Adres :Sinan Mah. Arık Cad. No:35/4 Gerçek Apt.Kat:1   Antalya          Dönem: 2003-2004         Sayı : 11
Tf:0.242.3117273 Fax :0.242.3117246  E-mail: antalya_rotary@yahoo.com Web :http://www.antalya-rotary.org.tr

2003-2004 Dönem Başkanı
Aytaç KÜÇÜKÜNAL
As Başkan 
Havva İşkan IŞIK
Sekreter
Salih PEKER
Sayman
Ege ALTAY
Üye
Yavuz CANÖZ
Meslek Hizmetleri Ana Komite Başkanı
Ahmet FIĞLACI
Toplum Hizmetleri Ana Komite Başkanı
M.Oktay YİĞİTBAŞI
Gençlik Hizmetleri Ana Komite Başkanı
Melike YÜCEL
Uluslar Arası Hizmetler ve Rotary Vakfı Ana Komite Başkanı
Levent İÇEL
 
2003-2004 Dönem
UR Başkanı
Jonathan B. MAJIYAGBE

2003-2004 Dönem
UR 2430. Bolge Guvernörü
Yılmaz ÖNEL


2003-2004 Dönem

X. Grup Guvernör Yardımcısı
Osman BERBEROĞLU  

 

G E Ç E N       H A F T A

Talya 11.09.2003   -   1303/12    

Toplam Üye

49 + 12

 

KONUŞMACI

     MERİÇ KAYALAN

Katılan Üye

33 + 04

KONU

    HIZLI OKUMA TEKNİKLERİ

Katılım

%67

KONUKLAR
TELAFİ KARTI

Can  Tuncay

 Antalya İnteract Kulüp Başkanı

Burak Gönen

Kaleiçi Rotary

 

MAZERET BİLDİRENLER İLK GELEN ÜYE AHMET FIĞLACI
  Süleyman Çevik      Rahatsız SON GELEN ÜYE HİMMET ÖCAL
  Vedat  Ilıkan Antalya Dışında
 
 
  Fatma Kızılırmak                
 
  Salih Peker                
  İzzet Uzun                


TOPLANTI   GÜNLÜĞÜ 

BAŞKAN AYTAÇ KÜÇÜKÜNAL:“Değerli Rotary Ailem !

Açlığı, sefaleti, cehaleti ortadan kaldırmak, sağlıklı bir toplum yaratmak için uzatalım ellerimizi diyerek 1303.nci toplantıyı açıyorum.” 

Kulüp sekreterimiz Salih Peker’in teyzesi vefat etmiş. Kendisine  ve ailesine başsağlığı diliyoruz.

Sevgili Süleyman Çevik böbrek taşı rahatsızlığı sebebiyle yatmış olduğu Vakıf Hastanesi’ nden taburcu olarak eve dönmüş. Kendisine geçmiş olsun diyoruz. 

Sizlere Oktay  Yiğitbaşı’ nın bir duyurusu var. 

OKTAY YİĞİTBAŞI : “KOYE “ Proğramı çerçevesinde “EĞİTİCİ EĞİTİM SEMİNERİ”
Organizasyonu 16 – 18 Ekim tarihlerinde kulübümüz tarafından yapılacaktır. 

BAŞKAN AYTAÇ KÜÇÜKÜNAL: Şimdi de sevgili Figen Ebren’ in bir sunumu var. 

FİGEN  EBREN : “ Biliyorsunuz Uluslararası Rotary her ay "The Rotarian" Dergisi'ni yayınlıyor. Ağustos 2003 sayısında Uluslararası Rotary Başkanı Jonathan 
Majiyagbe, bu ayın Rotary takviminde "üyelik ve genişleme" ayı olduğuna dikkat çekiyor.
 
Majiyagbe, "Bu dönem kulübünüze yeni üye almak için ideal bir aydır. Rotary'nin yaşamının sürekliliği, her seviyede başarılı üyelik geliştirme çabalarına bağlıdır." diyor.

Bu ayın röportaj konuğu Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan. 
Annan, "Polio ile savaşta gösterdiği üstün liderlik için Uluslararası Rotary'i kutlarım. Ben Rotary'nin varlığını çok geç öğrendim. Amerika'ya eğitim için geldiğimde Rotary'nin bursları ve topluma olan ilgisini öğrendim. Rotary özellikle BM'nin dünyadaki sağlık krizleri  ile yaptığı mücadelede yardımcı olmuştur. Son günlerde Polio'dan arındırma kampanyası için 88 milyon dolar fon yaratmış olduğunu öğrendik.

Rotary'nin çok faydalı amaçlar için kampanya organize edebilme ve buna destek sağlama yeteneği var. Bu da Rotary'i çok kıymetli bir kaynak haline getirmektedir." şeklinde görüş ve düşüncelerini ifade ediyor.

Rotary'nin Esasları köşesinde Rotary Eğitimi başlığı kullanılmış. Bu köşede Rotary organizasyonunun yapısı, üyelik sorumlulukları, Rotary'nin ilkeleri, UR Programları, Rotary vakfı, İnsani bağışlar ve Eğitim programları, PolioPlus programlarına değinilmiş.

Rotary'e ilişkin rakamlara ve Ağustos ayı toplantılarına şöyle yer verilmiş dergide:

 

Rotaryen sayısı 1.220.543 Rotaract sayısı 173.282 Interact sayısı 206.379
Kulüp 31.314 Kulüp 7.534 Kulüp 8.973
Ülke 155 Ülke 113 Ülke 166
Bölge 529        

 

2 Ağustos Başkanın katıldığı sağlık kutlamaları, Johannesburg, G.Afrika

9 Ağustos Nüfus kutlamaları , Abuja, Nijerya

13 Ağustos Barış simgeli kutlama, Stockholm, İsviçre

25-27 Ağustos Stratejik Planlama Komite Toplantısı, Evanston, Ill, ABD

27-29 Ağustos Konvansiyon, Chicago (2005)

28-31 Ağustos Rotary Bölgeleri 31 ve 32 Enstitü düzenlenmesi, Burlington,  ABD

 

Uluslar arası Konvansiyonlar

23-26 Mayıs 2004 Osaka, Japonya

19-22 Haziran 2005 Chicago, ABD

11-14 Haziran 2006 Kopenhag, Danimarka, İsviçre

 

Dergide Rotary'nin misyonu şöyle açıklanıyor:

Uluslar arası Rotary ;

-         Üye kulüpler arasında birliğin sağlanması,

-         Rotary'nin dünya çapında güçlenmesi ve yayılması,

-         Rotary'nin işleyişiyle ilgili küresel iletişim kurmak,

-         Uluslararası yönetim sistemi sağlama amaçlarına destek sağlar.”

 

BAŞKAN AYTAÇ KÜÇÜKÜNAL:”Sıra konuşmacı konuğumuzda. Öncelikle Oktay Yiğitbaşı konuğumuzun kısa bir tanıtımını yapacak sizlere.” 

OKTAY YİĞİTBAŞI : “ Konuğumuz  Meriç  Kayalan.
İstanbul doğumlu. Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi mezunu. 15 yıldır değişik eğitim kurumlarında ve sivil toplum örgütlerinde etkili ve hızlı okuma konusunda eğitim vermektedir.” Etkili ve Hızlı Okuma Sanatı” isimli kitabı bulunmaktadır.
Meriç Kayalan aynı zamanda bir resim sanatçısıdır. Çeşitli  karma sergilere katılmış ve birçok eseri bulunmaktadır. 

MERİÇ  KAYALAN : “Hep yakınır dururuz, okuyamamaktan, okumamaktan. Gerekçelerimiz de hep masumdur. Ya zamanımızın olmayışından ya da kitapların pahalı oluşundan. 

İnsanlık tarihinin ne zaman başladığı kesin olarak bilinmemekle birlikte, Güney Afrika’da bundan 800.000 yıl öncesinden kalma bazı fosiller bulunmuştur. Bunlara dayanarak daha o çağlarda yeryüzünde insana benzer üstün zekalı canlılar bulunduğu söylenmektedir. 

Tarih öncesi ne zaman sona ermiş,tarih ne zaman başlamıştır? Bilim adamlarının bu konuda vardığı ortak kanıya göre tarih; insanoğlunun en önemli buluşlarından biri olan “ yazı “ nın bulunuşuyla başlamıştır. Yazı bulunmazdan önce önemli sayılan olayların anısı ve yüzyıllar boyunca edinilen bilgiler, söz yoluyla kuşaktan kuşağa aktarılıyordu. Yazının bulunmasıyla olaylar, bilgiler ve düşünceler olduğu kadar; yasalar, kararnameler, anlaşmalar, iletilen haberler  yazıya dökülebilmiş  başka bir deyişle bir yerlere kaydedilmiştir. 

Uygarlığın hızlı gelişimi  yazının bulunmasıyla başlamış, edinilen bilgiler, düşüncelerin önce taştan tabletlere daha sonra da kağıda kaydedilmiştir. Yazının bulunuşuyla okuma işlemi gerçekleşmiş,bir yerlere kaydedilen bilgiler, düşünceler bireyden bireye “ okuma “ yoluyla ulaşmaları sonucunda öğrenilmiş ve bu bilgiler ışığında yeni düşünceler yeni buluşlar üretilmiştir. 

21.nci yüzyılda da okuma önemini korumaktadır. Her ne kadar etkin iletişim araçları bizi bilgilendiriyorsa da yeterli olmamaktadır.Bilgilendirmenin % 80’i okuma yoluyla edinildiğine    göre, bu araçlar okumaya yalnızca destek olacaktır. Son onbeş yılda dünyada basılan yazılı yayın başlangıçtan bugüne biriktirilen bilgilerin iki katıdır. Oysaki okumaya ayrılan süre sınırlıdır. 

Son yıllarda insanlık tarihi, her alanda baş döndürücü   gelişmelere tanık olmaktadır. Hepimizin bildiği gibi günümüzde binlerce yazı yazılmakta, büyük bir hızla basılıp dağıtılmaktadır. Bunlar gazeteler, dergiler, kitaplar vb. olarak bizlere sunulmaktadır. Olanlardan haberdar olabilmemiz için bu çığ gibi büyüyen yayınları okumamız gerekmektedir. Günümüzde okuma zevk değil gereksinim hatta yükümlülük olmuştur. 

Yine günümüzde   yapılan modern incelemeler, beynin yapısının ve işlevlerinin umulandan çok daha karışık, büyük bir enerji potansiyeline sahip olduğunu göstermektedir. Öyleyse neden etkili ve hızlı okuma için bu büyük potansiyelden yararlanılmasın? 

Artık geleneksel okuma hızı her geçen gün gerilerde bırakılıp üst üste katlanarak yükselmektedir. 

Birey, öğrenimi süresince ve öğrenimini tamamlayıp iş yaşamına atıldığında okuma becerileri arasındaki farklılıklar önem kazanır. Her gün okunması gereken yığınla basılı malzemeyle karşılaşan insan, bunları hızla okuyup anlamakta güçlük çeker. Çok farklı durumlara uyum sağlayıp etkili ve hızlı bir şekilde okumak için yaşamı boyunca yeni okuma becerileri tasarlar ve yaratır. 

Hızlı okuma dendiği zaman, 1 dakikada okunan sözcük sayısının fazlalığı düşünülmektedir. Hızlı okuma aynı zamanda etkili okuma sanatıdır. Sanırım ki herkes okuma hızının iyi hatta mükemmel olduğunu düşünüyordur. Ama olgular böyle bir iyimserliğe hak verdirmiyor. Yetişkin bir insan ortalama olarak dakikada  150 – 200 sözcük  arasında okumaktadır. Oysaki pek çok okuyucu şu anda okuduğundan çok daha hızlı okuyabilir.Etkili ve hızlı okuma seminerini tamamlayan bir birey dakikada en az 1200 sözcük okuyabilmektedir.Bu da, böyle bir semineri bitiren bireylerin diğerlerine oranla en az 6 kat daha hızlı okuduğu anlamına gelmektedir. 

Okuma konusunda karşılaşılan en temelsiz yanlış düşünce hızlı okumanın özensiz bir okuma sayılmasıdır. Bu konuda yapılan tüm incelemeler, hızlı okuyan bireylerin yavaş okuyanlara oranla daha iyi anladığını göstermektedir. Hızlı okuyan bir birey bu beceriyi edindiği ve bilinçli olduğu için daha hızlı okur. Yeteneğini en verimli biçimde kullanması için eğitilmiş ya da kendini eğitmiştir. Hızlı okuyan bir birey hızın kölesi değil ama yavaş okuyan bir birey alışkanlığının kölesidir.  “ 

Konuşmanın bitiminde sorulara geçildi. 

YAŞAR SÜZEN : “ Uzun zamandır bu konuda gözlem ve araştırmalar yapıyorum.    Kendi kendimi oldukça geliştirdim. Öğrendiğim kadarıyla üniversiteye hazırlanan öğrencilerle ilgili birçok çalışmalar var. Hızlı okuma yaparken anlama % kaç olur?Bir soru metni hızlı okunurken yanlış anlama olasılığı nedir? 

MERİÇ KAYALAN : “ Yavaş okumak daha iyi anlamak demek değildir. Aslında yavaş okumada unutma daha fazla olur. Benim eğitimlerimdeki öğrencilerde anlama oranları çok yüksekti. Fotoğrafı bir bütün olarak algıladılar.” 

HULKİ DEMİREL : “Hızlı okuma, edebi metinlerde nasıl işliyor ? 

MERİÇ KAYALAN : “ Edebi metinlerde okuma amacımıza göre değerlendirme yapmak daha doğru olur. Amaç hoşça vakit geçirmekse tabii ki fazla hıza gerek yoktur. O eserlerdeki betimlemeleri anlayabilecek bir hızı ayarlamamız lazım.”

HAVVA İŞKAN IŞIK : “ Benim oğlum sizin öğrencinizdi. Ben de onun bilgilerinden yararlandım. Ben oğlumun okuma alışkanlığının artması için bu eğitimi almasını istedim. Derslerinden edebi metinlere zaman ayıramıyordu. Gördüğü eğitim sonrasında oğlum tüm klasikleri okuyabilecek zamanı buldu. Bu eğitimin çok faydası oldu. Ben de bilimsel metinlerde 900 – 1000 kelimelik bir sınıra çıktım.”

AHMET TURAN SÖZEN : “ Okuyacağınız kitapları seçerken nasıl bir yöntem izliyorsunuz?” 

MERİÇ KAYALAN :” Ben seçtiğim bir kitabı alır, okur ve bitiririm. Pek fazla iyi ve kötüyü seçmek için çaba harcamam. Her kitabı okurum.

ORHAN ŞENOĞLU : “ Ben de hem işyerimde, hem de Akdeniz Üniversitesi’nde bu kursları aldım. Öğrenciler kurs başında 85 – 150 kelime arasında okurken kursun sonunda 800 – 3000 kelimeye kadar çıktılar. Metin okunduktan sonraki sorulara verilen  cevaplar da anlama oranını belirliyor.

BAŞKAN AYTAÇ KÜÇÜKÜNAL:” Toplantı sorumlumuz bugün Nuri Güvenç.

NURİ GÜVENÇ : “ Meriç Hanım’a çok teşekkürler. Devam oranımız % 67 bugün. Ahmet Fığlacı ilk gelen, Himmet Öcal da son gelen üyemiz.”

BAŞKAN AYTAÇ KÜÇÜKÜNAL:“Değerli Rotary Ailem !
Açlığı, sefaleti, cehaleti ortadan kaldırmak, sağlıklı bir toplum yaratmak için uzatalım ellerimizi diyerek 1303.nci toplantıyı kapatıyorum. Hepinize iyi tatiller diliyorum.”

  

 

BAŞSAĞLIĞI

Sevgili Dostumuz Salih Peker’ in  teyzesi  11.09.2003 tarihinde vefat etmiştir. Merhume aynı gün İstanbul’ da defnedilmiştir.

Merhume’ ye Allahtan rahmet, kederli ailesine ve sevgili dostumuz Salih Peker’e başsağlığı dileriz.

 

  

       B U   H A F T A

       Talya Oteli - 18.09.2003 - 1304 / 13

 

KONUŞMACI

DİLEK GÜRBÜZ
(Antev  Genel  Müdürü)

                   MÖNÜ

KONU

ALGILAMA

Cacık,Saç Kavurma,Pilav,
Meyve Salatası

DOĞUM GÜNLERİ

EVLENME YILDÖNÜMLERİ

         22.09 TAŞKIN TECİMER (DİLEK TECİMER EŞİ)    19.09

   PINAR-BURAK GÖNEN

     19.09

    SEVGİ-DURAN ÇİFTÇİ

   21.09

   İPEK-İBRAHİM ŞENCAN

 

 

DÖNEM BAŞKANI
Rtn. AYTAÇ KÜÇÜKÜNAL’ın MESAJI

 

 DEĞERLİ ROTARY AİLEM,

Bildiğiniz gibi  projelerimiz  belli  bir  noktaya  geldi. Artık  sahaya  inmek,  saha  çalışmalarına  başlamak  zamanı  geldi.

Bu  tarihler ;

1-) Etkin  hızlı  okuma  semineri :

     a) Eğitici  Eğitim  Semineri   (26 – 27 – 28  Eylül  2003)

     b) Eğitimin  Uygulanması     (Ekim ayının ikinci yarısında)

2- ) KOYE  PROJESİ :

      a) Eğitici  Eğitim  Semineri   ( 16  -  18  Ekim  2003 )

3- ) RYLA  Semineri :

       a) Ankara’da Kulüp  Başkanı, Komite  Başkanı (Rtn. Himmet  Öcal), Antalya  Rotaract   Başkanı  (Rtc. Süleyman Evren ) ile  birlikte  Seminere  katılım.  (11- 12  Ekim  2003)

       b) Seminerin  düzenlenme  tarihi  Ankara  dönüşü  belirlenecek.

4- ) GUVERNÖR  ZİYARETİ  (Guvernörümüz  06/10/2003 tarihinde kulübümüzü  ziyaret  edecek. Program  daha  sonra  duyurulacaktır.

Siz  dostlarımdan  bu  tarihleri  ajandalarınıza  not  etmenizi  ve  Komite  Başkanı  arkadaşlarımızın  belirlediği, uygun  gördüğü  görevleri  yerine  getirmenizi  ediyorum.

Sonuç  olarak  açlığı, sefaleti  ortadan  kaldırmak, sağlıklı  bir  toplum  yaratmak  için  ELLERİMİZİ  UZATALIM  DOSTLARIM...

Rotaryen  Sevgilerimle . 

Rtn. M.Aytaç KÜÇÜKÜNAL
Antalya Rotary Kulübü Başkanı
2003-2004 Dönem Başkanı

 

 

     GUVERNÖRLÜK YAZILARI

         

Değerli Guvernör Yardımcılarım ve Kulüp Başkanlarım,

 

Bölgemizin önemli projelerinden KÜÇÜK ÖLÇEKLİ İŞ KAZANDIRMA PROJESİ ( Kölik ) ile ilgili olarak düzenlenecek, KÖLİK TANITIM SEMİNERLERİ için, biz meslek hizmetleri komitesi olarak sizlerle iş birliğine hazırız. 

Kölik, Küçük Ölçekli İş Kazandırma projesi Bölge’nin internet sayfası üzerinden erişilen, özel web ile gerçekleştirilmektedir. Bu web sitesinde kendi işini kurmak isteyen adaylara çok değerli bilgiler verilmektedir. Bu konuda yapılan seminerlerin tüm metinleri yer almakta, ayrıca 8 bölümden oluşan, 100 sayfalık Kölik kılavuz kitap adayların kullanımına sunulmaktadır.  

Sitenin en önemli işlevlerinden birisi, adaylar kurmakta oldukları iş ile ilgili Hukuk, Finans, Mali konular, Pazarlama, İnternet tanıtımı gibi konularda site yardımı ile istedikleri soruları sorabilmektedir. Bu sorular çok değerli konusunda uzman Rotaryen veya Rotaryen olmayan dostlarımız tarafından web kanalıyla cevaplandırılmaktadır. 

Daha fazla bilgi için lütfen www.rotary2430.org.tr sitemiz ana sayfası içinde yer alan KÖLİK PROJESİ’ ni tıklayarak, ilgili bölüme geliniz ve inceleyiniz. KÖLİK TANITIMI SEMİNERİ nasıl yapılıyor? 

1-) Bulunduğunuz şehirde Sanayi Odası, Ticaret odası, Üniversite gibi bir mekanı seçerek, toplumda bilinen ve önemli yeri olan bir ortamda gerçekleştiriniz. 

2-) Cumartesi günü 10.00 – 12.00 veya öğleden sonra 14.00 – 16.00 saatleri uygun oluyor. 

3-) Toplumda bu tanıtım seminerini etkin bir şekilde medya, basın, bez afiş, internet spam,   üniversite ilan tahtaları gibi yollarla duyurunuz. 

4-) Konu ile ilgili mülki amirler ve yetkilileri davet edebiliyorsunuz. 

5-) Alışageldiğimiz seminer salonu düzeni içinde bu programı Meslek Hizmetleri Komitesi üyeleri olarak muhtemel kolik aday adaylarına anlatıyoruz. 

6-) İşini kurmak üzere hazır veya ileride düşünen aday adayları, tanıtım seminerini düzenleyen kulüplere başvuruyorlar, kendilerine Meslek Hizmetleri Komitesince şifreleri kulüp tarafından veriliyor. Bu adaylar web sitesindeki danışmanlar bölümüne de girebiliyorlar. 

Bu seminer sizler açısından yük olarak, sadece Rotary’ nin bu hizmetini açıklayan ve başvuruda bulunan adaylara şifrelerin verilmesi ile bağlantılı bir hizmettir. 

Şüphesiz yukarıda bazı ana hatlar verilmiştir. Bu tanıtım seminer organizasyonuna başvuruda bulunacak kulüplerimize daha detaylı bilgiler verilecektir.  

Değerli Başkanım, özellikle bu şekli ile KÖLİK PROJESİ bir kulüp için hiçte zor olmayıp, hatta çok kolay denilebilecek bir projedir. Ancak toplumda yaratacağı imaj ile Rotary’ nin tanıtımına son derece katkısı olmaktadır.  

Bizim bu projemizden etkilenerek bir çok özel firma kurulmuş, bu tür destek siteleri oluşturulmuş ve bu işi para karşılığında yaparak para kazanmaya başlamışlardır. Böyle bir ortamda İLK ve ÖNDERLİK yapan bir organizasyon olmamız nedeni ile çabalarımızı arttırarak sürdürmemiz gerekmektedir diye düşünüyoruz.  

Bir şehirden birden fazla kulüp bu proje için başvuruda bulunacak olur ise guruplandırmalar  yapılacağını bilginize sunmak isteriz. 

Daha önceki yazımızda eğer Kölik Projesi ile ilgileniyor iseniz, 15 eylüle kadar başvurmanız ricasında bulunmuştuk. Bu yazı sizlere konuyu biraz daha açmak amacına yönelik yazılmıştır. 

Bilgilerinize sunuyor, döneminiz içinde ödüle başvurduğunuz projelerden birisinin de KÖLİK TANITIM SEMİNERİ olmasını temenni ediyoruz.  

Rotaryen sevgilerimizle  

Meslek Hizmetleri Ana Komitesi 
Gurup Başkanı
Ahmet AKYOL 

Tel: 0/312  212  81  67 
Faks: 0/312  212  27  17

E-posta: mmt @ ttnet. net. tr 

 

  

                         2003 AĞUSTOS AYI DEVAM ÇİZELGESİ

   

  %100DEVAM EDEN ÜYELER

 

  • OSMAN BERBEROĞLU
  • SENAY  DODANLI
  • HAKAN EYİCAN
  • NURİ GÜVENÇ
  • KEMAL KALENDER
  • MUHARREM  KARATAŞ
  • MUSTAFA  KIVRAK
  • AYTAÇ KÜÇÜKÜNAL
  • FEHİM  ÖZ
  • SALİH PEKER
  • MUSTAFA SÖZEN
  • TEOMAN SÜER
  • HÜLAGU ŞENCAN
  • MUSTAFA YAPAN
  • HÜLYA YAZICI

 

 

 %75 DEVAM EDEN ÜYELER

 

  • OSMAN  BİLGEN
  • YAVUZ  CANÖZ
  • SÜLEYMAN  ÇEVİK
  • HULKİ DEMİREL
  • KADİR  DURSUN
  • ZİYA  ERBAŞ
  • LEVENT  İÇEL
  • AHMET  FIĞLACI
  • GÖNÜL MUTLU
  • OKTAY  YİĞİTBAŞI

 

 

 

TOPLAMDA %100 DEVAM EDENLER 

OSMAN  BERBEROĞLU, HAKAN EYİCAN, KEMAL  KALENDER,

AYTAÇ  KÜÇÜKÜNAL, SALİH  PEKER, TEOMAN  SÜER, HÜLAGU  ŞENCAN

HÜLYA  YAZICI 

      BU AY  %100 DEVAM EDEN DEVAMDAN MUAF ÜYELER 

  • A.TURHAN SÖZEN
  • İBRAHİM ŞENCAN

    

ANTALYA ROTARY KULÜBÜ, 07.08.2003 İLE 28.08.2003 TARİHLERİ ARASINDA DÖRT  RESMİ  TOPLANTISINI  TALYA  OTEL’DE  GERÇEKLEŞTİRMİŞTİR.

 

1298.TOPLANTI : KATILAN ÜYE ; 32 + 2    DEVAM ORANI: % 65.30

1299.TOPLANTI : KATILAN ÜYE ; 30 + 4     DEVAM ORANI: % 61.22

1300.TOPLANTI : KATILAN ÜYE ; 30 + 3     DEVAM ORANI: % 61.22

1301. TOPLANTI: KATILAN ÜYE ; 30 + 3     DEVAM ORANI: % 61.22   

AYLIK ORTALAMA DEVAM ORANI % 62.24 OLARAK GERÇEKLEŞMİŞTİR. 

 

 

 

   ÜYELERİMİZDEN

 

DUYGUSAL  ZEKANIN  İŞ  HAYATINDAKİ  ÖNEMİ 

Duygusal zeka işletme literatürüne son beş yılda girmiş ve önemi giderek artmıştır. Başlangıçta “duygusal olmak” la karıştırılan ve bazılarınca da biraz küçümsenen duygusal zeka, bugün meslek basamaklarında yükselmenin vazgeçilmez parçası olarak görülmektedir. Duygusal zekanın günümüz iş hayatında bu kadar büyük önem kazanmasının ardında yatan esas gerçekler nelerdir ? Aşağıda duygusal zekanın kazandığı önemle ilgili gelişmelerin kısa bir özetini bulacaksınız. 

Bir ürünün satış fiyatının maliyet ve kar payı ile belirlendiği dönemde şirketler hiyerarşik bir yapı içinde, her bir bölümü diğerinden ayıran kalın duvarlarla yönetilirdi.Böyle bir yapı içinde “herkes kendi işine bakar, bölümde yöneticinin bilgisi dışında hiçbir iş yapılamaz, onun haberi olmadan bilgi alınıp verilemez ve kimse kimseye karışamaz”dı.

Karlılık azalınca 

Tecrübeli ve zeki bir çalışan, hangi düzeyde olursa olsun her ilişkide ağırlığını hissettirir ve bölümü adına istediğini elde ederdi. Böyle bir yönetim tarzı içinde her çalışan, kimden emir alıp, kime emir vereceğini bilirdi. İş tanımının sınırları içinde, yetki ve sorumluluklarının nerede başlayıp nerede bittiği büyük önem taşırdı. Hiyerarşik yönetim yapısı içinde otorite güce dayanır ve çalışanlar yöneticileri kızdırmamaya bakarlardı. İş ortamında gerginliği azaltmanın en güvenli yolu stokla çalışmak olduğu için, ürünle ilgilenen her bölüm kendisini sıkıntıya sokmayacak miktarda ürünü; hizmet üreten her bölüm de zamanı stok olarak tutardı. Mümkün olan en fazla sayıda kişiyi kendi bölümünde tutmak da bir güç işareti olduğu için, bunun maliyetler üzerindeki etkisi fark edilmez ve doğal karşılanırdı. 

Zaman içinde rekabet artıp kar marjları düşmeye ve fiyat, pazar koşulları tarafından  belirlenmeye başladıkça maliyetler giderek daha fazla önem kazandı. Bunun sonucu olarak üretim araçları, iş yapma biçimleri ve süreçleri rekabete dayanmanın ve pazarda ayakta kalmanın tek koşulu olmaya başladı. 

Geçmişte genel bir tanım olarak kullanılan ekip çalışması (team work), stok maliyetlerini azaltmak için yeniden yapılandırıldı ve futbolda “ golü takım atar, takım yer” ilkesinde olduğu gibi “iç müşteri” anlayışı ortaya çıktı. Daha önceleri birbirlerini önemsemek zorunda olmayan bölümlerin kaderi birbirine bağlandı  ve her bölüm, bir diğer bölümün “gözünün içine bakmak “ zorunda kaldı. Böylece geçmişteki bağımsız bölümlerin yerini, birbirlerine karşılıklı bağımlı bölümler aldı. Bunun yanı sıra bilgiyi işlemek, ürün işlemekten daha önemli duruma geldi. Gelişen bilgi teknolojisinin de yardımıyla işletme içinde katmanlar azaldı ve yatay yönetim anlayışına geçildi.

 

Zeka ve tecrübe yeter mi ?
Bu aşamada geçmişte şirket içinde büyük önem taşıyan bazı zeki,bilgili ve tecrübeli çalışanların yarar değil zarar doğurduğu görüldü.Çünkü bu kişiler bir işin neden olmayacağını o kadar iyi anlatıyor ve çevrelerini de ikna ediyorlardı ki, daha sonra o işin yapılmasını sağlamak ayrıca bir maliyet oluşturuyordu. Çünkü bu kişiler  ne kadar zeki ve tecrübeliyseler, ördükleri duvarların da o ölçüde kalın ve diğerlerinin önüne koydukları yokuşun da o ölçüde dik olduğu görülüyordu. 

“Astımı bileyim, üstümü bileyim. İş tanımım,yetki ve sorumluluklarım belli olsun” anlayışına sahip olanlar, hiyerarşik bir sistem içinde son derece başarılı olabilirler. Ancak gerçek anlamda ekip çalışmasının yapıldığı bir ortamda  her zaman “gri alan”lar ve “silik sınır”lar vardır. Belirsizliğe karşı düşük toleransı olanlar böyle ortamlarda bocalar ve sık sık kriz yaratırlar. İyi bir ekip çalışması için, yüksek duygusal zeka en temel yetenektir. 

Kendi duygularını anlamak ve isimlendirmek, başkalarının duygularını anlamak (empati), olumsuz duygularını denetleyebilmek, çevresindekilerin olumsuz duygularını yönetebilmek, emir verme yetkisine sahip olmadığı insanlara iş yaptırabilmek, çatışma durumlarında uzlaşabilmek gibi geçmişte zeka,bilgi ve tecrübeye kıyasla önemsenmeyen  özellikler, ekip çalışması konusunda belirleyici nitelik taşır. 

İş tanımı değil, rol tanımı 

Günümüzde iş tanımları yerini rol tanımlarına bırakmıştır. Matriks yönetim tarzında çalışanlar, idari açıdan bir yöneticiye, fonksiyonel açıdan bir başka yöneticiye bağlı olur ve farklı ekiplerin üyesi olabilirler. Sadece aynı ekipteki üyelerin birbiriyle uyumu değil, diğer bölümlerle uyumlu ilişkiler şirket içinde yaratılacak sinerjinin temel şartı olmuştur. Yöneticilerden beklenen, yönettikleri bölümlerin çatışan çıkarlarını, şirketin esas hedefleri doğrultusunda, resmin bütününü görerek uzlaştırmalarıdır. Böylece yöneticiler kendi astlarına da bir problemin nasıl çözülmesi gerektiği konusunda örnek olurlar. Bütün bunlar duygusal zeka altında toplanan özellikler sayesinde gerçekleşir. 

Harward Business Rewiev’ın son sayısı bütünüyle “Devir açan liderlik”konusuna ayrılmıştır. Bir liderin en belirleyici özelliği değişim yaratmasıdır. Bunun için de önce kişinin kendisini tanıması gerekir. Çünkü ancak kendisini tanıyabilen insan çevresindekileri anlayabilir. Kendi duygularını tanıyan ve anlayan, kendisini denetleyebilir ve yönetebilir. Kendini yönetebilen kişinin de çevresindekileri yönetme şansı doğar. Bu nedenle başkalarını etkilemek ve değişim yaratabilmek, en başta kişinin kendisinden başlamaktadır. 

Duyguların gücünü yeniden keşfetmek 

1995’te yayınladığı aynı  adlı kitabıyla duygusal zeka kavramının yaygın olarak tanınmasını sağlayan Daniel  Goleman, duygusal zekayı şöyle tanımlıyor: “Kendimizle, başkalarıyla ve çevremizle başa çıkabilmeyi kolaylaştıran, duyguları tanıma, anlama ve etkin biçimde kullanma yeteneği.” 

Gerek özel yaşamda, gerekse  iş yaşamında duygusal zekanın kişinin uyumunu ve etkinliğini artırdığını gösteren çok sayıda çalışma var. Bu çalışmalar kuşkusuz zihinsel yeteneklerin önemsiz olduğu anmlamına gelmiyor. Ama duygusal zeka yetkinlikleri, zihinsel yeteneklerin nasıl kullanıldığını belirlemekte çok önemli bir işlev üstleniyorlar. Bilişsel yeteneklerle duygusal yeterlikler arasındaki sıkı bağlantılar, duygusal ve toplumsal becerilerin bilişsel süreçlerin etkinliğini ve gelişmesini sağlıyorlar. Örneğin, duygusal zeka, gerek özel gerekse iş yaşamında en temel bilişsel yetkinliklerden biri olan karar vermeyi temelden etkiliyor. Beyinde, bilişsel merkezlerle duygusal merkezler arasındaki bağlantının kesilmesine neden olan beyin hasarları sonucunda, insanların IQ’sunda hiçbir değişiklik olmamasına rağmen, bu kişilerin en basit kararları veremedikleri görülmüştür. Bir karar verme anında seçeneklerin mantıklı olup olmadığını değerlendirmekten tutun da zamanı belirlemeye kadar birçok etkenin duygular tarafından yönlendirildiği araştırmalarca kanıtlanmış bulunuyor.

İş başarısında farkı yaratan duygusal yetkinlikler 

Duygusal zeka tek başına iş performansını öngöremez, ancak performansı belirleyen yetkinliklerin alt yapısını oluşturur. Duygusal yetkinlikler iş yaşamında üstün performansı sağlayan kişisel ve toplumsal yetkinliklerdir. Bu yetkinliklerin kazanılması ve geliştirilmesi, duygusal zekaya bağlıdır. Örneğin, karşınızdaki insanın ne hissettiğini farketmek ve anlamak, iş hayatında önemli bir yetkinlik olan “Etkileme” için gereklidir. Benzer şekilde, duygularına çeki düzen vermeyi, onları yönetmeyi başaran kişiler, “İnisiyatif kullanma” ve “ Başarı yönelimi” yetkinliklerini daha kolaylıkla geliştirebilirler. Bir başka deyişle, performansı öngörebilmek için bu toplumsal ve duygusal yetkinlikleri ortaya çıkarmak ve ölçmek gerekir.

İyimserlik : Duygusal yetkinliklerden biri olan iyimserlik kişinin başarısızlıkla ya da bir engelle katşılaştığında bu durumu nasıl değerlendirdiğini belirler. İyimserlik sorunu çözmez ama sorunların çözülmesini sağlayan tutumları belirler; kötümserliğin nasıl daha da içinden çıkılmaz bir noktaya getirdiğini yaşam deneyimlerimizden biliyoruz.

Duyguları denetleme ve stresle başa çıkma : Duygusal zekanın bu öğesinin başarı için zorunlu   bir etken olduğu kanıtlanmıştır. Örneğin bir mağaza zincirinde satışların ve karlılığın, mağaza yöneticilerinin stresle başa çıkma yetenekleriyle doğrudan bağlantısı olduğu görülmüştür. 

Duyguların ifadesi : Duyguları ne zaman nasıl ifade edeceğini bilmenin de duygusal zekayla yakından ilişkisi vardır. Duygularını yerinde ve ölçüsünde ifade eden ve kullanan liderler, ekipleri üzerinde iş sonuçlarına doğrudan yansıyan olumlu etkiler yaratırlar.

Empati : Duygusal zekanın bir başka öğesi olan empatinin mesleki başarıya katkısı yıllardır bilinir. Empatisi yüksek kişiler gerek sosyal hayatlarında gerekse kariyerlerinde daha başarılı olmaktadır. Ayrıca müşterilerine empati gösteren satış elemanlarının daha yüksek satış rakamlarına ulaştığı görülmüştür.

Duygusal zekayı geliştirmek elimizde 

Bir bakıma duygusal zeka çok da yeni bir kavram  değil. Aksine yıllardır yapılan sayısız çalışma var. Ne var ki, önemli olan duygusal zekanın insan yaşamını anlamlandırmak, daha etkin hale getirmek ve iş yaşamında performansı etkili bir düzeye çıkarmak için ne kadar önemli olduğunu kabul etmek ve ondan yararlanmaktır. Kişinin duyguları, kendisinde ve başkalarında algılayabilmesi, ayırt etmesi ve yönetmesi, iş başarısı için gerekli olan toplumsal ve duygusal yetkinlikleri kazanması ve hayata geçirebilmesi için bir temel oluşturur. Umut verici olan şu ki duygusal yetkinlikler kazanılabilir ve duygusal zeka düzeyi arttırılabilir. Araştırmalar da duygusal zekanın yaşla arttığını göstermektedir. Uygun eğitimler ve koçluk programlarıyla duygusal zekayı geliştirmek ve kalıcı artışlar sağlamak mümkündür. 

Değişim alabildiğine hızlanırken ve beklenmedik gelişmeler insandan sürekli daha üstün bilişsel yeterlilikler talep ederken,duygusal zeka her zamankinden daha büyük değer kazanmaktadır. Duygusal zeka işyerinde hem üretkenliği hem de kişi sağlığını iyileştirmek ve geliştirmek için önemli olanaklar sunmaktadır. 

Bugün yaygın olarak kabul gördüğü gibi IQ bir işe kabul edilmeyi, duygusal zeka ise o işte yükselme ölçüsünü belirlemektedir. 

Prf. Dr. Acar BALTAŞ   

Düzenleyen :
Rtn. Hakan Eyican
 

 

   SİZİN KÖŞENİZ

 

KENDİ KENDİNE SORULAR