Adres :Sinan Mah. Arık Cad. No:35/4 Gerçek Apt.Kat:1   Antalya          Dönem: 2003-2004         Sayı : 8
Tf:0.242.3117273 Fax :0.242.3117246  E-mail: antalya.b@rotary2430.org.tr Web :http://www.antalya-rotary.org.tr

 

G E Ç E N       H A F T A

Talya 21.08.2003   -   1300/09    

Toplam Üye

49 + 12

KONUŞMACI

SERBEST KÜRSÜ

Katılan Üye

27 + 03

KONU

Katılım

%55

KONUKLAR
TELAFİ KARTI Süleyman Evren

Antalya Rotaract Kulübü Bşk.

 

 

Serhan Güllüpınar Antalya Rotaract Kulübü                     
MAZERET BİLDİRENLER  
Ege Altay Antalya Dışında  
Osman Berberoğlu                       İLK GELEN ÜYE

     Levent İçel – İbrahim Şencan

Fatma Kızılırmak                      SON GELEN ÜYE        Mustafa Sözen
Salih Peker                
 
Yaşar Süzen                
M.Oktay Yiğitbaşı                


TOPLANTI   GÜNLÜĞÜ

 

Değerli dostlarım !

1300.ncü toplantımıza “açlığı, sefaleti, cehaleti ortadan kaldırmak, sağlıklı bir toplum yaratmak için uzatalım ellerimizi” diyerek başlıyorum.

“Gördüğünüz gibi bu hafta yalnızım.”

“Ben geleyim mi yanınıza ?”

“Tabi, buyrun “

“Sağolun “

Bu diyalogla başladı toplantı bu hafta. Genel sekreter ve sayman mazeretleri dolayısıyla yerlerinde değillerdi. Ama Mustafa Sözen Başkan’ı yalnız bırakmadı ve yanında yer aldı.

Başkan misafirleri sundu, mutlu günleri bildirdi ve  sözü Senay Dodanlı’ya verdi.

Senay Dodanlı %100 ve %80 devam eden üyeleri aktardıktan sonra aşağıdaki aylık genel istatistik ile sözlerine devam etti.
  “Antalya Rotary Kulübü, 03.07.2003 ile 31.07.2003 tarihleri arasında biri devir teslim balosu olmak üzere beş resmi toplantı gerçekleştirmiştir:
·        
1293. toplantı: Katılan üye: 49 + 12   Devam oranı: %100
·        
1294. toplantı: Katılan üye: 36 + 4     Devam oranı: % 73.46
·        
1295. toplantı: Katılan üye: 31 + 2     Devam oranı: % 63.20
·        
1296. toplantı: Katılan üye: 31 + 2     Devam oranı: % 63.20  
·        
1297. toplantı: Katılan üye: 27 + 5     Devam oranı: % 55.10

AYLIK ORTALAMA DEVAM ORANI %70.99 OLARAK GERÇEKLEŞMİŞTİR.

 

  • AYTAÇ KÜÇÜKÜNAL: “Geçtiğimiz hafta içinde X. Bölge Başkanları toplantısını Guvernör Yardımcımız  Rtn. Osman BERBEROĞLU başkanlığında yaptık. Konu: Türk Rotary'sinin 50.Yılında 7 Kulüp olarak ne gibi bir proje yapabiliriz idi. Toplantı sonunda KOYE PROJESİ öne çıktı ve tüm Başkanların kabulü ile Proje’nin başkanlığına Rtn.Osman BERBEROĞLU, Yardımcı Başkanlığa Rtn.Oktay YİĞİTBAŞI getirildi. Komiteye her kulübün şimdilik birer üye vermesi ve gerekirse daha sonra istenen sayıda üye ile katılması karara bağlandı.  

Bu çerçevede, İl Halk Eğitim Müdürlüğü ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile birer görüşme yapıldı. Bu hafta içerisinde İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile bir görüşme yapıldıktan sonra bu ay sonu itibariyle Valimizden bir randevu alınarak görüşme yapılacak. Bildiğiniz gibi Valimiz bu konuya sıcak bakıyor.
8 Eylül Okuma-Yazma haftası nedeni ile bir dizi etkinlik planlanıyor. Avrupa Birliği, Temel Eğitime Destek Programı kapsamında Antalya için 1.450.000 Euro tutarında 5 yıllık bir program desteği sağlayacakmış.Yine bildiğiniz gibi U.R.nin önümüzdeki 10 yıllık süreçte Okumaz-Yazmazları, Okur-Yazar hale getirerek cehaleti ortadan kaldırmak, sağlıklı bir toplum yaratmak için start verdiği bu günlerde X. Bölge Kulüpleri olarak böyle bir karar alınması, bunun da Türk Rotary'sinin 50.Kuruluş Yılı’na rastlaması bizleri çok mutlu etti.”

“Bu hafta kürsü sizin, buyurun …”

  • HÜLAGU ŞENCAN: Biraz önce Senay bazı verileri paylaştı bizlerle.Dikkatimi çeken birşey oldu. Geçen ay 5 toplantı yapıldığını, devam ortalamasının %70 olduğunu söyledi. Bunlardan birisi de devir-teslim töreni toplantısı.Bu toplantının devam oranı %100 görünüyor. Ancak bu toplantılarda zaten yoklama yapılmıyor. Ortalamayı yükselten de bu.  Eğer bu toplantıyı hesaba katmazsak devam %60 oluyor. Devam yüzdesi çok düşük. Kulübün asıl sorunu bu bence. Çok somut bir gösterge.
    Toplantılarımızda eskiye göre üye sayımızda azalma var. Geçen sene devam %85 gibiydi. Ama işyeri gezilerini, eşli geceleri %100 devam olarak sayıyoruz. Halbuki görünen gerçek %60. Son günlerde 25-30 kişiyle toplantılar yapıyoruz.
    %50 civarı bir oran.

BU SORUN ÇOK CİDDİ !!!

Nasıl düzeltiriz bu durumu ? Neden üyeler düzenli gelmiyor ? Bunun mutlaka bir sebebi vardır. Birçok üyemizin toplantıya katılım oranı %50. Düzenli gelen 10-15 üye ortalamayı arttırıyor. Üyelerin düzenli gelmesini sağlamalıyız. Kulübün yarısı yok nerdeyse. Üye sayısı az olan kulüpler bile bizden daha katılımlı toplantılar yapıyor.

Çok özel bir kulübüz. 25-30 kişi ile toplanmamalıyız.

  • MUSTAFA SÖZEN: “Evet. Yıllardır devam oranımız düşük. Bunun böyle olacağı belliydi.Rotary’e üye alırken devam mecburiyeti olduğu belirtilmiyor.

Rotary’e inanma ve insanları sevme meselesi bu. Buraya düzenli gelenler topluma daha saygılı insanlar. Diğerleri maalesef tam tersi. Gelmeyenleri getirme gayretlerini de anlıyamıyorum. “Paramı veriyorum, ister gelirim, ister gelmem” anlayışına karşıyım. Bir konuk getirdiğimiz zaman sayının az olması beni utandırıyor. 4-5 kere gelmeyenin kulüpten ayrılması kuralı kesinlikle uygulanmalı. Bu kural  Rotary tüzüğünde var zaten.

Ben şahsi olarak arkadaşların Rotary’i ve bizleri sevmedikleri için gelmediklerini düşünüyorum ve beni saymayanı ben hiç saymıyorum.”

  • MUSTAFA YAPAN:” Bir noktayı vurgulamak istiyorum. Bu düşüncelere, eleştirilere katılıyorum. Fakat burada olmayan arkadaşlar bunları duymayacaklar. Bu düşünceler onlara etkili olarak iletilmeli.”

  • MUSTAFA KIVRAK:” Dünyanın hiçbir yerinde polisiye tedbirlerle birşeyi sevdiremezsin. Neden sevdiremiyoruz? Önce bunu irdeliyelim. Üye seçimlerini gerçek amaca hizmet edecek şekilde yapmamışız. Rotary felsefesini anlatamamışız.”

  • HULKİ DEMİREL:” Peki, acaba bu arkadaşların neden devamsız olduklarına dair bir beyanatları var mı ? Burası çok keyifli, çok üretken bir mekan olarak algılansa herhalde gelirlerdi.”

  • DEMİRTAŞ KOCAÇITAK: “Arkadaşlar ben eski bir Rotaryen’im. Devamsızlık tüm sosyal aktivitelerde ortak problem. Aslında özellikle bilinçli olarak yapılan bir grup hareketi değil bu. Maalesef Türk toplumu asosyal bir durumda. Beraber yaşamanın gereklerini yerine getiremiyoruz. Hastalık var. Tedavi belli değil. Rotary’e girmek sadece paranı düzenli ödemek anlamına gelmez. Gelenlerde şevk olmalı, heyecan olmalı, rotary felsefesi onlara iyi anlatılmalı, devamın önemi özellikle vurgulanmalı.”

  • HÜLAGU ŞENCAN:” Bugün burada son iki dönemde alınan 15 üyeden sadece 3 tanesi var. 3 tanesi zaten ayrılmış. Problem burada. Asıl sorun üye alımında. Aldıklarımızı kulübe ısındıramadık. Bundan her iki taraf da sorumlu. Yeni üye alırken acaba yanlış üye mi alıyoruz sorusu kafaya takılıyor. Dünyada da Rotary’de üye kayıplarının en büyük nedeni yanlış üye alımıdır. Bu konuyu biraz daha aydınlığa kavuşturmak için gerekirse ayrılan üyelerden rica edelim, gelsinler bir toplantıya ve bizlere ayrılma sebeplerini anlatsınlar.”

  • MUHARREM KARATAŞ: “Rotary biz siz ayrımı olmayan bir kurum.Yeni üye seçiminde Rotary’nin  ne olduğu tam olarak anlatılmıyor. Yeni bir üyeyi rozeti taktıktan sonra Rotaryen olarak görüyoruz. Buraya gelmeyen iki arkadaşla konuştum. Bazı kişilere kızdıkları için gelmediklerini söylediler. Bu yüzden kişilikle ilgili sorunlara da çözüm bulmalıyız. Gerekirse bu konuda eğitim almalıyız.”

  • AHMET FIĞLACI: “Muharrem Karataş’a katılıyorum. Yenilere Rotary’nin ne olduğunu iyi anlatalım. Rotary dışarıdan bakıldığında işadamları kulübü gibi algılanıyor. Halbuki buranın bir hizmet kulübü olduğunu anlatmak gerekli. Ayrıca şöyle bir ayrıntıyı da vurgulamak gerek bence. Gelmeyenler olduğu gibi bir de pek istemeden gelenler var. Bu da önemli.”

  • TEOMAN SÜER: “Bir önerim var. gelecek hafta da serbest kürsüye devam edelim. Bu arada Rotary binamızın inşaası ne durumda? Burslarla ilgili ne gelişmeler var? Bunları merak ediyorum.”

  • MUSTAFA KIVRAK:” Hep aynı, klasik, statükocu bir topluluk haline geldik. Açıkçası ben de buraya çok zevk alarak gelmiyorum. Ama gelmeyerek insanlara saygısızlık da yapmak istemiyorum. Üye alımında farklılıklar yapalım. Kendimizi yenileyelim. Girmek isteyenlerin düşüncelerini iyi anlayalım. Kurallarda yenilikler yapalım.”

  • AYTAÇ KÜÇÜKÜNAL: “Dostlar !!! Bir kaynaşma, bir hareket var. Herkes fikrini söylüyor. Ben girdiğimden beri böyle bir heyecan yoktu. Hepiniz sağolun. Haftaya görüşmek üzere 1300.ncü toplantıyı kapatıyorum.”

 

B U   H A F T A

Talya Oteli - 28.08.2003 - 1301 / 10

KONUŞMACI

   SERBEST KÜRSÜ

Mönü :

KONU

Şinitzel, Salata, Sütlaç

DOĞUM GÜNLERİ

EVLENME YILDÖNÜMLERİ

28.08

      M.OKTAY YİĞİTBAŞI

       29.08

AHMET-SİBEL FIĞLACI

 29.08       FEHİM ÖZ RH D
 30.08       AHMET FIĞLACI  
 30.08       DEMİRTAŞ KOCAÇITAK
  01.09       TUNAY ALTINPINAR
  01.09       HÜLYA YAZICI

  

DÖNEM BAŞKANI
Rtn. AYTAÇ KÜÇÜKÜNAL’ın MESAJI

  

DEĞERLİ ROTARY AİLEM, 

Rotary'e can veren, ona hayat veren üyelerdir. Her yeni üye yeni bir candır. 

Hepimiz, "Üyelik Geliştirme Ayı" olarak belirlenen Ağustos Ayı süresince, hizmete gönüllü ve bu kavramı yaşam felsefesi olarak algılayan canları aramalıyız.  Onları titizlikle değerlerdirmeli ve Rotary Ailemize kazandırmak için çaba göstermeliyiz. 

Üye sayımız ne olursa olsun her kulübün yeni üyelere, taze kana ihtiyacı vardır.  

Dünyanın önde gelen organizasyonlarından olan Rotary'nin bu günlere erişmesinde iyi seçilmiş üyelerin ne denli etkin olduğunu çok iyi biliyoruz. Uzun ve verimli hizmetler verebilecek gençleri kulübümüze kazandırmak , toplum adına hizmet üreten Rotary Ailem adına bir gerekliliktir. 

Bildiğiniz gibi, Paul Harris'ten başka hiçbir kimse kendiliğinden rotaryen olmamıştır. 

ÖZVERİYİ, PAYLAŞMAYI, DOSTLUĞU, BİRBİRİNE SAYGIYI BİLENLERE BİLMEK İSTEYENLERE... 

SAĞLIKLI BİR TOPLUM İÇİN ROTARYEN SEVGİ VE SAYGILARIMLA. 

 

Rtn.M.Aytaç KÜÇÜKÜNAL
2430.Bölge Antalya Rotary Kulübü Başkanı
 

 

  

 

                  DÖNEM HEDEFLERİ HAKKINDA !    ( 4 )

 

      Değerli Dostlarım,

2003 - 04 dönemi ile ilgili olarak 2430. Bölge Guvernör'ü Yılmaz Önel'in dönem hedefleri ile ilgili olarak  düşüncelerini sizlere aktarmaya devam edeceğim.

Cehaleti ortadan kaldırmak amacıyla yıllardır başarıyla yürütülen Kolaylaştırılmış Okuma - Yazma Kursları  KOYE projesi bu yıl tüm bölgeye yayılarak bir çok noktada kurslar açılacaktır. Sadece altı değişik yerde eğitim seminerleri açılarak eğitmen yetiştirilmesine destek verilecektir. Özellikle kadınlarımızın ışığı haline gelecek projenin katkılarınızla başarıyla devam edeceğine inanmaktayız.

Meslek hizmetleri komitesi bünyesinde yürütülecek olan Küçük Ölçekli İş Kazandırma Projesi KÖLİK ve Ekonomiyi okuma semineri EKOS projelerine devam edilecektir. İnsanlarımıza yeni iş imkanı yaratma amaçlı olarak Rotaryen dostlarımızın iş yaşamındaki tecrübelerini aktarma imkanı veren bu projeler, özellikle karar verme aşamasındaki gençlerimize rehber olmaktadır.

U.R Başkanının bizlerden istediği İKİZ KULÜP projesi, yoksulluğun dünyada açtığı yaraları sarmakta yardımcı olabilir. Bu proje ile Uluslar arası bazda kulüpler arası işbirliği teşvik edilmektedir. Kaynakların iki kulüp tarafından birleştirilerek ihtiyacı olanlara süratle ve etkin bir şekilde akmasını sağlayacaktır.

Uluslar arası Rotary Vakfına bu dönem 50.000 $ taahhüt edilmiştir. Bu taahhüt  siz değerli dostlarımızın yapacağı katkılarla muhakkak çok daha fazla rakamlara yükselecektir. Vakfa yapılan her bağış tekrar bizlere geri dönüyor. Eşleşmiş bağış projelerini bu yıl İkiz Kulüp Projesi ile artırabiliriz.

Amacımız ülkemizin insanlarına götürebileceğimiz en çok hizmeti götürmektir. Bu nedenle,

  • Temel sağlık bakımı,

  • Çocukların değişik hastalıklara karşı aşılanması,

  • Körlüğün önlenebilmesi,

  • Özelikle gençler olmak üzere toplumun AIDS konusunda bilinçlendirilmesi,

  • Gebelik dönemi sağlık, erken doğum ve sonrası hasta bakımı ve ebeveynlerin eğitimi,

  • Sağlıklı su temini ve bunun devamlı hale getirilmesi,

  • Kırsal alanda çiftçiliği geliştirmek için araç gereç temini,

  • Cezalarını tamamlayan mahkumların meslek edinmelerini temin için kurslar açılması,

Çevre bilincinin gelişmesi ve çevrenin korunması konularındaki projeler, bölgesel ihtiyaçlara göre siz değerli Rotaryenlerin UZAT ELİNİ teması ile yapacağı  başarılı çalışmalar ile hızla çözülecektir.

Bir takım ruhu içinde bizlerin başaramayacağı hiçbir şey yoktur.Rotary'i bir yaşam tarzı olarak benimseyen, Rotary'nin ruhunu benliğinde hissetmiş bizler özellikle ülkemizin içinde bulunduğu sosyal ve siyasal konjoktürde üzerimize düşenden fazlasını yapmak, Rotary'nin büyümesini, güçlenmesini sağlamak en büyük  hedefimiz olacaktır. Yoksulluğu azaltmak için, Cehaleti yok etmek için, Sağlık hizmetleri için, Rotary ailesindeki dostluğu geliştirmek için UZAT ELİNİ.

Toplum için, Gençlik için, Çocuklar için, Kadınlar için, Yaşlılar için ve tüm insanlığa hizmet için UZAT ELİNİ . 

Sevgi ve saygılarımla. 

Rtn. Osman Berberoğlu
2430. Bölge 2003 - 04 Dönemi
X. Grup Guvernör Yardımcısı
 

 

  

 

    ROTARY BİLGİLERİ

 

INTERACT

 

Interact adı verilen Rotary gençlik programı ilk olarak 1962 yılında Uluslararası Rotary Yönetim Kurulu tarafından uygulandı.

İlk Interact Kulübü Florida'nın Melbourne şehrinde kuruldu.

Interact kulüpleri orta eğitim çağındaki genç kız ve erkek öğrencilerin birlikte çalışarak hizmet için dünya dostluğu kurmak ve uluslararası anlayışı yerleştirmek, geliştirmek amacıyla çalışma imkanları sağlar. Kelimenin türetilmesi şöyle olmuştur. Uluslararası anlamına gelen International kelimesinden kısaltılmış olarak "INTER" alınarak, hareket anlamına gelen action kelimesinin "ACT" bölümü kısaltılarak alınmış ve ikisinin birleşmesinden "INTERACT" kelimesi türetilmiştir.

Kurulan her "Interact Kulübünün" bir  ROTARY KULÜBÜ SPONSORLUĞUNDA KURULMASI VE O KULÜBÜN GÖZETİMİNDE ÇALIŞMASI ESASTIR.

Kulüp faaliyetlerinin: okullarına, topluma ve dünyaya hizmet edecek projeleri içermesi şarttır.

Interact üyesi genç öğrenciler bu çalışmaları ile öncelikle liderlik konusunda deneyim kazanmakta ve bu çalışmaların hizmet projeleri içermesiyle yürütme ve uygulamada pratik bilgiler edinmektedirler. Bunun sonucu olarak, başkalarına yardım etmenin mutluluğunu yaşamaktadırlar.

Interact kulüplerinin en büyük amaçlarından bir tanesi de, tüm dünya gençliğinin daha geniş kitlelerini kapsayan “KARŞILIKLI ANLAYIŞ VE İYİ NİYET OLUŞTURMAK “ için yeni imkanlar yaratabilmektir.

Rtn.M.Aytaç KÜÇÜKÜNAL
2430.Bölge Antalya Rotary Kulübü Başkanı
 

   

 

 

ÜYE ADAYI ÖNERİLMESİYLE İLGİLİ BİRKAÇ HATIRLATMA

 

Hata(!) : "Haydi gel seni de Rotaryen yapalım" demek...

Soru : Peki o halde ne yapmalı?

Öneri : Rotary hakkında neler duyduğunu ve ne düşündüğünü sormalı. Onu birkaç kez toplantıya ve etkinlik ya da proje çalışmasına davet edip, izlenimlerini öğrenmeye çalışmalı. Bazı Rotary dergilerini okuması sağlamalı. Diğer üyelerle de bir araya gelmesine fırsat yaratacak küçük sohbet ortamları yaratmalı.

Çelişkiler :

Geçen sayıda yayınladığımız üye önerme prosedürünü dikkatle incelediğimizde, sürecin 9.maddeye kadarki aşamasına kadar adayı haberdar etmemek gerektiği görülüyor. O halde:

  •   Özgeçmişini hangi gerekçeyle isteyeceksiniz?

  •    Giriş aidatı başta olmak üzere, tüm diğer bedelleri ödeyebilecek durumda olduğunu ya da imkanları elverse bile Rotary için bu kadar para ödemeye hazır olup olmadığını nasıl bileceksiniz?

Bu iki soruya alacağınız yanıt genellikle "Efendim özgeçmişini iyi kötü yazamayacak ya da parasal konularla ilgili imkan ve eğilimlerini bilemeyecek kadar yakından tanımadığınız kişileri önermeyin!" biçimindedir. İyi güzel hoş da, böyle bir kısıtlamayla farklı meslek gruplarından ve toplumun değişik kesimlerinden aramıza katılmaları gerektiği ısrarla belirtilen hizmet gönüllülerinin önünü kesmiş ve Rotary'nin gelişmesini çok ciddi bir biçimde engellemiş olmuyor muyuz? Hele son tüzük konseyinde, çağa ayak uydurmak amacıyla yapılan yeni düzenlemelerin arasında "YENİ ÜYE KAZANMAK" olgusunun, Rotary için her şeyin önünde önem taşır duruma geldiği bilinmekteyken, mevcut uygulama çok ciddi bir çelişki yaratmıyor mu?

Bu işin bir yönü. Bir de isterseniz soruyu tersten soralım ve her türlü önceliğin yeni üye almaya tanınmasının sakıncalarını hatırlatmaya çalışalım: Üye kayıplarının büyük bölümünün yanlış üye seçiminden kaynaklandığı dikkate alındığında, Rotary'de son dönemlerde uygulanmaya çalışılan üye almayı kolaylaştırıcı düzenlemelerin bu sıkıntıyı daha da arttırabileceği akla getirilmiyor mu?  

  

 

 

   SİZİN KÖŞENİZ

 

                                  "ÇALIŞMAK GELMİYOR İÇİMDEN... "

İçinden gelerek kendini işine vermeyen, işine dört elle sarılmayan çalışanlar, her yöneticinin kâbusudur. Yalnız yöneticinin değil, bir öğretmenin de, devlet idaresine işi düşen vatandaşın da, müşterilerin de, bir spor takımı teknik direktörünün de, görevini yapmak için bir başkasıyla iş birliği yapmak zorunda olan ekip üyesinin de... Dünyanın en zor işlerinden biri, içinden gelmeyen bir kişiye bir şey yaptırmak ya da yaptıklarından yarar ummaktır.

Bir atasözümüz, "Gönülsüz pişen aş, ya karın ağrıtır ya da baş" diyerek yukarıda değindiklerimizi ne güzel özetliyor...Batı kaynaklı bir başka atasözü de, "Atı suya götürebilirsin de içmeye zorlayamazsın" diyor. insanlara bir çok şeyi sunabiliriz., ancak istediklerinin ne olduğunu bilmediğiniz sürece verdiklerinizin bir değeri ve anlamı olmaz.

İÇİNDEN GELMENİN SIRRI

İçinden gelmek; yaptığı işe, uğraşa, hatta hayata dört elle sarılmak, yaptığını canla başla yapmak, kendini vermek, yaptığını "oyun" gibi eğlenerek, zevk alarak yapmaktır. Hayata gönüllü bir istekle bakan kişi, bir işi yapmak, bir hedefe ulaşmak için önce güçlü bir istek ve yönelim duyar.Sonra, o işi yapmaya başlar ve sonuç almak için uğraşır, hedefe ulaşana kadar da, yapmayı sürdürür.

İçinden gelerek yapmak, psikolojideki karşılığıyla, "motivasyon" dur. İnsanlar dünyaya belirli bir motivasyon düzeyiyle gelir ve bu düzey hayatın ilk yıllarında şekillenir.

Verimlilikten kaliteye, kurum bağlılığından çalışan memnuniyetine kadar bir çok sorunda, motivasyonun payı vardır. Yaygın kanıya göre, "İnsanlar para kazanmak için çalıştıkları" için, motivasyon sorununun da ücret artışları, ödüller, primlerle çözülebileceği düşünülür.

Oysa araştırmalar, asgari geçim şartları sağlandıktan sonra, paranın çalışma güdüleri arasında dördüncü sırada olduğunu, insanların öncelikle şu nedenlerle çalıştıklarını göstermektir:

·        Başarı ihtiyacı
·       
Güç sahibi olma ihtiyacı
·       
Bir büyük topluluğa ait olma ihtiyacı

"Başarı güdüsü", kişide üstün bir performans gerçekleştirme, başarılı olma arzusuyla kendini gösterir. Kendine biçtiği rol gereği, kişi dış etkenlerden bağımsız olarak, kendi belirlediği yüksek standartlara göre işinde yılmadan ilerler. Başarılı kişiler, kendi davranışlarının sorumluluğunu üstlenir. İş sonuçları onlar için önem taşır ve en büyük ödüldür. Zorluklarla mücadele, çabayı güçlendirir; ulaşılması kolay olmayan ama gerçekçi hesaplanmış riskler çalışma heyecanı verir.

 İç motivasyona sahip kişileri çalışmaya yönlendiren, yaptıkları işe duydukları kişisel ilgi, istek, işin sağladığı kişisel tatmindir. Bu tür kişiler için yapılan iş kendi başına bir motivasyon kaynağıdır. Çalışmayı güdüleyen  bir dış etken yoktur ve kişi çalışmaktan, özellikle de zorlu işleri başarmaktan zevk alır; çalışmak ve mücadele etmek kendi başına bir ödüldür.

 Çalışanların öncelikli beklentisinin "para" olmayışı, parasal ödüllere gerek olmadığı anlamına gelmez tabii. Kâr eden, yüksek ahlak değerlerine sahip bir kurumun, çalışanlarının daha iyi çalışma ve yaşama koşullarına sahip olmasını sağlamak görevidir ve bu aynı zamanda kendi yararınadır. Ancak ücret, ikramiye, yan ödemeler çalışanları çalışmaya süreli olarak teşvik eden, çalışma istekliliğini artıran etkenler değildir. Dış motivasyon öğeleri, çalışanın iç motivasyonunu bir süre için etkiler, memnuniyet duygusu yaratır, ancak bir süre sonra motivasyon eski düzeyine geri döner.

 YETERLİLİK DUYGUSUNUN ATEŞLEYİCİ GÜCÜ

İnsanlar davranışlarıyla arzu ettikleri sonuçları elde edebileceklerine ve istemedikleri sonuçları da engelleyebileceklerine inanırlarsa, onları hiçbir şey tutamaz.

Kişi karşısına çıkabilecek işi yapabilecek yeterlilikte olduğuna inanırsa, bu inanç, hedeflerini ve beklentilerini de etkiler ve iç motivasyonu artırır. Kişinin seçtiği hedef, bu hedefe ulaşmak için göstereceği çaba ve zorluklar karşısında yılmaması, büyük ölçüde yeterlilik duygusu tarafından belirlenir.

Yeterlilik duygusu, seçilen mesleği ve iş alanını ve bu yönde kendini geliştirmek için gösterilen çabayı da belirler. Kişi başarabileceğine inandığı alanlara kendini hazırlar, yaratıcı ve yeni fikirler geliştirir, meraklı ve araştırıcıdır.Yeterlilik duygusu yüksek olan kişiler, çabaları sonucunda iyi performans gösterebileceklerine ve iyi sonuç alacaklarına inanırlar. Bu inanç da onların işlerine daha fazla ve şevkle sarılmalarına, başka bir değişle yüksek motivasyonla çalışmalarına neden olur. Araştırmalarda bilgi ve becerileri eşit düzeyde olan çalışanlardan, daha iyisini yapabileceğine inananların daha yüksek performans gösterdiğini ortaya koymuştur. Performans, yeterlilikle motivasyonun bir sonucudur. Bu durumu bir denklemle ifade edersek; 

İş performansı=f (yeterlilik) (motivasyon)

İşle ilgili yeterlilik duygusu çalışanların stres düzeylerini ve bedensel sağlıklarını etkiler. Düşük yeterlilik duygusuna sahip çalışanlar iş yükünün altında ezilirken, yüksek yeterlilik duygusuna sahip çalışanlar iş yükünden yüksünmezler.

Yeterlilik duygusu yüksek kişiler, zorlukların üstesinden gelebileceklerine inandıkları için iyimserdirler. Dünyaya iyimser bir açıyla bakabilen kişilerin, iş yaşamlarında daha başarılı oldukları ve herhangi bir başarısızlığa uğradıklarında, bu başarısızlığı doğuştan sahip oldukları kendi zayıflıkları yerine, değiştirilebilecek özelliklere ya da  çevresel faktörlere bağladıkları gözlenmiştir. Dolayısıyla iyimser insanların iç motivasyonu yüksek, kötümserlerin ise düşüktür.

İşinde yeterlilik kazanmak için kendini geliştirmek, çalışanın kendi çabalarıyla çözmesi gereken bir durumdur.İşten zevk almak için çalıştığı kurumdan bir şeyler bekleyen çalışanlar;dış kontrole bağımlı, olumsuz bir bakış açısına sahip, sorumluluktan kaçan, kurban rolü oynamayı yeğleyen kişilerdir.

İşletme açısından da, motivasyon sorununu aşan aşamayan kişiler, kurum için külfettir.

Motivasyonu düşük kişiler genellikle eleştiri, sadece kendilerine yönelik çözümler üretirler.Olumsuz duygular bulaşıcıdır ve diğer çalışanları etkilemesine izin verilmemelidir.

ÇALIŞANLARINI MOTİVE EDEN BİR KURUMUN ÖZELLİKLERİ

Çalışanların motivasyonu, kişilerin sahip olduğu ihtiyaçlar ile kurumun çalışana sağladığı teşvik ve imkanlar arasındaki dengenin kurulmasına bağlıdır. Bu, öznel bir süreç olduğu için, kişinin “teşvik ve imkanları” nasıl algıladığı önem kazanır.Bir kişi için “iyi” olan bir maaş bir başkası için “ihtiyaçlarını giderecek kadar olabilir.

Kişiler arasındaki bu algı farkı, çalışanların işe yönelik tavırlarının belirleyicisidir. Burada  yöneticilere çok zor bir görev düşmektedir. Düşük motivasyonlu kişiler sahip oldukları gerçek performansı gösteremedikleri gibi, ekiplerindeki diğer arkadaşlarının motivasyon düzeylerini de olumsuz yönde etkileyebilirler.Böyle bir durumda yöneticiler, düşük motivasyonlu kişilerle özel olarak ilgilenmelidirler.

Çalışanlarının motivasyonunu söndürmeyen ve aksine, besleyen kurumlar şu özelliklere sahiptir:

1)     Açık ve net bir vizyon: Kurumun geleceğe yönelik stratejik plan ve hedefleri konusunda, çalışanlar açık bilgiye sahip olmalıdır.

2)     Çalışanlar tarafından benimsenen değerler: Kurum içinde işlerin nasıl yürütüleceği hakkında yol gösteren, doğruyu yanlıştan ayırmayı kolaylaştıran değerlerin varlığı,çalışanları isteklendirir.

3)     Çalışanlara ve katkılarına saygı: Çalışanlara,kurum için önemli katkılarda bulunma fırsatı tanımak, onların sorumluluk ve çalışma isteklerini arttırır.

4)     İşin özelliklerine uygun çalışanlar: Duygusal olgunluğu yeterli olmayan, kendisi ve kurumla ilgili farkındalık geliştiremeyen kişiler, yeni iş becerileri kazanmakta ve yetkinliklerini geliştirmekte zorluk çıkarırlar, ne kadar eğitimli ve zeki olurlarsa olsunlar, yarardan çok zarar getirirler.

5)     Çalışanların gurur duydukları kurum itibarı: Çalışanların içinde bulunmaktan memnun oldukları bir ortam, sektördeki itibarı ve başarılarıyla çalışanlara gurur veren bir kurum, çalışma heyecanını artırır.

6)      Çalışanlara örnek olacak yönetici tavırları: Yöneticinin tutumu şeflere örnek olur, şeflerin tavrı ise çalışanlara yansır. Kurumda olumlu bir hava, çalışanlar arasında rekabetin yanı sıra dostça bir ilişki, liderlik niteliğine sahip bir yönetici tarafından sağlanabilir.

 

“İŞ VE KURUM MERKEZLİ “ ÇALIŞANLARA SAHİP OLMAK İÇİN.

Çalışan kişinin motivasyonunu destekleyici önlemleri almak yerine, motivasyonu ödüllerle yükseltmeye çalışmak, bir kurum için ciddi bir tuzaktır. Dış motivasyon araçları bir süre için çalışanları harekete geçirir, kısa bir süre sonra kazanılmış bir hakka dönüşür, etkisini kaybeder.  

Geçici olarak yükselen heyecan söner, performans önceki düzeyine iner. Motivasyonu yeniden canlandırmak için yeni bir ödül gerekir. Böyle bir kısır döngüye giren kurumlar, sonunda başarı yönelimi yüksek, üstün yetkinliklere sahip en değerli çalışanlarını yitirmek ve “tortu” olarak nitelendirilebilecek bir kadroyla yetinmek zorunda kalınır.

Kurumun amaçlarına ulaşmasıyla ilgili sorumluluk duyan çalışanlara sahip olabilmek için; 

  • Çalışanlardan hangi sonuçların beklendiği açık olarak belirtilmeli,
  • Uygun teşvik ve ödüllendirme sistemleri sunulmalı,
  • İşle ilgili beklenen sonuçları alabilecek bilgi ve becerilere sahip olmaları desteklenmeli,
  • Olgunluk düzeyini geliştirecek programlara katılmaları sağlanmalı,
  • Olumsuz tavır içinde olan ve bulundukları kurumu sürekli eleştirenler kurumdan uzaklaştırılarak, diğer insanları da olumsuz yönde etkilemeleri önlenmelidir.

SONUÇ

Motivasyonun; kişiden, kurumdan, yöneticiden ve süreçten kaynaklanan karmaşık yönleri vardır. Bu sebeple bir motivasyon problemini teşhis ederken, olaya bu geniş perspektiften bakmak gerekir. Böyle bir bakışı benimseyen, aşlarını pişirecek gönüllülere sahip olan kurumlar, baş ve karın ağrısı nedir bilmezler. Başarılı yöneticiler, insanların “söylemediklerini işitebilen” olgun, moda deyimiyle, duygusal zekası yüksek yöneticilerdir.  

     ACAR BALTAŞ

  Rtn. Hakan Eyican 

  

  

          SİZLER’DEN

 


Eski çiftlik evini restore etmek için tuttuğum marangoz, işteki ilk gününü zorlukla tamamlamıştı.

Arabasının patlayan lastiği işe bir saat geç gelmesine neden olmuş,elektrikli testeresi iflas etmiş ve şimdi de eski püskü kamyoneti çalışmayı reddetmişti.

Onu evine götürürken yanımda adeta bir taş gibi oturuyordu.

Evine ulaştığımızda beni, ailesiyle tanışmam için davet etti. Eve doğru
yürürken küçük bir ağacın önünde kısa bir süre durdu, dalların uçlarına her
iki eliyle dokundu.

Kapı açıldığında; adam şaşırtıcı bir şekilde değişti. Yanık yüzü tebessümle
kaplandı, iki küçük çocuğunu kucakladı ve eşine kocaman bir öpücük verdi.
Daha sonra beni arabaya yolcu etmeye geldiğinde; ağacın yanından geçerken
merakım daha da arttı ve ona eve giderken gördüğüm olayı sordum.


O, benim dert ağacım dedi. Elimde olmadan işimde bazı sorunlar çıkıyor, ama
şundan eminim ki o sorunlar, evime, eşime ve çocuklarıma ait değil. Bunun
için bu sorunları her akşam eve girerken o ağaca asıyorum. Sabahları tekrar
onları oradan alıyorum. Ama komik olan ne biliyor musunuz? Ertesi sabah
onları almaya gittiğimde, astığım kadar çok olmadıklarını görüyorum.


Yazarı Bilinmiyor

Rtn.Yaşar SÜZEN ’den 

 

 

   

ADAM OLMAK

Çevrende herkes şaşırsa bunu da senden bilse
Sen aklı başında kalabilirsen eğer
Herkes senden kuşku duyarken hem kuşkuya yer bırakır
Hem kendine güvenirsen eğer
Bekleyebilirsen usanmadan
Yalanla karşılık vermeyebilirsen yalana
Kendini bilge sanmadan
kin tutmayabilirsen kin tutana

Düşlere kapılmadan düş kurabilir
Yolunu saptırmadan düşünebilirsen eğer
Ne kazandım diye sevinir , ne kaybettim diye yerinir
İkisine de vermeyebilirsen değer
Söylediğin gerçeği eğip büken düzenbaz
Kandırabilir diye safları dert edinmezsen
Ömür verdiğin işler bozulsa da yılmaz
Koyulabilirsen işe yeniden

Döküp ortaya varını yoğunu
Bir yazı-turada yitirsen bile
Yitirdiklerini dolamaksızın dile
Baştan tutabilirsen yolunu
Yüreğine sinirine dayan diyecek
Direncinden başka bir şeyin kalmasa da
Herkesin bırakıp gittiği noktada
Sen dayanabilirsen tek
Herkesle düşüp kalkar erdemli kalabilirsen

Unutmayabilirsen halkı krallarla gezerken
Dost da düşman da incitemezse seni
Ne küçümser ne de büyültürsen çevreni
Her saatin her dakkasına
Emeğini katarsan hakçasına
Her şeyiyle dünya önüne serilir
Üstelik oğlum, adam oldun demektir.

Rudyard KIPLING

Bu güzel şiiri çiçeği burnunda Rotaract’larımızdan Nazik Erdoğan göndermiş bize. Kendisine çok teşekkür ediyor ve bundan sonra da bültene katkılarının devamını bekliyoruz.

Bülten komitesi.

 

 

          SEVGİLİ ROTARACT’LARIMIZDAN  !

  

KİTAP KÖŞESİ

MUTLULUK - ZÜLFÜ LİVANELİ

Günümüz Türkiye'sinin içinden bıçak gibi geçen bu romanda üç kişiyle

tanışıyoruz.

Van gölü kıyısındaki kasabada, tecavüze uğramış olan on yedi yaşındaki Meryem, evlerinin 'izbe'denilen ambarına kilitlenmiş durumda yazgısını düşünmektedir.

İstanbul'un tanınmış profesörlerinden Harvard mezunu ve varlıklı İrfan Kurudal, Boğaz'a bakan evinde yaşamını kökten değiştirme planları yapmaktadır.    Cemal ise Gabar dağlarında PKK takibinde, ateş altındadır.

Yaşam bu üç kişinin yolunu garip bir rastlantıyla birleştirir ve birbirlerinin ruh fırtınalarını daha yakından tanırlar.

Mutluluk, hem bir dönem romanı; hem kentiyle kasabasıyla, İstanbul'u ve Ege'siyle bugünkü Türkiye'nin tanığı, hem de anlattığı kişilerin psikolojik derinliklerine ulaşan bir başyapıt.

Meryem', İrfan'ı ve Cemal'i hiçbir zaman unutamayacaksınız.

 

''Zülfü Livaneli, üçüncü romanı olan MUTLULUK'ta hem kadim, hem güncel

olan bir konuyu ustalıkla ve nefes kesici bir sürükleyicilikle işliyor.

Livaneli'nin cesaretle ve derinlemesine ele aldığı bu roman, bir Shakespeare

trajedisi yoğunluğunda...'' YAŞAR KEMAL

 

''Amerikalı, Avrupa'lı ve Latin Amerikalı büyük ustaların yazmış olmaktan gurur duyacakları bir mitik şiir örneği...'' TALAT HALMAN

  

Rotaract sevgi ve saygılarımızla...    
Rtc. Ecz. Özlem M. Çakır (Çölkesen)
 

 

 

Sevgili dostlarım,

Bülten hazırlamak için her hafta yoğun bir emek çekiliyor.
Acaba amacına ulaşılıyor mu?
Dostlarımız bülteni okuyorlar mı ?
Bizler bu sorulara cevap bulmakta zorlanıyoruz. Çünkü bazı dostlarımızın mail adreslerini hiç kontrol etmediklerini biliyoruz. Bazı dostlarımızın bizim bülten hazırladığımızdan haberleri dahi olmadığını tahmin ediyoruz.
Ancak biz, bize destek veren veya en azından moral veren dostlarımızın desteğiyle görevimizi tamamlayacağız. Unutulmaması gereken husus ise hazırladığımız bültenin kulübümüzün dışarıya yansıyan yüzü olmasıdır. Bu yüzün devamlı gülümsemesi veya bazen asık suratlı olması kısmen sizlerin elinde olduğunu bir kez daha hatırlatıyoruz..

Sevgi ve saygılarımızla...
Bülten Komitesi