Adres :Sinan Mah. Arık Cad. No:35/4 Gerçek Apt.Kat:1   Antalya          Dönem: 2003-2004         Sayı : 26
Tlf:0.242.3117273 Fax :0.242.3117246  E-mail: antalya_rotary@yahoo.com Web :http://www.antalya-rotary.org.tr

2003-2004 Dönem Başkanı
Aytaç KÜÇÜKÜNAL
As Başkan 
Havva İşkan IŞIK
Sekreter
Salih PEKER
Sayman
Ege ALTAY
Üye
Yavuz CANÖZ
Meslek Hizmetleri Ana Komite Başkanı
Ahmet FIĞLACI
Toplum Hizmetleri Ana Komite Başkanı
M.Oktay YİĞİTBAŞI
Gençlik Hizmetleri Ana Komite Başkanı
Melike YÜCEL
Uluslar Arası Hizmetler ve Rotary Vakfı Ana Komite Başkanı
Levent İÇEL
 
2003-2004 Dönem
UR Başkanı
Jonathan B. MAJIYAGBE

2003-2004 Dönem
UR 2430. Bolge Guvernörü
Yılmaz ÖNEL


2003-2004 Dönem

X. Grup Guvernör Yardımcısı
Osman BERBEROĞLU  

 

G E Ç E N       H A F T A

Talya Oteli  15.01.2004   -   1319/28    

 Toplam Üye

55 + 12

KONUŞMACI

SERBEST  KÜRSÜ

 Katılan Üye

36 +02

KONU

Katılım

% 65

KONUKLAR

TELAFİ  KARTI

ARİF BARIŞ

  KALEİÇİ    ROTARY KULÜBÜ

AYTAÇ KÜÇÜKÜNAL

TARSUS RT.KL.

MUSTAFA KALENDER

ASPENDOS       “           “

    MAZERET BİLDİRENLER

STEİNAR JOHNSTAD

STANGE            “           “

OSMAN BERBEROĞLU

ANTALYA DIŞI

 

KADİR DURSUN

      “          “

LEVENT İÇEL

      “          “

FATMA KIZILIRMAK

      “          “

MELİKE YÜCEL

      “          “

TOPLANTI   NOTLARI

 

Başkan Aytaç Küçükünal uzun bir aradan sonra bu hafta tekrar aramızdaydı.

Başkan yılbaşı öncesi Adana bölgesinde olduğunu ve bazı kulüpleri ziyaret ettiğini belirtti.

Ziyaretleri sırasında dikkatini çeken bazı önemli detayları bizlere anlattı.

Toros Rotary kulübünde toplantı düzeninin farklı olduğunu kaydeden başkan, öğlen yemeklerinin otelin restoranında yendikten sonra kulübe tahsis edilen ayrı bir toplantı salonunda da toplantıların yapıldığını aktardı.

Adana Rotary kulübünün 42 kişi olduğunu ve 40 üyesinin toplantıda hazır olduğunu belirtti. Ayrıca kulüp bültenini her hafta ayrı bir kulüp üyesi hazırlıyormuş. Ve de kulübün sesini daha da duyurmak amacıyla Guiness Rekorlar Kitabı’ na girebilmek için dünyanın en uzun çamaşır ipini gerçekleştirmek istiyorlar ve bunun için bizden de giysi yardımı bekliyorlarmış.

Geçen hafta yarıyıl değerlendirme toplantısı için Kapadokya’ da olduklarını belirten başkan çok güzel üç gün geçirdiklerini söyledi.

Daha sonra KOYE hakkında konuşmak için Oktay Yiğitbaşı söz aldı.

Şu ana kadar Koye kapsamında 24 kurs açıldığını, bunların 14 tanesinin bizim tarafımızdan finanse edildiğini, kalanları diğer Antalya Rotary  kulüplerinin finanse ettiğini anlattı Oktay Yiğitbaşı.

350 öğrenci  varmış ve büyük bölümü 21 Ocak’ ta kursu tamamlayacakmış.Toplu olarak bir sertifika töreni Ocak sonunda planlanıyormuş.

Eşleşmiş bağışla ilgili olarak önümüzdeki hafta 5000 dolarlık paranın banka hesabına yatması gerektiğini belirten Yiğitbaşı, 4 hafta içinde bu paranın 15000 dolar olarak geri döneceğini sözlerine ekledi.Bu arada Levent İçel ile birlikte gittikleri Vakıf toplantısında Paul Harris için yapılan vakfa katkı paylarının artık eşleşmiş bağışa aktarılabileceğini böylece hem Paul Harris dostu olunabileceğini hem de buraya yatacak paranın kulübün projeleri için kaynak yaratacağını anlatan Yiğitbaşı bu önemli imkanın altını çizerek şu an 40 kadar olan dost adaylarının bu fırsatı kullanabileceklerini, sponsordan gelecek paranın da başka alanlarda kullanılabileceğini sözlerine ekledi.

 

11 eylül 2004 tarihinde Aspendos’ ta yapılması düşünülen Barış Konseri konusunda söz alan Havva Işık, 2005’teki Rotary yüzüncü yılı için pekçok hazırlık yapıldığını, dünyada terörün simgesi haline gelmiş 11 eylül’ de Dünya Barış Günü olarak Rotary kapsamı içinde gerçekleştirilecek ve hareket merkezi Antalya Rotary olacak böyle bir konserin çok etkili olacağını, bunun gerçekleştirilme koşullarının tartışılması gerektiğini belirtti.

 

Son olarak giderek yaklaşan Ryla için Himmet Öcal söz aldı.

Kulübümüzdeki dostluk ortamında, bu dostluğu yaşatmak için birlikte yapacağımız

sevincini birlikte yaşayacağımız birtakım etkinlikleri varetmek sorumluluğu içinde olduğumuzu, Ryla’ nın bize verilmesinin bu dostluğu arttıracağını ifade eden Öcal , başlangıçtan beri her platformda Rotary’ nin bir açılıma ihtiyacı olduğunu, gelenekselleşmiş uygulamalar dışında farklı bir Ryla yapılması gerektiğini bunu da Antalya’ dan başlatma düşüncesinde olduğumuzu söyledik diyerek sözlerini sürdürdü. “Seminer konuları belirlendi.10 seminer yapılacacak. Perşembe Öğleden sonra başlayacak ve Cumartesi akşam balo yemeği ile sona erecek.Bizim seminerimiz  yaşamın felsefesi, liderliğin anlatımı, liderliğin tarih boyunca örnekleri, kültür ve insan sevgisi ve sanatla birleşen bir Ryla olacak.” diyerek sözlerini tamamladı.

Başkan Küçükünal uzatalım ellerimizi sevgi ve dostluk için diyerek toplantıyı sona erdirdi. 

 

 

       B U   H A F T A

       Talya Oteli - 22.01.2004 - 1320 / 29

KONUŞMACI

  SERBEST  KÜRSÜ

                   MÖNÜ

KONU

Piliç şiş, Salata, Sütlaç

DOĞUM GÜNLERİ

EVLENME YILDÖNÜMLERİ

 

 

27.01.2004

Berrin-Ertuğrul Yılmazhan

 

 

 

 

 

                         

                  ROTARY  YAZILARI

                  DUYURULAR-1

  

                                                                                                          Ankara,20 Ocak 2004

 

Sevgili Başkanım

 

 

Konu:Uzun Dönem Gençlik Değişim Adayları Seçmeleri,

 

2003-2004 Rotary Döneminde,Uzun Dönem Gençlik Değişim Programına aday gösterdiğiniz için Kulübünüzü kutlarız.Seçmelerle ilgili bilgiler adaylara mail ile ve telefonla bildirilmiştir.Ancak,bir aksaklığa meydan vermemek için adayınızdan seçmelerle ilgili bilgilerin kendisine ulaşıp ulaşmadığını teyid ederiz.Ön başvuru Formlarının ekinde önceden verilmiş bulunan Program Koşulları’nda da belirtildiği gibi yapılacak olan seçmeler,bir bilgi yarışması niteliğinde olmadığı gibi bir lisan sınavı da değildir.Seçmelerin amacı adayların Komitemizce yakından tanınmaları ile kendilerini,ailelerini ve ülkemizi temsil ve konuşma yeteneklerini,ülkemiz ve genel dünya kültürlerine olan ilgi ve yakınlıklarını ölçmeye yöneliktir.

 

 

Seçmeler 25 Ocak 2004 Pazar günü aşagıda belirtilen adreste yapılacaktır.

 

 

                                       Rotary 2430.BÖLGE OFİSİ

                                       Mahatma Gandhi Cad.No.93/3

6700      GAZİOSMANPAŞA

ANKARA

 

 

Belirtilen kayıt ve görüşme saatleri ekli listede verilmiştir.Lütfen adayınızı belirlenen saatler arasında Bölge Ofisinde olması konusunda tekrar bilgilendiriniz.

 

 

Rotaryen Sevgilerimizle,

 

Rtn.Munis ÖZER

Uluslar arası Rotary 2430.Bölge

Gençlik Değişim Komitesi

Başkanı

 

        

                                                                25 OCAK 2004

                                  UZUN DÖNEM DEĞİŞİM PROGRAMI ADAYLARI

                                               SEÇME GÖRÜŞMELERİ PROGRAMI

      Gr.No

      Geliş Saati

 Görüşme Saati

  Ayrılış Saati

Adı  Soyadı

 

             1

 

          09.00

 

        09.30

 

         10.00

BURCU GÜNALP

ZEKİ ARAS ASLAN

UMUR ÖZTAŞDELEN

 

             2

 

          09.30

 

        10.00

 

         10.30

 

YİĞİT HARUT

A.ANIL ÜST

H.ÖZGE ARPAÇ

 

             3

 

         10.00

 

        10.30

 

         11.00

BALCA BERİN MALAZGİRT

AHMET CAN BERKYÜREK

BORA KORKMAZ

 

             4

 

         10.30

 

        11.00

 

         11.30

ALPER GÜNERİ

AYÇA OSKAY

ASİYE ÖZYAMANOĞLU

 

             5

 

         11.00

 

 

        11.30

 

 

        12.00

GÜNEŞ GÜRSOY

NAZ NİSAN PALABIYIKOĞLU

AYŞEGÜL ATAKAN

 

            6

 

         11.30

 

        12.00

 

        12.30

 

EGEMEN EREN

BATUHAN ÜVEYİK

BÜKRE AKDUMAN

 

            7

 

         12.00

 

        12.30

 

        13.00

DORUK ŞEN

CANSU SARAÇ

GİZEM ÖRNEKTEKİN

 

            8

 

         13.00

 

        13.30

 

        14.00

EMRE ATAY

BİRGE UZAN

NAZLI KÜÇÜKKABAK

 

            9

 

         13.30

 

        14.00

 

        14.30

ZELİHA BAŞAR KUTLU

HİLMİ MERİÇ POLAT

A.ORBAY TUĞ

 

           10

 

         14.00

 

        15.00

 

        15.00

MERVE URGANCI

UTKU K.KIRKLAR

EMRECAN YEŞİLKAYA

 

           11

 

         14.30

 

        15.30

 

        15.30

DENİZ SÖZERİ

TUĞÇE MÜNEVVER ALKAN

SELEN BOYACIGİL

 

           12

 

         15.00

 

        15.30

 

        16.00

EREN TEMREN

BERNA NİHAN KEPSUTLU

İPEK BOZKURT

PINAR TUNCAY

  Not:Yukarıdaki listede bizim adayımız Nazlı Küçükkabak’ tır.

   DUYURULAR-2


İnteract Bölge Konferansı ile ilgili yazı

Değerli Başkanım, 

Yönetim kurulunuzun oybirliği ile tüm üyelerinizin olumlu görüşleri alınarak ve Bölge Gençlik Hizmetleri Ana Komitesinin olumlu kararı ile Antalya Interact  Kulübü’ne bu bölge görevini vermekten mutluluk duyuyorum.

Başarılarınızın devamını dilerim. 

 

Rotaryen sevgi ve saygılarımla,

 

 

Yılmaz Önel
UR 2430.Bölge
Guvernör 2003-04
 

 

 

 

 

 

DUYDUNUZ MU ?

 


"ZAMANI İYİ KULLANIYOR MUSUNUZ?"

İşte sıkça yaşanan sorunlardan biri de zamanı etkili bir biçimde kullanmakır. Bunda ne kadar başarılısınız? Değilseniz, önerilerimize bir göz atın.

Yapılacak bir işiniz varsa, dikkat etmeniz gereken en önemli konu, zamanı kullanmaktır. Zamanı kullanma konusunda çok yetkin olmayabilirsiniz, ama bu durumu değiştirmek de gene elinizde.

Öncelikle anlamanız gereken şey, zamanı kullanma konusunda ne kadar iyi, ya da kötü olduğunuz. Bu konuda kendinizi geliştirmeniz gerektiğine dair işaretler arasında, yapmanız gerekenleri hep son dakikaya bırakmak, sonunda hiçbir şey elde edilemeyen toplantılar, üretken davranamadığınız, boş geçen günler ve hiç yoktan çıkan krizleri sayabiliriz. Bu tür bir çalışma ortamının sonucu ise aşırı stres ve performans düşüklüğüdür.


Zihin sağlığı ve zamanı kullanmakla ilgili yapılan en son araştırmalar, endişeli kişilerin, genellikle zamanı kullanmakta yetkin olmadıklarını gösteriyor.
Eğer zamanı kullanma becerinizi artırabilirseniz, o zaman çalışma hayatınızın kalitesini yükseltebilir ve zihin sağlığınızı koruyabilirsiniz.

Peki zamanı iyi kullanmayı nasıl başaracaksınız?

1. Kişisel zaman araştırması yapın. Yaptığınız her şeyi, yaparken not alın. Mesela e-postalarınızı okumak, kahve almak, ya da iş arkadaşlarınızla konuşmak gibi. Bu, zamanınızı nasıl geçirdiğinizi analiz etmenize yardımcı olur.

Sadece e-postaları okumakla bile ne kadar çok zaman geçirdiğinizi gördüğünüzde şaşıracaksınız. Bazen de başkalarının yapması gereken şeyleri yapmaktan dolayı zaman kaybettiğinizi göreceksiniz.

Kişisel zaman araştırmanızı sonuçlandırdığınızda, not aldığınız her aktivitenin aslında ne kadar zaman alması gerektiğine tarafsız olarak karar verin. Daha
sonra da bunlara harcadığınız zamanla bulgularınızı karşılaştırın. Yapmanız gereken bir iş olduğunda, bunun ne kadar zaman alacağını yaklaşık olarak tahmin edin ve zamanı buna göre sınırlayın. Bu süre dolduğunda, bir sonraki işe geçin.


Zaman yönetimi, zamanınızın çoğunu önemli şeylere ayırmak ve önemsiz şeylere de az zaman ayırmak, ya da hiç zaman ayırmamak üzerine kuruludur. Zaman yönetimini etkili bir biçimde gerçekleştirememek demek, önemsiz işlere çok zaman ayırmak demektir.

2. Müdürünüzle konuşun.
Doğru şeylere konsantre olmayı garantilemenin bir yolu, müdürünüzle ortak bir karara varmaktır. İşinizde daha iyi bir performans göstermek konusunda
müdürünüzle konuşurken, anlaşmaya varmanın yolu, sevmediğiniz işlerden uzak durmayı istemek değil, ama müdürünüze gerçekten yapmayı istediğiniz önemli işler üzerinde daha fazla zaman harcamak istediğinizi söylemek olacaktır.

Müdürler, belli bazı aktivitelere katılmama konusundaki arzunuzu nadiren kabul ederler ama, bu zamanı önemli olduğunu kendilerinin de kabul ettikleri bir konu üzerinde daha fazla çalışmakta kullandığınızda, genellikle diğer konulara daha az zaman harcamanız konusunda daha anlayışlı olurlar.

3. Dikkatinizin dağılmasına izin vermeyin.
Çoğumuz, telefonlardan, gelen e-postalardan korunmak için elimizden geleni yapmıyoruz. Örneğin iş arkadaşlarınıza bir çalışma programınız olduğunu ve
günün belli zamanlarında meşgul olduğunuzu söylemeniz iyi bir fikir olabilir.

E-postaları hemen cevaplamak ve etmeniz gereken telefonları o an etmek yerine, gün içinde bunlarla ilgileneceğiniz zaman dilimleri ayırabilirsiniz. Böylece dikkatinizi yaptığınız iş üzerinde yoğunlaştırabilirsiniz.

4. Gününüzü planlayın.
Günün en az beş dakikasını, o günü en iyi nasıl değerlendirebileceğinizi düşünmeye ayırın. Çoğu kimse, fazla önemli olmayan şeylere çok zaman
ayırdıklarından, esas yapmak istediklerine vakit ayıramazlar. Bu nedenle güne, o gün için hedefler koyup, öncelikler belirleyerek başlayın. Önemli işleri
günün başında yapın ve daha az önemli olanları da sonraya bırakın.

5. İşten zamanında çıkın.
Pek çokları ofiste geç saatlere kadar kalmayı tercih eder, çünkü işlerin gün sonuna doğru birikmesine izin verirler ve işlerinin, serbest olmaları gereken
zamanla çakışmasına neden olurlar. İşten ayrılmak için kendinize kesin bir zaman koyun, bu konuda olabildiğince katı olun ve diğerlerinin de bunu
anlamasını sağlayın. Bitmeyen işleri ertesi güne bırakın.

6. Zor işlerden kaçmayın.
Gününüzü iyice inceleyin. Aceleniz olduğu, ya da zamanı istediğiniz gibi kullanabildiğiniz periyodlar oluyor mu? Acele etmek zorunda kalmanız, aceleyle
yapmak zorunda olduğunuz işlerden hoşlanmadığınızı ama bunların zorunlu işler olduğunu gösteriyor olabilir. Bu durumda acele etmek, zamanı kötü kullanmak olarak nitelendirilemez. Ancak genellikle durum sadece, yeterince programlı olmamaktan ötürü işi zamanında yetiştirememektir.


7. İş arkadaşlarınızla koordinasyonu sağlayın. Çalışma çizelgenizin iş arkadaşlarınızın programlarıyla uyuştuğundan emin olun. Böylece benzer
işlere, benzer oranda zaman ayırmış olursunuz.

Bazı işleri yapmanız daha uzun zaman alıyorsa, bu zamanı kötü kullandığınızın habercisi olabilir, ya da belki öncelikten anladığınız şey, iş arkadaşlarınızın
anladığından farklı olabilir. Bu durumda, önceliklerinizin diğerlerinkinden çok farklı olmamasına dikkat edin.

Zaman da diğer kaynaklar gibidir. Kaybedilmiş zaman kaybedilmiştir ve tekrar ele geçmez, bu nedenle onu kötü kullandıysanız, sonsuza kadar kaybetmiş
olursunuz. Bu nedenle zaman saygılı olun. Unutmayın ki, saat hızla ilerliyor.


Düzenleyen: Rtc. Nazik Erdoğan
 

 

 

 

    SİZİN KÖŞENİZ


 

FOSiL OLABiLiR MiYiM?

 

Soru: Bir okuyucumuz soruyor: "Öldükten sonra fosil olmak istiyorum. Bu amacımı gerçekleştirmek için nasıl bir yerde gömülmeliyim? Ne kadar sürede fosil haline gelebilirim?"

Yanıt: Fosil olmaya bu kadar meraklı olmanızı takdirle karşılıyoruz. Ancak dünyaya insan olarak gelmekle başlangıçta hata yapmışsınız. Sert, mineralli bir dış kabuğunuz olsaydı ve deniz altında yaşasaydınız şansınız daha yüksek olurdu. Bu durumda elimizdekilerle idare etmek zorundayız. Yani iç kısmında sert bir iskelet, dış kısmı yumuşak bir yapının fosilleşme olasılığını araştıracağız.

Eğer dağlara tırmanmaya veya kayak yapmaya meraklıysanız ve yaşamınız bir buzul yarığında noktalanmışsa pörsümüş bir mumya olup çıkarsınız. Ancak bu gerçek bir fosilleşme değildir. Sadece çürümeyi ertelemiş olursunuz. Jeolojik zamanın tahribatına dayanmak istiyorsanız, özellikle dişlere ve kemiklere özen göstermelisiniz. Bunların fosilleşmesi için ilave minerallere ihtiyaç duyarsınız. O yüzden beslenmenize dikkat etmelisiniz. Peynir ve süt bu bağlamda kemiklerdeki kalsiyumu artırır.

Ayrıca diş sağlığınızı ihmal etmemelisiniz. Çünkü uzun vadeli bir geleceğin en güçlü adayları dişlerdir. Diş randevularınıza sadık kalmaya gayret edin.

Bir sonraki aşamada sıra yer sorununa gelir. Öyle bir yerde ölmelisiniz ki uzun süre sizi kimse rahatsız etmemeli. Bazı insanlar için mağaralar en ideal gömülme merkezleridir. Bunun için de mağaracılık eğitimi almanızı öneririz; özellikle evinizin yakınlarındaki mağaraları keşfe çıkmalısınız.

Alternatif olarak çok hızlı bir şekilde gömülmeye bakmalısınız. Bu, cenaze merasiminizin kısa sürmesi gerektiği anlamına gelmemeli. Çok doğal ve dramatik bir gömülme için volkanik bir patlama veya ''Aman Tanrım bu ne...'' ile başlayan ancak tamamlanamayan cümlelere yol açan doğal felaketleri tam yerinde ve zamanında yakalamalısınız.

Bu fırsatı yakalamak için seyahat etmelisiniz. Akarsu taşkınları zamanında vadilerde kamp kurmak bu bağlamda çok yerinde bir karardır. Veya yağmur mevsiminde tropik nehirlerin kıyısında yürüyüşe çıkmanızı öneririz. Böylece son derece ince ve kıvamlı bir çamurun içinde huzurla istirahat edebilirsiniz. Bir başka seçenek de patlamaya hazır bir yanardağın eteklerinde piknik yapmaktır. Ancak bu konuda jeoloji konusunda uzman bir arkadaşınızdan piknik yeri hakkında bilgi almalısınız. Zira unutmayın ki hedefiniz lavların sizi yakarak yok etmesi değil, küllerin altında gömülmektir.

Piknikten söz açılmışken, fosilin mide muhteviyatı yaşam tarzına ilişkin çok önemli bir bilgi kaynağı oluşturduğundan son akşam yemeğinizin katı yiyeceklerden oluşmasına özen gösterin. Ancak katı denilince aklınıza pizza veya hamburger gelmesin. Kabuklu deniz ürünleri (kabuklarıyla birlikte yenmesi tavsiye edilir) veya iri çekirdekli meyveler (çekirdekleri olduğu gibi yutmalısınız) geleceğin bilim adamlarına heyecanlı anlar yaşatabilir.

Nihai olarak arkanızda bazı izler bırakmalısınız. Sözgelimi ebedi istirahatgahınıza giderken arkanızda ayak izi bırakmalısınız. Hatta araştırmacıları şaşırtmak için bu yolu seke seke veya hoplayarak kat edin. Böylece ne menem bir yaratık olduğunuzu keşfetmekte biraz zorlansınlar.

Şunu iyi bilin ki fosil olma şansınız, milli piyangodan büyük ikramiyeyi kazanma şansınızdan daha azdır. Herşeye karşın fosil olmayı becerirseniz irtibatı koparmayın. Jeologlar her zaman yeni türleri bulmaya can atarlar. Dolayısıyla nerede olduğunuzu bize bildirin. Böylece bir milyon yıl sonra sizi mezarınızdan çıkartırken, uzun süre belleklerden silinmeyecek bir ''fosil çıkartma töreni'' düzenleyebiliriz.

Kaynak: Cumhuriyet Bilim Teknik Eki / İlginç sorular - 10 Ocak 2004

 

 

 

 

 

 

    SİZLER’DEN

 

 

    SAKAL ÜZERiNE...

Atatürk Amasya ziyaretinde.Vali konağında yörenin ileri gelenleri ile sohbette. Bir ara tam karşısında oturan birine takılır gözleri. Yaşı ellinin üzerinde bu adam beline kadar inen sakalıyla Atatürk'ün dikkatini çeker. Ata, yanındaki valinin kulağına eğilip sorar;

- Kimdir bu?

Vali yanit verir;

- Efendim kendisi Sih'tir. Yörede çok hatırlısı vardır.

Atatürk Sih'i yanına çağırır ve;

- Bak baba, imanın ölçüsü sakalın boyunda değildir. Şunu rica etsem de en azından Peygamber efendimizinki gibi kısaltsan der ve eliyle de boyunaltı hizasını gösterir.

Sih;

- Emrin olur Paşam diyerek yerine çekilir.

Aradan zaman geçer, bir akşam Atatürk Amasya'daki Sih'i hatırlar ve Vali'yi telefonla arayıp durumu sorar. Vali nasıl söyleyeceğini bilememekle birlikte, Sih'in sakal boyunda en küçük bir kısalma bile olmadığını aksine kimselere el sürdürmediğini anlatır. Atatürk telefonu kapatır, kağıdı kalemi eline alır ve az sonra yaverini çağırıp, yazdığı yazıyı Amasya Valiliği'ne tebliğ etmesini ister. Ertesi gün Amasya'dan bir haber gelir ki Sih Efendi Ata'yı görmek üzere Ankara'ya yola çıkmış...

Sih gelir, Ata'nın karşısına çıkar. Sakal tamamen kesilmiş, sinekkaydı bir tıraş olunmuş, saçlar kısaltılmış, kılık kıyafet baştan sona değiştirilmiş, bambaşka bir görünüme bürünülmüştür. Atatürk'ün mesai arkadaşları bu değişimi anlayamaz ve Ata'ya sorarlar;

- Aman Paşam, o Sih ki sakalına el dahi sürdürmezdi, siz ne ettiniz de kökünden kesmesini sağladınız?

Ata gülümser, sonra da yanındakilere dönüp;

- Dün akşam Amasya Valiliği'ne bir yaıi gönderdim ve Sih'i Afyon'a vali atadığımı bildirdim der.

Ardından da yeni bir yazı hazırlayıp yaverine bu yazıyı da Sih'a vermesini söyler.

Yazıda söyle yazmaktadır;

- İnancın ölçüsünün sakalda olmadığını anladığına sevindim. Valilik meselene gelince, bugün koltuk uğruna kırk yıllık sakalından vazgeçebilen yarın başka seyler için milletinden bile vazgeçebilir. Seni böyle bir ikileme mahkum bırakmayalım.

Kal sağlıcakla..."

Düzenleyen:  Rtn. Mustafa YAPAN

 

 

 

 

SİZLERDEN

 

MESAJ

 

Düşünmek ve harekete geçmek için:

Fakir ve zengin ülkeler arasındaki fark ülkelerin yaşı değildir.

Buna örnek Hindistan ve Mısır’ ın yaşı 2000 den fazladır ve fakirdirler.

Öte yandan, Kanada, Avusturalya ve Yeni Zelanda daha 150 yıl once önemsiz yerler iken bugün gelişmiş ülkelerdir ve zengindirler.

 

Zengin ve fakir ülkeler arasındaki farkın sebebi doğal kaynaklarının zenginliği de değildir.

Japonya’ nın toprakları sınırlıdır.%80’I dağlıktır. Tarım ve hayvancılık için yetersizdir. Fakat dünyanın en büyük ikinci ekonomisine sahiptir. Ülke çok büyük bir yüzen fabrika gibidir. Bütün dünyadan ham maddeler alınır ve yapılmış ürünler ihraç eder.

Bir diğer örnek İsviçre ‘dir. Kakao yetiştirmez, fakat dünyanın en iyi çikolatasına sahiptir. Küçük toprağında hayvancılık ve tarım yılın 4 ayında yapılabilir. Yine de en kaliteli süt ürünlerini üretirler.

Güvenilirlik, dürüstlük ve çalışkanlık imajı veren bu küçük ülke tüm dünyanın kasası olmuştur.

 

Zengin ülkelerin yöneticilerinin fakir ülkelerdeki meslekdaşları ile yaptıkları iletişimler, aralarında zeka bakımından bir farklılık bulunmadığını göstermiştir.

Irk ya da deri rengi de önemli değildir. Kendi ülkelerinde tembel diye damgalanan göçmenler zengin Avrupa ülkelerinin üretici gücüdürler.

 

O ZAMAN FARK NERDEDİR?

 

Fark halkın tutumundadır. Bu tutum yıllarca eğitim ve kültürle çerçevelenmiştir.

Zengin ve gelişmiş ülkelerdeki halkın davranışını incelediğimizde, büyük çoğunluğunun yaşamlarında şu prensipleri izlediğini görürüz.

1-     Ahlak, temel ilkeleridir.

2-     Dürüstlük,

3-     Sorumluluk,

4-     Yasa ve kurallara saygı,

5-     Diğer yurttaşların haklarına saygı,

6-     Çalışmayı sevme,

7-     Tasarruf ve yatırım yapmak için çırpınmak,

8-     Fazladan çalışmaya istek,

9-     Dakiklik.

Fakir ülkelerde bu temel ilkeleri günlük yaşamlarında izleyenler küçük bir azınlıktır.

Doğal kaynaklarımızın bulunmadığından ya da tabiatın bize zalim davranmasından dolayı fakir olmayız.

Tutum ve davranış eksikliğimizden dolayı fakir oluruz. Zengin ve gelişmiş toplumların bu işlevsel ilkelerini öğretmeme ve bu ilkelere uymaya riayet etmemedir eksikliğimiz.

 

Bu mesajı iletmezseniz size birşey olmayacak. Köpeğiniz, kediniz ölmeyecek, işten çıkarılmayacaksınız, yedi yıl süreyle şansınız da bozulmayacak, hasta da olmayacaksınız.

 

Eğer ülkenizi seviyorsanız bu mesajı mümkün olduğunca fazla kişiye iletin ki insanlar düşünsünler ve DEĞİŞTİRMEK İÇİN EYLEME GEÇSİNLER.

Düzenleyen: Rtn. Kubilay Ali Gürkan

 

 


   KİTAP KÖŞESİ


     GİT KENDİNİ ÇOK SEVDİRMEDEN - TUNA KİREMİTÇİ

   Sevmesini de, gitmesini de bilenler için ''Git kendini çok sevdirmeden''... Nostalji, aşk kırıklıkları, evlilik, birbirini sonradan anlamanın hüznü ve acılara rağmen hayata tutunma çabaları... Tuna Kiremitçi'nin ilk romanı, bir kazada oğlunu yitirdikten sonra annesinin Eskişehir'deki evine sığınan Arda Akad'ın öyküsünü anlatıyor. Arda'nın ana ocağında, genç kızlık yıllarına geri dönüşü ve ilk aşk öyküsünün kahramanı
olan erkeğin yirmiüç yıl sonra yeniden ortaya çıkışı... Sevmek ve gitmek üzerine, ''ince düşünülmüş'' bir roman...

   Tuna Kiremitçi, şubat 1973'te Eskişehir'de doğdu. Öğrenimini Galatasaray
Lisesi'nin ardından MSÜ Sinema-TV Bölümü'nde sürdürdü. Halen İstanbul'da
yaşıyor ve metin yazarı olarak çalışıyor. Tuna Kiremitçi'nin yayınlanmış dört kitabı var. Yaşar Nabi Nayır Şiir Ödülü'nü kazanan ilk şiirleri, 1994'te ''Ayabakanlar'' adı altında kitaplaştı. Yine şiirlerden oluşan ikinci kitabı ''Akademi'' 1998'de yayımlandı. Şiirlerinde, Oktay Rıfat'ın ve İkinci Yeni'nin geliştirmiş olduğu çizgiyi izledi. Şiir çevrelerinde, 90 kuşağının ilgi çekici isimlerinden biri olarak tanındı. Son kitabı şu anda en çok satanlar listesinde. ''Git Kendini Çok Sevdirmeden'' ise onun ilk
romanı... Tuna Kiremitçi ile tanışın, eminim çok seveceksiniz.

 
Hazırlayan: Rtn. Özlem  ÇÖLKESEN  

 

 

 

          SEVGİLİ ROTARACT’LARIMIZDAN


 
 ZAMAN

Her gün sabah erkenden kalk, otomatiğe bağlanmış bir şekilde giyin, bir şeyler atıştır, servise yetişmek için koş, telaş ile ofise gir, günaydın diye
mırıldan, bilgisayarı, ajandayı aç ve bugün neler yapılacağını planla. Sonra git bir çay al ve aklından geçen şu soruya engel olama: "hay Allah bugün
nasıl bitecek!" Tabi gün içinde de ara ara gelen herkese, bu gün nasıl bitecek sorusunu tekrarla. Cevap hep aynı; "evet, şu gün bir bitse de eve gitsek".

Eee peki hiç düşünüyor muyuz; bu gün bir bitsin, bir geçsin derken aslında ömrümüzü bitirdiğimizi?


İş günü bitince ne oluyor? Eve gidip söylenmeye devam ediyoruz; şu evdeki işler bitse, şu hafta bitse, şu çocuğun okulu bitse,şu yıl bitse... İşte bir yıl daha bitiyor ve ömrümüzden bir yıl daha geçiyor. Sona doğru büyük bir hızla yaklaştığımızın kimse farkına bile varmıyor. Geçip gidenin, günler haftalar aylar yerine ömrümüz olduğunu kimse anlamıyor.

Günleri, haftaları, ayları, yılları bitirmek yerine niye onların keyfini çıkarmayı denemeyiz ki? Bir bitse diye başlayan günler haftalar aslında daha zor
daha katlanılarak geçmez mi? Ömrümüzden bir günün daha bitmesini beklemek yerine onun keyfini çıkarmak o günü daha eğlenceli kılmaz mı?

Hadi bu sene hep birlikte bir değişiklik yapalım. Bu yılı bitirmek yerine her bir günün kıymetini bilip en iyi şekilde değerlendirelim. Her sabah yüzümüzde
kocaman bir gülümseme ile başlayalım. Pazartesileri en sevilmeyen gün yerine, yeni başlangıçların günü ilan edelim.

Sabahları günaydın derken, içimizdeki enerjiyi başkalarına aktarmak istercesine güçlü neşeli bir sesle günaydın diyelim. Böylece aslında bitmesini istediğimiz günlerin ne kadar değerli olduğunu anlayalım.

Ve bu gün bir bitse yerine, bu gün hiç bitmese diyelim...



Hazırlayan: Rtc.Nazik ERDOĞAN

 

 

 

Sevgili Dostlar,  

Başkanımız bu hafta önemli izlenimler aktardı. Diğer kulüplerdeki devam oranının yüksekliğinin dikkat çekici olduğunu vurguladı. Ayrıca ilginç bir ayrıntı olarak Adana Rotary Kulübü’ nde kulüp bültenini her hafta ayrı bir üyenin hazırladığını belirtti. Acaba böyle bir uygulamayı bizim kulüpte de yapamaz mıyız? Düşünülmesi gereken bir soru bizce.

Bu hafta da birçok üyemizden yazılar geldi. Sevgili Mustafa Yapan ilk defa bir yazı gönderdi. Kendisine çok teşekkürler. Devamını bekliyoruz.

Yeni üyelerimizden Kubilay Ali Gürkan bu hafta ikinci kez yazı gönderiyor. Oldukça güzel ve düşündürücü bu yazı için çok teşekkürler. Ara vermeden devam diyoruz.

Sevgili Özlem Çölkesen kitap köşesini aksatmadan sürdürüyor. Ellerine sağlık.

Rotaractlarımızdan sevgili Nazik Erdoğan güzel yazılar gönderiyor. Aynen devam etmesini rica ediyoruz.

Hepinize Sevgi ve Saygılar...
Bülten Komitesi.