![]() |
![]() |
Adres
:Sinan Mah. Arık Cad. No:35/4 Gerçek Apt.Kat:1 Antalya Dönem: 2003-2004
Sayı :
19 |
| 2003-2004
Dönem Başkanı Aytaç KÜÇÜKÜNAL As Başkan Havva İşkan IŞIK Sekreter Salih PEKER Sayman Ege ALTAY Üye Yavuz CANÖZ |
Meslek
Hizmetleri Ana Komite Başkanı Ahmet FIĞLACI Toplum Hizmetleri Ana Komite Başkanı M.Oktay YİĞİTBAŞI Gençlik Hizmetleri Ana Komite Başkanı Melike YÜCEL Uluslar Arası Hizmetler ve Rotary Vakfı Ana Komite Başkanı Levent İÇEL |
2003-2004
Dönem UR Başkanı Jonathan B. MAJIYAGBE 2003-2004 Dönem UR 2430. Bolge Guvernörü Yılmaz ÖNEL 2003-2004 Dönem X. Grup Guvernör Yardımcısı Osman BERBEROĞLU |
|
G E
Ç E N
H A
F T A |
Antalya
Tenis İhtisas Kulübü 13.11.2003
- 1312/21 |
|||||
|
Toplam Üye |
55 + 12 |
|
KONUŞMACI
|
BEKİR BÜLENT ÖZSOY |
||
|
Katılan Üye |
36 +02 |
KONU |
AB SÜRECİNDE 2004 YILININ ÖNEMİ
|
|||
|
Katılım |
% 65 |
KONUKLAR
|
||||
TELAFİ
KARTI
|
REİNER FRİEMEL |
KITZINGEN ROTARY KLÜP-ALMANYA |
||||
|
|
|
ALİ COŞAR |
İBRAHİM COŞAR ‘IN OĞLU |
|||
MAZERET BİLDİRENLER
|
|
|||||
|
SALİH
PEKER |
ANTALYA DIŞI |
|||||
|
KADİR DURSUN |
“
“ |
|||||
|
TOPLANTI NOTLARI BAŞKAN AYTAÇ KÜÇÜKÜNAL:“Değerli Rotary Ailem ! Açlığı, sefaleti, cehaleti ortadan kaldırmak, sağlıklı bir
toplum yaratmak için uzatalım ellerimizi diyerek 1311.nci toplantıyı
açıyorum.” Başkanın açılış konuşmasından sonra misafir konuklar,
mutlu günler anonsları yapıldı. Daha sonra
Osman Berberoğlu geleneksel ocakbaşı toplantıları için, ardından
Fehim Öz önümüzdeki günlerde yapılacak Mısır gezisi için bazı
açıklamalar yaptılar. Bu açıklamalardan sonra Başkan sözü Ryla
komite başkanı Himmet Öcal’a verdi. Himmet Öcal geçtiğimiz günlerde
Ankara’da yapılan Ryla toplantıları ile ilgili konuşmasında şöyle
konuştu: “ Ankara’daki seminerde Antalya Rotary hem söyledikleriyle,
hem de Rotary’ nin geleceği ile ilgili vizyon anlamında farklılaşmayı
amaçlamasıyla seminerde başka bir konumdaydı. Ben söz aldığım
zaman bugüne kadar alışıldığı şekilde bir seminer yapmak
istemediğimizi söyledim. Önce şaşkınlıkla karşılanan bu söylem,
daha sonra alkışlarla karşılandı. Neler yapılmasını istedik ? Bir kere seminerin hedef kitlesinin 16-21 yaş grubu olması eğitim açısından
bizce sakıncalı idi. Bu iki yaş grubuna yapılacak seminerler farklı
olmalıdır dedik. İkinci olarak seminerin sanatsal etkinlikler – workshoplar şeklinde eğlence
ve eğitimi bir araya getirecek bir düşünce yapısında olması
gerektiğini ortaya koyduk. Ve bu düşünce kabul gördü. Oradaki söylediklerimizin uygulaması kulübümüze kalıyor. Tüm arkadaşlarımın
bu konuda görev almak isteğini duymak istiyorum.19- 21 Şubat’ a
kadar çok ciddi çalışmaya ihtiyacımız var. Söylediklerimizi gerçekleştirebilmek
için desteklerinize ihtiyacımız var. Teşekkür ederim.” Konuşma sırası konuğumuz Bekir Bülent Özsoy’ a gelmişti. BEKİR BÜLENT ÖZSOY: “ Sevgili Rotaryenler, bize, Ansiad camiasına
AB ile ilgili çalışmalarımız, faaliyetlerimiz ve düşüncelerimiz
hakkında, bunların Türkiye’ nin geleceği için ne kadar önemli
olduğunu anlatma fırsatını verdiğiniz için hepinize teşekkür
ederim. AB ile biranönce bütünleşilmesini savunan bir görüşü temsil
ediyoruz.AB’ nin kısa geçmişine bakarsak 1945 savaş sonrası
Avrupa tamamen yanmış yıkılmış, 1947-48’lerde bir Avrupa
Konseyi’nin oluşturulması başlıyor.Daha sonra meşhur Schuman
deklerasyonu (Robert Schuman-Fransa dışişleri bakanı), Avrupa kömür-çelik
birliği Fransa-Almanya arasında kuruluyor.Buna İtalya, Belçika,
Hollanda ve Lüksemburg’ un katılması ile AET oluşuyor.1957’de. AET’ nin bazı kilometre taşları var. Bunların bilinmesinde fayda
var.1961’de İngiltere, Danimarka, İrlanda ve Norveç AET’ ye başvuruda
bulunuyorlar. 1963 ‘te Fransa , İngiltere’yi veto ediyor. Ve bu
grup 1972’ye kadar AET için (o zamanki adıyla Avrupa Ekonomik
Topluluğu ) vize alamıyor.1972 senesinde bu ülkeler üyeliğe kabul
ediliyor. Ancak bu ülkelerden Norveç halk oylaması yapıyor ve üyeliği
reddediyor.1973 bizim için de önemli çünkü biz ilk katma protokolu
imzalıyoruz. Gümrüklerin karşılıklı indirilmesi anlamına gelen
katma protokolü imzalıyoruz. 1975’ te ise ezeli ve ebedi rakibimiz
Yunanistan AET’ ye başvuruyor. 1975 Yunanistan’ ın cunta döneminden yeni kurtulduğu dönemdir.Üstelik
kurtulmasına vesile olan
da Türkiye’ nin Kıbrıs harekatıdır. Bu dönemde Avrupa’ nın
Akdeniz’e açılma operasyonu var. 1977’ de Portekiz ve İspanya
devreye giriyor. 1978’ de Avrupa Ortak Para Birliği’ nin ilk birimi
EKU planı benimseniyor. 1982’ de Türkiye’ nin askeri yönetim döneminde
yaşadığı sorunlar , antidemokratik tutumlar yüzünden topluluk ile
aramızdaki ilişkiler tamamen kopuyor.1986’ ya kadar.1987’ de ise Türkiye
bazı çevrelere göre erken, kimilerine göre ise geç ama tam üyelik
için başvuruda bulunuyor. 1990’ da Türkiye için çok önemli bir
gelişme oluyor.Kıbrıs ve Malta üyelik için başvuruyorlar. Bu arada
hatırlatmam lazım, 1972 ‘de AET, Avrupa Topluluğu’ na dönüşüyor.
1991 de ise meşhur Maasricht Kriterleri oluşturuluyor. Avrupa Topluluğu,
Avrupa Birliği adını alıyor. 1993’ te Kopenhag siyasi kriterleri açıklanıyor.
1994’te duvar yıkıldıktan sonra Doğu Avrupa’ ya dönük ilişki
başlıyor. Polonya ve Macaristan müracat ediyor. 1995 ‘te üye sayısı
15’ e çıkan AB, aynı zamanda Eku para birimini Euro ile değiştiriyor.
1992 da Gümrük Birliği , 1997 meşhur Lüksemburg Zirvesi ve Türkiye
ile olan temas tekrar kesilir. 1998’ de Avrupa Merkez Bankası
kurulur.1999’ da Euro artık resmi para olarak tanınır 2002’ de
resmen yürülüğe girer. 2004 ‘te neler olacak ? 2004’ ün Mayıs ayında Çek Cumhuriyeti,
Estonya, Macaristan, Polonya, Slovenya, Latvia, Letonya, Slovakya, Malta
ve Kıbrıs’ın AB üyelikleri kesinleşecek. Böylece 15 üyeli AB 25
üyeli hale gelecek. 2007 ‘de Bulgaristan ve Romanya katılacak. Türkiye
2004 yılında bu şansı kullanamazsa 2007 yılında tam 27 Avrupa ülkesi
ve 27 Avrupa parlamentosundan üyelik kararını çıkartmaya çalışacak.
AB ile ilgili ülkemizin gündemini çok meşgul eden
bir konu var. Ne istiyor bu AB? Nedir Kopenhag Kriterleri ? Bütün
ülkeler için geçerli midir? Kopenhag Kriterleri bir önkoşuldur, olmazsa olmaz deniyor.Peki siyasi
kriterlerin esasında ne yatıyor ? Birincisi , Hukuk devleti olmak yatıyor.İkincisi, bu yalnızca Türkiye’ye
mi uygulanıyor ? Hayır. AB için demokrasi ve insan hakları son
derece önemli. Bunun temel koşulu olarak ne diyor ? Önce bir
parlamenter rejiminiz olacak , serbest piyasa ekonomisini
benimseyeceksiniz ,AB üyesi olduğunuz taktirde de bu üyeliğin
siyasi, ekonomik ve sosyal kriterleri ile yükümlüsünüz ve bunları
yerine getirecek kadar da güçlü olacaksınız. Peki niye AB arada sırada
azınlık hakları talebinde bulunur. Çünkü özellikle Balkan ülkelerinde
azınlık telaffuz ediliyor.AB’de de var. Ama ne yazık ki bu bizde
bahsedildiği zaman toplumsal hassasiyet toplumsal şuurun biraz önüne
geçiyor. Burada, asıl amaç kültürel hakların kullanımının
garanti altına alınmasıdır.Türkiye’ nin bu konuda bir sorunu var
mıdır ? Tartışıp, görüşmek lazım. Peki, AB Türkiye’ yi böler
mi ? Bir tarafında Irak, İran ve kuzeyinde Rusya olan bir Türkiye’
nin bölünmesi AB’ ye bir yarar sağlamaz. Böyle
bir hedefin peşinde koşuyor olmaları kendi mantıklarına
ters. Portekiz başbakanı bir konuşmasında şunları söylemiş.”
Bizim için Türkiye’ nin AB’ ye girmesi sosyo-politik politikalar açısından
son derece gereklidir. Esasında Avrupa kıtası Avrasya’ nın bir yarımadası
niteliğindedir. Ve Avrupa politikası Asya’ da bitirilmelidir ve Türkiye
bu koşullar için son derece uygun bir ülkedir. AB için yapılacak reformlar güvenliği tehlikeye düşürür mü ?
Elbette Türkiye’ nin güvenlik konseptini yeni baştan oluşturması
lazım. Son olarak şunu söylemek istiyorum. AB bir süreçtir.Bitmiş değildir.
AB’nin bir üyesi olmak Türkiye’ nin pekçok kesiminde her açıdan
sınıf atlamak olarak ifade edilmektedir. Bu yanlıştır. En önemlisi
yandaşları ve karşıtları arasında kalan aciz bir görünümden en
kısa zamanda kurtulmak, AB konusunda daha fazla bilgilenmek zorundayız
tüm ülke olarak. Çünkü AB olgusu yakın gelecekte günlük
yaşantımızın birçok noktasını etkileyecek. AB konusunda
bilgilenmeye önemli bir zamanımızı ayırırsak toplumsal olarak bu
sorunun altından kolaylıkla kalkabileceğimizi tahmin ediyorum. Teşekkürler.” BAŞKAN AYTAÇ KÜÇÜKÜNAL: Değerli Rotary Ailem ! Açlığı, sefaleti, cehaleti ortadan kaldırmak, sağlıklı bir
toplum yaratmak için uzatalım ellerimizi diyerek 1311.nci toplantıyı
kapatıyorum. Hepinize iyi tatiller diliyorum.” |
||||||
|
B
U
H A F
T A |
Talya Oteli -
20.11.2003 - 1313 / 22 |
||||
|
|
KONUŞMACI
|
Prf.Dr.Hayrettin ÖKÇESİR (Akdeniz Üni.Hukuk Fak.Dek.) |
MÖNÜ
|
||
|
KONU |
ANTALYA HUKUK FAKÜLTESİ
|
Çiftlik kebabı, Şehriyeli Pilav , Şekerpare |
|||
|
DOĞUM GÜNLERİ |
EVLENME YILDÖNÜMLERİ |
||||
|
|
23.11.2003
|
DENİZ-HÜLAGU ŞENCAN
|
|||
24.11.2003
|
ÇİĞDEM-FİKRİ ZAMAN
|
||||
|
2003
– 2004 / 01 09.
Aralık 2003 Salı OCAKBAŞI TOPLANTI
TABLOSU
NOT : 1 – Antalya Rotary Kulübünün Ocakbaşı
Toplantıları her ayın ikinci Salı günü yapılacaktır. Ev sahibi
dostlarımız isim çizelgesindeki sıralamaya göre belirlenmektedir.
Ev sahibi dostumuzun bizim tarafımızdan belirlenen günde bir manisi
olması halinde toplantıyı aynı hafta içersinde uygun göreceği bir
günde yapabilir. Bu durum muhakkak Ocakbaşı Toplantı Sorumlusuna
bildirilmelidir. 2 – Ocakbaşı Toplantısına ait yazılı
rapor, toplantı sorumlusu tarafından Ocakbaşı toplantı sorumlusu
Osman Berberoğlu’na teslim edilecektir. 3 – Kulüp Başkanı ve Ocakbaşı
Toplantı Sorumlusu tabloya dahil edilmemiştir. Grupların iştirak yoğunluğunu
dikkate alarak uygun görecekleri grubun toplantısına iştirak
edeceklerdir. 4 – Ev sahibi dostlarımız evlerine
gelecek misafirlerini arayarak, evlerinin adresini ve toplantıyı hatırlatmalarında
fayda görülmektedir. 5 – Toplantıda Kulüp Başkanımız
tarafından görüşülmesi istenilen konu TÜRK ROTARY’ si
50. YILINI NASIL KUTLAMALIDIR ve ROTARY AİLESİ KOMİTESİ
HAKKINDAKİ
DÜŞÜNCELERİNİZ nelerdir ?
|
|
ULUSLAR ARASI ROTARY UZUN
DÖNEM GENÇLİK DEĞİŞİM
PROGRAM KOŞULLARI
AMAÇ: Programın ana amacı uluslararası
barış ve anlayışı karşılıklı kültür değişimi ile sağlamaktır.
Program Rotary şemsiyesi altında gençlere başka ülkeleri tanıma
imkanı verir. Amaç yalnızca bir yıl boyunca lisan öğrenmeye
gitmek değildir. ÜLKELER: Uzun Dönem Değişim Programını
uyguladığımız ülkeler A.B.D., Kanada, Meksika, Brezilya, Japonya
gibi kıtalararası ülkelerdir. Bu dönem içinde Avustralya, Yeni
Zellenda ve Güney Afrika için girişimlerde bulunmaktayız. SÜRE: Program, yaklaşık 10 Ağustos
2004’ de başlayıp Temmuz 2005’ de sona erecektir. ADAYLARDA ARANAN ÖZELLİKLER: 1-
Program, aşağıdaki özelliklere uygun herkese açık şartlarda
açıktır. Adaylar, Rotaryen çocukları olabilecekleri gibi Rotary dışından
da olabilecektir. 2-
Adayların Eylül 2004 başında 15.5 yaşından küçük, 18.5 yaşından
büyük olmaları gerekir. Ancak, 15 ve 19 yaşlarındaki adayları bazı ülke ve bölgeler
kabul etmemektedir. Bu nedenle 14 ve 19 yaşındaki adaylar bu sınırlamaları
uygulamayan ülke veya bölgelere yerleştirilecektir. 3-
Adayların ailelerinin 2430. Bölge sınırları içinde ve aday gösteren
kulübün bulunduğu şehirde ikamet etmeleri şarttır. 4-
Adayların başarılı bir öğrenim geçmişine sahip olmaları
ve bir disiplin suçu almamış olması gerekir. 5-
Adayların sağlam karakter ve iyi bir ahlaka sahip olmaları
gerekmektedir. 6-
Adaylar toplum ve çevreye kolayca uyum sağlayabilmelidir. 7-
Adayların davranışlarıyla toplum faaliyetlerine katılabilmeleri
gerekir. 8-
Adayların iyi aile ilişkileri olması beklenir. 9-
Adaylar yurdumuzu yurt dışında temsil edebilecek nitelikte
olmalıdır. Yurt dışına gitmeleri kesinlik kazanan adayların
aileleri aynı şekilde yurdumuza dışarıdan gelecek değişik öğrencileri
1 yıl süreyle evlerinde ağırlamakla yükümlüdürler. ÖNEMLİ
UYARI: Başvuruların
geçerli olabilmesi için formların EKSİKSİZ doldurulmuş olması
gerekir.
Yukarıdaki özelliklere sahip her öğrenci bir Rotary Kulübü’ne başvurup,
kulübün yapacağı ön seçmelere katılabilir. Kulüpler bu şekilde
saptayacakları ön adayların formlarını 2430. Bölge Ofisinin aşağıdaki
adresine en geç 10 Aralık 2003 tarihine kadar posta ile
iletmelidirler. Uzun Dönem Gençlik Değişim Programı
2430.
Bölge Ofisi Mahatma
Gandhi Cad. No: 93/3 06700
G.O.P. – ANKARA Gerekli
Dokümanlara ve bilgilere www.rotary2430.org.tr
adresinden erişebilirsiniz. Adaylar,
başvuru formları ile birlikte P.T.T. merkezlerinden alacakları iki
adet “Acele Posta Servisi Alındı Etiketleri” nin alıcı kısmına
kendi isim ile adreslerini ve gönderen kısmına da yukarıdaki adresi
yazıp yollayacaklardır. Bu etiket adaylara daha sonra yapılacak yazışmalarda
kullanılacağı için dikkatle doldurulacaktır. SEÇME
TARİHLERİ SİZLERE AYRICA BİLDİRİLECEKTİR. |
|
ULUSLARARASI ROTARY 2430.
BÖLGE UR
VAKFI KOMİTESİ Konu
: Ur Vakfı Eşleşmiş Bağışlar Programı Hakkında
Değerli
Başkanım, Yörenize
Rotary hizmetleri götürmek üzere Elinizi Uzattığınız dönemin
neredeyse üçte biri geçti bile. Uluslararası
Rotary’ nin belki de en büyük gücü olan Rotary Vakfı, çeşitli
programları ile biz Rotaryenlerin geliştirdiğimiz insancıl hizmet
projelerine çok önemli destek sağlamaktadır. Rotary
Vakfı ve Vakfın uyguladığı programlar üzerinde, 6 – 7 Aralık
2003 tarihinde Ankara’ da gerçekleştirilecek olan “Bölge Rotary
Vakfı Semineri”nde detaylı olarak çalışılacaktır. Ancak Rotary
Vakfı’ nın en yaygın programlarından biri olan “Eşleşmiş Bağışlar”
dan Kulüplerimizin yararlanabilmesi için kesinlikle uyulması gereken
bazı tarih sınırları vardır. Bu nedenle zaman yitirmeden bazı önemli
bilgileri ve kural değişikliklerini siz değerli Başkanlarımla paylaşmak
amacıyla bu duyuruyu hazırladık. Rotary
Vakfı’ nın İnsancıl Bağış Programları, aşağıdaki şekilde
yeniden düzenlenmiştir;
Değerli
Başkanlarım, Kulüplerinizde Uluslararası Hizmetler Ana Komitesi ve
Rotary Vakfı Komitesinin bu konularda bilgi ve desteğe gereksinimi
olması durumunda yardımcı olmaya hazır olduğumuzu belirtir, Rotary
hizmetlerinizle yörenize Elinizi Uzatırken Kulübünüze destek
olmaktan onur duyacağımızı bilginize sunarız. GDB
Cem Güçeri Ankara
– Emek Rotary Kulübü UR
2430. Bölge Uluslararası Rotary Vakfı Komitesi Eşleşmiş Bağışlar Adres bilgileri; Posta: CPG
A.Ş., Türkocağı Caddesi, Prof. Dr. Osman Turan Sokak 4/1
06520 Balgat / Ankara Telefon:
0 312 284 13 30 / 260
0 212 290 31 70 / 260 Faks:
0 312 284 13 31
0 212 290 31 79
0 533 942 88 70
( anons
çıkması halinde lütfen faksınızın start düğmesine basın)
|
|
DUYDUNUZ MU ?
Tarihe
yön veren bazı kişilerin yaşamlarının herhangi bir bölümünde yaşadıkları
başarısızlıklar, dünya tarihinin yönünü değiştirdi. Resim
çalışmalarına ağırlık veren Adolf Hitler, üç kez sınavlarına
girdiği Viyana Güzel Sanatlar Akademisi'ne kabul edilseydi, 2. Dünya
Savaşı olmayabilirdi. Stalin,
annesinin ısrarıyla yazdırıldığı Tiflis'teki dini okulda papaz
olarak kalsaydı, 20. yüzyılın tarihi inanılmaz ölçüde değişebilirdi. Aykırı
Yayıncılık tarafından yayımlanan Donald S. Besore'in kaleme aldığı
''Tarihi Değiştiren Başarısızlıklar'' adlı kitap piyasaya çıktı.
Kitapta, Stalin'den Eisenhover'a, Truman'dan, Hitler'e, Roosvelt'den
Gaulle'e kadar tarihte iz bırakmış bir çok ünlü kişiliğin
hayatlarının bir dönemine damgasını vuran başarısızlıklar konu
ediliyor. RESSAM
OLMAK İÇİN 5 YIL VİYANA'DA SÜRÜNDÜ Besore'nin
araştırmalarına göre, tarihin en acımasız kişiliklerinden biri
olarak tanınan Adolf Hitler, ressam olmak için 5 yıl Viyana'da süründü.
1908 yılında Güzel Sanatlar Akademisi'ne girmek için Viyana'ya gelen
Adolf Hitler, başvuruda bulunduğu akademiden ret cevabı aldı. Resmin
yanı sıra Viyana için yapabileceği mimari gelişim projeleri için
de taslaklar çizen Hitler, yoksulların oturduğu şekilsiz konutları
yıkıp yerlerine örnek binalar yerleştirmek istiyordu. Daha
sonra bir müzikal da bestelemeye çalışan Hitler, dekor ve kostüm çizimleri
bile yaptı. Bu dönemde Hitler'in üç bestesi söylendi ve ''Yaylılar
İçin Sextet''i çalındı. Sanat
akademisinden ikinci kez ret cevabı alan Hitler'in taslakları sınava
girmesi için yeterli bulunmamıştı. Hitler bir süre sonra parası
bitince işsizlerin toplu olarak kaldıkları bir barınakta ve kilisede
kaldı. Hitler, para kazanmak için kışın kar küredi, bavul taşıdı,
hatta dilenmeyi bile denedi ama beceremedi. Daha
sonra tanıştığı bir ressamla resim yapıp turistlere satarak para
kazanmaya başlayan Hitler, bu arada suluboya hatta yağlıboya
resimlerini ilerletmişti. Genç ressam akademiye girmek için son bir
çaba gösterdi ama yine aynı sonuçla karşılaştı. Ressam
olmak için 5,5 yıl Viyana'da mücadele eden Hitler, Viyana Güzel
Sanatlar Akademisi'ne kabul edilseydi, belki de 2. Dünya Savaşı hiç
yaşanmayacaktı ve binlerce insanın ölümünden sorumlu olmayacaktı... PAPAZ
OLARAK KALSAYDI... Rusya'nın
tarihinde önemli rol oynayan Stalin ise annesinin ısrarıyla yazdırıldığı
Tiflis'teki dini okulda papaz olarak kalsaydı, 20. yüzyılın tarihi
inanılmaz ölçüde değişebilirdi. Arkadaşları
tarafından Soso olarak çağırılan Stalin, Annesi'nin ısrarıyla
yazdırıldığı Tiflis'deki ilahiyat okulundan, ''ateist, yurtsever ve
sosyalist'' eğilimli bir gurup olan ''Mesame Dasi''nin lideri olduğu için
kovulmuş, papazlık hakkı elinden alınmıştı. Eğer
okulun Müdürü Germogern, tarihin gördüğü en acımasız kişilerden
biri olarak suçlanan Stalin'e daha farklı davransaydı, 20. yüzyılın
tarihi belki de inanılmaz ölçüde değişebilirdi. Stalin,
papaz olarak kalsaydı, Rus Devrimi Stalin'den olumsuz
etkilenmeyebilirdi. ASKERİ
OKULDAN ATILMASAYDI ABD'nin
en önemli ressamlarından James Abbott McNeill Whistler da askeri
okuldan atılmasaydı, dünyaca ünlü resimlere imzasını atamayacaktı. 1850'lerde
ünlü generalleri yetiştiren askeri okul West Point'e kıl payı kabul
edilen Whistler, okulda taslaklar karalamaya ve çevresinde gördüğü
herşeyin resmini çizmeye başladı. Nöbet bekleyen, işini yaparken
uyuyakalan öğrencileri ve subayları resmediyordu. Çizim yapmak için
eline geçen her şeyi, çadır bezini, kağıt parçalarını, defter
sayfalarını kullanıyordu. Çizim ve taslaklar içinde kendini
kaybettiğinden sınıf derecesi gittikçe düşmeye başlamıştı. 218
ihtar alarak okuldan atılmasıyla kendisini daha da resime veren
Whistler, resim sanatını daha da geliştirerek ''THames Nehrinin
resmini en fazla yapan ressam'' olarak tarihe geçti.
Düzenleyen:
Rtn. Hakan Eyican |
|
OMEGA – 3 Amerika mucize "akıl diyeti"yle
çalkalanıyor. Bilimadamları yeni bir diyet geliştirdi. Ancak bu
diyet bilinen diğer diyet türleri gibi kilo verdirmeye yönelik değil.
Geliştirilen diyetle insanlarin akıl sağlığını, psikolojilerini düzenlemek
amaçlanıyor. Amerika’ nın ünlü Newsweek dergisi
bu hafta yayımlanan "Akıl Diyeti" ile beyin için gerekli
olan gıdalar açıklandı. Amerikalı bilim adamları, akıl hastalıkları
ve özellikle depresyona karşı koruma sağlayabilen son derece basit
bir diyet hazırladılar. Araştırmalar ve tesadüfler sonucu keşfedilen
bu diyet, simdi medya dünyasının favorisi olan "kilo verme, form
koruma, yaza hazırlanma" diyetlerini bile sollayarak gündemin bir
numaralı konusu oldu. Uygulaması en kolay diyet. Bilim adamları zaten "Her şey
kafada" başlar sloganıyla "akıl sağlığımızı koruyalım"
diyetinin kilo sorunlarına da çözüm olabileceğini savunuyorlar.
Bilim adamlarının "Psikiyatrik rejim" de dediği akıl
diyeti beyne "iyi gelen" gıdalardan oluşan bir diyet. Beyni
güçlendiren, strese karşı dirençli hale getiren, ilerde ortaya çıkabilecek
depresyon, manik-depresyon, doğum sonrası depresyon, intihar eğilimi,
bipolar düzensizlik gibi rahatsızlıkları önleyebilen bir diyet. Üstelik çok kolay. Diğer bildiğimiz
diyetlere hiç benzemiyor. Listedeki gıdalardan, birini
bir gün, diğerini bir başka gün, gönlünüzce tüketmeniz
yeterli. İşte mucize diyet! Akıl diyetinde iki önemli gıda temel
alınıyor. Biri balık; özellikle somon balığı... Diğeri de
ceviz...Diyette yan gıdalar da yer alıyor. Yumurta, ıspanak, buğday
ve balık yağı...Diyet her gün biraz ceviz atıştırmayı öğütlüyor.
Ya da bir gün ceviz, ikinci gün bir yumurta, üçüncü gün somonbalığı,
ıspanak.... Bu gıdaların hepsinin Omega-3 adı verilen bir madde içerdiğini
açıklayan uzmanlar, bu gıdaların beyin fonksiyonlarını düzenlemeye
yaradığını belirtiyorlar. Her şey “Hasta X" ile başladı.
Psikiyatri uzmanı ve ünlü Harvard Üniversitesi'nde öğretim görevlisi
Andrew Stoll meslek yaşamı boyunca sayısız manik-depresif gördüğünü,
ama hiç birinin "Hasta X" adını verdiği orta yaşlı bir
adamdan daha kötü durumda olmadığını anlattı. "Hasta X"
ilk manik krizini Roma'da tatil yaparken yaşamış. Aşırı hareketli,
bağırıp çağıran "Hasta X" bir hastanenin psikiyatri bölümüne
yatırılmış. Oradan da kaçmış, yeniden tutuklanmış ve sonunda İtalyan
polisi onu bir uçağa bindirip ABD'ye göndermiş. Boston'daki doktor
Stoll'a başvuran "Hasta X", işte bu "akıl sağlığı
diyeti"nin ortaya çıkarılmasında önemli bir rol oynadı. Balıklı deneme zaferle
sonuçlandı. Doktor Stoll, "Hasta X" e bilinen tüm klasik
tedavi yöntemlerini uyguladığını, en güvenilen "lityum
tedavisi" nin bile bir işe yaramadığını anlattı. Hastanın bu
güçlü ilaç tedavisinin yan etkilerini kaldıramadığını belirten
Stoll pek alışık olmayan bir yönteme başvurmak zorunda kaldığını
açıkladı. "Akil diyeti"... Dr. Stoll, hastasına "Lityum almaya
devam et ama her gün somon balığı da ye" dedi. Hasta tavsiyeye
uydu. Bir ay bile geçmeden tedavi, doktoru bile şaşırtacak kadar başarılı
oldu. Bunun üzerine daha pek çok deneme yapıldı. Dr. Stoll oturup
bir de kitap yazdı. "Omega-3 bağlantısı" adlı
kitapta balık yağındaki Omega-3 diye adlandırılan yağ asitlerinin
bazı psikiyatrik hastalıklara karşı nasıl etki ettikleri anlatılıyor.
"Beyin, yüzde 60 yağdan oluşan bir organ ve doğru
düzgün çalışması için omega-3 yağ asitlerine ihtiyacı
var. Oysa son yıllarda " form korumak” uğruna insanlar
balığın bile yağsız olanını seçti. Ve müthiş sonuç: İnsanlar
vücut güzelliği için, aslında hiç bilmeden beyin sağlığını
riske attılar" diyor Dr. Stoll kitabında...Bu sonuca diğer
bilim- adamları da katılıyor. Dahası bazıları zayıflamak için
yapılan diyetlerin beyni riske attığı gibi, kalp sağlığı için
de sorun yaratıyor. İstatistikler ise bunu açıkça gösteriyor. Balık tüketimi ile bağlantısı
Amerika’ da yapılan bir ulusal araştırmaya göre balık
tüketimi düştükçe, depresyon, intihar eğilimi, kalp krizi
vakaları artıyor. Araştırmayı yöneten Ulusal Sağlik Enstitüsü'
nden Doktor Joseph Hibbeln "Artık bu hastalıkların neden artış
gösterdiğini biliyoruz" dedi. Omega-3' ün önemi..
Omega-3 dedikleri madde, herkes için önemli. Ama anne
adayları ve yeni doğmuş bebekler için daha da önemli.
Ceninler genellikle beyin
geliştirmek için anneden bol bol Omega-3 çekerler. Eğer anne adayı
zaten yetersiz Omega-3 alıyorsa, doğum sonrası depresyona
girmesi kaçınılmaz
oluyor. Embriyo bu maddeye özellikle 3. aydan sonra ihtiyaç duyuyor. Doğumdan sonra ise anne sütünden temin
eder. Diğer süt tozları ise bu maddeden çok az içerir. Doktor
Hibbeln "Artık hiç kimsenin Omega-3 asitlerinin beyin hücrelerinin
oluşumunda ve bakımında önemli bir rol oynadığını inkar etmiyor.
Ama aynı madde akıl hastalıklarının tedavisinde ise yarar mı" İşte şimdi sorulan soru bu. Elde ettiğimiz ilk bulgular son derece cesaret verici. Özellikle depresyon konusunda" diyor. Haftada iki kez balık yiyin! Amerikan Kalp Birliği, bu yeni araştırmaların sonuçları doğrultusunda, her yetişkinin haftada en az iki kez balık yemesini tavsiye etti. Birliğin "Diyet Rehberi"nde de buna geniş yer verildi. Üstelik tavsiye edilen balıklar, başta somon olmak üzere, tümü oldukça yağlı diye bilinen türden. Bir tek uyarı ile: Hamile kadınlar yüksek miktarda civa içerebilen "köpekbalığı eti ve kılıç balığı" yememeli. Kalbi ve beyni koruma yöntemleri Doktor Stoll'in tavsiyesi ise genel akıl sağlığınızı korumak ve ileride çıkabilecek sorunlara karşı erkenden önlem almış olmanız için günde bir iki gram Omega-3 yeterli. “Melankolikseniz ya da hafif depresyona girdiyseniz bile 4-5 gram gerekli" diyor. 15 gram cevizde 1.02 gram Omega-3 bulunuyor. Bir kupa cinsi bardağa sığacak kadar ıspanak ise 0.5 gram içeriyor. Bir köy yumurtasında 0.17 gram. Atlantik somon balığının 6'da birinde 2.35 gram.... Hepsini bir günde tüketmeye gerek yok. Bunların kanıtlanmış bir faydası daha var. |