![]() |
![]() |
Adres
:Sinan Mah. Arık Cad. No:35/4 Gerçek Apt.Kat:1
Antalya Dönem: 2003-2004
Sayı :
11 |
| 2003-2004
Dönem Başkanı Aytaç KÜÇÜKÜNAL As Başkan Havva İşkan IŞIK Sekreter Salih PEKER Sayman Ege ALTAY Üye Yavuz CANÖZ |
Meslek
Hizmetleri Ana Komite Başkanı Ahmet FIĞLACI Toplum Hizmetleri Ana Komite Başkanı M.Oktay YİĞİTBAŞI Gençlik Hizmetleri Ana Komite Başkanı Melike YÜCEL Uluslar Arası Hizmetler ve Rotary Vakfı Ana Komite Başkanı Levent İÇEL |
2003-2004
Dönem UR Başkanı Jonathan B. MAJIYAGBE 2003-2004 Dönem UR 2430. Bolge Guvernörü Yılmaz ÖNEL 2003-2004 Dönem X. Grup Guvernör Yardımcısı Osman BERBEROĞLU |
|
G E
Ç E N
H A
F T A |
Talya
11.09.2003 -
1303/12 |
||||||||||||||||||||||||||||
|
Toplam Üye |
49 + 12 |
|
KONUŞMACI
|
MERİÇ
KAYALAN |
|||||||||||||||||||||||||
|
Katılan Üye |
33 + 04 |
KONU
|
HIZLI OKUMA TEKNİKLERİ |
||||||||||||||||||||||||||
|
Katılım |
%67 |
KONUKLAR
|
|||||||||||||||||||||||||||
| TELAFİ
KARTI |
Can
Tuncay |
Antalya
İnteract Kulüp Başkanı |
|||||||||||||||||||||||||||
|
Burak Gönen |
Kaleiçi Rotary |
|
|||||||||||||||||||||||||||
| MAZERET
BİLDİRENLER |
İLK GELEN ÜYE |
AHMET FIĞLACI |
|||||||||||||||||||||||||||
|
Süleyman Çevik |
Rahatsız |
SON
GELEN ÜYE |
HİMMET
ÖCAL |
||||||||||||||||||||||||||
|
Vedat
Ilıkan |
Antalya
Dışında |
|
|
||||||||||||||||||||||||||
|
Fatma Kızılırmak |
“
“ |
|
|||||||||||||||||||||||||||
|
Salih Peker |
“
“ |
||||||||||||||||||||||||||||
|
İzzet Uzun |
“
“ |
||||||||||||||||||||||||||||
|
BAŞKAN
AYTAÇ KÜÇÜKÜNAL:“Değerli Rotary Ailem ! Açlığı,
sefaleti, cehaleti ortadan kaldırmak, sağlıklı bir toplum yaratmak için
uzatalım ellerimizi diyerek 1303.nci toplantıyı açıyorum.” Kulüp
sekreterimiz Salih Peker’in teyzesi vefat etmiş. Kendisine
ve ailesine başsağlığı diliyoruz. Sevgili
Süleyman Çevik böbrek taşı rahatsızlığı sebebiyle yatmış olduğu
Vakıf Hastanesi’ nden taburcu olarak eve dönmüş. Kendisine geçmiş
olsun diyoruz. Sizlere
Oktay Yiğitbaşı’ nın bir duyurusu var. OKTAY
YİĞİTBAŞI : “KOYE “ Proğramı çerçevesinde “EĞİTİCİ EĞİTİM
SEMİNERİ” BAŞKAN
AYTAÇ KÜÇÜKÜNAL: Şimdi de sevgili Figen Ebren’ in bir sunumu
var. FİGEN
EBREN : “ Biliyorsunuz Uluslararası Rotary her ay "The
Rotarian" Dergisi'ni yayınlıyor. Ağustos 2003 sayısında
Uluslararası Rotary Başkanı Jonathan Bu
ayın röportaj konuğu Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan. Rotary'nin
çok faydalı amaçlar için kampanya organize edebilme ve buna destek
sağlama yeteneği var. Bu da Rotary'i çok kıymetli bir kaynak haline
getirmektedir." şeklinde görüş ve düşüncelerini ifade
ediyor. Rotary'nin
Esasları köşesinde Rotary Eğitimi başlığı kullanılmış. Bu köşede
Rotary organizasyonunun yapısı, üyelik sorumlulukları, Rotary'nin
ilkeleri, UR Programları, Rotary vakfı, İnsani bağışlar ve Eğitim
programları, PolioPlus programlarına değinilmiş. Rotary'e
ilişkin rakamlara ve Ağustos ayı toplantılarına şöyle yer verilmiş
dergide:
2
Ağustos Başkanın katıldığı sağlık kutlamaları, Johannesburg,
G.Afrika 9
Ağustos Nüfus kutlamaları , Abuja, Nijerya 13
Ağustos Barış simgeli kutlama, Stockholm, İsviçre 25-27
Ağustos Stratejik Planlama Komite Toplantısı, Evanston, Ill, ABD 27-29
Ağustos Konvansiyon, Chicago (2005) 28-31
Ağustos Rotary Bölgeleri 31 ve 32 Enstitü düzenlenmesi, Burlington,
ABD Uluslar
arası Konvansiyonlar 23-26
Mayıs 2004 Osaka, Japonya 19-22
Haziran 2005 Chicago, ABD 11-14
Haziran 2006 Kopenhag, Danimarka, İsviçre Dergide
Rotary'nin misyonu şöyle açıklanıyor: Uluslar
arası Rotary ; -
Üye kulüpler arasında birliğin sağlanması, -
Rotary'nin dünya çapında güçlenmesi ve yayılması, -
Rotary'nin işleyişiyle ilgili küresel iletişim kurmak, -
Uluslararası yönetim sistemi sağlama amaçlarına destek sağlar.” BAŞKAN
AYTAÇ KÜÇÜKÜNAL:”Sıra konuşmacı konuğumuzda. Öncelikle Oktay
Yiğitbaşı konuğumuzun kısa bir tanıtımını yapacak sizlere.” OKTAY
YİĞİTBAŞI : “ Konuğumuz Meriç
Kayalan. MERİÇ
KAYALAN : “Hep yakınır dururuz, okuyamamaktan, okumamaktan. Gerekçelerimiz
de hep masumdur. Ya zamanımızın olmayışından ya da kitapların
pahalı oluşundan. İnsanlık tarihinin ne zaman başladığı
kesin olarak bilinmemekle birlikte, Güney Afrika’da bundan 800.000 yıl
öncesinden kalma bazı fosiller bulunmuştur. Bunlara dayanarak daha o
çağlarda yeryüzünde insana benzer üstün zekalı canlılar bulunduğu
söylenmektedir. Tarih öncesi ne zaman sona ermiş,tarih
ne zaman başlamıştır? Bilim adamlarının bu konuda vardığı ortak
kanıya göre tarih; insanoğlunun en önemli buluşlarından biri olan
“ yazı “ nın bulunuşuyla başlamıştır. Yazı bulunmazdan önce
önemli sayılan olayların anısı ve yüzyıllar boyunca edinilen
bilgiler, söz yoluyla kuşaktan kuşağa aktarılıyordu. Yazının
bulunmasıyla olaylar, bilgiler ve düşünceler olduğu kadar; yasalar,
kararnameler, anlaşmalar, iletilen haberler
yazıya dökülebilmiş başka
bir deyişle bir yerlere kaydedilmiştir. Uygarlığın hızlı gelişimi
yazının bulunmasıyla başlamış, edinilen bilgiler, düşüncelerin
önce taştan tabletlere daha sonra da kağıda kaydedilmiştir. Yazının
bulunuşuyla okuma işlemi gerçekleşmiş,bir yerlere kaydedilen
bilgiler, düşünceler bireyden bireye “ okuma “ yoluyla ulaşmaları
sonucunda öğrenilmiş ve bu bilgiler ışığında yeni düşünceler
yeni buluşlar üretilmiştir. 21.nci yüzyılda da okuma önemini
korumaktadır. Her ne kadar etkin iletişim araçları bizi
bilgilendiriyorsa da yeterli olmamaktadır.Bilgilendirmenin % 80’i
okuma yoluyla edinildiğine
göre, bu araçlar okumaya yalnızca destek olacaktır. Son onbeş
yılda dünyada basılan yazılı yayın başlangıçtan bugüne
biriktirilen bilgilerin iki katıdır. Oysaki okumaya ayrılan süre sınırlıdır. Son yıllarda insanlık tarihi, her
alanda baş döndürücü gelişmelere
tanık olmaktadır. Hepimizin bildiği gibi günümüzde binlerce yazı
yazılmakta, büyük bir hızla basılıp dağıtılmaktadır. Bunlar
gazeteler, dergiler, kitaplar vb. olarak bizlere sunulmaktadır.
Olanlardan haberdar olabilmemiz için bu çığ gibi büyüyen yayınları
okumamız gerekmektedir. Günümüzde okuma zevk değil gereksinim hatta
yükümlülük olmuştur. Yine günümüzde
yapılan modern incelemeler, beynin yapısının ve işlevlerinin
umulandan çok daha karışık, büyük bir enerji potansiyeline sahip
olduğunu göstermektedir. Öyleyse neden etkili ve hızlı okuma için
bu büyük potansiyelden yararlanılmasın? Artık geleneksel okuma hızı her geçen
gün gerilerde bırakılıp üst üste katlanarak yükselmektedir. Birey, öğrenimi süresince ve öğrenimini
tamamlayıp iş yaşamına atıldığında okuma becerileri arasındaki
farklılıklar önem kazanır. Her gün okunması gereken yığınla basılı
malzemeyle karşılaşan insan, bunları hızla okuyup anlamakta güçlük
çeker. Çok farklı durumlara uyum sağlayıp etkili ve hızlı bir şekilde
okumak için yaşamı boyunca yeni okuma becerileri tasarlar ve yaratır. Hızlı okuma dendiği zaman, 1
dakikada okunan sözcük sayısının fazlalığı düşünülmektedir.
Hızlı okuma aynı zamanda etkili okuma sanatıdır. Sanırım ki
herkes okuma hızının iyi hatta mükemmel olduğunu düşünüyordur.
Ama olgular böyle bir iyimserliğe hak verdirmiyor. Yetişkin bir insan
ortalama olarak dakikada 150
– 200 sözcük arasında
okumaktadır. Oysaki pek çok okuyucu şu anda okuduğundan çok daha hızlı
okuyabilir.Etkili ve hızlı okuma seminerini tamamlayan bir birey
dakikada en az 1200 sözcük okuyabilmektedir.Bu da, böyle bir semineri
bitiren bireylerin diğerlerine oranla en az 6 kat daha hızlı okuduğu
anlamına gelmektedir. Okuma konusunda karşılaşılan en
temelsiz yanlış düşünce hızlı okumanın özensiz bir okuma sayılmasıdır.
Bu konuda yapılan tüm incelemeler, hızlı okuyan bireylerin yavaş
okuyanlara oranla daha iyi anladığını göstermektedir. Hızlı
okuyan bir birey bu beceriyi edindiği ve bilinçli olduğu için daha hızlı
okur. Yeteneğini en verimli biçimde kullanması için eğitilmiş ya
da kendini eğitmiştir. Hızlı okuyan bir birey hızın kölesi değil
ama yavaş okuyan bir birey alışkanlığının kölesidir.
“ Konuşmanın bitiminde sorulara geçildi. YAŞAR SÜZEN : “ Uzun zamandır bu
konuda gözlem ve araştırmalar yapıyorum. Kendi
kendimi oldukça geliştirdim. Öğrendiğim kadarıyla üniversiteye
hazırlanan öğrencilerle ilgili birçok çalışmalar var. Hızlı
okuma yaparken anlama % kaç olur?Bir soru metni hızlı okunurken yanlış
anlama olasılığı nedir? MERİÇ KAYALAN : “ Yavaş okumak
daha iyi anlamak demek değildir. Aslında yavaş okumada unutma daha
fazla olur. Benim eğitimlerimdeki öğrencilerde anlama oranları çok
yüksekti. Fotoğrafı bir bütün olarak algıladılar.” HULKİ DEMİREL : “Hızlı okuma,
edebi metinlerde nasıl işliyor ? MERİÇ KAYALAN : “ Edebi metinlerde
okuma amacımıza göre değerlendirme yapmak daha doğru olur. Amaç hoşça
vakit geçirmekse tabii ki fazla hıza gerek yoktur. O eserlerdeki
betimlemeleri anlayabilecek bir hızı ayarlamamız lazım.” HAVVA İŞKAN IŞIK : “ Benim oğlum
sizin öğrencinizdi. Ben de onun bilgilerinden yararlandım. Ben oğlumun
okuma alışkanlığının artması için bu eğitimi almasını
istedim. Derslerinden edebi metinlere zaman ayıramıyordu. Gördüğü
eğitim sonrasında oğlum tüm klasikleri okuyabilecek zamanı buldu.
Bu eğitimin çok faydası oldu. Ben de bilimsel metinlerde 900 – 1000
kelimelik bir sınıra çıktım.” AHMET TURAN SÖZEN : “ Okuyacağınız
kitapları seçerken nasıl bir yöntem izliyorsunuz?” MERİÇ KAYALAN :” Ben seçtiğim bir
kitabı alır, okur ve bitiririm. Pek fazla iyi ve kötüyü seçmek için
çaba harcamam. Her kitabı okurum. ORHAN ŞENOĞLU : “ Ben de hem işyerimde,
hem de Akdeniz Üniversitesi’nde bu kursları aldım. Öğrenciler
kurs başında 85 – 150 kelime arasında okurken kursun sonunda 800
– 3000 kelimeye kadar çıktılar. Metin okunduktan sonraki sorulara
verilen cevaplar da anlama
oranını belirliyor. BAŞKAN AYTAÇ KÜÇÜKÜNAL:”
Toplantı sorumlumuz bugün Nuri Güvenç. NURİ
GÜVENÇ : “ Meriç Hanım’a çok teşekkürler. Devam oranımız %
67 bugün.
Ahmet
Fığlacı ilk gelen, Himmet Öcal da son gelen üyemiz.” BAŞKAN
AYTAÇ KÜÇÜKÜNAL:“Değerli Rotary Ailem ! |
|||||||||||||||||||||||||||||
|
BAŞSAĞLIĞI Sevgili Dostumuz Salih
Peker’ in teyzesi
11.09.2003 tarihinde vefat etmiştir. Merhume aynı gün İstanbul’
da defnedilmiştir. Merhume’ ye Allahtan
rahmet, kederli ailesine ve sevgili dostumuz Salih Peker’e başsağlığı
dileriz. |
|
B
U
H A F
T A |
Talya Oteli - 18.09.2003 - 1304 / 13 |
|||||
|
|
KONUŞMACI |
DİLEK GÜRBÜZ |
MÖNÜ |
|||
| KONU |
ALGILAMA |
Cacık,Saç
Kavurma,Pilav, Meyve Salatası |
||||
|
DOĞUM GÜNLERİ |
EVLENME YILDÖNÜMLERİ |
|||||
|
22.09 |
TAŞKIN
TECİMER (DİLEK TECİMER EŞİ) |
19.09 |
PINAR-BURAK
GÖNEN |
|||
| |
19.09 |
SEVGİ-DURAN
ÇİFTÇİ |
||||
|
21.09 |
İPEK-İBRAHİM
ŞENCAN |
|||||
DEĞERLİ
ROTARY AİLEM, Bildiğiniz gibi
projelerimiz belli bir
noktaya geldi. Artık
sahaya inmek,
saha çalışmalarına
başlamak zamanı
geldi. Bu tarihler ; 1-) Etkin
hızlı okuma
semineri : a) Eğitici
Eğitim Semineri
(26 – 27 – 28 Eylül 2003) b) Eğitimin
Uygulanması
(Ekim ayının ikinci yarısında) 2- ) KOYE
PROJESİ : a) Eğitici
Eğitim Semineri
( 16 -
18 Ekim 2003 ) 3- ) RYLA
Semineri : a) Ankara’da Kulüp
Başkanı, Komite Başkanı
(Rtn. Himmet Öcal),
Antalya Rotaract
Başkanı (Rtc. Süleyman
Evren ) ile birlikte
Seminere katılım.
(11- 12 Ekim
2003) b) Seminerin
düzenlenme tarihi
Ankara dönüşü
belirlenecek. 4- ) GUVERNÖR
ZİYARETİ (Guvernörümüz
06/10/2003 tarihinde kulübümüzü
ziyaret edecek.
Program daha sonra
duyurulacaktır. Siz dostlarımdan bu
tarihleri ajandalarınıza
not etmenizi
ve Komite
Başkanı arkadaşlarımızın
belirlediği, uygun gördüğü
görevleri yerine
getirmenizi ediyorum. Sonuç olarak açlığı,
sefaleti ortadan
kaldırmak, sağlıklı bir
toplum yaratmak
için ELLERİMİZİ
UZATALIM DOSTLARIM... Rotaryen
Sevgilerimle . Rtn. M.Aytaç KÜÇÜKÜNAL |
|
Değerli
Guvernör Yardımcılarım ve Kulüp Başkanlarım, Bölgemizin önemli projelerinden KÜÇÜK
ÖLÇEKLİ İŞ KAZANDIRMA PROJESİ ( Kölik ) ile ilgili olarak düzenlenecek,
KÖLİK TANITIM SEMİNERLERİ için, biz meslek hizmetleri komitesi
olarak sizlerle iş birliğine hazırız. Kölik, Küçük Ölçekli İş Kazandırma
projesi Bölge’nin internet sayfası üzerinden erişilen, özel web
ile gerçekleştirilmektedir. Bu web sitesinde kendi işini kurmak
isteyen adaylara çok değerli bilgiler verilmektedir. Bu konuda yapılan
seminerlerin tüm metinleri yer almakta, ayrıca 8 bölümden oluşan,
100 sayfalık Kölik kılavuz kitap adayların kullanımına sunulmaktadır.
Sitenin en önemli işlevlerinden birisi,
adaylar kurmakta oldukları iş ile ilgili Hukuk, Finans, Mali konular,
Pazarlama, İnternet tanıtımı gibi konularda site yardımı ile
istedikleri soruları sorabilmektedir. Bu sorular çok değerli
konusunda uzman Rotaryen veya Rotaryen olmayan dostlarımız tarafından
web kanalıyla cevaplandırılmaktadır. Daha fazla bilgi için lütfen www.rotary2430.org.tr
sitemiz ana sayfası içinde yer alan KÖLİK PROJESİ’ ni tıklayarak,
ilgili bölüme geliniz ve inceleyiniz. KÖLİK TANITIMI SEMİNERİ nasıl
yapılıyor? 1-) Bulunduğunuz şehirde Sanayi Odası,
Ticaret odası, Üniversite gibi bir mekanı seçerek, toplumda bilinen
ve önemli yeri olan bir ortamda gerçekleştiriniz. 2-) Cumartesi günü 10.00 – 12.00 veya öğleden
sonra 14.00 – 16.00 saatleri uygun oluyor. 3-) Toplumda bu tanıtım seminerini etkin
bir şekilde medya, basın, bez afiş, internet spam, üniversite ilan tahtaları gibi yollarla duyurunuz. 4-) Konu ile ilgili mülki amirler ve
yetkilileri davet edebiliyorsunuz. 5-) Alışageldiğimiz seminer salonu düzeni
içinde bu programı Meslek Hizmetleri Komitesi üyeleri olarak muhtemel
kolik aday adaylarına anlatıyoruz. 6-) İşini kurmak üzere hazır veya
ileride düşünen aday adayları, tanıtım seminerini düzenleyen kulüplere
başvuruyorlar, kendilerine Meslek Hizmetleri Komitesince şifreleri kulüp
tarafından veriliyor. Bu adaylar web sitesindeki danışmanlar bölümüne
de girebiliyorlar. Bu seminer sizler açısından yük olarak,
sadece Rotary’ nin bu hizmetini açıklayan ve başvuruda bulunan
adaylara şifrelerin verilmesi ile bağlantılı bir hizmettir. Şüphesiz yukarıda bazı ana hatlar
verilmiştir. Bu tanıtım seminer organizasyonuna başvuruda bulunacak
kulüplerimize daha detaylı bilgiler verilecektir. Değerli Başkanım, özellikle bu şekli
ile KÖLİK PROJESİ bir kulüp için hiçte zor olmayıp, hatta çok
kolay denilebilecek bir projedir. Ancak toplumda yaratacağı imaj ile
Rotary’ nin tanıtımına son derece katkısı olmaktadır. Bizim bu projemizden etkilenerek bir çok özel
firma kurulmuş, bu tür destek siteleri oluşturulmuş ve bu işi para
karşılığında yaparak para kazanmaya başlamışlardır. Böyle bir
ortamda İLK ve ÖNDERLİK yapan bir organizasyon olmamız nedeni ile çabalarımızı
arttırarak sürdürmemiz gerekmektedir diye düşünüyoruz. Bir şehirden birden fazla kulüp bu proje için
başvuruda bulunacak olur ise guruplandırmalar yapılacağını bilginize sunmak isteriz. Daha önceki yazımızda eğer Kölik
Projesi ile ilgileniyor iseniz, 15 eylüle kadar başvurmanız ricasında
bulunmuştuk. Bu yazı sizlere konuyu biraz daha açmak amacına yönelik
yazılmıştır. Bilgilerinize sunuyor, döneminiz içinde ödüle
başvurduğunuz projelerden birisinin de KÖLİK TANITIM SEMİNERİ
olmasını temenni ediyoruz. Rotaryen sevgilerimizle Meslek Hizmetleri Ana Komitesi |
|
2003 AĞUSTOS AYI DEVAM ÇİZELGESİ |
|
|
%100DEVAM EDEN ÜYELER
|
%75 DEVAM EDEN ÜYELER
|
|
TOPLAMDA
%100 DEVAM EDENLER OSMAN
BERBEROĞLU, HAKAN EYİCAN, KEMAL
KALENDER, AYTAÇ
KÜÇÜKÜNAL, SALİH PEKER, TEOMAN SÜER,
HÜLAGU ŞENCAN HÜLYA
YAZICI |
|
|
BU AY %100 DEVAM EDEN
DEVAMDAN MUAF ÜYELER
|
|
|
ANTALYA
ROTARY KULÜBÜ, 07.08.2003 İLE 28.08.2003 TARİHLERİ ARASINDA DÖRT RESMİ TOPLANTISINI
TALYA OTEL’DE
GERÇEKLEŞTİRMİŞTİR. 1298.TOPLANTI
: KATILAN ÜYE ; 32 + 2
DEVAM ORANI: % 65.30 1299.TOPLANTI
: KATILAN ÜYE ; 30 + 4
DEVAM ORANI: % 61.22 1300.TOPLANTI
: KATILAN ÜYE ; 30 + 3
DEVAM ORANI: % 61.22 1301.
TOPLANTI: KATILAN ÜYE ; 30 + 3
DEVAM ORANI: % 61.22 AYLIK
ORTALAMA DEVAM ORANI % 62.24 OLARAK GERÇEKLEŞMİŞTİR. |
|
|
DUYGUSAL
ZEKANIN İŞ
HAYATINDAKİ ÖNEMİ Duygusal zeka işletme literatürüne son beş yılda girmiş ve önemi
giderek artmıştır. Başlangıçta “duygusal olmak” la karıştırılan
ve bazılarınca da biraz küçümsenen duygusal zeka, bugün meslek
basamaklarında yükselmenin vazgeçilmez parçası olarak görülmektedir.
Duygusal zekanın günümüz iş hayatında bu kadar büyük önem
kazanmasının ardında yatan esas gerçekler nelerdir ? Aşağıda
duygusal zekanın kazandığı önemle ilgili gelişmelerin kısa bir özetini
bulacaksınız. Bir ürünün satış fiyatının maliyet ve kar payı ile belirlendiği dönemde
şirketler hiyerarşik bir yapı içinde, her bir bölümü diğerinden
ayıran kalın duvarlarla yönetilirdi.Böyle bir yapı içinde
“herkes kendi işine bakar, bölümde yöneticinin bilgisi dışında
hiçbir iş yapılamaz, onun haberi olmadan bilgi alınıp verilemez ve
kimse kimseye karışamaz”dı. Karlılık azalınca Tecrübeli ve zeki bir çalışan,
hangi düzeyde olursa olsun her ilişkide ağırlığını hissettirir
ve bölümü adına istediğini elde ederdi. Böyle bir yönetim tarzı
içinde her çalışan, kimden emir alıp, kime emir vereceğini
bilirdi. İş tanımının sınırları içinde, yetki ve sorumluluklarının
nerede başlayıp nerede bittiği büyük önem taşırdı. Hiyerarşik
yönetim yapısı içinde otorite güce dayanır ve çalışanlar yöneticileri
kızdırmamaya bakarlardı. İş ortamında gerginliği azaltmanın en güvenli
yolu stokla çalışmak olduğu için, ürünle ilgilenen her bölüm
kendisini sıkıntıya sokmayacak miktarda ürünü; hizmet üreten her
bölüm de zamanı stok olarak tutardı. Mümkün olan en fazla sayıda
kişiyi kendi bölümünde tutmak da bir güç işareti olduğu için,
bunun maliyetler üzerindeki etkisi fark edilmez ve doğal karşılanırdı. Zaman içinde rekabet artıp kar
marjları düşmeye ve fiyat, pazar koşulları tarafından
belirlenmeye başladıkça maliyetler giderek daha fazla önem
kazandı. Bunun sonucu olarak üretim araçları, iş yapma biçimleri
ve süreçleri rekabete dayanmanın ve pazarda ayakta kalmanın tek koşulu
olmaya başladı. Geçmişte genel bir tanım olarak
kullanılan ekip çalışması (team work), stok maliyetlerini azaltmak
için yeniden yapılandırıldı ve futbolda “ golü takım atar, takım
yer” ilkesinde olduğu gibi “iç müşteri” anlayışı ortaya çıktı.
Daha önceleri birbirlerini önemsemek zorunda olmayan bölümlerin
kaderi birbirine bağlandı ve
her bölüm, bir diğer bölümün “gözünün içine bakmak “
zorunda kaldı. Böylece geçmişteki bağımsız bölümlerin yerini,
birbirlerine karşılıklı bağımlı bölümler aldı. Bunun yanı sıra
bilgiyi işlemek, ürün işlemekten daha önemli duruma geldi. Gelişen
bilgi teknolojisinin de yardımıyla işletme içinde katmanlar azaldı
ve yatay yönetim anlayışına geçildi. Zeka ve tecrübe yeter mi ? “Astımı bileyim, üstümü bileyim.
İş tanımım,yetki ve sorumluluklarım belli olsun” anlayışına
sahip olanlar, hiyerarşik bir sistem içinde son derece başarılı
olabilirler. Ancak gerçek anlamda ekip çalışmasının yapıldığı
bir ortamda her zaman “gri alan”lar ve “silik sınır”lar vardır.
Belirsizliğe karşı düşük toleransı olanlar böyle ortamlarda
bocalar ve sık sık kriz yaratırlar. İyi bir ekip çalışması için,
yüksek duygusal zeka en temel yetenektir. Kendi duygularını anlamak ve
isimlendirmek, başkalarının duygularını anlamak (empati), olumsuz
duygularını denetleyebilmek, çevresindekilerin olumsuz duygularını
yönetebilmek, emir verme yetkisine sahip olmadığı insanlara iş yaptırabilmek,
çatışma durumlarında uzlaşabilmek gibi geçmişte zeka,bilgi ve
tecrübeye kıyasla önemsenmeyen özellikler,
ekip çalışması konusunda belirleyici nitelik taşır. İş tanımı değil, rol tanımı
Günümüzde iş tanımları yerini rol
tanımlarına bırakmıştır. Matriks yönetim tarzında çalışanlar,
idari açıdan bir yöneticiye, fonksiyonel açıdan bir başka yöneticiye
bağlı olur ve farklı ekiplerin üyesi olabilirler. Sadece aynı
ekipteki üyelerin birbiriyle uyumu değil, diğer bölümlerle uyumlu
ilişkiler şirket içinde yaratılacak sinerjinin temel şartı olmuştur.
Yöneticilerden beklenen, yönettikleri bölümlerin çatışan çıkarlarını,
şirketin esas hedefleri doğrultusunda, resmin bütününü görerek
uzlaştırmalarıdır. Böylece yöneticiler kendi astlarına da bir
problemin nasıl çözülmesi gerektiği konusunda örnek olurlar. Bütün
bunlar duygusal zeka altında toplanan özellikler sayesinde gerçekleşir. Harward Business Rewiev’ın son sayısı
bütünüyle “Devir açan liderlik”konusuna ayrılmıştır. Bir
liderin en belirleyici özelliği değişim yaratmasıdır. Bunun için
de önce kişinin kendisini tanıması gerekir. Çünkü ancak kendisini
tanıyabilen insan çevresindekileri anlayabilir. Kendi duygularını
tanıyan ve anlayan, kendisini denetleyebilir ve yönetebilir. Kendini yönetebilen
kişinin de çevresindekileri yönetme şansı doğar. Bu nedenle başkalarını
etkilemek ve değişim yaratabilmek, en başta kişinin kendisinden başlamaktadır. Duyguların gücünü yeniden keşfetmek 1995’te yayınladığı aynı
adlı kitabıyla duygusal zeka kavramının yaygın olarak tanınmasını
sağlayan Daniel Goleman,
duygusal zekayı şöyle tanımlıyor: “Kendimizle, başkalarıyla ve
çevremizle başa çıkabilmeyi kolaylaştıran, duyguları tanıma,
anlama ve etkin biçimde kullanma yeteneği.” Gerek özel yaşamda, gerekse
iş yaşamında duygusal zekanın kişinin uyumunu ve etkinliğini
artırdığını gösteren çok sayıda çalışma var. Bu çalışmalar
kuşkusuz zihinsel yeteneklerin önemsiz olduğu anmlamına gelmiyor.
Ama duygusal zeka yetkinlikleri, zihinsel yeteneklerin nasıl kullanıldığını
belirlemekte çok önemli bir işlev üstleniyorlar. Bilişsel
yeteneklerle duygusal yeterlikler arasındaki sıkı bağlantılar,
duygusal ve toplumsal becerilerin bilişsel süreçlerin etkinliğini ve
gelişmesini sağlıyorlar. Örneğin, duygusal zeka, gerek özel
gerekse iş yaşamında en temel bilişsel yetkinliklerden biri olan
karar vermeyi temelden etkiliyor. Beyinde, bilişsel merkezlerle
duygusal merkezler arasındaki bağlantının kesilmesine neden olan
beyin hasarları sonucunda, insanların IQ’sunda hiçbir değişiklik
olmamasına rağmen, bu kişilerin en basit kararları veremedikleri görülmüştür.
Bir karar verme anında seçeneklerin mantıklı olup olmadığını değerlendirmekten
tutun da zamanı belirlemeye kadar birçok etkenin duygular tarafından
yönlendirildiği araştırmalarca kanıtlanmış bulunuyor. İş başarısında farkı yaratan duygusal yetkinlikler
Duygusal zeka tek başına iş
performansını öngöremez, ancak performansı belirleyen
yetkinliklerin alt yapısını oluşturur. Duygusal yetkinlikler iş yaşamında
üstün performansı sağlayan kişisel ve toplumsal yetkinliklerdir. Bu
yetkinliklerin kazanılması ve geliştirilmesi, duygusal zekaya bağlıdır.
Örneğin, karşınızdaki insanın ne hissettiğini farketmek ve
anlamak, iş hayatında önemli bir yetkinlik olan “Etkileme” için
gereklidir. Benzer şekilde, duygularına çeki düzen vermeyi, onları
yönetmeyi başaran kişiler, “İnisiyatif kullanma” ve “ Başarı
yönelimi” yetkinliklerini daha kolaylıkla geliştirebilirler. Bir başka
deyişle, performansı öngörebilmek için bu toplumsal ve duygusal
yetkinlikleri ortaya çıkarmak ve ölçmek gerekir. İyimserlik : Duygusal yetkinliklerden biri olan iyimserlik kişinin
başarısızlıkla ya da bir engelle katşılaştığında bu durumu nasıl
değerlendirdiğini belirler. İyimserlik sorunu çözmez ama sorunların
çözülmesini sağlayan tutumları belirler; kötümserliğin nasıl
daha da içinden çıkılmaz bir noktaya getirdiğini yaşam
deneyimlerimizden biliyoruz. Duyguları denetleme ve stresle başa çıkma : Duygusal zekanın bu öğesinin
başarı için zorunlu bir
etken olduğu kanıtlanmıştır. Örneğin bir mağaza zincirinde satışların
ve karlılığın, mağaza yöneticilerinin stresle başa çıkma
yetenekleriyle doğrudan bağlantısı olduğu görülmüştür. Duyguların ifadesi : Duyguları ne zaman nasıl
ifade edeceğini bilmenin de duygusal zekayla yakından ilişkisi vardır.
Duygularını yerinde ve ölçüsünde ifade eden ve kullanan liderler,
ekipleri üzerinde iş sonuçlarına doğrudan yansıyan olumlu etkiler
yaratırlar. Empati : Duygusal zekanın bir başka öğesi olan
empatinin mesleki başarıya katkısı yıllardır bilinir. Empatisi yüksek
kişiler gerek sosyal hayatlarında gerekse kariyerlerinde daha başarılı
olmaktadır. Ayrıca müşterilerine empati gösteren satış elemanlarının
daha yüksek satış rakamlarına ulaştığı görülmüştür. Duygusal zekayı geliştirmek elimizde
Bir bakıma duygusal zeka çok da yeni
bir kavram değil. Aksine yıllardır
yapılan sayısız çalışma var. Ne var ki, önemli olan duygusal
zekanın insan yaşamını anlamlandırmak, daha etkin hale getirmek ve
iş yaşamında performansı etkili bir düzeye çıkarmak için ne
kadar önemli olduğunu kabul etmek ve ondan yararlanmaktır. Kişinin
duyguları, kendisinde ve başkalarında algılayabilmesi, ayırt etmesi
ve yönetmesi, iş başarısı için gerekli olan toplumsal ve duygusal
yetkinlikleri kazanması ve hayata geçirebilmesi için bir temel oluşturur.
Umut verici olan şu ki duygusal yetkinlikler kazanılabilir ve duygusal
zeka düzeyi arttırılabilir. Araştırmalar da duygusal zekanın yaşla
arttığını göstermektedir. Uygun eğitimler ve koçluk programlarıyla
duygusal zekayı geliştirmek ve kalıcı artışlar sağlamak mümkündür. Değişim alabildiğine hızlanırken
ve beklenmedik gelişmeler insandan sürekli daha üstün bilişsel
yeterlilikler talep ederken,duygusal zeka her zamankinden daha büyük
değer kazanmaktadır. Duygusal zeka işyerinde hem üretkenliği hem de
kişi sağlığını iyileştirmek ve geliştirmek için önemli
olanaklar sunmaktadır. Bugün yaygın olarak kabul gördüğü
gibi IQ bir işe kabul edilmeyi, duygusal zeka ise o işte yükselme ölçüsünü
belirlemektedir. Prf. Dr. Acar BALTAŞ
Düzenleyen
: |
|
KENDİ KENDİNE SORULAR |