![]() |
![]() |
Adres
:Sinan Mah. Arık Cad. No:35/4 Gerçek Apt.Kat:1 Antalya Dönem: 2003-2004
Sayı :
16 |
| 2003-2004
Dönem Başkanı Aytaç KÜÇÜKÜNAL As Başkan Havva İşkan IŞIK Sekreter Salih PEKER Sayman Ege ALTAY Üye Yavuz CANÖZ |
Meslek
Hizmetleri Ana Komite Başkanı Ahmet FIĞLACI Toplum Hizmetleri Ana Komite Başkanı M.Oktay YİĞİTBAŞI Gençlik Hizmetleri Ana Komite Başkanı Melike YÜCEL Uluslar Arası Hizmetler ve Rotary Vakfı Ana Komite Başkanı Levent İÇEL |
2003-2004
Dönem UR Başkanı Jonathan B. MAJIYAGBE 2003-2004 Dönem UR 2430. Bolge Guvernörü Yılmaz ÖNEL 2003-2004 Dönem X. Grup Guvernör Yardımcısı Osman BERBEROĞLU |
|
G E
Ç E N
H A
F T A |
Talya
Oteli 23.10.2003
- 1309/18
|
|||||
|
Toplam Üye |
49 + 12 |
|
KONUŞMACI
|
Olağanüstü Gn. Kurul |
||
|
Katılan Üye |
27 +02 |
KONU |
Kulüp Ofisi
|
|||
|
Katılım |
%55 |
KONUKLAR |
||||
MAZERET BİLDİRENLER
|
SERAP YAZICIOĞLU |
HÜKÜMET KOMİSERİ |
||||
|
YAVUZ CANÖZ |
ANTALYA DIŞI |
PHIL NEROOTSO |
PRESIDENT VİCTORIA,CANADA |
|||
|
SÜLEYMAN ÇİL |
“ “ |
FRED DURDAN |
PRESIDENT MISSISSAUGA,CANADA |
|||
|
İBRAHİM COŞAR |
“ “ |
|||||
|
AHMET FIĞLACI |
“
“ |
ÖZLEM ÇÖLKESEN |
ANTALYA ROTARACT KULÜBÜ |
|||
|
İZZET
UZUN |
“ “ |
|
|
|||
|
TOPLANTI GÜNLÜĞÜ BAŞKAN
AYTAÇ KÜÇÜKÜNAL:“Değerli Rotary Ailem ! Açlığı,
sefaleti, cehaleti ortadan kaldırmak, sağlıklı bir toplum yaratmak için
uzatalım ellerimizi diyerek 1309.nci toplantıyı açıyorum.” Bu
hafta toplantımız kulüp ofisi hakkında karar almak için olağanüstü
genel kurul olarak yapılacaktı. Ancak çoğunluk sağlanamadığı için
genel kurul haftaya ertelendi. Konuklarımızdan
birisi de hükümet komiseri idi. Ayrıca Kanada’dan iki kulüp başkanı
konuğumuz daha vardı. Yabancı konuklar bizlerle olmaktan
memnuniyetlerini belirten birer konuşma yaptılar. Başkan,
İbrahim Coşar’ ın boyun fıtığı olduğunu duyurarak kulüp adına
geçmiş olsun dileklerini bildirdi. Başkan
yeni üyelerle ilgili şunları iletti ; “Bildiğiniz
gibi 2 Ekim 2003 tarihinde
kulübümüze yapılan yeni üye başvuruları değerlendi, askıya çıkarıldı,
herhangibir itiraz olmadığı için adaylarımız kulübümüze kabul
edilmişlerdir. Bir aylık sürede de kayıt işlemleri yapılacaktır.” Katılımın
% 55’ lerde kaldığı bu haftaki toplantımız kısa sürdü. Ve Başkan
her zamanki sözleriyle toplantıyı sona erdirdi. Değerli
Rotary Ailem ! Açlığı,
sefaleti, cehaleti ortadan kaldırmak, sağlıklı bir toplum yaratmak için
uzatalım ellerimizi diyerek 1309.nci toplantıyı kapatıyorum.
Hepinize iyi tatiller diliyorum.” |
||||||
|
B
U
H A F
T A |
Talya Oteli - 30.10.2003 - 1310 / 19 |
||||
|
|
KONUŞMACI
|
Olağanüstü Gn. Kurul |
MÖNÜ
|
||
KONU
|
Kulüp Ofisi
|
Izgara Köfte,
salata, şekerpare |
|||
|
DOĞUM GÜNLERİ |
EVLENME YILDÖNÜMLERİ |
||||
|
01-11 |
MERAL
SÖZEN (Turhan Sözen
eşi) |
|
|||
|
04-11 |
MUSTAFA
YAPAN |
||||
|
05-11 |
TEOMAN SÜER
|
||||
|
ROTARY'DE YÜZDE YÜZ DEVAM KURALI Güçlü ve aktif bir Rotary kulübü olabilmek
için Rotary toplantılarında kesintisiz olarak devam etmek şarttır.
Rotaryenlerin devam konusuna verdikleri önem, 1922 yılında
Uluslararası Rotary'nin toplantılara düzenli katılma konusunda açtığı
bir yarışma ile ilk defa dünya Rotaryenlerine duyuruldu. Dünyadaki tüm
Rotaryenler yüzde yüzlük bir katılma oranı için yarıştılar ve
binlerce Rotaryen üst üste birkaç yıl bu devam başarısını elde
ettiler. Rotaryenler gerek kendi kulüplerinde, gerekse başka Rotary
kulüplerinde, bu yüzde yüzlük katılım oranına erişme başarılarını
gururla anlatır ve bu rekorlarını anlatmaktan büyük bir haz
duyarlar. Gerçekte Rotary kuralları, üyelerinin en az
yüzde altmışlık bir katılım oranını bulmalarını yeterli görmekteyse
de, yüzde yüzlük bir katılımın en istenilen bir devamlılık yüzdesi
olduğu konusunda hiç şüphe yoktur. Rotary'de toplantılara tüm üyelerin
gelmesi ve toplantıda bulunması özellikle aranır ve istenir, çünkü
Rotary üyelerinin her biri kendi meslek veya iş alanında o mesleğin
veya o işin temsilcisi durumundadır. Bu nedenle, toplantıda tek bir
üyenin bile bulunmaması o toplantının belirli meslek veya iş dalında
temsil edilmemiş olması o üyenin dostluğunun o toplantıda yokluğunun
duyulması sonucunu doğurur. Zaman zaman toplantıya katılmama nedenleri doğrultusunda,
katılmayana kredi puanı verilerek Rotaryenleri devamlılık konusunda
yüreklendirmek için teklifler yapılmıştır. Topluma hizmet için, jüri
görevleri için bir iş toplantısına giden üye için veya uzak
yerlerde tatile gidenler, gemide yolculukta olanlar, hasta olanlar veya
benzeri özel nedenlerle toplantılara katılamayanların toplantıda
var imiş gibi puanlandırılmaları konusu hep tartışılagelmiştir.
Çünkü gerçek şudur ki, toplantıya katılmayan bir Rotaryenin hiçbir
mazereti kabul edilemez ve toplantıya katılmayan bir üye, neden ne
olursa olsun, katılmış varsayılarak puan alamaz. Ancak, bazı özel
durumlarda, yani bir Rotaryenin bir başka tür Rotary faaliyetine katılmış
olması halinde o üyeye toplantıda bulunmuş gibi kredi puanı
verilmesi mümkün olabilir. Örneğin, bir Rotaryen bir başka yerde
bir interact veya Rotaract toplantısında görevli bulunması istenmişse
toplantıya katılmış gibi işlem görür. Yine bir Rotaryen, Rotary bölge
Konferansına katılmış ise, Bölge Assamblesine gitmiş ise,
Uluslararası Komite’de görevli ise, Yasama Konseyi’nde üye olarak
bulunması veya şehir içi birleşik toplantıda veya benzeri bir
rotary faaliyetine katılması zorunlu ise, devamlılık puanı düşürülmez
ve toplantılara katılmış kabul edilerek devam kredisi alabilir. Yine
bir Rotaryenin Rotary Bölge sorumlusu olarak toplantılara katılamayacak
uzaklıktaki ücra bir bölgede hizmet projesi amaçları doğrultusunda
çalışıyor olması durumu da toplantılara katılmış gibi puan
almasına nedendir. Ayrıca, iki haftadan fazla bir süre ile Rotary kulübü
olmayan bir ülkeyi ziyaret eden Rotaryen devamdan muaf sayılır. |
|
80.
YIL KUTLU OLSUN |
|
|
|
BEN
MUSTAFA
KEMAL’ İM, ÇAĞIN
GERİSİNDE KALDIYSA
DÜŞÜNCELERİM, HALA EN
HAKİKİ MÜRŞİT
DEĞİLSE İLİM, KURUSUN
DAMAĞIM DİLİM, ÖZÜR DİLERİM, UNUTUN TÜM
DEDİKLERİMİ, YIKIN DİKTİĞİNİZ
HEYKELLERİMİ. ÖZGÜRLÜK
HALA EN YÜCE DEĞER DEĞİLSE
EĞER, PIRANGALI
KALSIN DİYORSANIZ
KÖLELER, UNUTUN TÜM
DEDİKLERİMİ YIKIN DİKTİĞİNİZ
HEYKELLERİMİ ... YOKSA ÇAĞDAŞ
MEDENİYETİN BİR
ANLAMI, ORTAÇAĞA
TAŞIMAK İSTİYORSANIZ
ZAMANI, BAŞTACI
EDEBİLİYORSANIZ SANATIN
İÇİNE TÜKÜREN
ADAMI UNUTUN TÜM
DEDİKLERİMİ YIKIN DİKTİĞİNİZ
HEYKELLERİMİ ... YETMEDİYSE
ACISI ŞİDDETİN,
SAVAŞIN, ANLAMI KALMADIYSA
“ YURTTA SULH, DÜNYADA
BARIŞIN” EĞER VARSA
ÖDÜLÜ SİLAHLANMAYLA YARIŞIN UNUTUN TÜM
DEDİKLERİMİ YIKIN DİKTİĞİNİZ
HEYKELLERİMİ ... ÖZLEDİYSENİZ FESİ, PEÇEYİ, AYDINLIĞA
YEĞLİYORSANIZ KARA
GECEYİ, HALA MEDET
UMUYORSANIZ ŞIHTAN, ŞEYHTEN, DERVİŞTEN, ŞİFA BULUYORSANIZ
MUSKADAN, ÜFÜRÜKÇÜDEN UNUTUN TÜM
DEDİKLERİMİ YIKIN DİKTİĞİNİZ
HEYKELLERİMİ ... EŞİT OLMASIN
DİYORSANIZ KADINLA ERKEK, KARA ÇARŞAFA
GİRSİN DİYORSANIZ YOBAZIN
GAZABINDAN ÜRKEREK, DİYORSANIZ Kİ OKUMASIN KADINIMIZ, KIZIMIZ BUDUR BİZİM
ALIN YAZIMIZ UNUTUN TÜM
DEDİKLERİMİ YIKIN DİKTİĞİNİZ
HEYKELLERİMİ ... FAZLA GELDİYSE
SİZE HÜRRİYET, CUMHURİYET, ÖZLEMİNİ ÇEKİYORSANIZ SALTANATIN, SULTANIN HALA ÖNEMİNİ
ANLAMADIYSANIZ MİLLET OLMANIN, KUL OLUN,
ÜMMET KALIN FETVASINI
BEKLEYİN ŞEYHÜLİSLAMIN. UNUTUN TÜM
DEDİKLERİMİ YIKIN DİKTİĞİNİZ
HEYKELLERİMİ ... BEN MUSTAFA
KEMAL’ İM . |
|
BUNLARI BİLİYOR
MUSUNUZ?
Rtn. Yaşar SÜZEN |
|
GENÇLİK; YALNIZLIK
VE KÖKSÜZLÜK İlk düzenli şehir içi ulaşım seferleri başlayıp,
orta ve alt sınıftan insanlar kenti bir ucundan bir ucuna gezme imkanına
kavuştuklarında, Alman sosyolog George Simmel o korkunç teşhisi
koymuştu: “İnsanlık
tarihinde ilk kez iki insan yan yana bu kadar yakın oturup, bedenlerine
dokundukları halde saatlerce birbirleriyle konuşmadan yolculuk yapıyorlar”. Bu
yalnızlığa nicedir aşinayız. Çocuklarımız
bir süredir, uyku öncesi masallarını yataklarının başucuna konan
bir teypten dinliyorlar. Oyunlarını bilgisayarda oynuyorlar.
Derslerini videodan izliyorlar, kahramanlarını televizyondan seçiyor,
sevgilileriyle internette buluşuyorlar. Bütün
bunlar olup biterken bir odanın içinde yapayalnızlar. Yüzyılın
bizi getirip bıraktığı nokta burası..... Onlara "Biberon kuşağı"
demek geliyor içimden. 80'lerin ekonomik özgürlüğünü kazanmış,
"yuppie" annelerinin "memelerim sarkar" endişesiyle
emzirmeden yetiştirdiği bebekler, büyüyüp yüzyılın sonunda ergen
oldular. Daha cinsellikle tanışamadan, AIDS ile karşılaştılar. Doğum
kontrol haplarının yaygınlaşması sayesinde özgür seksin kapısını
aralayan ebeveynlerinin aksine, tanımadıkları bir virüs yüzünden
özgür seksin kapısını çektiler. Bu korkunun zoruyla, giderek yalnızlığın
güvenli ıssızlığını keşfettiler. Şimdi
"dokunmadan yaşamanın" tadını çıkarıyorlar. Markete
gitmeden, internetten sipariş verip, bilgisayar aracılığıyla alışveriş
yapıyor, doktorlarına röntgen filmlerini "mail"leyip,
uzaktan muayene oluyorlar. Onlara "X kuşağı" da deniliyor ;
"ölü kuşak" ya da "ne idiğü belirsiz nesil"
anlamında......En belirleyici özellikleri yalnızlıkları....
Danstan, "bir bele sarılmanın hazzı"nı anlayan büyüklerinin
aksine, kulaklarında walkmanle "techno" ritminde tek başına
dans etmekten haz alıyorlar. Sofra başında aileyle birlikte değil,
odalarında ekran karşısında veya burgercide ayaküstü, ama mutlaka
yalnız "atıştırmayı" tercih ediyorlar. Gazete okumuyor,
"göz atıyor"lar. DVD'deki filmi zaplayarak izliyor, kitabı
sayfa atlayarak okuyorlar. İnternette gezinirken, aynı anda telefonla
konuşabiliyor, yemek yiyebiliyor, televizyon izleyebiliyor ve dergilere
göz atabiliyorlar. Uzun sevişmeler yerine üstünkörü "dokunuş"ları,
uzun konuşmalar yerine, kısa "sunuş"ları seviyorlar. "
İnternette gevezelik" sitelerinden birine girip, yarattıkları
yeni dili görmelisiniz. Hep bir yere yetişme telaşındaymış gibi düşünen,
konuşan, yazan bir neslin kendine özgü dilini kuruyorlar; "Hi"
ile başlayıp "Bye" ile biten "N'aber" sorusunun
"N'olsun" diye yanıtlandığı garip bir geyik muhabbeti.....
En çok, kitapçılarda "Ünlü Roman özetleri" türünden
kitaplar görünce onları anımsıyorum. Yüzyılın başındakilerin
hayata bakışlarını değiştiren kitapların sadece konularıyla
ilgileniyorlar. Sağlıklı yaşıyor, iyi kazanıyor, kolay harcıyorlar....Hem
parayı hem dostlarını... Markalarını, okullarını, kariyerlerini,
ailelerinden, arkadaşlarından, fikirlerinden daha çok önemsiyorlar.
Hayatı "zap" layarak yaşıyorlar. Bilgisayarlarında olduğu
gibi özel hayatlarında da "sörf" yapmayı, derine dalmadan
yüzeysel ilişkiler kurmayı, kök salmadan dolaşmayı yeğliyorlar. Bu
"kök salamama" meselesi, Türkiye açısından özellikle önemli....
Geçenlerde bir arkadaşım "Farkında mısın? "dedi,
"hiçbirimiz dedemizin mezarının olduğu kentte oturmuyoruz artık".
Hrant
Drink'in televizyonda anlattığı öykü daha da dramatikti. Her gittiği
yeri çiçeklerle bezeyen bir dostunun, son yerleştiği evinin bahçesini
çırılçıplak bulunca nedenini sormuş Hrant ve şu yanıtı almış;
"Ne zaman bir ağaç ektim de meyvesini yiyebildim ki....". Öylesine
köksüz, öylesine göçebe, öylesine gezgin bir toplumuz ki hala...
Yerleşemedik gitti..... Dedelerimizin mezarlarının olduğu yerleri
terk ettikten sonra, ilkin evimizi, derken işimizi, aşımızı ve
nihayet bütün yaşamımızı değiştirdik. Bütün bunlar yarım asır
içinde olup bitti ve hepimizde öyle bir travma yarattı ki, hala altından
kalkamıyoruz. Oysa
bu kökten kaçma yenilgilerin nedeni, insanların çoğu zaman işi yarıda
bıraktıklarında aslında başarıya ne kadar yakın olduklarını
bilememelerindendir. Düzenleyen : Rtn. Havva
İşkan Işık Bu
güzel yazı için sevgili Havva İşkan Işık’ a
teşekkür ediyor, yazılarının devamını bekliyoruz. Bülten Komitesi |
|
DÜNYANIN 7 HARİKASI
Bir grup öğrenciden
“Dünyanin Yedi Harikası” nın neler olduğunu düşündüklerine
dair bir liste yapmaları istenir.
Aralarında
anlaşmazlıklar çıkmasına rağmen aşağıdakiler en fazla oyu
alanlardır :
1)
Mısır' ın Büyük Piramitleri
2)
Tac Mahal (Taj Mahal)
3)
Büyük Kanyon (Grand Canyon)
4)
Panama Kanalı
5)
Empire State Binası
6)
St. Peter Bazilikası (St. Peter's Basilica)
7)
Çin Seddi (China's Great Wall)
Öğretmen
oyları toplarken, sessizce duran bir kız öğrencisinin henüz kağıdını
vermemiş olduğunu farkeder.
Sonra öğrencisine
kendi hazırladığı liste ile ilgili bir problem olup olmadığını
sorar. Kız
öğrenci ise ;
"Evet,
biraz. O kadar çok sey var ki, bir türlü karar veremiyorum" der.
Öğretmen
de öğrencisine "Peki, söyle bakalim senin listende neler
var, belki
biz sana yardımcı olabiliriz" der.
Kız öğrenci
önce duraksar ve sonra
okumaya başlar:
"Bence
“Dünyanın Yedi Harikası” ;
1)
Görmek
2)
Duymak
3)
Dokunmak
4)
Tatmak
5)
Hissetmek
6)
Gülmek
7)
ve Sevmek...
Odada sinek
uçsa sesi duyulacak şekilde bir sessizlik oldu.
Basit, sıradan
ve normal olarak düşündüğümüz ve gözden kaçırdığımız şeyler
gerçekte ne kadar da mükemmeldirler.
|
|
Eflatun'a
iki soru sormuşlar... Eflatun
tek tek sıralamış: ·
Çocukluktan sıkılırlar
ve büyümek için acele ederler. Ne var ki çocukluklarını özlerler... ·
Para kazanmak için
sağlıklarını yitirirler ama sağlıklarını geri almak için de
para öderler... ·
Yarından endişe
ederken bugünü unuturlar. Dolayısıyla ne bu günü ne de yarını yaşarlar... ·
Hiç ölmeyecek
gibi yaşarlar, ancak hiç yaşamamış gibi ölürler... Sıra
gelmiş ikinci soruya ; "peki sen ne öneriyorsun?" Bilge yine
sıralamış; ·
Kimseye
kendinizi "sevdirmeye" kalkmayın! yapılması gereken tek şey,
sadece kendinizi "sevilmeye" bırakmaktır... ·
Önemli olan;
hayatta "en çok şeye sahip olmak" değil, "en az şeye
ihtiyaç duymaktır". ·
Sizi seven çok
kişi vardır ama onlar duygularını nasıl ifade edeceklerini
bilemeyebilirler... ·
Bazen başkaları
tarafından affedilmek yetmez, siz de kendinizi
affedebilmelisiniz... Rtn.
Gönül MUTLU |
|
SEVGİLİ ROTARACT’LARIMIZDAN KİTAP KÖŞESİ
|
|
Sevgili
Dostlar, Bugün
16. ci bültenimizi çıkardık. Görev süremiz içersinde yapmamız
gereken görevin 1/3 lük bölümünü geride bıraktık. Bu süre içersinde
bazı dostlarımız bize çok büyük destek verdiler. Sevgili dostlarımıza
sonsuz teşekkürlerimizi ve sevgilerimizi iletiyoruz. Biz bu
dostlarımızın desteğini almaya devam edeceğimizi ümit ediyor ve
onlara güveniyoruz. Ancak bütün dostlarımızın ve sevgili eşlerinin
de imkanlar dahilinde istedikleri taktirde katkı sağlayabileceklerini
de biliyoruz. Bu nedenle görev süremiz bitinceye dek sizlerden destek
istemeye ve almaya gayret göstereceğiz. Lütfen bize yazmayı deneyin. Sevgi
ve saygılarımızla. |