![]() |
![]() |
Adres :Sinan Mah. Arık Cad. No:35/4 Gerçek Apt.Kat:1 Antalya Sayı : 42 Tlf:0.242.3117273 Fax :0.242.3117246 E-mail: antalya.b@rotary2430.org.tr Web :http://www.antalya-rotary.org.tr |
| G E Ç E N H A F T A | Talya Oteli - 25.04.2002 - 1233/41 |
|||||
Toplam Üye |
47 + 11 |
KONUŞMACI | Rtn.Fehim Öz | |||
Katılan Üye |
35 + 5 |
KONU | 2001’den 2002’ye Ekonomi | |||
Katılım |
% 74 |
KONUKLAR | ||||
TELAFİ KARTI |
Yrd.Guv.Zeynep Gülcan | Aspendos Rotary Kulübü | ||||
| Fatma Kızılırmak | Kaleiçi R.K. |
Rtn.Ali Bıdı | Perge Rotary Kulübü | |||
| Mustafa Kalender | Aspendos Rotaract Kulübü | |||||
| TOPLANTI
NOTLARI : |
||||||
| B U H A F T A | Antalya Serbest Bölgesi - 02.05.2002 - 1234/42 |
|||||
|
İŞYERİ GEZİSİ Wagner Kablo |
|
||||
DOĞUM GÜNLERİ |
EVLENME YILDÖNÜMLERİ |
|||||
04.05 |
Deniz Şencan | |||||
08.05 |
İpek Şencan | |||||
FLAŞ... FLAŞ... FLAŞ... ROTARY AİLEMİZE “MİNİK” BİR KATILIM OLDU!!! |
Üyelerimizden Haberler... |
Projeler, Etkinlikler... |
| Sevgili Dostlar, 25 Nisan Perşembe günü Şafak Mahallesi’ndeki toplum merkezimizde yaptığımız toplantıdan sizlere kısaca söz etmek istiyorum. Havva İşkan ve Senay Dodanlı’yla birlikte gittiğimiz toplum merkezinde, 6 Haziran 2002 tarihinde gerçekleşecek olan toplu nikah töreniyle ilgili hazırlıkları gözden geçirdik. Perşembe gününe denk gelen bu tarihte toplum merkezimizde yapacağımız olağan haftalık toplantımızın ardından saat 15.00’de Suna – İnan Kıraç Eğitim Gönüllüleri Parkı’nda 25 çiftin nikah töreni düzenlenecek. 5 gelinin gelinlik giyme arzusunda olduğunu öğrendik. Kulüp olarak 300 adet nikah şekeri ve Rotary amblemli bir pasta hazırlatacağız. Nikahlar Kepez Belediye Başkanı Sn.Mehmet Atay tarafından kıyılacak. Lütfen bu anlamlı günümüzde bizleri yalnız bırakmayın. Tüm üyelerimizi eşleriyle birlikte aramızda görmek istiyoruz. Rotaryen sevgi ve saygılarımla, Rtn.Hülya Yazıcı Toplum Hizmetleri Komitesi Başkanı |
|
BİR ROTARYEN EŞİNDEN BÖLGE ASAMBLESİ İZLENİMLERİ
Antalya Rotary Kulübü’nün Rotaryen ve eşlerinden oluşan gurubumuz Perşembe sabahı seyahate hazırdı. Neşe, sohbet ve müzikle Konya’ya geldik. Konya’ya gelinir de, tandır yenilmez mi? Sırf tandır değil, bamya çorbası, etli ve peynirli pideler ve içilen bol köpüklü ayranlar. Hemen arkasından Mevlana ziyareti. Silifke’ye gelindiğinde, hava kararmıştı. Otelimize yerleştikten hemen sonra, akşam yemeği için sahilde güzel bir balık restoranında toplandık. Bir tarafta yanan şömine, diğer tarafta fasıl heyeti. En güzeli de Rotary Ailesi’nin o coşkulu neşesi. Gerçekten unutulmaz bir gece. Ertesi günün sabahı, Cennet-Cehennem Mağarası’na yapılan gezi görülmeye değerdi. Cennete ulaşmak için tam 465 basamak indik. İndik inmesine de, çıkması kolay değildi. Yorulsak da bunu başardık. Adana’ya vardığımızda saat 15.30’du. Otobüsten bakınca, Hiltonsa’nın önünde, gelecek dönem başkanımız Rtn.İbrahim Çoşar ve eşi Leyla Çoşar’ın sabırsızlıkla bizleri beklediklerini gördük. Davullar çalıyor, neşeyle karşılanıyorduk. Bu arada Sakıp SABANCI göründü. Etrafı televizyon kameralarıyla kuşatılmış, röportaj yapılıyordu. Gözlerimizin dolduğunu biliyordum. Odalarımıza yerleştik. 16.30’da açılış kokteylindeydik. Toplantı salonunun girişinde, çeşitli stantlar vardı. Hediyelik ürünlerin satışları başlamıştı. Adana Rotary Kulübü belli ki bu asambleye çok iyi hazırlanmıştı. Bir örnek giydikleri zarif kıyafetler ve güler yüzle verdikleri hizmetler, çok sıcaktı. Kulağa gelen fısıltı, 800 Rotaryen’in Hiltonsa’da ağırlanmasıydı! 16.50’de konferans salonuna girdik. Asamblenin açılışı, saygı duruşu, konukların takdimi, bayrak töreni ve istiklal marşı. Bu konuklar da Kültür Bakanı İstemihan Talay, Adana Valisi, Adana Rotary Kulübü Kurucu Üyesi Sakıp Sabancı, DG’leri, GDG’leri, GLDG’leriydi. Hepsinin çoşku ve esprileri dinlemek, büyük zevkti. Asamblenin açılış töreninde, Bando l0.Yıl Marşı’nı çalmaya başladığında, Sakıp Sabancı’nın duygulanıp sahnede bando takımını yönetmesi, arkasından da duygu yüklü konuşması görülmeye değerdi! O günün akşamı, Caz müziği eşliğinde yenilen güzel bir akşam yemeği ile son buldu. Cumartesi günü yine sabahtan eğitim semineri başlamıştı. Öğlen yemeğinden sonra, bir kısım Rotaryen eşleriyle birlikte, Seyhan Taşköprü’den geçerek, Adana’nın çarşısında dolaşıp, Kilis Pazarı’nda alışveriş yaptık. Hava çok yağışlı olduğu için geziyi kısa kesip otelimize döndük. Biraz dinlenip, akşam gala yemeğine hazırlandık. Balo salonu yan kısımların da açılmasıyla genişlemişti. Gecenin ilerleyen saatlerinde sahne alan Türk Sanat Müziği Korosu bütün canlılığı ile salonu çınlatıyordu. GLDG O.Müfit Metin’in tanıtımı ile öğrendik ki, koro Adana Rotary Kulübü üye ve eşlerinden oluşmuştu. Başarılı olmaları, koronun uzun çalışmalardan geçtiğini gösteriyordu. EN FAZLA KATIMLA ANTALYA ROTARY KULÜBÜ KATILIM REKORU KIRDI. GLDG. O.Müfit Metin’in teşekkür konuşmasında GD.Başkanımız İbrahim Çoşar büyük övgüler aldı. Gururla ayakta alkışladık. 2002-2003 Dönem sloganı olan “SEVGİ TOHUMLARI EKİNİZ” balonların patlatılmasıyla içlerinden düşen yüzlerce tohumlarla belleklerden hiç silinmeyecektir. Zaten kapanışta bizlere verilen seramik saksı ve yeşermek üzere konulmuş tohumlar çok anlamlıydı. Yani “SEVGİ TOHUMLARI EKECEĞİZ, MUTLULUK BİÇECEĞİZ”. 2002-2003 Dönem Guvernörü O.Müfit Metin’in, “Başarımızın anahtarı, Rotary’nin içinde değil, içimizde Rotary’yi yaşamak olacaktır” sözleri güçlü bağlılık duygularını ve birlik mesajlarını biz Rotaryenler’e bir kez daha hatırlattı. Pazar sabahı yapılan sıcak kahvaltı sohbetinden sonra onlara teşekkürlerimizi iletip, otelden ayrıldık. Dönüşte Gelecek Dönem Başkanımız ve eşi de aramızda olup, türküler ve şarkılarla Antalya’mıza geldik. Hepimiz çok mutluyduk. Rotaryen Sevgi ve Saygılarımla, 23/Nisan/2002 Serpil KÜÇÜKÜNAL Rotaryen Eşi |
ÖNÜMÜZDEKİ
GÜNLERDE ANTALYA’DA GERÇEKLEŞECEK ETKİNLİKLER
Hazırlayan : Rtc. Ceyhan Bulut Kaynak : Antalya Kültür ve Sanat Rehberi |
ROTARYEN EŞLERİ TOPLANTISI
26 Nisan Cuma günü Kışlahan Oteli’nde yapılan ve başkanımız Fatma Kızılrmak’ın evsahipliğinde gerçekleşen toplantıya 21 Rotaryen eşi ile birlikte Havva İşkan, Hülya Yazıcı, Ege Altay da katıldılar. Bu önemli oturuma Rotkoçlar’ın da iki temsilci göndermeleri ilgiyle karşılandı. Dönem başından bu yana yapılan çalışmaların başkan tarafından özetlendiği toplantıda toplu nikah töreniyle ilgili görev bölümü yapıldı. 1 Haziran Cumartesi günü Hülya Yazıcı'nın ofisinde biraraya gelecek olan bir ekip nikah şekerlerini hazırlayacak. Davul zurna organizasyonunu Naci' Yazıcı üstlenmiş bulunuyor. Rotaractorlar ikram için 250 civarında meşrubat ve kek hazırlayacaklar. Gelinler ve damatlar için Rotary amblemli düğün pastası yaptırılacak. İhtiyaç duyulan 5 adet gelinliğin temini içinse şimdilik talip çıkmadı. 25 Mayıs’ta toplum merkezi yararına bir kermes yapılacak. Antalya Koleji’nin karnavalında yer alacak bu etkinliğin organizasyonunu Leyla Coşar üstlendi. Elde edilen gelirle kumaş ve kırtasiye gibi giderlerin karşılanması hedefleniyor. Bu toplantıda Meziyet Kurşun’un ortaya attığı bir de mini proje doğdu: “Rotaryen Eşleri Pasta Börek Kitapçığı”. Tüm bayanların, Rotaryen olanlar ve hatta yemek yapmayı bilen erkek üyeler de dahil olmak üzere herkesin tariflerini 15 Mayıs akşamına kadar yazmaları isteniyor. Kitapçık halinde basılacak olan bu tarifler satışa sunularak yeni bir gelir arayışına gidilecek. |
BEN KİMİM?... Kendi Kaleminden Rtn.Tunay AltınpınarSıcakların azaldığı, Antalya’nın en güzel günlerinin başladığı, Eylül ayının ilk günü, Kızılsaray Mahallesi Duman Sokaktaki tek katlı bahçeli bir evde dünyaya gelmişim. Bizim mahalle Saçlı Kuyu adıyla adeta özdeşleşmiştir. Mahallenin göbeğinde bir taş kuyudur saçlı kuyu. Kalın bir saçtan yapılmış kuyu kapağından ötürü saçlı kuyu adı verilmiş. Bütün mahallenin içme suyu bu kuyudan kovalarla taşınır ve evlerdeki toprak küplere dökülür ve oradan tüketilirdi.Çocukluk dönemim bu sevimli semtte geçti. Çok sıcak, candan ve samimi insanların dostça yaşadığı bu mahallede geçirdiğim günlerin benim yaşam felsefemde çok önemli tesiri olduğunu düşünüyorum. O güzel insanların, o temiz yüzlerini hiçbir zaman unutamıyorum. Çoğu bu dünyadan göçtüler. Hepsine Yüce Allah’tan rahmet diliyorum. İlkokul yıllarında edindiğim arkadaşlardan çok azı ortaokul ve liseyi okuyabildiler. Üniversiteye girebilen ise birkaç kişi. Onların da hepsi erkek. Kızların hiç şansı olmadı. Fakir ailelerin çocuklarıydı. Hemen hemen hepsi birer meslek sahibi oldular. Bir kısmı yurtdışına gittiler. Ama hiçbiri kötü yola sapmadı. Kendi mütevazı çevrelerinde hayatlarını sürdürüyorlar. Zengin olamadılar ama kimseye de muhtaç değiller. Bizim mahallede çok az evde elektrik ve su vardı. Elektrik olan birkaç evden biri de bizim evdi. Arkadaşlar bizde toplanır, derslerimizi beraber çalışırdık. Şu anda doktor olan bir ağabeyimizin sokak lambasının altında kışın soğuk günlerinde ders çalıştığını büyüklerimiz anlatırdı. Biz de halimize şükrederdik. Ortaokul ve Lise yıllarım başarılı geçti. Hiç sınıfta kalmadım. Hatta birkaç sene iftihara geçtiğim bile oldu. Lise ikinci sınıfta Edebiyat ve Fen bölümlerine ayrılıyorduk. Rahmetli Babam benim mühendis veya mimar olmamı istediği için Fen bölümüne girmem gerekiyordu. Ben Edebiyat derslerinde kendimi daha başarılı bulduğum için Edebiyat bölümüne girmekte ısrar edince evde epey gürültüler koptu. Sonunda ikna edilemedim ve edebiyat bölüme devam ettim. Edebiyat bölümünde ısrar etmemin bir diğer ve önemli sebebi matematik derslerinde pek başarılı olmayışımdı. Özellikle ortaokul yıllarında matematik derslerimiz boş geçmişti ve geç de olsa gelen ve branşı matematik olmayan öğretmenimiz bize matematik dersini iyi veremediği için bu dersi pek sevemedim ve iyi öğrenemedim. Üniversite yıllarında bunun farkına vardım. Ben matematikten kaçarken, matematik de beni kovaladı. Üniversitede yüksek matematik ve mali cebir karşıma çıktı. Bu sefer kaçış kurtuluş yoktu. Ben de bir hocadan özel ders aldım. Hayrettir matematik hiç de benim korktuğum gibi zor bir ders değilmiş. Çok hoşlandım ve çok sevdim. Derslerimi de üssü mizanı arttıracak notlarla tamamladım. Üniversite yıllarında matematikten başka ingilizceden de özel dersler aldım. Buna para ödemedim. Aynı sınıfta Kıbrıslı bir arkadaşımdan faydalandım. Bu suretle de hem lisan muafiyet sınavımı verdim hem de ingilizceyi orta derecede de olsa öğrenmiş oldum. Bugün adı Marmara Üniversitesi İktisat Fakültesi olan İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi’nin Dış Ticaret ve Turizm İhtisas bölümünde okuyorum. Dış ticaret dersimize gelen hocamıza sorduğum bir soru ve aldığım cevabı, o günün Türkiyesi hakkında bilgi olur diye anlatmak istiyorum. Hocamız bize devamlı ithalat rejimini öğretiyor. Ben bir ara ‘Hocam’ dedim. ‘ Hep ithalat rejimi anlatıyorsunuz, sene sonu da geldi ihracata ne zaman geçeceğiz’ diye sordum. Hocam şöyle bir yüzüme tuhaf tuhaf baktı ve ‘Oğlum ne yapacaksın ihracatı, kuru üzüm, kuru fındıktan başka ne ihraç ediyoruz ki, siz asıl ithalatı öğrenin. Size onun faydası olur’ dedi. Ben de biraz inatçıyım ya ‘Hocam bu ülke hep böyle mi kalacak’ dedim. Hocam başını salladı ve cevap vermedi... Sene 1964... Ben 21 yaşındayım... Ülkemle ilgili en önemli endişelerim bu yıllarda başladı. Maalesef hala da sürüyor 59 yaşımda. Üniversiteden sonra 24 ay yedek subay askerlik. 6 ayı Ankara Mamak’ta, 18 ayı Erzincan merkezli doğu Anadolu’nun hemen hemen yarısında... Feray’la O Anadolu Bankasında çalışırken ben bankanın müşterisi olarak tanıştık. Hayatta yaptığım en iyi işlerden birini yaptım ve Feray’la evlendim. Yaşantısını benimle paylaştığı için O da memnun mu bilmiyorum ama ben onun bana verdiği çok değerli destekle bugünlerime geldim. Ve kendisiyle evlendiğim için çok mutluyum. Bir şeye çok üzülüyorum. Feray gerçekten çok başarılı bir bankacıydı. Onu bankasından ben ayırdım. Kızımız Ela’yı 1974 yılında 8 Aralık tarihinde dünyaya getirdikten 6 ay sonra bankadan ayrılmak zorunda kaldı. Devam etseydi mesleğinde çok yükselebilirdi. Feray mesleğinden oldu ama Ela’nın yetişmesinde çok önemli katkısı oldu. Oğlumuz Eray 1980 yılında dünyaya geldi. Onun yetişmesiyle ve eğitimiyle de Feray ilgilendi. Ben daha çok dış işlerle meşgul olduğum için çocuklarımızla ve tabii en çok benimle Feray ilgileniyordu. Geçen yıl Ela’nın oğlu Efe dünyaya geldikten sonra torun sevgisinin ne olduğunu anladık. İnanılmaz derecede farklı ve güzel bir şey. Anlatılması imkansız. Allah herkese nasip etsin ve tattırsın. Üniversite yıllarında başlayan sosyal faaliyetlerim hala devam ediyor. Antalya Kültür ve Yardımlaşma Derneği’nin fikir oluşumunu ve kuruluş çalışmalarını tamamladığımızda bu derneğin İstanbul’da bir Antalya Öğrenci Yurdu inşa edecek boyutlara ulaşacağını hayal bile etmiyordum. Topluma samimi olarak hizmet eden bütün sosyal kuruluşlarda hizmet vermek beni yormuyor, aksine zevk veriyor, heyecan veriyor. Zevkle çalışıyorum. Antalya Rotary Kulübüne beni öneren rahmetli ağabeyim Ferdi Uğur Öngen’i rahmetle ve minnetle anıyorum. Siyaseti hiç düşünmedim. Ancak siyasetçiler hakkında toplumumuzun değerlendirmelerini doğru bulmuyorum. Demokrasilerde siyasi partilerin ve siyasetçilerin vazgeçilmezliğine inanıyorum. Türkiye’de siyasi platformun daha dikkatli olması, etik değerleri ön plana çıkarması, daha şeffaf ve açık olması yönünde gelişmeler eksik diye düşünüyorum. Antalya Ticaret ve Sanayi Odası seçimlerine daha önce iki defa kendi meslek grubumda katıldım, kazanamadım. Nihayet 1983 yılında yapılan Oda Genel seçimlerinde önce meslek komitesine sonra meclis üyeliğine seçildim. 1985 yılına kadar oda meclisinde meclis üyesi olarak görev yaptım. 1985 yılında Osman Berberoğlu’nun yönetim kurulu başkanı olduğu yönetimde muhasip üye olarak yönetim kurulu üyeliğim başladı. Bu arada Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Konsey Üyeliği de yaptım. 1997 yılında Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Meclis Başkanı seçildim. İki yıl bu görevde bulundum. 1999 yılında yapılan ATSO Genel Seçimlerinden sonra Yönetim Kurulu Başkanlığı’na seçildim. İki yılda bu görevde bulundum. Halen TOBB. Ticaret ve Sanayi Odaları Konsey Üyeliği ve ATSO Yönetim Kurulu Üyeliği yanında Antalya Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanlığı, Akdeniz Sağlık Vakfı ve Antalya Serbest Bölgesi İşleticisi , ASBAŞ Yönetim Kurulu Üyeliği görevlerim devam ediyor. Bu kadar görevle birlikte asıl işim olan Altınpınar Boya Mağazalarını A.Ş.’nin Yönetim Kurulu Başkanlığı’nı yürütüyorum. 4’ü Antalya da 2’si Alanya da olmak üzere 6 Boya Mağazasından oluşan işyerlerimizin hepsinin başında profesyonel yöneticileri ve mağaza müdürleri görev yaptıkları ve yine hepsinden sorumlu Genel Müdür Yardımcım bulunduğu için sosyal çalışmalara vakit ayırabiliyorum. Böyle diyorum ama özellikle Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanlığını da yaptığım günlerde 24 saatin yetmediği günlerim çok oldu. Ülkemizin Cumhuriyet tarihinin en büyük krizini yaşadığı yıllarda ve günlerde ATSO olarak yaptığımız çalışmalarla Antalya ilinin bu krizi en hafif atlatan il olmasında önemli katkılarımız olduğunu tevazuyu bir kenara bırakarak söyleyebilirim. Rtn.Tunay ALTINPINAR |
KOMPOZİSYON VE RESİM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ Dönem teması olan “Engelliler İçin Engelsiz Yaşam” konulu resim ve kompozisyon yarışmasının ödül törenini 23 Nisan'da Eğitim Gönüllüleri Parkı’nda yaptık. Katılım çok fazla değildi, ancak geleneksel olarak yapacağımız bu yarışmada seneye daha fazla katılım sağlanacağını umuyoruz. Kompozisyon dalında katılan tüm çocuklara içi dolu kalem kutusu, birinciye skooter, ikinciye satranç takımı; resim dalında da tüm katılımcılara 36'lı pastel boya takımı, birinciye skooter, ikinciye fotoğraf makinası hediye ettik. Bu ödül töreninde Eğitim Gönüllüleri’nin 23 Nisan töreni içinde yer aldık ve TV kanalları tarafından kameraya alındık. Umarız tören görüntüleri içinde bu etkinliğimize de yer verilmiştir.
27 Nisan'da Sheraton Otel'de Bölge Rotaract Temsilcisi Serhat Aydın ve Rotaract Tanıtım Komitesi Başkanı Bahri Balkan ile bizim evsahipliğini yaptığımız Rotaract Tanıtım Seminerini gerçekleştirdik. Antalya'daki 3 Rotaract Kulübü olarak bu seminerde buluştuk. Başta yeni üyelerimiz olmak üzere hepimiz Rotary ve Rotaract ile ilgili bilgilendirildik.
|
| ROTARY BİLGİLERİ ROTARY'DE HALKLA İLİŞKİLER Tarihsel olarak Rotaryenlere öğretilen bir efsane vardır. Bu inanışa göre Rotaryenler yaptıkları işler ve ortaya koydukları eserlerle anılmalı ancak bunu duyurma çabasına girmemelidir ve Rotary'nin yaptığı iyi işler esasen kendini belli eder düşüncesi hakimdi. 1923 yılında bir Rotary politikası olarak benimsenen "Rotary'nin hiç bir faaliyeti reklam ve kendini tanıtma amacıyla yapılmamalıdır" prensibi Rotary kulüplerinin yaptıkları toplumsal hizmetlerin kimsele duyurulmaması ve halkla ilişkiler konusunda girişimde bulunmaması gerektiği gibi algılanmıştır. Gerçekte, 1923'de kabul edilmiş olan bu prensip beyani bir başka şekilde ifadesini bulmuştur. Bunda da: "İyi yürütülmüş değerli projelerin halka duyurulması Rotary etkinliğinin göstermesi" açısından önemli görülmüştür. 1970 yılının ortalarında ise daha modern bir halkla ilişkiler metodu benimsenerek "Halkla ilişkilerin iyi olması, iyi bir duyuru faaliyeti ve olumlu bir imaj yaratılması Rotary'nin amaçları için yapılmalıdır ve gereklidir. Çünkü esas hedef karşılıklı anlayışın gelişmesi, amaçlarının ve programlarının takdir edilmesi, destek görmesi ve Rotary'nin insanlığa hizmet ağının büyütülmesidir. Rotary'nin başarısı için aktif bir halkla ilişkiler düzeni kurması çok yaşamsal bir önem taşır. İyi yürütülmüş bir hizmet projesi Rotary mesajının halkla iletilmesinde en etkili bir araçtır. Rotary kulüplerinin başarı ile tamamladıkları bir hizmet projesini halka duyurmak için her gayreti göstermesi gerekir. Rotary kulüpleri ve Bölgelerinin yaptıkları toplumsal hizmet çalışmalarını uygun yöntemlerle halka duyurup halkla ilişkilerini etkin hale getirirken Rotaryenlerin unutmamaları gereken bir husus Rotaryenlerin Rotary'nin toplumda yapmak istedikleri soylu amaçla ve girişimler olmalıdır. Ancak, dünya Rotary hakkında ne düşünür? Rotary dünya için ancak yaptıkları işler ve gerçekleştirdikleri hizmet demektir. Bunu her zaman hatırımızda bulundurmalıyız Kaynak : 2430.Bölge Web Sayfası |
Merhaba, Sevgili Fatma beni telefonla arayıp, Demet
bülten için bir yazı yazar mısın diye sorduğunda, Rotkoçlar, nasıl oldu da bu
köşeyi Rotaryen hanım eşlere bıraktılar diye şaşırdım doğrusu. Bu köşede bir
müddet de olsa hanım Rotaryen eşlerinin yazması güzel olur diye düşünüyorum...!
(bu arada sevgili Naci’nin pratik mutfak bilgileri tükendi galiba). Şaka bir yana ne
yazacağımı düşünmeye başladığımda bu işin hiç de kolay olmadığını
anladım. Rotary’ye ilk girdiğimiz dönemler derneğin amaçlarını pek kavramış ve anlamış değildim. Açıkça söylemek gerekirse çok resmi bir topluluktu benim için, ama zamanla kaynaşmalar yaşanmaya başladı ve büyük bir aile gibi hissediyorum şimdi. Rotary’de bir kişi Rotary yaşamında sadece bir defa başkan oluyor. Bir daha o konumda bulunmaması güzel bir gelenek. Benim görüşüm başkanlığa geldikleri bu dönemde en iyiyi, en güzeli ve en doğruyu yapmaya çalışıyorlar. Geriye dönüp baktıkları zaman; ellerinden gelen en doğruyu, en iyiyi yaptıklarında mutlu olmak ve mutluluk vermek. Ben Mustafa’dan da gözlemlediğim kadarı ile büyük özverilerde bulunarak gerek eşlerinden gerekse çevrelerinden aldıkları destek ve takım ruhu ile güzel bir çalışma örneği gösteriliyor. (Bu arada sevgili eşimi bu konuda taktir etmeden geçemeyeceğim). Bunları düşünüp kalemle kağıda döker iken bir hikaye daha doğrusu bir zamanlar e-mailime gelen bir yazıyı hatırladım, aklımda kaldığı kadarı ile sizlerle bunu paylaşmak istiyorum. Hikaye çok eski zamanlarda uzak doğuda bir
ülkede, akademik olarak eğitim alınmayan zamanlarda geçiyor. O zamanlar usta çırak
ilişkisi varmış ve ustasından aldığı eğitim çok uzun yıllar sürermiş, bir
kişinin uzmanlaşması için . Ressam olan bir ustaya çok yetenekli bir talebe gelmiş
ve bir yılda eğitimini tamamlamış ve ustasına ‘Ben şimdi bu işte
uzmanlaştığımı nasıl anlayacağım ?’ diye sorunca ustası da ‘Şimdi bütün
yeteneklerini kullanarak yapabileceğin en güzel resmi yap , şehrin meydanına as,
yanına da boya, fırça koy ve beğenmediğiniz yere çarpı işareti koyun diye de
yanına bir not yaz ve bir hafta bekle sonra resmi bana getir’ demiş. Öğrenci bir
hafta sonra büyük bir heyecanla resmi almaya gittiğinde resmin her yerinin çarpı
işaretleriyle dolu olduğunu görmüş, üzülerek ustasına götürmüş. Usta hiçbir
şey söylemeden tekrar yapabileceği en iyi en güzel resmi yapıp tekrar meydana
asmasını yine boya ve fırça koymasını yanına da ‘beğenmediğiniz tarafları
düzeltiniz’ diye not yazmasını söylemiş. Yine bir hafta sonunda meydana gidip resme
baktığında ne bir çarpı ne de bir düzeltme görmüş. Sevinç ve şaşkınlıkla
ustasına sorduğunda ustası da ‘İnsanların yaptıklarında hata bulmak çok
kolaydır ama onu düzelt dersen kimse onu düzeltecek yeteneğe sahip olmayabilir, işte
o zaman sen en iyi ve en doğruyu yapmışsındır.’ Sevgi ve saygılar. |
SİZİN KÖŞENİZ... Yaşar Süzen gönderdi; biz de küçük bir ek yapıp yayınlamaya karar verdik. Bunu yaparken tabii ki Fenerbahçe’li dostlarımızın hoşgörüsüne sığınıyoruz... Ve biliyoruz ki Fenerbahçe ve Beşiktaş olmasalardı Galatasaray da olmazdı!!!
GALATASARAY ŞAİBELİ BİR GOL SAYESİNDE 15.ŞAMPİYONLUĞUNA DA ULAŞTI. FENERBAHÇE UEFA’YI PROTESTO ETMEYE HAZIRLANIYOR... Ali Sami Yen’de oynanan Galatasaray – Barcelona maçında Barcelona’nn ofsayttan attığı şaibeli bir gol sonucunda Şampiyonlar Ligi’nden elenen Galatasaray, tüm konsantrasyonunu süper lige verince şampiyon oldu... |
Lütfen binbir emekle yeniden düzenlenen web sayfamızı ziyaret etmeyi unutmayınız. Önerilerinize açığız... |