Adres :Sinan Mah. Arık Cad. No:35/4 Gerçek Apt.Kat:1   Antalya          Dönem: 2003-2004         Sayı : 40
Tlf:0.242.3117273 Fax :0.242.3117246  E-mail: antalya_rotary@yahoo.com Web :http://www.antalya-rotary.org.tr

2003-2004 Dönem Başkanı
Aytaç KÜÇÜKÜNAL
As Başkan 
Havva İşkan IŞIK
Sekreter
Salih PEKER
Sayman
Ege ALTAY
Üye
Yavuz CANÖZ
Meslek Hizmetleri Ana Komite Başkanı
Ahmet FIĞLACI
Toplum Hizmetleri Ana Komite Başkanı
M.Oktay YİĞİTBAŞI
Gençlik Hizmetleri Ana Komite Başkanı
Melike YÜCEL
Uluslar Arası Hizmetler ve Rotary Vakfı Ana Komite Başkanı
Levent İÇEL
 
2003-2004 Dönem
UR Başkanı
Jonathan B. MAJIYAGBE

2003-2004 Dönem
UR 2430. Bolge Guvernörü
Yılmaz ÖNEL


2003-2004 Dönem

X. Grup Guvernör Yardımcısı
Osman BERBEROĞLU  

 

G E Ç E N       H A F T A

  SHERATON VOYAGER  20.05.2004 - 1334/40    

   Toplam Üye

53 + 12

  KONUŞMACI SÜLEYMAN ÇEVİK
    Katılan Üye

31 + 02

KONU Devlet Memurlarının Derneklerdeki Faal Üyeliği

Katılım

% 58

KONUKLAR
TELAFİ  KARTI SAYGIN SAMAN ANTALYA RTC.KULÜP
    CAN TUNCAY ANTALYA İNTERACT KULÜP
    MAZERET BİLDİRENLER ASLI EROL         “            “             “
SERDAR AKAYDIN ANTALYA DIŞI ÖZGE AYHAN         “            “             “
ZEYNEP IŞIK        “           “  
AHMET ÜNSAL        “           “

 

TOPLANTI   NOTLARI

 

Bu hafta konuşmacımız sevgili Rtn.Ahmet Ünsal ağabeyimiz olacaktı. Fakat kendisi bir işi nedeniyle Antalya dışında olduğu için onun yerine yine kendi içimizden sevgili Rtn. Süleyman Çevik bir konuşma yaptı.

“Devlet Memurlarının Derneklerdeki Faal Üyeliği” konusunda aşağıdaki açıklamaları yaptı Süleyman Çevik.

 

 Sevgili dostlar  ;

Aytaç Başkan,  23.01.2004 / 25361  Tarih / Sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 5072 Sayılı “DERNEK VE VAKIFLARIN KAMU KURUM VE KURULUŞLARI İLE İLİŞKİLERİNE DAİR KANUN” un, getirdiği değişiklikler ve ilave düzenlemeler konusunda üyelerimizin de bilgilendirilmesinin yararlı olacağı düşüncesiyle, bu kanun hakkında mini bir bilgilendirme konuşması yapmamı benden istemiş bulunmaktadır. Bunun için huzurlarınızdayım.

 

Söz konusu kanun 5 kalıcı 1 geçici maddeden ibarettir. 4’üncü madde yasanın yürürlük tarihini, 5’inci madde de yürütme merciini belirlemektedir. Dolayısıyla ortada 3 kalıcı, 1 geçici maddeden ibaret bir mini düzenleme bulunmaktadır.   

Kanunun, “Amaç ve kapsam” başlıklı 1’ inci maddesi ; “Bu kanun ; Kamu kurum ve kuruluşlarını, kamu hizmetlerini veya personelini desteklemek üzere kurulan dernekler ve Türk Medeni Kanununa göre kurulan vakıflar ile bunların kamu kurum ve kuruluşları ile ilişkilerini düzenler ve kapsar. Kanunla kurulan dernek ve vakıflar, bu kanun kapsamı dışındadır.” Görüldüğü gibi bu kanun tüm vakıf ve dernekleri kapsamamakta, sadece kamu kurum ve kuruluşlarını, kamu hizmetlerini veya personelini desteklemek üzere kamu kurumlarının bünyelerinde veya bünyeleri dışında kurulan dernek ve vakıfları (Üniversite vakıfları, Adalet Teşkilatını Güçlendirme Vakfı, Polis teşkilatını Güçlendirme Vakfı v.b.g.) kapsamaktadır. Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı, Mehmetçik Vakfı gibi kanunla kurulan vakıflar kanunun kapsamı dışındadır. 

Yasanın 2’inci maddesi “Temel İlkeleri” düzenlemektedir. 2’inci maddenin (f) bendi ; “Dernek ve Vakıfların yardım toplama ve bağış kabul hizmetlerinde kamu görevlileri çalıştırılamaz.” şeklindedir. Bu hüküm, kanunun yukarıya çıkarılan “Amaç ve kapsam”  başlıklı 1’inci maddesindeki düzenlemeyle birlikte ele alınıp yorumlandığında, bahse konu düzenlemenin sadece, “Kamu hizmetlerini veya personelini desteklemek üzere kurulan dernek ve vakıflar” münhasır bir düzenleme olduğu, tüm vakıf ve dernekleri kapsamadığı sonucunu çıkarmak yanlış olmaz . Örneğin, hiçbir kamu kurum ve kuruluşu ile doğrudan ilgisi ve irtibatı bulunmayan “Trafik Kazalarını Önleme Vakfı” veya “ …….. Mahallesini Güzelleştirme Derneği” yönünden, bu düzenlemenin herhangi bir geçerlilik taşımadığı kanaatindeyim. 

Yasanın 3’üncü Maddesi, yasaya aykırı hareketlere uygulanacak cezai müeyyideleri düzenlemektedir.  Geçici 1’inci madde ise, Mevcut vakıf ve derneklerin, kanun yürürlüğe girdikten itibaren altı ay içinde tüzüklerini ve senetlerini bu kanun hükümlerine uygun hale getirmelerini zorunlu kılmaktadır.   

Yasının içeriği konusunda söylenebilecekler bundan ibarettir. Bu vesileyle beni dinleyen herkese Rotaryen saygı ve sevgilerimi sunuyorum. 

 

 

 

       B U   H A F T A     SHERATON VOYAGER  27.05.2004-1335/41

 

KONUŞMACI

ANTALYA ROTARY KULÜPLERİ  ORTAK TOPLANTISI

                   MÖNÜ

KONU

KOYE PROJESİ

Günün mönüsü

DOĞUM GÜNLERİ

EVLENME YILDÖNÜMLERİ

29.05.2004

LEYLA COŞAR ( İBRAHİM COŞAR EŞİ)

 

01.06.2004

KAYHAN ÖNDEMİR

 

02.06.2004

HİLAL YİĞİTBAŞI ( OKTAY YİĞİTBAŞI EŞİ)

 

 

 

 

              NİSAN  AYI  DEVAM  RAPORU

    

                            %100  DEVAM EDEN ÜYELER

 

  • EGE ALTAY, NEZİHİ BAYIK, OSMAN BERBEROĞLU, OSMAN BİLGEN, SÜLEYMAN ÇEVİK, DURAN ÇİFTÇİ, ÖZLEM ÇÖLKESEN, HULKİ DEMİREL SENAY DODANLI, FİGEN EBREN, HAKAN EYİCAN, SALİM GÜLLÜPINAR, KUBİLAY GÜRKAN, LEVENT İÇEL, HAVVA IŞIK, SEMİN KAPTAN, MUSTAFA KIVRAK, FATMA KIZILIRMAK, NECATİ KOÇ,  GÖKSEL KUMSAL, AYTAÇ KÜÇÜKÜNAL, GÖNÜL MUTLU, HİMMET ÖCAL, FEHİM ÖZ, SALİH PEKER, HAKAN POSTACILAR,  MUSTAFA SÖZEN, TEOMAN SÜER, HÜLAGU ŞENCAN, DİLEK TECİMER, MUSTAFA YAPAN, OKTAY YİĞİTBAŞI, MELİKE YÜCEL.

 

                                     % 75 DEVAM EDEN ÜYELER

 

  • SERDAR AKAYDIN, TUNAY ALTINPINAR, İBRAHİM COŞAR, KADİR DURSUN, ZİYA ERBAŞ, NURİ GÜVENÇ, KEMAL KALENDER, MUHARREM KARATAŞ, İZZET UZUN.

 

          GENEL TOPLAMDA %100 DEVAM EDENLER

 

  • NEZİHİ BAYIK, OSMAN BERBEROĞLU, ÖZLEM ÇÖLKESEN,  HAKAN EYİCAN, AYTAÇ KÜÇÜKÜNAL, NECATİ KOÇ, GÖKSEL KUMSAL, SALİH PEKER, HAKAN POSTACILAR, TEOMAN SÜER, OKTAY YİĞİTBAŞI.

 

 

·           %100 DEVAM EDEN DEVAMDAN MUAF ÜYELER

 

  • A.TURHAN SÖZEN, İBRAHİM ŞENCAN, AHMET ÜNSAL.

 

 

  • ANTALYA ROTARY KULÜBÜ, 01.04.2004 İLE 29.04.2004 TARİHLERİ ARASINDA DÖRT RESMİ TOPLANTISINI  BİRİ İŞYERİ GEZİSİ, DİĞERLERİNİ SHERATON OTEL’ DE GERÇEKLEŞTİRMİŞTİR.
  • BİR TOPLANTI  50. KURULUŞ YILDÖNÜMÜ BALOSU NEDENİYLE İPTAL EDİLDİ.
  • OCAKBAŞI TOPLANTILARI YAPILDI.
  • 1329. toplantı : katılan üye ; 54 + 12 ; devam oranı : % 100
  • 1330. toplantı : katılan üye ; 38 + 4 ; devam oranı : % 70.37
  • 1331. toplantı : katılan üye ; 41 + 2 ; devam oranı : % 75.92
  • 1332. toplantı : katılan üye ; 45 + 3 ; devam oranı : % 83.33
  • AYLIK ORTALAMA DEVAM ORANI % 82. 15 OLARAK GERÇEKLEŞMİŞTİR.

 

 

 

 

 

 

 

BUNLARI  BİLİYOR  MUSUNUZ?

 

   1.  Suudi Arabistan'da bir kadın kocasına kahve yapmazsa bu boşanma

nedenidir.

    2. Bir köpekbalığı 100 milyon damla deniz suyu  içindeki bir damla

kanı hissedebilir.

    3. Bir  fare bir deveye oranla daha uzun süre susuzluğa dayanabilir.

    4. İ harfinin üzerindeki noktaya İngilizler  "Dedikodu" derler.

    5. Bir bardak taze  şampanyanın içine bir kuru üzüm atarsanız üzüm

asansör gibi bardağın altından  üstüne üstünden altına sürekli dolaşır.

     6.  Eğer ağzımıza attığımız bir şeye tükürüğümüz değmezse onun tadını

anlayamayız.

    7. Zürafa kulağını 53 santim uzunluğundaki  dili ile temizler.

    8. Her insanın dilinin izi  de parmak izi gibi farklıdır.

     9. Einstein 9  yaşına kadar düzgün konuşamamyıtır. Ailesi onun özürlü

olduğunu düşünmüştür.

  10. Kağıt para sanıldığı gibi kağıttan değil  pamuktan yapılır.

  11. Birçok ruj çeşidi balık  pulu içerir.

    12. Donald Duck çizgi filmleri  Finlandiya'da yasaklanmıştır. Nedeni

kahramanların don  giymemesidir.

 

Düzenleyen: Rtc. Ceyhan

 

 

 

 

 

 

    SİZİN KÖŞENİZ

 

 

YOLUN YARISI EKSİ BİR

 

 

Söylenmedik sözler, yaşanmadık aşklar, yapılmamış işlerle dolmuş hayatı... Her yılbaşında ve doğum gününde planlar yapmış, uygulamamış. Günlükler almış, ancak bir hafta doldurmuş, hayatını değiştirme planlarını bir ay gerçekleştirebilmiş.

 

Hayat rüzgarına atmış bedenini, “ne çıkarsa bahtıma” demiş. Önce, “bu memlekette kim istediği hayatı yaşayabiliyor ki”cilere katılmış. Sonra bakmış ki olmuyor, reklamdaki gibi yapmış, hani Hidayet’in oynadığı. Başka seslere kulak tıkamış, sonuçlarına katlanmayı göze alarak “içindeki sesi dinlemiş”

 

Sonbaharda hüzünlenmesi, ilkbaharda aşık olması tembih edilmiş. Öyle yapmış. Sonra bakmış ki “aşk manyağına dönüyor”, çark etmiş. “İş manyağı olmaya” karar vermiş. Böylece ruhundaki ağırlıkları artırmaktan kurtulduğunu sanmış. Zaten hayatta para kazanmak lazımmış ve bunun için de iki yöntem. Ya başkasının kazandığını yiyeceksin, ya da kendin kazanacaksın. Başkasının kazandığını yiyenler, kazananın sözünü dinlermiş, kendi kazandığını yiyenlerse kendi sözlerini. Yani kimseye “eyvallah” etmezlermiş.

 

Ona öğretilenlerle, kendi yapmak istedikleri arasında uçurumlar varmış. Öğreticiler, “öğrettiklerimizi yapmazsan seni aramıza almayız” demişler. Kabul etmiş. “Belki de ben onlara bir şeyler öğretirim ama henüz onları da bilmiyorum” demiş kendi kendine. Zamana bırakmış.

 

Arada uzaklara gitmiş, görmemişliğinden biraz arınmış, yakınlardayken sözcüklerde gezinmiş, onlarla oynamış, arka arkaya dizip anlamlar yaratmaya çalışmış. İyi-kötü herkesten bir şeyler kapıp kaydetmiş. Hayat ona bir armağan vermiş, yüzlerce insan tanımış. Kimi akraba, kimi arkadaş, kimi sevgili, kimi kan emici... Saflıkla sarraflık arasında gezinmiş. Bakmış ki kendi gibi bir sürü var, rahatlamış. Hayatta tek kazık yiyen kendisi değilmiş. Ve atan da!

 

Birkaç tane “izm”e sempati duymuş. Dönem dönem onların peşinden gitmiş. Bu dönemlerde köşelerini sivriltmiş, yanına yaklaşanlara sivri köşelerinden oklar fırlatmış. Oku yemeyen, sivri köşelerine toslamış. Kimini üzmüş, kimini kendine hayran bırakmış, kiminden dayak yemiş.

 

Hayat ona mutluluklarla hırpalanmaları aynı anda vermiş. İşsiz kalmış, parasız kalmış, yalnız kalmış, ortada kalmış. Öyle anlarda insanın yanında yalnızca iki kişi bulacağını anlamış: Annesi ve babası.

 

Hacıyatmazlığı öğrenmiş her darbede. Hem eğilmiş, hem de kalkmış. Bazen kalkarken fazla hızlı davranmış, devirmiş onu devireni. Ne iyi olmuş. Düşmeyi, kalkmayı, düşürmeyi, kaldırmayı yaşamayan, yaşadım diyemezmiş ki...

 

Bazen öğretenlerin dediklerine de uymuş. Onları üzmemek için üzülmüş. Yapmak istediklerinin onları üzmeye değmediğine inandırmış kendini. Hayata bir kez gelindiğini biliyormuş ama ne yapsınmış ki.

 

Sürüye de uymuş arada. Ortaokulda kuran kursuna gitmiş, lisede spor yapmış, üniversitede modayı takip etmiş, işe girince diyet programlarına başlamış. Kapitalizm kurbanlarına katılmış. Ye, iç, giy, gez, al, sat, tut, harca, tüket, tüket, tüket....

 

Bugün oturmuş, bir mum daha söndürmüş. Yolun yarısına bir kaldığını ve bir bu kadar daha kaldığını söylemişler. Ne büyük yalan. Oturmuş hesap yapmış. Hatırlamadığı bebeklik yıllarını, hatırlamak istemediği üzüntüleri atmış.

 

Geriye, yaşanacak çok şey kalmış.

 

Mine KILIÇ

 

 

 

 

 

    SİZİN KÖŞENİZ

 

HER ZAMAN YANIMIZDA ELELE TUTUŞACAK DOSTLARIMIZIN OLMASI DİLEĞİ İLE..

Bir yaz günü, plajda oturuyor, kumlarla oynayan iki çocuğu seyrediyordum. Her ikisi de, deniz kıyısında, kapılarıyla, kuleleriyle, tünelleriyle kocaman bir kale yapmak için beraberce harıl harıl çalışıyorlardı.

 Kale neredeyse tamamlanmışken , büyük bir dalga gelip kaleyi bozdu. Her şey, bir anda ıslak bir kum yığınına dönüşmüştü. Bütün uğraşlarının bir anda gözlerinin önünde yok olduğunu gören çocukların göz yaşlarına boğulmalarını bekliyordum. Ama çocuklar beni şaşırttı. Ağlamak yerine, ikisi de kalkıp el ele tutuştular ve gülerek kıyıdan biraz daha uzaklaşıp yeni bir kale yapmaya giriştiler.

Çocukların , o anda bana önemli bir ders öğrettiklerini fark ettim.

Yaşamımızdaki her şey, yaratmak için üstünde çok zaman ve enerji sarf  ettiğimiz her karmaşık yapı , aslında kumdan yapılmışlardır. Sadece başka insanlarla kurduğumuz ilişkiler ayakta sağlam kalabilir. Er ya da geç, bir dalga gelip, kurmak için yoğun çaba sarf ettiğimiz çalışmaları anında yıkabilir. Böyle bir durum karşısında, sadece yanında tutacak bir eli olan insan gülümseyebilir....

Rabi Harold Kushner

 

 

 

 

 

      SİZLER’DEN

 

MUCİZE TEST: DEHÂMETRE

Burak ÖZDEMİR

 Bugün sizi bilimin geldiği son noktayla tanıştıracağım. Sizlere çok teknolojik bir testle dâhi olup olmadığınızı bildireceğim. Testin sonuçları resmî bir geçerliliğe sahip olacak. Hiç korkmayın, 380 soru çözdürmeyeceğim size. Kredi kartı bilgilerinizi de istemeyeceğim. Negatif ya da pozitif sonuçları 1 dakika içinde öğrenmenizi sağlayacağım.

 

Hazırsanız hemen başlıyoruz. Önce derin bir nefes alın. Sınav stresine girmeyin. Tam tersine size huzur verecek şeyler düşünün. Dibinde oturduğunuz ağacın üstündeki kuşların cıvıl cıvıl seslerini düşünün. Gevşeyin... Gevşeyin... Gevşeyin...

 

Şimdi de “ben ne yapıyorum yahu?” diyip kendinize gelin. Silkinin. Ciddi olun. Test olmak üzeresiniz. Saçmalamayın.

 

Aşağıdaki sorulara doğru cevapları verin.

 

Dehâmetre

 

Soru 1:                       Bu kaçtır: 2?            

Cevabınız:                 a-1

b-2

c-3

 

Soru 2:                       Bu şekil nedir?

                                    ___________

                                   l                     l

                                   l                     l

l                     l

l                     l

                                   l                     l

                                   l____________l

 

Cevabınız:                 a- Boğaz köprüsü işareti   

                                   b- Kare

                                   c- Sigara sağlığa yararlıdır pankartı

 

 

Soru 3:                       (Bu soru Kim 500 milyar ister’den araklanmıştır)

Arabaların motor gücünü ifade etmek için hangi hayvanın ismi kullanılmaktadır?

                                   a- Tavşan

                                   b- Beygir       

                                   c- Istakoz

 

Değerlendirme anahtarı:

Eğer, yanıtlarınızda b şıkkı çoğunluktaysa siz bir dâhisiniz. Yanıtlarınızın çoğunluğunun a veya c şıkkı olması sizin dâhi olmadığınız anlamına gelmez. Biraz yalnız kalmaya ihtiyacınız olduğu anlamına gelir...

 

Bu test, benim tarafımdan, sizleri birer dâhi olduğunuza ikna edebilmek için geliştirildi. Kendisi, 7 yıllık bir çalışmanın ürünüdür. Ayrıca sizinle hem fikir değilim. Dehâmetreye yedi yılımı vermiş olmam benim salak olduğumu göstermez kesinlikle!

 

Belki dikkatinizi çekmiştir. Amerikan filmlerinde insanlar, bahis konusu olan kişilerin zeki olduğunu ifade edebilmek için genius (dahî) kelimesini kullanırlar. Genius, onların günlük hayatında oldukça sık kullandıkları bir kelimedir. Oysa, bizde bu kelime adeta bir şövalye ünvanı konumundadır ve ancak çok nadir insanları bu sıfatla niteleriz. Hadi gözümüzü kararttık ve niteledik diyelim. Bahis konusu kişi bu durumu kesinlikle kabul etmez ki! Çünkü, onun beyni bu tip durumlarda “Estağfurullah” demek üzere programlanmıştır. İşte bu özgüven eksikliği, kendimizi veya başkalarını “dahî” olarak görmemizi engeller. Öte yanda da, gavur milleti kendine ve başkalarına bu sıfatı yakıştırmaktan korkmaz.

 

Şimdi size genius kelimesi ile ilgili araştırmamı açıklayacağım. Dehâmetrenin sonuçlarının ne kadar sağlıklı olduğunu daha net anlayabileceksiniz böylelikle.

 

Genius, literatüre Latince’den girmiş. Anlamının “olağanüstü yeteneklere sahip, seçilmiş insan” olduğunu zannediyorsanız yanılıyorsunuz. Zurnanın notasını çaldığı yer şu ki, genius bir Roma tanrısının adı. Anlamı koruyucu melek. Tüm araştırmalarıma karşın Türklerde az, Amerikan filmlerinde çok bulunan şey şeklinde bir karşılık bulamadım! Genius kavramı doğal kaynağından herkeste olan şey olarak çıkmış ve bizim soframıza gelene kadar herkeste olmayan şey anlamına bürünmüş. Sözlüklerde bir de şu not var: Eskiden her insanın kendisine ait bir geniusının olduğuna inanılırdı.

 

Ne oldu da bizler her insanın bir genius’ının olduğuna inanmaz olduk bilemiyorum. Sadece şunu biliyorum. Hepimizin içinizde bize verilmiş bir dehâ var. Kimilerimiz onu tepe tepe kullanıyor. Kimilerimiz ise paketinden çıkartmadan yaşamanın yollarını bulmuş. Dâhiyane bir biçimde...

 

 

 

 

 

                              

İŞİN  KOMİK  TARAFI

 

 

 BURÇLARI TANIYALIM – 2

 


 TERAZİ

 

Hay sana dengesiz diyen o dengesizler. Ben onlara ne diyeyim bilmiyorum ki!

Yahu sen olmasan varya, su insanoğlu soyunda bir eksiklik bir yitim olurdu.

Sen dengesin insanlik için. Alem buysa kral sensin. Sen susarsan bir neden,

konuşursan ayrı bir neden vardır. Marifetli, kabiliyetli, en artılı burç sensin. Senin üstüne burç tanıyan, megalomandır. Söylesene senin üstüne burç mu vardır?

 Ben ki şahsi fikrim, senden iyisini bilmem, tanımam, görmem.

 

AKREP

 

Herkes bir akrep olarak doğmayı isterdi inan bana. Güzel gözlerin, gururun,

albeninin temel taşı akrep. Senin kadar hayatına hakim, senin kadar yaptığı işin arkasında durabilen kaç kişi kaldı artık. Allah senin soyunu eksik etmesin. Sen ki, bir bakışıyla buzları eritebilen, insana senin için Ferhat olup dağları delmeyi istettirebilen insan. Kim demişse sana fesat diye, onların hepsi............... Neyse, yine açtıracaklar ağzımı. Senin güzel gözlerin bile yeter o kıskançlara. Sen görmezden, duymazdan gel o fesatları.

 

YAY

 

Kainatin bir burcu olsa , kesin yay olurdu. Sanatkar, vefakar, doğru dürüst insan dedikleri sen olsan gerek. İçinde bir tek yay olmayan bir arkadaş grubunu, uğruma ölecek olsalar bile tanımam ben. Senin heyecan budalası olduğunu sanan bir grup kendini bilmez, senin o insana hayat veren enerjini çekemeyenlerdir. Burçlar aleminin kozmik mucizesisin sen. Senin havan bile yeter güzelim. Çatlasın çekemeyenlerin.

 

OĞLAK

 

Sana inatçi diyorlar diye üzülme. Onlar senin istikrarına gıptayla bakıp, senın yarın bile edemeyen kişiler. Dürüstlük senin burç genlerinde var. Bütün alimler, bilginler genelde oğlaktır. Oğlak burcu olmak bile, tek başına bir şereftir. Hatta oğlak burcu olarak doğamamış kadersizler için, oğlak burcunun birinci dereceden akrabası olmak bile ayrı bir şereftir. Sen kıvrak zekanla, zaten her zaman bir sıfır öndesin.

 

KOVA

 

Hep çevresindekileri düşünen, insancıl duyguları fazla gelişmiş, sevgi dolu kovalar. Allah sizin iyiliğinizi versin emi? Ayol bu ne vericilik, bu ne geniş bir yürek öyle. Sana sabit fikirli diyenler, senin her fikrinin bir cevher olduğundan habersiz mi? Eşitlik senin için ne kadar önemli. Ah keşke herkes senin çeyreğin kadar bile olabilse. Sen çok yaşa emi?

 

BALIK

 

İnsanlar öyle duygu yoksunu olmuşlar ki, senin bu yaradılışın özü duygusallığını alaya alacak kadar saçmalayabiliyorlar bazen. Sen paranoyak değilsin canım, ince fikirlisin. Ama nerdeee, bu ayrımı yapacak kafa bazılarında. Ben senin o yanağına düşen göz yaşını seviyorum, o hüzün dolu bakışını seviyorum, o sevgi dolu , gizemli yüreğini seviyorum. Sana sıkıcı diyenler boğum boğum sıkıla inşallah. Sen ferah tut kendini. Rahat ol, boşver, takma o çan çan çeneleri kafana.

 

 

 


   KİTAP KÖŞESİ
  


 

  İLBER ORTAYLI İLE TARİHİN SINIRLARINA YOLCULUK

Bu defa da size yine iyi bir hafta sonu okuması olabileceğine inandığım bir kitabı tanıtmak istedim... Bu bir söyleşi derlemesi... Derleme diyorum; çünkü var olan tek ve uzun bir ropörtaj değil de İlber Ortaylı ile 1999-2002 yılları arasında yapılmış, birbirinden farklı gazete ve yayın organlarından çıkan söyleşilerin Mustafa Armağan tarafından biraraya getirilmesi söz konusu...

Kitabı ilginç kılan özelliklerden en önemlisi halen Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesinde hocalık yapmakta olan İlber Ortaylı zannediyorum... Gazete ve televizyonların da etkisiyle tarih ve özellikle Osmanlı Tarihi konusunda yaptığı konuşmalarla bayağı popüler olmuştu. Kitapta da işlendiği gibi İlber Hoca, gençlik yıllarından beri kendini akademik eğitime ve bilime vermiş ve yaptığı yurtiçi – yurtdışı gezilerle tarihi bilgilerini yöreyi görerek pekiştirmiş bir insan. Konuşurken aktardığı muazzam ve çok yönlü bir bilgi kapasitesine sahip. Bunu görmemek olanaksız! Hitabet sanatında da ne kadar usta olduğunu onu televizyonda bir kere dahi izlemiş olsanız farkedebilirsiniz. Velhasıl; işini iyi yapmış ve yapmakta olan, bilgi birikimini ve deneyimlerini de halen paylaşma ve aktarma çabasında olan bir Hoca!

İşte; format ne olursa olsun konuşma böyle renkli, dolu bir insanla yapılınca okuduğunuzdan zevk almamanız kaçınılmaz oluyor. Tarih ilginizi çekiyorsa elbette! Ben, bir bakış açısı farklılığı yaratmak adına tarihe ve tarihi konulara ilgi duymayanların da bu kitabı yorulmadan okuyabileceklerini düşünüyorum; çünkü burada tek tip, ilgisiz, kendini tekrar eden bir metin mevzu-u bahis değil! Aksine, sohbet İlber Hoca’nın konuşma karakteriyle de alakalı olarak çok zevki, sıkıcılıktan uzak bir çerçevede gelişiyor.

Hoca; sohbeti yapan gazetecilerin yönlendirmeleriyle uyumlu olarak okuyucuyu, bir bakmışsınız 18. Y.Y’ a götürüp 19.Y.Y’ da bırakıvermiş. Aynı akıcılıkla Lale Devri’ne ya da Tanzimat’a dair bilinmeyenlerle ya da hayati bir bakış ve görüş farklılıklarıyla yoğrulabiliyorsunuz! Bulgar keşiş Peder Paissij Ihlanderski’nin kim olduğunu öğrenip, Cavit Uçuk’u tanıyabiliyorsunuz.

Tabii; burada söyleşiyi yapan kimlikler de çok önemli! Şahsen, en çok Mehmet Gündem ve Hakan Kaynar’ın söyleşilerini beğendim. Başarılı başlık isimleri vermem gerekirse de ‘Kimlik Sınırını Tarihçi Belirler’, ‘Tarihten Kaçamayız’, ‘Nerede Hata Yaptık’ öne çıkanlar arasında...


 Hazırlayan: Rtn. Özlem  ÇÖLKESEN

 

 

 

     SEVGİLİ ROTARACT’LARIMIZDAN

 

ÇOCUKLARDAN TANRI’LARINA MEKTUPLAR

Dünyanın çeşitli yerlerinde yaşayan çocuklar büyüklerin değil, kendi kafalarının, çocuk dünyalarının tanımladığı, büyük bir güven duyup, büyük bir umutla bağlandıkları “Çocukların Tanrısı” na bir dolu mektup yazmışlar. Eric Marshall ve Stuart Hample adlarında iki yazar da bu mektuplar arasında uzun bir çalışma yapıp bazılarını kitaplaştırmışlar Çoğu inanılmaz bir saflık ve ciddiyet içinde bu yazıları sanırım ilginç bulacaksınız.

Sevgili Tanrı, geçen hafta New York’ a gittiğimizde Sen Patrick Kilisesi’ni gördüm. Bayağı güzel bir evde oturuyorsun. (Frank)

Sevgili Tanrı, Eğer ben Tanrı olsaydım, bu kadar iyi olmazdım. Bunu aklından çıkarma. (Michelle)

Canım Tanrı, Kucaklaşmayı sen mi buldun? Çok güzel bir şey. (Brenda)

Sevgili Tanrı, Niçin hiç TV’ye çıkmıyorsun? (Kim)

Sevgili Tanrı, Öğretmen, günlerin önce kısaldığını, sonra uzadığını söyledi. Artık bir karar vermelisin.(Mindy)

Sevgili Tanrı, Eğer öldükten sonra yaşayacaksak, niye öldürüyorsun? (John)

Sevgili Tanrı, Sen zengin misin, yoksa sadece ünlü mü? (Steven)

Sevgili Tanrı, Bu soğuklar ne işe yarar? (Roda W)

Sevgili Tanrı, Yeni öyküler yazar mısın? Yazdıkların hepsini okuyup bitirdik ve yeniden başa döndük. (Terry)

Sevgili Tanrı yağmur yağdığından ne kadar süreceğini nereden biliyorsun?

Kitabını okudum ve çok beğendim. O kadar fikirler nereden aklına geldi? (John)

Doktor olmak istiyorum. Ama aklına gelen nedenden değil. (Fred)

Niçin daha sonra yeni hayvanlar bulup göndermedin? Hala eskileri ortada dönüp dolaşıyor. (Johny)

Şu her gün ezip durduğum karıncaların umarım sence bir önemi yoktur. (Alis)

Gönderdiğin bebeği geri almazsan odamı temizlemem. (Joy)

Kiliseye sözüm yok. Ama kuşkusuz daha iyi müzikler yazabilirsin. Umarım yazdıklarıma kırılmazsın. (Dostun Berry)

Eğer hiç kimse bilmeyecekse, iyi olmanın ne yararı var?(Mark)

Sevgili Tanrı hıncımı aldım, teşekkürler. (Raymond)

Ne olur beni kuş yap. Söz veririm senden uzun süre bir şey istemeyeceğim. (Lee)

Bir kere kar yağdırdım, okul kapandı. Bir daha yapsana. (Guy) 


 Düzenleyen: Rtc.Nazik Erdoğan
 

 

 

 

Sevgili Dostlar,  

Bu hafta Sheraton Otel’ de Antalya’ daki 5 Rotary kulübünün ortak katılımıyla yapılacak toplantımız. Konumuz KOYE PROJESİ.

Sevgili Oktay Yiğitbaşı bu proje kapsamında yapılanları anlatacak. Ayrıca geçmiş dönem Guvernör yardımcımız sevgili Osman Berberoğlu ile yeni dönem Guvernör yardımcımız sevgili Mustafa Yapan birer konuşma yapacaklar.

Hepinize Sevgi ve Saygılar...
Bülten Komitesi.