blt_log4.gif (10576 bytes) rot_logo[1].jpeg (22655 bytes)

Adres :Sinan Mah. Arık Cad. No:35/4 Gerçek Apt.Kat:1   Antalya                                               Sayı : 29 Tlf:0.242.3117273 Fax :0.242.3117246  E-mail: antalya.@rotary2430.org.tr Web :http://www.antalya-rotary.org.tr

 

G E Ç E N   H A F T A

Talya Oteli - 17.01.2002 - 1220/28

Toplam Üye

48 + 11

KONUŞMACI Prof.Dr.Güven Lüleci

Katılan Üye

36 + 6

KONU Genetik Biliminde Son Yaklaşımlar

Katılım

% 58

KONUKLAR

TELAFİ KARTI GETİRENLER

Paul Schwaiger Onur Konuğu
Figen Gökalp Antalya Rtc.K. Cevdet Çavma Onur Konuğu
Hülagu Şencan Aspendos R.K. Kaya Öztoprak Kavaklıdere Rotary Kulübü
Özlem Çakır Antalya Rotaract Kulübü
Ebru Özdemir Antalya Rotaract Kulübü
Can Saatçioğlu Hasanali Gönen’in Konuğu
Mehmet Ali Yalçın
Yücel Müftüoğlu
Ulf İngberg

 

TOPLANTI NOTLARI :
  • Kalabalık bir toplantı oldu. 04.10.2001 tarihinden bu yana en yüksek katılımın yaşandığı bu toplantı sadece bu özelliğiyle bile birçok kişiye keyif vermeye yetti. 42 üye ve 10 konuğun birarada olması başkanımızın da yüzünü güldürdü ve mutluluktan olsa gerek, borddaki koltuğunu da konuklarımızdan birisine kaptırıverdi.
  • Sun Express Havayolları’na verilen meslek ödülünü almak üzere toplantımıza katılan firmanın Genel Müdürü Paul Schwaiger, 400 çalışanıyla önemli bir işveren olarak tanımladığı şirketlerinin 12 yıldır Antalya ekonomisine önemli katkılarda bulunduğunu belirttiği konuşmasında, kentteki tüm kurumlarla iyi ilişkiler içinde olduklarına işaret etti ve arzu edildiği takdirde kulübümüzün çalışmalarına destek verebileceklerini hatırlattı. Herr Schwaiger’in bu sözü eminiz çok yakında gündeme getirilip, kendisine başvuruda bulunulacaktır. Sun Express hakkında kapsamlı bilgiye http://www.sunexpress.com.tr üzerinden ulaşabileceğinizi bir kez daha anımsatalım.
  • Konuşmacı konuğumuz ve aynı zamanda Rotaryen dostumuz Prof.Dr.Güven Lüleci ticari anlamda özel bir önem kazandığını belirttiği Genetik biliminin bugünü ve geleceği üzerine yaptığı konuşmada Genom projesinden, üniversitelerin ve özel sektörün sorumluluklarının yanı sıra devlet politikasının eksikliğinden söz ederek, bilimsel açıdan çok olumlu olarak tanımladığı son yeniliklerin, insanlık adına da iyi sonuçlar vermesini umduğunu belirtti. Konuyla ilgili endişelerini dile getiren bazı dostlarımızın sorularını iyimser bir çizgide yanıtlayan Lüleci’nin bu güzel konuşmasının özeti için lütfen tıklayınız... İnsan Genom Projesi
  • DÜZELTME : Bir önceki sayımızda bu toplantının mönüsünü yayınlarken ciddi bir hata yapmışız. Listede klorlu çay ve kahveye yer vermeyi unutmuşuz. Tüm dostlarımızdan özür dileriz.

 

B U   H A F T A

Talya Oteli - 24.01.2002 - 1221/29

KONUŞMACI Uz. Dr.Zuhal Gökkoca Mönü :
KONU Yeti Yetimi Bahçıvan Salata, Piliç Şiş, Dond.Meyve Salatası

DOĞUM GÜNLERİ

EVLENME YILDÖNÜMLERİ

29.01

Sinan Ebren

 Giysi toplama kampanyamız sürüyor... Toplum Hizmetleri Komitemiz, Şafak mahallesinde ihtiyacı olanlara ulaştırmak üzere kullanmadığınız giysilerinizi bekliyor...  

ÜYELERİMİZDEN HABERLER...
  • 1989 yılından beri Beldibi Ramada Oteli’nde Genel Müdürlük görevini yürütmekte olan Selahattin Saklıca’nın mesleğini bundan böyle daha önce de uzun süre bulunduğu Kanada’da sürdüreceğini öğrendik. Bu nedenle aramızdan ayrılan dostumuzun yeni görevinde de başarılıranı sürdüreceğine inanıyor ve kendisine iyi şanslar diliyoruz.
  • Antalya Rotaract Kulübü Başkanı Sibel Doğan’ın kulüp üyeliğinden istfa ettiğini üzülerek öğrendik. Bu görevi Rtc.Özlem Çakır sürdürecek.
PROJELER ...ETKİNLİKLER ...
  • Saha çalışmaları bir süre önce tamamlanan parazit taraması projesinde laboratuar incelemeleri sürüyor. Bu çalışmada ihtiyaç duyulacak ilaçlar İbrahim Ethem Ulagay firmasından temin edilmiş bulunuyor.
  • Toplum merkezimizde ilk ve ortaokul düzeyinde okuma kitaplarına ihtiyacımız var. Dostlarımızdan ilgi göstermelerini bekliyoruz.
  • Dönem başından bu yana destek verdiğimiz Ahatlı’daki üç ilkokulun ana sınıfları için başta kırtasiye olmak üzere çeşitli malzemelere gereksinim duyulmakta. Üyelerimizi bu okulları ziyaret etmeye ve ilgilerini esirgememeye davet ediyoruz.
  • U.R.Başkanı Richard.D.King tarafından öngörüldüğü üzere tüm Rotary dünyasında düzenlenen poster ve kompozisyon yarışmasının bölgemiz bazındaki sonuçları açıklandı. Poster yarışmasında ilk üç dereceyi Samsun kulüplerinin, kompozisyon yarışması için konan tek ödülü de Ordu kulübünün adayları aldı. Kazanan genç kardeşlerimizi gönülden kutluyoruz. Sonuçlar sizi yanıltmasın; yarışma konusunun Karadeniz’le herhangi bir ilgisi yoktu.

 

ANLAMLI BİR MEKTUP

 

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) Başkanı Brundtland tarafından geçtiğimiz günlerde Uluslararası Rotary Başkanı Richard D.King’e gönderilen mektubu yayınlıyoruz.

Sevgili Başkan,

2001 yılı Birleşmiş Milletler örgütünce gönüllüler yılı ilan edilmişti. Bu önemli olay karşısında Rotaryen'lerin Dünya Sağlık Teşkilatı adına gerçekleştirdikleri Polio eradikasyon programını tekrar gündeme getirmek istiyorum. WHO Rotary ile çalışabilmekten dolayı çok mutlu ve bahtiyar. Bu çalışma dünya çapında 1985'den beri sürüyor. Bu büyük çalışma Rotaryen'lerin "kendinden önce hizmet" ilkesi ile gerçekleşebildi. 1988-2000 yılları arasında polio %99 oranında eradike edildi, bugün 3000'den az olgu bildiriliyor. Enfekte ülke sayısı 125'den 20'ye düşürüldü. Bundan sonra en zor görevimiz kalan %1'i ortadan kaldırmak. İşte bu noktada 1.2 milyon gönüllü Rotaryen'in görevi çok önemli. Devam etmeli, hatta gayretlerimizi arttırmalıyız. Son çocuğa ulaştığımızda finiş noktasında hep beraber olmalıyız.

Birlikte çalışmaya devam edelim ve 2005'te Rotary İnternational'ın 100.doğum gününü gelecek nesillere poliosuz bir dünya bırakmanın coşkusuyla kutlayalım.

Gro Harlem Brundtland MD,PHD

WHO Başkanı

 

BEN KİMİM?... Kendi Kaleminden Rtn.Günseli Oral

Benden bu haftaki bülten için hayatımı özetlemem istendi. Aslında özetlenecek pek bir şey yok ama yine de deneyeyim.

19 Kasım 1966 yılında Balıkesir’de doğmuş olmama rağmen, Balıkesir’le uzaktan yakından hiçbir alakam olmadı. Tek neden, annemin doğum için o zamanlar Balıkesir’de ikamet eden anneannemlerin yanına gitmiş olmasıdır. Nereli olduğum konusunda çok net bir fikrim yok. Baba tarafım Muğla’lı, anne tarafım ise Boşnak ve Bolu kökenli. Dolayısıyla ben Türkiye’liyim.

Ben doktor bir annenin ve avukat bir babanın çocuğu olarak oldukça erken yaşta yuvaya başlamak zorunda kalmışım. O zamanlar üç yaşından önce çocukları yuvaya kabul etmiyorlarmış. Ben ise 2.5 yaşında olduğum için, mahkeme kararı ile yaşımı büyütmek zorunda kalmışlar. Rahmetli babamın anlattığına göre, o zamanlar yuvalara talep bu kadar çok olmadığından, hanımlarda yaş büyütme işlemleri ancak nikah amacıyla yaptırılırmış. Bu yüzden, hakim “ Nerede bu yaşı büyütülecek kız?” diye gürlerken, kürsünün tam önünde ayakta dikilen ve kendisine bakan küçük kızı gördüğünde, neler olup bittiğini kavraması epey sürmüş.

İşte eğitim hayatım bu şekilde başladı. Yuvaya Antalya’da gittim. Daha sonra ilk ve orta öğrenimimi, Balıkesir, İzmir, Rize’nin Pazar ilçesi ve Samsun’da yürüttüm. Son durak Samsun oldu. Orta 2. sınıftayken Psikolog olmaya ve her ne hikmetse, hiç görmediğim ODTÜ’de okumaya karar verdim. Çok şükür bu dileğim 1983 yılında gerçekleşti ve çok mutlu bir üniversite dönemi geçirdim. Mutluluğumun bir nedeni gerçekten çok güzel bir bölümde okumamdı. Bir başka nedeni ise, benim oradaki varlığım sayesinde pek çok arkadaşımın sınıf geçebilmesi idi. (Sınavlarda arkama oturup, geleceklerini garanti altına almaları yani). Ben insanın hayatta her zaman kalıcı izler bırakması gerektiğine inanırım. Ne mutlu bana ki, hala ODTÜ kütüphanesinin önündeki çim alanda bir zamanlar kemirdiğim çimenlerden oluşan bir patika mevcuttur. Gelecek sene oraya “GİSY: Günseli’nin İneklik ve Sebat Yolu” adının konmasını teklif edeceğim.

Mezun olmama bir hafta kala, 1 Temmuz 1988 tarihinde sevgili eşim Kemal ile evlendim. Bu tarihi özel olarak seçtik, çünkü ikimizin de sınavları o gün bitmiş oluyordu (kendisi ODTÜ Elektroniğin derecelilerinden olduğundan, balayımızı birlikte otlayabileceğimiz yeşil çayırlarda geçirmiştik). Mezuniyetimden sonra, çok kısa da olsa, TRT Susam Sokağı Projesinde araştırmacı olarak çalıştım. Orada da çok eğlendim. Eğlenmemek mümkün değildi ki, çalışırken insanın masasının üzerinde minik Edi’ler, Büdü’ler, minik kuşlar falan olunca, ister istemez sırıtmaya başlıyor durduk yerde.

Daha sonra bunları ODTÜ Eğitim Bilimleri Bölümünde Master, Doktora, asistanlık gibi rutin işler takip etti. Burada bol bol bilim, yurt dışı yayın, kongreler, sempozyumlarla uğraştım. Tabi üniversite öğrencileriyle de. Bugün Antalya’da da ODTÜ’deki eski öğrencilerimle karşılaşıyorum. Çok gurur verici bir olay.

Ankarada’ki akademisyenlik hayatımda, 1989 yılında büyük oğlum Alp doğdu. Harika bir bebekti ve canım yavrum, daha altı aylıkken bilgisayar karşısında oturmaya başladı. Şu anda 6.sınıfta okuyor ve geçen yaz bir indeks programı yazdı.

1997 yılından itibaren, Antalya’ya yerleştim. Burada ikinci oğlum Altay’ı dünyaya getirerek, annelik keyfini yeniden yaşadım. Şu anda Akdeniz Üniversitesi Eğitim Fakültesinde görev yapıyorum. Burada da çok değerli insanlarla tanıştım. Şunu açıkça belirteyim ki, Rotary sayesinde gerçekten harikulade insanlarla dost olma şansını yakaladım. Bu abartı değil, gerçekten böyle hissediyorum.

 

ROTARY BİLGİLERİ EĞİTİM SEMİNERİ

Antalya ilinde bulunan yedi kulübün üyelerine yönelik olarak düzenlenen B-tipi Rotary Bilgileri Semineri 19 Ocak Cumartesi günü Falez Otel’de gerçekleşti. 2430.Bölge Eğitim Koordinatörü GDG Akın Gökyay’ın önderliğindeki ekip tarafından sunulan ve yöremizin en genç kulübü olan Olimpos Rotary Kulübü tarafından başarıyla düzenlenen bu çalışmada beklenenden yüksek bir katılım yaşandı. Önce katılımla ilgili sayıları aktaralım:

KULÜP KATILIMCI

Olimpos         27

Antalya          20

Perge            12

Alanya           11

Aspendos      11

Kaleiçi            9

Manavgat        7

Kaleiçi RTC.  10

Antalya RTC.   1

Alanya’lı dostlarımızın %42’lik bir katılım sağlamaları gerçekten de göz kamaştırıcıydı. Manavgat’tan da çok sayıda dostumuzun gelmesi herkesi mutlu etti. Ev sahibi Olimpos Rotary Kulübü üyeleri de %100’e yaklaşan katılımları ve mükemmel organizasyonlarıyla büyük takdir topladılar. Ankara’dan gelerek bilgilerini bizlerle paylaşan konuk konuşmacılarımız Akın Gökyay, Malik Aviral ve Ufuk Ataç’la birlikte onlara eşlik eden sevgili Ferit Gönen’e, Yardımcı Guvernörümüz Zeynep Gülcan’a ve bu önemli etkinliğe emeği geçen Olimpos’lu dostlarımıza kulübümüz ve Antalya’lı tüm Rotaryenler adına teşekkür etmek istiyoruz.

Bizden kimlerin katıldığına gelince; işte size Cumartesi günlerini gözlerini kırpmadan Rotary uğruna feda etmeyi göze alan dostlarımızın listesi: Fatma Kızılırmak, İbrahim Coşar, Havva İşkan Işık, Levent İçel, Ege Altay, Hülya Yazıcı, Aytaç Küçükünal, Oktay Yiğitbaşı, Orhan Şenoğlu, Süleyman Çevik, Senay Dodanlı, Fatma Arıca Ertaş, Yavuz Canöz, Figen Gökalp Ebren, Güray Parlak, Yaşar Süzen, Teoman Süer, Hülagu Şencan, Mustafa Yapan ve Turhan Sözen. Başkanımız başta seminerin sonuna kadar kalanlar olmak üzere katılan tüm üyelerimize en içten teşekkürlerini sunuyor.

Toplantıdan Görüntüler İçin Tıklayınız...

 

ROTARY BİLGİLERİ...

Değişim, değişim ve gene değişim. Geçtiğimiz Cumartesi günü gerçekleşen eğitim seminerinde işte hep bu sözcük konuşuldu ve sürekli olarak bu kavramın Rotary için vazgeçilmezliği üzerinde duruldu. Gerçi birkaç yıldır sıkça dile getirilmekteydi; ancak bu dönemle birlikte başta tüzük değişikliği olmak üzere daha somut adımlar atılmaya başlandı.

Bu seminerde edindiğimiz bilgileri birkaç hafta süreyle bu köşede sizlerle paylaşmayı düşünüyor ve bu sayımızda değişimin genel hatlarını aktarmakla konuya giriş yapmak istiyoruz.

ROTARY’DE DEĞİŞİM

NEREDE DEĞİŞİM?

  • Yapıda
  • Hizmet Anlayışında
  • Tanıma ve Tanıtmada

NEDEN DEĞİŞİM?

  • Cazip bir Rotary için
  • Toplumla bütünleşen bir Rotary için
  • Toplumsal imajımız için (geliştirmek?pekiştirmek?)
  • Daha fonksiyonel bir Rotary için
  • Etkili bir Rotary eğitimi için
  • Rotary’yi daha iyi tanımak ve tanıtmak için

 

rotlog1.gif (4932 bytes)

ÜNİVERSİTELER ve CAMİLER

Rtkç.Fahri Işık

Zaman Selçuklu zamanı olsaydı, bu iki kutsal kavram birbirini bütünler, farklı algılanmazdı; çünkü medreseler din mektepleriydi. Bu birliktelikleri biçime de yansıtılmış; içerikteki benzerlik, taç kapılar ve minarelerle dışa vurmuştu. O zamanların Avrupası kilise dogmasında “Ortaçağ Karanlığı”nı yaşarken; Anadolu, bu bilgi ocaklarındaki “insan” odaklı öğretilerin içeriğinde ışıyan din-mezhep ve soy-sop bağnazlığından arınmış bir “Kutlu Çağ”ın aydınlığında göz kamaştırmaktaydı. Onlar, başta Alaeddin Keykubat, binyılların Anadolu alaşımıyla bütünleştirdikleri özgün Türk-İslam kültürü ve sanatıyla da Anadolu Rönesansı’nın yaratıcılarıydı. Mustafa Kemal, dünya imparatorluğu Osmanlı’nın çöküşünü de hazırlayan din bağnazlığını, açtığı Aydınlanma Çağı’nın çağdaş Laiklik ilkesiyle kırmış; tarihin başkaca tanık olamadığı bir “Türkiye Cumhuriyeti mucizesi”ni bu sağlam temele oturtarak başarmıştı. Ve dünya, 11 Eylül 2001’den bu yana yine O’nun “mucizesini” konuşmaktaydı...

Geçenlerde sevgili kardeşim Himmet’in “Sanat Ocağı”ndaki söyleşisinde ünlü orkestra şefimiz Prof. Gürer Aykal, “Ahmet Adnan Saygun’lar yetişseydi ve halkı klasik müzikle tanıştırılsaydı, Afganistan Taliban’a teslim olmazdı” dedi ve ekledi, “bizde Talibanlar bu nedenle kök tutamaz”. Çağdaş eğitimle tanıştırılsaydı da çağdışılığa geçit vermezdi Afgan insanı; aylardır yürek parçalayan o Ortaçağ görüntüsü 3. binyıla taşınmazdı. “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir” diyeni olsaydı eğer, demek isterim...

Mustafa Kemal’in “Aydınlanma Çağı”nda ünlü “Türk Beşlisi” yetişti bu ülkede, Cumhurbaşkanlığı adına senfoni orkestrası kuruldu ve “yurdum insanı” çağdaş müzikle tanıştırıldı. Her ne kadar ilk tanışıklıkta “öyle bir zulüm görmemiş” gibi geldiyse de tınılar; Anadolu insanını bir “Taliban zulmü”ne atma heveslileri, Mustafa Kemal Ülkesi’nde kök tutamadı...

İnanç özgürlüğü kutsaldır, insana saygının gereğidir; Laiklik onun güvencesidir. Beni iyi bilen, inançta ne denli duyarlı olduğumun da tanığıdır; din misyonlu bir gazetenin iki muhabiriyle başedebilmişliğimi bilen, bir “din bilgisi cahili” olmadığımı da bilir. Şimdi diyeceklerim peşin hükümle yorumlanmasın diye söylerim bu gereksiz ayrıntıları. Çünkü zamanımızda, “aynı mahallede 500 m arayla konumlanan iki minareden sabahın dinginliğini aynı anda ve en üst perde mekanik sesle yırtan ezanın dinsel mantığını” sormak bile hemen “din karşıtlığıyla” bulur tepkisini; “doğru” aranmaz, sorgulanmaz. Ya da “meslek okulundan amaç, uzmanlar yetiştirmekse, İmam Hatip Mektebi’nde uzmanlaşmanın gereği Arkeolog olmak mıdır?” diye sorulduğunda da, sorabilirsen eğer, yanıt değişmez; “İslam’da ruhban sınıfı var mıdır?” diye sorsan da. O kafanın eleştiri oklarını doğrulara yönlendirmesindeki hedef, yıldırmaktır; yıldırmaktır ki, susulsun; aklın yol göstericiliğinde, tabular yargılanmasın...

Bir “Cumhuriyet” haberi: “2002 yılı bütçesinden 23 Devlet Üniversitesi’ne 86 trilyon, ibadete 618 trilyon”. İlkin irkilirsin ve sonra düşünürsün ki: Her mahallede iki cami, her camide –sırasında- iki imam, iki müezzin olursa, ibadetin Devlet’e parasal yükünün de bilimin yükünden yedibuçuk kat fazla olması doğaldır. Doğal olmayan, “halkımın bağışları” kılıfıyla planı, programı ve de ruhsatı sorulmayan ve de Cumaları bile dolmayan, ”cemaatsiz” camiler yapılmasına tepkisizliktir. Selçuklu’nun ve Osmanlı’nın Adalya’sında Sultan ve Paşa camilerinin çıkmak için varolan minareleri hep tek’de kalırken, Cumhuriyet Dönemi’nin çıkılmayan Antalya minarelerinin çift şerefeli ve çifte minareli oluşundaki anlamsızlığa da suskunluktur doğal olmayan.

Köy Enstitüleri’ni kapatarak, ezanı arapçalaştırarak ve “arkeologlar yetiştiren” din meslek okullarını yaygınlaştırarak, özlücesi halkı Mustafa Kemal Gerçeği’ne yabancılaştırarak, ülkeyi karanlık günlerin eşiğine getirme “becerisinin” ardından; salt eğitimi sekiz yıla çıkarmakla ya da Humeyni uniformasını yasaklamakla mı yeniden yakalanacak “Onuncu Yıl” aydınlığı? Varsın sayıca artan üniversitelerde aynı pasta fazlaya bölünerek paylaştırılsın, her yeni “cemaatsiz” camiye de yeni kadrolar tahsis edilsin; “imansız derler” kaygısıyla da, “oku!” emrine karşı işlenen bu “yedibuçuk” kat katmerli “günah”a susulsun...

En iyisi ben de yeni tip “Atatürkçülük” modasına uyup, onların ağzıyla, “daha fazla günaha girmeden”, bildik bilge bir son söz diyeyim ve susayım: “Haydi canım sen de !”. Ve bilelim ki, yine Gürer Aykal’ın deyişiyle, bu Kuvayı Milliye Paşası “senfoninin hiçbir konserini kaçırmazdı”...

 

 

SİZİN KÖŞENİZ...

BİR ADET YURDUM İNSANI

ya da

MEMLEKETİMDEN KURUMSAL MANZARALAR

 

bktkom.gif (10343 bytes)

Nihayet amacımıza ulaştık. Komite olarak Rotary Bilgileri Eğitim Semineri öncesinde girdiğimiz kapsamlı örgütlenme ve mükemmel propaganda çalışmaları sonucunda, yedi kulübün ve 100’e yakın Rotaryen dostumuzun katıldığı bu etkinlikte reklamımızın bol bol yapılmasını sağladık. Üstelik de bunu hiç kimsenin şüphesini çekmeden komitemiz ve hatta kulübümüz dışındaki dostlarımıza yaptırmayı başardık. Kısacası bültenimiz kulüpsel olmaktan çoktan çıktı ve evrensel olma yolunda hızla ilerliyor sevgili dostlar.

Şaka bir yana; bültenimizin gerçekten de ilgi uyandırdığına ve izlendiğine tanık olmaktan çok mutluyuz. Dönem başında böylesine bir ürünü aklımıza bile getiremezken, bunu hem düşünmemizi, hem de gerçekleştirmemizi sağlayan ve bizi tek başına sanal ortama taşıyan sevgili Oktay Yiğitbaşı dostumuzu gelin şimdi hep birlikte alkışlayalım. Teşekkürler, teşekkürler, teşekkürler...

 

   [Tracked by Hitmatic]