğlu, gösterim sonunda soruları cevaplarken çalışmaları konusunda ilginç bilgiler verdi. Fotoğraflarının çoğunlukla İstanbul, Bartın ve bir kısım da Antalya da yaptığı çalışmaların sonucu olduğunu anlatan konuğumuz, Antalya daki martıların çok vahşi olduğunu halbuki İstanbul dakilerin iyice evcilleşmiş olduğunu ve çok güzel pozlar verdiklerini söyledi. Antalya da bütün martıların çöplükte olduğunu belirten konuğumuz martıların denizle birlikte olması gerektiğini sözlerine ekledi.
|
||||||
|
B U H A F T A |
SHERATON VOYAGER 16.04.2004-1331/37 |
|||||
|
|
KONUŞMACI |
50. YIL BALOSU |
MÖNÜ | |||
| YER |
Günün mönüsü |
|||||
|
DOĞUM GÜNLERİ |
EVLENME YILDÖNÜMLERİ |
|||||
15.04.2004 |
NURİ GÜVENÇ |
20.04.2004 |
SENAY- ERKAN DODANLI |
|||
19.04.2004 |
BAHRİYE ÇOPUR ( SALİH ÇOPUR EŞİ) |
|
|
|||
|
DUYURULAR
15 NİSAN TOPLANTIMIZ İPTAL EDİLDİ. 16 NİSAN CUMA SAAT 20.00 DE ROTARYNİN KURULUŞUNUN 50. YIL BALOSU KALE İÇİ ROTARY KULÜBÜ NÜN ORGANİZATÖRLÜĞÜNDE YİNE SHERATON OTEL DE YAPILACAK. KİŞİ BAŞI 27.500.000 TL.
17-18 NİSAN TARİHİNDE TEKİROVA ÜNSAFİR OTEL DE GECE YAPILACAK. KİŞİ BAŞI 30 MİLYON TL. BUNUN İÇİN EN GEÇ 14 NİSANA KADAR KATILIM BİLGİSİNİ SEKRETERİMİZE BİLDİRMEMİZ GEREKİYOR.
ARAMIZA YENİ BİR ROTARACT KULÜBÜ GELİYOR. 26 NİSAN 2004 TARİHİNDE OLİMPOS ROTARY NİN ROTARACT KULÜBÜ NÜN KURULUŞ BALOSU VAR.
ÖNÜMÜZDEKİ GÜNLERDE SUNA - İNAN KIRAÇ MERKEZİ NDE, TOPLUM MERKEZİMİZDE KOYE İLE İLGİLİ YAPILAN ÇALIŞMALAR NETİCESİNDE KATILANLARA SERTİFİKA TÖRENİ DÜZENLEYECEĞİZ. BUNU SİZLERE ÖNÜMÜZDEKİ GÜNLERDE ULAŞTIRACAĞIZ.
|
|
HUZURLU OLMAK İÇİN 100 ÖNERİ - 1
01. Ufak şeyleri dert etmeyin. 02. Kusursuz olamayacağınızı kabullenin. 03. Rahat ve ılımlı insanların çok başarılı olamayacakları düşüncesini bir yana bırakın. 04. Olumlu ve olumsuz düşünce kartopunun çığ gibi büyüme etkisini göz önüne alın. 05. Sevgi kapasitenizi geliştirin. 06. Unutmayın: Öldüğünüz zaman yapılacak işler listeniz hâlâ dolu olacaktır. 07. Kimsenin sözünü kesmeyin, cümlesini siz bitirmeyin. 08. Birisine bir iyilik yapın ve kimseye bundan bahsetmeyin. 09. Bırakın ilgiyi başkaları toplasın. 10. İçinde bulunduğunuz ânı yaşamayı öğrenin. 11. Sizden başka herkesin bilgili olduğunu düşünün. 12. Sabır geliştirme egzersizleri yapın. 13. Sevgi elini önce siz uzatın. 14. Kendinize sorun: Bir yıl sonra bunun bir önemi olacak mı? 15. Gerçeği kabul edin: Hayat âdil değildir. 16. Arada sırada canınızın sıkılması yararlıdır: Bırakın canınız sıkılsın. 17. Strese dayanma gücünüzü azaltın. 18. Haftada bir kez yürekten gelen bir mektup yazın. 19. Sık tekrar edin: Hayat acil bir durum değildir. 20. Zihninizde özel bir bölüm açın.
|
|
KENDİNİ ÖZLEMEK Münir Arıkan (NLP Trainer, Düşünce koçu)
Hiç düşündünüz mü, daha ne kadar devam edecek bu yaşam koşuşturmacası? Ne kadar kovalayacaksınız, hayallerinizdeki yaşamı? Ne kadar yorulacaksınız? Bir gün. Yeri ve zamanı geldiği bir gün Ne kadar yorulduğunuzu ve ne kadar yorulacağınızı düşündünüz mü hiç? Her bir mücadele için bin kez zonklayan beyninizin, kafanıza dank eden gerçeklerle, daha ne kadar dayanabileceğini düşündünüz mü mesela? Yaşam bir mücadele. Evet doğru. Ama uğrunda mücadele edilmesi gerekenleri bir tarafa bırakıp, canı ciğeri beş para etmez şeyler peşinde koşturmak, hem de ölüme Bilmem ki ne kadar doğru.
Arada sırada, durup dinlenmek gerek der Kızılderililer. Arada sırada durmak. Onun için avlarının peşinden koşarlarken bile, üç defa üst üste gelen tersliği, sürek avını sora erdirmek olarak yorumlarlarmış. Ve hayvanın peşinden koşmayı bırakırlarmış. Bunu, Ulu Manitunun o hayvana verdiği bir şans olarak algılar ve durup beklerlermiş bir süre. Ve hayvan ellerinden kaçar kurtulurmuş.
Bizimse elimize düşenin hiç şansı yok. Bütün yolları tutuyor, bütün çıkışları tıkıyoruz. Ondan sonra kurtul kurtulabilirsen. Kime yapıyoruz dersiniz bunu mesela. Kimlere değil ki?
Mesela birini sevdiğimizde, kurtuluş yok. Ya o kız, ya kara toprak. Hatta bu çam yarması magandayla evliliği kabul etmeyen zavallı kızcağızı, 3 yıl sonra sevişerek evlendiği kocasının yanında öldürenler, boy boy medyada işte. Gazetelerin üçüncü sayfası, batılıların 13. Cuma kabusuna döndü. Evlilik teklifini kabul etmeyen kızı, ailesinin gözü önünde öldürdü. Bana yar olmayanı başkasına yar etmem dedi ve kız tarafından 7 kişiyi doğradı Biliyorsunuz işte. Bize yabancı haberler değil. Yeter ki bir şeyi istemeye görelim. Cılkını çıkartıyoruz hani.
İstediğimiz şey, ölümlü bir şeyse, onu elde etmeden ölüm bile haram bize. Ya onu öldürüyoruz, ya kendimizi.
Ama her nedense bu istediğimiz ölümlü bir şey değil de, olumlu bir şey ise, o zaman işler değişiyor. Maymun iştahlılık giriyor devreye. Türk gibi başlamak. Daldan dala atlamak. İstikrarsız bir gidiş. Ürkek bir tavır. Keşke Medeni Kanunda ideallerle de evlenmek yasal olarak mümkün olsaydı.
Cümle alem huzurunda kıyılsaydı nikahımız. Allahın emri, Paygamberin kavli ile Ayağına basmaya kıyamadığım idealim olsaydı masada. Tülünü açıp bakmaya kıyamayacak kadar güzel. Bir dediğini iki etmeyeceğim kadar masum. Yaşam boyu birlikte yaşayabileceğim kadar gizemli. Gittiğim her yere götürebileceğim kadar neşeli. Bütün zor zamanlarımda bana güç verecek kadar kuvvetli. Bilmem Öyle işte. İstemenin, düşünmenin sınırı yok.
Ölümlüler peşinde koşturmak, ya da olumlular peşinde koşturmak. Bunu derken olumlular peşinde koşmayı da sorgulamamız gerekmiyor mu?
Olumlu bir şey. Ney mesela? Satış pazarlama departmanını kurtaracak yeni dönem raporları. Satacaksın ki, raporlar olumlu olsun. Satacaksın. Peki ama ne pahasına?
İnsanları soyup soğana çevirmek uğruna, yapılan bir satış başarılı bir satış mı oluyor yani?
Al. Al al Mutlaka al. Almalısın. Bak bu şansı kaçırma. Üzülürsün sonra Ama nedense hep alanlar pişman oluyor.
Alanlar aldatılanlar safındaki yerini ayırırken, almayanlar için sürek avı yeniden başlatılıyor. Tamam da satamadın işte. Dur bir Kızılderililer gibi. Belki avın şansı güldü. Bırak gitsin, bırak kurtulsun işte
Yok illa sonunu getireceğiz. Beyhude bir satış uğruna, eşimizin, çocuklarımızın, akrabalarımızın, dostlarımızın sonunu getirdiğimizin farkında mıyız acaba?
Peki satmayalım mı? Elbette satalım. Ama arada durup dinlenmesini de bilmeli insan. Çevresine şöyle bir bakabilmeli. Tabiat yeniden canlanıyor şu an. Etraf kıpır kıpır. Kuşlar, çiçekler, böcekler, kelebekler Dallar filizlendi. Çiçekler açtı. Meyve verme yolundaki en büyük dönemine girdi bitkiler.
Biz ise, hala satış koşuşturmacasındayız.
Dur bir dinlen nolur. Çevreye bir göz at.
Bir boy aynasında, gözle kendini şöyle on dakka. Kendinize verecek on dakkanız yok mu yoksa? Olsun be. Bir on dakka. Bu sefer olsun. Kendinize bir on dakka ayırın bu sefer. Bu sefer başarın. Bu sefer seyredin kendinizi.
Peri kızı Ekhonun aşkına karşılık vermediği için, tanrılar tarafından cezalandırılan ve sudaki aksini görüp kendine aşık olan Narkissosu kastetmiyorum elbet. Onun kendi kendine olan aşkı vücudu eritip bitirip bir nergis çiçeğine dönüştürmüştü. Ama ben ayna karşısında baktığınız, seyrettiğiniz kendinizi, asıl kendinize dönüştürmenizi istiyorum.
Kendiniz. Kendimiz. Sahi neyiz biz?
Adımıza, insan diyorlar bize. Cinsimize bakılırsa ademoğluyuz. İnsanoğluyuz. İnsanoğlu işte. Kendine bakmayı beceremiyor bir. Yılda 260 milyar dolar harcayıp, bize uzak galaksilere bile bakıyor. Ama yanı başındaki dostuna bakamıyor. En yakınındaki dostuna, en yakın dostuna bakamıyor. İnsan kendine bakamıyor vesselam.
Yaşam hep eller için. Patron için. Şirket için. Departman için.
Yaşam hep, başkaları için.
Başkaları için yaşarken, canına can katmak da mümkün ama, kendini öldürerek sadece yerin altındakilere bir yaşam hakkı tanımış olmuyor muyuz?
Evet ne demiştik? Sahi neyiz biz?
Bir ayna karşısında şöyle bir on dakkalığına seyredince, benim ağlayasım geldi.
Ağladım.
Koca bir göbek beydahlamışım geçen yıl. Durun durun korkmayın. Arnold Schwarzeneggerin Junior (ufaklık) fimindeki gibi tıbbi bir buluş yaparak hamile filan kalmadım. Normal bir göbek benimkisi. Bilirsiniz işte. Yediğimiz o güzel yemeklerin göbek çevrenizde bıraktığı kalıcı iz.
Ağaran saçlarıma ağladım. Geçen yıl onca koşuşturmaca. Onca telaş. Saçlara ilave bir beyazlık olarak geri dönmüş.
Bir elimdeki çocukluk resmime baktım. Bir de aynadaki aksime. Hay aksi şeytan. Bu ben miyim ya? (Hani o bakıp da ağacın yaşını anladığımız halkalardaki gibi) yüzüme çizgi çizgi kazınan yıllarıma ağladım. Yıllarım dolu dolu geçti belki. Belki de bomboş. Ama ben en çok elimde kala kalan, o çocukluk resmimdeki masumluğuma ağladım.
Annemin vefatından 1 yıl sonra çekilmiş siyah beyaz bir fotoğraf.
Geçen boyun fıtığı olduğumda memleketten geçmiş olsuna gelen Ablam getirmişti. Sağ olsun. İyi ki de getirmiş. Ama ben şimdi, sadece ve sadece o elimdeki çocukluk resmimde kalan masumluğuma ağlıyorum.
Profesyonellik. Elbette olacak. Hem de en iyisinden.
Satış ve pazarlama. Elbette. Hem de güzelinden.
Ama yapılan bir iş, başka bir güzelliği örtmemeli bence.
İnsan verilen şirket hedeflerini bir gece ayna karşısına geçip, şöyle bir on dakikalığına bile olsa unutabilmeli. Karabasanlar girmemeli rüyalarına. Rüyalarında kendini yaşatabilmeli. Stresten, sinirden, kaygıdan, yorgunluktan, yattığına da yatacağına da bin pişman olarak kalkmamalı yattığı yatağından.
Bir gece yarısı doğrulup yattığı yerden, kendine bakabilmeli. Kendine. Özüne. İçine.
Ve içinde kalan güzellikleri fark edip Çok özel birisi olduğunu anlayıp Ve insan olduğuna şükredip İnsan, gerçekten kendini özleyebilmeli.
Çünkü özlemek bile, içimizde var olan kırıntıların delilidir.
Çünkü özlem varsa, hala bir umut var demektir.
|
|
IŞIK Bir gün hastalanıp hastaneye kaldırıldı.Doktorlar az zamanı kalmış olabileceğinden endişe ediyorlardı.. Üç yetişkin çocuğunu yanına çağırdı ve onlara bir görev verdi: İçinizden biri yıllar boyu uğraşarak kurduğum şirketimin başına gelecek. Hanginizin bunu hak ettiğine karar vermek için,her birinize birer dolar vereceğim. Şimdi gidip bu birer dolarla ne alabiliyorsanız alacaksınız,ama bu akşam geri döndüğünüzde paranızla aldığınız şey hastane odamı bir uçtan bir uca doldurmalı. Çocuklar bu başarılı şirketi yönetme fırsatı karşısında heyecana kapıldılar. Üçü de şehre gidip parasını harcadı. Akşam geri döndüklerinde babaları sordu: "Birinci çocuğum, bir dolarla ne yaptın ?" Çocuk cevap verdi "Arkadaşımın çiftliğine gittim,bir dolarımı verdim ve iki balya saman aldım. Sonra odadan dışarı çıktı ,saman balyalarını getirdi, açtı ve havaya savurmaya başladı. Oda bir anda samanlarla dolmuştu. Ama biraz sonra samanların tamamı yere indi ancak babanın söylediği gibi odayı bir uçtan öbür uca dolduramadı. Adam sordu: "Peki ikinci çocuğum, sen paranla ne yaptın?." Yorgancıya gittim. İki tane yastık aldım ." Bunu söyleyen çocuk, yastıkları içeri getirdi açtı ve tüyleri bütün odaya dağıttı. Zaman içinde bütün tüyler yere düştü, böylece oda yine dolmamıştı. "Sen üçüncü çocuğum, sen paranı ne yaptın?." diye sordu adam . Dolarımı cebime koyup senin yıllar önceki dükkanın gibi bir dükkana gittim.Dükkanın sahibine parayı verdim ve bozmasını istedim .Dolarımın 90 centini şehrimizdeki iki yardım kurumuna bağışladım.Böylece bir onluğum kaldı. Bununla iki şey aldım." Çocuk elini cebine atıp bir kibrit kutusu ve bir mum çıkardı. Işığı kapatıp mumu yakınca oda mumun yaydığı ışıkla dolmuştu.Oda samanla veya tüyle değil, bir uçtan öbür uca ışıkla dolmuştu. Baba memnundu "Çok iyi oğlum .Bu şirketin başına sen geçeceksin,çünkü yaşam hakkında çok önemli bir şeyi, ışığını yaymayı biliyorsun. Bu çok güzel .
|
|
|
|
İŞİN KOMİK TARAFI
Aşağıdaki maniler Akbank ATM dekontlarının arkasında yazıyor:
Yağmur yağar şakır şakır Bankanın içi fıkır fıkır Havaleni yap internetten Hem de çok kolay tıkır tıkır
Beyoğlunda gezersin Gözlerini süzersin Kredi kartlarını telefonla öde Daha da çok gezersin
En sevdiğim zar dübeş Dışarıda var güneş Kendini şubeye kapatma Dört yüz kırk dört yirmi beş yirmi beş
Gitsene sen de kıra Ne güzel kokar çıra Faturanı akbank.com ödesin Bankada bekleme sıra
Başından aşkın işin Bir de şubeye gelmişin Yatırım fonunu telefonla al Zaman kazan peşin peşin
|
|
KİTAP KÖŞESİ ANNE KAFAMDA BİT VAR - TARIK AKAN ''Sana hiçbirşey olmayacak, göreceksin bak. Elini kolunu sallayarak dışarı çıkacaksın.'' Uçak havaalanına yaklaşırken Müjdat (Gezen) beni yatıştırmaya çalışıyordu. Onu duymuyor gibiydim. Tutuklanacak olursam onun neler yapması gerektiğini düşünmeye çalıştım; tanıdık birkaç kişinin adını saydım.''Onları hemen ara, avukatımı devreye sok.'' dedim; bir de bütün gazeteleri aramasını tembihledim. Durduk. Herkes hareketlendi, ben bir türlü yerimden kalkmak istemiyordum. Gönülsüz, ağır hareket ediyordum. Müjdat'a döndüm: ''Beni götürürlerse bavulumu sen al,'' dedim. ''Bavulla şubeye gitmek istemiyorum. Yan ceplerinden birinde telefon defterim var, onu yok et...'' Sinema sanatçısı Tarık Akan, 80 askeri darbesinin hemen ardından , 1981 başlarında Almanya'da yaptığı bir konuşma yüzünden yurda dönüşünde tutuklanır. Bu tutuklanmanın nedeni, sağcı bir gazetenin manşete çıkardığı yanlı ve yalan haberdir. Böylece, uzun bir yargılama süreci başlar. Siyasi Şube, sorgulanmalar, itilip kakılmalar, aşağılanmalar, soğuk hücreler, bitli-fareli koğuşlar, sağcılar, solcular, devrimciler, TKP'liler, idamlıklar...Ününün doruğundaki Tarık Akan'ın aylar boyu içinde bulunacağı ortam budur.Uzun zaman sonra aklanıp özgür kalan Tarık Akan, aradan yıllar geçse de o günlerin baskılarını, acılarını unutamaz; tek çıkış yolu, yaşadıklarını yazıya dökmektir. Anne Kafamda Bit Var, o karanlık dönemin bir tutanağı gibi. Son yirmi yıldır toplumsal içerikli filmlere yönelen ünlü sinema adamının az bilinen bir yönünü ortaya çıkaran anılarda ayrıca Şerif Gören'den Atıf Yılmaz'a, Orhan Apaydın'dan Barış Derneği Davası' na kadar pek çok tanınmış ada ve önemli olaya yer verilirken, Yılmaz Güney cezaevindeyken gizli saklı çekilen Yol filminin bütün serüveni de dile getiriliyor. Hazırlayan: Rtn. Özlem ÇÖLKESEN |
|
|
|
Sevgili Dostlar,
Bir haftalık normal gündemli bir toplantı sonrası bu hafta Perşembe
günü yerine Rotary
nin 50.nci kuruluş yıldönümü nedeniyle Cuma günü Sheraton da saat 20.00
de Kuruluş Balosu olarak yapılacak.
Organizasyonu Kaleiçi
Rotary yapıyor.
Hepinize Sevgi ve Saygılar... |