Adres :Sinan Mah. Arık Cad. No:35/4 Gerçek Apt.Kat:1   Antalya          Dönem: 2003-2004         Sayı : 4
Tf:0.242.3117273 Fax :0.242.3117246  E-mail: antalya.b@rotary2430.org.tr Web :http://www.antalya-rotary.org.tr

  

G E Ç E N       H A F T A

Talya Oteli    -   24.07.2003   -   1296/04     

Toplam Üye

49 + 12

KONUŞMACI

Prof. Dr. ERDAL TÜRKKAN

Katılan Üye

32 + 3

KONU

VİZYON REKABETİ

Katılım

%65

KONUKLAR

 

TELAFİ KARTI

Mustafa Kalender

Aspendos Rtc.Kulübü

 

 

Serhan Güllüpınar

Antalya Rtc.Kulübü

   MAZERET BİLDİRENLER

Ceyhan Bulut

Antalya Rtc. Kulübü

Yavuz Canöz Antalya Dışında

Süleyman Evren

Antalya Rtc. Kulübü

Süleyman Çil                   İLK GELEN ÜYE
Senay Dodanlı                  

Kadir Dursun

Levent İçel                   SON GELEN ÜYE
Fatma Kızılırmak                  

Osman Bilgen

Ahmet Esat Kurşun                  

 

Gönül Mutlu  
Melike Yücel                  

TOPLANTI NOTLARI :              

  • Toplantı her zamankinden daha erken başladı bu hafta. Konuğumuza daha geniş bir zaman  sağlamak için bu yolu seçmişti Başkan Aytaç Küçükünal. Konuşmacımız Akdeniz Üniversitesi İdari Bilimler Fakültesi öğretim üyesi Prf.Dr.Alper Türkkan,konu”Vizyon Rekabeti”idi.
  • Klasik hale gelmiş açılış sunumlarından sonra Aytaç Başkan konuşmacıyı tanıtmak için Program Komite Başkanı Mustafa Sözen’e bıraktı yerini.Birkaç haftalık ayrılık Mustafa Sözen’e,kürsüyü belli ki çok özletmişti.O bilindik esprili tarzıyla başladı konuşmasına.
  • “Duyduğuma göre toplantı sorumlunuz pek gelmiyormuş toplantılara,aklınızda olsun ihtiyaç olursa ben gelirim,biraz Ansiad birikti de”diyerek gülme kaslarımızı harekete geçirdi yine.
    “Ansiad’ın fahri danışmanlığını yapan Erdal
    Türkkan’ın bilgilerinden çok istifade ediyoruz.Ben çok daha detaylı olmasını istiyordum ama mütevazı bir kişi olarak kısa tuttuğu Özgeçmişini okumak istiyorum”diyerek konuğumuzu tanıtmaya başladı.

    Prof.Dr.Erdal Türkkan 1945 yılında Reyhanlı’da doğdu.İlk ve Orta öğrenimini Seydişehir ve Konya’da tamamladı.1966 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İktisat ve Maliye Bölümü’nden mezun oldu.Fransa Gerenoble Üniversitesi İktisat ve Hukuk Fakültesi’nde 1970 yılında master,1974 yılında da devlet doktorası derecesini aldı.1974 yılında Hacettepe Üniversitesi Ekonomi Bölümü’nde göreve başladı ,aynı üniversitede doçentlik ve profesörlüğe yükseltildi.Erdal Türkkan 1997 yılından bu yana da Akdeniz Üniversitesi İİBF’de öğretim üyeliği yapmaktadır.Fransızca ve İngilizce bilen Erdal Türkkan’ın belli başlı eserleri,Turhan Kitabevi tarafından 1996’da yayınlananEkonomi ve Demokrasi”,2001’de yayınlananRekabet Teorisi ve Endüstri İktisadı“ve Liberte Yayınları’nca basılan “İkinci En İyi” ve ”Vizyon Rekabeti”adlı kitaplarıdır.Erdal Türkkan resim ve yontu ile de uğraşmaktadır.”
  • Sırada Erdal Türkkan’ın kendisi ve önünde uzunca bir süresi vardı.Konuşmasına başladı. 
    “Son yazdığım kitabı tanıtmak için buradayım.Bu kitabı tarım saatte nasıl anlatabilirim diye düşünüyorum ama iyi bir kitapsa anlatabilirim.Hocalarımdan biri “bir insanın bilim dünyasına katkısı genellikle bir,iki satır veya en fazla bir paragraftır.Ondan fazla bir şey söyleyemezsin,

    onu iyi ifade edebilirsen mesele yok
    ”derdi. Vizyon,çok kullanılan bir kavram.Daha ziyade mikroekonomik yani firma vizyonu olarak tanımlanmıştır.Ben size başka bir vizyondan yani  Devlet Vizyonu ’ ndan bahsedeceğim.Vizyon insanların geleceğe dönük olarak koydukları amaçları tanımlayan değerler sistemidir.Geleceği biçimlendirme açısından önemsediğimiz değerler.Ama aynı zamanda bir araçlar sistemidir de vizyon.Çünkü o değerler sistemindeki amaçlara ulaşmak için hangi araçları kullanacağız,bunları da içeren bir kavramdır.
    Türkiye’de yaygın bir kanaat var.”Vizyon sahibi bir iktidar olsa da hepimiz bu vizyon etrafında kenetlensek ve ülkemizi bu şekilde yüceltsek “şeklinde bir genel düşünce yapısı bu.
    Doğu yakası toplumları bu düşünce tarzına daha yakınlar.Ama Batı dediğimiz daha gelişmiş
    toplumlara baktığımızda arada çok önemli bir fark var.Gelişmiş toplumlarda yüzlerce vizyonun
    üst üste yığılmasından kaynaklanan bir oluşum var.
      
    Benim burada ortaya atmak istediğim tez işte bu tek vizyondan çoğulcu vizyona geçişin
    şartları nelerdir ?Bu çerçeveden bakınca Türkiye’nin A.B.’ye girmek için gerekli şartları yerine getirmesi tek vizyon anlayışından çıkıp çok sayıda vizyonun rekabet edebileceği bir ortamın oluşturulması olarak tanımlanabilir.Böylece vizyon rekabeti yaratılabilecektir. Vizyonları şöyle sıralamak mümkün.Emredici, Yol gösterici, Sosyal,Muhafazakar ve son olarak Liberal Vizyon. A.B’yi “ Liberal Vizyon” ile tanımlayabiliriz..Tüm vizyonların yaşamasına, gelişmesine izin veren bir vizyon bu. A.B. ile Türkiye’den istenen şey farklı vizyonların önündeki engellerin kalkması,en azından insanların düşünce düzeyinde geleceğe yönelik farklı projeler ortaya koyabilecekleri ortamların oluşması.Vizyon rekabetini arttıran ortamın temel özelliği yaygın bir özgürlük alanı yaratmasıdır.Başkalarının özgürlüklerine zarar vermeyecek sınırlara kadar özgürlüklerin genişletilmesi lazım.Bu genişleme sadece kanunla olmaz insanların da hoşgörülü olması gerekli.İnsanların ifade özgürlüklerini rahatça kullanabilmeleri de bir başka unsur.Bireyin önemsenmesi,bireyin bir araç değil amaç olarak görülmesi diğer önemli bir koşul.Bireyin ön plana çıkması gerek.Devletin sınırları yeniden belirlenmeli.Devletle birey ortak bir yerde buluşmalıdır.Bireylerin üzerinde bir devlet değil onlara hizmet eden,onların önünü açan bir devlet anlayışı anlatmak istediğim.Bu şartları gerçekleştirebilirsek Avrupa’yı daha iyi anlayabiliriz.Teşekkür ederim.”
  • Bu güzel konuşmadan sonra Başkan Aytaç Küçükünal söz aldı ve devam etti. 
    Sevgili Dostlarım “Fatma Kızılırmak Antalya dışında olduğundan onun yerine toplantı sorumlusu olmak için çok ısrar etti Mustafa Sözen.Öbür taraftan İbrahim Coşar, her hafta kürsüye çıkmadan duramayacağını Fatma’nın görevini yaparsa fırsattan istifade bu hafta da kürsüye çıkmış olabileceğini söyledi. Ben de Mustafa Sözen bugün program sorumlusu olarak zaten kürsüde diye düşünerek bu görevi İbrahim Coşar’a vermeyi uygun buldum”diyerek toplantı sorumluluğu görevini İbrahim Coşar’a verdi.
  • Kürsüye çıktığında çok mutlu olduğu her halinden belli olan İbrahim Coşar “56 hafta önce olduğu gibi yine karşınızdayım”dedi gülerek.Devam yüzdemizin %65 olduğunu,yüzdeyi yükseltmek için biraz daha gayret etmek gerektiğini söyledikten sonra ilk ve son gelen üyeleri anons ederek kürsüden inerken gelecek hafta tekrar kürsüde olmanın planlarını yapmaya başlamıştı bile. 
  • Başkan’ın iyi haftasonu dilekleri ile 1296’ncı toplantı sona erdi. 

  

 PAUL HARRİS DİYOR Kİ...

Rotary'nin ne olduğundan ziyade ne yaptığını anlamak daha kolaydır.

Eğer Rotary hayata ve insanlara daha sevecen bakmaya teşvik ediyorsa,

Eğer Rotary bize daha toleranslı olmayı ve başkalarının en iyi taraflarını görmeyi  öğretmişse,

Eğer Rotary; bizim, hayatın neşe ve güzelliklerini yakalayıp yaymak isteyen başka kişilerle dostluk kurmamızı sağlamışsa,

Demek ki Rotary umut ettiğimiz bütün beklentileri karşılamış demektir. 

Rtn. Aytaç Küçükünal
Dönem Başkanı 

 

  

B U        H A F T A

Talya Oteli    -   31.07.2003   -   1297/05   

KONUŞMACI KAAN TARIMAN

Mönü :

KONU AMERİKA İZLENİMLERİ Balık tava,çoban salata,kavun, karpuz

DOĞUM GÜNLERİ

EVLENME YILDÖNÜMLERİ

01.08

Orhan Şenoğlu  

 

 

ROTARY BİLGİLERİ

 

YENİ ÜYE ALMANIN ÖNEMİ

 Üyelik ayı Ağustos geldi çattı. Üyelik geliştirmenin önemini vurgulamak amacıyla konuyla ilgili notlarımıza kısaca göz atalım :

  •         Kulüplere can veren, onlara hayat katan üyelerdir. Her yeni üye Rotary'ye güç veren ve kulübü canlı tutan taze bir katkıdır.

  •         Rotary'nin hizmet felsefesinin başarıya ulaşabilmesi ancak zinde kulüplerle olabilir; bir başka deyişle gelişen, büyüyen ve yeni üyeler alarak canlı kalabilen kulüplere gereksinim vardır.

  •         Kulüplerimizin ideal büyüklükleri yoktur. Üye sayısı ne olursa olsun her kulüp yeni üyeye, taze kana muhtaçtır.

  •         "Biz ideal ölçülere ulaştık, ahengimiz çok iyi, yeni üye istemiyoruz" görüşü ile üye almaya limit konulamaz. Eğer geçmişte böyle bir sınırlama getirilmiş olsaydı, belki de çoğumuz şu anda Rotaryen olamazdık.

  •         Toplumda bizler gibi düşünen, Rotary felsefesine uygun çok sayıda kişinin davetimizi beklediklerini unutmayalım. Ve bizlere sağlanan "insanlığa hizmet" olanağını biz de başkalarına tanıyalım.

  • " Rotary'ye katıldıktan sonra, kulübümüzün kapılarını kapatarak, topluma ve insanlığa hizmet için bekleyenleri dışarıda bırakmaya hakkımız yoktur. 

Rtn. Hülagu Şencan

  

   SİZİN KÖŞENİZ

 

YENİ DÜNYA DÜZENİ Mİ ?  ( 2 ) 

DTÖ'nün aldığı belki de en önemli karar 2005 yılında dünya ticaretinin serbestleştirilmesidir. Yani dünya ticareti üzerindeki tüm kısıtlamalar ve tarifeli diye tabir edilen engeller kaldırılacak .Kotalar tümüyle kalkacak,gümrük duvarları indirilecek.Özetle dünya ticaretinin şekli değişecek.Tarifeler ortalama %38 oranında azaltılacak.Bazı tarifeler tamamen kalkarken bazıları %50'yi aşan oranlarda düşürülecek.

Bu işlemlerin hiç biri 1.1.2005 sabahı gerçekleşmeyecek elbette.Tüm üye ülkelere sektörüne göre 5-10 yıllık bir hazırlanma süreci tanınıyor,bu süre 1.1.2005'de doluyor. Dünya ticaretinde engellerin kaldırılması süreci başlamış olmasına rağmen özellikle geri kalmış ülkeleri etkileyecek süreç 2005'de başlayacak,zira mevcut kotaların %80'i,dolaşımdaki ürünlerin %49'una uygulanıyor.Bu %49'luk dilimle ilgili düzenlemeler ise 1.1.2005'de yaşama geçirilecek.

Sektörel tarifelerin kaldırılması ya da indirilmesi çalışmaları sürdürülen 7 sektörden en önemlileri özellikle gelişmekte olan ülkeler için kuşkusuz tekstil ve gıda sektörleri.

Bugün DTÖ'ne bağlı ülkelerin 98'i gelişmekte olan ülkeler olarak kayda geçmiş ve dünya tarihinde ,ilk kez gelişmekte olan ülkeler dünya ticaretini böylesine yüksek bir oranda etkilemektedirler.Yapılan çalışmalar ve araştırmalar ticaret anlaşmasının yürürlüğe girmesiyle genel olarak dünya gelirinin  140 milyar dolardan 274 milyar dolara yükseleceğini gösteriyor.

Yine bu çalışmaların sonuçlarına göre gelişmekte olan ülkelerin gelirlerinin 36 milyar dolardan 89.1 milyar dolara yükselmesi bekleniyor.

Tüm üye ülkeler ticaretin serbestleşmesinden yararlansalar da gelir dağılımı eşit olmayacaktır.Özellikle başlangıç evresinde bazı ülkeler,bazı sektörler ya da bir kısım ülkelerin bazı sektörleri gelir kaybına uğrayacaklardır.Ticari analistler olumsuz etkilenecek ülkelerin başında gıda ithalatçılarının,kahve,pirinç,kakao,çay üreticilerinin ve bazı özel anlaşmalardan yararlanan fakir sahra altı ülkelerinin geleceğini ileri sürüyorlar.En çok  kazananların birinci sırada  Uzak Doğu ve ikinci sırada Latin Amerika ülkeleri olacağı tahmin ediliyor.

ABD ve AB ülkeleri ile özel tercihli ticaret sürdüren bir takım ülkeler,örneğin Afrika,Karibik ve Pasifik ülkeleri(ACP) özellikle AB'deki pazarlarının bir kısmını Asya ve Latin Amerika ülkelerine bırakmak zorunda kalacaklardır.Yine beklenen olumsuz gelişmelerden bir tanesi özellikle gıda ithalatçısı ülkeleri etkileyecek,zira gıda ihracatçıları ve gıda üreticilerinin yararlandığı teşviklerin azaltılması ya da tamamen kaldırılması öngörülüyor.Bu durumda gıda fiyatlarının artması muhtemel görünüyor.

Asya ülkeleri özellikle tekstil üzerindeki kısıtlamaların kalkmasından yararlanacaklar,kesme çiçek,kahve,kakao ve baharat ihracatları artacaktır.Araştırıcılar Malezya ve Endonezya'nın kahve ihracatlarının önemli ölçüde artacağını tahmin ediyorlar.Fakir Asya ülkelerinin gelirlerinin %0;6 oranında artması beklenirken Çin için bu düzeyin %2,5 civarında olacağı öngörülüyor.

Tarım reformundan en çok yararlanacakların Latin Amerika ülkeleri olacağı var sayılırken,genel olarak %0,6 civarında gelir artışı tahmin ediliyor.

Tercihli ticaret avantajlarını yitirecek Afrika ülkelerinin ise bu işten en zararlı çıkacak taraf olması beklentisi var.Tercihli ticaretin uğrayacağı erozyonun maliyeti özellikle Sahra Altı ülkeleri için 4.2 milyar dolar olarak tahmin edilmektedir.Her ne kadar tercihli anlaşmaların kayıbı nedeniyle zarara uğrayabilecekleri düşünülse de pazar paylarını özellikle ucuz iş gücü nedeniyle ve engellerin kaldırılması sonucu arttırabilecekleri  iddia edilmektedir.

Peki madem böylesine iyimser bir hava var,özellikle gelişmekte olan ülkeler gelirlerini arttırma şansına sahip olacaklar,o zaman neden bu gürültü?Neden kıyamet senaryoları? 

Derleyen
Rtn. Fatma Kızılırmak
 

 

KISSADAN HİSSE

KÖPEK ve BİN AYNALI TAPINAK

 "Hindistan'da yüksek bir dağın doruğuna yapılmış "BİN AYNALI TAPINAK" adlı görkemli bir tapınak vardı.Günlerden bir gün, bir köpek dağa tırmandı, tapınağın merdivenlerinden çıkarak "BİN AYNALI TAPINAK"a girdi.Tapınağın bin aynalı salonuna geçtiğinde bin tane köpek gördü.Korkarak tüylerini kabarttı; kuyruğunu bacaklarının arasına sıkıştırdı;korkutucu hırıltılar çıkararak dişlerini gösterdi.Ve bin köpek de tüylerini diktiler; kuyruklarını bacaklarının arasına alıp korkunç sesler çıkartıp dişlerini gösterdiler.Köpek paniğe kapılarak tapınaktan kaçtı.Ve o andan başlayarak,bütün dünyanın tehlikeli, korkunç köpeklerle dolu olduğuna inandı........

    Bir süre sonra bir başka köpek gelip dağa tırmandı.O da tapınağın merdivenlerinden çıkıp "BİN AYNALI TAPINAK"a girdi.Tapınağın bin aynalı salonuna geldiğinde bin tane köpekle karşılaştı ve çok sevindi: Kuyruğunu salladı, neşeyle oradan oraya zıpladı ve köpekleri oynamaya çağırdı.Bu köpek tapınaktan çıktığında dünyanın dost ve sevecen köpeklerle dolu olduğuna inanıyordu."  

Davranışın altın kuralı karşılıklı hoşgörüdür.
Çünkü biz hiçbir zaman aynı biçimde düşünmeyiz.
Gerçeğin yalnız bir parçasını değişik açılar altında görürüz. 

M.GANDHİ 

Rtn.Hülagu Şencan 

  

ROTARY YEMEĞİNİN TARİFİ 

Bir bardak dolusu GÜLÜMSEME ile başlayın.
Bir kap dolusu ANLAYIŞ ilave edin.
Bir tutam YUMUŞAKLIK biraz da NEZAKET tozu ile kabartın.
Bir kaşık İYİNİYET, bir büyük porsiyon GÜVEN, çok miktarda SAYGI, bir tutam FEDAKARLIK ile çarpın.
Kuvvetlendirmek için birkaç çorba kaşığı SABIR katın.
Bir SADAKAT kasesi içinde büyük bir miktar İNANÇ.
İki ölçü AKLISELİM ve birkaç kaşık HOŞGÖRÜYÜ azar azar ilave ederek, ALABİLDİĞİNE SEVGİ ile karıştırın.
Bir miktar İLGİ, birkaç damla TAKDİR ve bir tutam ÖVGÜ ilave edin.
ŞEVK ile hiç durmadan karıştırın.
DÜRÜSTLÜK ve ŞÜKRAN  ile tatlandırın.
Son olarak TUTKU, ÇOŞKU ve İSTEK ile süsleyin. 

Rtn.  Aytaç Küçükünal
Dönem Başkanı
 

 

 TÜKENİŞ......... 

Ölüm değil beni korkutan!
Boş bir yaşamın ardından varacağım yer olması sıkıyor canımı.
Nedir ki? Kırk yıllar, elli yıllar, billahi çok değil!

Hele hele çizilen bu yolda bize hiç gelir.
Ne beklersin yasamdan
ÇORBACI?!
Ne bekler yaşam senden?
İkiniz de tüketirsiniz hoyratça zamanı,
işte geride kalanlar sıkar biraz canımı..
Yedi yaşında başlarsın okula,
sayma ondan öncesini.
Sonra, yıllar yılı gider gelirsin, kara tahtalı değirmene, 
berrak zamanını öğütmek için,
Yirmi iki civarı alırken diplomanı,
tüketiver missindir üçte birlik zamanını...

DİPLOMA YETMEZ!! Diyor TOPAL ŞARAPÇI, 
İYİ BİR İŞ BUL HELE BAKALIM!
ASKERLİĞİNİ DE YAP BİRDE, 

SONRA EVLEN BAKALIM..

İşte bir on yıl daha uçuveriyor ansızın. 
Yaş oluveriyor OTUZBEŞ!
Gerçekten yarısı mıdır yolun?! 
Belki de yarısından da yakın geriye bakma sakın ey küheylan!
Kopuverir zincirleri yaşamın, 

bir iplik gibi ansızın.
"HELE BİR BORÇLARIMIZI ÖDEYELİM, 
SONRA DAHA İYİ YAŞARIZ.
ŞİMDİLİK BİRAZ SABIR" diyor karım NAZİFE!
Eee.. doğru da söylüyor hani... 
HELE BİR BAŞIMIZI SOKACAK YUVA OLSUNDA,

GERİSİ KOLAY diyor.

Eee.. bu da doğru hani... 

İşte böyle yitiyor Hep on seneler, 

Eriyen buzlar misali.
KARIM, ÇOCUKLARIM, KOOPERATİF BAŞKANIM, YARDIMCIM, TEK TÜK ARKADAŞLARIM...
ve... TV' deki haber spikeri!
Bu kadar çevremdekiler.
Bunlara bakıyor yıllardır gözlerim. 
İşte bu yüzdendir ki, MİYOPSUN!
Diyor doktorum.
Tak ......'ne iki numara.
Ellinci yaş günümü, kimse fark etmiyor bile.
ufaklığın diploma töreni var.
Ne biçim alış veriş bu?!
Anlayamadım gitti!
Yapmak istediğim bir çok şey, 
ÖZLEM kapısında yitti...
Hırs ile mutfağa, ne varsa atıştırmak için, sıcacık bir el tutuyor elimi
PERHİZ YAPMALISIN ARTIK! Diyor KARIM NAZİFE.
Eee.. Doğru da söylüyor hani. 
Kalan on yılımın birkaç yılı hastalıkla geçiyor. 

Gerisi de torunların pesinde...

 
Eee... "ULAN HANİ YAŞAYACAKTIK!!" Diye bağırıyorum.
"SAKİN OL! TANSİYONUN DÜŞECEK" diyor karım NAZİFE.
Eee. Doğru da söylüyor hani.
Nedir yasamın kısır döngüsü anlayamadım gitti.
Elimdeki tek sermayem de Bir gün gibi bitti.
IYI YAŞADIK, HOŞ YAŞADIK diyor karım NAZİFE.
PATRONLARIN DA PEK SEVERLERDİ ÇOK DA ÇALIŞIRDIN HANİ. 

BAK HER ŞEYİMİZ VAR,

BÜYÜDÜ SAYILIR ÇOCUKLAR DA, DARALACAK NE DERDİN var? 
HAYDİ NEŞELEN ARTIK.
Eee... Dogru da söylüyor hani. 
Bir KARI, birkaç ÇOCUK, bir EV ve ARABA, işte yaşamın bilançosu...
HAYIR! HAYIR! KORKUYORUM ÖLÜMDEN!!
Boşa geçen bir yaşamın ardından nasıl gidilir ORAYA?!
Özgürce çizmeliydim yaşamımı zorda olsa,
özgürce ulaşmalıydım sona,

YALNIZLIKLA bile yaşansa.. 

Kanaviçe gibi dokumalıydım,
güzellikleri,
gizemleri.
Ter basıyor fırlıyorum yataktan.
DÖNÜP DURMA diyor, karım NAZİFE, yarı uykulu.
"SIKICA ÖRTÜN DE UYU"
Eee... Doğru da söylüyor hani.
TÜKETMEK için BUNCA ACELE ETTİĞ
İNİZ TAKVİM YAPRAKLARINA..
ONCA HIZLA ÇEVİRDİĞİNİZ AKREPLERE YELKOVANLARA..
İÇİNE GÖNÜLLÜ DALDIĞINIZ O iNSAFSIZ RUTİN ÇARKINA.. 
ŞÖYLE BİR UZAKTAN BAKTIĞINIZDA NE HİSSEDİYORSUNUZ?
"NE KADARI BENİM HAYATIM," DİYE SORUYOR MUSUNUZ?
 
NE KADARINI BAŞKALARI YAŞAMIŞ BENİM YERİME..
YA DA BEN  BAŞKALARININ?.

 
"AYNADAKİNİN NE KADARI BENİM, 
NE KADARI OYNADIKLARIM?..
SEVGİYİ KOYDUM KUM SAATİNİN DOLU DİZGİN AKIP GİDEN KUMLARININ HER
BİR ZERRESİNE.
ÇÜNKÜ BİR TEK SEVGİ VAR ELİMİZDE; 

BUNCA YILDAN DAMITILIP GELEN...
YİNE BİR TEK O KALACAK, 

YAŞANACAK YILLARINDAN GERİYE...
BİR TEK SEVGİ OLACAK BUNCA TELAŞTAN ARTAKALAN... 
ÖTESİ YALAN...

Can DÜNDAR

Rtn. Osman Berberoğlu  ve Rtn. Yaşar Süzen

 

  

                   ÜYELERİMİZİ  TANIYALIM.                
          

  

ERTUĞRUL YILMAZHAN                                                                   

07.11.1966 yılı Antalya Doğumluyum. İlk öğrenimimi Antalya Dumlupınar İlkokulu’nda, orta öğrenimimi Antalya Atatürk Ortaokulu’nda, Lise öğrenimimi ise  Antalya Lisesi’nde tamamladım.1987-1988 öğretim yılı sonunda İstanbul Yıldız Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Harita ve Kadastro Mühendisliği  Bölümü’nden mezun oldum. 1988 yılında İstanbul STFA'nın yan kuruluşu Temel Ltd. Şti.'de Kontrol Mühendisi olarak çalıştım.1989 yılında Askerliğimi yaptım. Aynı yıl Harita Mühendislik Hizmetleri veren Ofisimi açtım. Halen Yılmazhan Harita İmar İnş. Ve Tic Ltd. Şirketim  Faaliyetlerine devam etmektedir.Ayrıca 1995 Yılında Kurmuş olduğumuz İnşaat şirketimizde, Mira Yapı Üretim İnş. Ve Tic. Ltd. Şti. adı altında  çalışmalarını sürdürmektedir.

Antalya Katlı Otopark İnşaatı, Antalya Büyükşehir Belediyesi İmar Daire Başkanlığı İnşaatı, Antalya Champion Tatil köyü İnşaatı, Bodrum Rixos Clup Otel  inşaatı, Antalya Riva -Diva Otel inşaatı, Isparta Sütçüler, Isparta Yalvaç, Antalya Serik ve Antalya Manavgat İçme suyu, terfi hatları, şebeke ve depo  imalatları, 228 konutlu Antalya Ataköy Evleri İnşaatları ve diğer İmalatlar yapılan işlerimizden bazılarıdır.

Orta derecede İngilizce biliyorum, evliyim ve iki çocuk babasıyım.

  

         ROTARACT’LARIMIZDAN  

  

    DUYDUNUZ MU?
       
 EGE'DE 2400 YILLIK ROTARY KULÜBÜ BULUNDU

 İzmir'in Menderes ilçesine bağlı Ahmetbeyli Köyü yakınındaki Notion Antik Kenti'nde bulunan  bir kitabe, Rotary Kulübünün çalışma esaslarına benzer bir yapılanmanın, 2400 yıl önce Ege Bölgesi'nde hayata geçirildiğini ortaya çıkardı. Kitabeyle ilgili bilgiler veren Efes Müzesi Arkeologu Cengiz İçten, Notion Antik Kenti'nin İon Uygarlığının en eski kentlerinden Kolophon Kenti'nin liman kasabası olduğunu belirtti. Notion'un,Efes Antik Kenti'ne rakip olarak kurulduğunu kaydeden İçten, ''Notion kalıntıları arasında bulduğumuz kitabedeki yazıların çözülmesiyle,1905'te kurulan uluslararası Rotary Kulübünün işleyiş esaslarına çok benzeyen bir örgüt yapısının olduğunu belirledik.'' dedi.

18.07.2003 tarihli Hürriyet Gazetesi'nden alınmıştır.
Rtc.Özlem Çölkesen
 

  

Sevgili Dostlar,

Bültenin zamanında ve olabildiğince arzu edilen içerikte çıkarılmasında bizlere yardımcı olan dostlarımıza sonsuz teşekkür ediyoruz.Bu arada gönderilen kimi dokümanları sayfamız dolduğu için hemen yayınlayamıyoruz.Gönderilen tüm yazılar gerçekten çok güzel. Önümüzdeki sayılarda bunlar sırasıyla yerini alacak.  Devamlı olarak katkılarını ve zamanlarını bizlerle paylaşan dostlarımıza ilave sizler de bizlere destek olabilirsiniz. Sizin küçük diye önemsemediğiniz bir konu bizim için önemli olabilir. Bizlerle temas kurmayı bir defa deneseniz bir şey kaybetmez belki de mutlu olursunuz, niye denemiyorsunuz ??

Sevgi ve saygılarımızla.

Bülten Komitesi..