Adres :Sinan Mah. Arık Cad. No:35/4 Gerçek Apt.Kat:1   Antalya          Dönem: 2003-2004         Sayı : 22
Tlf:0.242.3117273 Fax :0.242.3117246  E-mail: antalya_rotary@yahoo.com Web :http://www.antalya-rotary.org.tr

2003-2004 Dönem Başkanı
Aytaç KÜÇÜKÜNAL
As Başkan 
Havva İşkan IŞIK
Sekreter
Salih PEKER
Sayman
Ege ALTAY
Üye
Yavuz CANÖZ
Meslek Hizmetleri Ana Komite Başkanı
Ahmet FIĞLACI
Toplum Hizmetleri Ana Komite Başkanı
M.Oktay YİĞİTBAŞI
Gençlik Hizmetleri Ana Komite Başkanı
Melike YÜCEL
Uluslar Arası Hizmetler ve Rotary Vakfı Ana Komite Başkanı
Levent İÇEL
 
2003-2004 Dönem
UR Başkanı
Jonathan B. MAJIYAGBE

2003-2004 Dönem
UR 2430. Bolge Guvernörü
Yılmaz ÖNEL


2003-2004 Dönem

X. Grup Guvernör Yardımcısı
Osman BERBEROĞLU  

 

G E Ç E N       H A F T A

Tayla Oteli 11.12.2003   -   1315/24    

Toplam Üye

55 + 12

 

KONUŞMACI

PRF.DR.MEHMET AKTEKİN

Katılan Üye

40 +05

KONU

TIP EĞİTİMİNDE YENİ YAKLAŞIMLAR

Katılım

% 73

KONUKLAR

TELAFİ  KARTI

SÜLEYMAN EVREN

ANTALYA ROTARACT BAŞKANI

BURAK GÖNEN

KALEİÇİ ROT.

SERHAN GÜLLÜPINAR

ANTALYA RTC. KULÜBÜ

    MAZERET BİLDİRENLER

SAYGIN SAMAN

         “          “           “

MELİKE YÜCEL

   ANTALYA DIŞI

AKIN TAŞKIN

         “          “           “

SÜLEYMAN ÇİL

     “             “

FİLİZ ŞERBETÇİOĞLU

KULÜP KONUĞU   

 

 

İLHAMİ KAPLAN

İBRAHİM COŞAR KONUĞU

TOPLANTI   NOTLARI

 

BAŞKAN Aytaç Küçükünal 1315. nci toplantıyı “Açlığı, sefaleti, cehaleti ortadan kaldırmak, sağlıklı bir toplum yaratmak için uzatalım ellerimizi” sloganıyla açtı.

“Ryla çalışmaları içinde Eskişehir Rotary Kulübü’ nün düzenlediği toplantı 13.12.2003 tarihinde yapılacak ve buraya Ryla komite başkanımız Himmet Öcal ve Rotaract Kulüp Başkanı  Süleyman Evren katılacaklar” duyurusundan sonra yapılan çalışmalarla ilgili bilgi vermek için Himmet Öcal kürsüye geldi.

 

"Değerli dostlar, Ryla bugünden itibaren start aldı. 21- 27 Şubat’ta düzenleyeceğimiz Ryla seminerinin tanıtım afişi her toplantıda hem kendi kulübümüzde hem de bize öğrenci göndermek zorunda olan kulüplerde asılacak.Sembol olarak burada bir heykel başı görüyorsunuz.

Neden o sembol seçildi? O, döneminin bir lideri. Marsias heykeli. Onun için seçildi. Her doğru iş yapan insan gibi Marsias' ın  yüzündeki ifade de doğrulukların değerlendirilmesinin yapılmadığını gösteren bir hikayenin sonucunu anlatan acı ifadelerle dolu bir yüz ifadesidir. Yani bir kararı karşısındaki düşüncelerini gönlü, beyni ve gözleriyle ifade ettiği için bu heykeli seçtim.

Marsias bir çoban ve çok güzel flüt çalıyor. Tanrılar tanrısı Apollon gitar çalıyor. Sürüsünü yönlendirmek için Marsias çok güzel nağmeler çalınca halk Marsias ın üzerine başka müzisyen olmadığı  kanısına varıyor.Tanrı duyuyor.Tanrıdan daha iyi müzik yapan biri olamaz düşüncesiyle Anadolu toprakları üzerinde bir müzik yarışması düzenleniyor. Marsias-Apollon arasında.

Marsias birinci oluyor ama tanrı bunu kabul etmiyor ve onu cezalandırıyor. Cezalandırma sonucu Marsias' ta bu yüz ifadesi oluşuyor. Ryla da 2003 yılında liderler arıyorsa antik dönemden bugüne değişmeyen birşey var.Lider halkın

gönlünde yaşayan insandır.Kulübümün onayıyla  bu simge devam edecektir.

 

Sayın başkanımla yaptığımız bir çalışmayı size izah etmek istiyorum.Kulübümüzdeki her üyemizin görevi var. Bu görevlendirmede gruplar içinde bir yetkili belirlemedik. Dağıtacağımız listelerde tek tek görevlilerin isimleri var. Sizden ricam her grup kendi

içinde liderini belirleyecektir. 21 Şubat’ a kadar yapacağımız toplantılarda bu komiteler ayda iki defa hiç olmazsa birlikte yemek yesinler istiyoruz.Böylece gereken motivasyonu sağlayabiliriz.Bugün toplantıdan sonra bu görevlileri belirleyelim.”

 

Daha sonra Koye Projesi ile ilgili olarak Oktay Yiğitbaşı bazı açıklamalarda bulundu.

“Kısaca bilgi vereceğim. Bayramdan sonraki dönem içinde devam eden 4 koye kursuna 6 yeni kurs eklendi.Önümüzdeki günlerde 4 yeni kurs açılması için hazırlıklar devam ediyor. Açılan kurslarımıza kırtasiye yardımını ulaştırıyoruz.Bunun dışında gıda yardım paketi vilayet tarafından yeterince ulaşmamış.Ayrıca bu kursları ziyaret etmemiz gerekiyor.Katılımlarınızı bekliyoruz.”

 

Sırada konuşmacımızın özgeçmişi için Salih Peker vardı.

“Mehmet Akdemir 1963’ te Ankara' da doğdu.1986 da Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi' nden mezun oldu.1990' da halk sağlığı uzmanı oldu. Aynı yıl yardımcı doçent olarak öğretim üyeliğine başladı.1995’ te doçent, 2001’ de profesör oldu.

1990’ larda Amerika' da çalıştı. Halen Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıp Eğitim Anabilim Dalı Başkanı ve Akdeniz Üniversitesi sosyal hizmetler eğitim araştırma ve uygulama merkezi müdürü olarak görev yapıyor.

İlgilendiği konular: Eğitimde interaktif yaklaşımlar, Araştırma felsefesi,Üniversite

öğrencilerinin psikolojik gelişimleri ve sorunları, ana çocuk sağlığı,aile planlaması.

Bu konularda yayınlanmış pek çok bildiri ve makalesi bulunmaktadır.”

 

Mehmet Akdemir’ in  konuşması aşağıdaki bölümde yayınlanmıştır.

 

Son olarak toplantı sorumlumuz Fatma Kızılırmak M.E.Bakanlığı’ nın son senelerde

Nihayet analiz, sentez ve yorumlamaya yönelik öğretim sistemini benimsemeye başladığını görmekten çok mutlu olduğunu söyleyerek sözlerini bitirdi.

Bu haftaki devam oranımız %73 oldu.

 

 

 

 

 

PRF.DR.MEHMET AKTEKİN


Tıp Eğitiminde Yeni Yaklaşımlar

 

Düşünenlerin Söyledikleri 

Öğrenme bir izleme sporu değildir. Öğrenciler sınıfta oturup öğretmenleri dinleyerek, hazırlanmış konuları ezberleyerek, sorulara ezberlenmiş yanıtlar vererek öğrenemezler. Kendilerine aktarılan bilgiler hakkında konuşmak, yazmak, geçmiş bilgi ve deneyimlerle ilişkilendirmek ve günlük yaşamlarına uygulamak zorundadırlar. Öğrendiklerini kendilerinin bir parçası yapmalıdırlar (Chickering & Gamson 1987)

 

•Öğrenciler anladıkları şeyi hatırlarlar, önem verdiklerini öğrenirler (Ericksen 1984)

 

•Öğrenciler öğrenme sürecine aktif olarak katıldıklarında, pasif alıcı halinde olduklarından çok daha fazla öğrenirler (Cross 1987)

“Giderek karmaşıklaşan tıp, öğretmenlerin öğrencilerine herşeyi öğretme şansını bırakmamaktadır. Hızla artan bilgi nedeniyle öğretmenler tıbbın gerisinde kalmaktadır.”                                                                                                            1899 Sir William Osler

Klasik Tıp Eğitiminin Sorunları

Bilgi yükü öğrenci kapasitesini aşmıştır

Temel bilimler klinik uygulamalarla, klinik bilimler temel sağlık sorunlarıyla, ilişkilendirilmeden öğretilmektedir  

Sağlık alanına çok dar bir pencereden bakılmaktadır


Sorun Büyüyor !!!

üSon yüzyılda tıp bilimi hızla ilerlemeye başladı

üGünde 6000 makale olmak üzere her yıl tıp literatürüne 2,000,000 yeni makale ekleniyor,

üTıp fakülteleri bu bilgi bombardımanına yetişmek için her yıl müfredatlarına yeni konu ekliyor,

üMüfredat içerikleri bir öğrencinin öğrenme kapasitesini aşıyor

üÖğrenciler mezun olmadan bilgiler eskiyor


Dönüm Noktası

1990’larda bir çok ülkede kıpırdanma başlıyor. 

•Bu devinim katı eğitim müfredatına sahip Amerika’da(ABD) en önce oluyor. 

•ABD ve Kanada 1991-1992; 22 Tıp fakültesinde radikal müfredat değişikliği gerçekleştiriliyor.


Yeni eğilimler (Harden)

Hoca merkezli

Hastane merkezli

•Didaktik(bilgi yüklemeli)

•Tek tip program

•Anabilim dalı merkezli

•Usta- çırak ilişkili şeklindeki eğitimler

Harden ile değişim göstermeye başlıyor.

•Öğrenci merkezli

•Topluma dayalı

•Probleme dayalı

•Seçmeli

•Entegre ve sistem merkezli

•Standart ve objektif programlara dayalı olmaya başladı.


Amaç

Tıp eğitimindeki son gelişmeler ve yaklaşımlar hakkında bilgi edinerek, yetişkin öğrenme ilkeleriyle bütünleşmiş eğitim yaklaşımını kavramak, yüksek eğitim kurumlarında bir anlayış değişikliği yaratabilmek için toplumsal talep ve baskı oluşumuna katkı sağlamak.


Eğitimde Hedef

Etkili bir şekilde bilgi aktarma

•Bilginin tutum değişikliğine yol açması

•Bilginin beceriye, tutumun davranışlara yansıması

 

Üniversite öğrencileri birer yetişkindir 

Eğitim konularına ilgi duyarlar

•Bilgi ve becerilerini, mesleki performanslarını geliştirmek isterler

•Programdaki çalışmalara etkin olarak katılmayı arzularlar ama pratikte böyle olmuyor.

Neden olmuyor?

•Programdan sıkılabilirler

•Yararına ve gerekliliğine inanmayabilirler

•Ortamdan rahatsız ve tedirgin olabilirler

•Başaramayacaklarından veya küçük düşeceklerinden korkabilirler
 

Yetişkin Eğitiminde Performans Arttırıcı Öğeler

En verimli öğrenme, öğrenci öğrenmeye hazır olduğunda gerçekleşir.

•Motive etmemiz gerekiyor.

•Olumlu eğitim ortamı yaratma

•Olumlu geri bildirim verme

•Derse ısıtma, yoluyla motivasyon sağlanmalı. 

Öğrenim; öğrencinin daha önceki bilgi ve deneyimleri üzerine inşa edilirse

 daha etkili olur.

•Yatay ve dikey entegre programlar

•Önceki ve sonraki derslerle bağlantı kurma
 

Öğrenciler neyi, neden öğrenmeleri gerektiğinin farkında olurlarsa öğrenme
daha etkili olur

Dersin amaçlarının önceden açıklanması
•Planının sunulması
•Öneminin vurgulanması
•Mesleki yaşamla bağlantısının kurulması
 

Yetişkinler eğitimde çeşitlilik isterler, monotonluktan hoşlanmazlar.

•İnteraktif eğitim teknikleri

–Grup çalışmaları

–Beyin fırtınası

Probleme dayalı eğitim

Oyunlaştırma (Role play)

–Grup tartışması vb.

•Görsel işitsel araçların zenginliği

•Konuk konuşmacı, gezi ve benzerleri 

Öğrenme konusu, ortamı ve aktarımı gerçek yaşama yakın olmalıdır

•Gerçek yaşamdan örnekler

•Senaryolar

•Anı ve deneyimler

Oyunlaştırmalar

Anatomik ve fonksiyonel modeller

 

İki Vazgeçilmez

Öğrenmeye hakim olma.

İnsancıl eğitim ve tam öğrenme.

Klasik Bir Sınıf Dersi

Öğrenci sadece anlatılanı dinler, not tutar, bazen anlamaya çalışır.

•Bu aşamada sadece basit beyin fonksiyonlarını, çokça da beyin sapını kullanır.

Etkileşimli Bir Derste 

Öğrenci okur, yazar, tartışır, problem çözer, analiz yapar, değerlendirir, karar verir.

•Beyninin gri cevherini, yani üst düzey fonksiyonlarını kullanır.


Etkileşimli ve Öğrenci Merkezli Yöntemler

 

Küçük Grup Çalışmaları 

5-8 kişilik gruplar halinde

•Bir konu sunmak üzere hazırlanır

•Bir problem tartışılıp, yorumlanır

•Probleme çözümler üretilir, en uygunu seçilir

•Bir soru bukleti yanıtlanır ve rapor edilir

•Teorik bilgi edinilmesini sağlar

•Ekip çalışması ve paylaşma duygusunu geliştirir

Analiz, sentez ve karar verme yeteneğini geliştirir

•Sınıf içi enerjiyi yoğunlaştırır


Problem Çözme Teknikleri
 

Gerçek yaşamda karşılaşılana uygun şekilde tasarlanmış vaka çalışmaları ya da aşamalı senaryolar kullanılarak, öğrencinin probleme yaklaşma ve sorun çözme becerisi geliştirilir.  

En etkili uygulama şekli Probleme Dayalı Öğrenme (PDÖ) oturumlarıdır.

•Öğrenci problemle günlük yaşamda olduğu haliyle karşılaşır

•Bir problem tanımlanır

•Olası nedenler belirlenir

•Alternatif çözümler üretilir

•En uygun çözüme karar verilir

•Analiz, sentez, değerlendirme, alternatif üretme ve karar verme becerisi kazandırır.


Oyunlaştırma
 

Daha önceden bir amaca uygun olarak planlanmış, senaryosu hazırlanmış dramalar veya hekim-hasta görüşme modelleri kullanılarak, gerçekte yaşanacak olanın sınıf içinde canlandırılmasıdır.

•Sınıf içinde enerji yaratır,

•Model alma ve kopyalama dürtüsü yaratır,

•Tutum ve davranış değişikliğine yol açar,

•Öğrenciyi çekingenlikten kurtarır, özgüven sağlar,

•Bir gerçek yaşam durumunun deneyimi risk almadan canlandırılmış olur.

Grup Tartışması

Fikirlerin, düşüncelerin, soruların ve yanıtların öğrenciler tarafından geliştirildiği, sürecin eğitmen tarafından kolaylaştırıldığı ve bazen yönlendirildiği 15-20 kişilik tartışmalardır.

Dinleme ve anlama becerisi geliştirir,

•Uzlaşma kültürü geliştirir,

•Yapıcı eleştirici ve ifade becerisi kazandırır,

•Tutum ve davranış değişikliği yaratır.
 

Beyin Fırtınası

Bir problem hakkında yaratıcı düşünce geliştirilmesi istendiğinde başvurulan ve öğrenciye verilen bir kavram hakkında öğrencinin kafasında beliren ilk düşüncelerin toplanması ve birleştirilmesi esasına dayanan bir yöntemdir.

•Eğiticiye grubu değerlendirme şansı verir,

•Düşünmeye motive eder,

•Yaratıcılığı açığa çıkarır,

Derse katılımın en basit yoludur.
 

Etkileşimi Güçlendiren ve Eğitimin Etkinliğini Arttıran Uygulamalar 

Tanışma yöntemleri

•Isınma egzersizleri

•Görsel işitsel araç çeşitliliği

Mizah kullanımı

Olumlu geri bildirim verme

•Kışkırtıcı ifadeler kullanma

•Konunun önce ve sonrayla bağlantısını kurma

•Kişisel deneyimleri paylaşma, gerçek olaylarla ilişkilendirme

•Gelecekteki olası işle bağlantı kurma

•Beden dilini uygun ve doğru kullanma

 

 

 

       B U   H A F T A

       Talya Oteli - 18.12.2003 - 1316 / 25

 

KONUŞMACI

SERBEST KÜRSÜ

                   MÖNÜ

KONU

Mantar soslu piliç şiş, salata, sütlaç

DOĞUM GÜNLERİ

EVLENME YILDÖNÜMLERİ

 

 

  20.12.2003

  SEÇKİN- NURİ GÜVENÇ

 

 

 

 

                         

                  ROTARY  YAZILARI- DUYURULAR

   

 

 ROTARY DOSTLUK DEĞiŞiM PROĞRAMI

( ROTARY FRIENDSHIP EXCHANGE )

 

Rotary Dostluk Değişim Proğramı , Rotary’ nin Rotaryenler ve onların aileleri için Uluslararası değişim programıdır. Dostluk  değişim, katılımcılara farklı kültürleri tanımak fırsatını verir.

Programın amacı; Ulusal sınırların bireysel ilişkilerle aşılarak uluslararası anlayışın, iyi niyet ve barışın geliştirilmesidir.

 

Üç Tür Dostluk Değişim Proğramı vardır:

 

1 ) Ziyaretçi Programı ( The Visitor Program ) : Bireysel olarak Rotaryenler,

( aile fertleri de onlara eşlik edebilir ) başka ülkedeki bir Rotaryenin evinde bir kaç gün geçirilebilir.

2 ) Ekip ( gurup ) Programı : ( Team Programı ) Dört ile altı Rotaryen çift en çok bir ay süre ile ev sahibi bölgedeki çeşitli toplulukları ( yöreleri ) ziyaret ederler. Programa katılacak çiftlerin sayısı ve kalış süreleri, ilgili bölgeler arasında belirlenir.

3 ) Meslekle ilgili Program : Aynı meslekteki ev sahibi ve misafir Rotaryenler, başka ülkelerde mesleklerinin nasıl icra edildiğini gözlerler...

 

KATILIM ( Participate )

Dostluk Değişim Programına katılmak isteyen Rotaryenler, kendi kulüp başkanları aracılığı ile Uluslar arası Hizmetler Ana Komite Başkanına bildirirler.

 

KİMLER BAŞVURABİLİR.

Ziyaret Programına (  Visitor Program ) Rotaryenler ve onların eşleriyle çocuklarından oluşan aileleri katılabilirler. Ekip programı ( Team Program ) ise sadece Rotaryen ve onların eşleriyle sınırlıdır.

 

NE ZAMAN VE NASIL BAŞVURULUR ?

Belirgin bir müracaat zamanı yoktur. Ziyaret zamanını ve yabancı bir ülkedeki kulübü, Kulüpten – Kulübe Dostluk Mübadele programını organize edecek kulüpler kendileri belirler. Organizasyondan, Uluslararası Hizmetler Destek Gurubu kendilerine yardımcı olur.

Bölgeden – Bölgeye yapılan Dostluk Mübadele programı ise Uluslararası Hizmetler Destek Gurubu tarafından bölgeler arasında organize edilir. Ziyaretlerin organize edileceği bölgelerdeki kulüplerin desteği ve yardımı ile program gerçekleşir.

Müracaat şartları ve Mübadele zamanlarının  Uluslararası Hizmetler Destek Gurubu tarafından kulüplere duyurulmasından sonra, üyeler kendi kulüpleri vasıtasıyla programa başvuruda bulunabilirler ve katılabilirler.

 

DOSTLUK  MÜBADELESİ  NE ZAMAN YAPILABİLİR?

Genelde Dostluk Mübadelesi ilgili bölge ve kulüplerin anlaşmaları sonucu yılın herhangi bir anında yapılabilir. Ziyaretler aynı yıl içerisinde veya bir sonraki yıl içerisinde olabilir.

 

BU PROGRAMLA HANGİ ÜLKELERE GİDİLEBİLİR:

Bu programla dünyanın herhangi bir yerine gidebilirsiniz. Ancak bunun gerçekleşmesi için gittiğiniz Rotary bölgesinin dostluk ve evde ağırlama programını kabul etmiş olması gerekir.

 

MASRAFLARIN KARŞILANMASI:

Her iki mübadelede  de, UR’ ye maddi bir külfet getirmeksizin gidilen yerlerdeki konaklama masrafları dışındaki tüm masraflar Mübadeleye katılan Rotaryen’ ler tarafından karşılanır.

 

ROTARY DOSTLUK DEĞİŞİMİNİN  SÜRESİ:

Rotaryenler ve Rotaryen aileleri için düzenlenen ziyaretçi programında sürenin uzunluğu genellikle bir kaç gündür. Bunu biraz daha açmak gerekirse 3 veya 4 günden fazla değildir. Bununla birlikte her bir mübadelede, Dostluk Mübadelesinin yapısını ev sahibi kulüp belirler. Mübadeleye kaç ailenin katılacağını ve kalış süresinin uzunluğunu yine ev sahibi kulüp belirler.

Rotary Bölge Dostluk Mübadele Ekipleri ise bölgede bir kaç değişik topluluğu ziyaret ederler. Her bir ailenin yanında bir kaç gün kalmak kaydıyla en çok 4 haftalık bir süre için bu program gerçekleştirilir. Ekip mübadelesinde toplam süre yine mübadeleyi yapacak bölgelerin anlaşmaları sonucu belirlenir.

 

SIK SIK SORULAN SORULAR

 

  • Benim bölgem bu programa katılıyor mu?

Bölge Guvernörünüzle görüşün. Programın sorumlu başkanını size bildirecektir.

  • Programı  ( düzenlemeleri ) kim yapar ?

Bölge sorumlusu, değişim programının ayrıntılarını (yerleşim,  kalma süresi, katılımcı sayısı, katılımcıların mesleği, istekleri gibi )  hazırlar.

 

  • Katılımcılar nasıl seçilir?

Katılımcı bölgeler kendi kriterlerini geliştirirler.

Katılımcılar Uluslararası Rotary’ e ödeme yapmazlar.

  • Lise öğrencisiyim Bir değişim programına katılmak istiyorum. Rotary nin hangi programından yararlanabilirim?

Rotary gençlik mübadele programı 15 – 19 yaş arası kısa ve uzun Dönem programlarından yararlanabilirsiniz.

·        Meslekle ilgili değişim programı, gurup inceleme programından ne bakımdan farklıdır?

Dostluk değişim programı, Rotaryenlerin kendi mesleklerinde profesyonel inceleme yapılabileceği bir organizasyondur. Gurup inceleme değişim ise, Uluslar arası Vakıf tarafından finanse edilen, Rotaryen olmayanların katıldığı, ancak bir rotaryenin gurup başkanlığı yaptığı bir programdır. Bu programla, katılımcılar mesleklerinin başka ( yabancı ) bir ülkede nasıl icra edildiğini gözlerler. 

Başka sorular için RT Staft’ ı arayabilirsiniz.
Not: Rotary Dostluk Değişim Programı için daha fazla ayrıntılı bilgi Rotary  Friendship Exchange Handbook’ a başvurunuz.

http://www.rotary.org/programs/rfe/information.html
 

 

 

 

 

OCAKBAŞI TOPLANTISI RAPORU

 

Toplantı Tarihi                    :16 Aralık 2003 Salı

Ev Sahibi                             :Yasemin – Serdar AKAYDIN

Katılan Konuklar               :Şenay – Fehim ÖZ  /  Ayşe – Orhan ŞENOĞLU

             Berna – Kadir DURSUN

Katılamayan Konuklar     :Monika-Hulki DEMİREL / Zeynep IŞIK

Toplantı Konusu                :Türk Rotary’si ellinci yılını nasıl kutlamalıdır ve Rotary Ailesi Komitesi hakkında düşünceleriniz nelerdir.

 

Sevgili Yasemin – Serdar AKAYDIN çiftinin sıcak ve nazik ev sahipliğinde ocakbaşı toplantısı yapıldı. 50. yılda Türk Rotary’si ile ilgili olarak katılımcılar özet olarak;

 

-         50. yılda Türk Rotary’sinin toplumdaki  tanıtım eksikliğinin giderilmesi için bir fırsat yılı olarak değerlendirilmesi, gerek yurt çapında gerekse bölgemizde Rotary’nin amaçları ve gerçekleştirdiği projelerle yapılması düşünülen projelerin kamu oyuna sunulması,

 

-         Bölgemizdeki tüm Rotary ve Rotaract Kulüplerinin katılımı ile 50. Yıl Eğitim Kompleksi ve Öğrenci Yurdu yapılması, bununla ilgili olarak Antalya da müsait arsalar bulunduğu ve vilayetten tahsisinin yapılabileceği, Rotary olarak geniş projeksiyonlu ve uzun soluklu geniş katılımlı projelere yönelinmesi, her başkanın döneminde bitirilecek küçük projeler yerine, daha büyük projelere, birkaç yılda bitirilecek, büyük boyutlu projelere, kulüplerin enerji ve olanaklarının teksif edilmesini,

 

-         50. yılda, Antalya’da, elli adet ilköğretim okulu tespit edilerek, bu okullarda tuvalet alışkanlığı ile ilgili eğitim verilmesi, kulübümüzden gönüllü elli üyenin her birine bir okul seçilerek ilk etapta temizlik malzemesinin üyelerimizce temin edilmesi, bu konuda ayrıca sponsor firmalarla temizlik malzemelerinin temininin mümkün olabileceği bu projeyi Rtn. Kadir DURSUN’un gönüllü olarak yürütmeye talip olduğunu,

 

-         İlimizde yine seçilecek 50 ilköğretim okulunda “İletişim ve İnsan İlişkileri” konusunda eğitim verilmesi bunun sponsorluğunun da Ayşe ve Orhan ŞENOĞLU tarafından gönüllü olarak gerçekleştirebileceğini,

 

-         Ayrıca yüzüncü yıl Rotary etkinliği olarak uluslararası organizasyonu düşünülen 11 Eylül 2004 tarihinde Aspendos’da, yapılabilecek 11 Eylül Barış Konseri için Rtn. Kadir DURSUN’un proje sunumu yapabileceğini, bu konunun bir kulüp toplantısında gündeme getirilerek tartışılabileceği,

 

Diğer Konu, Rotary Ailesi Komitesi ile ilgili olarak ;

 

-         Bölgemizde bulunan yedi Rotary ve üç Rotaract Kulübü üyelerinin kaynaşmaları ve birbirlerini daha iyi tanımaları için çeşitli etkinlikler yapılması,

 

-         Haftalık toplantıların, 2 veya 3 kulüp birarada karma olarak yapılması, bu toplantılarda dostluğun pekiştirilmesi yanısıra, ortaya konabilecek bir takım projelerde birlikte çalışma zemininin yaratılabileceği,

 

-         Rotaract Kulüplerle gençliği ilgilendiren daha etkin projelerin geliştirilmesi,

 

Verilen konu ile ilgili olarak belirtilen ve yukarıda özetlemeye çalıştığım görüşlerin Kulüp projelerinde dikkate alınacağı ümidiyle bizleri çok güzel ağırlayan Yasemin – Serdar AKAYDIN çiftine katılımcı konuklar adına tekrar teşekkür eder, sevgiler sunarım.

 

Toplantı Sorumlusu

Rtn. Fehim ÖZ

 

 

 

 

 

 

DUYDUNUZ MU ?

 

 

 

İNTERNET'TE   İLKLER

 

 

'Silicon Valley' (Silikon Vadisi) kavramını 1971 yılında ilk defa bir gazeteci, Don Hoefler kullanmış.

 

E-mail adreslerinde yer bildirimi için kullanılan '@' işareti ilk defa 1972 yılında bulunmuş. Onun yerine teklif edilen iki öteki aday sembol '&' veya '$' işaretleri... Ancak kazanan işaret '@' olmuş.

 

İnternet tarihinde devrim sayılan modem programını Ward Christensen adlı Chicago'lu biri, 1978 yılında yazmış.

 

Mouse'la kullanılan ve grafik imkanı olan ilk bilgisayarı 1981 yılında Xerox firması üretmiş. O günkü fiyatı 16 bin dolarmış.

 

ISP (İnternet Servis Sağlayıcısı) 1990 yılında doğmuş.

 

İnternetin başlangıç tarihi 1958. Ve başlangıç vuruşunu, A.B.D. Başkanı Eisenhower yapıyor.

 

Fortune Dergisince yayınlanan kronolojinin başında Başkan Eisenhower'ın 1958 ılında ARPA (Advenced Research Projects Agency), İleri Araştırma Projeleri Ajansı'nı kurma talimatı var. Bu emrin verilişinden üç yıl sonra MIT'ten bir grup bilim adamı bilgisayarların kendi aralarında konuşmasını sağlayacak bir ağı oluşturuyorlar. İnternet olayı da işte bu bilgisayarlar arası iletişim ağı ile başlyor.

 

 

 

 

 

 

 

    SİZİN KÖŞENİZ

 

İçsel İnternetiniz (2) Your İnnerNet

 

‘Man Computer Symbiosis’ üzerinde duruyorduk önceki hafta. 1960 yılında, Amerika’da Len Klainrock diye bir araştırmacının sonu internete varacak dünyanın ilk ‘packet switching’ kitabını çıkartmasından bahsetmiştik. (Packet Switching, mesajların gönderilmeden önce paketlere bölünmesini ve her mesajın ayrı bir paket olarak yollanmasını ve hedefe ulaştıktan sonra yeniden bir araya getirilerek orjinal mesajı oluşturmasını ifade ediyordu. Symbiosis ise, birbirinden farklı canlıların ortak yaşayışı anlamına geliyordu.

 

Bizim takvimlerde 27 Mayıs 1960 askeri darbesi ve 17 Eylül 1961 İmralı Adası’nda bir başbakanın idam edilişi gösteriliyorken, elin oğlu ‘insan ve bilgisayarın ortak yaşayışı’ adıyla kitaplar basıp, değil canlıların canlılarla iletişimi, canlıların cansızlarla iletişiminde yeni yeni teoriler geliştirip, hayatı kolaylaştıran buluşlara imza atıyordu. Bu gelişmeler onları, aynı network’e bağlı olmayan bilgisayarların da birbirleriyle iletişime geçmesini başarmalarıyla sonuçlandı. Yani karşılıklı olarak görüşmek, konuşmak, anlaşmak için aynı network’te olmanıza gerek kalmadı.  

 

Bu teknolojik olguyu, insan ilişkilerine uyarladığınız zaman ortaya müthiş bir sır çıkar. Aynı network’e bağlı olmayan  insanların da uyumla, ahenkle, sevgiyle, kardeşlikle birbiri ile iletişime geçmesi. Aynı network’e bağlı olmamak. Yani aynı aile, kan bağı, dil bağı, din bağı, cinsiyet bağı, milliyet bağı, hemşerilik, kurumdaşlık, takımdaşlık v.s. daha bir sürü ortak paydanın olmadığı bir ortamda, sizinle aynı ortak özelliklere sahip olmayan kişi ve kurumlarla da insanca iletişebiliyorsunuz.

 

Dünyamızın kurtuluşu anlamına gelen bu yeteneğe kavuştuğumuz an, daha huzurlu bir yaşantımız olacak inanın. İletişime geçmek için uzunca bir çetele hazırlayıp, ortak özelliklerimizin uyuşmasına bakmamıza gerek yok. Biz hep bize benzeyenlerle yani biz olanlarla yani biz bize iletişim yolunu seçiyoruz. Ve bu da bize onları unutturuyor. Onlar, yani karşı mahallenin sakinleri. Ne olur, bir de onları ziyaret etsek şu mübarek bayram hatırına. Ne olur bir de onlarla iletişime geçsek. Sahi sizin karşı mahalle sakinleri kimler? Bir düşünün isterseniz...

 

Öte yandan, karşı tarafta atı alan Üsküdar’ı çoktan geçmişti bile. Bütün bunlar olurken ilk başlarda 3 olan register edilmiş domain sayısı 1984 yılında bine ve 1986’da da 5 bine çıkmıştı. Çok merak ediyorum acaba dışarıda bunlar olurken bu güzel ülkemizde kendi arasında iletişebilen 5 bin aydınımız var mıydı? Bilgisini paylaşıma açan 5 bin aydın. O tarihlerde basında, kürsüsünü kaptırmamak için, öğrenci ve asistanlarından bilgilerini gizleyen sözde profların haberleri yer almaktaydı.

 

İlk register edilmiş domain adı symbolic.com 1985 yılında tescillendi. Bundan 4 yıl sonra internetteki host sayısı 100 bine ulaşmıştı. Takvimler 1993’ü gösterdiğinde internetteki host sayısı tam 1 milyona ulaşmıştı. Bizler o zamanlar, her yeni buluşa karşı bir duruş gerçekleştirme refleksimizle, internetin ne kadar ahlaksız, şerefsiz ve haysiyetsiz bir icat olduğunu tartışıyorduk. Atı alan Üsküdar’ı geçerken biz zaten hep böyle yapardık. Halbuki aynı yıl White House ve United Nations web’deki yerini almış ve bundan 1 yıl sonra Jeff Bezos Amazon.com için business planlarını yapmıştı bile.

 

1994’de Microsoft Windows 95’için web browser geliştirdi. Ve 1995’de Bill Gates ilk anı kitabı The Internet’i yayımladı. Anılarında dünyanın en önemli icadı olarak açıkladığı interneti dünyaya yön veren bir araç olarak gördüğünü ifade ediyordu.

İnternet bir bilgi denizi. Bu denizden faydalanmak için internete bağlanmanız yani size bilgi verecek bir vericiye (Internet servis provider) ulaşmanız gerekiyor. Ama sizin hattınızın saniyede kaç kb veri transferine imkan tanıdığı çok önemli. İlk başlarda 56 Kb/s olan transfer hızı şimdi akıl almaz bir hıza ulaştı.

Yeni nesil Internet protokollarının (IPv6) kullanıldığı bir denemede, tek bir IPv6 akımı ile, 983 megabit/saniye (hemen hemen 1 Gigabit/sn) hıza ulaşıldı. Deneme Cenevre ile Şikago arasında yani 7067 kilometrelik bir mesafede ve 1 saat süreyle gerçekleştirildi. Bu rekor, normal bir DVD kalitesindeki filmin 36 saniyede transfer edilmesi anlamına geliyor. Biz ise hala saatlerce oturup, hararetli hararetli konuşmalar yapıyor ve en sonunda yine anlaşamadan kalkıyoruz masadan. Sabahlara kadar bilmem ne meydanlarında, ortaya dökülmedik bir tek kirli tarafımızı bırakmıyor, ceviz kabuğunun içini doldurmayan meseleler için bir dinlenme ve rehabilitasyon süreci olan uyku vaktimizi heba ediyoruz.

Eller 36 saniyede 1 DVD filmi kadar bilgiyi transfer edip birbirlerine ulaştırırken, biz 2 satır bilgiyi paylaşamıyor, iki çift laf edemiyor, bir kaç güzel mesaj alışverişinde bulunamıyoruz.

 

Bütün bunlar olurken biz hala beyinler arası iletişime geçemiyoruz. Dudaktan kalbe, kelimeden akla, gözden  beyine veri transferini gerçekleştiremiyoruz. Cebelleşiyoruz cebelleşmesine ama işte o kadar. Bakar körleri oynuyoruz. Bakıyoruz, görmüyoruz. Vurdumduymazları oynuyoruz. Dinliyoruz ama anlamamazlığa vuruyoruz.

 

Halbuki internet teknolojisi size bilgi üretme ve bunu dünyanın dört bir yanındaki insanlarla kolayca paylaşma olanağı sağlıyor. Ürettiğiniz bilginin yanında başkalarının ürettiği bilgiye de aynı şekilde ulaşabiliyor ve bunu saklayabiliyor, paylaşabiliyor ve kolayca aktarabiliyorsunuz. Biz ise ürettiğimiz hiçbir bilgiyi başkası ile paylaşamıyoruz. Ürettiğimiz bilginin yanına kokudan varılmıyor, sonra onu nasıl paylaşalım. Hasbelkader ürettiğimiz bilgi iyi ve hoş ise, bu sefer de bu güzelliği haris bir cimrilikle hiç kimselere çaktırmadan iç ediyoruz. Her iki durumda da paylaşma sıfır. İletişim sıfır yani. Ve sıfıra sıfır elde var sıfır.

 

Ama bundan sonra dikkat etmenizi istediğim bir şey var. Dışınızdaki dünyayı dört bir taraftan kuşatan dışsal bir internet var. Ama bunun yanında dışınızdaki internete anlam yüklemenizi sağlayan içsel bir internetiniz de var. İçsel internet. Your innerNet!

Bu içsel internet de tıpkı öbürü gibi, birtakım önemli unsurlara sahip.  Şimdi bilimsel terimleri bir tarafa bırakıp, bütün çıplaklığı ile içsel internetinizi keşfetmenizi sağlayacak bazı sorular soracağım size.

İçsel internetinizin bağlantı hattı var mı? Yani görüşme yapmanızı sağlayacak bir telefon hattından bahsediyorum. Çok aşırı görüşüp, bedelini ödemediğiniz için, içsel hatlarınız kapalı olabilir mi acaba? Ya da bazı telefonların 900’lü hatlara veya şehirlerarasına ya da milletlerarası aramaya kapalı olması gibi, içsel aramalara kapalı mı hattınız? Yoksa görüşmeye, konuşmaya, paylaşmaya, anlaşmaya açık bir insan değil misiniz?

 

Bir arama yapabilmek için gerekli olan modeminiz var mı? Sahi bazen konuşurken kelimelerin boğazınızda düğümlendiği olur mu hiç? Modeminiz bozulur mu sizin de? Ya da göçer mi içsel modeminiz? Topluluk önünde konuşma fobisi çeker, başarılı bir konuşma yapmanızı sağlayacak araçlardan kaçar mısınız?

 

Sizin içsel ttnet’iniz neresi? Nereye bağlanıyorsunuz? Superonline, RTNet? Onların size istediğiniz görüşmeyi yaptırabilmesi için, gerekli olan abonelik bedelini muntazaman yatırıyor musunuz? Bir konuşma ya da bir görüşme yapmanızı sağlayacak aracılarınız var mı yani? Onlar kanalıyla daha rahat konuştuğunuz, onların aracılığı ile daha güzel anlaştığınız, onlar ile kendinizi daha hızlı-verimli ve başarılı gördüğünüz aracılarınız var mı?

 

Bağlantı aracınız olan içsel bilgisayarınız ne durumda? Ağzınızı açtığınızda konuşmalarınız kilitleniyor mu? Ya hızı? Kaplumbağalarla yarışmaya devam mı hala? Kişisel özellikleriniz, şahsi yetenekleriniz ve becerileriniz mükemmel mi? Gelişmeye açık mısınız? RAM hafızanız  arttırılabilir mi? Yoksa yıllar yılı 8 MB’lık kaplumbağa hızına devam mı? 

Ram’i 512 mi? Hızlı mı? Hard diski yüksek kapasiteli mi? Aldığınız bilgileri depolayacağınız sanal kütüphane hard diskinizin kapasitesi ne kadar? Ne kadarlık bilgi alabiliyorsunuz

Ve en can alıcı soru: Bunca bilgiye ulaşıyor ve bunca bilgiyi depoluyorsunuz da ne oluyor? Neler değişiyor hayatınızda? Dışınızda bir internet var. Ve peki içinizdeki innerNet’den ne haber? Yoksa Cezayir Depreminden sonra göçen bütün internet hatları gibi, tüm içsel hatlarınızın omurgası kopuk mu?

 

Bugünlerde bir işe, bir kişiye, bir ideale gönülden bağlanamıyorsanız, kendinizle ve çevrenizdekilerle barışamıyorsanız, çok istemenize rağmen istediğiniz kişilerle görüşemiyorsanız... Olaya bir de bu açılardan bakın bir. Belki de içsel internetiniz göçmüştür? Kim bilir?

 

Münir  ARIKAN

 

 

 

 

 

    SİZLER’DEN

 

 

İskoçya’ da yoksul mu yoksul bir çiftçi yaşardı.

Fleming’ di adı.

Günlerden bir gün; tarlada çalışırken bir çığlık duydu. Hemen sesin geldiği yere koştu. Bir de baktı ki beline kadar bataklığa batmış bir çocuk, kurtulmak için çırpınıp duruyor.

Çocukcağız; bir yandan da avazı çıktığı kadar bağırıyordu.

Çiftçi çocuğu bataklıktan çıkardı ve acılı bir ölümden kurtardı.

Ertesi gün Fleming’ in evinin önüne gelen gösterişli bir arabadan şık giyimli bir aristokrat indi. Çiftçinin kurtardığı çocuğun babası olarak tanıttı kendini.

“ Oğlumu kurtardınız; size bunun karşılığını vermek istiyorum”dedi.

Yoksul ve onurlu Fleming “ Kabul edemem “ diyerek ödülü geri çevirdi.

Tam bu sırada kapıda çiftçinin küçük oğlu göründü.

“ Bu senin oğlun mu ?” diye sordu aristokrat.

Çiftçi gururla “ Evet !” dedi. Aristokrat devam etti.

“Gel seninle bir anlaşma yapalım. Oğlunu bana ver. İyi bir eğitim almasını sağlayayım. Eğer karakteri babasına benziyorsa ilerde gurur duyacağın bir kişi olur.”

Bu konuşmalar sonunda Fleming’ in oğlu aristokratın desteğinde eğitim gördü. Aradan yıllar geçti. Çiftçi Fleming’ in oğlu; Londra’ daki St. Mary’ s Hospital Tıp Fakültesi’ nden mezun oldu.

Tüm dünyaya adını “penisilin”i bulan ; Sir Alexander Fleming olarak duyurdu.

Bir sure sonra aristokratın oğlu zatürreye yakalandı.

Onu ne mi kurtardı ?

PENİSİLİN.

Aristokratın adı: Lord Randolp Churchill.

Oğlunun adı: Sir Winston Churchill.

Kurtaran doktor: Çiftçinin oğlu Sir Alexander Fleming.

 

Paraya gereksiniminiz yokmuş gibi çalışın,

Hiç acı çekmemiş gibi sevin.

Hiçbir şey beklemeden verin.

Karşılığı nasıl olsa gelecektir.

 

 

Düzenleyen Rtn. Yaşar SÜZEN

 

 

BİR  ŞİİR

BİR SABAH UYANMAK

Bir sabah ellerin cebinde çık evinden!
Ceketin iskemleye asılı kalsın.
Bekleye dursun dostun
Kahvede
İşe gitmekten de
Bugünlük vazgeç.
Öylece dolaş çiçek kokan sokaklarında
Güzel şehrinin.Yeniden tat gökyüzünü,
Ağaçlara selâm ver!
Apartımanların halini sor!
Senden başkaları için değil
Bu güzel gün
Mavi gök. 

Sabahattin Kudret Aksal

 

      SİZLER’DEN



KİTAP KÖŞESİ

MOR - İNCİ ARAL

 

Bir bahçıvanın oğlu, eski solcu, yeni işadamı İlhan, gençlik yıllarında
sıradan bir evlilik yapmış, ancak ellisinden sonra kendinden otuz yaş genç
bir kapıcı kızına tutularak ondan bir de çocuk sahibi olmuştur. Hayatında
yeni bir sayfa açma isteğiyle eşinden boşanma çabası içindedir. O gece sahip olduğu turistik otelde sevgilisi ve akrabalarıyla birlikte oğlunun birinci
yaşını kutlayacaklardır. Konuklar arasında İlhan'ın mutsuz kızkardeşi ve
profesör erkek kardeşiyle onun karısı da vardır. İlhan'ın birlikte yaşadığı
genç kadının, bir odada ölümü bekleyen babası ve birkaç yakını da oteldedir.
Öte yandan, İstanbul'daki eş ve yazlıktaki baldız da sahnenin dışında, ama
olayın içinde yer alırlar. Mor, İlhan'ın gördüğü tekinsiz bir rüyayla başlar
ve yirmidört saatlik bir sürede geçer; ancak kişilerin geçmişlerine ve
geleceğine yönelik düşüncelerine doğru genişleyip yayılarak uzun bir zamanı kapsar.

   İnci Aral, derin gözlenmiş roman kişileri yoluyla, bireylerin bir noktada
kesişen, içiçe geçen hayatlarını ve savrulma süreçlerini, ülkedeki insan,
ilişki ve değerlerin çözülme koşulları içerisinde, herkesin kendinden çok
şey bulacağı bir biçimde anlatıyor. Mor'un odak noktasında ise erkekler var.
İnci Aral, gerilim dolu, gizemli, sürükleyici bir roman atmosferi kuruyor ve
erkek dünyasının karmaşık labirentlerinde dolaşarak, onları yan tutmadan,
şefkat ve incelikle anlamaya çalışıyor. Sevgiyle nefret; alışkanlıkla
yenilik arzusu; değişme isteği ile korkular, içtenlik ve gizlenme gibi
karşıtlıklar arasında bocalayan erkeklere yakından bakarken, edilgenlik ve
var olma çabası; boşlukla gerçeklik; yaşamakla ölmek uçları arasında gidip
gelen kadınları da erkeklerin dünyasındaki yerlerine oturtuyor.

 İnci Aral ‘ın okurlarınca iyi bilinen kurgu, yazın ve dil ustalığı ile elbette...


Hazırlayan: Rtn. Özlem  ÇÖLKESEN

 

 

 

          SEVGİLİ ROTARACT’LARIMIZDAN


 
MUTLULUK-NEŞE

Mutluluk, iyi olma ve haz, saadet, güzellik ve rahatlık halidir.

Mutluluk,kalbin hafifliğidir.Oyunun ödülü, üzüntünün karşıtı, umutsuzluğun ilacıdır.

Hoş,ürperten bir telaş olarak yaşarız onu kısa süren anlarda ve daima yaşamak istediğimiz bir yer olarak arzularız.

Aşık olduğumuzda, mutlu oluruz; evlendiğimizde ya da sevgilimizle yaşadığımızda, mutlu olmak isteriz; sonsuza dek mutlu yaşayacağımızı umarız hep.

Mutluluk, hayatımızı ne kadar iyi yaşadığımızın göstergesidir.
Mutluluk, kalbin, geçici kişisel benliğin hedefidir. Hayatlarımızın duygusunu güçlendirir.

Mutlu olduğumuzda, daha huzurlu, daha cömert ve nazik oluruz.

Mutluluk, mutluluğu doğurur.Mutlu olduğumuzda da bu harika duyguyu paylaşmak isteriz.
Mutluluk,duygusal bir durum olduğundan davranış ve deneyimlere bağlıdır: Beni mutlu etti; beni mutlu edemedi. O zaman mutluydum; şimdi mutsuzum. Duygu tahterevallisinde yukarı yükselebiliriz ancak duygusal alanda

kısıtlanmış oluruz.
Öte yandan neşe,varlığın ruhsal bir hali,nihai huzur ve zarafet durumu, şeylerin hoş,sonsuz iyiliğinde bir yüzüştür.

Hayatımızdaki şeylerin, hatta bizi mutlu veya mutsuz edenlerin artık bizi ilgilendirmediği ve kaygılandırmadığı bir durumdur.

Neşe,ruhsal bir hal, duygusal boyutta mutluluğun, mikrokozmik prototip olduğu mükemmelliğin etkileyici durumudur.
Her zaman, katıksız neşe hissetmemiz mümkün değildir; hayatlarımızın  büyük bir bölümü,oturup mutluluk şarabını içmek için düzenlenmemiştir. Ama, hayatlarımızı yaşarken, mutlu olmayı alışkanlık haline getirerek neşeye hazırlanabiliriz; çünkü mutluluk,neşenin tersine,bizim bilinçli olarak yarattığımız bir şeydir.

Mutluluk, incelikle, güzelliğin yaşanmasıyla,  cömert davranışlarla ve sürprizlerle, eğlenceyle, kişisel kaynaklarımızın sorumlu ve dikkatli kullanımıyla yaratılır.

Mutluluk,paylaşıldıkça çoğalır: Birine iltifat ettiğinizde,başarınızı arkadaşınızla, çocuklarınızın yaptıkları ödevi beğendiğinizde, karınızın yeni saç modeline hayran olduğunuzda ya da eşinizle iyi bir film izleyip keyif aldığınızda.
Bu yüzden mutlu olun çünkü mutluluk, hazzın duygusu, şeylerin muhteşem doğruluğunun ince zevki, mutlak saadet olan neşenin başlangıcı, girişi ve alıştırmasıdır.

Hazırlayan: Rtc.Nazik ERDOĞAN

 

 

bktkom.gif (10343 bytes)

 

Sevgili Dostlar,  

Ocakbaşı toplantıları başladı. İlk rapor sevgili Fehim Öz’ den geldi. Oldukça verimli bir toplantı olduğu anlaşılıyor. Rotary’ nin tanıtımı ve Rotary ailesi konusundaki kapsamlı önerilerde bulunmuşlar. Kendilerine çok teşekkür ediyoruz.Tüm dostlardan raporlar bekliyoruz.

Rotary Dostluk Değişim Programıyla ilgili duyurumuzu da yayınladık bu hafta.
Üç farklı kategoride değişim yapılabiliyor olması her Rotaryene bu fırsatı değerlendirme olanağını veriyor.
Konuğumuz Prf.Dr.Mehmet Aktekin’ in konuşması çok ilginç ve uzun olduğu için toplantı notlarından ayrı bir bölüm olarak sizlere sunduk. Aslında konuğumuz sürenin yetersiz olmasından dolayı konuşmasının tamamını bitirememişti. Belki ilerde başka bir toplantıda bu fırsatı yaratabiliriz.
Bu hafta Ryla komite başkanı Himmet Öcal seminer programını ve çalışma grup listelerini dağıttı. Himmet Öcal’ ın başarılı hazırlıkları, programı ve tüm üyelerin katılımlarıyla iyi bir organizasyona imza atacağımız anlaşılıyor.

Hepinize Sevgi ve Saygılar...

Bülten Komitesi.