![]() |
![]() |
Adres :Sinan Mah. Arık Cad. No:35/4 Gerçek Apt.Kat:1 Antalya Sayı : 37 Tlf:0.242.3117273 Fax :0.242.3117246 E-mail: antalya.b@rotary2430.org.tr Web :http://www.antalya-rotary.org.tr |
| G E Ç E N H A F T A | Organize Sanayi Sitesi - 21.03.2002 - 1228/36 |
|||
|
İŞYERİ GEZİSİ YÖRÜKOĞLU SÜT ENDÜSTRİSİ TESİSLERİ |
|||
Toplam Üye |
47 + 11 |
KONUKLAR | ||
Katılan Üye |
23 + 3 |
Rtn.Ahmet Acar | Kaleiçi Rotary Kulübü | |
Katılım |
% 49 |
Rtc.Özlem Çölkesen | Antalya Rotaract Kulübü | |
TELAFİ KARTI GETİRENLER |
Rtc.Mustafa Kaçar | “ | ||
- |
Rtc.Serkan Güvenç | “ | ||
| Rtc.Ceyhan Bulut | “ | |||
![]() TOPLANTI NOTLARI :
|
||||
| B U H A F T A | Talya Oteli - 28.03.2002 - 1229/37 |
||||||
|
KONUŞMACI | Prof.Dr.Erol Katırcıoğlu | Mönü : | ||||
| KONU | Ekonomik Kriz Ve Sonrası | Talya Salata, Etli Lahana Sarma, Kazandibi | |||||
D O Ğ U M G Ü N L E R İ |
|||||||
01.04 |
Ali Rıza Balcı | 03.04 |
Hatice Berberoğlu | ||||
01.04 |
Neriman Öcal | 06.04 |
İlhami Gönen | ||||
| ÜYELERİMİZDEN
HABERLER... |
PROJELER... ETKİNLİKLER... |
KUBABA Uluslararası Arkeoloji Belgeselleri Festivali
KUBABA Uluslararası Arkeoloji Belgeselleri Festivali'nin üçüncüsü, 29-31 Mart 2002 tarihlerinde Talya Oteli Kongre Merkezi’nde gerçekleşecek. Toplumların, insanlık tarihini, belgeseller aracılığı ile paylaşmasını hedefleyen bir sanat-düşünce platformu oluşturan bu festival, Belgesel Sinemacılar Birliği ve Suna-İnan Kıraç Akdeniz Medeniyetleri Araştırma Enstitüsü tarafından birlikte düzenlenmekte. Programla ilgili geniş bilgi almak isteyen dostlarımızın http://www.akmed.org.tr veya http://www.bsb-adf.org adreslerini ziyaret etmelerini öneriyoruz.
|
![]() |
Kaleiçi Rotary Kulübü’nün yanda afişini gördüğünüz ve önceki haftalarda da duyurduğumuz etkinliği 28 Mart Perşembe günü saat 10.00’daki açılış töreniyle başlıyor. Projeyle ilgili bazı temel bilgileri, dostlarımızın web sayfalarından yaptığımız alıntılarla duyurmak istiyoruz:
|
BEN KİMİM?... Kendi Kaleminden Rtn.Ahmet ÜnsalHenüz tamamı geçmeyen ve geçmesini de arzu etmediğim ÖZGEÇMİŞİM Ben hatırlamıyorum ama annemin ifadesine göre bir Mayıs ayının çağla ve gök muşmulalı gününde Antalya nüfus idaresine göre ise bir sonbaharın hüzünlü ve sararmış yapraklı günlerinden birinde sabah ezanı vaktinde Kaleiçi ile Kemiklik mahallesi arasında fayton içinde sancılı bir seyahat esnasında saat kulesinin altından geçerken dünyaya başımı çıkarmışım ve annem güç bela yatağına yetişerek işini tamamlayabilmiş. Böylece dünyaya geliş biçimimin aile içinde menkıbeleşmiş olduğunu hatırlıyorum. Çocukluğum önce kemiklik sonra Kaleiçi’nin tozlu sokaklarında çelik çomak, uzun eşek ve daha bir takım sokak oyunları ile geçti. İlk okulum İsmet Paşa ve Gazi Mustafa Kemal’de tamamlandı. Orta ve Lise’yi halen icrai faaliyet eden Antalya Lisesi’nde okudum ve 1945 yılının sıcak Haziran ayında evelallah annemin komşularına, babamın kahve arkadaşlarına hava atabilecek bir tarzda bitirdim. Orta okulu savaş içinde tamamlamıştım. Okul erken tatil olduğundan boş yaz günlerim için yalvar yakar elektrik dairesine katip oldum. Orada az çalışan, çok para alan bir memur vardı. Dayıma bu adamı sorduğumda <<Bu çok önemli bir adam.Bu adam olmazsa aletirikler yanmaz. Bu adam aletirik mehendizi>> dedi. Ben de rahat bir dünya hayali ile bu adamdan olmayı kendime hedefledim. Vakıa, sonunda o adamın mesleğini edindim ama ne onun aldığı kadar para alabildim, ne de onun yaptığı gibi aylak dolaşabildim. 1951 yılında diplomayı kapınca sıra evlenmeye geldi. Derken mahallenin kızının da bayağı büyüdüğünü, okumuş güzel bir genç kız olduğunu, hatta Istanbul Yüksek mekteplerini bile bitirdiğini söylediler. Armudun iyisini başkasına kaptırmamak için numaramızı çevirip Süreyya ile evlendim. Güzel güzel hava atarak yaşarken geçen gün bana: << Ahmet ! biliyor musun iki ay sonra evleneli tam elli yıl doluyor >> demez mi? Hay Allah nerden çıktı bu seneler şimdi. Ben ne güzel gençlik numarası çekiyordum sağa sola. Ne yapalım oldu bir kere. Ha bu zaman içinde boş durmadık.İki adet çocuk yetiştirip Rotaryen yaptık. Bunlardan olan dört torunun da kafalarını Rotary ile doldurduk. Bu arada meslek icra ederek bir türlü yakamadığımız elektrik ile uğraştık. Fakat herşeyi kabul ediyorum da o az çalışıp çok para alan mehendiz var ya, onun attığı kazığı hiç unutamıyorum. Hoşçakalın. Ahmet ÜNSAL Rotaryen ... ve de Elektrik Yük.Mühendisi |
ROTARY BİLGİLERİ Önümüzdeki hafta içinde kulübümüzün yarıya yakın nüfusunun Adana’da gerçekleşecek olan Bölge Asamblesi’ne gideceğini dikkate alarak, yılda bir kez düzenlenen bu organizasyon hakkında hatırlatmalarda bulunmayı yararlı gördük BÖLGE ASAMBLESİ NEDİR? Rotary başkanlığının her yıl yenilenmesi nedeniyle her yıl bu görevi üstlenecek 27.000 kulüp başkanı görevlerini yürütebilecek bilgiyi edinmeleri gerekir. Dünyadaki 500 Rotary bölgesinin liderlik konusunda eğitilmesi işte bu yıllık bölge asamblelelerinde olur. Bölge asamblesi yönlendirme, yüreklendirme, Rotary bilgisi ve yeni fikirler sağlayarak kulüp görevlileri, yönetim kurulu üyeleri ve komite başkanlarına yön verir. Bazı çok deneyimli bölge liderleri Rotary yönetimi ve hizmet projelerinin her kademesi hakkında bilgi görüşlerini anlatırlar. Asamblede tüm katılanlar değerli yeni fikirler edinerek kulüplerini daha etkin ve ilginç duruma getirmek donanımına sahip olurlar. Genellikle 8 veya 10 kadar delege her kulüpten gelerek bu eğitim toplantı larına katılırlar. bölge Asamblesinin bir önemli yönü de program içeriğinin Gelecek Bölge Guvernörü tarafından gözden geçirilmesi ile yeni Rotary International Başkanı’nın düşüncelerinin görüşülmesidir. Bölgesel amaç ve hedefler bu toplantılarda tanımlanır, planlar görüşülür ve gerçekleştirmek için yeni gelişimler konuşulur. Her Rotary kulübünün başarısı bu yıllık bölge asamblesinde kulübün tüm olarak temsili ile mümkün olur. |
LÜZUMLU BİLGİLER Sevgili okurlarım bildiğiniz üzere; uhrevi dünyanın cehennem kısmında, ölümü münasebetiyle tanrı tarafından mecburi ikamete tabi tutulan; Nietzsche’nin ( kendisi nur içinde yansın... pardon yatsın ) bu sütunlarda misafir yazar olması hasebiyle geçen hafta sizlere seslenemedim. Bizzat başkanları olduğum ve son yazımda ayak oyunlarında usta ve fakat lakin icraatta kof olduklarına işaret ettiğim R. Kocalarının; bütün bir hafta boyunca bana yanıtlarını bekledim. Ancak uyuşukluk bunların adeta ruhlarına işlemiş ki ha taşa vurmuşsun ha bunlara maalesef. Bunlar; beyefendi şahsiyetiyle maruf; baş muharriri kandırarak ve hatta dahi yalan söylemekten de sıkılmayarak; kendileri anlamadıkları için, kimsenin anlamadığını sandıkları benim yerime, ahaliye faydalı hususlarda malumat şey edeceklerini iddia etmişlerdi ki; üzülerek ifade etmem gerekirse, kendi mesleki icraatları hakkında dahi bir kaç kelam yazamadılar. Bakınız; faydalı hususlarda malumatın kamuya nasıl verileceğini kendilerine göstereceğim ki; bizzat okuyarak öğrensinler. Bu amaca hizmet etmeye binaen; bu hafta R. Eşlerine ( yani bizlerin dişi olanlarına ) faydalı malumatlar sunacağım. Efendim; bizzat yaşadığımdan, sizlerin gerek ev işlerinde ve gerekse de mutfakta sevgili kocalarınızı doyurma amaçlı icraatlarınızda, yaşadığınız problemlerinize, pratik çözümler üreteceğim. Yazdıklarımı okuduğunuzda; bu problemleri yaşadığınızda, çektiğiniz üzüntülerin, ne denli gereksiz olduğunu hayretle göreceksiniz. Hemen hepinizin başına gelmiştir, özellikle de ocakbaşı toplantılarında. Beleş alkollü meşrubat ikramından bolca yararlanır iken; halis ve nadide İran halınızın üstüne şarap döken R. Kocası. Eyvah ! çıkmaz demeyiniz; böyle bir durumun hasılında; halınızdaki şarap lekesini tuz veya karbonatla iyicene sıvayınız ve bekleyiniz, leke kaybolunca iyice temizleyiniz. Lekeden eser kalmadığını memnuniyetle göreceksiniz. Peki arkadaşlarınızı altın gününüze çağırdınız; ve gelmek üzereler, fakat son anda bütün nadide gümüş takımlarınızın karardığını fark ettiniz üzülmeyiniz lütfen. Kararan gümüşlerinizi parlatmak için, eski bir beze biraz beyaz diş macunu sıkarak gümüşlerinize sürünüz ve biraz bekleyiniz ve büyük bir pamuk parçası ile macunu temizleyiniz. Yine ışıl, ışıl gümüşlerinize kavuştuğunuzu göreceksiniz. Peki, ya altın kaplama vazonuz da matlaşmışsa? İşte acil çaresi; hemen saf alkole batırılmış bir pamukla onu silerek eski parlaklığına kavuşmasını sağlayabilirsiniz. Aksilik gelince üst üste gelir. Pirinç eşyalarınızı da parlatmak gerekiyorsa ! reçeteniz benden üzülmeyiniz. Temizleme suyuna birkaç damla limon damlatınız ve bununla iyice ovarak siliniz. Pirinç yatak başlarını ise; sıkılmış yarım limonla ovuşturun, göreceksiniz; pırıl, pırıl olacaklar ve içiniz rahat edecek. Bu tavsiyemin ise; özellikle ocak başı toplantılarınızın sonrası için size yararlı olacağı kanısındayım. Toplantı sonunda, R. Kocalarının Yavuz gemisinin bacası gibi içtikleri sigara yüzünden oluşan, evinizdeki sigara kokusunu çıkarmak için; bir kabın içine biraz kaya tuzu koyup üzerine etil alkol dökünüz ve evinizin çeşitli köşelerine koyunuz. Mutfağınızı karıncalar mı işgal etti? Onlara engel olmak için geçtikleri yollara; R. Kocalarının ocak başı toplantılarınızda unuttukları sigara paketlerinden emaneten alacağınız iki adet sigarayı koyunuz. İşe yarayabilir, çünkü karıncalar tütün kokusundan nefret ederler. Arkadaş toplantısına gitmek üzere hazırlandınız ve oje sürmeyi son ana bıraktınız, ancak bir türlü ojenizin kapağını açamıyorsunuz ve sinirleniyorsunuz, oysa güzel canınızı sıkmaya hiç gerek yok. Oje şişenizi sıcak suyun içinde birkaç dakika beklettiğinizde kolayca açıldığını göreceksiniz. Bu olayı yani kapağın açılamamasını tamamen önlemek için de; oje şişesini kapatmadan önce şişenin ağzına biraz el kreminizden sürünüz ve sonra kapatınız. Bir sonraki kullanımınızda onun kolayca açıldığını göreceksiniz. Sizlere; biraz da mutfak da yararlanacağınız, pratik ve lüzumlu bilgiler vermek isterim. Karnıbahar pişirirken eve yayılan koku kimsenin ve eminim ki sizinde hoşuna gitmez. Bu kokudan kurtulmak için pişme suyuna bir parça tuz ve iki kaşık sirke ilave ediniz, köpük oluşumunun ardından sebzeleri ilave ediniz lütfen. Evi saran kötü kokudan eser kalmadığını göreceksiniz. Bin bir emekle pişirdiğiniz yemeğin tuzu fazla mı kaçtı? Yemeğe katacağınız patates fazla tuzu alacak, afiyet olsun! Lahana yemekleri de kokuludur doğrusu. Mutfağınıza sinen kokudan kurtulmak için bir elmanın kabuğunu soyup lahananın pişme suyuna ekleyiniz. Hem koku çabucak kaybolacak hem de pişirdiğiniz lahanayı kocanızın hazmı, çok kolay olacaktır. Kocanızın, sizi balık yemeğe dışarıya götürmesini isterim; ama evde yeme konusunda ısrarlıysa, yorgunluğundan tabi ki, bir zahmet pişirmenizi tavsiye edeceğim. Ev de balık yemek zahmetli biliyorum, ama ya kokusu daha da beter emin olunuz. Bu kokuyu yok etmenin en kolay yolu küçük bir kapta elma kabuğu pişirmeniz olacaktır. Yine; ocak başınızın havalı geçmesi için, küçük bir önerim olacak. Keklerinizin ve pastalarınızın kabarması için karbonat katarsınız, ancak iyi erimeyen karbonat tadı kötü bir sürprizdir. Karbonatı eritmenin kolay yolu üzerine biraz limon sıkmaktır. Böylece toplantıda, herkes sizden kek tarifi isteyecektir emin olunuz, keki hizmetçiniz yapmış olsa dahi. Şimdi bakla pişirme ve dolayısıyla da yeme zamanı. Pişen bakla kararır, bunu önlemek için; ayıklanmış baklayı bir süre limonlu ve unlu karışımda bekletirseniz, pişirdiğiniz baklanın rengi iştah açıcı tadı lezzetli olacaktır. Sevgili okurlarım; tavsiyelerimin uydurma olduğunu düşünenleriniz var ise; bunlardan yalnızca bir tanesini bile denemeniz, her tarakta bezi olan mümtaz şahsiyetimi takdiriniz için yeterli olacaktır efendim. Rtkç. Naci YAZICI
|
SİZİN KÖŞENİZ... Günseli Oral’dan gelen bir öyküyü sizlerle paylaşmak istedik. Ranga Charya Eski bir Hint masalı şöyle sürer gider. Bir zamanlar çok büyük bir ressam varmış. Yapıtları herkes tarafından beğenilirmiş. Ülkenin kralı bile onu onur madalyası ile ödüllendirmiş. Ona Hintçe’de renklerin ustası anlamına gelen "Ranga Charya" adı verilmiş. Ama hayranları ona kısaca "Ranga Guruji" derlermiş. Ranga, yıllar içinde, alanındaki ustalığını kanıtlarcasına kendine özgü bir renk stili geliştirmiş. Çok çalışması, yorumu ve konuya kendini vermesi, kendinden sonra gelenlerin izlemesi için örnek olmuş. Bir sanat okulu açmış ve orada öğrencilerine sanatın inceliklerini öğretmeye başlamış. Belli bir müfredatı ve süresi yokmuş okulun. Öğrencinin, yeteneğinden ve bilgisinden kendisi tatmin olduktan sonra onu sanat dünyasına takdim etmesi okulun özelliğiymiş. Kendince bir "Öğrenci Değerlendirme" yöntemi geliştirmişti. Bu, onun çalışma yöntemi gibi, dünyada eşi olmayan bir yöntemdi. Okulunda bir öğrenci olan Rajeev çok aceleciydi. Rajeev özel bir
yeteneğe sahipti ve Ranga'nın aradığı özellikler doğrultusunda öteki
öğrencilerden çok daha hızlı bir başarı gösteriyordu. Ranga ondaki bu gelişmeden
çok memnundu. Çok övgü ve teşvik almaktan dolayı Rajeev merakla Ranja Guruji'nin onu
artık bir ressam olarak ilan edeceği ve yaşamının bu biçimde devam etmeye
başlayacağı günü bekliyordu. Rajeev gece gündüz çalıştı; en güzel resmini yaptı ve Ranga
Guruji'ye getirdi. Ranga "Şimdi bunu kentin meydanında halkın beğenisine
sun" dedi. "İnsanların senin yapıtını görmelerine izin ver. Resmin altına
büyük ve koyu harflerle, bu resmin halkın değerlendirmesi için oraya konulduğunu ve
resimdeki hataların izleyenler tarafından resmin üzerine bir X çizerek belirtilmesini
yaz." Rajeev, Ranga'nın dediklerini yaptı. Resmi kentin en Rajeev yeni bir sanat şaheseri daha yaptı. Ranga daha önce
söylediği şeyleri tekrarladı. Ancak en son satırda Birkaç gün sonra Rajeev resmi almaya gittiğinde şaşırdı. Çünkü resmin üzerinde hiçbir işaret olmadığı gibi yanına konulmuş olan malzemelere de hiç dokunulmamıştı. Rajeev resmi Guru'suna sunarken çok mutlu olmuş ve kendine güven dolmuştu. Ranga yine gülümsedi ve "Rajeev bugün öğrenmiş olduğun bu dersle birlikte artık senin eğitimin tamamlandı"dedi. "Sevgili oğlum, eğer bu dalda mükemmellik ve yücelik
istiyorsan yalnızca sanatta ustalaşmış olman yetmez. Eğer dünyayı seni yargılayacak kişi olarak kabul edersen hep hayal kırıklığına uğrarsın. İnsanlar hiçbir bilgisi ve ciddiyeti olamadan yargılamalarda bulunur ve birbirlerine fikirlerini söylerler. Senin ilk resmini X’lerle doldurdular, çünkü onları engelleyecek hiçbir risk yoktu. Ve çoğunun bu konuda hiçbir yeteneği ve bilgisi de yoktu. Ama onlara sunulan bu fırsatı memnuniyetle değerlendirdiler. Ama aynı insanlar, hataları bulup düzeltmeleri istendiğinde bunu yapmadılar. Çünkü bu kez onların bilgisi ve yeteneği risk altındaydı; bu konudaki eksikliklerini göstermekten çekindiler. Uzak durmayı yeğlediler." Ranga devam etti: "Böylece sevgili oğlum, senin çalışman, senin yeteneklerin, senin bilgin, senin sanat alanındaki çabaların, senin çok çalışmanın ve içten uğraşılarının değerli bir ürünüdür. Bunu dünyaya bedava sunma. O zaman çalışman ilk resminin uğradığı sonuca uğrar." “Kendinin yargıcı ol ve değerini kendin belirle ama bunu adalet ve eşitlik ilkeleriyle yap. Ve böyle davrandığında seni temin ederim ki asla ne kendin ne de yapıtınla hayal kırıklığına uğrarsın." "Son olarak bir de bu; başkalarının yapıtlarını da senin
değerlendirme hakkın olmadığı anlamına gelir." |
Bültenimizi düzenli olarak izleyen birçok dostumuzun, web sayfamızı ziyaret etme alışkanlığını bir türlü edinemediklerini görüyoruz. Sevgili Oktay Yiğitbaşı’nın son olarak projeler sayfasını hazırladığını hatırlatalım ve kulübümüzün çok sayıda etkinliğine yer verilen bu bölüme göz atmanızı önerelim. Tarihçe sayfamızı da lütfen ziyaret edin. Aşağıdaki fotoğrafı acaba kaç üyemiz gördü dersiniz? Rtn.Yılmaz Urcu'ya teşekkürlerimizle... |