Adres :Sinan Mah. Arık Cad. No:35/4 Gerçek Apt.Kat:1   Antalya          Dönem: 2003-2004         Sayı : 12
Tf:0.242.3117273 Fax :0.242.3117246  E-mail: antalya_rotary@yahoo.com Web :http://www.antalya-rotary.org.tr

2003-2004 Dönem Başkanı
Aytaç KÜÇÜKÜNAL
As Başkan 
Havva İşkan IŞIK
Sekreter
Salih PEKER
Sayman
Ege ALTAY
Üye
Yavuz CANÖZ
Meslek Hizmetleri Ana Komite Başkanı
Ahmet FIĞLACI
Toplum Hizmetleri Ana Komite Başkanı
M.Oktay YİĞİTBAŞI
Gençlik Hizmetleri Ana Komite Başkanı
Melike YÜCEL
Uluslar Arası Hizmetler ve Rotary Vakfı Ana Komite Başkanı
Levent İÇEL
 
2003-2004 Dönem
UR Başkanı
Jonathan B. MAJIYAGBE

2003-2004 Dönem
UR 2430. Bolge Guvernörü
Yılmaz ÖNEL


2003-2004 Dönem

X. Grup Guvernör Yardımcısı
Osman BERBEROĞLU  

 

G E Ç E N       H A F T A

Talya 18.09.2003   -   1304/13

Toplam Üye

49 + 12

 

KONUŞMACI

DİLEK GÜRBÜZ (Antev  Genel  Müdürü)

Katılan Üye

34 + 04

KONU

ALGILAMA

Katılım

%69

KONUKLAR

TELAFİ KARTI

Süleyman Evren

Antalya Rotaract Kulübü

Osman Berberoğlu

Aspendos Rotary

Süleyman Kaplan

                             

MAZERET BİLDİRENLER

Serhan Güllüpınar

                              

  Burak Gönen

Antalya Dışında

Kubilay  Gürkan

Ahmet    Fığlacı   konuğu

  Güray Parlak

                 

Hakan Postacılar

Mustafa  Yapan       

  Hülagu Şencan

               

Sevinç Ataman

Fatma Kızılırmak   

  Orhan Şenoğlu

               

İLK GELEN ÜYE

OSMAN BERBEROĞLU

  İzzet Uzun

               

SON GELEN ÜYE

GÖNÜL MUTLU

TOPLANTI   GÜNLÜĞÜ

BAŞKAN AYTAÇ KÜÇÜKÜNAL:“Değerli Rotary Ailem !

Açlığı, sefaleti, cehaleti ortadan kaldırmak, sağlıklı bir toplum yaratmak için uzatalım ellerimizi diyerek 1304.nci toplantıyı açıyorum.”

Toplantının rutin açılış konuşmalarından sonra Başkan, Toplum Hizmetleri Komite Başkanı Oktay Yiğitbaşı’nı KOYE kapsamındaki gelişmeleri üyelere iletmek üzere kürsüye davet etti.

OKTAY  YİĞİTBAŞI : “Bu hafta içinde Toplum Hizmetleri Komite toplantısını yaptık. Toplantıda bazı kararlar aldık. Sizlere bazı duyurularım olacak.”  
“KOYE, bölge projesi olarak bu yıl uygulanıyor. Kulübümüz de eğitici eğitim seminerini organize etmek üzere görev aldı. 16 –18 Ekim tarihleri arasında kulübümüz tarafından Eğitim Gönüllüleri Parkı’nda bu eğitim gerçekleştirilecek.  
Bu kapsamda “Eşleşmiş Bağış “ projemiz var. Bununla ilgili herşey ayarlandı. Başkan tarafından 3000 dolarlık sponsor bulundu. Ancak bizim projemiz 5000 dolarlık bir proje. 2000 dolar ihtiyacımız var. Bu 2000 dolarlık bölümü ne amaçla kullanacağımızı açıklamak istiyorum. Biliyorsunuz Antalya ‘da 2 yıl önce engellilerle ilgili bir çalışma yapmak istedik. Ancak başaramadık. Bu yıl içinde bu yapıldı. 1450 tane engelli, Okuma-Yazma bilmez tesbit edildi. Bunların 900 tanesi eğitilebilir değil. Zihinsel engelli yaklaşık 600 tanesi ortopedik engelli. Onların da bir okuma- yazma programına katılıp bundan faydalanma talepleri var. Bu konuyu bölge temsilcisi ile görüştüm. Engellilere yönelik okuma- yazmayla ilgili bir proje yapılırsa uluslararası arenada iyi bir ses getireceğinden ve çok iyi olacağından bahsetti. Eşleşmiş bağışın karşı tarafı Japonya.
Bu hafta içinde bunu bildirmemiz gerekiyor. Eğer 5000 dolara tamamlayabilirsek  engellileri de dahil ederek konuyu o şekilde bildireceğiz. Aksi taktirde sadece burada açılacak 40 Okuma -Yazma kursu ve eğitici eğitim semineri olarak bildireceğiz. Engellilere yönelik olarak da 5 Okuma - Yazma kursu planlıyoruz. Yaklaşık 100 engelliye yönelik olacak bu. “  
“Koye projesinden farklı olarak bahsedeceğim 2 konu daha var. Toplum Merkezi ile ilgili faaliyetler geçen yıl olduğu gibi bu yıl da devam edecek.
Okul öncesi eğitime destek programı olarak 2 yıldır sürdürdüğümüz çalışmaya bu yıl kulübümüz bütçesinde bir pay yok. Eğer sürdürülmesini arzu eden dostlarımız varsa ve finansal kaynak yaratılabilirse bu programı da devam ettirebiliriz.”   
“Son bir konu daha  var. Bölge’nin ödül yönetmeliğine göre her bölümde yapılması gereken etkinlik sayısının en az 5 olması gerekiyor. Eğer 8 etkinlik yaparsanız Uluslararası Bölge ödülüne de aday  olabilirsiniz. Buradaki etkinliği tamamlamamız için okullarda sağlık eğitimi ya da sağlığı destekleyen bir etkinlik yapılması gerekiyor. Bizim aklımıza şöyle birşey geldi. Okulların tuvalet şartları son derece kötü. Okuma yazmaya ciddi destek veren bir okul tesbit edilip bu okulun tuvaletleri ıslah edilebilir. Bunun da yaklaşık mali portresi 6- 10 milyar lira arasında değişiyor. Bunlar ayni yardımlarla gerçekleşebilir.
Eğer üyelerimiz destek verirlerse bu çalışma da programa alınabilir. Teşekkürler.” 

Başkan AYTAÇ KÜÇÜKÜNAL: Sevgili Dostlar, bugünkü konumuz “Algılama”, konuşmacı konuğumuz Antev Eğitim Vakfı Genel Müdürü Dilek Gürbüz.
Şimdi sevgili Fehmi Öz konuğumuzun özgeçmişini okuyacak.

FEHMİ ÖZ: “TED Ankara Koleji ve ODTÜ mezunu olan Dilek Gürbüz satış koordinatörlüğü, yönetici asistanlığı ve insan kaynakları müdürlüğü görevlerinde bulunmuştur. 1996 yılından itibaren Antalya MED Organizasyon İnsan Kaynakları ve Eleman Yetiştirme Müdürlüğü yapmaktadır. Antalya Araştırma ve Eğitim Vakfı’nın genel müdürlüğünü yürütmektedir. Kısa adı Antev olan kuruluş Antalya Sanayi ve İşadamları Derneği, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası ve Antalya’lı 43 işadamının biraraya gelerek oluşturduğu bir kurumdur. Vakfın geliri bağışlardan, yetişkin eğitim programlarından ve çelenk gelirlerinden elde  edilmektedir. 
Sayın Gürbüz 1998 yılında Juniors Chambers Antalya’nın başkanlığını yapmış. 1999 yılında aynı kurumun Türkiye Eğitim Enstitüsü’nü oluşturmuş ve 2002’ de aynı kurumun Türkiye başkanlığını yaparak tüm dünya Genç Ticaret Odaları’nı temsilen 1800 kişinin katıldığı Avrupa Konferansı’ na İstanbul Lütfi Kırdar Konferans Salonu’ nda ev sahipliği yapmıştır. Halen aynı kurumun uluslararası eğitimcisi olarak görevine devam etmektedir. Eğitim verdiği kurumlardan bazıları; Toprakbank-Adana, Compact- İstanbul, Antalya Adliyesi Ağır Ceza Yazı İşleri, Bayındır Holding Antalya Hava Limanı, Ticaret Odası Avrupa Konferansı-Ostende, Hollanda Genç Ticaret Odası- Eindhoven, Banvit- Balıkesir, Burdur İşadamları Derneği’dir. Şimdi sözü sayın Dilek Gürbüz’e bırakıyoruz.”

DİLEK GÜRBÜZ : “ Hepimizin belli becerileri vardır. Fakat ne kadar olayların farkında olduğumuzu bilemiyoruz. Tabii ki duygularımızı en iyi şekilde kullanmamız gerekiyor.Bunu ilk olarak görsel bir şekilde ele almak isterim.”  
Bu aşamada konuşmacımız Dilek Gürbüz bazı slaytları kullanarak farklı şekilde algılanabilen resimlerden örnekler sundu.( Hem yaşlı bir kadın hem de genç bir kız olarak algılanabilen bir resim veya hem tavşan hem de ördek başı olarak algılanan diğer bir resim gibi.)  
“ Evet görülen şeyler bizlerin bakış açısına göre değerlerimizi yansıtıyor. Her zaman kendi bilgilerimizle, kendi bakış açımızla hayatı hayatı, karşımızdaki kişileri değerlendirmeye çalışıyoruz.
Bu görsel bir imaj. Kişisel değerlendirmeler bunlar.”  
“Bir de toplumsal değerlendirmeler var.
Sizlere iki örnek vereceğim.
1-) Frengi hastası bir kadının 8 çocuğu var. Çocukların 3 tanesi kör,ikisi sağır, biri zihinsel engelli ve kadın 9.ncu çocuğuna hamile. Sizce bu kadın doğursun mu,yoksa kürtaj mı yaptırsın, ne cevap verirdiniz ? Burada cevap genellikle “kürtaj olsun” şeklindedir. Halbuki eğer kadın kürtaj olsaydı Bethooven doğmamış olacaktı. Evet, 9.ncu çocuk Bethooven’ di.
2-) Bir devlet başkanlığı seçiminde 3 aday yarışmakta olduğunu düşünelim.
İlk aday; sahtekarlığı kanıtlanmış, kararlarını verirken sürekli falcılara danışan, paket paket sigara, günde 8- 9 bardak martini  içen, metresi olduğu söylenen birisi,
İkinci aday; iki kere işten atılmış, öğlene kadar uyuyan, üniversitede uyuşturucu kullanmış, her gece bir litre içki içen birisi,
Üçüncü aday ise; madalya almış bir kahraman, vejetaryan, sigara içmeyen, nadiren içki içen, evlilik dışı hiçbir ilişkisi olmayan birisi. Siz olsanız hangisine oy verirdiniz?  
Genelde  3.ncü aday  seçiliyor. Bu adayların kimler olduklarına bakarsak;
Ilk aday Franklin Rooswelt, ikinci aday Chuchill, üçüncü aday ise Adolf Hitler.  
Gördüğünüz gibi hayatımızdaki toplumsal değerleri genelgeçer algılar üzerine oluşturabiliyoruz. “  
“THEGODİSNOWHERE” dizilimini ele alalım. Bu dizilim bir değerlendirmeye göre “Tanrı yoktur” anlamına gelirken, diğer bakış açısına göre de “ Tanrı burdadır” anlamına gelmektedir.
Bunlar görsel ve toplumsal değerler. Benim için bilgi önemli derseniz size bir hikaye anlatacağım.  
“ Bir Japon çocuk var. Sol kolu yok. Ama judoda başarılı olmak istiyor ve judo dersine yazdırıyorlar. Hoca çocuğa bakıyor ve yetiştirmeyi kabul ediyor. Hoca çocuğa sadece tek bir hareket öğreteceğini yalnızca buna çalışacağını söylüyor. Çocuk çalıştıkça hocası daha hızlı olması için çalışmayı daha da ağırlaştırıyor. Sonunda çocuk hocanın istediği hıza ulaşıyor. Çucuk dünya şampiyonasına katılıyor. Karşısına çıkan çok güçlü rakibi yenerek şampiyon oluyor. Hocaya bunu nasıl başardığını soruyorlar. Hoca bu hareketin judoda en zor hareket olduğunu,zor olduğu için de kimsenin buna uğraşmadığını, ancak bu harekete karşı savunmayı öğrendiklerini anlatır. “Bu hareketin de tek savunması vardır” der hoca. “Bu da sol kolu yakalamaktır” diyerek de başarının sırrını ortaya koyar.”  
“Farklılıklarımızı ve eksikliklerimizi, deneyim ve bilgilerimizi değerlendirmek bizim elimizdedir. Becerilerimizle, bilgilerimizle değişir ve gelişiriz. Çevremizin durmaksızın değiştiği dünyada her zaman, her yaş ve her kategoride kendimize uygun sürekli bir eğitime ihtiyacımız var demektir. Antev bu konuda her zaman yanınızda olacaktır.
Teşekkürler.”  
Sıra  toplantı  sorumlusuna  gelmişti. 

FATMA KIZILIRMAK: “ Bugün devam oranımız % 69. 
Çocukların davranışları ile ilgili  çok hoş bir yazı okudum. Bunu sizlerle paylaşmak istiyorum.      
M.Ö.425’ te  Sokrat şöyle bir söz  söylemiş. “ Şimdiki çocuklar  birer  kral. Ana-babalarıyla çatışır, yemek denen birşeyler atıştırır, davranışları ile öğretmenleri delirtirler.
     
Gördüğünüz  gibi  1500  yıldır  birşey değişmemiş. İyi  tatiller…

BAŞKAN AYTAÇ KÜÇÜKÜNAL:“Değerli Rotary Ailem !
Açlığı, sefaleti, cehaleti ortadan kaldırmak, sağlıklı bir toplum yaratmak için uzatalım ellerimizi diyerek 1304.nci toplantıyı kapatıyorum. Hepinize iyi tatiller diliyorum.”
 

 

B U   H A F T A

      Talya Oteli - 25.09.2003 - 1305 / 14

KONUŞMACI SAVAŞ  TİTİZ  

MÖNÜ

KONU            TARIM  

  Tavuk Şinitzel, Salata, Baklava  

DOĞUM GÜNLERİ

EVLENME YILDÖNÜMLERİ

      26.09

AYTAÇ  KÜÇÜKÜNAL

   25.09

   BAHRİYE- SALİH  ÇOPUR

      26.09

OSMAN  BİLGEN

 

      27.09

ŞULE SÖZEN (Mustafa Sözen’ in eşi)

      28.09

İBRAHİM  ŞENCAN

      28.09

BERNA DURSUN (Kadir  Dursun ‘un eşi)

      29.09

AHMET  ÜNSAL

      29.09

MONİKA  DEMİREL (Hulki  Demirel ‘in eşi)

      29.09

SÜLEYMAN ÇİL

 

      GUVERNÖRLÜK YAZILARI

 

            Değerli Guvernör Yardımcılarım ve Kulüp Başkanlarım, 

Rotary' nin başlıca amaçlarından biri de Dörtlü Özdenetim' i topluma yaymak ve içeriğini iyice anlatabilmektir.
O halde tüm Rotary kulüplerinin ve birey olarak her Rotaryen' in görevlerinden başlıcası bu amaca yönelik çabalar göstermektir.

İşte bu nedenle 2003/2004 hizmet döneminde bu misyonu yaşama geçirebilmek üzere 2430. Bölge Meslek Hizmet Destek Gurubu’na bağlı olarak Dörtlü Özdenetim Komitesi oluşturulması Dönem Guvernörü Yılmaz Önel tarafından öngörülmüştür. Dörtlü Özdenetim uygulaması için gerekli bilgilere ve dökümanlara bölge web sitesinden ulaşabilirsiniz. Bununla birlikte kulüplerimizin de Dörtlü Özdenetim için seminerler düzenlemesi öngörülmekte ve takip edecekleri yöntemler aşağıda açıklanmaktadır. 

HEDEF KİTLE

1-         SEKİZ Yıllık Eğitim kapsamındaki ilköğretim okullarında, çıraklık meslek okullarında ve benzeri Temel Eğitim ve Öğrenim gören öğrenciler.
2-         Üniversitelerde öğrenim gören ve geleceğin iş ve meslek adamı adayı olan öğrenciler,
3-         İş ve çalışma yaşamını oluşturan kesimler. 

İZLENMESİ ÖNGÖRÜLEN YÖNTEMLER

1-Tüm kulüplerde 

·           Tüm Rotary Kulüplerinde 2003/2004 hizmet döneminde örgüt şeması içerisinde Meslek Hizmetleri Destek Gurubu Alt Komitesi olarak Dörtlü Özdenetim Komitesi oluşturulması.

·           Toplantılarda öncelikle beyin fırtınası yöntemleriyle Dörtlü Özdenetim konusuna Rotaryenlerin ilgilerini yoğunlaştırmalı, her Rotaryen’in etki alanına ulaşabileceği kesimlere göre katkısı sağlanmalıdır.

·         Dönemin bir toplantısını Dörtlü Özdenetim’in anlatılmasına ayırmalıdırlar.

·           Bağlı bulundukları gurup içerisinde Dörtlü Özdenetim konusunda belirlenen hedef kitleye yönelik bir seminer organize etmeye talip olmalıdırlar.

·           Seminer organize etmeye talip kulüpler bu isteklerini 15 Ekim 2003 tarihine kadar guruplarının bağlı bulunduğu Guvernör Yardımcılarına ve komitemiz sorumlularına ve bize bildirmelidirler.

2- Seminer Düzenlemeye Talip Olan Kulüplerin Dikkat Edeceği hususlar 

·           Bir günlük bir program yapmalıdırlar.

·           Hedef kitle bir salonda toplanmalıdır.

·           Bir konuşmacı kısaca Rotary nedir başlığı adı altında bir sunuş yapmalıdır.

·           Rotary dışından konusunda otorite bir Öğretim Üyesi, “Ahlak ve Türk Toplumu” başlığı altında bir konuşma yapmalıdır.

·           Dörtlü Özdenetim ve Dörtlü Özdenetim’in ne olduğu ve tarihçesi anlatılabilir.

·           Bir başka konuşmacı ahlak ve Dörtlü Özdenetim konulu bir konuşma yapabilir.

·           Hareket kabiliyeti nedeniyle Özel Liseler tercih edilmektedir. İzin almak sorun olmaz ise resmi liseler de tercih edilebilir.

Seminer düzenlemeyi düşünen kulüplere Komitemizce her türlü bilgi ve belge desteği sağlanabilir. 
Dörtlü Özdenetim Komitesince önerilen hususlar çerçevesinde kulüplerimizin bu konuya eğilmelerini ve gelişmeler hakkında bize bilgi vermelerini önemle rica ederiz. 

Rotaryen sevgilerimizle 

Meslek Hizmetleri Ana Komitesi 
Gurup Başkanı 
Ahmet AKYOL 
Tel: 0/312/212 81 67
Faks: 0/312/212 27 17
E-posta: mmt@ttnet.net.tr
 

 

TANITIM

            ANTALYA  EĞİTİM  VAKFI

 Antalya Eğitim ve Araştırma Vakfı, Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) önderliği ile Antalya Ticaret ve Sanayi Odası’nın da (ATSO) katılımıyla 1993 yılında kurulmuştur.
Vakfın hedefi, son yıllarda bir dünya kenti olma yolunda hızla ilerleyen güzel Antalya’mızın  ekonomik yönden gelişmesine parelel olarak eğitilmiş insan gücünün de artmasına katkıda bulunmaktır. Bu nedenle Antalya liselerinden mezun olmuş ve bir üniversite programına devam etmeye hak kazanmış başarılı ancak maddi gücü az olan değerli gençlere burs vererek onların eğitimlerini tamamlamasına destek verilmektedir.
Her eğitim döneminin başında vakfımıza yapılan burs başvuruları büyük bir titizlikle incelenerek gerçekten burs ihtiyacı olan gençlere burs verilmektedir. Burs almaya hak kazanan öğrencilerin bursiyerliklerini devam ettirebilmeleri için sınıflarını geçmeleri şartı öngörülmektedir.
Yıl sonlarında sınıflarını geçtiklerini gösterir belgelerini vakfımıza ibraz ettikleri taktirde, bursları bir sonraki yıl da verilmeye devam edilmektedir. Burs alan öğrenci okulu bitirip iş hayatına atıldığı zaman vakfımızdan aldığı burs sayısı kadar bursu ödemeye başlayarak kendisi gibi bir diğer öğrencinin de okumasına olanak sağlamaktadır.
Vakfımız burs öğrencilerine kaynak yaratmak amacıyla yetişkinlere yönelik eğitim seminerleri düzenlemektedir. Bu seminerler iş dünyasına yönelik yönetici ve diğer çalışanların kişisel becerilerini geliştirmeyi amaçlayan son derece yararlı bir eğitim hizmeti sunmaktadır. Bugün kalite belgesi almayı amaçlayan firmalarda, bu kalite belgesinin verilebilmesi için çalışanların eğitimi ile ilgili firmanın ne yaptığı da gözlenmektedir.
Dünyadaki ve Türkiye’deki büyük firmalar her yıl bütçelerinin bir bölümünü çalışanlarının eğitimine ayırmaktadırlar. Artık kesin olan bir şey vardır ki insan kaynakları bir firmanın kar edebilmesi için teknolojik yatırımdan önce gelmektedir. Eğitilmiş kaliteli işgücüne sahip firmaların pazar paylarını daha çok arttırdıkları artık gözlemlenebilen bir gerçek olarak karşımıza çıkmaktadır.
En önemli yatırımın insana yapılan yatırım olduğunu keşfeden firmalar küçük firmalar olarak kalmaktan kurtulacaklardır.

HİZMETLERİ
Antalya ve çevre illeri başta olmak üzere, Türkiye’ de fakir, maddi desteğe muhtaç, fakat başarılı öğrencilere eğitim ve sosyal ihtiyaçlarının karşılanmasında, her sene 9 ay ödemeli ve 4 senelik öğrenim boyunca, her ay burs vererek yardımcı olunur. 2003/2004 öğretim yılında her öğrenciye, ayda 80 milyon TL burs ödemesi yapılmaktadır. 
Burs alan öğrenci, tahsilini tamamlayıp, para kazanmaya başlayınca, almış olduğu burs adedince bursu ( o günkü verilen bursun değeri üzerinden ) bir yeni bursiyerin eğitim ve yetişmesi için aylık olarak ödemektedir. Vakıf, aylık ödemeyi, yeni öğrenciye burs olarak transfer etmektedir.
Bu sistem ile, gittikçe genişleyen bir çark oluşmaktadır. Kuruluşundan bu yana 262 öğrenciye burs vermiş olan vakfımız yeni öğrenim döneminde, 35 öğrenciye burs vermektedir.

Yurtdışı araştırma bursları 
2003 yılı Eylül ayından itibaren, yurt dışında eğitim ve araştırma yapan yüksek tahsilli kişilere de bulunduğu memleketin devlet bursu kadar, döviz ödenerek yardımcı olunması kabul edilmiştir. Bunun için hazırlıklar ve çalışmalar yapılmaktadır. Burada da prensip ve geri ödeme şartı, şahsın aldığı burs adedince bursu ( döviz olarak ) bir diğer öğrenciye ödeyerek okutmasıdır. 

Vakıf tarafından bursiyerlerimize sağlanan imkanlar 
Bir gencin öğreniminde ihtiyacı olan etkin desteğin, sadece okuması için gerekli maddi imkanı sağlamak  olduğunu yeterli bulmayan ANTEV, bursiyerlerinin destek eğitimine de ayrı önem vermekte.
Antalya gençlerinin, gelecekte Antalya iş dünyasının profesyonellerini oluşturacağına ve Antalya’ nın vizyonunu daha da geliştireceğine inanan Antalya Eğitim Vakfı, bursiyerlerinin tatil süreçlerini, kendilerine hayatta destek olacak eğitimlerini organize ederek, değerlendirmeye önem vermektedir...
Üniversite gençliği ile olumlu iletişimin, hayatın her kademesinde nasıl etkili olabileceğini, iş hayatına girerken her öğrencinin kendine özgü tarzının olması gerektiğini bursiyerleri ile paylaşmaktadır. 
Yerelden çok ulusal ve uluslararası projelerin, tecrübelerin ne kadar önemli olduğunu vurgulayan Vakfımız, bursiyerlerine, Avrupa Birliği Gençlik projeleri oluşturmalarında destek olarak ve bu projelerini Avrupa gençleri ile paylaşmalarına destek olarak kendi görgülerine kazandıracakları değerlere aynı önem vermektedir.  

Eğitim Seminerleri  
Vakfımız Antalya ve yöresindeki iş adamları, sanayici ve yöneticilere yönelik, kişisel becerileri ve organizasyonları geliştirmeye yönelik, eğitim seminerleri açarak kültür seviyesinin yükseltilip, arttırılmasına çalışmaktadır.
Vakıf genel katılıma açık eğitim seminerlerinin yanı sıra, firmaların ihtiyaçlarına bağlı olarak " firma içi özel eğitim seminerleri "  düzenlenmekte, insan kaynakları ve yönetim danışmanlığı hizmetleri de vermektedir. 
Vakıf kurulduğundan beri 2003 yılı Eylül ayına kadar 242 eğitim semineri açmış ve bu seminerlerde toplam 8855 kişiye eğitim vermiştir. 
Bu seminerler Yönetim ve Takım kültürü, İletişim ve Kurumsal İlişkiler, Kişisel Gelişim, Toplam Kalite ve Verimlilik, Pazarlama ve Satış, İnsan Kaynakları, NLP (Neuro Linguistic Programming ), Finansal Yönetim, Profesyonel sekreterlik, Aile şirketlerin Etkin Yönetim eğitim programları altında değişik konularda ve değişik kitlelere yönelik düzenlenmektedir.

1995 yılı itibariyle Tüsside gibi kuruluşlardan, İstanbul, Ankara, Bursa, İzmir, vb. üniversitelerinin Prof.,Doç., öğretim görevlisi tarafından verilmiştir. 

2003 yılı itibariyle profesyonel eğitim kurumlarına bağlı profesyonel eğitimciler ve konularında tecrübeli iş adamları tarafından verilmektedir.  

Gelir Kaynakları  
Eğitim Seminerlerinden elde ettiği gelirler, 
( ANTEV, eğitim vererek, eğitimden elde ettiği gelirleri yine eğitim hizmetine sunan tek kurumdur. )
Kişi ve Kuruluşlardan burs için elde edilen bağışlar, ANTEV, özel günler, açılışlar ve kutlamalarda çelenk hizmeti vermektedir. Kişi ve kuruluşlar adına özel prestij çelenkler hazırlatılarak ayrıcalıklı bir hizmeti de gerçekleştirmektedir. Her çelenk siparişi bir öğrencinin eğitimine katkıdır.                                                           
 

 

   SİZİN KÖŞENİZ 

 BİR SEVGİ EYLEMİYLE HARCANMAMIŞ BİR GÜN KAYBEDİLMİŞ BİR GÜNDÜR

Sevmek için o kadar fırsatımız olmasına karşın dünyada o kadar az sevgi vardır ki. İnsanlar yalnız ağlamakta, yalnız ölmekteler.
Çocuklara kötü muamele edilmekte, yaşlılar son günlerini sevecenlik ve sevgiden uzak geçirmektedirler.
Sevgi gösterisine bu kadar çok ihtiyaç olan bir dünyada,  yaşamımızdaki insanlara sadece sıcak  bir kucaklama ya da uzatılan bir elden daha karmaşık olmayan bir hareketle yardım edecek büyük bir gücümüz olduğunu  anlamak çok önemlidir.

Avila'li Teresa şöyle yalvarmaktadır: "Pek çok sevgi eylemine alıştırın kendinizi, çünkü bunlar ruhu tutuşturur ve eritir."
Dünyayı daha iyi, daha sevgi dolu bir yer yapmak için neler yaptığımızı düşünmek için en uygun zaman günün sonudur.
Geceler boyunca aklımıza hiç bir şey gelmiyorsa dünyayı daha iyiye doğru nasıl değiştirebileceğimizi düşünmek için de uygun bir zamandır bu.
Öyle çok büyük boyutlu şeyler yapmamıza gerek yoktur; var olan basit şeyler üzerinde bir şeyler yapmak da yeterlidir:
Etmediğimiz bir telefon, yazmayı ertelediğimiz o not,  takdir etmediğimiz o iyilik. İş sevgiyi vermeye gelince fırsatlar sonsuzdur ve bunu hepimiz yapabiliriz.

SEVGİ ANLAYIŞLA YAŞAR

Anlayış karşıdakinin görüşünü anlamaktır. Başkalarına kendine davranılmasını istediğin gibi davran kuralı, anlayışın bir örneğidir.Bu, kişisel ilişkilerimizi güçlendirmeye yarayan çok kuvvetli bir insan huyudur.Anlayış, başkalarının görüşünü kabul etmemiz gerektiği demek değildir. Sadece onu anlamaya çalışmaya hazır olduğumuz demektir. Herkesin, bizimkilere  uymayan, kendileri için geçerli olan kendi deneyimleri olduğunu kabul etmedikçe,bunu yapamayız.
Herkesin dünyayı bizim gibi görmesini bekleyemeyiz. Gerçek anlayış,ancak kendi dışımıza çıkabildiğimiz ve nesnelerin öteki insanlara nasıl  göründüğünü anlamaya çalıştığımız zaman gelecektir. Pek çok kere ilk görüşte kolaylıkla umursanmayacak ve unutulacak insanlara  rastlamışımdır.Ancak, onlar hakkında daha çok bilgi edinmek için zaman ayırdığımda  hemen hemen her zaman onların davranışlarını kabul edebilir bulmuşumdur. Bu da bana olumsuz  önyargılarımın çoğu zaman ne kadar yanlış olabileceğini öğretmiştir.Anlayış bir huy haline dönünce, artık o anın tutkusunun esiri değilizdir ve sevme yeteneğimiz sınırsıza ulaşacaktır.

GÜÇLÜKLERİ SEVGİYLE YENMEK 

Karşılaştığımız güçlükler eylem gerektirir. Sevgi eylemi çözüm getirir. Sevgimizin gücü, sorunlarla ve düş kırıklıklarıyla nasıl başa çıktığımızda kendini gösterir.Yaşamımızda her şey güzelce akıp giderken hoş ve olumlu olmak kolaydır. Ama yaşamın akışı değişip de geçici olarak bizi güçsüz bırakırsa, o zaman gerçek gücümüz ortaya çıkar.
Sevgi bize "Neden ben?" diyerek zaman kaybetmemeyi, onun yerine, "Şimdi ne yapmalı?" demeyi öğretir. Birinci soru gereksiz ve anlamsız bir çatışmaya götürür, ama ikincisi kendine acımanın ve anlamsız suçlamanın yükünü taşımayan bir eylemi akla getirir.
Eğer sevgi varsa, güçlükler bozulan ilişkilerin nedeni değildir.
Aslında bu durum bizim değişip ayakta kalmamızı sağlar.

LEO BUSCAGLIA
Rtn.  Hakan  EYİCAN

 

       SİZLER’DEN

 MURPHY KANUNLARI
  •        Tabiat ana daima hatanın yanındadır.

  •         Çözülen her problem yeni problemler yaratır.

  •         Aptalların dahi yapamıyacağı şey yoktur, çünkü onlar da kendi 
      çapında birer dahidir.

  •         Düşürdüğün ekmeğin yağlı yüzünün halıya gelme olasılığı, halının 
      yeniliğiyle doğru orantılıdır.

  •         Tünelin ucunda görülen ışık üzerinize gelen trenin farı olabilir.

  •         Otomobil tamir ederken düşürdüğünüz alet, daima aracın en
      ulaşılmaz yerine kaçar.

  •         Bozuk bir alet tamire geldiğinde çalışır.

  •         Emin değilsen mırıldan, başın dertte ise birine yık.              
      Kendinden emin olmadığın zaman ikna edici konuş.

  •         Bir şeyin yanlış gitme olasılığı varsa, yanlış gider.

  •         Kestirme, iki nokta arasındaki en uzun yoldur.

  •         Herşey yolunda gidiyor gibi görünüyorsa, senin dünyadan haberin 
      yok.

  •         Dostlar gelip gider, düşmanlar birikir.

  •         Kendini iyi hissediyorsan, meraklanma geçer.

  •         Murphy'nin altın kaidesi : Altını olan kuralı belirler.               

  •         Hayattaki en güzel şeyler : Ya kanun dışı, ya ahlak dışı ya da  
      şişmanlatıcıdır.

  •         Elindeki kuşa, başının üzerindekinden daha çok güven  için daima
      zaman bırakırlar.

  •         Pipo akıllıya düşünme şansı verir, aptala eğlencelik olur.               

  •        Herkesin zengin olmak için yürümeyen bir planı vardır.                 

  •         Üniversite hocaları başkalarının sorunlarına en liberal, üniversitenin 
      sorunlarına ise en muhazafakar çözümleri getiren kişilerdir.

  •         İnsanlar gerçekleri arar, fakat hep kendi görüşleri doğrultusunda
      ilerler.

  •         İnsanlar diledikleri gibi davranabilecekleri özgür bir ortama
      kavuşunca, birbirlerini taklit ederler.

  •         Popüler olan kişi, sevilmemeye mahkumdur.

  •         Yeni kravat, çorba çeker.

  •         Seyahate çıkarken, ihtiyacınız olan elbiselerin yarısını ve ihtiyacınız 
      olan paranın iki mislini yanınıza alınız.

  •         Radyoyu ne zaman açarsanız açın, en sevdiğiniz şarkının son
      melodilerini duyarsınız.

  •         Yanlış numara hiç meşgul çalmaz.

  •         Yeni alet almadan, kaybettiğiniz eski aleti bulmanız mümkün
      değildir.

Rtn. Yaşar  SÜZEN 

 

BİR   ŞİİR  

SENDEDİR  GİZEM

Yerin  seni  çektiği  kadar  ağırsın
Kanatların  çırpındığı  kadar hafif ...
Kalbinin  attığı  kadar  canlısın
Gözlerinin  uzağı  gördüğü  kadar  genç ...

Sevdiklerin  kadar  iyisin
Nefret  ettiklerin  kadar  kötü ...
Ne  renk  olursa  olsun  kaşın  gözün
Karşındakinin  gördüğüdür  rengin ...

Yaşadıklarını  kar  sayma :
Yaşadığın  kadar  yakınsın  sonuna ;
Ne  kadar  yaşarsan  yaşa,
Sevdiğin  kadardır  ömrün ...

Gülebildiğin  kadar  mutlusun
Üzülme, bil ki ağladığın  kadar  güleceksin
Sakın  bitti  sanma  herşeyi,
Sevdiğin  kadar  sevileceksin.

Güneşin  doğuşundadır  doğanın  sana  verdiği  değer
Ve  karşındakine  değer  verdiğin  kadar  insansın
Birgün  yalan  söyleyeceksen  eğer
Bırak,  karşındaki  sana  güvendiği  kadar  inansın.

Ay  ışığındadır  sevgiliye  duyulan  hasret
Ve  sevgiline  hasret  kaldığın  kadar  ona  yakınsın
Unutma,  yağmurun  yağdığı  kadar  ıslaksın
Güneşin  seni  ısıttığı  kadar  sıcak.

Kendini  yalnız  hissettiğin  kadar  yalnızsın
Ve  güçlü  hissettiğin  kadar  güçlü.
Kendini  güzel  hissettiğin  kadar  güzelsin ...
İşte  budur  hayat !

İşte  budur  yaşamak,
Bunu  hatırladığın  kadar  yaşarsın
Bunu  unuttuğunda aldığın  her  nefes  kadar  üşürsün
Ve  karşındakini  unuttuğun  kadar  çabuk  unutulursun

Çiçek  sulandığı  kadar  güzeldir
Kuşlar  ötebildiği  kadar  sevimli
Bebek  ağladığı  kadar  bebektir
Ve  herşeyi  öğrendiğin  kadar  bilirsin ...

Bunu  da  öğren
SEVDİĞİN  KADAR  SEVİLİRSİN .

CAN  YÜCEL

Bu şiiri sevgili  Gönül  Mutlu  göndermiş. Kendisine teşekkür ediyor, böyle  güzel yazıların  devamını  bekliyoruz.
Bülten Komitesi

 

          SEVGİLİ ROTARACT’LARIMIZDAN  !
KİTAP KÖŞESİ  

CEHENNEME ÖVGÜ
-Gündelik Hayatta Totalitarizm -    GÜNDÜZ VASSAF

Totalitarizmin kendini yeniden üretmesi, yalnızca baskıcı güçlerin zora dayalı yöntemleriyle değil, bireylerin de sınırlı bir özgürlüğe razı olmasıyla gerçekleşir. Yaratıcılığını zorlayarak özgürlüğünü zenginleştirme çabasına girmeyen birey, var olanla yaşamayı seçer. Bu noktada düzen,  bireyin onayıyla ayakta  kalıyordur artık. ''Seçme özgürlüğü'' düzenin sunduğu çeşitlilik oranında vardır: ''Ya şu ya da bu''dur.

Gündüz Vassaf ise böylesi bir ''seçme özgürlüğü''nün tutsaklaştırıcı yanlarına dikkat çekerek ''ya hep ya hiç''i önerir... Ve totalitarizmi ayakta tutan kimi kavramların ne denli kof olduğunu gösterir: Gündüze karşı geceden, cennete karşı cehennemden, konuşmaya karşı sessizlikten, akla karşı delilikten, anlaşmaya  karşı anlaşmazlıktan yana olur. Kahramanlığa karşı çıkar, ''hain''leri savunur...

''Cehenneme övgü, gönüllü köleliğimizin dayanaklarını ve onu yeniden üreten çağdaş demokratik aygıtları önümüze seren, totalitarizmin rafine biçimlerine dikkat çeken, asla üstünden atlanıp geçilmeyecek bir kitap. Her şeyi yeniden ele almayı öneriyor. Akıcı, yalın ve üstelik gündelik bir söylemle...''

Necati Sönmez / Özgür Gündem

''Gündüz Vassaf, eserinde alışılagelmiş, güncel yaşamımızın kaçınılmaz parçası olmuş, her an hepimizin kabullendiği kavramları amansız bir biçimde sorguluyor...''

Zeynep Oral / Milliyet

“'Gündüz Vassaf bizim bu duygularımızı kıpırdatmaya çalışıyor. Onu okurken  hem heyecan duyuyor hem de yazdıklarına tepki duyuyoruz. Kıpırdayan duyularımız ile aklımız arasındaki mesafesel ilişki koparılıyor: Özgürcesine  havalanıyor, bir boşlukta yere düşmeden evvel duyulan heyecanı, terleyerek taşıyoruz ''

Ali Akay / Varlık

''Belki de bu dönemle başedebilmemiz, kültür tarihinin birçok geçmiş başarısına birden başvurmamızla olanaklı olacak. Vassaf'ın kitabı da bu başvuru için el altında tutmamız gereken bir kitap.”

Oruç Aruoba / Cumhuriyet Kitap

''Şeytanın Avukatlığı konusunda son derece içten olan bir yazardan, zaman zaman neredeyse edebi tatlar da taşıyan çarpıcı denemeler. Bu kitabı çok sevebilirsiniz ya da sinir olabilirsiniz; ama kayıtsız kalmayın.''

Murat  Aykul / Aktüel

Rotaract sevgi ve saygılarımızla...    
Rtc. Ecz. Özlem M. Çakır (Çölkesen)

 

 
Sevgili Dostlar,

Bültenin zamanında ve olabildiğince arzu edilen içerikte çıkarılması için var gücümüzle çalışıyoruz. Amacımız bu kadar emeğin boşa gitmemesi ve bültenin severek, isteyerek okunmasını sağlayabilmektir.
Bültenin daha cazip, daha okunabilir bir içeriğe ve şekle  dönüştürülebilmesi konusundaki  düşüncelerinizi lütfen bizimle paylaşın. Bu konuda her türlü fikir ve eleştirilerinizi bekliyoruz. Bülten hepimizin. Bültenin hazırlanıp yayınlanması için bazılarımız daha çok çaba sarfediyor olabilir. Ancak bültenin en ideal şeklini alabilmesi hepimizin fikirleri ve katkıları ile olacaktır.
Bir örnek vermek gerekirse bazı dostlarımız “ Toplantı notları “ bölümünün biraz uzun olduğunu, daha kısa olursa daha kolay okunabileceğini belirttiler.
Bu konuda sizler ne düşünüyorsunuz? Bültendeki diğer bölümler yeterince ilgi görüyor mu? Başka yeni bölümler oluşturulabilir mi?
Lütfen eleştiri ve önerilerinizi bizimle paylaşınız.

Sevgi ve saygılarımızla.
Bülten Komitesi..