![]() |
![]() |
Adres
:Sinan Mah. Arık Cad. No:35/4 Gerçek Apt.Kat:1 Antalya Dönem: 2003-2004
Sayı :
23 |
| 2003-2004
Dönem Başkanı Aytaç KÜÇÜKÜNAL As Başkan Havva İşkan IŞIK Sekreter Salih PEKER Sayman Ege ALTAY Üye Yavuz CANÖZ |
Meslek
Hizmetleri Ana Komite Başkanı Ahmet FIĞLACI Toplum Hizmetleri Ana Komite Başkanı M.Oktay YİĞİTBAŞI Gençlik Hizmetleri Ana Komite Başkanı Melike YÜCEL Uluslar Arası Hizmetler ve Rotary Vakfı Ana Komite Başkanı Levent İÇEL |
2003-2004
Dönem UR Başkanı Jonathan B. MAJIYAGBE 2003-2004 Dönem UR 2430. Bolge Guvernörü Yılmaz ÖNEL 2003-2004 Dönem X. Grup Guvernör Yardımcısı Osman BERBEROĞLU |
| G E Ç E N H A F T A |
Talya Oteli 18.12.2003 - 1316/25 |
|||||
|
Toplam Üye |
55 + 12 |
|
KONUŞMACI | SERBEST KÜRSÜ | ||
|
Katılan Üye |
40 +02 |
KONU | ||||
|
Katılım |
% 73 |
KONUKLAR | ||||
TELAFİ KARTI |
SÜLEYMAN EVREN | ANTALYA ROTARACT BAŞKANI | ||||
|
|
|
SERHAN GÜLLÜPINAR | ANTALYA RTC. KULÜBÜ | |||
MAZERET BİLDİRENLER |
BARIŞ YILMAZ | “ “ “ | ||||
| SERDAR AKAYDIN | ANTALYA DIŞI | CAN TUNCAY | ANTALYA İNTERACT BAŞKANI | |||
| CANSEL ÇEVİKOL | “ “ | GİDEON ROSENGARTEN | BERLİN | |||
| FATMA KIZILIRMAK | “ “ |
|
||||
| YAŞAR SÜZEN | “ “ | |||||
| ORHAN ŞENOĞLU | “ “ | |||||
| FİKRİ ZAMAN | “ “ | |||||
|
TOPLANTI NOTLARI
1316. ncı Toplantıyı her zamanki dileklerle açan Başkan bazı duyurular yaptı bu hafta. “Öncelikle mutlu bir haberim var sizlere. 2004 – 2005 dönemi guvernör yardımcısı bu yıl da kulübümüzden çıktı. Geçmiş dönem başkanlarından Mustafa Yapan bu görevi önümüzdeki dönem yürütecek. Antakya Rotary Kulübü 31. nci Ryla seminerini 12-15 Şubat 2004’ te büyük Özcihan Oteli’ nde düzenliyor. Atakum Rotary Kulübü 31. Ryla seminerini 11-14 Mart 2004’ te Samsun 19 Mayıs Üniversitesi Tepe Oteli’ nde düzenliyor.
Geçmiş 2001-2002 dönem guvernörü Ömer Tezcan’ ın bir isteği var. Rotaryklüpvan.org adresinden ulaşabileceğimiz ilginç bir kulübün web sitesini incelememizi tavsiye ediyor. Değişen dünya Rotary’ de de değişimler getiriyor. Dünyanın ya da Türkiye’ nin her tarafından üyeleri olan bir e-klübümüz olsa nasıl olur diye soruyor Ömer Tezcan.”
Ocakbaşı toplantıları ile ilgili olarak Komite başkanı Osman Berberoğlu bir konuşma yaptı. İlk toplantıların başarılı bir şekilde tamamlandığını, gelen raporlarda ilginç öneriler olduğunu belirten başkan, ikinci tur toplantıların 13 Ocak Salı günü başlıyacağını bildirdi.
Geçtiğimiz hafta Ryla için tekrar Ankara’ ya giden Himmet Öcal açıklamalarda bulundu. “Ankara’ da iki oturum yapıldı. Bu oturumlarda daha once Ryla düzenlemiş olan Rotaryenler deneyimlerini aktardılar. Ryla düzenleyecek kulüpler hangi aşamada olduklarını anlattılar. Biz Ryla seminerlerinde ilk defa uygulanan yaptığımız afişi gösterdik ve bu afişi neden yaptığımızı anlattık. Ryla için öğrenci bulmakla yükümlü olan kulüplere bu afişleri göndereceğimizi ve Şubat sonuna kadar bu afişleri bu kulüplerde sürekli asılı tutarak konuyu devamlı gündemde ve akıllarda tutmayı amaçladığımızı anlattık. Akabinde katılımcılara verilecek sertifikalardaki yeni tasarımlarımızı gösterdik. Ryla’ nın görsel olarak değişiklik kazandığını gördüler. Ryla’ nın işlevsel olarak değişeceğini de anlattık. Kimlerin konuşmacı olacağını, liderlik oyunları için de gelecek yaş seviyeleri içinde yaratıcılığa yönelik birtakım yeni oyunları sergileyeceğimizi ve bunun da workshop ağırlıklı geçeceğini anlattık. Böylece hem tasarım hem de işlevsellik olarak Antalya Rotary Kulübü’ nün farklılığını ortaya koymuş olduk. 22 Şubat günü iyi bir Ryla yaptığımızın kutlamasını yapacağımıza inanıyorum.”
Başkan önümüzdeki üç hafta aramızda olamayacağını, yerine gelecek dönem başkanı Havva Işık’ ın görev alacağını balirtti ve herkesin yeniyılını şimdiden kutlayarak toplantıyı sona erdirdi.
|
||||||
|
B U H A F T A |
Talya Oteli - 25.12.2003 - 1317 / 26 |
|||||
|
|
KONUŞMACI | Serdar AYDIN |
MÖNÜ |
|||
| KONU | Avrupa Dil Pasaportu | Miami Köfte, Çoban Salata, Dondurmalı Baklava | ||||
| DOĞUM GÜNLERİ | EVLENME YILDÖNÜMLERİ | |||||
| 26-12-2003 | GÖNÜL MUTLU | 25.12.2003 | SEÇKİN-ZİYA ERBAŞ | |||
| 26-12-2003 | KADİR DURSUN | 29-12-2003 | DUYGU- HAKAN EYİCAN | |||
| 29-12-2003 | SEDEF ÇİL (SÜLEYMAN ÇİL EŞİ) | |||||
|
ROTARY SLOGANLARI
1911 yılı Ağustos'unda Oregon Eyaletinin Portland şehrinde yapılan ikinci Rotary Konvansiyonunda Uluslararası Rotary'nin benimseyip onayladığı ilk slogan "He Profits Most Who Serves best" sözcükleriyle ifade edilen bu söz, hizmet amaçlı bir kulüp olan Rotary'nin felsefesini "En iyi hizmet eden, en çok yararlanır" diyerek özlü bir şekilde ifade ediyordu. Bu cümle ilk defa Şikagolu bir Rotaryen olan Art Sheldon tarafından 1910 yılında yaptığı bir konuşmadan alınıp az bir değişiklik yapılmıştı. Konuşmanın aslında "Dostlarına en iyi hizmeti veren en çok kazançlı çıkar" deniliyordu. Aynı günlerde Mınnesota Eyaletinin Mınneapolis şehri Rotary Kulübü başkanı Ben Collinsise, bir Rotary kulübü kurmanın en uygun yolunun kendi kulübünün benimsemiş olduğu prensibini kabul etmekten geçtiğini ifade ederek "Kendin değil Hizmet önemlidir" cümleciği ile ana felsefeyi kısaca özetlemiştir. 1950 yılında Detroit şehrinde yapılan Rotary Konvansiyonunda işte bu iki söz, az değiştirilerek ve birleştirilerek tek bir slogan haline gelmiş ve ifadesini: "KENDİNDEN ÖNCE HİZMET" sloganında bulmuş ve "En iyi hizmeti veren en çok yararlanır" cümlesi ile rotaryenlerin resmi sloganına dönüşmüştür. 1989 yılı Yasama Konseyi sırasında Rotary'nin esas sloganı olarak kabul edilen ve en az ve öz sözcükle ifadesini bulan "KENDİNDEN ÖNCE HİZMET" sözü, Rotary felsefesini ve bencillik taşımayan gönüllü hizmet amacını en veciz şekilde ifade ettiği için kabul edilip onaylandı. |
|
KASIM AYI DEVAM RAPORU |
||
|
%100DEVAM EDEN ÜYELER |
% 66 DEVAM EDEN ÜYELER |
TOPLAMDA |
|
EGE ALTAY NEZİHİ BAYIK OSMAN BERBEROĞLU YAVUZ CANÖZ İBRAHİM COŞAR SÜLEYMAN ÇEVİK DURAN ÇİFTÇİ ÖZLEM ÇÖLKESEN HULKİ DEMİREL SENAY DODANLI HAKAN EYİCAN FİGEN EBREN KUBİLAY GÜRKAN NURİ GÜVENÇ ZEYNEP IŞIK LEVENT İÇEL FATMA KIZILIRMAK GÖKSEL KUMSAL AYTAÇ KÜÇÜKÜNAL GÖNÜL MUTLU HİMMET ÖCAL FEHİM ÖZ HAKAN POSTACILAR TEOMAN SÜER HÜLAGU ŞENCAN ORHAN ŞENOĞLU OKTAY YİĞİTBAŞI MELİKE YÜCEL |
SERDAR AKAYDIN TUNAY ALTINPINAR OSMAN BİLGEN CANSEL ÇEVİKOL KADİR DURSUN AHMET FIĞLACI BURAK GÖNEN VEDAT ILIKAN KEMAL KALENDER SEMİN KAPTAN NECATİ KOÇ GÜRAY PARLAK SALİH PEKER MUSTAFA SÖZEN YAŞAR SÜZEN |
NEZİHİ BAYIK OSMAN BERBEROĞLU ÖZLEM ÇÖLKESEN HAKAN EYİCAN KUBİLAY GÜRKAN ZEYNEP IŞIK GÖKSEL KUMSAL AYTAÇ KÜÇÜKÜNAL HAKAN POSTACILAR TEOMAN SÜER OKTAY YİĞİTBAŞI
|
|
BU AY %100 DEVAM EDEN DEVAMDAN MUAF ÜYELER A.TURHAN SÖZEN
ANTALYA ROTARY KULÜBÜ, 06.11.2003 İLE 20.11.2003 TARİHLERİ ARASINDA ÜÇ OLAĞAN TOPLANTISINI GERÇEKLEŞTİRMİŞTİR. BİR TOPLANTI RAMAZAN BAYRAMINA DENK GELMESİ NEDENİYLE İPTAL EDİLMİŞTİR. BİR TOPLANTI EŞLİ YAPILMIŞ OLUP YENİ ÜYELERİN KABUL TÖRENİ DE BU TOPLANTIDA YAPILMIŞTIR.
1311. toplantı : katılan üye ; 55 + 12 ; devam oranı : % 100 1312. toplantı : katılan üye ; 35 + 2 ; devam oranı : % 63.81 1313. toplantı : katılan üye ; 36 + 4 ; devam oranı : % 65.45
AYLIK ORTALAMA DEVAM ORANI % 77.08 OLARAK GERÇEKLEŞMİŞTİR. |
||
|
OCAKBAŞI TOPLANTISI RAPORU
Konu : Rotary 50.Yılda Nasıl Kutlanmalı Aile Komitesi Hakkında Görüşler
Fatma - Baha Kızılırmak ,Yaşar - Nevin Süzen
Katılım
tamdı. Ev sahiplerinin geleneksel Türk konukseverliğinden
örnekler
Ülkemiz ve dünya
dağları konularında bilgi edindik. Bir kısmımız dağların doruklarında
tepeden bakmaktansa ayaklar yere basarak dağların tepelerini seyretmenin
çok ilginç olduğunu düşündük. Ne de olsa ölüm riski ve yükseklerdeki
oksijensizlik bazılarımızın işine gelmedi.
Bu konuda yazlık
ve kışlık ev değişimleri veya karşılıklı misafir edilmeler olabilir.
"Ne Olacak Bu
Memleketin Hali " konulu söyleşi açıldı.
Zaman zaman insanı
hüzne boğan bilgilendirmeler yapıldı .
|
|
DUYDUNUZ MU ?
Müşteriyi anlayan Mor İnek olur
Sıradan olmayı bırakıp farklı olmanın sırrını arayanlar 'Mor İnek Farklılaşma Konferansı'nda buluştu. 9 Aralık Salı günü Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı'nda gerçekleşen konferansta 'Mor İnek' olmayı başarabilenler gün boyunca deneyimlerini katılımcılarla paylaştı. Steve Rivkin, Seth Godin ve Arman Kırım gibi 'farklılaşma uzmanları' işin püf noktasını anlattı. Konuşmacılar 'Mor İnek' olmanın müşteriyi iyi anlamaktan geçtiği konusunda birleşti.
Merve YENAL
|
|
İki şeyi tut, iki şeyi unut
Bir yıllık bir ömrüm olsaydı? Ocak ayında doğsam, şubat ayında yürüsem, mart ayında (bu hayatımın ilk baharında) konuşsam, nisan ayında mektepte, mayıs ayında kışlada olsam. Haziranda alaylı, temmuzda nişanlı olsam. Ağustosta evlensem. eylülde çoluğa-çocuğa karışsam. Ekimde (hayatımın bu son baharında) emekli olsam, kasımda torunlarımla yaşamın keyfini çıkartsam… Ve aralıkta çaptan düşüp ölsem… Ve bir yıllık kısa bir ömürden kinaye, aslında 60 yıllık ömrümüzün de, 1 yıllık bir ömür kadar kısa olduğuna değinmiştik. Öyle olmasaydı, hiç bu şekilde göz açıp kapayıncaya kadar geçer miydi? Ama bu kısalığa rağmen uzun yaşamanın da bir sırrı var. Ne iş yaparsak yapalım, nerde yaşarsak yaşayalım, daha uzun yaşayabiliriz. Hatta ölümsüzler kervanına katılabiliriz. Her insan bir şirket gibidir. Kurulur, çalışır ve ölür. Uzun yaşayan şirketlerin sırrı, her yılın bu son ayında, ticari hayatlarının son ayı gibi görüp, kurtuluşu geleceğe havale etmeden bütün hesap ve kitaplarını tutturmalarında yatar. Alacaklar toparlanır, borçlar ödenir. İşte uzun yaşamanın sırrı da budur. Ama her uzun yaşayan ölümsüzlük sırrına kavuşamaz. Her uzun yaşayan, insanlığa aynı ölçüde katkı sağlayamaz. Şimdi hesap zamanı diyip, yaşamın bilanço defterini elinize alıp, kuru kuruya bir hesap kitaba gömülmekten bahsetmiyorum. Her ne pahasına olursa olsun, mafya vari - çek senet tahsilini mumla aratacak bir üslupla yapılan alacak tahsilatı, size biraz para kazandırabilir ama itibar? Asla! Yaşam bazen alacaklarımızdan feragat etmemizi fısıldar bize usulca. Farzı mahal, çocukluğumuzu zehir eden bir anne babaya, karşılarına geçip şimdi hesap zamanı. Ödeyin bakalım borçları demek, ne insanlığa ne de edebe sığar. Onlar yaptıkları ile kalsınlar. Zaten şu andaki ihtiyarlıklarının düşkünlüğü ile, çekecekleri kadar çekiyorlardır. Yani ille de tahsilat diye diretmenin bir anlamı yok. ‘Sen bana şöyle şöyle zulmetmiştin...’ Eee??? ‘Şimdi ödeşelim’ İyi sen de bana zulmet ödeşelim, o zaman… Bu işin sonu yok. Başkalarının bize yanlış davrandığını biliyorsak eğer, bundan çıkartacağımız ders, bizim de başkalarına aynı yanlış davranışı sergilemememizdir. Yoksa sık boğazını al canını. Yok böyle bir hesaplaşma. Bazen en büyük hediye, tatlı bir sözle ifade edilen bir bağışlamadır. En büyük mutluluk reçetesi de budur zaten. Bağışlamak. Affetmek. Schindler’in Listesi filminde, Katolik savaş fırsatçısı Oskar Schindler (Liam Neeson), Alman Nazi Subayına (Ralph Fiennes), yaşamdaki en büyük gücün affetmek olduğunu söylediğinde, Nazi Subayının yüzündeki ifade görülmeye değerdir. O zamana kadar yaşamın en büyük gücünün öldürmek, istediği anda istediği kişinin yaşamına son vermek olduğunu düşünen subayın beyninde çakan şimşekler suratına da yansımaktadır. İnanamaz. Ya da içindeki inanç yapı taşları yerinden oynamıştır. Affetmek??? O ana kadar düşünmediği bir şeydir bu. O güçlü olmayı, villasının penceresinden elindeki uzun namlulu tüfekle, Auschwitz toplama kampındaki Yahudi esirlerden birine nişan almak ve bir atışta onu yere devirmek olarak algılamaktadır, o güne kadar. Üstelik hiç kimsenin hesap sorduğu da yok. Bu tip bir adamın yıl sonu bilançosu şöyle olacaktır haliyle. Öldürdüğü insan sayısı 5 bin! Aldığı madalya sayısı 5 bin! Yaşamın en büyük gücü? İstediğin zaman öldürebilme gücü! Neyse, ertesi gün Nazi subay, banyosunu temizlemeye gelen Yahudi çocuğa, dünyanın bu en büyük gücünü kullanmaya karar verir, inanmayarak. Yavrucak içeride emayesi dökülmüş banyo küvetini parlatmaya çalışırken, biraz sonra içeri giren adamın kendisini öldüreceğinden de adı gibi emindir. Ve birazdan elinde revolveri ile nazi subay kapıda belirir. Çocuk tetiğin çekilmesini bekler gözleri kapalı. Subay kendinden emin olmayan bir sesle, gidebilirsin der. Çocuk inanamaz gözlerle bakar adama. Gidebilirsin der. Evet evet gidebilirsin. ‘Yani beni öldürmüyor musun’ diye sorar çocuk. Subay ‘hayır’ der, ‘affettim, gidebilirsin’. Çocuk sevinçle odadan fırlar. Bu yaptığının ne kadar inanılmaz bir güç olduğu anlamaya başlayan subay, banyodaki aynanın karşısında bir süre daha kendi kendine aynı komutu vermekten kendini alamaz. ‘Affetttim! Affettim, gidebilirsin! Affettim’!... Ve yaşamın en büyük gücünün affetmek olduğu anlar. Aslında yaşamın en büyük gücünün affetmek olduğunu bilmem kaç tane cana kıymış bir nazi subayı bile, anlarken… Acaba bizler yaşamanın bu en büyük gücünün farkında mıyız? Onu kullanıyor muyuz? Affedebiliyor muyuz? Şirketlerde, okullarda, evlerde, otobüslerde, yollarda keçi boynuzu inadı devam ediyor hala… Eskiler Oskar Schindler’in bu ilkesini ‘iki şeyi tut, iki şeyi unut’ sözü ile şifrelemişler. İki şeyi tut; yani sana yapılan iyilikle, senin başkalarına yaptığın kötülüğü tut! Asla unutma. İki şeyi unut; yani sana yapılan kötülükle, senin başkalarına yaptığın iyilikleri unut! Asla gündeme getirme. İşte sonu gelen bir yılın ardından, yeni yılımızı yepyeni bir güzelliğe bürüyecek, harika bir prensip. ‘İki şeyi tut, iki şeyi unut’. Yaşamın bilonço defterine gömülüp, sinekten yağ çıkartırcasına illa da alacaklarım diye tutturmanın anlamı yok yani. En azından kendi mutluluğumuz için, kafamızın rahat etmesi için affetmeyi, bağışlamayı yeni yılın temel taşı yapalım olmaz mı? Unutmayın, yeni kazanç yolları bulmak, eski alacaklara sarılmaktan çok daha fazla kazançlı olabilir. Alacaklarınızın ne kadar olduğu belli işte. Topu topu üç beş kuruş. Peki ya muhtemel kazançlarınız? Sınırsız. Sürçü lisan ettiysek o dahi affola...
Münir ARIKAN
|
|
|
BİR HİKAYEHayata Bakış Açısı
Bu yazıyı okumanız sadece 30 saniyenizi alacak, ve sonunda hayata ve ilişkilere bakış açınız değişecek. İleri derecede hasta iki adam aynı hastane odasındaydılar. Adamlardan birinin her öğleden sonra 1 saatliğine oturmasına izin veriliyordu, ciğerlerindeki suyun süzülmesi için. Bu hastanın yatağı odadaki tek pencerenin tam yanındaydı. Diğer hasta ise hep sırtüstü yatmak zorundaydı. Bu iki hasta saatlerce birbiriyle konuşur, eşlerini, ailelerini, evlerini, işlerini, askerlik anılarını, tatilde gittikleri yerleri anlatırlardı birbirlerine. Pencerenin yanındaki hasta, her öğleden sonra oturmasına izin verdikleri saati diğer hastaya pencereden görebildiklerini anlatarak geçiriyordu. Diğer hasta hep bir sonraki günü iple çekmeye başladı, dışarıdaki renkli ve hareketli dünyayı dinlemek için. Pencere, içinde çok güzel bir göl olan parka bakıyordu. Ördekler ve kuğular gölde yüzerken çocuklar model bot’larını suda yüzdürüyorlardı. Genç aşıklar, gökkuşağının tüm renklerindeki çiçeklerin arasında kol kola dolaşıyorlardı. Ulu ağaçlar etrafı süslüyor, uzaktan şehrin silüeti görünebiliyordu. Pencere kenarındaki adam bunları muhteşem bir detayla anlatırken, odanın diğer ucunda yatan adam gözlerini kapar ve bu muhteşem manzarayı hayalinde canlandırırdı. Sıcak bir öğleden sonra, pencerenin yanındaki adam geçmekte olan bir şenlik alayını tarif etti. Diğer adam bando seslerini duyamasa bile hayalinde canlandırabiliyordu, pencere kenarındaki adamın tasviriyle. Günler ve haftalar geçti. Bir sabah banyo yaptırmak için su getiren gündüzcü hemşire pencere kenarında yatan hastanın cansız bedeniyle karşılaştı: uykusunda, huzur içinde ölmüştü. Hüzünlendi, hastane görevlilerini cesedi dışarı taşımaları için çağırdı. Uygun zaman geçtiğine kanaat getirir getirmez, diğer hasta pencerenin kenarındaki yatağa taşınmasının mümkün olup olamayacağını sordu. Hemşire memnuniyetle isteğini yerine getirdi, hastanın rahat öldüğündan emin olduktan sonra onu yalnız bıraktı. Yavaşça, duyduğu acıya aldırmadan, bir dirseğine yaslanarak dışarıdaki dünyaya bakmak üzere yatağından doğruldu adam. Sonunda, dışarıyı kendi gözleriyle görme zevkini yaşayabilecekti. Pencereden dışarı bakabilmek için yavaşça dönmeye zorladı kendisini. Pencere, boş bir duvara bakıyordu. Adam hemşireye, vefat eden oda arkadaşının pencerenin dışında görünen harika şeylerden bahsetmesine sebep olan şeyin ne olabileceğini sordu. Hemşirenin cevabı, ölen adamın kör olduğu ve pencerenin önündeki duvarı görmediğiydi. “Sanırım seni cesaretlendirmek istedi” dedi. Epilog: Diğer insanları mutlu etmek çok büyük mutluluk getirir, kendi durumunuz ne olursa olsun. Paylaşılan dertler yarısı kadar üzüntü verir, paylaşılan multuluklar ise iki katı artar. Kendinizi zengin hissetmek istiyorsanız, sahip olduğunuz ve paranın satın alamayacağı her şeyi sayın. Bu gün bize bir hediyedir.
|
|
BİR ŞİİR
DOST
Dost dediğin; radikal olmalı, |
|
|
HER ŞEY SATILIK! Hayatım boyunca sanatın ve aşkın dünyayı değiştireceğine inandım.Şimdi bu inancım da kökünden sarsılıyor.Nedeni benim için çok açık, özgürlüğün ve bireyin en büyük varoluşu aşk çoktan ayağa düşmüş durumda. Çevremde duyup gördüğüm aşklar da beni hiç etkilemiyor. Yaşlandık mı nedir,altı gün süren ya da en uzunu iki ay bulan, kimsenin kimseye hiçbir yaşam tadı katmadığı sadece cinselliğin,o da dergilerden öğrenildiği biçimiyle yaşandığı aşklar bana aşk gibi gelmiyor. Hiç kimsenin statüsünden vazgeçmediği, herkesin bir başkasını düşünerek yaşadığı aşklar ne kadar sahici olabilir ki ? Gerçekten bozuluyorum ,örneğin gencecik insanlara, öğrencilerime "Mavi Melek" filmindeki yaşlı profesörün genç ve hoppa kabare şarkıcısına duyduğu aşkı anlatıyorum.Bu aşk için mesleğini,tüm yaşamını geride bıraktığını, sadece ve sadece kadının yanında olmak için yaşadığını söylüyorum. Yanıt şaşırtıcı oluyor:"Adam da bir kadın için amma düşmüş! "Evet profesörün tutkusu ,çoğunluk tarafından –üstelik bunların epeyi genç insanlar-,bir düşüş olarak algılanıyor.Tutkunun derin ve karmaşık suları artık insanlara çok uzak. Bütün bunlara ne neden oldu diyorum?Ortaçağdan bu yana değişmeyen insan olma hallerimize ne oldu? Sadece moda olanın peşinden sürüklenen bir dünyada tutkudan ne kadar söz edilebilir?
IŞIL ÖZGENTÜRK
|
|
Sevgili Dostlar, Koca bir yılın daha sonlarına geldik.Zaman ne kadar da hızlı geçiyor şaşmamak elde değil. Bültenimiz bile 23. ncü sayısına ulaştı. Sizlerin de yardımlarınızla bugünlere kadar geldik. Yine hep birlikte nice yıllar, nice bültenler devireceğiz. Başkanımız gerek kendi gerek Rotary’ nin işleri dolayısıyla üç hafta aramızda olamayacak ve yerine gelecek dönem başkanı Havva Işık vekalet edecek. Havva başkana başarılar diliyoruz. Gelecek hafta yılbaşı tatiline denk geldiği için toplantımız sonraki hafta olacak. Bu sebeple hepinizin yeni yılını kutluyor, yeni yılın herkese sağlık, mutluluk ve başarı getirmesini diliyoruz. Hepinize Sevgi ve Saygılar... Bülten Komitesi. |