![]() |
![]() |
Adres
:Sinan Mah. Arık Cad. No:35/4 Gerçek Apt.Kat:1 Antalya Dönem: 2003-2004
Sayı :
40 |
| 2003-2004
Dönem Başkanı Aytaç KÜÇÜKÜNAL As Başkan Havva İşkan IŞIK Sekreter Salih PEKER Sayman Ege ALTAY Üye Yavuz CANÖZ |
Meslek
Hizmetleri Ana Komite Başkanı Ahmet FIĞLACI Toplum Hizmetleri Ana Komite Başkanı M.Oktay YİĞİTBAŞI Gençlik Hizmetleri Ana Komite Başkanı Melike YÜCEL Uluslar Arası Hizmetler ve Rotary Vakfı Ana Komite Başkanı Levent İÇEL |
2003-2004
Dönem UR Başkanı Jonathan B. MAJIYAGBE 2003-2004 Dönem UR 2430. Bolge Guvernörü Yılmaz ÖNEL 2003-2004 Dönem X. Grup Guvernör Yardımcısı Osman BERBEROĞLU |
| G E Ç E N H A F T A |
SHERATON VOYAGER 20.05.2004 - 1334/40 |
|||||
| Toplam Üye |
53 + 12 |
|
KONUŞMACI | SÜLEYMAN ÇEVİK | ||
| Katılan Üye |
31 + 02 |
KONU | Devlet Memurlarının Derneklerdeki Faal Üyeliği | |||
|
Katılım |
% 58 |
KONUKLAR | ||||
| TELAFİ KARTI | SAYGIN SAMAN | ANTALYA RTC.KULÜP | ||||
| CAN TUNCAY | ANTALYA İNTERACT KULÜP | |||||
| MAZERET BİLDİRENLER | ASLI EROL | | ||||
| SERDAR AKAYDIN | ANTALYA DIŞI | ÖZGE AYHAN | | |||
| ZEYNEP IŞIK | | |||||
| AHMET ÜNSAL | | |||||
|
TOPLANTI NOTLARI
Bu hafta konuşmacımız sevgili Rtn.Ahmet Ünsal ağabeyimiz olacaktı. Fakat kendisi bir işi nedeniyle Antalya dışında olduğu için onun yerine yine kendi içimizden sevgili Rtn. Süleyman Çevik bir konuşma yaptı. Devlet Memurlarının Derneklerdeki Faal Üyeliği konusunda aşağıdaki açıklamaları yaptı Süleyman Çevik.
Sevgili dostlar ; Aytaç Başkan, 23.01.2004 / 25361 Tarih / Sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 5072 Sayılı DERNEK VE VAKIFLARIN KAMU KURUM VE KURULUŞLARI İLE İLİŞKİLERİNE DAİR KANUN un, getirdiği değişiklikler ve ilave düzenlemeler konusunda üyelerimizin de bilgilendirilmesinin yararlı olacağı düşüncesiyle, bu kanun hakkında mini bir bilgilendirme konuşması yapmamı benden istemiş bulunmaktadır. Bunun için huzurlarınızdayım.
Söz konusu kanun 5 kalıcı 1 geçici maddeden ibarettir. 4üncü madde yasanın yürürlük tarihini, 5inci madde de yürütme merciini belirlemektedir. Dolayısıyla ortada 3 kalıcı, 1 geçici maddeden ibaret bir mini düzenleme bulunmaktadır. Kanunun, Amaç ve kapsam başlıklı 1 inci maddesi ; Bu kanun ; Kamu kurum ve kuruluşlarını, kamu hizmetlerini veya personelini desteklemek üzere kurulan dernekler ve Türk Medeni Kanununa göre kurulan vakıflar ile bunların kamu kurum ve kuruluşları ile ilişkilerini düzenler ve kapsar. Kanunla kurulan dernek ve vakıflar, bu kanun kapsamı dışındadır. Görüldüğü gibi bu kanun tüm vakıf ve dernekleri kapsamamakta, sadece kamu kurum ve kuruluşlarını, kamu hizmetlerini veya personelini desteklemek üzere kamu kurumlarının bünyelerinde veya bünyeleri dışında kurulan dernek ve vakıfları (Üniversite vakıfları, Adalet Teşkilatını Güçlendirme Vakfı, Polis teşkilatını Güçlendirme Vakfı v.b.g.) kapsamaktadır. Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı, Mehmetçik Vakfı gibi kanunla kurulan vakıflar kanunun kapsamı dışındadır. Yasanın 2inci maddesi Temel İlkeleri düzenlemektedir. 2inci maddenin (f) bendi ; Dernek ve Vakıfların yardım toplama ve bağış kabul hizmetlerinde kamu görevlileri çalıştırılamaz. şeklindedir. Bu hüküm, kanunun yukarıya çıkarılan Amaç ve kapsam başlıklı 1inci maddesindeki düzenlemeyle birlikte ele alınıp yorumlandığında, bahse konu düzenlemenin sadece, Kamu hizmetlerini veya personelini desteklemek üzere kurulan dernek ve vakıflar münhasır bir düzenleme olduğu, tüm vakıf ve dernekleri kapsamadığı sonucunu çıkarmak yanlış olmaz . Örneğin, hiçbir kamu kurum ve kuruluşu ile doğrudan ilgisi ve irtibatı bulunmayan Trafik Kazalarını Önleme Vakfı veya .. Mahallesini Güzelleştirme Derneği yönünden, bu düzenlemenin herhangi bir geçerlilik taşımadığı kanaatindeyim. Yasanın 3üncü Maddesi, yasaya aykırı hareketlere uygulanacak cezai müeyyideleri düzenlemektedir. Geçici 1inci madde ise, Mevcut vakıf ve derneklerin, kanun yürürlüğe girdikten itibaren altı ay içinde tüzüklerini ve senetlerini bu kanun hükümlerine uygun hale getirmelerini zorunlu kılmaktadır. Yasının içeriği konusunda söylenebilecekler bundan ibarettir. Bu vesileyle beni dinleyen herkese Rotaryen saygı ve sevgilerimi sunuyorum. |
||||||
| B U H A F T A | SHERATON VOYAGER 27.05.2004-1335/41 | ||||
|
|
KONUŞMACI |
ANTALYA ROTARY KULÜPLERİ ORTAK TOPLANTISI |
MÖNÜ |
||
KONU |
KOYE PROJESİ |
Günün mönüsü |
|||
|
DOĞUM GÜNLERİ |
EVLENME YILDÖNÜMLERİ |
||||
29.05.2004 |
LEYLA COŞAR ( İBRAHİM COŞAR EŞİ) |
|
|||
01.06.2004 |
KAYHAN ÖNDEMİR |
|
|||
02.06.2004 |
HİLAL YİĞİTBAŞI ( OKTAY YİĞİTBAŞI EŞİ) |
||||
|
NİSAN AYI DEVAM RAPORU |
|
%100 DEVAM EDEN ÜYELER
% 75 DEVAM EDEN ÜYELER
|
|
GENEL TOPLAMDA %100 DEVAM EDENLER
|
|
· %100 DEVAM EDEN DEVAMDAN MUAF ÜYELER
|
|
|
|
BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ?
1. Suudi Arabistan'da bir kadın kocasına kahve yapmazsa bu boşanma nedenidir. 2. Bir köpekbalığı 100 milyon damla deniz suyu içindeki bir damla kanı hissedebilir. 3. Bir fare bir deveye oranla daha uzun süre susuzluğa dayanabilir. 4. İ harfinin üzerindeki noktaya İngilizler "Dedikodu" derler. 5. Bir bardak taze şampanyanın içine bir kuru üzüm atarsanız üzüm asansör gibi bardağın altından üstüne üstünden altına sürekli dolaşır. 6. Eğer ağzımıza attığımız bir şeye tükürüğümüz değmezse onun tadını anlayamayız. 7. Zürafa kulağını 53 santim uzunluğundaki dili ile temizler. 8. Her insanın dilinin izi de parmak izi gibi farklıdır. 9. Einstein 9 yaşına kadar düzgün konuşamamyıtır. Ailesi onun özürlü olduğunu düşünmüştür. 10. Kağıt para sanıldığı gibi kağıttan değil pamuktan yapılır. 11. Birçok ruj çeşidi balık pulu içerir. 12. Donald Duck çizgi filmleri Finlandiya'da yasaklanmıştır. Nedeni kahramanların don giymemesidir.
Düzenleyen: Rtc. Ceyhan
|
|
YOLUN YARISI EKSİ BİR
Söylenmedik sözler, yaşanmadık aşklar, yapılmamış işlerle dolmuş hayatı... Her yılbaşında ve doğum gününde planlar yapmış, uygulamamış. Günlükler almış, ancak bir hafta doldurmuş, hayatını değiştirme planlarını bir ay gerçekleştirebilmiş.
Hayat rüzgarına atmış bedenini, ne çıkarsa bahtıma demiş. Önce, bu memlekette kim istediği hayatı yaşayabiliyor kicilere katılmış. Sonra bakmış ki olmuyor, reklamdaki gibi yapmış, hani Hidayetin oynadığı. Başka seslere kulak tıkamış, sonuçlarına katlanmayı göze alarak içindeki sesi dinlemiş
Sonbaharda hüzünlenmesi, ilkbaharda aşık olması tembih edilmiş. Öyle yapmış. Sonra bakmış ki aşk manyağına dönüyor, çark etmiş. İş manyağı olmaya karar vermiş. Böylece ruhundaki ağırlıkları artırmaktan kurtulduğunu sanmış. Zaten hayatta para kazanmak lazımmış ve bunun için de iki yöntem. Ya başkasının kazandığını yiyeceksin, ya da kendin kazanacaksın. Başkasının kazandığını yiyenler, kazananın sözünü dinlermiş, kendi kazandığını yiyenlerse kendi sözlerini. Yani kimseye eyvallah etmezlermiş.
Ona öğretilenlerle, kendi yapmak istedikleri arasında uçurumlar varmış. Öğreticiler, öğrettiklerimizi yapmazsan seni aramıza almayız demişler. Kabul etmiş. Belki de ben onlara bir şeyler öğretirim ama henüz onları da bilmiyorum demiş kendi kendine. Zamana bırakmış.
Arada uzaklara gitmiş, görmemişliğinden biraz arınmış, yakınlardayken sözcüklerde gezinmiş, onlarla oynamış, arka arkaya dizip anlamlar yaratmaya çalışmış. İyi-kötü herkesten bir şeyler kapıp kaydetmiş. Hayat ona bir armağan vermiş, yüzlerce insan tanımış. Kimi akraba, kimi arkadaş, kimi sevgili, kimi kan emici... Saflıkla sarraflık arasında gezinmiş. Bakmış ki kendi gibi bir sürü var, rahatlamış. Hayatta tek kazık yiyen kendisi değilmiş. Ve atan da!
Birkaç tane izme sempati duymuş. Dönem dönem onların peşinden gitmiş. Bu dönemlerde köşelerini sivriltmiş, yanına yaklaşanlara sivri köşelerinden oklar fırlatmış. Oku yemeyen, sivri köşelerine toslamış. Kimini üzmüş, kimini kendine hayran bırakmış, kiminden dayak yemiş.
Hayat ona mutluluklarla hırpalanmaları aynı anda vermiş. İşsiz kalmış, parasız kalmış, yalnız kalmış, ortada kalmış. Öyle anlarda insanın yanında yalnızca iki kişi bulacağını anlamış: Annesi ve babası.
Hacıyatmazlığı öğrenmiş her darbede. Hem eğilmiş, hem de kalkmış. Bazen kalkarken fazla hızlı davranmış, devirmiş onu devireni. Ne iyi olmuş. Düşmeyi, kalkmayı, düşürmeyi, kaldırmayı yaşamayan, yaşadım diyemezmiş ki...
Bazen öğretenlerin dediklerine de uymuş. Onları üzmemek için üzülmüş. Yapmak istediklerinin onları üzmeye değmediğine inandırmış kendini. Hayata bir kez gelindiğini biliyormuş ama ne yapsınmış ki.
Sürüye de uymuş arada. Ortaokulda kuran kursuna gitmiş, lisede spor yapmış, üniversitede modayı takip etmiş, işe girince diyet programlarına başlamış. Kapitalizm kurbanlarına katılmış. Ye, iç, giy, gez, al, sat, tut, harca, tüket, tüket, tüket....
Bugün oturmuş, bir mum daha söndürmüş. Yolun yarısına bir kaldığını ve bir bu kadar daha kaldığını söylemişler. Ne büyük yalan. Oturmuş hesap yapmış. Hatırlamadığı bebeklik yıllarını, hatırlamak istemediği üzüntüleri atmış.
Geriye, yaşanacak çok şey kalmış.
Mine KILIÇ
|
|
HER ZAMAN YANIMIZDA ELELE TUTUŞACAK DOSTLARIMIZIN OLMASI DİLEĞİ İLE.. Bir yaz günü, plajda oturuyor, kumlarla oynayan iki çocuğu seyrediyordum. Her ikisi de, deniz kıyısında, kapılarıyla, kuleleriyle, tünelleriyle kocaman bir kale yapmak için beraberce harıl harıl çalışıyorlardı. Kale neredeyse tamamlanmışken , büyük bir dalga gelip kaleyi bozdu. Her şey, bir anda ıslak bir kum yığınına dönüşmüştü. Bütün uğraşlarının bir anda gözlerinin önünde yok olduğunu gören çocukların göz yaşlarına boğulmalarını bekliyordum. Ama çocuklar beni şaşırttı. Ağlamak yerine, ikisi de kalkıp el ele tutuştular ve gülerek kıyıdan biraz daha uzaklaşıp yeni bir kale yapmaya giriştiler. Çocukların , o anda bana önemli bir ders öğrettiklerini fark ettim. Yaşamımızdaki her şey, yaratmak için üstünde çok zaman ve enerji sarf ettiğimiz her karmaşık yapı , aslında kumdan yapılmışlardır. Sadece başka insanlarla kurduğumuz ilişkiler ayakta sağlam kalabilir. Er ya da geç, bir dalga gelip, kurmak için yoğun çaba sarf ettiğimiz çalışmaları anında yıkabilir. Böyle bir durum karşısında, sadece yanında tutacak bir eli olan insan gülümseyebilir.... Rabi Harold Kushner
|
|
MUCİZE TEST: DEHÂMETRE Burak ÖZDEMİR Bugün sizi bilimin geldiği son noktayla tanıştıracağım. Sizlere çok teknolojik bir testle dâhi olup olmadığınızı bildireceğim. Testin sonuçları resmî bir geçerliliğe sahip olacak. Hiç korkmayın, 380 soru çözdürmeyeceğim size. Kredi kartı bilgilerinizi de istemeyeceğim. Negatif ya da pozitif sonuçları 1 dakika içinde öğrenmenizi sağlayacağım.
Hazırsanız hemen başlıyoruz. Önce derin bir nefes alın. Sınav stresine girmeyin. Tam tersine size huzur verecek şeyler düşünün. Dibinde oturduğunuz ağacın üstündeki kuşların cıvıl cıvıl seslerini düşünün. Gevşeyin... Gevşeyin... Gevşeyin...
Şimdi de ben ne yapıyorum yahu? diyip kendinize gelin. Silkinin. Ciddi olun. Test olmak üzeresiniz. Saçmalamayın.
Aşağıdaki sorulara doğru cevapları verin.
Dehâmetre
Soru 1: Bu kaçtır: 2? Cevabınız: a-1 b-2 c-3
Soru 2: Bu şekil nedir? ___________ l l l l l l l l l l l____________l
Cevabınız: a- Boğaz köprüsü işareti b- Kare c- Sigara sağlığa yararlıdır pankartı
Soru 3: (Bu soru Kim 500 milyar isterden araklanmıştır) Arabaların motor gücünü ifade etmek için hangi hayvanın ismi kullanılmaktadır? a- Tavşan b- Beygir c- Istakoz
Değerlendirme anahtarı: Eğer, yanıtlarınızda b şıkkı çoğunluktaysa siz bir dâhisiniz. Yanıtlarınızın çoğunluğunun a veya c şıkkı olması sizin dâhi olmadığınız anlamına gelmez. Biraz yalnız kalmaya ihtiyacınız olduğu anlamına gelir...
Bu test, benim tarafımdan, sizleri birer dâhi olduğunuza ikna edebilmek için geliştirildi. Kendisi, 7 yıllık bir çalışmanın ürünüdür. Ayrıca sizinle hem fikir değilim. Dehâmetreye yedi yılımı vermiş olmam benim salak olduğumu göstermez kesinlikle!
Belki dikkatinizi çekmiştir. Amerikan filmlerinde insanlar, bahis konusu olan kişilerin zeki olduğunu ifade edebilmek için genius (dahî) kelimesini kullanırlar. Genius, onların günlük hayatında oldukça sık kullandıkları bir kelimedir. Oysa, bizde bu kelime adeta bir şövalye ünvanı konumundadır ve ancak çok nadir insanları bu sıfatla niteleriz. Hadi gözümüzü kararttık ve niteledik diyelim. Bahis konusu kişi bu durumu kesinlikle kabul etmez ki! Çünkü, onun beyni bu tip durumlarda Estağfurullah demek üzere programlanmıştır. İşte bu özgüven eksikliği, kendimizi veya başkalarını dahî olarak görmemizi engeller. Öte yanda da, gavur milleti kendine ve başkalarına bu sıfatı yakıştırmaktan korkmaz.
Şimdi size genius kelimesi ile ilgili araştırmamı açıklayacağım. Dehâmetrenin sonuçlarının ne kadar sağlıklı olduğunu daha net anlayabileceksiniz böylelikle.
Genius, literatüre Latinceden girmiş. Anlamının olağanüstü yeteneklere sahip, seçilmiş insan olduğunu zannediyorsanız yanılıyorsunuz. Zurnanın zı notasını çaldığı yer şu ki, genius bir Roma tanrısının adı. Anlamı koruyucu melek. Tüm araştırmalarıma karşın Türklerde az, Amerikan filmlerinde çok bulunan şey şeklinde bir karşılık bulamadım! Genius kavramı doğal kaynağından herkeste olan şey olarak çıkmış ve bizim soframıza gelene kadar herkeste olmayan şey anlamına bürünmüş. Sözlüklerde bir de şu not var: Eskiden her insanın kendisine ait bir geniusının olduğuna inanılırdı.
Ne oldu da bizler her insanın bir geniusının olduğuna inanmaz olduk bilemiyorum. Sadece şunu biliyorum. Hepimizin içinizde bize verilmiş bir dehâ var. Kimilerimiz onu tepe tepe kullanıyor. Kimilerimiz ise paketinden çıkartmadan yaşamanın yollarını bulmuş. Dâhiyane bir biçimde...
|
|
İŞİN KOMİK TARAFI
BURÇLARI TANIYALIM 2
Hay sana dengesiz diyen o dengesizler. Ben onlara ne diyeyim bilmiyorum ki! Yahu sen olmasan varya, su insanoğlu soyunda bir eksiklik bir yitim olurdu. Sen dengesin insanlik için. Alem buysa kral sensin. Sen susarsan bir neden, konuşursan ayrı bir neden vardır. Marifetli, kabiliyetli, en artılı burç sensin. Senin üstüne burç tanıyan, megalomandır. Söylesene senin üstüne burç mu vardır? Ben ki şahsi fikrim, senden iyisini bilmem, tanımam, görmem.
AKREP
Herkes bir akrep olarak doğmayı isterdi inan bana. Güzel gözlerin, gururun, albeninin temel taşı akrep. Senin kadar hayatına hakim, senin kadar yaptığı işin arkasında durabilen kaç kişi kaldı artık. Allah senin soyunu eksik etmesin. Sen ki, bir bakışıyla buzları eritebilen, insana senin için Ferhat olup dağları delmeyi istettirebilen insan. Kim demişse sana fesat diye, onların hepsi............... Neyse, yine açtıracaklar ağzımı. Senin güzel gözlerin bile yeter o kıskançlara. Sen görmezden, duymazdan gel o fesatları.
YAY
Kainatin bir burcu olsa , kesin yay olurdu. Sanatkar, vefakar, doğru dürüst insan dedikleri sen olsan gerek. İçinde bir tek yay olmayan bir arkadaş grubunu, uğruma ölecek olsalar bile tanımam ben. Senin heyecan budalası olduğunu sanan bir grup kendini bilmez, senin o insana hayat veren enerjini çekemeyenlerdir. Burçlar aleminin kozmik mucizesisin sen. Senin havan bile yeter güzelim. Çatlasın çekemeyenlerin.
OĞLAK
Sana inatçi diyorlar diye üzülme. Onlar senin istikrarına gıptayla bakıp, senın yarın bile edemeyen kişiler. Dürüstlük senin burç genlerinde var. Bütün alimler, bilginler genelde oğlaktır. Oğlak burcu olmak bile, tek başına bir şereftir. Hatta oğlak burcu olarak doğamamış kadersizler için, oğlak burcunun birinci dereceden akrabası olmak bile ayrı bir şereftir. Sen kıvrak zekanla, zaten her zaman bir sıfır öndesin.
KOVA
Hep çevresindekileri düşünen, insancıl duyguları fazla gelişmiş, sevgi dolu kovalar. Allah sizin iyiliğinizi versin emi? Ayol bu ne vericilik, bu ne geniş bir yürek öyle. Sana sabit fikirli diyenler, senin her fikrinin bir cevher olduğundan habersiz mi? Eşitlik senin için ne kadar önemli. Ah keşke herkes senin çeyreğin kadar bile olabilse. Sen çok yaşa emi?
BALIK
İnsanlar öyle duygu yoksunu olmuşlar ki, senin bu yaradılışın özü duygusallığını alaya alacak kadar saçmalayabiliyorlar bazen. Sen paranoyak değilsin canım, ince fikirlisin. Ama nerdeee, bu ayrımı yapacak kafa bazılarında. Ben senin o yanağına düşen göz yaşını seviyorum, o hüzün dolu bakışını seviyorum, o sevgi dolu , gizemli yüreğini seviyorum. Sana sıkıcı diyenler boğum boğum sıkıla inşallah. Sen ferah tut kendini. Rahat ol, boşver, takma o çan çan çeneleri kafana.
|
|
KİTAP KÖŞESİ İLBER ORTAYLI İLE TARİHİN SINIRLARINA YOLCULUK Bu defa da size yine iyi bir hafta sonu okuması olabileceğine inandığım bir kitabı tanıtmak istedim... Bu bir söyleşi derlemesi... Derleme diyorum; çünkü var olan tek ve uzun bir ropörtaj değil de İlber Ortaylı ile 1999-2002 yılları arasında yapılmış, birbirinden farklı gazete ve yayın organlarından çıkan söyleşilerin Mustafa Armağan tarafından biraraya getirilmesi söz konusu... Kitabı ilginç kılan özelliklerden en önemlisi halen Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesinde hocalık yapmakta olan İlber Ortaylı zannediyorum... Gazete ve televizyonların da etkisiyle tarih ve özellikle Osmanlı Tarihi konusunda yaptığı konuşmalarla bayağı popüler olmuştu. Kitapta da işlendiği gibi İlber Hoca, gençlik yıllarından beri kendini akademik eğitime ve bilime vermiş ve yaptığı yurtiçi yurtdışı gezilerle tarihi bilgilerini yöreyi görerek pekiştirmiş bir insan. Konuşurken aktardığı muazzam ve çok yönlü bir bilgi kapasitesine sahip. Bunu görmemek olanaksız! Hitabet sanatında da ne kadar usta olduğunu onu televizyonda bir kere dahi izlemiş olsanız farkedebilirsiniz. Velhasıl; işini iyi yapmış ve yapmakta olan, bilgi birikimini ve deneyimlerini de halen paylaşma ve aktarma çabasında olan bir Hoca! İşte; format ne olursa olsun konuşma böyle renkli, dolu bir insanla yapılınca okuduğunuzdan zevk almamanız kaçınılmaz oluyor. Tarih ilginizi çekiyorsa elbette! Ben, bir bakış açısı farklılığı yaratmak adına tarihe ve tarihi konulara ilgi duymayanların da bu kitabı yorulmadan okuyabileceklerini düşünüyorum; çünkü burada tek tip, ilgisiz, kendini tekrar eden bir metin mevzu-u bahis değil! Aksine, sohbet İlber Hocanın konuşma karakteriyle de alakalı olarak çok zevki, sıkıcılıktan uzak bir çerçevede gelişiyor. Hoca; sohbeti yapan gazetecilerin yönlendirmeleriyle uyumlu olarak okuyucuyu, bir bakmışsınız 18. Y.Y a götürüp 19.Y.Y da bırakıvermiş. Aynı akıcılıkla Lale Devrine ya da Tanzimata dair bilinmeyenlerle ya da hayati bir bakış ve görüş farklılıklarıyla yoğrulabiliyorsunuz! Bulgar keşiş Peder Paissij Ihlanderskinin kim olduğunu öğrenip, Cavit Uçuku tanıyabiliyorsunuz. Tabii; burada söyleşiyi
yapan kimlikler de çok önemli! Şahsen, en çok Mehmet Gündem ve Hakan
Kaynarın söyleşilerini beğendim. Başarılı başlık isimleri vermem
gerekirse de Kimlik Sınırını Tarihçi Belirler, Tarihten Kaçamayız,
Nerede Hata Yaptık öne çıkanlar arasında... |
|
ÇOCUKLARDAN TANRILARINA MEKTUPLAR Dünyanın çeşitli yerlerinde yaşayan çocuklar büyüklerin değil, kendi kafalarının, çocuk dünyalarının tanımladığı, büyük bir güven duyup, büyük bir umutla bağlandıkları Çocukların Tanrısı na bir dolu mektup yazmışlar. Eric Marshall ve Stuart Hample adlarında iki yazar da bu mektuplar arasında uzun bir çalışma yapıp bazılarını kitaplaştırmışlar Çoğu inanılmaz bir saflık ve ciddiyet içinde bu yazıları sanırım ilginç bulacaksınız. Sevgili Tanrı, geçen hafta New York a gittiğimizde Sen Patrick Kilisesini gördüm. Bayağı güzel bir evde oturuyorsun. (Frank) Sevgili Tanrı, Eğer ben Tanrı olsaydım, bu kadar iyi olmazdım. Bunu aklından çıkarma. (Michelle) Canım Tanrı, Kucaklaşmayı sen mi buldun? Çok güzel bir şey. (Brenda) Sevgili Tanrı, Niçin hiç TVye çıkmıyorsun? (Kim) Sevgili Tanrı, Öğretmen, günlerin önce kısaldığını, sonra uzadığını söyledi. Artık bir karar vermelisin.(Mindy) Sevgili Tanrı, Eğer öldükten sonra yaşayacaksak, niye öldürüyorsun? (John) Sevgili Tanrı, Sen zengin misin, yoksa sadece ünlü mü? (Steven) Sevgili Tanrı, Bu soğuklar ne işe yarar? (Roda W) Sevgili Tanrı, Yeni öyküler yazar mısın? Yazdıkların hepsini okuyup bitirdik ve yeniden başa döndük. (Terry) Sevgili Tanrı yağmur yağdığından ne kadar süreceğini nereden biliyorsun? Kitabını okudum ve çok beğendim. O kadar fikirler nereden aklına geldi? (John) Doktor olmak istiyorum. Ama aklına gelen nedenden değil. (Fred) Niçin daha sonra yeni hayvanlar bulup göndermedin? Hala eskileri ortada dönüp dolaşıyor. (Johny) Şu her gün ezip durduğum karıncaların umarım sence bir önemi yoktur. (Alis) Gönderdiğin bebeği geri almazsan odamı temizlemem. (Joy) Kiliseye sözüm yok. Ama kuşkusuz daha iyi müzikler yazabilirsin. Umarım yazdıklarıma kırılmazsın. (Dostun Berry) Eğer hiç kimse bilmeyecekse, iyi olmanın ne yararı var?(Mark) Sevgili Tanrı hıncımı aldım, teşekkürler. (Raymond) Ne olur beni kuş yap. Söz veririm senden uzun süre bir şey istemeyeceğim. (Lee) Bir kere kar yağdırdım, okul kapandı. Bir daha yapsana. (Guy)
|
|
Sevgili Dostlar, Bu hafta Sheraton Otel de Antalya daki 5 Rotary kulübünün ortak katılımıyla yapılacak toplantımız. Konumuz KOYE PROJESİ. Sevgili Oktay Yiğitbaşı bu proje kapsamında yapılanları anlatacak. Ayrıca geçmiş dönem Guvernör yardımcımız sevgili Osman Berberoğlu ile yeni dönem Guvernör yardımcımız sevgili Mustafa Yapan birer konuşma yapacaklar. Hepinize
Sevgi ve Saygılar... |