![]() |
![]() |
Adres
:Sinan Mah. Arık Cad. No:35/4 Gerçek Apt.Kat:1 Antalya Dönem: 2003-2004
Sayı :
15 |
| 2003-2004
Dönem Başkanı Aytaç KÜÇÜKÜNAL As Başkan Havva İşkan IŞIK Sekreter Salih PEKER Sayman Ege ALTAY Üye Yavuz CANÖZ |
Meslek
Hizmetleri Ana Komite Başkanı Ahmet FIĞLACI Toplum Hizmetleri Ana Komite Başkanı M.Oktay YİĞİTBAŞI Gençlik Hizmetleri Ana Komite Başkanı Melike YÜCEL Uluslar Arası Hizmetler ve Rotary Vakfı Ana Komite Başkanı Levent İÇEL |
2003-2004
Dönem UR Başkanı Jonathan B. MAJIYAGBE 2003-2004 Dönem UR 2430. Bolge Guvernörü Yılmaz ÖNEL 2003-2004 Dönem X. Grup Guvernör Yardımcısı Osman BERBEROĞLU |
| G E Ç E N H A F T A |
Antalya Tenis İhtisas Kulübü 16.10.2003 - 1308/17 |
|||
|
Toplam Üye |
49 + 12 |
|
KONUŞMACI |
Rtn. Eser Tuncay |
|
Katılan Üye |
49 +12 |
KONU |
KOYE Semineri |
|
|
Katılım |
%100 |
KONUKLAR |
||
|
|
|
|||
|
TOPLANTI GÜNLÜĞÜ
BAŞKAN AYTAÇ KÜÇÜKÜNAL:Değerli Rotary Ailem ! Açlığı, sefaleti, cehaleti ortadan kaldırmak, sağlıklı bir toplum yaratmak için uzatalım ellerimizi diyerek 1308.nci toplantıyı açıyorum.
Bildiğiniz gibi 2 Ekim 2003 tarihinde kulübümüze yapılan yeni üye başvuruları değerlendirilmiş ve askıya çıkarılmıştır. Bugün 17.30 itibarıyla askı süresi sona eriyor. Bu saate kadar yazılı olarak herhangibir itiraz olmadığı taktirde daha once duyurmuş olduğumuz adaylarımız kulübümüze kabul edilmiş olacaklardır. Bir aylık sürede de kayıt işlemleri yapılacaktır. 24 Ekim 2003 günü 5 Rotary kulübünün katılımıyla gerçekleşecek Cumhuriyet Balosunda da bu üyelerimizin rozetlerini takmayı düşünüyoruz.
Değerli Dostlarım. Dün sayın Valimiz başkanlığında KOYE projemizin startını verdik. Bugün de eğitmen öğretmenlerimizle birlikte ilk toplantımızı yapıyoruz. Bugün toplantımız çok kısa sürecek.
AYTAÇ KÜÇÜKÜNAL:Değerli Rotary Ailem ! Açlığı, sefaleti, cehaleti ortadan kaldırmak, sağlıklı bir toplum yaratmak için uzatalım ellerimizi diyerek 1308.nci toplantıyı kapatıyorum. Hepinize iyi tatiller diliyorum.
|
||||
PROJELERDEN HABERLER...
|
|
B U H A F T A |
Talya Oteli - 23.10.2003 - 1309 / 18 |
|||||
|
|
KONUŞMACI |
Olağanüstü Gn. Kurul |
MÖNÜ |
|||
KONU |
Kulüp Ofisi |
Piliç şiş, salata, cevizli kadayıf |
||||
|
DOĞUM GÜNLERİ |
EVLENME YILDÖNÜMLERİ |
|||||
24-10 |
DİDEM ERBAŞ (Ziya Erbaş eşi) |
24.10 |
NEVİN YAŞAR SÜZEN |
|||
27-10 |
YAVUZ CANÖZ |
27-10 |
ŞENAY FEHİM ÖZ |
|||
|
ROTARY YAZILARI
Yılmaz Önelin konuşması
Sevgili Dostlarım,
Antalyaya geldiğimiz andan itibaren bizi yalnız bırakmayan Guvernör Yardımcım ve Eşi ile Sayın Başkan ve Eşine çok teşekkür ederim. Geldiğimiz andan itibaren dolu dolu Rotary yaşadık. Görmüş olduğum pek çok tesis, Rotarynin sürekliliği adına beni çok memnun etti. İlk önce Toplum Merkezini ziyaret ettik. Yaptığım tesbitlerde Başkan İbrahim Coşar zamanında yapılan bu merkezin çevreye çok büyük katkısı olduğunu gördüm. Yapılacak pekçok etkinlik için çok faydalı bir tesis kurmuşsunuz.
Daha sonra Sağlık Ocağını ziyaret ettik. Yaşar Başkan döneminde başlayıp Mustafa Başkan zamanında sonlandırılan bu tesis faal olarak çalışıyor. Kapılarında kulüp amblemini görmekten ayrıca mutlu oldum. Bizler hizmet yapıyoruz ama tanıtımda eksiklerimiz oluyordu. Tanıtıma da katkısı olduğu için bu projede görev alan herkese çok teşekkür ediyorum.
Dönem hedeflerimiz hakkında sizlere bilgi aktarmak istiyorum.
2003- 2004 döneminde hedeflarimiz; Açlık, sefalet ve yoksulluğun önlenmesi, Cehaletin yok edilmesi ve insanların eğitilmesi, Yeterli sağlık hizmet alanları ve sağlık hizmeti sağlanması, Rotary ailesi kavramı içinde dostluğun geliştirilmesi.
İlk 3 konuda Rotary kurallarına göre çok güzel bir Asamble sunuşu izlemiş oldum. Başkan ve tüm arkadaşlarıma teşekkür ederim. Bu 3 konuda zaten bu seneki ana hedeflerimiz doğrultusunda sürekli olarak projeler üretiliyor.
Rotary ailesi içinde dostluğun geliştirilmesi hedeflerimiz arasında çok önemli bir yer tutuyor. Biz zaten Rotaryi çocuklarla,eşlerle, Rotaractlarla, İnteractlarla bir aile olarak yaşıyoruz. Bu yapımızı ne kadar çok korur, geliştirir, yüceltir ve büyütürsek o kadar çok hizmet etme imkanına sahip oluruz.
Eşlerimizin projelere katılması, hizmetlerde yer almasına imkan vermeliyiz.Onlar bizim yaratıcı güçlerimiz.Onların katkılarıyla birçok projeyi çok daha rahat yapabiliyoruz. Bizler eş ve çocuklarımızla bir bütünüz. Aile anlayışı içinde Rotaryi yaşadığımız sürece hem üye muhafaza etme hem de yeni üye kazanma yönünden önemli kazanımlarımız olacaktır.Aile ortamından kopmak zordur çünkü.
Aile ortamı içinde sadece beraberliğimiz, proje üretmemiz yetmez. Aramızdan ayrılan üyelerimizin eş ve çocuklarına da sahip çıkmamız gerekir. Onların kulüp faaliyetlerine katılımlarını devam ettirmeli, her türlü ihtiyaçların yardımcı olmalıyız.
2005 yılında dünyada Rotarynin 100.ncü yılını kutlayacağız. Hedef 1.500.000 Rotaryen sayısına ulaşmak.Şu an dünyada 1.250.000 civarında Rotaryen mevcut.Türkiyedeki 3 bölgede 233 Rotary kulübü, 7.600.000 civarında da Rotaryen mevcudu var. 70.000.000luk Türkiyede bu sayı çok az. Mutlaka büyüyüp gelişmeliyiz diye düşünüyorum.En az %10 net üye artışını hedefledik.Bu konuda kulüplerimizde de büyük gayretler görüyorum.
Büyüme, gelişme sadece yeni üye almakla değil yeni kulüpler kurmak şeklinde de olmalı. Bu nedenle bölgemizde en az 3 yeni kulüp kurmak için çalışmalar başlattık. Bana bağlı bir büyüme komitesi oluşturduk. Şu anda ülkemizde bazı şehirlerde hiç Rotary kulübü yok, bazı şehirlerde tek Rotary kulübü var. Kayseride ikinci kulüp kurulum aşamasına geldi. Burdurda bir Rotary kulüp kurulma çalışmaları başladı. Kemer-Tekirova bölgesinde bir Rotary kulübü kurulabilecek. Mardinde bugüne kadar bir Rotary kulüp kurulmamış. Burada birçok etnik grup birarada gayet iyi geçinip gidiyor. Burada da hazırlık yapıyoruz. Konyada sadece bir kulüp var. 20 üyeli.Çok az. Burada ikinci bir kulüp kurulmalı. Rotary kulüpleri yanısıra Rotaract ve İnteract kulüplerinin de kurulması gerekli. Bölgemizde 3 Rotaract, 3 İnteract kulüp kurulması için program yaptık. Hami kulüplerin ilgi ve himayesine gerek var. Rotaract ve İnteractlerı projelere dahil edip onların dinamizminden faydalanmak istiyoruz.
Bölgemizde bu dönem 6 Rotary Bilgileri toplantısı yapılması için kulüpleri uyardık. Bölgesel bazda eğitim lideri kulüplerimizi oluşturduk. Bu bölgede geçmiş dönem başkanlarından Zeynep Gülcan eğitim lideri grup başkanıdır.Kendisine müracat edilirse 10-12 konuda hazırlanan formatlarda eğitim verecektir.Bu konu da çok önemli.Önce kendimiz iyi bilgilenmeli sonra iyi anlatabilmeliyiz. Asamble ve konferanslara katılım da özellikle yeni üyelerin Rotaryi daha iyi tanıması için çok önemli.
Gençliğe çok önem veriyoruz. Onlarla ilgili programları geniş tutmak istedik. Bu dönem RYLA seminerlerini 6 merkezde yapacağız. Bunların birini sizler yapıyorsunuz. Bir tane özürlüler Rylası yapacağız ki bu bölgemizde ilk olacak.Ryla seminerlerinde Rotaract ların çok katkısı oluyor.
50.nci yıl Rotaryde önemli bir yıldönümü. Bu yıl Cumhuriyetin de 80.nci yılını kutluyoruz. Rotary 50.nci yılına yakışır kalıcı eserler vermeli diye düşünüyoruz. Birçok yerde okul, sağlık ocağı, kültür merkezi, öğrenci yurdu yapılmasını tavsiye ettim. Adı 50.nci yıl olacak şekilde kalıcı eserler bırakmak istiyoruz.
Cumhuriyetin 80.nci yılını Balo olarak kutlamaktan vazgeçip bir Cumhuriyet etkinliği olarak kutlayalım diyorum. Bu konuda bir kültür komitesi çalışıyor. Sonuçları kulüplere bildireceğiz. Özellikle gençlerin Cumhuriyeti coşkulu bir şekilde kutlamasını planlıyoruz. Farklı kutlamalar yapacağız.
Gençlere yönelik olarak Antalya Kaleiçi Rotary Kulübü ile başlayıp tüm bölgelere yaydığımız Üniversite Tanıtım Günleri Projesi var. Bu projeyi bu yıl 6 merkezde yapıyoruz.
Üniversite öğrencilerine burs projemiz devam ediyor.Burs para miktarlarını arttırdık. Şu anda Türk Eğitim Vakfı kanalı ile 547 öğrenciye burs veriyoruz. Bunu arttıracağız. Ekonomik yetersizlik nedeniyle ara sınıflarda eğitimini bırakmak durumunda kalan öğrenciler olduğunu öğrendik. Bu projeyle daha çok öğrenciye yardımcı olmak istiyoruz.
Bir diğer projemiz Güvenli Trafik Bölgeleri Projesi. Oğlunu Türkiyede trafik kazasında kaybeden bir Amerikalı bayan bir vakıf kurdu. Bu kanalla Türkiyede trafik kazalarını önlemek için bazı projeler başlatmak istedi. Ankarada Çankaya Rotary Kulübü Bu projeyle ilgili çalışmalara başladı. Bu konuda bir kitap yayımlandı. Bu kitap başkanlara ve il trafik müdürlüklerine yollandı.
Kulübünüzü kutlarım. KOYE konusunda bilgi almış oldum. Antalya kulüpleri olarak KOYEyi geniş kapsamlı başlatmışsınız. Çok başarılı olacağınıza inanıyorum.
Hepinize başarılar diliyorum.
|
|
DUYDUNUZ MU ?
Dünya üzerinde, insanlığı tehdit eden 10 temel önlenebilir risk belirlendi. Araştırmayla, insan sağlığını tehdit eden 25 önlenebilir temel risk belirlendi ve bunlar arasında en tepedeki 10 risk seçildi. Araştırma sonunda hazırlanan raporda, bu 10 riskin, dünyadaki yıllık 56 milyon ölümün yaklaşık yüzde 40'ından ve sağlıklı yaşam yıllarının global kaybının üçte birinden sorumlu olduğu açıklandı. Dünya Sağlık Örgütü'ne göre, bu 10 risk şöyle...
Anne ve çocuğun düşük kilolu olması, Güvensiz cinsel ilişki, Yüksek tansiyon, Tütün ve alkol tüketimi, Güvensiz su, Sanitasyon ve hijyen, Demir eksikliği, Katı yakıtlardan kaynaklanan duman, Yüksek kolesterol, Obezite.
Tüketimle ortaya çıkan risk Raporda, araştırmanın en çarpıcı bulgularından birinin, "risklerin çoğunun tüketime bağlı olması ve yüksek tüketim ve yetersiz beslenmeden kaynaklanması" olduğu vurgulandı. Bu bulgunun, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasındaki farkı dramatik olarak gözler önüne serdiği belirtilen raporda, milyonlarca prematüre ölüme ve 10 milyonlarca sağlıklı yaşam yılı kaybına neden olan önlenebilir şartlarla toplumların nasıl başa çıkabileceklerini gösteren bir yol haritası çıkarılması amaçlanıyor.
Çocuklar risk altında Dünya Sağlık Örgütü'ne göre, dünyada, 5 yaş altı 174 milyon çocuğun kötü beslendiği tahmin ediliyor. Çocukların kötü beslenmesi, hastalıklara karşı düşük dirence olduğu kadar, fiziksel ve ruhsal gelişimin yetersiz olmasına da neden oluyor. Yetersiz beslenme, gelişmekte olan ülkelerde küçük çocuk ölümlerinin yüzde 35'ine, doğrudan veya dolaylı şekilde neden oluyor.
Ev içi şiddet ve hamilelik riskleri Rapora göre, her yıl yarım milyon kadın, yoksulluk ile şiddetini artıran hamilelik komplikasyonları nedeniyle hayatını kaybediyor. Kadınların sağlığını geliştirme çalışmaları, çocuk doğururken karşılaşılan ölüm risklerini de azaltmayı içeriyor. Evli kadınlar arasında 1960'lı yıllarda yüzde 10'dan az olan doğum kontrol yöntemi kullanımı, bugün yüzde 60'ların üzerine çıkmış durumda.
Tahmini 123 milyon kadının, hala aile planlaması açısından karşılanmamış ihtiyaçları bulunuyor. Protein-enerji yetersiz beslenmesi ve demir eksikliği, kadınlar arasında erkeklere oranla daha yüksek görülüyor. Fakirlik, kadınlar arasında stres ve depresyonun yanı sıra ev içi şiddetin de ek bir faktör olmasıyla birlikte önemli bir etken olarak kabul ediliyor.
Bülten komitesi
|
|
SİZİN KÖŞENİZ
Dünyanın en büyük enerji kaynağı
Yavaş yavaş enerji kaynaklarımız tükeniyor. Dünyanın enerji arayışlarına hiçbir çevre kirliliğine neden olmayan, hergün yenilenen okyanuslar cevap veriyor.
YERYÜZÜNÜN % 75İNDEN fazlasını kaplayan okyanuslar özellikle son yıllarda enerji arayışlarına giren dünya için muazzam bir enerji kaynağı olma potansiyeli taşıyor. Yaklaşık bin yıldır bilim adamları ve kâşifler okyanusların kıyıya çarpan büyük dalgalarının ve gelgitlerinin arkasındaki enerjiyi hissediyorlar ve bu enerjiden faydalanabilmenin hayallerini kuruyorlardı. Fakat, okyanus enerjisinden faydalanma konusundaki araştırmalar henüz son yüzyılda başladı.
Okyanus enerjisi hiçbir çevre kirliliğine yol açmayan, tükenmeyecek bir kaynaktır. Bugünün araştırmacıları okyanus enerjisini ekonomik hale getirmek için araştırmalar yapıyorlar. Avrupa Birliği yetkililerinin hesaplamalarına göre, 2010da okyanus enerji kaynaklarından 1 milyon evin enerji ihtiyacını karşılayacak kadar elektrik üretilebilecek.
Okyanuslardan enerji elde etmenin çeşitli yolları vardırgelgitler, okyanus ısısı, dalgalar, akıntılar, tuzluluk oranı, metan gazı.
DALGA ENERJİSİ Dalga enerjisi üreten makineler, enerjiyi ya okyanusun yüzeyindeki dalgalardan, ya da suyun altındaki dalgalanmalardan elde ediyorlar. Enerji uzmanları, okyanus dalgalarında trilyonlarca watt elektrik üretebilecek kadar potansiyel bulunduğunu söylüyor. Tabii bu potansiyel hergün yenileniyor.
Dalga enerjisi, güçlü rüzgârların estiği bölgelerde daha çok bulunuyor. Güney Afrika, Avustralya ve Amerikanın kuzeydoğu ve güneydoğu kıyılarının yanı sıra, California ve İngiltere kıyıları da oldukça büyük enerji potansiyeli taşıyorlar.
Sualtı dalgalarından enerji elde edebilmek için geliştirilen makinelerin suyun 40 metre altında kurulması planlanıyor. Bu yöntem için geliştirilmiş makineler, dalgaların düzensiz ve hızlı bir şekilde hareket etmelerinden yararlanarak elektrik üreten tulumbaları çalıştırıyorlar. Diğer bir yöntemde ise suda yüzen bidonların hareketlerinden faydalanılıyor. Dalgaların etkisiyle bidonlar hareket ettikçe, bidonlarla makineler arasında bulunan hortumlar gerilip gevşiyor. Hortumlar gerilip gevşedikçe de makineler dönüyor. Böylelikle dalgaların hareketindeki enerji elektrik enerjisine çevrilmiş oluyor. Okyanusun yüzey dalgalarındaki enerjinin ise kıyılara kurulan dalga enerjisi tesisleri vasıtasıyla çıkarılması planlanıyor. Meselâ Hindistanda kıyı dalgalarından elektrik üreten bir makine Pico adalarına kuruldu ve deneniyor. Yakın zamanda bu makinenin adadaki evlerin çoğuna yeterli elektrik sağlayabilmesi bekleniyor.
Dünyanın çeşitli yerlerinde birçok dalga enerjisi çıkarma makineleri bulunmasına rağmen henüz hiçbiri kayda değer miktarda elektrik üretemiyor. Californianın çeşitli yerlerinde dalga enerjisi hakkında birçok proje tasarlandıysa da hiçbir firmanın planları gerçekleşmedi. Avrupa ve İskandinavya ülkelerinde ise, devlet bu konudaki araştırmaları destekliyor.
GELGİT ENERJİSİ Gelgit hareketlerinin enerjiye dönüştürülme fikri 11. yüzyıla kadar dayanıyor. O zamanlar, değirmenciler tahıl öğütürken gelgit hareketlerinden faydalanıyordu. Şimdi ise, gelgit hareketlerinden doğan enerji, gelişmiş makineler vasıtasıyla elektrik enerjisine dönüştürülüyor.
Okyanus seviyesinin günlük alçalıp yükselmesi anlamına gelen gelgitler, Güneş ve Ayın çekimiyle ortaya çıkıyor. Gelgit hareketlerinden elektrik üretmek için, alçalan ve yükselen gelgit arasındaki farkın en az beş metre olması gerekiyor. Yeryüzünde bu büyüklükte gelgitlerin bulunduğu yaklaşık kırk bölge bulunuyor.
Körfezler, gelgit enerjisi üretmek için en ideal bölgeleri teşkil ediyor. Mühendisler gelgitlerden enerji elde etmek için bir halice veya körfeze boydan boya baraj veya barikat kurarak gelgitleri sıkıştırıyorlar. Gelgit barajın diğer tarafında yeterli su seviye farkını ürettiğinde geçitler açılıyor, su türbinlere doğru akıyor ve türbinler elektrik jeneratörleri vasıtasıyla elektrik üretiyorlar.
Bir diğer gelgit teknolojisi olarak da gelgit çitleri tasarlanıyor. Gelgit çitleri, dev turnikeleri andırıyor. Bu turnikeler gelgitler olduğunda dönerek enerji üretecekler. Henüz dünyanın hiçbir yerinde gelişmiş gelgit çitleri yok, ancak Filipinlerde bu teknoloji için planlar yapılıyor.
Gelgit enerjisinden yararlanmak için tasarlanan bir diğer yöntem ise suyun altına yerleştirilecek gelgit türbinleri. Avrupa Birliği yetkilileri Avrupada bu iş için uygun 106 bölge tespit ettiler. Ayrıca Filipinler, Endonezya, Çin ve Japonyada gelecekte geliştirilebilecek sualtı türbini alanlarına sahipler.
Gelgit enerjisinden, Rusya ve Fransa gibi ülkelerde, 400 kilo watttan 240 milyon watta varan kapasitelerde yararlanılıyor. Hesaplamalara göre yeryüzündeki okyanuslardaki gelgit hareketleri hergün devamlı olarak 3 bin milyar kilo watt enerji kapasitesi taşıyor. Bu enerjinin yüzde 2sinin (toplam 60 milyar watt) elektrik enerjisine dönüştürülebileceği sanılıyor.
OKYANUS ISISI ENERJİSİ (OTEC) Okyanuslar yeryüzünün yüzde yetmişinden fazla kısmını kaplayan alanlarıyla, çok büyük miktarda güneş enerjisi topluyorlar. Eğer bu enerjinin sadece binde biri elektriğe dönüştürülebilseydi, Amerikanın enerji ihtiyacının yirmi katı kadar elektrik elde edilebilecekti.
Okyanus ısısı enerji üretiminde, okyanusların güneşten topladığı ısıdaki enerji elektriğe dönüştürülüyor. Bu yöntemle elektrik elde etmek için yüzeydeki su sıcaklığı ile derindeki su sıcaklığı arasındaki farkın 20 derece olduğu yerler kullanılıyor. Uzmanlar bu iş için en elverişli bölgelerin Avustralya, Endonezya, Güney Amerika ve Afrika kıyıları olduğunu söylüyor.
Okyanus ısısından enerji üretmek için kullanılması tasarlanan makinelerin yapımı oldukça pahalı olduğu için şimdilik bu konuda kayda değer bir uygulama bulunmuyor. Fakat araştırmacılar bu âletlerin ekonomik hale getirilmesiyle milyarlarca watt elektrik sağlanabileceğini söylüyorlar.
Okyanus ısısı enerji üretim tesisleri kurulduğunda diğer canlılar için de faydalı etkileri olacak. Bu tesislerde derinlerdeki mineral bakımından zengin okyanus suyu kullanıldığı için, kıyıdaki bitkiler de bundan yararlanacak. Bunun yanı sıra, makineler vasıtasıyla deniz suyu tuzundan arındığı için sanayi ve tarımda kullanılabilecek bol miktarda su üretilecek. Araştırmacılar çok yakın zamanda bu enerji üretim yönteminin yavaş yavaş tükenmekte olan fosil kaynaklarının yerini alacağına inanıyorlar.
METAN GAZI ARAŞTIRMALARI Araştırmacılar son yıllarda okyanuslardaki metan gazı kaynağını inceliyorlar. Metan, elektrik üretiminde ve ısı elde etmek için kullandığımız doğal gazın temel bileşenidir. Yaklaşık 25 yıl önce oksijen enerjisi üretim çiftlikleri metan üretmek için yosun yetiştirdiler. Fakat bu yöntem pek işe yaramadı; çünkü yosunlar yeterli metan üretemiyorlardı. Son olarak uzmanlar, Methanococcus jannaschii adlı mikrobu kullanarak denizden metan üretmenin yollarını araştırıyorlar. Bu tek hücreli canlı dünyanın en eski yaşayanlarından biri ve tamamen güneş ışığından yoksun yerlerde metan üretebiliyor. Araştırmacılar bu tek hücreli organizmanın yapısını daha iyi anlayarak yeterli miktarda metan üretmesini sağlayabilmeyi planlıyorlar. Bu planları gerçekleştiğinde, metan yeni bir enerji kaynağı olarak karşımıza çıkacak.
OKYANUS ENERJİSİNİN OLUMSUZ YANLARI Okyanustan elde edilen enerji her ne kadar devamlı yenilenen ve temiz bir kaynak olsa da çevreye hiç zararının olmadığını söyleyemeyiz. Çevre kirliliğine sebep olmasa da, bu teknoloji tamamen hayata geçirildiğinde okyanus canlıları zor durumda kalabilirler. Çünkü gelgit enerjisinde kullanılan, haliçlerdeki barajlar ve gelgit paravanaları sualtı canlılarının göç etmelerini engelleyebilir ve enerji tesislerinin kurulduğu yerlerde yaşayan canlılar olumsuz etkilenebilir.
Araçların pahalıya mal olması, okyanus enerji sistemlerinin bir diğer olumsuz özelliğini teşkil ediyor. Ancak, sistem bir kere kurulduğunda, işletme masrafları çok düşük olacak. Çünkü kullanılan ham madde, dünyanın en bol kaynağı olan deniz suyu! Onun için, Avrupada enerji uzmanları çok yakında okyanus enerjisi âletlerinin çok geniş bir piyasa oluşturacağına inanıyorlar.
Zeynep Sevde Paksu
Hazırlayan : Rtn. Hakan EYİCAN
|
|
Bilmiyorum siz istediklerinizi "sırasında" yapabildiniz mi? Ben hiç yapamadım. Küçükken anneannem cebinde taşıdığı bir tomar anahtarla kilerdeki dolapları açtığı zaman, canım pestil isterdi. Bilirdim sapsarı kayısı pestilleriyle, kararmış mor erik pestillerinin hangi dolapta olduğunu. Anneannem: "Şimdi sırası değil, birazdan yemek yiyeceğiz",derdi. Yemekten sonra ise yavaş yavaş herkes öğle uykusuna yatardı. Şayet "belki sırası gelmiştir" diye yine pestil istersem, Anneannem: "Simdi sırası değil.. Bak herkes yattı. Sen de yat. Ondan sonra..." derdi Öğle uykusundan sonra pestil istediğim zaman da cevap yine aynıydı: "Şimdi sırası değil. Aç karnına dokunur. Nerdeyse akşam oluyor, birazdan yemek yiyeceğiz " Bir türlü sırasına raslatamamıştım pestil istemeyi.Bir gün babam boş bulunup bana iki çam ağacının arasına, kolan vurdukça göklere uçacak bir salıncak kurmayı vaadetmisti. Ama bir daha bu vaadini hiç anımsamaz göründü. İkide bir anneme gider: "Haydi söyle babama, salıncağı kursun" derdim , Annem: "Şimdi sırası değil, başı ağrıyor," derdi . Başı ağrımazsa gazete okuduğu için salıncak kurmasını istemenin zamanı değildi . Gazete okumuyorsa banyoya gireceği için.... Salıncak istemenin de bir türlü sırasını getiremedimdi. Yaz günleri bahçe kapısının önünden, "Vişnee kaymak" diye bağırarak dondurmacılar geçerdi. Koşa koşa içeri gelir: "Dondurma alayım mı," diye sorardım . "Simdi sırası değil," derlerdi . Birlikte çocuk dergilerinin bulmacalarını çözmeyi önerirdim: "Şimdi sırası değil," derlerdi . Bir şeytan uçurtmasının kuyruğunu bile yapmaya yanaşmazlardı: "Şimdi sırası değil," derlerdi . Okulda öğretmen ders anlatırken, aklıma gelen bir seyi sormak için parmağımı kaldırırdım. Öğretmen bir süre görmezlikten gelirdi parmağımı.Kolum yanlış yere dikilmis fasulye sırığı gibi öyle havada kalırdı. Sonunda öğretmen: "Şimdi sırası değil, indir bakayım parmağını aşağıya," derdi . Etüdlerde gizli gizli roman okurken de, bir müdür muavini başıma dikilir: "Şimdi sırası mı roman okumanın, kapat onu da dersine çalış," derdi . İlk yazdığım yazılara da yazı işleri müdürleri aynı gerekçeyle karşı çıkmışlardı: "Şimdi sırası değil bunun," diyorlardı. Piyeslerim için de aynı itirazi çok duydum: "İyi ama şimdi sırası değil..." Aşık olduğum zamanlar yemekte, yahut yürürken, yahut otururken, canım birden öpüvermek isterdi yanımdaki sevgiliyi. Kursağımda kalırdı arzum. Bir el, vagon tamponu gibi yavaşça iterdi yüzümü: "Hişşt yapma, şimdi sırası değil," Parlamentoda konuşurken de sık sık bağırırlardı: "Amma yaptın yahu,şimdi sırası mı bunun?" Velhasıl hiç bir şeyin sırasını tam getiremedim. Ama sırasız mırasız bir seyler yapmaya çalıştım kendimce. Bir sey yapmak için sırasını bekleyenler ise, genellikle hiç bir şey yapamadılar. Öteden beri aklıma takılıp kalmıştır, bir şeyi yapıp yapmamanın "sırası"nı kimin saptadığı..
Ve kendimce şöyle demişimdir: BİR SEYİ YAPMANIN SIRASI, ONU YAPMAK İSTEDİĞİN ANDIR. ZAMAN AYARINI TERS KULLANMIŞSAN ZATEN TOZ OLUR GİDERSİN.YOK TERS KULLANMAMIŞSAN, "ŞİMDİ SIRASI MIYDI" DİYENLERE UZAKTAN NANİK YAPARSIN. SIRASINDA MI DOĞUP ÖLÜYORUZ Kİ, HER ŞEYİ SIRASINDA YAPABİLELİM..
Başarırsan "sırası", başaramazsan "sırası değildi" oluyor ve insanlık böyle bir çalkantı içinde akıp gidiyor.
Çetin ALTAN
Düzenleyen Rtn. Yaşar SÜZEN
|
|
BİR ŞİİR
BALTA
Bir ormanda iki kişi ağaç kesiyormuş. Birinci adam sabahları erkenden kalkıyor, ağaç kesmeye başlıyormuş, bir ağaç devrilirken hemen diğerine geçiyormuş. Gün boyu ne dinleniyor, ne öğle yemeği için kendine vakit ayırıyormuş. Akşamları da arkadaşından bir kaç saat sonra ağaç kesmeyi bırakıyormuş. İkinci adam ise arada bir dinleniyor ve hava kararmaya başladığında eve dönüyormuş. Bir hafta boyunca bu tempoda çalıştıktan sonra ne kadar ağaç kestiklerini saymaya başlamışlar. Sonuç: İkinci adam çok daha fazla ağaç kesmiş. Birinci adam öfkelenmiş: "Bu nasıl olabilir? Ben daha çok çalıştım. Senden daha erken ise başladım, senden daha geç bitirdim. Ama sen daha fazla ağaç kestin. Bu işin sırrı ne?" İkinci adam yüzünde tebessümle yanıt vermiş: "Ortada bir sır yok. Sen durmaksızın çalışırken ben arada bir dinlenip baltamı biliyordum. Keskin baltayla, daha az çabayla daha çok ağaç kesilir." Kendimizi geliştirmek, baltamızı bilemektir. Kendimize zaman ayırıp, yaşamımızı objektif bir bakışla gözden geçirmektir. Zayıf bulduğumuz alanlarımızı geliştirmek için çaba göstermektir. Bu zihnimizin, ruhumuzun, karakterimizin güçlenmesi için olmazsa olmaz bir koşuldur. Delhideki ünlü tapınakta Sokrates'in su sözü yer alır: " İnsan, Kendini Tanı" Kendini tanımak, şu anda olduğumuz noktayla olmak istediğimiz nokta arasındaki yoldur. Kendini tanımak, kendimizi nasıl gördüğümüz ile başkalarının bizi nasıl gördüğü arasında fark olmaması anlamına gelir. Bireysel ve iş yaşamımızda başarılı, mutlu ve doyumlu olmak istiyorsak, baltamızı bilemek için kendimize zaman ayırmalıyız. Yazarı Bilinmiyor |
|
SEVGİLİ ROTARACTLARIMIZDAN !
KİTAP KÖŞESİ
NİETZSCHE
AĞLADIĞINDA - IRVIN D.YALOM
SAHNE : AKTÖRLER : Nietzsche : Henüz iki kitabı yayınlanmış, kimsenin tanımadığı bir filozof. Yalnızlığı seçmiş. Acılarıyla barışmış. İhaneti tatmış. Tek sahip olduğu şey, valizi ve kafasında tasarladığı kitaplar. Karısı, toplumsal görevleri ve vatanı yok. İnzivayı seviyor. Tanrıyı öldürmüş. ''Ümit kötülüklerin en kötüsüdür, çünkü işkenceyi uzatır.'' diyor. Daha sonra ''Kendi alevlerinizde yanmaya hazır olmalısınız : Önce kül olmadan kendinizi nasıl yenileyebilirsiniz?'' diyecek. Ümitsiz.
Breuer : Efsanevi
bir teşhis dehası. Ümitsizlerin kapısını çaldığı doktor. Psikanalizin ilk
kurucularından . Kırkında, bütün Avrupalı sanatçı ve düşünürlerin doktoru
olmayı başarmış. Güzel bir karısı ve beş çocuğu var. Freud : Breuer'in arkadaşı. Henüz genç. Geleceği parlak. Şimdi yoksul. Salome : Erkeklerin başını döndüren kadın. Çekici. Özgür. Evliliğe inanmıyor. Bazen aynı anda birçok erkekle beraber oluyor. Sanatçıları ve düşünürleri tercih ediyor. Kırbacı var. KONU : Ümitsizlik.
Bir gün, erkeklerin
başını döndüren kadın, Salome, Nietzsche'den habersiz
Kendisiyle ve
hayatla yüzyüze gelmekten çekinmeyenlere...
|
|
Sevgili Dostlar,
Geçtiğimiz hafta 06 Ekim
2003 tarihinde Sayın Guvernörümüz Yılmaz Önelin kulübümüzü ziyareti
Pazartesi gününe denk gelince iki haftayı içeren tek bir sayı çıkarmak
durumunda kaldık. Sevgi ve saygılarımızla. Bülten Komitesi.. |