![]() |
![]() |
Adres
:Sinan Mah. Arık Cad. No:35/4 Gerçek Apt.Kat:1 Antalya Dönem: 2003-2004
Sayı :
37 |
| 2003-2004
Dönem Başkanı Aytaç KÜÇÜKÜNAL As Başkan Havva İşkan IŞIK Sekreter Salih PEKER Sayman Ege ALTAY Üye Yavuz CANÖZ |
Meslek
Hizmetleri Ana Komite Başkanı Ahmet FIĞLACI Toplum Hizmetleri Ana Komite Başkanı M.Oktay YİĞİTBAŞI Gençlik Hizmetleri Ana Komite Başkanı Melike YÜCEL Uluslar Arası Hizmetler ve Rotary Vakfı Ana Komite Başkanı Levent İÇEL |
2003-2004
Dönem UR Başkanı Jonathan B. MAJIYAGBE 2003-2004 Dönem UR 2430. Bolge Guvernörü Yılmaz ÖNEL 2003-2004 Dönem X. Grup Guvernör Yardımcısı Osman BERBEROĞLU |
| G E Ç E N H A F T A |
SHERATON VOYAGER 22.04.2004 - 1331/37 |
|||||
| Toplam Üye |
54 + 12 |
|
KONUŞMACI | GÜNSELİ ORAL | ||
| Katılan Üye |
31 + 04 |
KONU | Bilişsel Süreçlerde Cinsiyet Farklılıkları | |||
|
Katılım |
% 58 |
KONUKLAR | ||||
| TELAFİ KARTI | BURCU DİLEK | ANTALYA ROTARACT KULÜBÜ | ||||
| SERHAN GÜLLÜPINAR | | |||||
| MAZERET BİLDİRENLER | HOLDWİLL WEBER | ALMANYA-DUNHILL | ||||
| YAVUZ CANÖZ | ANTALYA DIŞI | TOM HASBARGER | VENTURA CALIFORNİA | |||
| YALÇIN GÖKHAN | İSTANBUL TOPKAPI | |||||
|
|
|
|
|
|||
|
TOPLANTI NOTLARI
Bu haftaki konuğumuz kendimizden birisi sevgili Günseli Oral dı. Bilişsel Süreçlerde Cinsiyet Farklılıkları konusunda aşağıdaki konuşmasını gerçekleştirdi.
Önceki yıllarda bilişsel süreçlerdeki cinsiyet farklılıkları pek çok sosyal bilimci tarafından bireyin sosyalleşme sürecinde sosyal uyaranlardaki eşitsizliklerle açıklanırdı. Ancak günümüzde kadın ve erkek düşünme ya da öğrenme süreçlerinde gerçek biyolojik farklılıklar olduğu ortaya çıkarılmıştır. Bu farklılıkları bazı başlıklar altında toplamak mümkündür:
Uzamsal (ya da üç boyutlu düşünmeyi içeren) becerilerde kadın- erkek ayrımı oldukça yoğun biçimde karşımıza çıkmaktadır. Özellikle nişan alma (silah, dart ya da top fırlatma gibi) davranışında erkeklerin bariz bir üstünlüğü söz konusudur. Kadınlarda ise hedef ve nişan alma becerileri erkekler kadar iyi değildir. Ayrıca homoseksüel erkeklerde de nişan alma becerileri kadınlardaki gibidir. Kız ve erkek çocuklarına bakıldığında, henüz 3 yaşında bile bu becerinin cinsiyetler arasında anlamlı fark oluşturduğunu görebilmekteyiz.
Matematik oldukça karmaşık becerileri içeren bir alan olmasına karşın, farklı kültür ve zamanlarda yapılan araştırmalar hep benzer bulgular ortaya çıkarmıştır: Erkekler matematiksel kavramlarda, kuramların uygulanmasında, kavramsal düşünme yüksek performans gösterirken, kadınlar matematiksel hesaplamalarda yüksek performans sergilemektedirler. Matematik becerilerinde kadın-erkek farklılıkları özellikle beyaz ırkta görülmekle beraber, sarı ve siyah ırkta azalmaktadır. Matematik becerilerindeki bu fark bir cinsin diğerine üstün olup olmaması ile değil, kız ve erkek çocukların matematiksel düşünmeyi öğrenmelerinde farklı yol ve yöntemlerin kullanılması gerektiği ile sonuçlanabilir. Günümüzde bazı gelişmiş ülkelerde kız ve erkeklerin matematik öğreniminde farklı yöntemler kullandıklarına dikkat çekilmektedir. Erkekler tümden gelirken (bir kuramı algılayıp sonra somuta indirgeme), kızlar tüme varmaktadırlar (somut gerçeklerden kuram oluşturma). Bu nedenle, Batıdaki bazı araştırmalar matematiksel düşünmeyi içeren tüm derslerde kız ve erkeklerin aynı konuları farklı öğrenme ortamlarında, kendi bilişsel yöntemlerine uygun biçimde öğretilmesi gerektiğini savunmaktadırlar.
Algı konusunda, kadınların dış uyaranlara erkeklere göre çok daha hassas oldukları bulunmuştur. Henüz birkaç günlük olsa da, kız bebeklerin diğer bebeklerin ağlamalarından erkeklere göre daha çok etkilendikleri ve rahatsız oldukları gözlenmiştir. Görsel algı konusunda, erkeklerin hayali çevirme yapmada (hayali bir nesnenin üç boyutlu görüntüsünü zihinde doğru olarak çevirebilme) daha iyi olduklar, buna rağmen kadınların periferik (kenar) algılarının, derinlik ve mesafe algılarının daha üstün olduğu bulunmuştur. Bu nedenle yüzü dönük olmasa da, bir kadının etrafındaki erkeklerin hareketlerini fark edebilmesi kolaydır. Bununla beraber, algı hızı kadınlarda erkeklere göre daha yüksektir. Son olarak, kadınların yüz ve beden ifadelerini okumada erkeklerden bariz derecede daha üstün olduklarını söylemek gerekir. Bu nedenle beylerin eşlerinden bir şey saklamaları çoğu kez mümkün olamamaktadır.
Çoğu kimsenin zannettiğinin aksine, yetişkin kadınlarla erkeklerin sözcük dağarcıkları arasında fark bulunmaz. Her iki cinsiyet de bu konuda birbirine eşittir. Ancak, kadınların sözel belleklerinin erkeklere göre daha üstün olduğuna dair araştırma bulguları bulunmaktadır. Ayrıca kadınların sözel akıcılık ve ifade akıcılıklarının erkeklerden daha iyi olduğu da ortaya çıkarılmıştır.
Sonuç olarak, kadın ve erkeklerin zihin süreçlerinde cinsiyet farklılıkları olduğunu ve bu farklılıkların bir çoğunun yetiştirilme tarzı ya da kültürel etkenlerden ziyade net biyolojik farklılıklardan kaynaklandığını söyleyebiliriz. Önemli olan nokta, eğitim süreçlerinde kız ve erkek çocukların sahip oldukları potansiyeli en verimli biçimde değerlendirecek yöntem ve tekniklerin oluşturulması, aile ve öğretmenlerin bu farklılıklardan haberdar edilmeleridir. |
||||||
|
B U H A F T A |
SHERATON VOYAGER 29.04.2004-1332/38 |
|||||
|
|
KONUŞMACI |
MEHMET KÖRK Antbirlik Gn. Md. |
MÖNÜ |
|||
| KONU | ANTBİRLİK |
Günün mönüsü |
||||
|
DOĞUM GÜNLERİ |
EVLENME YILDÖNÜMLERİ |
|||||
04.05.2004 |
DENİZ ŞENCAN ( HÜLAGU ŞENCAN EŞİ) |
29.04.2004 |
SERPİL- AYTAÇ KÜÇÜKÜNAL |
|||
|
|
|
01.05.2004 |
VOLKAN- CANSEL TUNCER |
|||
|
BAŞSAĞLIĞI Değerli üyemiz Sayın İzzet Uzunun babası Sayın İsmail Uzun 22.04.2004 tarihinde hakkın rahmetine kavuşmuştur. Allah'tan rahmet diliyor, ailesine, dostlarına, kendisini sevenlere ve Rotary Ailesine başsağlığı diliyoruz.
|
|
BAŞSAĞLIĞI Değerli üyemiz Sayın İbrahim Şencanın ablası 22.04.2004 tarihinde hakkın rahmetine kavuşmuştur. Allah'tan rahmet diliyor, ailesine, dostlarına, kendisini sevenlere ve Rotary Ailesine başsağlığı diliyoruz.
|
|
GEÇMİŞ OLSUN Değerli üyemiz sevgili Güray Parlak ın kızı başarılı bir kalp ameliyatı olmuş. Geçmiş olsun diyor, acil şifalar diliyoruz.
|
|
DUYURULAR
1- Geçmiş dönem başkanlarımızdan Yaşar Süzen 01.04.2004 tarihinden itibaren kulübümüzden istifa etmiştir. Kendisine bundan sonraki yaşamında başarılar dileriz. 2- 2003 2004 dönemi Guvernör devir teslim töreni 26.06.2004 tarihinde Ankara Sheraton Oteli nde yapılacaktı. O tarihte George Bush ekibinin Nato toplantıları nedeniyle tüm oteller dolu olduğu için devir teslim töreni 30.06.2004 tarihine ertelenmiştir. 3- Diyarbakır Celal Güzelses ilköğretim Okulu ndan bir talep var. İmkansızlıklar nedeniyle okul kütüphanelerinde kitap yokmuş. Bizlerden kitap yardımında bulunmamızı rica ediyorlar. 4- Kulüp ofisimiz satılmıştır. Ancak yeni alınacak yer belirlenmediği için teslimatı yapılmamıştır. 120 m2. den az olmayacak yeni bir ofis yerinin ayarlanabilmesi için tüm üyelerimizin yardımlarını rica ediyoruz. 5- Geleneksel hale getirdiğimiz bir bahar şenliğimiz var. 16. 05.2004 Pazar günü sevgili Rtn. İbrahim Şencan ın tesislerinde herkesin katılımını bekliyoruz.
|
|
MART AYI DEVAM RAPORU |
|
%100 DEVAM EDEN ÜYELER
% 66 DEVAM EDEN ÜYELER
|
|
GENEL TOPLAMDA %100 DEVAM EDENLER
|
|
· %100 DEVAM EDEN DEVAMDAN MUAF ÜYELER
|
|
|
|
OCAKBAŞI TOPLANTISI RAPORU
Ev Sahibi : Rtn.Hakan Postacılar ve Eşi Tarih: 20.04.2004
1. Toplantıya,'Ocakbaşı Toplantı Tablosu' nda yer alanlardan Rtn. Süleyman ÇEVİK, Rtn. Ege ALTAY, Rtn. Turhan SÖZEN ve eşleri katılmışlar, Rtn.Muharrem KARATAŞ ve eşi katılmamıştır. Ev sahibinin davetine binaen Rtn.Göksel KUMSAL ve eşi de ayrıca toplantıya katılmışlardır.
2.Toplantıda görüşülmesi istenen konunun ; ' 2004- 2005 dönemi başlarken yeni dönemde yapılması istenilen projeler hakkında katılımcıların görüş ve önerileri ' şeklinde belirlenmiş olduğu malumlarıdır.Toplantı sorumlusu , katılımcıların görüş ve önerilerini bildirmeleri için konuyu görüşmeye açtı. Rtn. Turhan SÖZEN ilk sözü alarak; 'her hangi bir dönemde Kulüp Başkanlığını yürütecek kulüp üyesi arkadaşımız daha 2-3 yıl önceden belli olmaktadır. O arkadaşımız, döneminde yapacağı işlerle ilgili projelerini bu güne kadar çoktan hazırlamış olmalıdır. Döneminin başlamasına sadece 1-2 ay kala, bu konuda kulüp üyelerinden görüş ve öneri toplanması, kendisinin böyle bir hazırlık yapmadığı yorumlarına yol açabilir. Oysa 2004-2005 döneminde kulübümüzün başkanlığını yapacak değerli üyemizin projelerinin hazır olduğundan ben şahsen eminim .O nedenle böyle bir konunun bu toplantıda görüşülmesi uygun değildir.'şeklinde görüş bildirmiştir. Diğer katılımcılar da bu görüşe aksi bir görüş bildirmemiş olmakla Rtn.Turhan SÖZEN 'in görüşüne dolaylı olarak katılmışlardır.
3.Rtn.Turhan SÖZEN ayrıca , gelecek dönemlerde görev yapacak kulüp başkanlarının , sekreterlerin ,saymanların ve diğer yönetim kurulu üyelerinin belirlenmesinde objektif bir kriterin gözetilmediği , dar kadrolar tarafından subjektif değerlendirmelerle belirlemeler yapıldığı, bunun da tabiatıyla hoşnutsuzluklara sebep olduğu şeklindeki görüşünü de diğer katılımcılarla paylaşmıştır.
4.Ev sahibi Rtn.Hakan POSTACILAR ve değerli eşinin zarif ev sahiplikleri ve zengin bir ikram menüsü ile yapılan toplantı misafirlerin saat 20.45 sularında gelmeleri ile başlamış saat 23.30 sularında da sona ermiştir.
ANTALYA 20.04.2004
Rtn.Süleyman Çevik Toplantı Sorumlusu
|
|
HUZURLU OLMAK İÇİN 100 ÖNERİ 3
41. Sırf gırgır olsun diye, size yöneltilen eleştiriyi kabul edin. Göreceksiniz canınız yanmayacak. 42. Kendi görüşlerinizden tamamen farklı makale ve kitaplar okuyun ve bir şeyler öğrenmeye çalışın. 43. Zihninizi sessizleştirin. 44. Birisi size topu atarsa, bunu tutmak zorunda değilsiniz. 45. Olumsuz düşüncelerinize yüz vermemeye çalışın. 46. Öfkeniz kabarmaya başladığı zaman ona kadar sayın. 47. Sorunlarınızı öğretmeniniz olarak görün. 48. Biraz yüzünüz gülsün. 49. Bu da geçer. 50. Gevşeyin! 51. Bugününüzü son gününüzmüş gibi yaşayın. Öyle olabilir. 52. İç dünyanız için zaman ayırın. 53. Olağan şeylerdeki olağanüstülüğü arayın. 54. Kendi işinize bakın, kendinizi başkasının yerine koymayın. 55. Hayatı olduğu gibi kabul edin. 56. Yüreğinizin sezgisine güvenin. 57. Bırakın çoğu zaman başkaları haklı olsun. 58. Daha sabırlı olun. 59. Kendi cenazenize katıldığınızı farz edin. 60. Önce karşınızdaki kişiyi anlamayı hedefleyin.
|
|
VER ORADAN 6 ŞAPKAMünir Arıkan (NLP Trainer, Düşünce koçu)
Yaşamınızla ilgili önemli bir anı nasıl yaşarsınız? Önemli bir toplantıda neye göre konuşursunuz? Hayati bir kararı nasıl alırsınız? Neye göre düşünür, neye göre karar verir ve neye göre bir kararınızı bekletirsiniz?
Hiç önemli bir toplantıda, işkembeden atan sözde uzmanları dinlemek zorunda kaldınız mı? Canınız sıkıldı mı hiç? Yahu bu kadar da olmaz ki dedirten bir olaya istemeye istemeye şahit oldunuz mu hiç?
Sahi insanlar, konuşuyor, anlaşıyor, anlaşmasa da anlaşıyor gibi görünerek türlü kararlar alıyor. Ne türlü kararsızlıklar yaşadıklarını bilemiyoruz hiç kimsenin. Ama sonuçta bir karar veriyorlar. Çok ama çok önemli bir karar verip, sonra kararınızdan döndüğünüz oldu mu? Pişman olduğunuz bir fikriniz? O toplantıda ateşli bir şekilde savunmanıza rağmen, toplantıdan çıktığınızda vazgeçtiğiniz bir fikriniz?
Evet. Düşünüyoruz düşünmesine ama biz düşünürken, düşüncelerimize yön verecek, kılavuzluk edecek bir sistematik var mı acaba? Düşünüyoruz. Bu kesin. Ama bir düşünce mihengi var mı elimizde? Konuşuyoruz. Doğru. Ama bir konuşma stratejisi var mı acaba bildiğimiz? Toplanıyoruz. Hem de sayısız kereler. Bu şirket toplanmaktan bihal oldu dedirten toplantılara katılıyoruz. Peki bir toplantı yol haritası var mı uyguladığımız?
Karşımızdakini dinlerken bile, onu susturma yolları arıyoruz. Adı üstünde işte. Karşımızdaki. Yani bize karşı olan. Susturulması gereken. Gerçi konuşması sırasında 7.65lik ağzına, susturucu takmasını beceremeyen dostlar da yok değil hani, ama onları başka bir zaman anlatırım.
Dünyaca ünlü yönetim gurusu, Uluslararası Yaratıcılık Forumu ve Kavramsal Araştırmalar Vakfının Kurucusu Edward De Bono, düşünceyi kendi kendini düzenleyen bir bilgi sistemi olarak ele alır. Yani temelde bir bilgi ve o bilgiyi çalıştıran bir sistemden bahsediyorum. Kendisine uluslararası ün kazandıran 6 Şapkalı Düşünce Tekniği isimli kitabında, kişiliğimizi değiştirmeden de yaratıcı bir şekilde farklı düşünme tarzlarını deneyebileceğimizi ve hatta savunabileceğimizi anlatır.
Gerektiğinde herkesin kendine ait olan şapkayı (kolaylıkla) çıkartıp, bir başka şapkayı takabilmesini sağlayan bu öğretide 6 değişik renkte 6 şapka vardır. Gerçek hayatta, her şapka onu takana farklı karakterler kazandırır ama bu yöntemde onu takıp çıkartmak, hem de kolayca değiştirebilmek kendi elimizdedir. Dolayısı ile şapkalar karakterinizi değil, o andaki düşüncelerinizi temsil eder.
Bu öğretinin en zevkli yanlarından birisi de, uygulayıcılarına özgür ama bilinçli bir şekilde rol yapma imkanı tanımasıdır. Amaç tüm toplantı ve düşünce seansı sürecinde dikkatleri maksimum düzeyde tutmak ve oyunun kurallarına göre yönlendirebilmektir. Pavlov Deneyini hatırlarsınız. Her yemek verildiğinde zil sesi ile uyarılan köpek, yemek gördüğünde salya üretmektedir. Ve bir müddet sonra yemek verilmeden sadece zil sesini duyan köpek yine aynı tepkiyi vermeye başlar. Salya üretir. Burada da amaç başınıza taktığınız şapkalarla beyindeki kimyasal temeli değiştirmektir. Çünkü siyah şapkayı taktığınız anda kendinizi o siyahlığın karamsar düşünce tarzına şartlıyorsunuz. Bu şartlanma istekli ve gönüllü bir şartlanma olduğu için, kuralları belli bir oyunu oynamanın keyif ve heyecanını yaşarsınız, bu yöntemi uygulamakla. Üstelik insanlara bu olumsuz fikirlerden kurtulmanı istiyorum veya şu duygusal fikirlerinden vazgeçmeni bekliyorum gibi kırılgan laflar etmek yerine, şimdi sarı şapkayı takmanı istiyorum demekle daha eğlenceli bir ortam yaratabilirsiniz. Sadece sıra dışı düşünme yeteneği açısından değil, toplantı yapabilme ve yapılan toplantılardan sonuç alabilmemize de yarayan bu tekniği, evde, işte, okulda kolayca uygulayabilirsiniz. İşyerinde veya okulda 6 değişik renkte şapka alarak bu uygulamaya başlayabilirsiniz. Yapacağınız bir toplantı öncesinde konu ile ilgili katılımcıları bilgilendirmeniz gerekir. Herkes sadece bir şapkanın, bir fikrin temsilcisi olmaktan çıkıp, değişik fikirler sergileyebilmelidir. İlk önce beyaz şapkalar takılır, herkesin beyaz şapka taktığı bir anda, konuşulması gereken şey sadece bu konuda ihtiyacımız olan bilgidir. Bu rengi, bilgisayarı ilk açtığınızda ekranın beyazlığından veya mektup kağıdından hatırlayabilirsiniz. Bu aşamada konuşan herkes bize o anda gereken ve bilinen bilgileri verir. Tarafsız ve objektif bir şekilde. Objektif olgu ve rakamlarla tüm bilgiler net bir şekilde ortaya konur. Verilen bilgilerin kesinlik derecesi doğru bir biçimde belirlenmeli ve bu süreç daha iyiye doğru çabaladığımız bir yön olmalıdır. Tabii ki konuşma sadece bilgi üzerinde olunca, düşünce de sadece ona yönelik, yani bilgiye odaklanmış bir şekilde gerçekleştirilir. Sıra bilgide iken bilgi konuşulur. Önsezi, sezgi ve deneyime dayanan yargı, duygu, izlenim ve kişisel görüş gibi değerli şeyler devre dışıdır, bu aşamada.
Daha sonra sıra, kırmızı şapkaya gelir. Bu şapkayı taktığınızda, duygular ve önsezilerinizin ortaya konma anı gelmiştir. Çıkıp gayet hisli bir konuşma yaparak insanları ağlatabilirsiniz. Çünkü bu şapka, öfke, tutku ve duyguların konuştuğu, tüm olaylara duygusal bir bakış açısıyla bakıldığı bir aşamadır. Önsezileriniz ve sezgileriniz burada hayat bulur. Dolayısı ile gerekçe göstermeye veya konuşmalarınızı herhangi bir temele dayandırma gereksinimi yoktur. Bana göre, hislerime göre böyle der ve konuşmanızı tamamlarsınız.
Ve sıra olumsuzlukların ortaya konduğu siyah şapkaya geldiğinde, yargının ve bir nevi şeytanın avukatlığının yapıldığı ve o işin neden olamayacağının ispat edildiği an gelmiş demektir. Şapkanız siyah iken mümkün olduğunca en provokatif bir şekilde o işin neden olamayacağı ispat etmeye çalışmalısınız. Ancak neden olamayacağını görürken, mantıksal bir olumsuzluk nedeni öne sürmeniz gereklidir. Siyah şapka karamsar ve olumsuzdur ama asla duygusal değildir. Hakimlerin duygusal olarak davrandığını bir düşünsenize Baştan bu fikir sizin kendi fikriniz bile olsa, siyah şapka sırası geldi mi, kendi fikrinizi bile çürütecek tezleri özgürce savunabilmelisiniz. Zaten bunu yapmazsanız tek odaklı, tek gözlüklü bir yaklaşımla, değişik açılardan görme ve farklılıkları anlama zenginliğine kavuşamazsınız. Üstelik toplantılarda olumsuz düşünmenin çekiciliğini göz ardı etmemelisiniz. Zira olumsuzluk anında başarı sağlar. Ben bunun böyle olmadığını düşünüyorum yerine bakın bu böyle değili gösterdiğiniz anda görevinizi başarıyla yapmış olursunuz.
Bir sonraki aşamada sarı şapka takılır. Sarı güneş gibidir. Olayı aydınlatır ve olumludur. Hayat verir. Şimdi, iyimser bir şekilde, umutla ve olumlu düşünme vaktidir. Hayallerinizle değil, sağlam bir temel üzerinde yapıcı bir düşüncenin uygulandığı andır bu an. Ve o konu ile ilgili ihtimaller ve olumlu fikirler ortaya konur. Olabilecek en iyi senaryo, mantıklı ve pratik bir şekilde ifade edilir.
Ve yeşil şapka sırası geldiğinde, şu ana kadar düşünülen, konuşulan fikirlerle ilgili alternatifler ve yeni fikirlerin konuşulma vakti gelmiş demektir. Tıpkı topraktan fışkıran yeşil filizler gibi, yeni yeni fikirlerin mevsimidir şimdi. Bereket ve verimli büyümeye nispet edercesine yaratıcı fikirlerinizi, sorunlara yeni yaklaşım tarzlarıyla ortaya koyduğunuz an bu andır.
Ve son olarak mavi şapka herşeyin üstündeki gök mavisini çağrıştıran bir şekilde serinkanlılığı ifade eder. Mavi şapka düşünce sürecinin düzenlenmesini ve kontrolünü sağlar. Diğer şapkaların kullanımını ayarlar. Nasıl bir düşünce yolu seçmemiz gerektiğini düşündürür. Diğer 5 şapkanın hangisini takmamız gerektiğini söyleriz, mavi ile. Ve bu şapka bir orkestra şefi gibi tartışmaları bitiren ve yönlendirdiği kişilerin değişik sesleri ile müziği yaratan şapkadır. Çok sesliliğin uyumu ve ahengi orkestranın başarısıdır. Ve tabii ki bizim ve kurumumuzun da.
Kendimize ait vereceğimiz kararların hissiliğinden, tek taraflılığından, eksikliğinden ve yanlışlığından kurtulmak için mükemmel bir yöntem. Aynı konuda bile olsa 6 değişik şapka ve 6 değişik bakış açısı ile en mükemmel olan sonuca ulaşma şansı.
Eskiler at gözlüğü takmayın derlerdi. Bilirsiniz at gözlükleri, atın görüş açısını sadece önünü görebilecek şekilde kapatan kulak gibi kapaklara sahiptir.
At gibi dar görüşlü olmamak için söylenen bu sözü, De Bononun bu öğretisinde bir kez daha anlıyorum. Farklı bakış açıları ile bakabilmek, farklı farklı düşünebilmek erdemi, bize yaşam zenginliği sağlıyor. Zira herkes aynı şeyi düşünüyorsa, hiç kimse fazla bir şey düşünmüyor demektir diyor, Walter Lipmann. Ve 6 şapka bizi bu dar görüşlülükten ve hiçbir şey düşünmemekten kurtarıyor. Ve karşımızdaki anlayabilmek yolunda ilk adımı atmamızı sağlıyor. Neden olmaz yerine, nasıl olabiliri bulmamızı sağlıyor. Dünyada milyonların beynine nakış gibi işlenen De Bono öğretisinin sırrı da bu olsa gerek.
|
|
|
|
İŞİN KOMİK TARAFI
İŞİN KOMİK TARAFI
Düzenleyen: Rtc.Nazik Erdoğan
|
|
KİTAP KÖŞESİ İÇİNDEKİ DEVİ UYANDIR - ANTHONY ROBBİNS ''Hepimizin rüyaları vardır... Hepimiz ruhumuzun derinliklerinde, bizde özel birşeylerin olduğuna, dünyada bir fark yaratabileceğimize, insanlarla özel bir biçimde ilişki kurabileceğimize, yaşadığımız dünyayı daha iyi bir yer haline getirebileceğimize inanmak isteriz. Hayatımızın bir aşamasında, hepimizin içinde, arzu ettiğimiz ve hak ettiğimiz hayatın kalitesiyle ilgili bir vizyon mutlaka belirmiştir. Ama çoğumuz için o rüyalar gündelik koşturmanın ve kaygıların arasında öyle sislenmiştir ki, artık onlara ulaşabilmek için çaba göstermeyi bile kesmişizdir. Pek çok insan için, rüya artık silinmiştir ve onunla birlikte, kendi kaderimizi biçimlendirme irademiz de yok olmuştur. Kazanan kişi olabilmeyi getiren o güven duygusunu kaybetmiş pek çok kişi vardır. Benim hayatımın amacı, o rüyayı geri getirip gerçekleştirmek, her birimizin onu hatırlamasını ve kendi içinde uyumakta olan o sınırsız gücü uyandırmasını sağlamaktır.
|
|
Çok
sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın. Ve zaten genellikle o
daha az sever seni, senin onu sevdiğinden. Çok sevmezsen, çok acımazsın.
|
|
Sevgili Dostlar, Bu
hafta üzüntülerle dolu bir hafta oldu. Sevgili İzzet Uzun un babası ve
sevgili abimiz İbrahim Şencan ın ablası birer gün arayla vefat ettiler.Tekrar
başsağlığı diliyoruz.
Hepinize Sevgi ve Saygılar... |