blt_log4.gif (10576 bytes) rot_logo[1].jpeg (22655 bytes)

Adres :Sinan Mah. Arık Cad. No:35/4 Gerçek Apt.Kat:1   Antalya                                               Sayı : 20 Tlf:0.242.3117273 Fax :0.242.3117246  E-mail: antalya.@rotary2430.org.tr Web :http://www.antalya-rotary.org.tr

 

G E Ç E N   H A F T A

Talya Kongre Merkezi - 13.11.2001 - 1211/19

Toplam Üye

50 + 11

ORTAK EŞLİ GECE – GUVERNÖR ZİYARETİ

Katılan Üye

28 + 5

KONUŞMACI 2430.Bölge D.G.Ömer Tezcan

Katılım

% 58

KONUKLAR

TELAFİ KARTI GETİRENLER

Rezan – Ömer Tezcan Onur Konukları
Rotaryen Eşleri

 

TOPLANTI NOTLARI :
  • Guvernörümüz’ün kulüp ziyaretleri programı kapsamında gerçekleşen ortak eşli geceye katılım genellikle iyiydi. Özellikle bizim kulübümüzün 60 katılımcıyla geceye önemli katkı sağladığı konuşuluyordu. İyi güzel hoş da, yukarıdaki oranlara baktığınızda, gene de düşük bir yüzde çıkıyordu ortaya. Özellikle eşli gecelere üyelerimizin genel ilgisizliği öylesine benimsenmişti ki, %58’lik bir katılım bile başarı olarak kabul edilebilir hale geliyordu. Nereden nereye geldiğimizi bir düşünsenize...
  • Kim ne derse desin, gecenin akışı çok iyi hazırlanmıştı. Uzun konuşmalar yerine son derece özlü ve hızlı geçişler vardı. Önce bizim başkanımız kürsüye geldi ve her zamanki “gereksiz ayrıntılara ve zaman kaybına tahammülsüz” tarzıyla toplantının açılış bölümünü aradan çıkarıverdi. Aspendos Kulübü sekreterinin mutlu günleri duyurmasının ardından Perge başkanı yeni üyelerin giriş törenini gene aynı hızla yapıverdi. Kaleiçi başkanının eğitimle ilgili projelerine destek sağlayan sponsorlarına plaket verişi de rüzgar gibiydi. Her şey uçarcasına gelişirken, uçma konusuna gönderme yapan bir de belgesel sunuldu. Kartal kime denir, nasıl bir kuştur, ne şekilde uçar, nerelere konar gibi yıllarca karanlıkta kalmış konular “Ey Oğul” adlı şiirin sözleri eşliğinde bir bir açıklığa kavuşturulurken Yard.Guv.Zeynep Gülcan mikrofona geldi ve gecenin onur konuğu Ömer Tezcan’ı sahneye davet etti.
rs001.JPG (24505 bytes)

rs002.JPG (25848 bytes)

rs003.JPG (25218 bytes)
rs5.jpg (10391 bytes)

10.jpg (6370 bytes)

9.jpg (13904 bytes)
12.jpg (13348 bytes)

rs009.JPG (24563 bytes)

rs6.jpg (15771 bytes)
  • Çok iyi bir konuşmacı olduğunu öteden beri bildiğimiz Guvernörümüz, 28 dakikaya sığdırdığı ve herkesin olağanüstü bir dikkatle dinlediği konuşmasıyla bu özelliğini, kendisini o güne dek izleme fırsatı bulamayanlara da kanıtlamış oldu. 17 Ağustos depremi sonrasında çadırkentte yaşadığı bir anısıyla başladığı ve her Rotaryen için kendisini Rotary’ye kazandıran kişinin ayrıcalıklı oluşuna işaret ettiği konuşmasında, kendimize şu soruları yöneltmemiz gerektiğini hatırlattı : “Rotary bize ne kazandırır?” “Rotary hayatımızı nasıl değiştirir?” “Rotary’deki dostluğu kolayca tanımlamak mümkün müdür?” “Bunun nasıl bir evrensel dosluk olduğunu biliyor muyuz?” ... Rotary’yi daha çok konuşmak ve tartışmak zorunda olduğumuzu ve ancak bu şekilde daha iyi tanıma ve bilme şansına sahip olabileceğimizi belirten Guvernörümüz, Rotary’nin başkalarına tanıtılmasından önce bizler tarafından iyi anlaşılması gerektiğinin önemine değindi.
  • Toplantıyı kapatmak üzere söz alan Olimpos başkanı Ahmet Turan Aydın’ın “Bu kez farklı bir Guvernör’le karşılaştık” şeklindeki yorumu, belki de geceye katılanların büyük bölümünün duygularını yansıtıyordu. Rotaryenler’in çoğu, uzun zamandır olamadıkları kadar motive olduklarını ifade ediyorlardı. Sizleri bilemeyiz ama, biz oturup bu görüş ve yorumlardan bazı sonuçlar çıkarmaya çalıştık. Öncelikle Guvernörler iyi birer hatip olmalıydılar. Hatta mümkünse karizmatik de olmalıydılar. Ve bu özelliklere sahip Guvernörler kulüpleri daha sık ziyaret etmeliydiler. Bizden söylemesi... Günün birinde Guvernör olmayı düşünenlere küçük bir hatırlatmada bulunmak istedik.

 

 

B U   H A F T A

Talya Oteli - 22.11.2001 - 1212/20

KONUŞMACI : Doç.Dr.Recai Tekoğlu MÖNÜ :
KONU : Anadolu Dilleri Yeşil Salata, Çoban Kavurma, Meyve

DOĞUM GÜNLERİ

EVLENME YILDÖNÜMLERİ

25.11

Kadir Çeliktürk

23.11

Deniz – Hülagu Şencan

24.11

Çiğdem – Fikri Zaman

Guvernörümüz Ömer Tezcan’ın bültenimizi satır satır okuduğunu öğrenmiş bulunuyoruz... Ne mutlu bizlere... Lütfen sizler de okuyunuz...

ÜYELERİMİZDEN HABERLER...
  • İbrahim Coşar’ın Guvenörümüz’le yaptığı görüşmede “Can Dostları” ya da diğer adıyla “Öz Rotary” derneği hakkında kendisine kısa bir brifing verdiğini öğrendik. Duyduğumuza göre Guvernörümüz de bu çalışmalardan son derece etkilenerek, sözkonusu oluşumda yer alan dostlarımıza başarılar dilemiş ve gönülden desteklediğini belirtmiş. Ne diyelim, yolları açık olsun...
  • Aramıza yeni katılan üyelerimizin kısa sürede Rotary’yi benimsemiş olmalarından mutluluk duymaktayız. Özellikle Yavuz Canöz’ün giriş töreninden bu yana fire vermeksizin tüm toplantılara katıldığını görüyoruz. Kendisini kutluyor ve duyarlılıklarından dolayı tüm yeni dostlarımıza teşekkür ediyoruz.
PROJELER ...ETKİNLİKLER ...
  • Toplum merkezimizde ihtiyacı olanlara dağıtılmak üzere “Giysi Toplama Kampanyası” başlatmış bulunuyoruz. Kullanmadığınız ve işe yarar durumdaki giysilerinizi toplayıp, komite başkanı Hülya Yazıcı’ya ulaştırmanızdan mutluluk duyacağız. Daha da önemlisi, bu giysilerden yararlanacak olanlar mutluluk ve minnet duyacaklar.

 

BEN KİMİM?... Kendi Kaleminden Rtn.Hülya Yazıcı

Bugüne kadar nerede doğduğumu söyleme durumunda olduğumda aklıma hep ilkokul kitaplarında Ömer Seyfettin’in Kaşağı hikayesi gelir. O hikayenin ilk satırları “Ben Gönen’de doğdum.” diye başlar. Bu cümlenin hemen altına düştüğüm not “ben de Gönen’de doğdum”dur. 1959 yılının eylülünün ilk günü doğmuşum. Asker bir baba ve ev kadını bir annenin dört çocuğunun ilkiyim.

İlk ve ortaokulu babamın görevi nedeniyle Kütahya ve Çanakkale’de, liseyi ise parasız yatılı olarak Bursa Kız Lisesinde tamamladım. 1976 yılında ne olmak istediğime henüz karar verememişken kendimi İstanbul Teknik Üniversitesi Maçka Mimarlık Fakültesin de buluverdim. İstanbul’un sihrine işte o yıllarda yakalandım. Sanırım öğrenciliğin en zor olduğu dönemlerde üniversite yıllarım geçerken yani bu zorluklar yetmezmiş gibi henüz 19 yaşındayken sevgili eşimle tanıştım ve üç ay içinde evleniverdik. Aslında evlenmemiz erken olmasına rağmen pek çok öğrencinin problemi olan konaklama problemimi tamamen ortadan kaldırdı. Maçka’nın dik yokuşlarında nohut oda bakla sofa bir evimiz oluvermişti. Çok geçmeden biricik oğlumuz da artık bizimleydi. Hem öğrenciydim hem de anne ve hem de saat ücreti karşılığı çalışmaya başlamıştım. Oldukça yoğun günlerdi, şimdi ben bile bütün bunları nasıl başarabildiğimize hayret ediyorum. Derken 1982 yılında Naci de ben de okullarımızı bitirmiştik. Daha ciddi bir işim olmalıydı artık, gazete ilanlarını takip ediyordum ve meslek hayatımda çok önemli bir kişiyle bu şekilde karşılaştım. İki yıl çok değerli hocam Prof. Emin Necip Uzman’la çalıştım. Daha sonra beş yıl Prof. Sedad Hakkı Eldem’le çalışma şansına da erişen nadir mimarlardan oldum. Sevgili hocamızın vefatından sonra 1993’e kadar Feniş İnşaat’ta, daha sonra da serbest mimar olarak İstanbul’da büromda çalıştım.

1995 yılında İstanbul’dan güneye esen sert bir rüzgar bizi aldığı gibi Antalya’nın temiz havasına berrak suyuna ve güzelim doğasının kucağına bırakıverdi. Yeni bir hayat, yeni arkadaşlar...Bizim için ilk başlarda Antalya’da yaşam oldukça zordu. Ancak şimdi burada yaşadığım için çok mutluyum.

1998’in eylülünün ilk günlerinde o dönemin başkanı Hülagu’nun önermesiyle Rotary ailesinin bir elemanı oldum. Bu arada biricik oğlumuz Onur da benim okulumun Gemi İnşaat ve Deniz Bilimleri Fakültesi’ni kazandı Zaten Onur İ.T.Ü ye anne karnında dokuz ay, bebek olarak da iki yıl tam olarak devam etmişti. Öğrenciliği henüz bitmedi, sanırım bir buçuk yıl daha süresi var.

Şu sıralar kriz dolayısıyla büromda Rotary Toplum Merkezi projesi ve üç minik, bir anne kediyle vaktimi geçiriyorum. Hayatımın hiç bir döneminde işsizlikten bu kadar sıkıldığımı hatırlamıyorum, çünkü hiç böyle bir dönem yaşamamıştım. Umarım böyle sürüp gitmez ve herhalde bundan daha kötüsü de olmaz.

Hayatımın her döneminde sporla bir şekilde uğraştım ve uğraşmaya devam ediyorum. Sinemayı ve klasik müzik konserlerini iyi takip ettiğimi söyleyebilirim.

Her zaman kendim olmaya gayret ettim. İçimden geldiği gibi konuşurum, kendimi engellemeye çalışmam. Neşeli olduğum söylenir. Bana verilen ya da yapmaya talip olduğum her işi en iyi şekilde, eksiksiz ve zamanında tamamlamak temel prensibimdir. Başka da anlatacak değişik bir özelliğim olduğunu sanmıyorum.

Rotaryen sevgilerimle...

Rtn. Hülya Yazıcı

 

EKİM’DE

%100 DEVAM SAĞLAYANLAR

Yavuz Canöz

İbrahim Coşar

Süleyman Çevik

Senay Dodanlı

Hasanali Gönen

Nuri Güvenç

Levent İçel

Muharrem Karataş

Fatma Kızılırmak

Aytaç Küçükünal

Fehim Öz

Teoman Süer

Yaşar Süzen

Hülagu Şencan

Hülya Yazıcı

Oktay Yiğitbaşı

EKİM AYI DEVAM RAPORU

Tıpkı Eylül’de olduğu gibi geçen ay da biri işyeri gezisi, diğeri de eşli gece olmak üzere iki toplantımız farklı platformlarda gerçekleşince, olan gene devam yüzdelerine oldu. Üstelik iki standart toplantıdan biri de ATSO seçim çalışmalarının etkisinde kalınca, %60 küsurlarda kaldığımız görüldü. Ancak şu günlerde bolca ortak toplantı yapılmasının getirdiği telafi kısıtlamasını dikkate alan devam komitemiz, bir iki dostumuza “geçici” torpil yapma yoluna gitti. Böylece komitemize borçlanmış olan bazı üyelerimizin önümüzdeki iki hafta içinde mutlaka atendans kartı getirmeleri gerekecek. Bizden hatırlatması. Ekim geneline şöyle bir bakalım :

    • %100..........16 üye
    • % 75........... 6 üye
    • % 50...........13 üye
    • % 25...........14 üye

Dostumuz İzzet Uzun’un bu ay da hiçbir toplantıya katılmadığını hatırlatalım.

1 TEMMUZ’DAN BU YANA %100 DEVAM SAĞLAYANLAR

İbrahim Coşar

Süleyman Çevik

Hasanali Gönen

Levent İçel

Muharrem Karataş

Fatma Kızılırmak

Aytaç Küçükünal

Fehim Öz

Teoman Süer

Yaşar Süzen

Hülagu Şencan

Hülya Yazıcı

Oktay Yiğitbaşı

İlk dört ayın sonunda kulüp olarak

devam ortalamamız

% 72

 

ROTARY BİLGİLERİ...

Bu hafta da konumuz bir kez daha Eşleşmiş Bağışlar. Rotary Vakfı içinde çok özel bir yere sahip olan bu programdan yararlanabilmek için sözkonusu projenin bazı özelliklere sahip olması gerekiyor. Yanda bunları sıralıyoruz. Ayrıca iki önemli noktaya daha dikkat etmek gerekiyor :

* Bir kulüp en fazla 8 eşleştirilmiş bağış projesini “aynı anda” yürütebilir.

* 20.000.–50.000.$ arası tutarı olanlar için projeler arası yarışmada karar verilir.

NASIL BİR PROJE OLMALI ?

  • En az iki ülkeden makul sayıda Rotaryen aktif olarak projeye katılmalı.
  • Projenin uygulandığı ülkede bir veya daha fazla Rotary Kulübü veya bölgesi bu projede yer almalı.
  • Başka bir projenin tekrarı özelliğini taşımamalı.
  • Rotaryenler ve yakınları bu bağışlardan herhangi bir biçimde yararlanmamalı.
  • Kişilere akademik unvan sağlayacak yönde kullanılmamalı.
  • Bağışlar vakıf ya da benzer kuruluşlar oluşturulmasında veya sürekli faiz getirecek amaçlar için kullanılmamalı.
  • Bağışlarla yolculuk giderleri, seminer veya konferans gibi organizasyonların masrafları karşılanmamalı.
  • Bağışlar arsa veya bina alımı ve yapımı için kullanılmamalı.
  • Maaş veya özlük giderleri projeden karşılanmamalı.
  • Projede Rotary dışı organizasyonlarla işbirliği yapılmışsa, bunlara mutlaka projenin Rotary tarafından başlatıldığı, denetleneceği ve yönetileceği belirtilmelidir.

 

rotlog1.gif (4932 bytes)

Değerli Rotaryen Dostlar,

Geçen hafta zorunlu olarak bir ayrılık yaşadık.Aslında zorunlu diyorum ama buna sorunlu desek daha iyi olur kanısındayım. Efendim mesele şu: İş toplantısı nedeniyle İstanbul’a gitmek zorundaydım . Teknolojinin vardığı noktayı gözönüne alarak yazımı bilgisayar ile yazarak yayınlatabileceğimi düşünmüştüm, fakat yanılmışım. İşin içine insan faktörü girince ( hele de bu insanlar teknolojiyi çok iyi kullanabilen kötü niyetli insanlar olunca) işin rengi değişiyor. Yazımı İstanbul’da bilgisayar ortamında yazarak Genel Yayın Yönetmenime gönderdim.Fakat nasıl olduysa oldu bu köşede benim yazı yazmamdan rahatsız olan bir takım karanlık kişiler bu yazıyı ortadan kaldırarak , başka bir şahsın yazısını yayınlatıyorlar(şimdi bu kişinin adını burada anarak onun reklamını yapmak istemiyorum ,zaten onun istediği de bu). Yine altını çizerek belirtmek istiyorum ki, yukarıda sözünü ettiğim 'bir takım karanlık kişiler' ile 'başka bir şahsın' aynı kişiler olduğunu asla ima etmiyorum. Fakat gördüğünüz gibi döndüm ve köşemin başındayım. Yine her zaman olduğu gibi iyiler ve doğrular kazandı.

İstanbul’da uluslararası bir Kulak Burun Boğaz toplantısına katıldım. Orada yaşadığım ve beni çok etkileyen bir olayı sizlerle paylaşmak isterim. Bu toplantıya ABD’den 10 kişinin katılması gerekirken 2 kişi gelmiş ve diğerleri, savaş nedeniyle can güvenlikleri olmadığı gerekçesiyle katılamayacaklarını bildirmişler. Bunun üzerine toplantıyı düzenleyen Sayın Prof.Dr.Kemal Değer bu kişilere bir mektup yazmış, bunu size aktarmak istiyorum; Sizler can güvenliği olmadığı için korkunuzdan buraya gelmediniz, fakat Amerikan ve Türk askerleri, yani bizlerin çocukları korkusuzca savaşa ve belki de ölüme gittiler. Siz ilerde çocuklarınıza, torunlarınıza bunu hangi yüzle, nasıl açıklayacaksınız, bu utançla nasıl yaşayacaksınız? Çünkü bilim adamlarının cephesi de kongrelerdir, toplantılardır, okullardır, herkes kendi cephesinde işini en iyi yapmak zorundadır. Sizler bu halinizle bilim adamlığını haketmiyorsunuz, bu yüzden lütfen bir daha bizim düzenleyeceğimiz hiçbir kongreye gelmeyiniz. Ayakta alkışlanan bu sözleri hepimizin iyice düşünerek, değerlendirmesi gerektiğine inanıyorum.

Geçen hafta yine İstanbul’da yaşanan bir olay dikkatimi çekti. Sanıyorum hepiniz gazetelerde okumuşsunuzdur. Şişli Belediye Başkanı Sayın Mustafa Sarıgül bölge esnafının da desteğiyle 'Ne alırsan al yarısını öde ' diye bir kampanya başlattı. Belli bir süreyi kapsayan kampanyada kuyruklar, izdihamlar yaşandı. Hem halk hem de esnaf çok memnun oldu. Bu da gösteriyor ki doğru kişilerle doğru yönlendirmeler yapılırsa ortaya iyi şeyler çıkabiliyor. Yeter ki aklımızı hep kötülüğe, bir başkalarını kazıklamaya ve kısa yoldan köşe dönmeye çalıştırmayalım.

Bu arada bir başka konu var ki deyinmeden geçemeyeceğim. Geçen hafta benim yerime, zorunlu olarak yazısı yayınlanan (Bu köşe boş kalmayacağına göre mutlaka birilerinin yazmaya çalıştıkları yayınlanacak tabi ki) ve Washington Post’dan bildiren Naci Yazıcı’nın hafif yollu beni tehdit ettiğini duydum; ciddiye almıyorum ve cevap vermiyorum ama rahmetli dedemin her zaman söylediği bir atasözünü de aktarmadan yapamayacağım;

Okunmasa da olur Washington Post

Olmaz olsun Naci gibi Dost

Geldik haftanın sorusuna: Herkesin kriz diye diye ağladığı bir ortamda, bir biletin 15.000.000 TL’na (ONBEŞ MİLYON TÜRK LİRASI) satıldığı bir sinemada (İstanbul Ritz Carlton Oteli Sineması) bilet bulunamamasını nasıl açıklıyorsunuz.

Sevgiyle kalın

Rtkç.ERKAN DODANLI

 

SİZİN KÖŞENİZ...

Thomas Friedman'ın "Lexus ve Zeytin Ağacı - Küreselleşmenin Geleceği" kitabından:

"Ben, dünyaya ilişkin beş benzin istasyonu teorisine inanıyorum. Evet. Bugünkü dünya ekonomilerinin beş temel benzin istasyonu çeşidine indirgenebileceği kanısındayım.
Birincisi Japon benzin istasyonudur. Benzinin galonu 5 dolardır. Bir ömürlük iş anlaşmaları imzalamış, üniformalı ve beyaz eldivenli dört adam size hizmet eder. Benzininizi doldururlar. Yağınızı değiştirirler.Camınızı siler ve siz huzur içinde oradan ayrılırken, dostça bir gülümseme ile arkanızdan el sallarlar.
İkincisi Amerikan benzin istasyonudur. Benzinin galonu sadece 1 dolardır, ama benzini kendiniz doldurursunuz. Camınızı kendiniz silersiniz. Lastiklerinize kendiniz hava basarsınız. Sonra köşeyi döndüğünüzde, dört evsiz insan jant kapaklarınızı çalmaya çalışır.
Üçüncüsü Batı Avrupa benzin istasyonudur. Benzinin galonu orada da 5 dolardır. İstasyonda tek bir görevli vardır. Lütfeder gibi benzininizi doldurur ve asık suratla yağınızı değiştirir, sendika sözleşmesinin onu sadece benzin doldurmak ve yağ değiştirmekle yükümlü kıldığını size her an hatırlatarak camları silmez. Haftada sadece 32 saat çalışır, her gün 90 dakika yemek molası verir ve bu süre içinde benzin istasyonu kapalı kalır. Ayrıca her yaz Güney Fransa'da 6 hafta tatil yapar. Devletin işsizlik sigortası son işlerinden daha çok para verdiği için 10 yıldır çalışmamış iki erkek kardeşi ve amcası, sokağın karşı tarafında bowling oynamaktadır.
Dördüncüsü gelişmekte olan ülke benzin istasyonudur. Burada 15 kişi çalışır ve hepsi de birbirinin kuzenidir. İçeri girdiğinizde kimse sizinle ilgilenmez, çünkü herkes birbirine laf yetiştirmekle meşguldür. Devlet benzini sübvanse ettiği için benzinin galonu sadece 35 senttir, ama 6 pompadan sadece biri çalışmaktadır. Diğerleri bozulmuştur ve Avrupa'dan
gelecek yedek parçaları beklemektedir. İstasyon hayli kırık döküktür, çünkü sahibi Zürih'te yaşamakta ve bütün kazancını ülke dışına çıkarmaktadır. İstasyon sahibi, işçilerin yarısının geceleri tamirhanede uyuduğundan ve araba yıkama yerini duş olarak kullandığından habersizdir. Gelişmekte olan ülke istasyonunda müşterilerin çoğu ya son model Mercedes ya da uyduruk bir motosiklet kullanır ama burası her zaman doludur, çünkü bisiklet lastiklerine hava basmak için insanlar akın akın gelmektedir.
Son olarak, Rusya benzin istasyonu gelir. Burada benzinin galonu sadece 50 senttir, ama hiç benzin yoktur, çünkü burada çalışan dört işçi bütün benzini karaborsada galonu 5 dolara satmıştır. Benzin istasyonunda görevli olan 4 adamdan sadece biri oradadır. Diğer üçü yer altı ekonomisinde başka işler tutmuştur ve sadece haftada bir kez haftalıklarını almak için uğrarlar."

 

BÜLTEN KOMİTENİZDEN...

“Eleştiriler, Öneriler” bölümü geçtiğimiz haftaki duyurumuzdan da hatırlayacağınız gibi misyonunu tamamlayamadan ebediyete intikal etti. Etti etmesine de, bu durum bültenimizin son bölümünde hatırı sayılır bir boşluk oluşmasına yol açtı. Biz de komite olarak düşündük, taşındık ve tüm bülten boyunca kendimizi yeterince ifade edemiyoruz diye üzülerek, şöyle küçük bir dipnot köşesi açalım dedik. Yayın hayatına başladığı günden bu yana tarafsız habercilik ilkesinden ödün vermeksizin çalışmalarını sürdüren ve çeşitli gelişmeler hakkında yorum yapmaktan ısrarla kaçan komitemiz, böylece kendi görüşlerini çok kısa da olsa duyurabileceği bir bölüm yaratma yoluna gitmiş bulunmaktadır. Evet dostlar, bu köşe bizim, yani bülten komitesinin kendi köşesi olup, tamamen bağımsız, özgür ve özerk olmak bir yana, her türlü eleştiri ve öneriye de kapalıdır. Haftalardır hepinizden ricada bulunduk, hatta yalvarıp durduk, bir şeyler yazıp gönderin diye. Ve fakat olmadı, olamadı. Önerin dedik önermediniz, eleştirin dedik eleştirmediniz... Sonunda olacağı buydu işte. Artık bu köşede yazılanlara beğenseniz de beğenmeseniz de katlanmak durumundasınız. Şikayetlerinizi önce başkanımız Fatma Kızılırmak’a, sonuç alamazsanız Guvernörlük makamına, daha sonra da Uluslararası Rotary Başkanı Richard D.King’e iletebilirsiniz. Başvurularınızın ilgiyle karşılanacağından lütfen emin olunuz...

   [Tracked by Hitmatic]