Adres :Sinan Mah. Arık Cad. No:35/4 Gerçek Apt.Kat:1   Antalya          Dönem: 2003-2004         Sayı : 19
Tlf:0.242.3117273 Fax :0.242.3117246  E-mail: antalya_rotary@yahoo.com Web :http://www.antalya-rotary.org.tr

2003-2004 Dönem Başkanı
Aytaç KÜÇÜKÜNAL
As Başkan 
Havva İşkan IŞIK
Sekreter
Salih PEKER
Sayman
Ege ALTAY
Üye
Yavuz CANÖZ
Meslek Hizmetleri Ana Komite Başkanı
Ahmet FIĞLACI
Toplum Hizmetleri Ana Komite Başkanı
M.Oktay YİĞİTBAŞI
Gençlik Hizmetleri Ana Komite Başkanı
Melike YÜCEL
Uluslar Arası Hizmetler ve Rotary Vakfı Ana Komite Başkanı
Levent İÇEL
 
2003-2004 Dönem
UR Başkanı
Jonathan B. MAJIYAGBE

2003-2004 Dönem
UR 2430. Bolge Guvernörü
Yılmaz ÖNEL


2003-2004 Dönem

X. Grup Guvernör Yardımcısı
Osman BERBEROĞLU  

 

G E Ç E N       H A F T A

Antalya Tenis İhtisas Kulübü 13.11.2003   -   1312/21    

Toplam Üye

55 + 12

 

KONUŞMACI

BEKİR BÜLENT ÖZSOY

Katılan Üye

36 +02

KONU

AB SÜRECİNDE 2004 YILININ ÖNEMİ

Katılım

% 65

KONUKLAR

TELAFİ  KARTI

REİNER FRİEMEL

KITZINGEN ROTARY KLÜP-ALMANYA

 

 

ALİ COŞAR

İBRAHİM COŞAR ‘IN OĞLU

MAZERET BİLDİRENLER

 

SALİH  PEKER

ANTALYA DIŞI

KADİR DURSUN

                 

TOPLANTI   NOTLARI

 

BAŞKAN AYTAÇ KÜÇÜKÜNAL:“Değerli Rotary Ailem !

Açlığı, sefaleti, cehaleti ortadan kaldırmak, sağlıklı bir toplum yaratmak için uzatalım ellerimizi diyerek 1311.nci toplantıyı açıyorum.”

 

Başkanın açılış konuşmasından sonra misafir konuklar, mutlu günler anonsları yapıldı. Daha sonra  Osman Berberoğlu geleneksel ocakbaşı toplantıları için, ardından Fehim Öz önümüzdeki günlerde yapılacak Mısır gezisi için bazı açıklamalar yaptılar. Bu açıklamalardan sonra Başkan sözü Ryla komite başkanı Himmet Öcal’a verdi. Himmet Öcal geçtiğimiz günlerde Ankara’da yapılan Ryla toplantıları ile ilgili konuşmasında şöyle konuştu:

 

“ Ankara’daki seminerde Antalya Rotary hem söyledikleriyle, hem de Rotary’ nin geleceği ile ilgili vizyon anlamında farklılaşmayı amaçlamasıyla seminerde başka bir konumdaydı. Ben söz aldığım zaman bugüne kadar alışıldığı şekilde bir seminer yapmak istemediğimizi söyledim. Önce şaşkınlıkla karşılanan bu söylem, daha sonra alkışlarla karşılandı. Neler yapılmasını istedik ?

Bir kere seminerin hedef kitlesinin 16-21 yaş grubu olması eğitim açısından bizce sakıncalı idi. Bu iki yaş grubuna yapılacak seminerler farklı olmalıdır dedik.

İkinci olarak seminerin sanatsal etkinlikler – workshoplar şeklinde eğlence ve eğitimi bir araya getirecek bir düşünce yapısında olması gerektiğini ortaya koyduk. Ve bu düşünce kabul gördü.

Oradaki söylediklerimizin uygulaması kulübümüze kalıyor. Tüm arkadaşlarımın bu konuda görev almak isteğini duymak istiyorum.19- 21 Şubat’ a kadar çok ciddi çalışmaya ihtiyacımız var. Söylediklerimizi gerçekleştirebilmek için desteklerinize ihtiyacımız var. Teşekkür ederim.”

 

Konuşma sırası konuğumuz Bekir Bülent Özsoy’ a gelmişti.

 

BEKİR BÜLENT ÖZSOY: “ Sevgili Rotaryenler, bize, Ansiad camiasına AB ile ilgili çalışmalarımız, faaliyetlerimiz ve düşüncelerimiz hakkında, bunların Türkiye’ nin geleceği için ne kadar önemli olduğunu anlatma fırsatını verdiğiniz için hepinize teşekkür ederim.

AB ile biranönce bütünleşilmesini savunan bir görüşü temsil ediyoruz.AB’ nin kısa geçmişine bakarsak 1945 savaş sonrası Avrupa tamamen yanmış yıkılmış, 1947-48’lerde bir Avrupa Konseyi’nin oluşturulması başlıyor.Daha sonra meşhur Schuman deklerasyonu (Robert Schuman-Fransa dışişleri bakanı), Avrupa kömür-çelik birliği Fransa-Almanya arasında kuruluyor.Buna İtalya, Belçika, Hollanda ve Lüksemburg’ un katılması ile AET oluşuyor.1957’de.

AET’ nin bazı kilometre taşları var. Bunların bilinmesinde fayda var.1961’de İngiltere, Danimarka, İrlanda ve Norveç AET’ ye başvuruda bulunuyorlar. 1963 ‘te Fransa , İngiltere’yi veto ediyor. Ve bu grup 1972’ye kadar AET için (o zamanki adıyla Avrupa Ekonomik Topluluğu ) vize alamıyor.1972 senesinde bu ülkeler üyeliğe kabul ediliyor. Ancak bu ülkelerden Norveç halk oylaması yapıyor ve üyeliği reddediyor.1973 bizim için de önemli çünkü biz ilk katma protokolu imzalıyoruz. Gümrüklerin karşılıklı indirilmesi anlamına gelen katma protokolü imzalıyoruz. 1975’ te ise ezeli ve ebedi rakibimiz Yunanistan AET’ ye başvuruyor.

1975 Yunanistan’ ın cunta döneminden yeni kurtulduğu dönemdir.Üstelik kurtulmasına  vesile olan da Türkiye’ nin Kıbrıs harekatıdır. Bu dönemde Avrupa’ nın Akdeniz’e açılma operasyonu var. 1977’ de Portekiz ve İspanya devreye giriyor. 1978’ de Avrupa Ortak Para Birliği’ nin ilk birimi EKU planı benimseniyor. 1982’ de Türkiye’ nin askeri yönetim döneminde yaşadığı sorunlar , antidemokratik tutumlar yüzünden topluluk ile aramızdaki ilişkiler tamamen kopuyor.1986’ ya kadar.1987’ de ise Türkiye bazı çevrelere göre erken, kimilerine göre ise geç ama tam üyelik için başvuruda bulunuyor. 1990’ da Türkiye için çok önemli bir gelişme oluyor.Kıbrıs ve Malta üyelik için başvuruyorlar. Bu arada hatırlatmam lazım, 1972 ‘de AET, Avrupa Topluluğu’ na dönüşüyor. 1991 de ise meşhur Maasricht Kriterleri oluşturuluyor. Avrupa Topluluğu, Avrupa Birliği adını alıyor. 1993’ te Kopenhag siyasi kriterleri açıklanıyor. 1994’te duvar yıkıldıktan sonra Doğu Avrupa’ ya dönük ilişki başlıyor. Polonya ve Macaristan müracat ediyor. 1995 ‘te üye sayısı 15’ e çıkan AB, aynı zamanda Eku para birimini Euro ile değiştiriyor. 1992 da Gümrük Birliği , 1997 meşhur Lüksemburg Zirvesi ve Türkiye ile olan temas tekrar kesilir. 1998’ de Avrupa Merkez Bankası kurulur.1999’ da Euro artık resmi para olarak tanınır 2002’ de resmen yürülüğe girer.

2004 ‘te neler olacak ? 2004’ ün Mayıs ayında Çek Cumhuriyeti, Estonya, Macaristan, Polonya, Slovenya, Latvia, Letonya, Slovakya, Malta ve Kıbrıs’ın AB üyelikleri kesinleşecek. Böylece 15 üyeli AB 25 üyeli hale gelecek. 2007 ‘de Bulgaristan ve Romanya katılacak. Türkiye 2004 yılında bu şansı kullanamazsa 2007 yılında tam 27 Avrupa ülkesi ve 27 Avrupa parlamentosundan üyelik kararını çıkartmaya çalışacak. AB ile ilgili ülkemizin gündemini çok meşgul eden  bir konu var. Ne istiyor bu AB? Nedir Kopenhag Kriterleri ? Bütün ülkeler için geçerli midir?

Kopenhag Kriterleri bir önkoşuldur, olmazsa olmaz deniyor.Peki siyasi kriterlerin esasında ne yatıyor ? Birincisi ,  Hukuk devleti olmak yatıyor.İkincisi, bu yalnızca Türkiye’ye mi uygulanıyor ? Hayır. AB için demokrasi ve insan hakları son derece önemli. Bunun temel koşulu olarak ne diyor ? Önce bir parlamenter rejiminiz olacak , serbest piyasa ekonomisini benimseyeceksiniz ,AB üyesi olduğunuz taktirde de bu üyeliğin siyasi, ekonomik ve sosyal kriterleri ile yükümlüsünüz ve bunları yerine getirecek kadar da güçlü olacaksınız. Peki niye AB arada sırada azınlık hakları talebinde bulunur. Çünkü özellikle Balkan ülkelerinde azınlık telaffuz ediliyor.AB’de de var. Ama ne yazık ki bu bizde bahsedildiği zaman toplumsal hassasiyet toplumsal şuurun biraz önüne geçiyor. Burada, asıl amaç kültürel hakların kullanımının garanti altına alınmasıdır.Türkiye’ nin bu konuda bir sorunu var mıdır ? Tartışıp, görüşmek lazım. Peki, AB Türkiye’ yi böler mi ? Bir tarafında Irak, İran ve kuzeyinde Rusya olan bir Türkiye’ nin bölünmesi AB’ ye bir yarar sağlamaz. Böyle  bir hedefin peşinde koşuyor olmaları kendi mantıklarına ters. Portekiz başbakanı bir konuşmasında şunları söylemiş.” Bizim için Türkiye’ nin AB’ ye girmesi sosyo-politik politikalar açısından son derece gereklidir. Esasında Avrupa kıtası Avrasya’ nın bir yarımadası niteliğindedir. Ve Avrupa politikası Asya’ da bitirilmelidir ve Türkiye bu koşullar için son derece uygun bir ülkedir.

AB için yapılacak reformlar güvenliği tehlikeye düşürür mü ? Elbette Türkiye’ nin güvenlik konseptini yeni baştan oluşturması lazım.

Son olarak şunu söylemek istiyorum. AB bir süreçtir.Bitmiş değildir. AB’nin bir üyesi olmak Türkiye’ nin pekçok kesiminde her açıdan sınıf atlamak olarak ifade edilmektedir. Bu yanlıştır. En önemlisi yandaşları ve karşıtları arasında kalan aciz bir görünümden en kısa zamanda kurtulmak, AB konusunda daha fazla bilgilenmek zorundayız  tüm ülke olarak. Çünkü AB olgusu yakın gelecekte günlük yaşantımızın birçok noktasını etkileyecek. AB konusunda bilgilenmeye önemli bir zamanımızı ayırırsak toplumsal olarak bu sorunun altından kolaylıkla kalkabileceğimizi tahmin ediyorum. Teşekkürler.”

BAŞKAN AYTAÇ KÜÇÜKÜNAL: Değerli Rotary Ailem !

 

Açlığı, sefaleti, cehaleti ortadan kaldırmak, sağlıklı bir toplum yaratmak için uzatalım ellerimizi diyerek 1311.nci toplantıyı kapatıyorum. Hepinize iyi tatiller diliyorum.”

 

 

 B U   H A F T A

Talya Oteli - 20.11.2003 - 1313 / 22

 

KONUŞMACI

Prf.Dr.Hayrettin ÖKÇESİR

(Akdeniz Üni.Hukuk Fak.Dek.)

MÖNÜ

KONU

ANTALYA HUKUK FAKÜLTESİ

Çiftlik kebabı, Şehriyeli Pilav , Şekerpare

DOĞUM GÜNLERİ

EVLENME YILDÖNÜMLERİ

 

23.11.2003

DENİZ-HÜLAGU ŞENCAN

24.11.2003

ÇİĞDEM-FİKRİ ZAMAN

 

2003 – 2004 / 01

09. Aralık 2003 Salı

OCAKBAŞI TOPLANTI TABLOSU

 

 

Ev Sahibi:  Serdar AKAYDIN

 

Top. Sor.:  Fehim ÖZ

 Kadir DURSUN

                 Orhan ŞENOĞLU

                 Zeynep IŞIK

                 Hulki DEMİREL

 

Ev Sahibi:  Ege ALTAY

 

Top. Sor.:  Yaşar SÜZEN

                  Fatma KIZILIRMAK

                  Dilek TECİMER

                  Necati KOÇ

 

Ev Sahibi: Tunay ALTINPINAR

 

Top. Sor.:  Hakan EYİCAN

                  Mustafa KIVRAK

                  Turhan SÖZEN

                  Göksel KUMSAL

 

Ev Sahibi:  Osman BİLGEN

 

Top. Sor.:  Ahmet FIĞLACI

                 Ahmet Esat KURŞUN

                 Mustafa YAPAN

                 Hakan POSTACILAR

 

Ev Sahibi:  Yavuz Canöz

 

Top. Sor.:  Figen G. EBREN

                 Gönül MUTLU

                 Oktay YİĞİTBAŞI

                 İzzet UZUN  

 

Ev Sahibi:  İbrahim COŞAR

 

Top. Sor.:  Burak GÖNEN

                  Himmet ÖCAL

                  Ertuğrul YILMAZHAN

                  Salih ÇOPUR

 

Ev Sahibi:  Süleyman ÇEVİK

 

Top. Sor.:  Salim GÜLLÜPINAR

                  Teoman SÜER

                  Melike YÜCEL

                  Ahmet ÜNSAL

 

Ev Sahibi: Duran ÇİFTÇİ

 

Top. Sor.:  Nuri GÜVENÇ

                  Özlem ÇÖLKESEN

                  Şenol YAVUZ

                  Fikri ZAMAN

 

Ev Sahibi:  Süleyman ÇİL

 

Top. Sor.:  Vedat ILIKAN

                  Mustafa SÖZEN

                  Havva IŞIK

                  Kubilay GÜRKAN

                  Cansel TUNCER

 

Ev Sahibi:  Ziya ERBAŞ

 

Top. Sor.:  Muharrem KARATAŞ

                 Güray PARLAK

                 Nezihi BAYIK

                 Salih PEKER

 

Ev Sahibi:  Senay DODANLI

 

Top. Sor.:  Semin KAPTAN

                  Levent İÇEL

                  Kemal KALENDER

                  Hülagu ŞENCAN

 

                

 

NOT :

 

1 – Antalya Rotary Kulübünün Ocakbaşı Toplantıları her ayın ikinci Salı günü yapılacaktır. Ev sahibi dostlarımız isim çizelgesindeki sıralamaya göre belirlenmektedir. Ev sahibi dostumuzun bizim tarafımızdan belirlenen günde bir manisi olması halinde toplantıyı aynı hafta içersinde uygun göreceği bir günde yapabilir. Bu durum muhakkak Ocakbaşı Toplantı Sorumlusuna bildirilmelidir.    

2 – Ocakbaşı Toplantısına ait yazılı rapor, toplantı sorumlusu tarafından Ocakbaşı toplantı sorumlusu Osman Berberoğlu’na teslim edilecektir.

3 – Kulüp Başkanı ve Ocakbaşı Toplantı Sorumlusu tabloya dahil edilmemiştir. Grupların iştirak yoğunluğunu dikkate alarak uygun görecekleri grubun toplantısına iştirak edeceklerdir.

4 – Ev sahibi dostlarımız evlerine gelecek misafirlerini arayarak, evlerinin adresini ve toplantıyı hatırlatmalarında fayda görülmektedir.

5 – Toplantıda Kulüp Başkanımız tarafından görüşülmesi istenilen konu TÜRK ROTARY’ si

       50. YILINI NASIL KUTLAMALIDIR ve ROTARY AİLESİ KOMİTESİ HAKKINDAKİ

       DÜŞÜNCELERİNİZ nelerdir ?  

 

 

 

 

ULUSLAR ARASI ROTARY  UZUN DÖNEM GENÇLİK DEĞİŞİM

                                       PROGRAM KOŞULLARI

 

AMAÇ: Programın ana amacı uluslararası barış ve anlayışı karşılıklı kültür değişimi ile sağlamaktır. Program Rotary şemsiyesi altında gençlere başka ülkeleri tanıma imkanı verir. Amaç yalnızca bir yıl boyunca lisan öğrenmeye gitmek değildir.

ÜLKELER: Uzun Dönem Değişim Programını uyguladığımız ülkeler A.B.D., Kanada, Meksika, Brezilya, Japonya gibi kıtalararası ülkelerdir. Bu dönem içinde Avustralya, Yeni Zellenda ve Güney Afrika için girişimlerde bulunmaktayız.

SÜRE: Program, yaklaşık 10 Ağustos 2004’ de başlayıp Temmuz 2005’ de sona erecektir.

ADAYLARDA ARANAN ÖZELLİKLER:

1-     Program, aşağıdaki özelliklere uygun herkese açık şartlarda açıktır. Adaylar, Rotaryen çocukları olabilecekleri gibi Rotary dışından da olabilecektir.

2-     Adayların Eylül 2004 başında 15.5 yaşından küçük, 18.5 yaşından büyük olmaları gerekir. Ancak, 15 ve 19 yaşlarındaki adayları bazı ülke ve bölgeler kabul etmemektedir. Bu nedenle 14 ve 19 yaşındaki adaylar bu sınırlamaları uygulamayan ülke veya bölgelere yerleştirilecektir.

3-     Adayların ailelerinin 2430. Bölge sınırları içinde ve aday gösteren kulübün bulunduğu şehirde ikamet etmeleri şarttır.

4-     Adayların başarılı bir öğrenim geçmişine sahip olmaları ve bir disiplin suçu almamış olması gerekir.

5-     Adayların sağlam karakter ve iyi bir ahlaka sahip olmaları gerekmektedir.

6-     Adaylar toplum ve çevreye kolayca uyum sağlayabilmelidir.

7-     Adayların davranışlarıyla toplum faaliyetlerine katılabilmeleri gerekir.

8-     Adayların iyi aile ilişkileri olması beklenir.

9-     Adaylar yurdumuzu yurt dışında temsil edebilecek nitelikte olmalıdır.

Yurt dışına gitmeleri kesinlik kazanan adayların aileleri aynı şekilde yurdumuza dışarıdan gelecek değişik öğrencileri 1 yıl süreyle evlerinde ağırlamakla yükümlüdürler.

 

ÖNEMLİ UYARI:

Başvuruların geçerli olabilmesi için formların EKSİKSİZ doldurulmuş olması gerekir. Yukarıdaki özelliklere sahip her öğrenci bir Rotary Kulübü’ne başvurup, kulübün yapacağı ön seçmelere katılabilir. Kulüpler bu şekilde saptayacakları ön adayların formlarını 2430. Bölge Ofisinin aşağıdaki adresine en geç 10 Aralık 2003 tarihine kadar posta ile iletmelidirler.

 

Uzun Dönem Gençlik Değişim Programı

2430. Bölge Ofisi

Mahatma Gandhi Cad. No: 93/3

06700            G.O.P. – ANKARA

 

Gerekli Dokümanlara ve bilgilere www.rotary2430.org.tr  adresinden erişebilirsiniz.

 

Adaylar, başvuru formları ile birlikte P.T.T. merkezlerinden alacakları iki adet “Acele Posta Servisi Alındı Etiketleri” nin alıcı kısmına kendi isim ile adreslerini ve gönderen kısmına da yukarıdaki adresi yazıp yollayacaklardır. Bu etiket adaylara daha sonra yapılacak yazışmalarda kullanılacağı için dikkatle doldurulacaktır.

 

SEÇME TARİHLERİ SİZLERE AYRICA BİLDİRİLECEKTİR.  

 

 

 

 

 

ULUSLARARASI  ROTARY

2430. BÖLGE

UR VAKFI KOMİTESİ

 

 

Konu : Ur Vakfı Eşleşmiş Bağışlar Programı Hakkında

 

Değerli Başkanım,

Yörenize Rotary hizmetleri götürmek üzere Elinizi Uzattığınız dönemin neredeyse üçte biri geçti bile.

Uluslararası Rotary’ nin belki de en büyük gücü olan Rotary Vakfı, çeşitli programları ile biz Rotaryenlerin geliştirdiğimiz insancıl hizmet projelerine çok önemli destek sağlamaktadır.

 

Rotary Vakfı ve Vakfın uyguladığı programlar üzerinde, 6 – 7 Aralık 2003 tarihinde Ankara’ da gerçekleştirilecek olan “Bölge Rotary Vakfı Semineri”nde detaylı olarak çalışılacaktır. Ancak Rotary Vakfı’ nın en yaygın programlarından biri olan “Eşleşmiş Bağışlar” dan Kulüplerimizin yararlanabilmesi için kesinlikle uyulması gereken bazı tarih sınırları vardır. Bu nedenle zaman yitirmeden bazı önemli bilgileri ve kural değişikliklerini siz değerli Başkanlarımla paylaşmak amacıyla bu duyuruyu hazırladık.

Rotary Vakfı’ nın İnsancıl Bağış Programları, aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmiştir;

  • Bölge Basitleştirilmiş Bağışı; Her dönem, Bölge DDF fonundan bir bölüm, Bölge Guvernörünün takdir yetkisi ile uygun görülecek bir projenin gerçekleştirilmesinde kullanılabilecektir.
  • Bireysel Bağışlar; Rotary hizmet projeleri planlayan ve gerçekleştirecek olan Roteryenlerin yapacakları uluslararası yolculukların finansmanında kullanılabilir. Dünya Fonu ve Carl P.Miller Fonu kaynakları ile finanse edilir ( proje sahibi Rotary Kulübü’ nün daveti üzerine, kendi ülkesi dışında bir başka ülkeye hizmet vermeye gidecek Rotary Gönüllüleri için )
Eşleşmiş Bağışlar; Bazı önemli kural değişiklikleri yapılmıştır;
  • Rotary Vakfı’ nın vereceği katkı ( grant ) 2000 USD’ e kadar olan projeler  “Minor Matching Grants” , 2001 – 150.000 USD arası olan projeler ise “Major  Matching Grants” olarak tanımlanmıştır. ( projenin toplam tutarına değil, Vakıf’ ın vereceği bağış miktarına göre )
  • Her iki tip Eşleşmiş Bağış uygulaması için, geçen dönemlerde kullanılan başvuru formlarından oldukça farklı yeni başvuru formları hazırlanmıştır. www.rotary.org sitesinden indirilebilecek olan bu formlar, ekte de sunulmaktadır. Bu formlar, “Writable PDF” formatındadır ve bilgisayarınızda saklanabilir, doğrudan doldurulacak çıktı alınabilir ( ancak doldurulmuş formun bilgisayarda saklanabilmesi için, Adobe Acrobat yazılımı ya da benzeri bir yazılım gerekir, ücretsiz elde edilen Acrobat Reader ile sadece boş form kaydedilebilir, doldurulmuş formun çıktısı alınabilir. )
  • Vakıf’tan istenen bağış ( grant ) miktarı 25.001 – 150.000 USD olan Major Matching Grants projeleri için, form doldurularak Vakıf’ a başvuru yapılmasının yanı sıra, başka işlemler de gerekir, örneğin; projenin gerçekleştirileceği toplumun gereksiniminin belgelenmesi, projenin tutarlılığının ve hizmetlerin nasıl sağlanacağının belirtilmesi, vb. gibi
  • Geçen dönemlerden farklı olarak, eşleşmiş bağış başvurularının ilk bölümüne projenin amacı, projenin uygulanacağı yöreye nasıl katkı sağlayacağı ve proje sahibi Kulüp ile Uluslararası Sponsor Kulübün nasıl işbirliği yapacağının detaylı olarak yazılması istenmektedir.
  • Bu dönemden başlayarak her Rotary Bölgesinde “Rotary Vakfı Bölge Komitesi Başkanı” ( DRFC ) ve “Bölge Bağışlar Alt Komite Başkanı” ( DGSC ) tanımlamaları yapılmıştır. Bölgemizde bu dönem DRFC görevini GDG Ömer Çağlar, DGSC görevini ise ben üstlenmiş bulunuyoruz.
  • Daha önce Bölge Guvernörünün imzası ile onaylanan, DDF katkısı için bu dönem, DRFC olarak GDG Ömer Çağlar’ ın imzası Rotary Vakfı tarafından istenmektedir. Eşleşmiş Bağış başvuru formlarında, eğer proje finansmanı için Bölgemiz DDF’ inden katkı alınıyorsa DRFC olarak GDG Ömer Çağlar’ ın imzası mutlaka alınmalıdır.
  • Minor Matching Grants başvuru formunun 7 ( eğer DDF katkısı kullanılıyorsa)  ve 9. bölümleri ile Major Matching Grants başvuru formunun 10 ( eğer DDF katkısı kullanılıyorsa ) ve 11. bölümlerinin, DGSC olarak benim imzalamış olmam Rotary Vakfı’nca istenmektedir.
  • Tüm eşleşmiş bağış projelerinde, geçen dönem olduğu gibi bu dönemde Rotary Vakfı kulüp katkılarına 1:0,5 oranında, Bölge DDF katkılarına ise 1:1 oranında eşleşmiş bağış vermektedir.
  • Başvurular 15 Temmuz 2003 ile 31 Mart 2004 tarihleri arasında, her türlü dokümanları ile birlikte Vakıf’ a ulaştırılmış olmalıdır.
  • Geçen dönem yapılmış bağış başvurularından “Pending” ( bekleme ) statüsünde olanlar varsa, mutlaka 31 Ekim 2003 tarihine kadar “Renewal Form” doldurularak Vakıf’ a gönderilmelidir.
  • Önceki dönemlerde gerçekleştirilen eşleşmiş bağış projelerinin “Final Project Report” ları mutlaka Vakıf’ a gönderilmelidir, aksi halde yeni proje başvuruları Vakıf tarafından onaylanmaz ( uzun süreli olup da devam eden projeler için 6 ayda bir proje gelişim raporu verilmelidir.)
  • “Final Project Report”un “Rotary News Tips” bölümüne proje ile ilgili fotoğraflar ( fotoğraf kağıdına basılmış olarak ) yerleştirilmesi durumunda, Vakıf tarafından bu fotoğraflar çeşitli ortamlarda yayımlanabilir.

 

Değerli Başkanlarım, Kulüplerinizde Uluslararası Hizmetler Ana Komitesi ve Rotary Vakfı Komitesinin bu konularda bilgi ve desteğe gereksinimi olması durumunda yardımcı olmaya hazır olduğumuzu belirtir, Rotary hizmetlerinizle yörenize Elinizi Uzatırken Kulübünüze destek olmaktan onur duyacağımızı bilginize sunarız.

 

GDB Cem Güçeri

Ankara – Emek Rotary Kulübü

UR 2430. Bölge Uluslararası Rotary Vakfı Komitesi

Eşleşmiş Bağışlar

 

Adres bilgileri;  

Posta:            CPG A.Ş., Türkocağı Caddesi, Prof. Dr. Osman Turan Sokak 4/1

  06520 Balgat / Ankara 

Telefon:         0 312 284 13 30 / 260

                       0 212 290 31 70 / 260

Faks:             0 312 284 13 31

                       0 212 290 31 79

                       0 533 942 88 70 ( anons çıkması halinde lütfen faksınızın start düğmesine basın)          

 


 

DUYDUNUZ MU ?

 


 
BAŞARSALARDI TARİH DEĞİŞECEKTİ

 

Tarihe yön veren bazı kişilerin yaşamlarının herhangi bir bölümünde yaşadıkları başarısızlıklar, dünya tarihinin yönünü değiştirdi.

 

Resim çalışmalarına ağırlık veren Adolf Hitler, üç kez sınavlarına girdiği Viyana Güzel Sanatlar Akademisi'ne kabul edilseydi, 2. Dünya Savaşı olmayabilirdi.

Stalin, annesinin ısrarıyla yazdırıldığı Tiflis'teki dini okulda papaz olarak kalsaydı, 20. yüzyılın tarihi inanılmaz ölçüde değişebilirdi.

 

Aykırı Yayıncılık tarafından yayımlanan Donald S. Besore'in kaleme aldığı ''Tarihi Değiştiren Başarısızlıklar'' adlı kitap piyasaya çıktı. Kitapta, Stalin'den Eisenhover'a, Truman'dan, Hitler'e, Roosvelt'den Gaulle'e kadar tarihte iz bırakmış bir çok ünlü kişiliğin hayatlarının bir dönemine damgasını vuran başarısızlıklar konu ediliyor.

 

RESSAM OLMAK İÇİN 5 YIL VİYANA'DA SÜRÜNDÜ

Besore'nin araştırmalarına göre, tarihin en acımasız kişiliklerinden biri olarak tanınan Adolf Hitler, ressam olmak için 5 yıl Viyana'da süründü. 1908 yılında Güzel Sanatlar Akademisi'ne girmek için Viyana'ya gelen Adolf Hitler, başvuruda bulunduğu akademiden ret cevabı aldı.

 

Resmin yanı sıra Viyana için yapabileceği mimari gelişim projeleri için de taslaklar çizen Hitler, yoksulların oturduğu şekilsiz konutları yıkıp yerlerine örnek binalar yerleştirmek istiyordu.

 

Daha sonra bir müzikal da bestelemeye çalışan Hitler, dekor ve kostüm çizimleri bile yaptı. Bu dönemde Hitler'in üç bestesi söylendi ve ''Yaylılar İçin Sextet''i çalındı.

 

Sanat akademisinden ikinci kez ret cevabı alan Hitler'in taslakları sınava girmesi için yeterli bulunmamıştı. Hitler bir süre sonra parası bitince işsizlerin toplu olarak kaldıkları bir barınakta ve kilisede kaldı. Hitler, para kazanmak için kışın kar küredi, bavul taşıdı, hatta dilenmeyi bile denedi ama beceremedi.

 

Daha sonra tanıştığı bir ressamla resim yapıp turistlere satarak para kazanmaya başlayan Hitler, bu arada suluboya hatta yağlıboya resimlerini ilerletmişti. Genç ressam akademiye girmek için son bir çaba gösterdi ama yine aynı sonuçla karşılaştı.

 

Ressam olmak için 5,5 yıl Viyana'da mücadele eden Hitler, Viyana Güzel Sanatlar Akademisi'ne kabul edilseydi, belki de 2. Dünya Savaşı hiç yaşanmayacaktı ve binlerce insanın ölümünden sorumlu olmayacaktı...

 

PAPAZ OLARAK KALSAYDI...

 

Rusya'nın tarihinde önemli rol oynayan Stalin ise annesinin ısrarıyla yazdırıldığı Tiflis'teki dini okulda papaz olarak kalsaydı, 20. yüzyılın tarihi inanılmaz ölçüde değişebilirdi.

 

Arkadaşları tarafından Soso olarak çağırılan Stalin, Annesi'nin ısrarıyla yazdırıldığı Tiflis'deki ilahiyat okulundan, ''ateist, yurtsever ve sosyalist'' eğilimli bir gurup olan ''Mesame Dasi''nin lideri olduğu için kovulmuş, papazlık hakkı elinden alınmıştı.

 

Eğer okulun Müdürü Germogern, tarihin gördüğü en acımasız kişilerden biri olarak suçlanan Stalin'e daha farklı davransaydı, 20. yüzyılın tarihi belki de inanılmaz ölçüde değişebilirdi.

 

Stalin, papaz olarak kalsaydı, Rus Devrimi Stalin'den olumsuz etkilenmeyebilirdi.

 

ASKERİ OKULDAN ATILMASAYDI

 

ABD'nin en önemli ressamlarından James Abbott McNeill Whistler da askeri okuldan atılmasaydı, dünyaca ünlü resimlere imzasını atamayacaktı.

 

1850'lerde ünlü generalleri yetiştiren askeri okul West Point'e kıl payı kabul edilen Whistler, okulda taslaklar karalamaya ve çevresinde gördüğü herşeyin resmini çizmeye başladı. Nöbet bekleyen, işini yaparken uyuyakalan öğrencileri ve subayları resmediyordu. Çizim yapmak için eline geçen her şeyi, çadır bezini, kağıt parçalarını, defter sayfalarını kullanıyordu. Çizim ve taslaklar içinde kendini kaybettiğinden sınıf derecesi gittikçe düşmeye başlamıştı.

 

218 ihtar alarak okuldan atılmasıyla kendisini daha da resime veren Whistler, resim sanatını daha da geliştirerek ''THames Nehrinin resmini en fazla yapan ressam'' olarak tarihe geçti.

 

Düzenleyen: Rtn. Hakan Eyican

 

 

 

   SİZİN KÖŞENİZ

 

 

OMEGA – 3

 

Amerika mucize "akıl diyeti"yle çalkalanıyor. Bilimadamları yeni bir diyet geliştirdi. Ancak bu diyet bilinen diğer diyet türleri gibi kilo verdirmeye yönelik değil. Geliştirilen diyetle insanlarin akıl sağlığını, psikolojilerini düzenlemek amaçlanıyor.

Amerika’ nın ünlü Newsweek dergisi bu hafta yayımlanan "Akıl Diyeti" ile beyin için gerekli olan gıdalar açıklandı. Amerikalı bilim adamları, akıl hastalıkları ve özellikle depresyona karşı koruma sağlayabilen son derece basit bir diyet hazırladılar. Araştırmalar ve tesadüfler sonucu keşfedilen bu diyet, simdi medya dünyasının favorisi olan "kilo verme, form koruma, yaza hazırlanma" diyetlerini bile sollayarak gündemin bir numaralı konusu oldu.

Uygulaması en kolay diyet.

Bilim adamları zaten "Her şey kafada" başlar sloganıyla "akıl sağlığımızı koruyalım" diyetinin kilo sorunlarına da çözüm olabileceğini savunuyorlar. Bilim adamlarının "Psikiyatrik rejim" de dediği akıl diyeti beyne "iyi gelen" gıdalardan oluşan bir diyet. Beyni güçlendiren, strese karşı dirençli hale getiren, ilerde ortaya çıkabilecek depresyon, manik-depresyon, doğum sonrası depresyon, intihar eğilimi, bipolar düzensizlik gibi rahatsızlıkları önleyebilen bir diyet. Üstelik çok kolay. Diğer bildiğimiz diyetlere hiç benzemiyor. Listedeki gıdalardan, birini  bir gün, diğerini bir başka gün, gönlünüzce tüketmeniz yeterli. İşte mucize diyet! Akıl diyetinde iki önemli gıda temel alınıyor. Biri balık; özellikle somon balığı... Diğeri de ceviz...Diyette yan gıdalar da yer alıyor. Yumurta, ıspanak, buğday ve balık yağı...Diyet her gün biraz ceviz atıştırmayı öğütlüyor. Ya da bir gün ceviz, ikinci gün bir yumurta, üçüncü gün somonbalığı, ıspanak.... Bu gıdaların hepsinin Omega-3 adı verilen bir madde içerdiğini açıklayan uzmanlar, bu gıdaların beyin fonksiyonlarını düzenlemeye yaradığını belirtiyorlar.

Her şey “Hasta X" ile başladı. Psikiyatri uzmanı ve ünlü Harvard Üniversitesi'nde öğretim görevlisi Andrew Stoll meslek yaşamı boyunca sayısız manik-depresif gördüğünü, ama hiç birinin "Hasta X" adını verdiği orta yaşlı bir adamdan daha kötü durumda olmadığını anlattı. "Hasta X" ilk manik krizini Roma'da tatil yaparken yaşamış. Aşırı hareketli, bağırıp çağıran "Hasta X" bir hastanenin psikiyatri bölümüne yatırılmış. Oradan da kaçmış, yeniden tutuklanmış ve sonunda İtalyan polisi onu bir uçağa bindirip ABD'ye göndermiş. Boston'daki doktor Stoll'a başvuran "Hasta X", işte bu "akıl sağlığı diyeti"nin ortaya çıkarılmasında önemli bir rol oynadı. Balıklı deneme zaferle sonuçlandı. Doktor Stoll, "Hasta X" e bilinen tüm klasik tedavi yöntemlerini uyguladığını, en güvenilen "lityum tedavisi" nin bile bir işe yaramadığını anlattı. Hastanın bu güçlü ilaç tedavisinin yan etkilerini kaldıramadığını belirten Stoll pek alışık olmayan bir yönteme başvurmak zorunda kaldığını açıkladı. "Akil diyeti"...

Dr. Stoll, hastasına "Lityum almaya devam et ama her gün somon balığı da ye" dedi. Hasta tavsiyeye uydu. Bir ay bile geçmeden tedavi, doktoru bile şaşırtacak kadar başarılı oldu. Bunun üzerine daha pek çok deneme yapıldı. Dr. Stoll oturup  bir de kitap yazdı. "Omega-3 bağlantısı" adlı kitapta balık yağındaki Omega-3 diye adlandırılan yağ asitlerinin bazı psikiyatrik hastalıklara karşı nasıl etki ettikleri anlatılıyor. "Beyin, yüzde 60 yağdan oluşan bir organ ve doğru  düzgün çalışması için omega-3 yağ asitlerine ihtiyacı var. Oysa son yıllarda

" form korumak” uğruna insanlar balığın bile yağsız olanını seçti. Ve müthiş sonuç: İnsanlar vücut güzelliği için, aslında hiç bilmeden beyin sağlığını riske attılar" diyor Dr. Stoll kitabında...Bu sonuca diğer bilim- adamları da katılıyor. Dahası bazıları zayıflamak için yapılan diyetlerin beyni riske attığı gibi, kalp sağlığı için de sorun yaratıyor. İstatistikler ise bunu açıkça gösteriyor. Balık tüketimi ile bağlantısı Amerika’ da yapılan bir ulusal araştırmaya göre balık  tüketimi düştükçe, depresyon, intihar eğilimi, kalp krizi vakaları artıyor. Araştırmayı yöneten Ulusal Sağlik Enstitüsü' nden Doktor Joseph Hibbeln "Artık bu hastalıkların neden artış gösterdiğini biliyoruz" dedi.

Omega-3' ün önemi.. Omega-3 dedikleri madde, herkes için önemli. Ama anne  adayları ve yeni doğmuş bebekler için daha da önemli. Ceninler genellikle  beyin geliştirmek için anneden bol bol Omega-3 çekerler. Eğer anne adayı  zaten yetersiz Omega-3 alıyorsa, doğum sonrası depresyona girmesi  kaçınılmaz oluyor. Embriyo bu maddeye özellikle 3. aydan sonra ihtiyaç duyuyor. Doğumdan sonra ise anne sütünden temin eder. Diğer süt tozları ise bu maddeden çok az içerir. Doktor Hibbeln "Artık hiç kimsenin Omega-3 asitlerinin beyin hücrelerinin oluşumunda ve bakımında önemli bir rol oynadığını inkar etmiyor. Ama aynı madde akıl hastalıklarının tedavisinde ise yarar mı"

İşte şimdi sorulan soru bu. Elde ettiğimiz ilk bulgular son derece cesaret verici. Özellikle depresyon konusunda" diyor. Haftada iki kez balık yiyin! Amerikan Kalp Birliği, bu yeni araştırmaların sonuçları doğrultusunda, her yetişkinin haftada en az iki kez balık yemesini tavsiye etti. Birliğin  "Diyet Rehberi"nde de buna geniş yer verildi. Üstelik tavsiye edilen balıklar, başta somon olmak üzere, tümü oldukça yağlı diye bilinen türden. Bir tek uyarı ile: Hamile kadınlar yüksek miktarda civa içerebilen "köpekbalığı eti ve kılıç balığı" yememeli. Kalbi ve beyni koruma yöntemleri Doktor Stoll'in tavsiyesi ise genel akıl sağlığınızı korumak ve ileride çıkabilecek sorunlara karşı erkenden önlem almış olmanız için günde bir iki gram Omega-3 yeterli. “Melankolikseniz ya da hafif depresyona girdiyseniz bile 4-5 gram gerekli" diyor. 15 gram cevizde 1.02 gram Omega-3 bulunuyor. Bir kupa cinsi bardağa sığacak kadar ıspanak ise 0.5 gram içeriyor. Bir köy yumurtasında 0.17 gram. Atlantik somon balığının 6'da birinde 2.35 gram.... Hepsini bir günde tüketmeye gerek yok. Bunların kanıtlanmış bir faydası daha var.