
BREZİLYA’DAN MEKTUPLAR (1)
25 OCAK 2006, BRAZIL
Merhaba
Ege Başkanım…
Merhaba Değerli Rotaryen Büyüklerim…
Bugün
sizlerden ayrılışımın 140. günü. 6 Eylül 2005 günü Antalya’dan
yola çıktım. Önce İstanbul’a… Oradan Paris’e… Paris’ten tam 12
saatlik uçak yolculuğu ile Brezilya’ya Merhaba dedim. 21
milyonluk nüfusu ile dünyanın en büyük ikinci kenti SAN PAOLO
havalimanına inmiştim. Dünyanın bir ucunda yapayalnızdım. Bundan
sonra 4 saatlik uzun bir yolculukla 1 yılımı geçireceğim RECIFE
kentine gidecektim.
Yeni ailem
nasıldı…?
Messenger
aracılığı ile tanıdığım ailenin küçük oğlu HUGO nasıl biriydi…?
Biyolojik anne ve babamdan sonra Brezilyalı ailem CARMEN ve
ROBERTO’ya anne-baba diyebilcek miydim.?
Bu ve buna
benzer onlarca soru beynimde uçuşurken tam 30 saatlik yolculuğun
ardından RECIFE havalimanına indim.
“İlk izlenim
önemlidir” derler ya ben de arada sıcaklık olsun diye Brezilya
milli takımının formasını giymiştim. Üzerimde Brezilya Forması
ile havalimanında etrafıma bakınırken birden Sarı-Lacivert
formalı birisinin bana el salladığını fark ettim. Bu yeni
ailemin oğlu HUGO’ydu. Ben onları mutlu etmek için Brezilya
Milli takımının, onlar da beni mutlu etmek için Fenerbahçe
Formasını giymişlerdi.
Karşılıklı
sarılmalar, kucaklaşmalar, şakalaşmalar derken 40 dakikalık bir
yolculuktan sonra yeni evimize geldik.
Evimiz
okyanus kıyısında mükemmel bir recidence…
Brezilya’daki ilk akşamımda ailenin diğer fertleriyle tanıştım.
Hiç yabancılık çekmedim. Hepsi bana evin oğlu gibi davrandılar.
Ben de onların hepsini ailemin bir ferdi olarak ilk günden kabul
ettim.
Aradan bir
hafta geçti… Okulumla ilk tanışma günüm.
Okulumun adı
Collejio Motivo… Aynı bizim Antalya Koleji gibi. Her şey
düzenli, disiplinli ve güvenli.
Kolej müdürü
ile tanıştırıldım. Okulun tüm yönetimi beni tanıyor. Rotary
2430. Bölgenin gönderdiği formlardan hepsi adımı öğrenmiş. Çok
mutlu oldum. Sınıfa girdim. Sınıf arkadaşlarım da beni merakla
bekliyorlarmış. “Türk arkadaş gelecek” diye
sabırsızlanıyorlarmış. Kısa sürede kaynaştık.
Yani birinci
dersin sonunda neredeyse hepsiyle kaynaştık. Bu arada Brezilya
gençliğinin arkadaşlık kurallarına göre birisine “Merhaba”
dediğiniz zaman o sizin arkadaşınız oluyor. Bu yüzden Brezilyalı
bir gencin ortalama 300 arkadaşı var.
Bunu ilk
öğrendiğim zaman epey burulmuştum. Çünkü benim Brezilya’daki
arkadaşlarım sadece 3 ‘tü. Ama bu sayı kısa sürede arttı. Şimdi
Brezilyalı, Japon, Alman, Portekizli, Avustralyalı, Amerikalı
100’ü aşkın arkadaşım var burada. Çok mutluyum ve hiç yalnızlık
çekmiyorum.
Burada şimdi yaz. Okullar 1 Aralıkta yaz tatiline girdi. Şubat
başında tekrar açılacak. Yaz tatilim güzel geçiyor. Brezilya’nın
güzelliklerini keşfediyorum. İnanılmaz yeşil bir ülke Brezilya.
Dünyanın tam anlamıyla
akciğeri… Dünyadaki bunca
atıklardan kirlenen havanın nasıl olup da halen oksijen
taşıdığını Brezilya’nın yeşilliklerine bakınca daha iyi anlıyor
insan.
Brezilya’da
Türkler çok seviliyor. Bunun en önemli sebebi İbrahim ERİŞ…
İbrahim ERİŞ bildiğiniz gibi Brezilya’yı hiper enflasyon
batağından kurtaran Merkez Bankası Başkanı. Burada adı “Kahraman
Türk” diye anılıyor.
Hiper
enflasyon dedim ya… Brezilya’daki gelir dağılımını çok fena
bozmuş. Bu enflasyon altında yıllarca yaşayan halk, sonunda bir
de bakmışlar ki iki gruba ayrılmışlar : AŞIRI ZENGİNLER ve
AÇLIK SINIRINDAKİ AŞIRI FAKİRLER…
Zengin ve
fakir zıtlığı sokaklarda çok belirgin bir şekilde yaşanıyor. Bir
tarafta İstanbul’un Etiler’i gibi lüks konutlar, lüks plazalar…
Hemen yanı başındaki sokaklarda ise kartondan yapılmış evler
görmek mümkün. Yani fakirler, zenginlerin satın aldığı lüks
beyaz eşyaların ambalaj kartonlarından yaptıkları evlerde
yaşıyorlar. Tabi buna ev denirse.
Bu çarpık
durum beraberinde büyük bir güvenlik sorununu getirmiş. Hiçbir
bayan yalnız başına araba kullanamıyor. Kullanmaya kalkarsa ilk
trafik ışığında sokak çeteleri tarafından arabadan indirilip
gasp ediliyor.
Apartmanların etrafı ise 3 metrelik duvarlarla çevrili. Sadece
duvarlar güvenliği sağlayamıyor. Duvarların üstündeki tellere 24
saat elektrik veriliyor. Duvarlardan atlamaya kalkan olursa
elektriğe kapılıp ölüyor.
Kısacası
Brezilya çok güzel bir ülke. İnsanları da çok iyi. Ama toplumun
geneli mutsuz. Çünkü zenginler paralarının keyfini süremiyorlar.
Zenginliklerinin verdiği gücü, ancak can ve mal güvenliklerini
sağlamak için kullanabiliyorlar. Ve birçok zengin Brezilyanın
ortak dileği “Keşke bu kadar paramız olmasaydı da özgürlüğümüz
kısıtlanmasaydı.” şeklinde
Brezilya da
her şey KAPKAÇ’la başlamış. Yıllar önce sokaktaki kapkaççılar
masum hırsızlar olarak görülmüş. Bu kapkaççılar sonra çete
olmuşlar. Çeteler her türlü suçu yöneten mafya olmuşlar. Şu anda
da tüm Brezilya’nın suç olayları ülkedeki belli mafyalar
tarafından yönetiliyor. Bu mafyalar eylemlerinde açlık sınırında
yaşayan ve kaybedecek bir şeyi olmayan insanları kullanıyor.
Bizim
ülkemizde yıllarca yüksek enflasyonu yaşadı. Bizde de gelir
adaleti bozuldu. Bizde de kapkaç arttı. Umarım bizim ülkemizi
yönetenler de kapkaç ve bu gibi gasp suçlarına karşı caydırıcı
önlemler alır da, Türkiye’miz buna benzer sıkıntılar yaşamaz.
Sevgili
Başkanım…
Değerli Rotaryen Büyüklerim,
Her şeye
rağmen Brezilya’da olmak çok güzel. Çünkü bambaşka bir kültürü
tanımak büyük bir zenginlik. Bambaşka bir coğrafyada çeşit çeşit
yaşamlara tanık olmak büyük bir deneyim.
Bana bu
fırsatı verdiğiniz için Antalya Rotary Kulübü’nün tüm üyelerine
tek tek teşekkür ediyorum.
Herkese
sonsuz saygılarımı sunuyorum…
Brezilya’dan
sizlere yeniden yazmak dileğiyle,
Deniz
Güneş KUMSAL
Antalya Rotary Kulübü
2005/2006 Uzun dönem Gençlik Değişim Öğrencisi
RECIFE/ BRAZIL
|