![]() |
![]() |
Adres :Sinan Mah. Arık Cad. No:35/4 Gerçek Apt.Kat:1 Antalya Sayı : 16 Tlf:0.242.3117273 Fax :0.242.3117246 E-mail: antalya.@rotary2430.org.tr Web :http://www.antalya-rotary.org.tr |
| G E Ç E N H A F T A | ALTIN ET Tesisleri - 18.10.2001 - 2007/15 |
|||
Toplam Üye |
50 + 11 |
İŞYERİ GEZİSİ |
||
Katılan Üye |
22 + 1 |
|||
Katılım |
% 44 |
KONUKLAR | ||
TELAFİ KARTI GETİRENLER |
Rtn.Ahmet Acar | Kulüp Konuğu / Ev Sahibi | ||
| Rtkç.Erkan Dodanlı | Kulüp Konuğu | |||
TOPLANTI
NOTLARI :
|
| B U H A F T A | TENİS İHTİSAS KULÜBÜ - 28.10.2001 - 2008/16 |
|||
| KONUŞMACI : GDG Akın Gökyay | CUMHURİYET BALOSU |
|||
| KONU : Cumhuriyet ve Rotary | ||||
DOĞUM GÜNLERİ |
EVLENME YILDÖNÜMLERİ |
|||
27.10 |
Şenay – Fehim Öz | |||
30.10 |
Mesude – Ali Şengül | |||
CUMHURİYET BALOSU Antalya ili sınırları içinde faaliyet gösteren yedi Rotary kulübünün ortaklaşa düzenleyecekleri Cumhuriyet Balosu, 28 Ekim Pazar akşamı Antalya Tenis İhtisas Kulübü’nde gerçekleşecek. Bu tesisin yenilenmiş çehresi ve servisiyle bu geceye özenle hazırlandığını sizlere hatırlatmak istiyoruz. Bu etkinliğin organizasyonu için kulüplerin oluşturdukları ortak komitede görev alan sevgili Rotaryen dostlarımızın da özellikle son iki haftadır yoğun bir çaba gösterdiklerini ve güzel bir akşam geçirmemiz için özveriyle çalıştıklarını lütfen unutmayın. 19.00’da bir kokteylle başlayacak olan kutlamada Geçmiş Dönem Guvernörü Akın Gökyay da çok kısa bir konuşma yapacak. |
| ÜYELERİMİZDEN HABERLER...
|
PROJELER
...ETKİNLİKLER ... |
ULUSLARARASI HİZMETLER & GENÇLİK PROGRAMLARI Uluslararası Rotary 12-15 yaş dönemindeki çocuklara yönelik bir Kompozisyon ve Poster Yarışması düzenliyor. Birinci gelenin 2000 USD, ikincinin 1000 USD ve üçüncünün de 500 USD tutarında burs kazanacakları bu yarışmanın konusuysa şöyle : “DÜNYA’YI BAŞKALARI İÇİN DAHA İYİ BİR YER HALİNE NASIL GETİRİRİZ?” 15.12.2001 tarihine kadar bu yarışmanın gerçekleşmesi ve 31.12..2001’e kadar da sonuçların U.R’ye ulaştırılması gerekiyor. Ayrıntılar ilgili komite görevlilerince önümüzdeki günlerde sizlere aktarılacak. Uzun Dönem Gençlik Mübadele programıyla ilgili formlar geldi. İlgilenen dostlarımız bunları başkandan ya da komite başkanı Ege Altay’dan temin edebilirler. Aday öğrencinin 20/08/1984 - 20/08/1988 arasında doğmuş olması gerekiyor. Yıllardır süregelen bu başarılı değişim programının benzerleri arasında en ucuzu ve en güvenlisi olduğunu lütfen unutmayın. Son başvuru 5 Kasım!!! Kısa Dönem Gençlik Mübadele ya da diğer adıyla YAZ KAMPLARI programı için aday gösterme süresi 15 Kasım’da doluyor. 16-20 yaş arası gençlere yönelik olan ve çoğunlukla Avrupa ülkelerindeki kampların sözkonusu olacağı bu programla ilgili başvuru formlarının da geldiğini duyuralım. 2002-2003 Yılı Akademik Bursları’nın ilki İsrail Moshe Greidinger Bursları. Lisans üstü çalışmalar için verilecek bu burslar özellikle ziraat, tıp, biyoloji, genetik mühendisliği alanlarında sosyal bilimlere göre daha fazla. Adayların iyi derecede İngilizce bilmeleri gerekiyor. Sosyal bilimler ve hukuk içinse çok iyi derecede İngilizce isteniyor. Rotaryen yakınlarının da aday olabileceklerini ve adayların 25 Ocak 2002 tarihine kadar bölgeye bildirilmesi gerektiğini hatırlatalım. |
| BEN KİMİM?
.....Kendi Kalemlerinden Üyelerimiz İbrahim
Coşar 23 Mart 2019 yılında ölecek olan ben (Ünlü Medyum O. Berberoğlu öyle diyo) 1946 yılında Antalya Zerdalilik’de doğdum. Lise dahil Antalya’da okudum. Üniversiteyi Ege’ de. Makine mühendisiyim. İş hayatıma MİMSA AŞ ile başladım MİMPA AŞ. ile bugünlere geldim. Bunları kısa geçiyorum,yaşantımdaki hobiler i, önemli anıları anlatmak için: Çocukluğumda kara ve balık avcılığına meraklıydım. Bu meraklarım ve heyecanlarım hala devam etmektedir. Balık avında oltacılığın yanı sıra zıpkınla da avlanmaktayım.Kara avcılığına birkaç yıldır gidemedim ama yine gideceğimi biliyorum, hem de Afyon’a, Konya’ya. Kışın olacak belki, gölün ortasında buzun üzerinde yine yürüyeceğim, bu cesaretim 1974 yılında Kıbrıs harekatına katılmamdan olabilir. İnsanın harp psikolojisi içerisinde geçen günlerinden sonra, yıllar da geçse cesaretini kaybetmemesinden olabilir belki de . Evet dostlar; size bitmeyen askerlik anılarımı sayfalarca yazabilirim, ama sizi sıkmayacağım. KIBRIS’a ilk çıktığımız akşam üzerini ve gecesini, topladığım bir torba dolusu altındiş anımı merak edenlere anlatabilirim. Yani ben GAZİYİM. Yıl 1974 Askere gideceğim yıldı. Osman Berberoğlu bekar, ben bekarım. Büyük baskı vardı evlenmem için. Hatırlıyorum bir akşamüzeri Konyaaltı’nda arabayla dolaşıyoruz , üç kız kaldırımda yürüyor, döndüm baktım bir tanesi için, işte böyle biriyle evlenebilirim dedim. Bir hafta sonra yedek subay okuluna gittim... Yıl 1977, Şubat ayı evlilik için baskılar yoğun, kızgınlıkla evlenmeye karar veriyorum. Ablamlara bir kız bulun evleneceğim diyorum. Eniştem bir banka müdürünün kızını söylüyor; ben de Osman’a söylüyorum. Osman “o kız kim biliyor musun” diyor, hayır deyince “hani askere gitmeden önce böyle bir kız olursa evlenirim demiştin ya, işte o kız o”! Kısmetmiş Leyla ile 15 Ekim 1977 de evlendim. 1978 de doğan oğlum şimdi Amerika’da okuyor. İkiz kızlarım var 1987 doğumlu, onlar da Antalya Koleji Güzel Sanatlar Lisesi 1.sınıfta okuyorlar. Kendimi tahlil edince sosyal birisiyim diyorum, çünkü herkesle barışığım, bir çok dernekteyim. Bir tanesi Yaşar Süzen’in asamblesinden dönerken gerçekleşen oluşumun, Magandaların (Can dostları) değişmez başkanıyım. 1992 yılında ROTARY’e alındım. Tabandan başlayarak gelecek dönem başkanlığına kadar geldim. Topluma bir şeyler vermenin mutluluğunu duyuyorum. Dostluğu çok seviyorum. Bana komitacı diyen dostlarım var, ve gocunmuyorum. Çünkü Rotary’nin de bir tür komita olduğunu biliyorum. Tam zamanını buldu bu istenilen özgeçmiş, size önemli bir şey açıklayacağım. Yıl 1975 askerden gelmiş Vakıf İşhanında proje bürosu açmıştım. Üç dört ay geçmiş şirket kurmuştuk beş teknik eleman. Arkadaşlığımız daha eskilere dayansa da Osman Berberoğlu ile 1976 Yılı başında ortak olmuştuk, aradan 16 yıl geçti. MİMSA Şirketini tasfiye ettik. 1992 yıl sonu biz ikimiz ortaklığa MİMPA AŞ. ile devam etmeye karar verdik, o günlerden bu günlere geldik, tam 25 yıl geçti. Ben Leyla ile, Osman Hatice ile evleneli 24 yıl olduğu halde. Şu an elimizdeki işleri tamamladık, Osman “ben inşaat işinden yoruldum, yapmayacağım” deyince medeni insanların yaptığı gibi dostça başlayan beraberliğimiz yine geçen ay dostça sonlandı. Kağıt üzerindeki ortaklığımız bitti ama gönül ortaklığımız, dostluğumuz, arkadaşlığımız bitmedi ve kesinlikle artarak devam edecek. Evet dostlarım iki Rotaryen dostunuz şirket ortaklığını noktaladı. Bu gelişmeyi de ilk kez sizlerle paylaşmak ve Rotary aileme duyurmak istedim. Sizleri ve Rotary’yi yi çok seviyorum. Kısa olmasını arzu ettiğim özgeçmişimle sizleri sıkmadığımı umuyorum. Rotaryen sevgilerimle ......... İbrahim Coşar |
| ROTARY
BİLGİLERİ... Bu hafta gene Rtn.Turhan Sözen’in bir yazısına yer veriyoruz. Rotary’yi çok iyi incelediğini ve çoğumuzun göremediği biçimde yorumladığını bildiğimiz deneyimli dostumuzun Rotary’ye ve bugünkü hizmet anlayışına çarpıcı bir eleştiri getirdiği bu yazısını lütfen dikkatle okuyunuz . ROTARY’DE HİZMETBir süre önce Olimpos Rotary Kulübü ile yaptığımız müşterek bir toplantıda
“Rotary nedir?” başlığı altında bilgilendirme konuşmalarına rastlamış
olmamız bir gerçeğin su yüzüne çıkmasına hizmet etmiştir. Bu gerçek de bunca
zaman geçmiş olmasına rağmen Rotary’de hizmet kavramının ne olduğu hakkında
ilgili üyeler arasında henüz daha tam bir anlayış birliğinin oluşmamış
bulunduğunun anlaşılmasıdır. Bu durum sadece kulüplerimize ait bir sorun değildir.
Guvernörlük seviyesinde de bu eksiklik açıkça görülmektedir. Bu ve önceki yıl bir
vesile ile iki guvernörümüzü aynı konularda dinlemek şansına eriştik. Her iki
guvernörümüzün de sık sık hizmetten söz etmelerine rağmen bunun içeriğinin ne
olduğuna dair dikkate değer her hangi bir şey söylemediklerini üzülerek gördüm.
Şimdiye kadar katıldığım muhtelif konferanslar da bundan farklı olmamıştır. Bu da
gösteriyor ki sorun tüm Rotary camiasını ilgilendiren oldukça genel bir nitelik
taşıyor.Bu bakımdan muhtelif vesilelerle yaptığım konuşmalarımda dolaylı olarak
bir çok defa değinmeme rağmen bir defa daha bu konuyu doğrudan irdelemek gereğini
duydum. Rotary camiasında kulüplerin düzenleyeceği bizatihi hizmetlerine nazaran topluma daha çok hizmet götürme şansı sağlayan bu hizmet biçimine karşı bir camia olarak şimdiye kadar yaşanan suskunluğun sebebi ne olabilir? diye zaman zaman düşünmüşümdür. Bence çok sınırlı istisnalar dışında kimse kendini ve ulaştığı durumu büyük bir ihtimalle yeterli bularak sorgulamak istemiyor. Çünkü söz konusu hizmet yolu insanın gerek kişisel ve gerekse mesleki olarak kendini yenileyebilmesi için önce bizzat kendisini sorgulamak gibi çetin bir çabayı göze almasını gerektirdiği ve bunu da yapması için ise her hangi bir alışkanlığı da bulunmadığından sonuç olarak kulüplerde bir hizmet yolu olarak böyle bir şey adeta hiç yokmuş gibi davranmak daha kolay geliyor. Oysa ki bu tür hizmet biçimi Rotary’inin kulüplerinin varlık sebebi ve temel felsefesidir ve bunun gerektirdiği sorumluluk tamamıyla üyelerinin omuzlarına yüklenmiştir. Bu yüzden kendi derdine düşmüş kulüplerimizin üye seçimi dışında bu konuda yapabileceği fazla bir şey olduğunu da sanmıyorum. Kanaatimce böyle bir davranış daha fazla sürdürüldüğü takdirde çeşitli iş ve mesleklerini bir çatı altında neden titizlikle toplamak istediğimizi ve meslek hizmetleri avenüsünün niçin kulüp hizmetleri avenüsünün altında birinci hizmet yolu olarak gösterilmiş olduğunu izah etmemiz mümkün olmayacağı gibi bu niteliğini kaybetmiş bir Rotary Kulübünün herhangi bir yardım derneğinden farkı da kalmayacaktır. Rotary Kulübü kulüp olarak kendisine tevdi edilen aynı olmasa bile benzer önemi
bulunan ikinci kanal hizmet biçimine gelince: bunun kuralları ayrıntılar ile
belirtilmiş ve bilinmekte olduğundan burada tekrarlamayı gereksiz buluyorum.Yalınız
şunu kaydetmek yerinde olur ki kulüpler olarak bu ve bu tüzüklerinde yer alan diğer
hizmetler gerçekleştirilirken büyük ölçüde sorumluluk ve onuru Başkan ve ekibine
verilmiştir ve üyeler katkıları oranında bu onurdan pay alırlar. Sözümü bitirirken Ünlü Fransız yazar ve filozofu Jean- Paul Sartre’ın bir düşüncesini nakletmeden geçemeyeceğim. “Kişisel ve mesleki gelişmelerini dondurmuş insanlar ancak ölümlerinin kendilerine yapabileceği bir şeyi yapmış olurlar”.
Bu hafta gene Rtn.Turhan Sözen’in bir yazısına yer veriyoruz. Rotary’yi çok iyi incelediğini ve çoğumuzun göremediği biçimde yorumladığını bildiğimiz deneyimli dostumuzun Rotary’ye ve bugünkü hizmet anlayışına çarpıcı bir eleştiri getirdiği bu yazısını lütfen dikkatle okuyunuz . |
BİZDEN HABERLERİN DEVAMI Efendim; sizlere geçen haftaki yazımda RK’ların da nihayet seçimlerini yaparak organlarını oluşturduğunu bu sütunlardan ifade etmiştim. Artık hepiniz biliyorsunuz ki eski pasifist yönetim şanına uygun bir şekilde uyurken tasfiye edildi. Bundan sonra bu sütunun sol üst köşesinde gördüğünüz haşmetli boynuz ; kendimin demokrasi aşığı mümtaz bir şahsiyet olması hasebiyle tüm etkinliklerinize bizzat şahsımda temsil edilerek katılacak. Bundan hiç kuşkunuz olmasın. Niçin bu kadar net ifade ediyorum. Çünkü bilindiği üzere sevgili eşim Hülya; otomobil denen ve insanları ( bir hayvan sever olarak utanıyorum ama bazen de ve hatta dahi çoğunlukla ayıları ) bir yerden başka bir yere ulaştırmak için kullanılan motorlu aracın; bu acayip aygıta yön verme işlevini gören direksiyonu ihtiva eden sol ön yanında oturmaktan hiç hoşlanmaz . Kendisinin ifadesine binaen söylüyorum sağ ön koltuğun manzarası daha iyi imiş. Yukarıda anlattığım seçimin ertesi sabahında erkenden kalkarak, her gün olduğu gibi, Hülya’nın kahvaltısını itinayla ve korkarak hazırladım. Korkarak diyorum çünkü; mutlaka bir bahane bulur beni azarlar. İki dilim usulünce kızartılmış ekmek, omlet, tereyağı ve bal ile özellikle tercih ettiği porselen demlikte iyice demlenmiş İngiliz çayı ve boş fincan ile günlük gazetesini gümüş tepsiye güzelce yerleştirdim. Tabi ki ipek peçetesine sardığım kaşık, çatal ve bıçağı da unutmadım. Elimde tepsiyle odasının kapısını çaldım, kibarca “ room service ..!” diye seslendim. İçeriden GİRRR!!! dedi. Kahvaltısını kendisine sunarak kıçın kıçın yani geriye iki adım attım. İki elimi önümde yani göbeğimin üstünde kavuşturarak beklemeye başladım... Omletinden bir parça aldı yedi . Ve dedi ki bu akşam İbrahim Coşar’ın organize ettiği “ teke zortlatması “ dersi var oraya beni sen götüreceksin . Ve tabi diğer tüm toplantılarımıza ya da etkinliklerimize de diye ekledi. Zaten RK Dönem Başkanı sıfatıyla bu etkinliklere katılmam protokol gereğiymiş, kendisi de sap pardon... yalnız gitmeyeyim diye bana eşlik edecekmiş. Sanırım; şimdi etkinliklerinize katılmam hususundaki istek ve coşkumu anlamışsınızdır. Ben de mümtaz şahsiyetimi takım elbise giymek suretiyle pekiştirerek sevgili eşimle birlikte söz konusu halk oyununun dersinin icra edileceği Antalya Koleji’ne gittim. Doğrusunu isterseniz dans özürlüsü olduğum için takım elbise giydim ki derse katılmam hususunda şahsıma ısrar olmasın. Nitekim olmadı da. Resmi erkanın niçin sürekli takım elbise giydiğini o zaman daha iyi anladım. Salona göz gezdirdim, gururlandım çünkü neredeyse tüm RK’lar derse katılmak üzere gelmişlerdi. Gerçi gözlerinde kurbanlık koyun gibi bir ifade vardı ama her neyse. Ders başladı; hoca zıpla, zıpla ,bas , salla, salla ,bas, zıpla, zıpla, salla, salla, bas... gibi benim anlamadığım ama kulağa hoş gelen komutlarla sekiyor; katılımcılar da inanılmaz ve göze hoş gelen bir ritim ile ona uyuyorlardı. Hele Hülya... sanki teke zortlatması değil serçe zıplaması oynuyor. O ne zarafet ne güzellik adeta genç kız gibi, gözümü ondan alamadım doğrusu. Bence iyi düşünülmüş bir etkinlik. Neden mi derseniz ? Bizzat bir doktor olarak Oktay’dan bilgi aldım. Kendi eşi ilk dersten sonra on beş gündür elini kolunu oynatamaz haldeymiş. Buradan yola çıkarak, en az on beş gün evde dayaktan kurtulabileceğim sentezine ulaştım. İlk dersten umduğum sonucu alamadım. Şimdi dört gözle ikinci dersi bekliyorum. Ayrıca bence dersin bir saat olması yeterli değil. Hocayla görüşüp; dersin iki saat olmasının daha yararlı olabileceğine ikna etmeğe çalışacağım. Bu konuyu Nietzsche’ye danıştım. Bana Zerdüşt adlı kitabından; “ Ve hayat bana sırrını açtı: ” bak “, dedi; ben hep kendini aşması gerekenim...” sözlerini okuduktan sonra sen de aşabilirsin dedi. Ben de anladım Usta dedim. Rtkç.Naci YAZICI |
| SİZİN
KÖŞENİZ... Dostlarımızdan gelen birkaç güzel sözü aktarıyoruz... (Çok aradık, ancak bu son ikisinin sahibini bulamadık...) |
| ELEŞTİRİLER ...
ÖNERİLER ... Bazı dostlarımız soruyorlar : “Telefonla ulaşamadığımız ve bizi aramaları için not bıraktığımız bazı Rotaryen dostlarımız neden bize geri dönmüyorlar???” |